Blog

  • Erken Menopoz

    Erken Menopoz

    Erken menopoz nedir Menopoz kadınların adet kanamalarının kesilmesi ile doğurganlık özelliğinin tamamen bittiği doğal bir değişim sürecidir. Genellikle 48-55 yaş aralığında değişimin habercisi olan bazı şikayetlerle birlikte menopoz dönemi görülmektedir. Ancak kadınların fizyolojik olarak yumurtlama fonksiyonlarının durduğu bu sürecin daha erken dönemlerde görülmesi halinde erken menopoz durumu söz konusu olmaktadır. Kısacası bazı faktörlere bağlı olarak vücudun doğurganlık özelliğinin 40 yaşından önce sonlandığı evreye erken menopoz denir.

    Menopoz yumurtalamanın olmamasına bağlı olarak vücudun östrojen seviyelerinin azalması sonucu adet kanamasını kesilmesi ile östrojen eksikliğine bağlı olarak bazı şikayetlerin ortaya çıktığı dönemdir. Erken menopozda da, vücudun aynı aktiviteleri ve aynı tepkimeleri geçerli olmaktadır. Fakat doğal bir sonuç olarak görülse de, kadınların üreme çağında doğurganlığının sonlanması çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar için oldukça büyük bir kayıp olmaktadır. Ayrıca menopoz döneminden sonra ortaya çıkabilecek bazı sağlık sorunlarının da erken dönemlerde görülmesi, yaşam kalitesini etkilemektedir.

    • Erken menopoz nedenleri nelerdir?

    Günümüzün hızla değişen yaşam şartları sonucunda birçok sağlık sorunu ortaya çıkarken, modern yaşamın olumsuz bir etkisi olarak erken menopoz görülmektedir. Kadınların üreme çağında çocuk sahibi olabilme imkanını ertelemesi sonucunda, iş hayatına yönelerek üreme sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek faktörlere maruz kalması sonucunda erken menopoz ortaya çıkmaktadır. Özellikle iş alanında radyasyon ve kimyasal maddeye maruz kalma, hayat şartlarına bağlı olarak düzensiz beslenme ve yoğun stres karşısında kadınların yumurtalık rezervleri olumsuz yönde etkilenmektedir. Menopoz her kadının yaşayacağı doğal bir evre olmasına rağmen, vücudun doğal sürecinin erken yaşlarda görülmesi halinde ciddi sağlık sorunları söz konusu olabilmektedir. Erken menopoza neden olan faktörler aşağıdaki gibi olmaktadır:

    • Otoimmun hastalıklar

    Geniş bir hastalık topluluğu olan otoimmun hastalıklar, kadınların erken yaşlarda yumurtalıklarını fonksiyonelliğini yitirmesine neden olmaktadır. Otoimmun hastalıkları; insan vücudunun koruma mekanizması olan yani bağışıklık sisteminin bilinmeyen nedenlerden dolayı organları tehdit olarak algılaması ve yok etmeye çalışması olarak adlandırılır. Eğer bağışıklık sisteminin tehdit olarak algıladığı organların yumurtalıklar olması halinde, saldırıya geçerek işlevselliğini yok etmesi sonucunda erken menopoz görülmektedir.

    • Tıbbi zorunluluk nedeni ile yumurtalıkların alınması

    Kadınların yaşadığı çeşitli hastalıklar sonucu yumurtalıkların zorunlu olarak alınması gerektiği durumlarda, erken menopoz görülmektedir. Genellikle anormal hücre büyümesi olarak adlandırılan kanser bulgularında yumurtalıkların alınması gerekebilir. Ancak erken menopozun  gerçekleşmesi için her iki yumurtalığından birden alınası gerekir. Eğer kadının hastalık nedeni ile yalnızca bir yumurtalığı alınmış ise, halen gebelik elde etme şansı vardır.

    • Jinekolojik müdahaleler

    Herhangi bir karın içi operasyonu sırasında nadir olarak karşılaşılsa da, yumurtalıkların zarar görmesi sonucunda erken menopoz görülmektedir.

