Kimse "Kürtçe öğrenmek zorundasın." demiyor. Söylenen şey şu Eğer farklı bir kültürden biriyle evleniyorsan, o kültürü tanımaya ve anlamaya da istekli olmalısın. Bu, taviz vermek değil evliliğin doğal bir parçasıdır.
Sen ise konuyu sürekli "Türkiye'nin resmi dili Türkçe." noktasına çekiyorsun. Resmi dil ile insanların aile içinde hangi dili konuşacağı aynı konu değil. Türkiye'nin resmi dili Türkçedir, buna kimsenin itirazı yok. Ama insanlar evlerinde, köylerinde veya aile büyükleriyle kendi ana dillerini konuşabilirler. Hukuki bir zorunluluk ile aile içi iletişimi birbirine karıştırıyorsun.
Asıl mesele saygıdır. Bir gelin "Ben anlamıyorum, mümkün olduğunca Türkçe konuşabilir misiniz?" der, buna rağmen özellikle dışlamak amacıyla devam ederlerse elbette kötü niyet vardır. Buna kimse itiraz etmiyor. Ama ortada böyle bir çaba yoksa, sadece "Onlar Kürtçe konuşuyor." diye tüm aileyi suçlamak da doğru değil.
Almancı örneği de tam oturmuyor. Ben Almanya'da yaşayan bir aileye gelin gitsem, kendi aralarında Almanca konuşmalarını doğal karşılarım. Beni özellikle dışlıyorlarsa bunu eleştiririm. Ama "Neden Almanca konuşuyorlar?" diye değil, "Beni özellikle dışlıyorlar." diye eleştiririm. Sorun dil değil, niyettir.
"Kürtçe neden öğrensin, İngilizce öğrensin daha faydalı." demişsin. İngilizce öğrenmek elbette daha evrensel fayda sağlar. Ama bir insanın eşinin dilini öğrenmek istemesinin amacı kariyer yapmak değildir. Eşinin ailesini, büyüklerini, kültürünü daha iyi anlamaktır. Bunlar birbirinin alternatifi değil. İnsan hem İngilizce öğrenebilir hem de isterse eşinin dilinden birkaç cümle öğrenebilir.
Ben de normal hayatta kimsenin Kürtçe öğrenmek zorunda olduğunu düşünmüyorum. Ama eşim Kürt olsaydı, onun dilinden birkaç kelime öğrenmek isterdim. Zorunluluktan değil, eşime ve hayatını paylaştığım aileye yakın olmak için.
Ben kendi hayatımda da bunun benzerini yaşadım. Eşimin köyünün kültürü benim yetiştiğim yerden farklıydı. Normalde daha açık giyinirim ama köye giderken pantolon ve tişört tercih ettim. Çünkü orası onların yaşam biçimiydi. Buna karşılık eşim de benden tamamen değişmemi istemedi. Ortada karşılıklı bir uyum vardı. Tek taraflı fedakârlık değil, orta yol.
Bu yüzden sorulan "Baştan bunları hiç düşünmedin mi?" sorusu ırkçılık değil. Çünkü farklı kültürden biriyle evlenirken bu ihtimaller vardır. Bunları konuşmadan evlenip sonra bütün suçu bir millete yüklemek adil olmaz.
Ben de terörden en çok zarar gören meslek gruplarından birinin eşiyim. Eşim yıllarca görev nedeniyle evine gelemedi, canını ortaya koydu. Terörü de, zararını da çok iyi biliyorum. İçlerinde hâlâ Türk düşmanlığı yapan, ırkçılık yapan insanlar olduğunu da inkâr etmiyorum. Ama bunun üzerinden milyonlarca insanı aynı kefeye koymak da doğru değil. Her toplumda iyi insan da vardır, kötü insan da.
Özetle gerçekten dışlanıyorsa sonuna kadar haklıdır. Defalarca uyarmasına rağmen kasıtlı olarak anlamadığı dilde konuşmaya devam ediliyorsa bu saygısızlıktır. Ama ortada böyle bir süreç yaşanmadan, sadece farklı bir kültürle evlenmiş olmanın sonuçlarını tamamen karşı tarafa yüklemek de doğru değildir.