Merhabalar..
Daha önce birçok kez buraya yazdım. Ama artık gerçek anlamda kendime yetemiyorum. Önce kanserdim bu süreçte evlendim ve çoğu şeyde hep ailem yanımda oldu. Daha sonra iğrenç bir evlilik yaşadım ve 6 Şubat depreminden sonra kayıplarım ve hastalığımın etkileri ile en son boşanma ve 2 yıla yakın süren boşanma süreciyle uğraştım. Ailem sözde yanımda olacaklarını söyleyip en ince noktamı bulup her zaman ezip incittiler.. Onların normali buydu. Sürekli yaptığım tercihlerin yanlışını empoze ettiler.. Hpv olduğumu öğrendim.. O zaten beni mahvetti. En son artık intihar fikriyle boğuşmaya başladım ve terapiye başlayıp bu süreçte kendimi toplayıp bana ait bir hayat kurmak için güç toplamaya çalıştım. 6 kez nerdeyse gittim ancak psikoloğum sadece başını sallayarak sizin yaşadıklarınız çok ağır, sağlıklı olmanızı beklemeniz yanlış bilmem ne tarzı 45 dakikada 5 cümleden öteye gitmiyor. En son bugün korkularım var! Yeni bir hayata başlamaya cesaret edemiyorum. Bana minikte olsa bir yol gösterin diye resmen yalvardım. Sonuç başını sallayan biri.. Ve en kötüsü her gittiğimde geçmişi ve unutmak istediğim her anı konuştukça en basitinde yasını tutamadığım kaybettiğim organlarımın her birinin acısını daha ağır şekilde yaşamaya başladım. Kendime yeni bir sayfa açmak için öz benliğimi kazanma umuduyla gittiğim terapide daha çok dışarı çıkmayan birine dönüştüm. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Şimdi nefes nasıl alınır onu bile unuttum. İçimde bitmeyen bir korku ile yaşıyorum. Ailemden kimse nasıl olduğumu sormuyor ki bunu beklemiyorum ama hala suçlayıcı dilleri üstümde. En yakınlarım dediğim bile sürekli güçlü biri olduğumu söylüyor ya da bu durumu ifade etsem azarlıyorlar… Mutsuzmuyum onu bile bilmiyorum. Terapiden çok umutluydum bugün o boş anlamsız bakışlardan sonra gitmeme kararı aldım. Üzülüyorum.. Tek hissettiğim şey derin bir üzüntü..
Yarım imam dinden yarım doktor candan hesabı, tüm psikologlar işinin ehli değil.
Terapide anlaşılmadığınızı hissediyorsanız, aynı kişide ısrarcı olmayın.
Bir de siz şu an travma çözecek esneklikte değilsiniz.
Travma, bilinenin aksine, hayatımız daha yolundayken derin kazacağımız bir alan.
Zaten hayatınız alt üstken, böylesi acılı bir sürece girmeyin.
Onun yerine bedensel ve duygusal ihtiyaçlarınızı saptayın.
En son ne zaman ve nerede doyasıya güldünüz?
En son ne zaman ve nerde olduğunuz halinizle güvende ve kabul görmüş hissettiniz?
En son ne zaman enerjik ve istekli uyandınız yataktan?
En son ne zaman çok sevdiğiniz bir yemeği özenerek yaptınız kendinize?
En son ne zaman zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğiniz bir hobinizle meşgul oldunuz?
İnsanlara dertlerinizin dağ olduğunu ispat etmeye çalışırken (bu psikolog dahi olsa), kendinizden uzaklaşmayın.
Tüm terapilerin amacı bize kendimizi buldurmak.
Alın kendinizi karşınıza, sorun her gün, neye ihtiyacın var? Diyelim ki 10 şey saydınız, “hepsini şu an veremem ama sana çok sevdiğin şu yemeği yapabilirim datlum” deyin

ya da “gel sana şurayı gezdireyim” gibi. Kendi kendinizin annesi olun, bakın evladınıza. Bir elinizle ötekini tutun masaj yapın.
Bırakın, ebeveynleri, psikoloğu vırtı zırtı, bizim el ucuyla tuttuğumuz kendimizi kimse can kan bağrına basmaz.
Kendimizin sorumluluğunu alacağız.
“Şu an bu hayattan geçiyorum ben!”, diyeceğiz.
Tek kullanımlık hayat hakkımızı kimsenin vicdanına emanet etmeyeceğiz.
Size sarılıyorum, kolaylıklar diliyorum

