• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Yalnızlık hissiyle başa çıkmak

Bu yaptığınızı yaptığımda hep üzülen taraf oldum. Birileri bana emek harcasın birazda
Karşılıklıdır biraz da bu durum. Bilmiyorum bazı arkadaşlıklar biter. Ama her zaman da kazık yedim, hep emek veren ben oldum kısmına inanmıyorum. Mutlaka bir yerlerde bir sorun olmuştur.
Bahsettiğim arkadaşım mesela ben daha çok çocuğunu alıp plan yapmasına olanak sağlıyorum. Ama o da bana başka şekilde destek oluyor. Mesela ben kek börekte iyi değilimdir. Oğluna kek yapınca mutlaka getirir bırakır. Doğumgünü yaptığımda mesela sen cupcake alma kendinde yapma diyip yapıp getirmişti. Ama aynı arkadaşlığı başkası yaşasa hep benim evimde oturuyoruz hep bende çocuklar der belki mesafe koyardı. Karşılıklı iyi niyetle yürüyor. Kimse durduk yere çevresindeki iyi niyetli insana zarar vermek istemez. İlla birebir aynı geri dönüşü almak önemli değil. Onun da elinden geleni yaptığını düşündüğüm sürece ben daha çok mu yapıyorum demem.
Oğlumun okul arkadaşı var mesela annesiyle az çok samimiyet kurduk. Çok yoğun çalışıyor. Bazen çıkışta oğlumu alır mısın der. Bugüne kadar hiç benim böyle bir talebim olmadı ama defalarca onun oğlunu alıp yemek yedirdim. Ama kullanılmak olarak bakmıyorum kadın yoğun ve mecburen destek istiyor gün gelir onun da benim için yapacağı bir şey olur. Beni zora sokmadığı sürece ben daha çok veren taraf olmaktan gocunmam.
 
Sorun ne biliyor musunuz kendinizle nasıl iyi vakit geçirilir onu bilmiyorsunuz. Benim arkadaş gruplarında hep buluşma planları geçiyor ben çoğuna katılmıyorum çünkü vaktim yok kendimle sessiz sakin vakit geçirmeyi seviyorum geçmişte de dost kazığı yediğim için insanlardan soğudum ama tamamen insanlardan uzak değilim o kahveye çağırır bu kahveye çağırır ama ben sevmiyorum kendimle kahve içmeyi daha çok seviyorum kimsenin derdini dinleyesim yok siz de kendinizle kahve içmeyi sevmenin yollarını bulmalısınız bazı insanlar illa ki arkadaş insan istiyor annem de öyle komşuluk yok diye yakınıyor ayh napacaksın komşuyu bir gününü planlarsan insanlara vakit kalmıyor yahu
Dediklerinize çoğunlukla katılıyorum. Ben de size benzer bir insanım ama bence kafa dengi insanlar bulmak zor oldugu icinde biraz buna evriliyor insan zamanla dahada fazla.
Aslında kafa dengi insanlar olduğu zaman insanın etrafında hayat daha güzel geçer ha biri çok sık buluşmak ister ama siz ve ben gibiler daha az buluşmak isteriz.

Ama söylede bir durum var bence.. insanın buluşabilecegi kisiler oldugunda bulusmasa dahi istedigimde bi alo der uygunlarsa bulusurum gerçegi/imkanindan dolayi mutlu, huzurlu oluyor ama buluşacagi kafa dengi birileri yoksa o zaman mecburi şekilde yalnız kaldığınız için bu daha can acıtıcı oluyor diye düşünüyorum
 
Dediklerinize çoğunlukla katılıyorum. Ben de size benzer bir insanım ama bence kafa dengi insanlar bulmak zor oldugu icinde biraz buna evriliyor insan zamanla dahada fazla.
Aslında kafa dengi insanlar olduğu zaman insanın etrafında hayat daha güzel geçer ha biri çok sık buluşmak ister ama siz ve ben gibiler daha az buluşmak isteriz.

