Blog

  • 2016 gelin topuzu modelleri

    2016 gelin topuzu modelleri

    Düğün gününüzde saçınızı topuz yaptırmak istiyor ama kararsız mı kalıyorsunuz? İşte sizlere ilham kaynağı olacak 2016 gelin topuzu modelleri… Sade gelinlik tercih eden gelin adaylarına bu topuz modelini öneriyoruz. Özellikle fazla yapılmamış havası verilen bu gelin saçını kır düğünlerinde veya kumsal düğünlerinde tercih edebilirsiniz.

    2016_gelin_topuzu_modelleri (1) 2016_gelin_topuzu_modelleri (2) 2016_gelin_topuzu_modelleri (3) 2016_gelin_topuzu_modelleri (4) 2016_gelin_topuzu_modelleri (5) 2016_gelin_topuzu_modelleri (6) 2016_gelin_topuzu_modelleri (7) 2016_gelin_topuzu_modelleri (8) 2016_gelin_topuzu_modelleri (9) 2016_gelin_topuzu_modelleri (10) 2016_gelin_topuzu_modelleri (11) 2016_gelin_topuzu_modelleri (12) 2016_gelin_topuzu_modelleri (13) 2016_gelin_topuzu_modelleri (14)

  • Doğum sonrası kilo vermek

    Doğum sonrası kilo vermek

    Anne sütü ile doğum sonrası kilo vermek Hamilelikte ‘sütüm bol olsun’ diye bol bol yemek yemekten çekinmeyen anneler, doğum sonrasında ise aldıkları kiloların telaşına düşüyor. Annelerin doğum sonrası hızlı kilo verme isteğiyle düşük kalorili diyetlere yönelmesi aksine kilo vermeyi zorlaştırıyor. Üstelik sağlıksız beslenme anne sütünün miktarını ve kalitesini de azaltıyor.Dünyanın en değerli besini şüphesiz anne sütü. Yapılan tüm araştırmalar anne sütünün bebeğe, emzirmenin de anneye mucizevi faydalarını ortaya koyuyor. Günde ortalama 500-800 kalori enerji harcamayı sağlayan anne sütü daha kolay kilo verilmesine yardımcı oluyor. Doğum sonrası sağlıklı kilo vermeyi sağlayacak ilk faktörün bebeği sık sık emzirmekten geçiyor. Bebeğinizi sık sık emzirerek bir yandan minik yavrunuzun büyüme ve gelişimine katkı sağlarken diğer taraftan da sağlıklı kilo verebilirsiniz. Hamilelik döneminde sağlıklı ve dengeli beslenme ile 9-12 kg alınması durumunda, doğumun ardından bol bol emzirerek fazla kilolardan kurtulmanız mümkün.Hamilelik sonrasında vücudun süt yapımını artıracağı düşünülerek fazla tüketilen;şerbetler, tatlılar, aşırı karbonhidrat ve yağ içeren besinler ise sadece kilo almanıza neden oluyor. Sağlıklı ve dengeli beslenme ve bebeği sık sık emzirme hem fazla kilolardan kurtulmayı hem de vücudun süt yapımını artırmasını sağlıyor.

