O anlamda söylemedim aslında. Kadın evde otursun hiç bişey yapmasın anlamında değil. Sadece modern çağda artık bazı şeyleri çok fazla geciktirmeye başladık. Evlilik yaşları artık çok geç . Çocuk yapma yaşı artık çok geç. Bende bu modern çağ kadınlarından biriyim . Aynı düşünceye sahibim. Ama bir kaç gündür düşünüyorum. 35 yaşına kadar kariyer hedefi ev alalım , araba alalım. Borçlar bitsin. 36 yaşında anne olmaya çalışıyorsun. Sen 40 yaşındayken çocugun daha minicik oluyor. Annem 40 yaşındayken ben 20 yaşındaydım. Annemle oyunlar oynardık. Parkalara giderdik. Eğlenirdik. Çalışan 40 yaşındaki bir anne çocuğuyla ne yapabiliyor. Evet özel okula yollayabiliyor , yüzme kursuna, tiyatro kursuna , yaz okuluna gönderebiliyor. Evde bir bakıcı senin görmediğin çocugunla daha yakın. Şimdi modern hayat dediğimiz şey ne oluyor tam olarak. Valla benim anneannem hiç çalışmamış , 7 çocuk büyütmüş inanın ki hiç ezilmemiş. Hep güçlüymüş. Şuan benim ailemde anneannem kadar gücüm yok. Güç dediğimiz şey sadece para kazanmak gibi algılanıyor ama öyle olmuyor.
Evet güç sadece para kazanmak değil. Mesela siz para kazanıyorsunuz ama bütün ipleri kocanızın eline öyle bir vermişsiniz ki, onun çocuğunu doğurabilmek için yorulduğunuzdan izninize bir hafta erken ayrılınca size surat yapabiliyor. Paranız da büyük ihtimalle hep masraflara gidiyordur. Maaşınızın ne kadarı sadece size, keyfinize göre harcamak için kalıyor?
Ben de çalışıyorum. Mesaim yok o yüzden daha rahatım. Bazen çok yoğun oluyorum bazen günlerce işe gitmeme gerek kalmıyor. Evde olduğum günler yemek falan yapıyorum. Ama yemek yapmak benim için hobi. İnternette gördüğüm değişik tarifleri falan yapıyorum mesela. O da beni yoruyor ve genelde tek çeşit oluyor. Salata çorba, şu bu yapmam. Tatlı yapacaksam yine aynı şekilde, ya değişik tarif görmüşümdür ya da sevdiğim bir şeyi canım istemiştir ondan yaparım.
Temizlik hiç yapmıyorum. Kadın geliyor sadece o temizliyor evi. Ben akşamdan akşama bulaşıkları makineye diziyorum sadece bu.
Benim eşim çok titiz. Bıraksam o da isterdi ev her gün süpürülsün, halıda saçlar gezmesin, sadece gömlekleri değil tişörtleri de pantolonları da ütülensin. Ama ben yaptığım kadarını yapıyorum. Bir şey derse duymazdan geliyorum işime gelmezse. Onu zaten alıştırdım. Beni öğrendi. Ben kolay yorulurum, fazla ev işi falan yapamam. Bunu böyle kabul etti. Çok melek olduğundan değil, elindeki bu, ne yapsın boşansın mı bu yüzden?
Ben işe gittiğim günler genelde yemek yapmam. Ki eşim de alışık olduğundan, eğer yaptıysam şaşırır, canım çalıştın sen bugün sipariş verirdik der.
Evet her halükarda kadınlar hala ev işlerini ne kadar az da yapsa daha çok kadının işi gibi görülüyor. Kadınlarımız sosyal eşitliği kabul ettiremedi. Ama kendimizi yormamak, eşimize kendimizi olduğu gibi kabul ettirmek de elimizde.
Ben çok becerikli bir kadın değilim. Çok becerikli bir kadın olsaydım aynı zamanda çok da yorgun bir kadın olurdum. O yüzden olmuyorum. Siz de olmayın. Kendinizi kabul ettirin.
Bakın benim kocam şöyle iyi böyle iyi o yüzden rahatım demiyorum. İyidir ama mesela o değil. Ben böyleyim, o yüzden rahatım diyorum. Bırakın biraz tartışma çıksın, biraz surat yapsın. Ev işlerini paylaşın. İstiyorsanız ücretsiz izin alın. O çok gönüllü ve çok mutlu olmak zorunda değil. Olsa ne güzel olur, ama olmasa da diretebilmeniz lazım. Neden? Çünkü eşitsiniz. Çünkü sizin ekonomik özgürlüğünüz var. Çünkü siz daha ergenliği bitmeden iki çocuk doğurmuş, kaynanasıyla yaşayan, okumamış, cahil, hakkını hukukunu bilmeyen, boşanırsa daha yaşına girmemiş bebeğini elinden alabilecekler sanan, dayak yiyip oturan, aldatma işini bütün erkekler yapıyor diye kabullenmiş, kocası kahveden, meyhaneden eve zaten gece yarısından önce gelmeyen bir eski zaman kadını değilsiniz. Halinize şükredin ve hakkınızı savunun.