Ama söylede bir durum var bence.. insanın buluşabilecegi kisiler oldugunda bulusmasa dahi istedigimde bi alo der uygunlarsa bulusurum gerçegi/imkanindan dolayi mutlu, huzurlu oluyor ama buluşacagi kafa dengi birileri yoksa o zaman mecburi şekilde yalnız kaldığınız için bu daha can acıtıcı oluyor diye düşünüyorum
Ben de sık sık buluşmayı sevmiyorum aşırı samimi olunca da gel kahve içelim oluyor sürekli az öz arada olacak ben kendimle vakit geçirmeyi seviyorum annem de burada komşuluk yok yalnız olunuyor diyor anne bir sürü iş oluyor günde insana sıra gelmiyor diyorum
 
Konu sahibi konu açtığından beri özel mesajlarda, konusunu unuttu gitti:)
 
Merhaba, birkaç gün önce burada bir konu açmıştım ve bir ayrılık sonrası evden tasınma ve toparlanmaya çalışma gibi içerikli bir yazı yazmıstım. Şimdi ise bu sürecin bana farkettirdiği bir şeyi paylasmak ve fikrinizi almak istiyorum.
Hayatım boyunca hep her konuda tek başıma yetebileceğime inanan bir insan oldum, ama bu "Ben tek başıma güçlüyüm" duygusundan değil aynaya baktığımda gördüğüm insanı hiçbir zaman gerçekten sevemedim, belki de bu yüzden hiç kimsenin de beni sevmeyeceğine inandım.
"Arkadaşlık" kavramına hayatımda bu yüzden hayatımda hiç yer vermedim.
Bir çok kisinin kazanabilmek için yıllarca çabaladığı cok güzel bir mesleğim var fakat ben o mesleğe de bence layık olamadım. İsyerinde arkadaş grubuna dahil olamayan tek kişiydim, tıpkı okul yıllarında kendine bir arkadaş edinemeyen, kendini ifade etmekten cekinen o kız olduğum gibi. O yüzden ben hep "kendim hallederim, birinin desteğine dostluguna ihtiyacım yok" diyerek yaşadım.
ama şuan içinde yasadıgım süreçte hayatımda bana "nasılsın?" diye soracak birinin varlığına ihtiyaç duyuyorum. "Ne kadar üzgün olduğunu görüyorum" diyerek sarılacak bir omuza bir gün gerçekten ihtiyaç duyuyormuş insan.
Belki de kendi başına kalmaya kendini ikna etmiş biriyken "biri gerçekten beni sevdi mi?" duygusunu yaşayıp o sevilmeme hissiyle tekrar yüzleşmek zorunda kalınca bu kadar ağırlaştım.
"Yaşadığın süreci atlatmak için dısarı çık arkadaşlarınla gez sosyalleş" dediklerinde buruk bir şekilde "benim bir arkadaşım yok" dediğinde farkediyormus insan senelerce kabullendiği yalnızlığı. Bu kadar yalnız olmasaydım belki beni bu kadar yaralamazdı yaşadıgım durum. Ama boş duvarlarla konusmaya mahkum olunca o acılar olduğundan çok daha ağır geliyor insana.

28 yaşındayım, insanın kendini sevmesi nasıl mümkün olur bilmiyorum, çok üzgünüm deyip birine sarılamıyor olmakla nasıl başa çıkar bilmiyorum, bizden ne istiyorsun niye bunu yazdın diyebilirsiniz, sadece kendi kendime taşıdıkça ağırlaşan bir yalnızlığı biriyle paylaşmak istedim o kadar.
Gençsiniz ve hayatın daha çok başındasınız, o yüzden umudunuzu sakın kaybetmeyin. İnsan her zaman insana muhtaçtır; çevrenizde kimse yoksa önce kendinizle arkadaş olun. Sabah aynaya bakıp içinizdeki o küçük kızı sevin, geçmişte kalan kırgınlıkları ve pişmanlıkları bırakın; çünkü geriye bakarak yürünmez, insan düşer. Kendinize iyi bakın, giyinin, süslenin, dışarı çıkın, bir kahve için, hayatın içinde olun; dostluk ve arkadaşlık isteğiniz varsa dualarınız karşılıksız kalmaz. “Yapamadım” demek yerine “İstersem yaparım” diye düşünün, her gece güzel bir hayatı ve iyi insanları gerçek olmuş gibi düşünerek uykuya dalın.Yaşadıklarınız birer imtihan ve bu zor günler geçecek; inanıyorum ki siz de güzel dostluklar kuracaksınız.
 