    Doğum sonrası kilo vermek
    Doğum sonrası kilo vermek

    Kulaktan dolma bilgiler kilo aldırıyor..
    Aile büyükleri ve arkadaş çevresinden edindikleri kulaktan dolma bilgilerle de şekerli ve yağlı besinleri bolca tüketebildiklerini, bunun sonucunda kilo alımının kaçınılmaz olduğu bir gerçek.Kimi annelerin de doğumun hemen ardından fazla kilolarından kurtulma telaşı ile hareket ettiklerini ve bilinçsiz diyet planları uyguladıklarıda bir okdar yanlıştır. Bilinçsiz diyetler sonucunda vücudun süt üretiminin ve kalitesinin azaldığını, annenin de kas kayıpları ve kilo alımı ile karşı karşıya kaldığı görülür.
    İlk 6-8 hafta kilo vermeye çalışmayın!
    Doğum sonrası fazla kiloları sağlıklı ve dengeli beslenmeyi ihmal etmeden vermek son derece önem taşıyor. Yeni doğum yapan annelerin hızlı kilo vermeyi hedeflememeleri gerekiyor..Doğumdan sonra ilk 6-8 haftada vücudun kendisini toparlamaya ihtiyacı vardır. Bu süreçte kilo vermeye çalışmak anneyi daha çok strese sokarak ve vücudun süt yapımında azalmaya yol açmaktadır.Emziren bir anne için aylık 1-2 kg. kilo kaybı hedeflenmelidir. Hekimin izni ile annenin hafif yürüyüşler ve egzersizler yapması hem sıkılaşmayı hem de kilo kaybını hızlandıracaktır.
    Sütü artırıp kilolardan kurtulmak için önemli tüyolar
    Emziklilik döneminde hem vücudun süt yapımını artırmak hem de sağlıklı kilo vermek için;
    Güne kahvaltı ile başlamak ve her sabah mutlaka bir yumurta tüketilmeli.
    Kahvaltıda ;tahin-pekmez,bal veya meyvelerden şeker ihtiyacınızı karşılayabilirisiniz.
    Günde üç ana üç de ara öğün tüketilmeli; protein ve kalsiyum açısından her öğünde süt ve süt ürünleri ihmal edilmemeli.
    Her gün bir öğünde et, tavuk veya balık gibi protein kaynaklı besinlerden birisi bulunurken et yemeklerinin yanında bir miktar yeşil yapraklı taze sebze, salataya yer verilmeli.
    Günde 3 litre su tüketimi çok önemli.
    Kompostoya şeker eklenmemeli,
    Çay-kahve tüketimi sınırlandırılmalı.
    Gazlı içeceklerden kaçınılmalı.
    Haftada iki üç kere kurubaklagil yemekleri tüketilmeli
    Tatlılar, şekerli besinler ve beyaz un ile hazırlanmış hamur işlerinden kaçınılılmalı.Tatlı tercihini;sütlü veya meyveli hafif tatlılardan yapılmalı.
    Karbonhidrat kaynağı olarak tam buğday unu ile hazırlanmış ekmek, makarna,bulgur ,kinoa,karabuğday ve tam tahıl ürünlerinin tercih edilmeli.
    Doğal kurutulmuş meyveler ve kavrulmamış badem,fındık,ceviz tüketilmeli
    Hem anneyi hem bebeği rahatlak için rezene,kimyon,ıhlamur çayları annenin tüketimi için uygun olacaktır.

    Dyt. Pakize Gizem AKGÜL

  • Cinsellik ne zaman yaşanmalı?

    Cinsellik ne zaman yaşanmalı? Araştırma için 11 bin evli olmayan ama ilişkilerini ciddi ve uzun vadeli olarak nitelendiren çift incelendi ve ilişkilerine ne kadar güvendikleri soruldu.

    Bir yıldan fazla süredir beraber olan ve ilişkinin ilk zamanlarında cinsel birleşme yaşayan çiftlerin iletişimlerinde ve ilişkilerinde, ilk haftalarda seks yapmayan çiftlere göre daha düşük bir tatmin yaşadıkları ortaya çıktı.

    Araştırmada sonuçları etkilemesi muhtemel ırk, eğitim, seks partnerlerinis sayısı ve dini inançlar gibi faktörlerde incelendi. Uzmanlar cinselliği ertelemenin neden olumlu bir etki yaptığı konusunda net değil. Bunun sebebinin muhtemelen erken cinsellik yaşayanların yüksek cinsel beklentilere yöneldiği ve bu yönde de devam ettiği düşünülüyor.

    Araştırmayı yürüten uzmanlardan Justin Lehmiller bu durumun seksle hiçbir alakası olmayabileceğini sadece ilk buluşmada yatağa atlayan ve bekleyenler arasında karakter farkıyla alakalı olabileceğini belirtti.