    • Kanser tedavileri (radyasyon ve kemoterapi)

    Kanser tedavilerinde uygulanan radyasyon ve kemoterapi, kadınların başta yumurtalıkları olması üzere üreme sistemini tahrip etmektedir. Yumurtalıkların zarar görmesi sonucunda zorunlu olarak erken menopoz görülür.

    • Genetik

    Kadınların menopoz yaşını etkileyen en önemli faktör genetik yatkınlıktır. Kişinin annesinin menopoza girdiği yaş ile kendi menopoz girme yaşı doğru orantılıdır. Eğer kişinin yakın aile bireylerinde erken menopoz hikayesi varsa, kişide de görülme ihtimali artmaktadır.

    • Kromozom bozuklukları

    Nadir olarak görülen Frajil X sendromu ve Turner sendromunu etkisinde yumurta rezervleri erken yaşta tükenebilmektedir.

    • Erken menopoz önlenebilir mi, tedavisi var mı?

    Normal menopoz döneminde olduğu gibi erken menopoz vakasında da herhangi bir tedavi seçeneği bulunmamaktadır. Ancak menopoz döneminde ortaya çıkabilecek bazı sağlık sorunlarını önlenebilmesi için bir takım tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir.

    • Erken menopoza neden olan otoimmun hastalıklarının giderilmesi amacı ile tedavi
    • Östrojen hormonun azalmasına bağlı olarak kemik erimesi sorunun hızlandığı bu dönemlerde, kemiklerin korunma altına alınmasına yönelik tedavi
    • Menopoz şikayetlerinden; ateş basması ve vajinal kuruluk gibi bazı hormonal sorunlara hormon tedavisi
    • Kadınların yumurtalıklarının alınmasına bağlı olarak çocuk sahibi olma istediği için yumurta donörü

     Kaynak : http://jinekoloji.com/9-maddede-erken-menopoz-ve-nedenleri/ 

  • Sevişmeden önce yapılması gerekenler

    Sevişmeden önce yapılması gerekenler İyi giden bir cinsel hayatınız varsa bu ilişkinizin iyi gitmesinde de önemli bir etken… Güzel giden bir cinsel hayat için seksten önce yapmanız gereken bu 4 maddeyi kesinlikle bilmelisiniz!

    1. Can sıkıcı konuları yatağa taşımayın!

    Seks öncesi can sıkıcı konuları unutun. Partnerinizi mutlu edecek konulardan bahsedin, iltifat edin, onu tahrik edecek kelimeleri sarfedin. İşitsel etmenler seksi fazlasıyla etkiler.

    2. Seksi iç çamaşırlarının gücünü her zaman kullanın!

    Görme duyusu önemlidir. Onu tahrik edecek iç çamaşırları giymeli, loş ışıklı ortam yaratmalısınız. Loş ışık her zaman tahrik edici olmuştur.

    3. Teninizin kokusu ve vücut temizliğini koruyun!

    Temizliğinize dikkat etmelisiniz. Fazla ter toplayan kasık ve koltuk altı gibi yerleri traş etmeyi unutmamalısınız. Aynı zamanda seksi kokular sürmek de tahrik edici olsa da, banyo sonrası temiz bir vücudun da tahrik ediciliği oldukça yüksektir.

    4. Ağız ve dişlere özen gösterin!

    Ağız kokusu boşanmaya bile neden olabiliyor. Bu sebeple en önemli maddeyi unutmayın ve mutlaka dişlerinizi fırçalayın!

    5. Hassas nokta dokunuşu!

    Nereye nasıl dokunduğunuz, partnerinizi ne kadar tanıdığınızla doğru orantılı. Bu keşfe çıkmak hem sizi hem de partneriniz oldukça heyecanlandıracaktır ve asıl olan bu keşfi tamamkadıktan sonra ki haz…

  • Güçlü saçlar için ne yapmalı?

    Güçlü saçlar için ne yapmalı?