Burada da konu sahibi kendi tercihiyle yalnız kalmış gibi yazmış ama belli ki kafasında belli kriterler, kendini üstten görme gibi durumları var. İş yerinden yalnızca bir kişiyi kendine yakın görmüş. Diğer kişilerle sosyalleşmeyi denemiş mi de onları elemiş? İnsanlara böyle enerji yayıyorsa haliyle insanlar da onu çevresine kabul etmemiştir.
Yine iğneyi kendimize batırmamızı gerektiren bir konu olduğunu düşünüyorum.
Kendi isteğim ile uzak duruyordum zaten bunu da anlatmıstım, ben kendimi bile sevmezken kim beni neden sevsin diye düsündügüm için, insanların bağ kurma hızına yetisemedigim icin hep kendim kaldım. Kendi başıma her seyi yapabilirim kimseye ihtiyacım yok dedim hayatım boyunca. O yüzden kurmak istemedigim o bağa ihtiyaç duymak şuan çok üzücü benim için.
 
Kurslara katılın ,orda illaki karşınıza arkadaş edineceginiz kişiler çıkar.Zamanla telefon numaralarınızı verip görüşmeye başlarsınız.Disari çıkın tek te olsa, yürüyüş yapın,kitap okuyun,müzik dinleyin.Emin olun bu ruh haliniz devam etmeyecek.Kimse için heleki haketmeyenler için kendini asla üzüp enerjinizi düşürmeyin.Geçecek hepsi..
Ben 1 buçuk yıldır okçuluk kursuna gidiyorum bir tane bile yakın arkadaş edinemedim. Ordayken arada laflıyoruz sohbet ediyoruz, hatta iki tane kızla telefondan da ekleştik ama yine kurs dışı konuşmuyoruz, çünkü o kadar da kafa dengi olmadıkları için samimi olamadık. Yani bu noktada olay sadece bizim çabamıza sosyalleşmemize bakmıyor biraz da nasip meselesi. Ben özellikle hemcinslerim arasından mizacı bana benzeyen insan asla bulamıyorum. Çok şükür eşimi buldum, ki o erkek zaten. Kızlarla pek uyuşmuyorum ve bu durum beni üzüyor keşke bana benzeyen kızlara denk gelsem
 
Valla arkadasıklıklarda cok samimi degil. Daha geçenlerde günde nerdeyse yirmi kere anksiyete ataklarını sakinleştirdigim arkadasımı, doktora gidicektim randevumu biliyordu (hpv kaynaklı yıllık kontrol ) halimi hatrımı sormadı diye hayatımdan çıkardım. Bi yerden sonra karsılık göremedigim hicbir iliskidede yokum valla. Kendinizle vakit geçirmeye alışmanız gerek. Bende öyleydim yalnızım falan diyordum simdi yalnızlıgmdan keyif almayı ögrendim. 28 yasındayım bende, zamanla kendi dostunuzun kendiniz olxugunu ögrenmeniz gerek. Ayrıca bu hep böyle geçecek diye birşey yok, biraz kendinizi uğraş bulun kafanızı dağıtın. İyi gelecek.
 
Ben 1 buçuk yıldır okçuluk kursuna gidiyorum bir tane bile yakın arkadaş edinemedim. Ordayken arada laflıyoruz sohbet ediyoruz, hatta iki tane kızla telefondan da ekleştik ama yine kurs dışı konuşmuyoruz, çünkü o kadar da kafa dengi olmadıkları için samimi olamadık. Yani bu noktada olay sadece bizim çabamıza sosyalleşmemize bakmıyor biraz da nasip meselesi. Ben özellikle hemcinslerim arasından mizacı bana benzeyen insan asla bulamıyorum. Çok şükür eşimi buldum, ki o erkek zaten. Kızlarla pek uyuşmuyorum ve bu durum beni üzüyor keşke bana benzeyen kızlara denk gelsem
Haklısınız bazen zor oluyor kafa dengini bulmak ama biraz enerjinizle de alakalı.Bazilari girişken olur girdiği her ortamda arkadaş edinir, bazıları zorlanır bu konuda.Mesela tanıştığınız iki arkadaşınızla oturup kahve için bir mekanda,sonrası için de program yapın.Zamanla daha da gelişir arkadaşlık ilişkisi.
 
