Çünkü genelde 15'li yaşlarda yaşanılan deneyimi daha fazla bilgi ve açlık halinde olduğunuz 30'lu yaşlarda yaşadınız. İnsanın küçükken derinliğinin farkına varamadığı yalnızlık, çaresizlik, güvensizlik gibi hisler ilerleyen yaşlarda aniden ortaya çıkınca tarumar ediyor. Sizin şimdiye değin alışa alışa bugünlere güçlü halde gelmeniz gerekirdi. Şuan hayat size biraz geç kalmış bir ders veriyor, acı bu yüzden fazla.
Şuan kendi halinde zihniniz hiçbir şeyi olumlu göremez, bu yüzden bence ne kadar umut barındıran şey varsa sürekli kendinizi ona maruz bırakın. Neşeli şarkılar açın, fon müziği gibi evde hep çalsın. Sakin, huzurlu filmler izleyin.
Size sanki hayatınızda bir dönem kapandı ve geriye sadece umutsuzluk, sıradanlık, boşluk kaldı gibi geliyordur. En değerli bulduğunuz parçanız, çocuksu, romantik yanınız öldürülmüş de bundan böyle kuru, yavan, hayallerin olmadığı bir hayata mahkum kalmışsınız gibi. Ama bitmedi hiçbir şey, değişmediniz siz. Yani karakterinizi saçma bir insanın saçma hareketleri sebebiyle değiştirmek, hayallerinizi aşağı çekmek zorunda değilsiniz. Bin kat daha fazla sevgi dolu, huzur, güven veren, yarı yolda bırakmayan, güçlü, onurlu insanlar var. Kaybetmediniz, bir şey bitmedi. Hayat sayısız ihtimalle sizin tarafınızdan deneyimlenmeyi bekliyor. Yaşamayı ertelemeyin.
O sorunlu insan nasılda hayatın tadını çıkarıyor, hiç yataklara düşüyor mu? Haksızlık değil mi bu? Sen niye acı çekecek mişsin, 15 günde üç defa yemek ne demek? Üzüntünü öfkeye çevir.
Sana daha öncede aynı öneride bulunmuştum, yine söyleyeyim; dağa taşa da olsa derdini anlat. Düşünürken sesli konuş. Düşüncelerin dışarı çıkması lazım. Anlattıkça etkisi azalacaktır.