    Güçlü saçlar için ne yapmalı? Hindistan cevizi yağı saç sağlığı üzerinde mucizevi etki gösteriyor. Saç dökülmesinden kepeklenmelere kadar birçok sıkıntıyı giderip, yüz güldürüyor…

    Takvim’de yer alan habere göre insan vücudu için çok önemli olan vitamin, mineral ve karbonhidratlar içeren Hindistan cevizi yağı, saç sağlığını korumada da etkili oluyor.

    Başımızın tacı saçlarımıza Hindistan cevizini nasıl uygulayacağımızı, faydalarını uzmanlar şöyle açıklıyor:

    “Saçlarınız dökülüyorsa Hindistan cevizi yağı ile ada çayı yapraklarını birlikte kaynatın. Bu karışımı saç derinize doğrudan uygulayın. Ayrıca Hindistan cevizi yağı ve bektaşi üzümünü kaynatıp saç diplerinize sürerseniz dökülmeyi engellersiniz.

    Saçların gürleşmesi için de Hindistan cevizi yağı ve lavanta yağını karıştırıp bir gece boyunca bekletmek gerekiyor. Sabah durulamak yeterli oluyor. Bu karışımı istediğiniz sonucu alana kadar tekrarlayabilirsiniz.

    Güçlü saçlar için ne yapmalı?
    Güçlü saçlar için ne yapmalı?

    Saçlarınız cansız ve mat görünüyorsa, yatmadan önce Hindistan cevizi yağı sürün. Sabah kalktığınızda yıkayın. Saçlarınızın ne kadar parlak ve yumuşak olduğunu görünce şaşıracaksınız.

    Saçınızda kepeklenme sorunu yaşıyorsanız dikkat! Hindistan cevizi yağı içerdiği yağ asitleri ile kepeklere karşı etkili olduğu söylenen birçok şampuandan daha etkilidir. Kepeklerden kurtulmak için önce Hindistan cevizi ve hint yağını ılık suyla karıştırın. Bu karışımı saç diplerine masaj yaparak yedirin. Ayrıca Hindistan cevizi yağı ile susam yağını da aynı şekilde karıştırıp saçınızda 30 dakika bekletebilirsiniz. Sonrasında durulayıp yıkayın.

    Zor taranan uzun saçlarda da Hindistan cevizi yağı etkili oluyor. Saçlara sürülecek az miktardaki yağ hem şekil vermeyi, hem de taranmasını kolaylaştırıyor.

    Bazı kişilerin özellikle kış aylarında kafa derilerinde oluşan yaralara da Hindistan cevizi yağı ilaç gibi geliyor. Bunun için yapılması gereken Hindistan cevizi yağı ve zeytinyağı ile saç derisine masaj yapmak. Ancak sorun ciddi ise mutlaka doktora gidilmeli.”

  • Soğan Saç Uzamasında Nasıl Kullanılır?

    Soğan Saç Uzamasında Nasıl Kullanılır?

    Soğan Saç Uzamasında Nasıl Kullanılır Soğan Saçların Uzamasına Nasıl Yardımcı Olur  Soğan saç uzatır mı? Saç dökülmesine soğan suyu Saç kaybını önleyici özelliğinin yanı sıra soğan suyu, bizi ayrıca kepek ve mantar hastalıklarına karşı da korur.

    Soğan Saçların Uzamasına Nasıl Yardımcı Olur?

    Soğan, özellikle sülfür gibi, saçların uzamasına yardımcı birçok faydalı içeriğe sahiptir. Soğan suyunu saç derinize uyguladığınız zaman, bu sıvı dolaşımı hızlandırır ki bu da yeni saç köklerinin uzayarak yeni saçlar oluşturabilmesine yardımcı olur. Ayrıca, sülfür vücudun kolajen doku üretimini arttırıcıdır ki bu da saç uzaması için çok önemlidir.