Ben de sık sık buluşmayı sevmiyorum aşırı samimi olunca da gel kahve içelim oluyor sürekli az öz arada olacak ben kendimle vakit geçirmeyi seviyorum annem de burada komşuluk yok yalnız olunuyor diyor anne bir sürü iş oluyor günde insana sıra gelmiyor diyorum
Haklisiniz. Insanın kendisinede vakit ayirmasi vede ondan keyif almasi cok degerli. Bazıları da bunu başaramadığı için haddinden fazla buluşalım edelim diyorlar 😌
 
Haklısınız bazen zor oluyor kafa dengini bulmak ama biraz enerjinizle de alakalı.Bazilari girişken olur girdiği her ortamda arkadaş edinir, bazıları zorlanır bu konuda.Mesela tanıştığınız iki arkadaşınızla oturup kahve için bir mekanda,sonrası için de program yapın.Zamanla daha da gelişir arkadaşlık ilişkisi.
O iki arkadaşla yakın olmayı özellikle istiyor değilim açıkçası çünkü okçuluk dışında ortak yönümüz yok. Mesela ben sık sık oyun oynayan biriyim, güncel oyunlar hakkında konuşasım geliyor ya da mesela o yıl game of the year ödülünü kazanan oyundan bahsediyorum, kız ağzımdan çıkan her sözcüğü hayatında ilk defa duyuyormuş gibi bakıyor bana. Gamer kızlar da var biliyorum yok değil ama reelde benim karşıma hiç çıkmadı bu yaşıma kadar. Hatta lisede bunu erkek hobisi olarak gördükleri için benimle dalga geçmişlerdi. Sadece oyun da değil genel olarak benim ilgilendiğim hiçbir şeyle ilgilenmiyorlar, benim komik bulduğum şeyleri komik bulmuyorlar, bazen benim konuşma şeklimi garipsliyorlar (yeri gelince lanlı lunlu konuşuyorum ama abartmadan) bunun tam tersi de doğru yani onların ilgilendiği şeylerle de ben ilgilenmiyorum mesela makyaj yapmıyorum instagram tiktok vs kullanmıyorum. Ay canım kıyamam falan gibi tepkiler veremiyorum öyle konuşmak istemiyorum. Bu tür şeyler yüzünden aramızda illa ki bir mesafe oluyor. Lütfen yanlış anlaşılmasın "pick me girl" gibi görülmekten korkuyorum bunları yazarken ama inanın farklılığımla övünüyor ya da diğer kızlara tepeden bakıyor değilim, aksine üzülüyorum bu duruma yani keşke mizacım biraz daha kızsı olsaydı da yakın kız arkadaşlar edinebilseydim diyorum. Tabi insanın kendi gibi davranması lazım yani başkası olmaya çalışarak yaşanmaz, o yüzden elimden gelen bir şey de yok.
 
