Ben de "sen " diyenlere "siz" demeyi sürdürüp, hanımlı beyli devam edenlerdenim.
Ingilizce dışındaki yabancı dillerde de- almanca, hollandaca, ispanyolca vs..- siz ve sen ayrımı çok açıktır. Kelimeleri bizdeki gibi farklıdır.
Eğitimsizler/az eğitimliler (okul çağındaki gençlerin birbiriyle ilişkisi müstesna) dışında, orada da yeni ilişkilerde "sen" e geçmek, bir aşamadır.
Bu konuda bir anım var, hikayedeki herkes yabancı: Bir hayli saygın bir avukat ve avukatın bir müvekkili var. Bu müvekkille avukat arasında çok uzun yıllardır hizmet veren/hizmet alan ilişkisi sürüyor, artık dostluk da var, birbirleriyle sen diye konuşuyorlar. Avukat, ilerleyen yıllarda, müvekkilin karısı ile de tanışıyor. Avukat yaşça herkesten büyük, ama diğer herkes de en az + 35 . Birkaç kere bir araya geliyorlar ailece.
Bir yemekte sohbet derinleşiyor, bu avukat aynı zamanda da hukuk profesörlüğü olan bir kişi. Müvekkilin karısı, bu profesör avukata - mesela adı Hans Meier olsun avukatın- Profesör Meier diye hitap ediyor ve siz diye konuşuyor. Neyse, işte son yemekte - ben de varım- bu yaşça diğer herkesten büyük avukat, Prof Meier diye diye konuşan kadına döndü ve " bana sen diyebilirsin " dedi. Kadın sakince döndü, " Önce haketmeniz gerek Profesör Meier " dedi.
O an, siz ve sen ayrımı için ne düşündüğümü, niye hoşlanmadığımı anlatan/aydınlatan bir an olmuştu benim için.
Esasen bir yakınlık göstergesi olması gerektiği için, mesafeyi ortadan kaldırdığı ve bunda da iki kişinin de rızası olması gerektiği için, örnek vermek gerekirse, iki kere kapıda selam verdim diye, 3. gün kapımı çalıp "kahve içmeye geldiiim, aaa salona ne gerek var, mutfakta içeriiiiz" diyip küt diye mutfağıma dalan, hadsiz görgüsüz bir komşuyla başbaşa kalmışım hissi verdiği için, ben de hoşlanmıyorum.