    Saç, saç kökleri aracılığı ile, saç derisinden uzamaktadır ve kökler, yeni, sağlıklı ve güçlü saçlar oluşturabilmek için, yeterli miktarda kan akışına ihtiyaç duyarlar. Tüm bu özelliklerinin yanı sıra, soğan ayrıca, anti-bakteriyeldir ki bu da, mantar ve saç derisinde yaşayan bakterilerin normal saç uzamasını engellemelerini önleyici niteliktedir.

    Bir diğer taraftan, soğan suyu saçlarınızın daha ince ve kırılgan olmasını engeller ve saçlarınızı güçlendirir. Bu tedaviyi uygulayarak, ayrıca oldukça dolgun saçlara da sahip olabilirsiniz.

    Soğan Saç Uzamasında Nasıl Kullanılır?

    Öncelikle, birkaç soğandan elde edeceğiniz suyu, saç derinize nazikçe masaj yaparak uygulayın. İşte bu kadar basit! Bunu yapabilmek için, iki veya üç soğanı soyun ve dilimleyin. Sonra, soğanları mutfak robotuna veya karıştırıcıya atın. İsterseniz, rendeleyebilirsiniz de. Yani, yapmanız gereken, soğanın suyunu ayırabilmektir. Sonrasında doğrudan veya bir pamuk yardımı ile, suyu saç derinize uygulayabilirsiniz.

    Unutmayın ki, kokusu oldukça güçlüdür, dolayısı ile bu tedaviyi gece yatmadan önce veya haftasonları uygulamanızı tavsiye ederiz. Veya bir miktar parfüm yardımı ile, kokuyu örtebilirsiniz.

    Soğan suyunu saç derinizde yarım saat kadar bekletmeniz gerekmektedir. Bu süreçte kafanızı bir duş bonesi veya bir plastik poşet yardımı ile kapatabilirsiniz ki böylelikle soğan suyu, saçınızın daha derin katmanlarına dek ulaşacaktır. Yarım saat sonrasında saçınızı bol sıcak su ile durulayın ve her zaman kullandığınız şampuanıkullanarak saçlarınızı yıkayın. Şampuanınızın kimyasal maddeler içermiyor olmamasına dikkat edin. Bu tedaviyi, haftada üç defa tekrarlayın. Sonuçları iki ay içerisinde göreceksiniz.

    Bu tedavi, birkaç gece uyguladıktan sonra sonuçlarını görebileceğiniz bir tedavi değildir, uzun vadede uygulandığı takdirde sonuç verecektir. Dökülen saçlarınızın yerine yenilerinin çıkması veya saç dökülmesinin azalması için sekiz hafta gibi bir süre ilk bakışta size uzun gelebilir ancak yine de tek seferde çözüm olarak adlandırılan ve sürdürülebilir olmayan tedaviler yerine, bunun gibi uzun vadeli ve kesin çözüme ulaştırıcı tedavileri tercih etmelisiniz.

    Bu tedavinin etkisini arttırmak için, salatalarda çiğ soğan tüketmenizi tavsiye ederiz. Ayrıca, dilerseniz, çeyrek soğanın suyuna bir yemek kaşığı bal ilave edip, sabah kahvaltılarınızla birlikte tüketebilirsiniz.

    Soğan Saç Uzamasında Nasıl Kullanılır?
    Soğan Saç Uzamasında Nasıl Kullanılır?


    Saç kaybını önleyici ve soğan içeren bir tarif daha öğrenmek ister misiniz?

    Bir yemek kaşığı soğan suyunu bir yemek kaşığı limon suyu ile karıştırın. Bu sıvı ile saçınıza masaj yapın ve üç saat kadar bekletin. Sonrasında saçınızı, normalde olduğu gibi yıkayın.

    Unutmayalım ki dostlarım 3 saatlik soğan kokusu saçlarınızın tamamen dökülmesinden çok çok daha iyidir..