O iki arkadaşla yakın olmayı özellikle istiyor değilim açıkçası çünkü okçuluk dışında ortak yönümüz yok. Mesela ben sık sık oyun oynayan biriyim, güncel oyunlar hakkında konuşasım geliyor ya da mesela o yıl game of the year ödülünü kazanan oyundan bahsediyorum, kız ağzımdan çıkan her sözcüğü hayatında ilk defa duyuyormuş gibi bakıyor bana. Gamer kızlar da var biliyorum yok değil ama reelde benim karşıma hiç çıkmadı bu yaşıma kadar. Hatta lisede bunu erkek hobisi olarak gördükleri için benimle dalga geçmişlerdi. Sadece oyun da değil genel olarak benim ilgilendiğim hiçbir şeyle ilgilenmiyorlar, benim komik bulduğum şeyleri komik bulmuyorlar, bazen benim konuşma şeklimi garipsliyorlar (yeri gelince lanlı lunlu konuşuyorum ama abartmadan) bunun tam tersi de doğru yani onların ilgilendiği şeylerle de ben ilgilenmiyorum mesela makyaj yapmıyorum instagram tiktok vs kullanmıyorum. Ay canım kıyamam falan gibi tepkiler veremiyorum öyle konuşmak istemiyorum. Bu tür şeyler yüzünden aramızda illa ki bir mesafe oluyor. Lütfen yanlış anlaşılmasın "pick me girl" gibi görülmekten korkuyorum bunları yazarken ama inanın farklılığımla övünüyor ya da diğer kızlara tepeden bakıyor değilim, aksine üzülüyorum bu duruma yani keşke mizacım biraz daha kızsı olsaydı da yakın kız arkadaşlar edinebilseydim diyorum. Tabi insanın kendi gibi davranması lazım yani başkası olmaya çalışarak yaşanmaz, o yüzden elimden gelen bir şey de yok.
Tarzınız ve ilgi alanlarıniz farklı onlarla.Ama orda olmaz başka yerde olur.Aslinda insan mutlu olmayı bilirse yalnızlık hepsinden güzel.:)
 
Merhaba, birkaç gün önce burada bir konu açmıştım ve bir ayrılık sonrası evden tasınma ve toparlanmaya çalışma gibi içerikli bir yazı yazmıstım. Şimdi ise bu sürecin bana farkettirdiği bir şeyi paylasmak ve fikrinizi almak istiyorum.
Hayatım boyunca hep her konuda tek başıma yetebileceğime inanan bir insan oldum, ama bu "Ben tek başıma güçlüyüm" duygusundan değil aynaya baktığımda gördüğüm insanı hiçbir zaman gerçekten sevemedim, belki de bu yüzden hiç kimsenin de beni sevmeyeceğine inandım.
"Arkadaşlık" kavramına hayatımda bu yüzden hayatımda hiç yer vermedim.
Bir çok kisinin kazanabilmek için yıllarca çabaladığı cok güzel bir mesleğim var fakat ben o mesleğe de bence layık olamadım. İsyerinde arkadaş grubuna dahil olamayan tek kişiydim, tıpkı okul yıllarında kendine bir arkadaş edinemeyen, kendini ifade etmekten cekinen o kız olduğum gibi. O yüzden ben hep "kendim hallederim, birinin desteğine dostluguna ihtiyacım yok" diyerek yaşadım.
ama şuan içinde yasadıgım süreçte hayatımda bana "nasılsın?" diye soracak birinin varlığına ihtiyaç duyuyorum. "Ne kadar üzgün olduğunu görüyorum" diyerek sarılacak bir omuza bir gün gerçekten ihtiyaç duyuyormuş insan.
Belki de kendi başına kalmaya kendini ikna etmiş biriyken "biri gerçekten beni sevdi mi?" duygusunu yaşayıp o sevilmeme hissiyle tekrar yüzleşmek zorunda kalınca bu kadar ağırlaştım.
"Yaşadığın süreci atlatmak için dısarı çık arkadaşlarınla gez sosyalleş" dediklerinde buruk bir şekilde "benim bir arkadaşım yok" dediğinde farkediyormus insan senelerce kabullendiği yalnızlığı. Bu kadar yalnız olmasaydım belki beni bu kadar yaralamazdı yaşadıgım durum. Ama boş duvarlarla konusmaya mahkum olunca o acılar olduğundan çok daha ağır geliyor insana.

