- Katılım
- 29 Temmuz 2023
- Mesajlar
- 200
- Emoji Skoru
- 321
- Puanlar
- 33
Merhabalar, bu foruma yazmayalı baya olmuştu. Bugün denk geldim tekrar sayfaya ve hayatımda içinden çıkamadığım bir konu hakkında sizin fikrinizi almak istedim.
Ortak arkadaşlarımızın tanıştırmasıyla imam olacak biriyle tanıştım yazın. Öğretmenim ve yaz tatili için memleketteydim. İlk 2 ay memlekette konuştuk. Çocuk çok düşünceli ve ciddi yaklaşan birisi ilişkiye. Evlilik istiyor. Beni gerçekten seviyor. Mesela kilolu olduğum için kendimi kötü hissettiğim bir dönem ama bana imasını bile yapmadı bu konunun. Hediye alır, bana her zaman vakit ayırır. İki eli kanda olsa ben telefonla aradım diye yine de açar. Gün içerisinde arar ve mesajlaşmak da ister. Balık burcu ve ilgilenip ilgi görmek isteyen bir yapısı var. Aynı zamanda eril de, yani hem bana güven veriyor sorumluluk alma konusunda hem de bana karşı bir o kadar da nazik. Yanında güvende hissediyordum. Ataerkil bir kafası da yok yüzde yüz. Yani evde yemekleri yapar mesela illa kadın yapacak kafası da yok. Bana sen nerede yaşamak istersen yaşayalım derdi ve geleceğe yönelik planlar yapıp bunlara hep beni de dahil ederdi. Neyse sonra ben atandığım şehre gittim okul başlayınca. Artık burada 3. Yılım. Çok şey öğrendim ve çok büyüdüm. Ortam da eskisine göre beni daha az tüketiyor ama sene başında depresyona girdim yine buraya gelince. Zümrem de hamilelik izni alınca iş yüküm de aşırı fazlaydı. Dayanamıyordum. Ortam olarak da dışarı çıkıp durmadan boş boş sosyalleşiyordum. Kafam dağılsın diye gereksiz bir şekilde. Eski sevgilim de bu hengamede onu düşünmemi bekliyordu. Yani daha gözümü açtım atandığım yerde 2 3 hafta sonra geldi. Vakit geçirdik ve bir 3 hafta sonra yine gelmek istedi. Ben istemedim işin aslı ama yok diyemedim. Arkadaşlarımla nasıl tanıştırırım diye de geriliyordum sevmezler mi acaba diye. Şu an saçma geliyor sevmezlerse sevmesinler neden öyle düşünmüşüm diyorum. Ben seviyor muyum sevmiyor muyum düşüncelerim artınca buna karşı ayrıldım. Şimdi ayrılık üzerinden 3 ay geçti ve acaba yanlış mı yaptım diyorum.
Yani çok iyi bir insan ama mesela film zevklerimiz farklı. Bazen kavgalarda beni anlamıyor gibi hissediyordum. Gün içerisinde konuşuyorduk 1 2 saat ama tam derinleşemiyorduk gibi hissediyorum. Yani birine bir şey hissetme duyumu mu yitirdim acaba. Bu lanet şehir beni hissizleştirdi mi, ilk geldiğimde depresyon artı saçma sapan arkadaş ortamım mı beni etkiledi ki? Yani rutin tipler sıkıcı mı geliyor illa toksiklik mi arıyorum ki diyorum. Flörtöz saçma sapan tiplere alıştım da düzgün tipleri sevmiyorum gibi mi hissediyorum acaba? Çevremdeki evliliklere bakıyorum ve herkes bir şeyleri okeyleyip evlenmiş çoğu benim okey demeyeceğim şeyler. Benim eski erkek arkadaşım hepsinden daha iyiydi. Mizahi biri değildi ve konuşma olarak sohbetin daha çok sardığı insanlarla konuşmuştum. Ama bunlar her şey mi? Sadık olması beni düşünmesi de önemli diyorum. Boğazım ağrıyor diye bana çayı kendi eliyle içiren kimseden görmediğim şevkati veren birisi. Geri yazsam mı acaba tekrar deneyelim diye en azından diyorum. Ve yazın dinamiğimiz iyiydi. Buraya geldiğimden beri adapte olamıyorum ilişkiye. Hızlı ciddiyete binecekti birden evlilik konuşması da korkuttu beni. Yaşlarımız 27 bu arada. Hızlı dediğim de 1 sene içinde evlenmeyi düşünüyorduk. 6 aya nişan gibi olacaktı aslında normal bir süre ama çok korkmuştum o ara. Şimdi o kadar korkutucu gelmiyor. O zamanlar durmadan dışarıda geziyordum şimdi evde rutin sakin yaşam hoşuma gidiyor. Fikrine değer verdiğim arkadaşlarım yanlış yapıyorsun dedi hep. Sizin de fikrinizi merak ediyorum.