    Emeğe saygı ve sevdikleriniz için mutlaka paylaşalım…

  • Cinsel arzuyu arttıran çay tarifi

    Cinsel arzuyu arttıran çay tarifi

    Cinsel arzuyu arttıran çay tarifi Tadı ve kokusuyla dikkat çeken karanfil, cinsel hayatta yaşanacak sıkıntılara da iyi geliyor. Afrodizyak etkisiyle çiftleri mutlu ediyor…

    Takvim’de yer alan habere göre eski çağlarda aşk çiçeği olarak ün salan karanfil, afrodizyak etkisiyle mutluluk getiriyor. Karanfilin, kadın ve erkeklerde cinsel arzuyu artırdığını söyleyen uzmanlar, “Karanfil aynı zamanda kadınların hamile kalma olasılığını artırırken, doğumunu kolaylaştırıyor” diyor.

    Güçlü bir mikrop kırıcı olan karanfilin sağlığa daha birçok yararı olduğunu ifade eden uzmanlar, bu hoş kokulu baharatın faydalarını şöyle sıralıyor…

    YORGUNLUĞUN İLACI

    Antiseptiktir; mikropları öldürür.
    Ağrı kesici ve mikrop öldürücü özelliği nedeniyle özellikle diş hekimliğinde faydalıdır.
    Ağız kokusunu giderir. Bu nedenle sarımsak, soğan ve sigara kokularını bastırmakta etkilidir.
    Gaz söktürücüdür. Uyarıcıdır; bedeni ve zihni yorgunluğu giderir.
    Kalp ve hafızanın yanı sıra bağışıklık sistemini de güçlendirir.
    Baharat olarak iştah açar.
    Hazmı kolaylaştırır.
    Mide ağrısını keser, nefes almayı güçlendirir.
    Karanfil çiçekleri balgam söktürücüdür. Öksürüğü keser.
    Mide bulantısını ve kusmayı önler, ateşi düşürür.
    İshale iyi gelir.

    Cinsel arzuyu arttıran çay tarifi
    Cinsel arzuyu arttıran çay tarifi

    KARANFİL ÇAYI TARİFİ

    Kurutulmuş 6-7 diş karanfili havanda iyice toz haline gelinceye kadar dövün. İçeceğiniz bardak kadar suyu kaynattıktan sonra ocağı kapatın ve karanfil tozunu suya atın. Demliğin kapağı kapalı halde 10 dakika demlenmesini bekledikten sonra içebilirsiniz. Çayın güçlü olması için 20 dakika demleyebilirsiniz. Daha çok karanfil çayı hazırlarsanız, buzdolabında 2-3 gün saklayabilirsiniz.

  • Karbonhidratsız diyet olmaz

    Karbonhidratsız diyet olmaz

    Diyetisyen Ebru Piroğlu Durgut, diyet yapan kişilerin düştüğü en önemli hatalardan birinin vücuda yeterli miktarda karbonhidrat vermemek olduğunu söyledi. Durgut,diyet yapan kişilerin düştüğü en önemli hatalardan birinin vücuda yeterli miktarda karbonhidrat vermemek olduğunu söyledi.

    Herkesin diyet yaparken yaptığı yanlışlardan biri olan karbonhidratsız diyet listeleri aslında yanlış kilo verilmesine sebep oluyor. Vücudun karbonhidrata da ihtiyacı olduğunu söyleyen Diyetisyen Durgut, böyle diyetlerin yağdan değil kas dokusundan kilo kaybettirdiğini ifade etti.

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Durgut, diyet yapan kişilerin doğru olduğunu sanarak yaptıkları yanlış uygulamaların kilo almaya neden olduğunu belirterek, yaptığı açıklamada,”Diyete başladığı zaman ekmek, pilav, makarna, patates, mısır gibi besinleri tüketmeyi kesen kişilerin metabolizması, ihtiyacı olan karbonhidratı önce alır. Glikoz oranı inince kan şekeri de düşer. Sonrasında vücut, kas içerisindeki karbonhidratı kullanmaya başlar, bu da kas kaybı anlamına gelir ve vücut beraberinde su kaybeder. Yani diyette karbonhidratı kesen kimse tartıdaki sonucu görünce kilo verdiği yanılgısına düşer, ancak gerçek olan vücudun kaybettiği yağ değil, kas ve sudur. Ayrıca proteinin vücut mekanizmasını hızlandırdığı doğrudur. Ancak sürekli protein almak kas dokularını eksiltir ve su kaybına neden olur. 1 gram kas dokusu kaybı yaklaşık 2,7 gram su kaybına neden olur. Yağsız doku kitlesi kaybı metabolik hızı düşürür. İnsanlar tartıya çıktığı zaman kilo verdiklerini zannederler ancak metabolizma yavaşladığı için diyet sonrasında hızlı bir şekilde kilo alırlar” dedi.