28 yaşındayım, insanın kendini sevmesi nasıl mümkün olur bilmiyorum, çok üzgünüm deyip birine sarılamıyor olmakla nasıl başa çıkar bilmiyorum, bizden ne istiyorsun niye bunu yazdın diyebilirsiniz, sadece kendi kendime taşıdıkça ağırlaşan bir yalnızlığı biriyle paylaşmak istedim o kadar.
Keşke sizi bu kadar anlamak durumunda olmasaydım...
Ben de zamanında cevresi geniş eşi dostu olan biriydim. Kanser hastasıyım ve boşandım. Şuan cok zorlu süreclerdeyim. İnsnır mısınız o var görünenler yok oldu, 18 yıllık dost sandığım kişi bile.
Günümüz çok değişti. İnsanlar sorunların varsa koşarak kaçıyor bir yolunu da buluyor.
Ben size gönülden yazıyorum, sağlığınız saim olsun gerisi hallolur. Evet o yalnızlığı dibine kadar yaşıyorum.....
 
Merhaba, birkaç gün önce burada bir konu açmıştım ve bir ayrılık sonrası evden tasınma ve toparlanmaya çalışma gibi içerikli bir yazı yazmıstım. Şimdi ise bu sürecin bana farkettirdiği bir şeyi paylasmak ve fikrinizi almak istiyorum.
Hayatım boyunca hep her konuda tek başıma yetebileceğime inanan bir insan oldum, ama bu "Ben tek başıma güçlüyüm" duygusundan değil aynaya baktığımda gördüğüm insanı hiçbir zaman gerçekten sevemedim, belki de bu yüzden hiç kimsenin de beni sevmeyeceğine inandım.
"Arkadaşlık" kavramına hayatımda bu yüzden hayatımda hiç yer vermedim.
Bir çok kisinin kazanabilmek için yıllarca çabaladığı cok güzel bir mesleğim var fakat ben o mesleğe de bence layık olamadım. İsyerinde arkadaş grubuna dahil olamayan tek kişiydim, tıpkı okul yıllarında kendine bir arkadaş edinemeyen, kendini ifade etmekten cekinen o kız olduğum gibi. O yüzden ben hep "kendim hallederim, birinin desteğine dostluguna ihtiyacım yok" diyerek yaşadım.
ama şuan içinde yasadıgım süreçte hayatımda bana "nasılsın?" diye soracak birinin varlığına ihtiyaç duyuyorum. "Ne kadar üzgün olduğunu görüyorum" diyerek sarılacak bir omuza bir gün gerçekten ihtiyaç duyuyormuş insan.
Belki de kendi başına kalmaya kendini ikna etmiş biriyken "biri gerçekten beni sevdi mi?" duygusunu yaşayıp o sevilmeme hissiyle tekrar yüzleşmek zorunda kalınca bu kadar ağırlaştım.
"Yaşadığın süreci atlatmak için dısarı çık arkadaşlarınla gez sosyalleş" dediklerinde buruk bir şekilde "benim bir arkadaşım yok" dediğinde farkediyormus insan senelerce kabullendiği yalnızlığı. Bu kadar yalnız olmasaydım belki beni bu kadar yaralamazdı yaşadıgım durum. Ama boş duvarlarla konusmaya mahkum olunca o acılar olduğundan çok daha ağır geliyor insana.

28 yaşındayım, insanın kendini sevmesi nasıl mümkün olur bilmiyorum, çok üzgünüm deyip birine sarılamıyor olmakla nasıl başa çıkar bilmiyorum, bizden ne istiyorsun niye bunu yazdın diyebilirsiniz, sadece kendi kendime taşıdıkça ağırlaşan bir yalnızlığı biriyle paylaşmak istedim o kadar.


Ben bu konuda doğum haritama baktırdım. Cok teknik şeyler teknik olarak anlatamayacağım ama çok fazla yönetici yönetici durmam hem de burcumun aslan olması insanların benden uzak durmasına neden oluyormus.

Yukardaki arkadaşın dediği gibi biraz emek istiyor benim gibiler için arkadaşlık.

Onlar çocuktan kreşten kaynanalarından bahsederken kitaptan siyasetten bahsedince ister istemez diyalog sürmüyor arkadaşlık olmuyor.
 
Ben bu konuda doğum haritama baktırdım. Cok teknik şeyler teknik olarak anlatamayacağım ama çok fazla yönetici yönetici durmam hem de burcumun aslan olması insanların benden uzak durmasına neden oluyormus.