Ortak arkadaşlarımızın tanıştırmasıyla imam olacak biriyle tanıştım yazın. Öğretmenim ve yaz tatili için memleketteydim. İlk 2 ay memlekette konuştuk. Çocuk çok düşünceli ve ciddi yaklaşan birisi ilişkiye. Evlilik istiyor. Beni gerçekten seviyor. Mesela kilolu olduğum için kendimi kötü hissettiğim bir dönem ama bana imasını bile yapmadı bu konunun. Hediye alır, bana her zaman vakit ayırır. İki eli kanda olsa ben telefonla aradım diye yine de açar. Gün içerisinde arar ve mesajlaşmak da ister. Balık burcu ve ilgilenip ilgi görmek isteyen bir yapısı var. Aynı zamanda eril de, yani hem bana güven veriyor sorumluluk alma konusunda hem de bana karşı bir o kadar da nazik. Yanında güvende hissediyordum. Ataerkil bir kafası da yok yüzde yüz. Yani evde yemekleri yapar mesela illa kadın yapacak kafası da yok. Bana sen nerede yaşamak istersen yaşayalım derdi ve geleceğe yönelik planlar yapıp bunlara hep beni de dahil ederdi. Neyse sonra ben atandığım şehre gittim okul başlayınca. Artık burada 3. Yılım. Çok şey öğrendim ve çok büyüdüm. Ortam da eskisine göre beni daha az tüketiyor ama sene başında depresyona girdim yine buraya gelince. Zümrem de hamilelik izni alınca iş yüküm de aşırı fazlaydı. Dayanamıyordum. Ortam olarak da dışarı çıkıp durmadan boş boş sosyalleşiyordum. Kafam dağılsın diye gereksiz bir şekilde. Eski sevgilim de bu hengamede onu düşünmemi bekliyordu. Yani daha gözümü açtım atandığım yerde 2 3 hafta sonra geldi. Vakit geçirdik ve bir 3 hafta sonra yine gelmek istedi. Ben istemedim işin aslı ama yok diyemedim. Arkadaşlarımla nasıl tanıştırırım diye de geriliyordum sevmezler mi acaba diye. Şu an saçma geliyor sevmezlerse sevmesinler neden öyle düşünmüşüm diyorum. Ben seviyor muyum sevmiyor muyum düşüncelerim artınca buna karşı ayrıldım. Şimdi ayrılık üzerinden 3 ay geçti ve acaba yanlış mı yaptım diyorum.
Yani çok iyi bir insan ama mesela film zevklerimiz farklı. Bazen kavgalarda beni anlamıyor gibi hissediyordum. Gün içerisinde konuşuyorduk 1 2 saat ama tam derinleşemiyorduk gibi hissediyorum. Yani birine bir şey hissetme duyumu mu yitirdim acaba. Bu lanet şehir beni hissizleştirdi mi, ilk geldiğimde depresyon artı saçma sapan arkadaş ortamım mı beni etkiledi ki? Yani rutin tipler sıkıcı mı geliyor illa toksiklik mi arıyorum ki diyorum. Flörtöz saçma sapan tiplere alıştım da düzgün tipleri sevmiyorum gibi mi hissediyorum acaba? Çevremdeki evliliklere bakıyorum ve herkes bir şeyleri okeyleyip evlenmiş çoğu benim okey demeyeceğim şeyler. Benim eski erkek arkadaşım hepsinden daha iyiydi. Mizahi biri değildi ve konuşma olarak sohbetin daha çok sardığı insanlarla konuşmuştum. Ama bunlar her şey mi? Sadık olması beni düşünmesi de önemli diyorum. Boğazım ağrıyor diye bana çayı kendi eliyle içiren kimseden görmediğim şevkati veren birisi. Geri yazsam mı acaba tekrar deneyelim diye en azından diyorum. Ve yazın dinamiğimiz iyiydi. Buraya geldiğimden beri adapte olamıyorum ilişkiye. Hızlı ciddiyete binecekti birden evlilik konuşması da korkuttu beni. Yaşlarımız 27 bu arada. Hızlı dediğim de 1 sene içinde evlenmeyi düşünüyorduk. 6 aya nişan gibi olacaktı aslında normal bir süre ama çok korkmuştum o ara. Şimdi o kadar korkutucu gelmiyor. O zamanlar durmadan dışarıda geziyordum şimdi evde rutin sakin yaşam hoşuma gidiyor. Fikrine değer verdiğim arkadaşlarım yanlış yapıyorsun dedi hep. Sizin de fikrinizi merak ediyorum.