    Spor merkezlerini dolduran veya her gün evinde sadece karın, bel için egzersiz hareketleri yapan bayanların doğru bildiği bir yanlışın da, çeşitli egzersiz ve diyetlerle bölgesel olarak zayıflayabileceklerine inanmalarının olduğunu ifade eden Dyt. Ebru Piroğlu Durgut, ”Bütün insanların birer genetik şifresi ve vücutlarının belli bölgelerinde var olan yağ hücreleri vardır. Kişi kilo verdiğinde genetik şifresi doğrultusunda daha çok bu bölgelerde zayıflama gerçekleşir.

  • Duvardaki rutubet lekesi nasıl çıkar?

    Duvardaki rutubet lekesi nasıl çıkar?

    Duvardaki rutubet lekesi nasıl çıkar? Boşalan cam sileceği şişelerini sadece camaşır suyu ile doldurun ve küflerin üzerine sıkın. Kuruduğunda küf lekelerinin yok olduğunu göreceksiniz.
    Yanlız tavana sıkarken gözlük ve yüzünüzü saracak bir örtü le sarmanızı tavsiye ederiz. Aynı zamanda üzerinize kötü birşeyler giyin. Sakın önceden silmeye calışmayın çünkü ne kadar silerseniz silin temizlenmiyor.

    Duvardaki rutubet lekesi nasıl çıkar?

    Küf lekesi olan çamaşırları amonyaklı su ile yıkayınız.
    Küf lekesini limon ve tuzla ıslattıktan sonra güneşte kurutunuz.
    Küf kokusu olan çamaşırlarınızı yarım su bardağı lizol ile yıkayınız. Lizol kimyasal bir maddedir. Yağa benzeyen koyu kıvamlı katrandan elde edilen sıvı bir maddedir. Mikropkıran olarak bilinir eczanelerde satılır.
    Deri üzerindeki küf lekesini yarı yarıya karıştırılmış alkollü su ile siliniz. Yada gliserin kullanabilirsiniz.
    Dolapta bekleyip koku sinmiş kıyafetlerinizi kaynar sütte bekletip yıkarsanız koku tamamen çıkacaktır.
    Mobilyalardaki küf kokusu sıcak zeytinyağı ile ovularak çıkartılabilir.

    Mutfakta oluşan küf kokularından kurtulmanın en pratik yolu

    Mutfakta kullandığınız tabak tencere ve bıçak türü malzemelere sinen küf kokularını yok etmek için kahve telvesi ve toz hardaldan faydalanabilirsiniz. Kahve telvesi ve hardal ile ovduğunuz tencerelerde küf kokusundan eser kalmayacaktır.

    Duvardaki rutubet lekesi
    Duvardaki rutubet lekesi

    Duvardaki Küf Lekeleri Nasıl Çıkar?

    Sadece dekoratif açıdan değil insan sağlığı açısından da son derece zararlı olan küf duvar ve tavanlardaki yalıtım eksikliğinden oluşur. Duvar yüzeylerinin uzun süre nem ya da suya maruz kalması da küflerin üremesini tetiklemektedir. Oda içi sıcaklığının yüksek olması soğuk duvarların terleme yapmasına ve dolayısı ile duvarların sürekli nemli kalmasına neden olur. Küflerin da en sevdiği yerler havasız ve nemli ortamlardır. Duvar ve tavanlarda oluşan nem her zaman siyah renk değil bazen de sarı veya kahverengi tonlarında görülebilir.