Yukardaki arkadaşın dediği gibi biraz emek istiyor benim gibiler için arkadaşlık.

Onlar çocuktan kreşten kaynanalarından bahsederken kitaptan siyasetten bahsedince ister istemez diyalog sürmüyor arkadaşlık olmuyor.

Hem size hem konu sahibine cevap vermek istedim, sorun olmazsa sizden alıntı yapıyorum.

Yaz geldiğinde atlayın gidin Ege'de veya Güneyde bir pansiyona. Yerli halkın çok olduğu, otellerden ve merkezden uzak bir yer olsun. Denize gidip gelirken bile bir sürü insanla tanışıyorsunuz. Bu sene bolca siyaset konuşmuşumdur sahilde tavsiye ederim :))

Aynı pansiyonda kaldığımız bir hanım benim de sevdiğim bir Erland Loe kitabı okuyordu. Konuşma açacaktım ama benim giyim tarzımdaki insanlara karşı yıllardır görmediğim bir ön yargıda sesli atıp tuttuğu için konuşmadım. Böyle bir insan olmasaydı belki iyi anlaşacaktık. Haberi yoktu ama hem meslektaştık hem de aynı şehirde oturuyorduk. Bu saygısız kişiyle elbette arkadaş olmayacaktım ama demek ki benzer meslek ve şehirden insanlar da buraya gelebiliyor diye düşündüm sevindim :)

Benim elimdeki kitaba laf atan da oldu, annem yaşında hanımlardı genelde. Çok güzel muhabbetler ettik, deniz kadar iyi geldi. Başka bir gün bankta otururken yaşlı bir çift yanıma oturdu, çok ilginç bir hayat hikayesi dinledim, kendimden paylaştım.

Benim gibi gevezeler çok aslında toplumda :) İlla yakın çevrenizden olmasına gerek yok, yolda belde ettiğiniz iki çift laf, 10 yıllık dostluğa bedel güzel hatıralar bırakabiliyor. Yeter ki önyargılı olmayın. Bu toplumda biz hanımların birbirimizin elinden küçücük de olsa tutması çok önemli diye düşünüyorum.
 
Güzel yorumlarınız için teşekkür ederim. Terapi sürecindeyim, hatta özellikle haftada 3 gün olacak şekilde bi süreç yürütüyoruz şuan. Ben hem hayatımın merkezine birini koyup onu kendimden bile çok sevecek kadar gözümde büyütmenin hem de buna rağmen terkedilmiş olmanın acısını tek başıma sarmaya çalışmanın acısıyla bu kadar bocaladım. Hayatım boyunca birine güvenmek benim için zordu, insan kendini sevmeyince başkalarıyla da bağ kuramıyor. Sonra da o kurmadığı bağların eksikliğiyle kalakalıyor işte.
Hiç sevilmeyeceğinize inandığınız bir hayat yaşarken bi anda "beni de seven biri olabilirmiş" hissini azcık tadınca canını ne kadar yaksa da o bağı bırakmak istemiyorsun, ben de istemedim. İstemedikçe de canım yandı. Normal şartlarda asla kabul etmeyeceğim şeyleri bile o sevgi kırıntısını kaybetmemek için kabul ettim. Canım çok acıyor diyebileceğim biri olmadığı için de aynı döngüde kaldım durdum. Bundan sonraki hayatımda kendimi sevebilir miyim, tekrar biri beni sevebilir mi, omzuna yaslanacağım birileri olabilir mi bu soruların hiçbirinin cevabını bilmiyorum.
En son ki seansımızda "kendinizi hatırlamaya ihtiyacınız var" dedi terapistim bana. Bakalım kendimi hatırlayabilecek miyim tekrardan. Ama olur da bir gün bunu başarırsam bir daha kimsenin bana kendimi unutturacak kadar zarar vermesine izin vermeyeceğim.
 
Son düzenleme:
ne kadar güçlü olursa olsun
insan sosyal bir varlık ve birine ihtiyaç duyuyor

28 yasındasınız, hala geç değil
 
Back
X