    Bodrum katları ve banyolarda yoğun ortamda nem olması nedeni ile bu bölgelerde çok sık görülen küf duvarın renginin değişmesi ve küflerin kendine özel kokusu ile çok çabuk fark edilebilir. Küflerin uzun süre solunması çocuklarda astım hastalığını tetikleyebildiği gibi yetişkinlerde de oldukça zararlı toksin etkiler görülmesine neden olur. Yoğun nem nedeni ile duvarlarınızdaki küften kurtulmanın en iyi ve belki de en etkilisi evinizi düzenli olarak havalandırmanızdır. Temiz havanın eve girmesi insan sağlığı açısından da çok önemli olduğu gibi duvarların terlemesini ve böylece küf oluşumunu da engelleyecektir.

    Tavan ve duvarlarda oluşan küfü engellemek için evinizi havalandırırken camları ardına kadar açarak kısa süre evinizi havalandırmalısınız. Kış aylarında günde 3 defa 5-10 dakika son baharda ise günde 3-4 defa 20 dakika kadar evinizi havalandırmak küf sorununu büyük oranda çözecektir. Evinizi havalandırmak kadar önemli olan bir diğer konu daduvarların iç kısımlarına ısı yalıtım plakaları döşemektedir. Bu şekilde duvarlarınız iyi bir ısı izolasyonuna sahip olacağından oda sıcaklığına yakın bir ısı değerine sahip olacak ve böylece kolaylıkla terleme yapmayacaktır. Ancak bu tür duvar içi izolasyon yapma imkanınız yoksa daha önce size önerdiğimiz yöntemi deneyerek küf sorunundan kurtulabilirsiniz.

  • Screen Perde

    Screen Perde

    Screen perde güneş kırıcı özelliği ile iş yerlerinde iç ve dış cephelerde de kullanılabilen teknik bir malzemedir.Screen, ince file şeklinde üzeri cam elyafı dokunmuş pvc kumaştır.Aluminyum boru üzerine sarılarak zincir kontrollü bir mekanizma ile hareket ettirilir.Kumaşın ağırlığı fazla olduğu için 35mm çapında borular kullanılır.Motorlu ve uzaktan kumandalı yapılabilir.
    Cam elyafının kimyasal özelliklerinden dolayı screen perdeler ısı tasarrufu sağlar ve alev almaz.Bu özelliklerinde dolayı screen perdelerin yurt dışında binaların dış cephelerinde kullanımı yaygındır.Güneş sensörü takılarak ışığa göre otomatik açma-kapama yapılması sağlanabilir.

    Screen Perde
    Screen Perde

    Ülkemizde de binaların dış mimarisi screen perdenin kullanımına uygun yapıldığında zamanla kullanımı artacaktır.Screen perdeler daha çok işyerlerinde, otellerde tercih edilen bir üründür.Kapalı konumda iken gün ışığını filtre ederek enerji tasarrufu sağlar.İşyerlerinde bilgisayar ekranlarına gelen yansımayı engeller.

    Screen perdelerde boyu 200 cm’yi geçen ölçülerde en, 200 cm ile sınırlı kalır.Stoklu olarak çok fazla renk seçeneği yoktur.Temizliği yıkanarak veya ıslak bezle silinerek yapılabilir.

    Screen Perde Avantajları:

    * Screen kumaşlar polyester kaplanmış cam elyafı iplik ile dokunur.İpliğin cam elyafı olması sebebi ile kumaş çok dayanıklıdır.
    * Güneş ısısını durdurmakla çok etkilidir.Binaların soğutmak için tüketilen enerjiden tasarruf sağlanır.
    * Kumaş şeklini bozmaz (buruşmaz ),ısı ve rutubete dayanıklıdır.
    * Alev almaz,renk atmaz.
    * Birinci sınıf ısı yalıtımı sağlar.
    * Göz kamaşmasını ve parlak yüzeylerden yansımaları önler.Bunları yaparken dışarının görünmesini engellemez.
    * Temizliği çok kolaydır.

  • Haftada ikiden fazla seks yapmayın çünkü…

    Yapılan ilginç araştırmaya göre, fazla seks yapmak çiftleri mutlu etmiyor, hatta aksine daha mutsuz olmalarına sebep oluyor…

    İngiltere’de yapılan bir araştırmada, 128 çift iki gruba ayrıldı. 64 kişilik bir gruba normal seks iki katı fazla cinsel ilişkiye girmeleri söylendi.

    Diğer gruptaki çiftlerden ise normal cinsel hayatlarının yarısı kadar seks yapması istendi.

    Çiftler, 12 hafta boyunca bu deneyi gerçekleştirdi. Akademisyenler, daha fazla seks yapan çiftlerin arzusu ve aldıkları zevkte düşüş görülmediğini ancak, çiftlerin mutluluğunda düşüş gözlendiği belirtildiğini söyledi.

    Araştırmacılar, daha fazla cinsel ilişkiye giren çiftlerin bunu doğal olarak değil de bir araştırma için yapmalarından dolayı genel mutluluklarında bir düşüş olduğunu açıkladı.

    SABAH YAPILAN SEKS BİR BAŞKA

    Araştırmayı yöneten yazarlardan biri, elde edilen sonuçların çiftlerin cinsel ilişkiye giriş sıklığının artmasının faydalı olduğunu, ancak bunu kendileri için arzuları tetikleyen ve isteklerinin daha yoğun yaşandığı bir düzende yapmalarını tavsiye etti. Önerilen seks saati ise sabah.

  • Bebek ergenliği

    Bebek ergenliği

    Bebek ergenliği bebeklerin özgürleşmeye başladığı 1,5 ile 3 yaş arasındaki ağlama, bağırma gibi davranışların ergenlik dönemine benzediğini belirten Prof. Metin Kılınç, ailelerin bu dönemde sabırlı ve kararlı olması gerektiğini söyledi.

    Çocuk Doktoru Prof. Metin Kılınç, bebeklerin 1,5 yaşından itibaren yürüme, konuşma, kendi başlarına yemek yeme gibi bazı alışkanlıklar kazanmasıyla özgürleşerek kendilerini ispatlamaya çalıştıklarını anlattı.

    Bebeklerin 3 yaşına kadar süren ve tıpta “negatif olma” dönemi diye nitelendirilen süreçte, bağırma, ağlama ve istekleri yerine getirilmediğinde elindekini fırlatma gibi bazı olumsuz davranışlar sergilediğini anlatan Kılınç, “Özellikle ilk çocuğu olan ailelerde de bu durum şikayet edilen ve aileleri huzursuz eden bir dönem olarak dikkati çekiyor. Aslında bebeklerin bu dönemi, gençlerin ergenliğiyle de benzeşiyor” dedi.

    Bebek ergenliği
    Bebek ergenliği

    ‘GÖZLERİNİN İÇİNE BAKIP ANLATIN’

    Ebeveynlere çocuklarıyla konuşma tavsiyede bulunan Kılınç, sözlerini şöyle tamamladı:
    “Avrupa’da hemen her fırsatta dile getiren ‘iletişim kurarken gözlerinin içine bakın’ söylemi, bu dönemdeki çocuklar için daha etkili oluyor. Çünkü çocuklar gözlerinin içine bakıldığında, sevginizi, şefkatinizi, kızgınlığınızı daha iyi hissediyor. O yüzden bebekler dilinizden çıkanları kavrayamasa bile gözlerinizden hissediyor. Her zaman ailelerin çocuklarının gözlerinin içine bakarak, olayları anlatması gerekiyor. Bu konuda çocuklar sabırsız olabilir, dediklerinizi tekrarlatabilir. Fakat ailelerin sabırlı ve kararlı şekilde anlatmak istediğini gözlerine bakarak dile getirmesinde yarar var.”