  • Tüp Bebek Öncesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Tüp Bebek Öncesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Kısırlık sorununun çözümü, oldukça disiplin isteyen bir süreçtir. Başarı şansını etkileyebilecek her küçük detaya dahi dikkat edilmelidir.Çiftler, başarı oranlarını doğru olarak bilmeli ve buna göre beklentilerini belirlemelidir.

    Tüp Bebek Öncesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Tüp bebek tedavisine başlamadan önce çiftler yeterli bilgi araştırmasını yapmalı, tedavi aşamalarını ve kullanılan ilaçları öğrenmelidir.

    Tercih edilecek tüp bebek merkezleri araştırılmalıdır. Başarı oranları, doktorlar, mümkünse merkezi tercih eden çiftlerden referanslar araştırılmalıdır. En önemli oran, merkezin eve canlı çocuk götürme oranıdır. Bu oranı merkezden talep ediniz.

    Şayet kadının yaşı gençse bir sene boyunca gebe kalmak için uğraşmalıdır. Ancak 35 ve üzerinde bir yaştaysa zaman kaybetmeden doktora başvurmalı ve tedavisini planlamalıdır.

    Çiftler geçirdikleri hastalıkları bir liste yapmalı ve doktorla görüştüklerinde paylaşmalıdır. Bugüne kadar geçirilmiş ameliyatlar, cinsel hastalıklar, üreme organları ile ilgili sorunlar doktora bildirilmelidir.

    Erkek adayın tedaviden önce kıyafetlerine de dikkat etmesi gerekir. Giydiği çamaşırlara, pantolonlara özen göstermesi, çok sıkı olmayan giysileri tercih etmesi gerekir. Şayet çamaşır ya da pantolon çok sıkı ise spermler bu durumdan olumsuz etkilenir. Bu da tüp bebek tedavisini olumsuz yönde etkiler.

    Erkek adayın tedaviye başlamadan 3 ay önce alkol ve sigarayı kullanımını terk etmesi gerekir. Bunlar sperm kalitesini düşüren ve dolayısıyla başarıyı olumsuz etkileyen faktörlerdir.

    Erkek adayların tedaviye başlamadan 3 ay öncesinde hamam, sauna gibi sıcak ortamlarda bulunmayı bırakması gerekir. Banyo yaparken dahi suyun sıcaklığına dikkat edilmelidir.

    Tüp bebek tedavisinden önce aynı şekilde kadın adayın da ağır egzersizleri 3 ay öncesinden bırakması gerekir.

    Tüp bebek tedavisine başlamadan 3 ay öncesinde kadın adayın sigarayı bırakması, hatta dumanına dahi maruz kalmaması gerekmektedir.

    Tüp bebek tedavisinden 3 ay öncesinde anne adayın aşırı sıcak ortamlarda bulunmaması gerekir. Bunun dışında solaryum gibi uygulamalara kesinlikle girmemelidir. Beslenme düzeni tüp bebek tedavisine uygun olarak düzenlenmelidir.

    Erkek adayın ve kadın adayının vücudunda özellikle de cinsel organlarında ve üreme organlarında herhangi bir iltihaplanma, enfeksiyon mevcut ise bu durumu doktoruna haber vermelidir. Kullanılan ilaçlar ve hastalığın süresi doktor ile paylaşılmalıdır. Bu gibi iltihabi durumlar gebelik oluşmasına engel teşkil edebilir.

  • Çörek otu diyeti

    Çörek otu diyeti

    Çörek otu diyeti Çörek otu fazla kiloları olan kişilerin iştahını azaltma özelliği bulunmaktadır. Daha çabuk doyma hissi oluşturur. Bu şekilde zayıflamanıza destekçi olur. Yemekten önce oda sıcaklığında bekletilmiş olarak içilen bir bardak suyun da zayıflamaya etkisi olmaktadır. çörek otu zayıflamak için nasıl kullanılır, çörek otunun zayıflamaya faydası, çörek otu zayıflatır mı, çörek otu ile zayıflama ve çörek otunun faydaları isimli yazıları okuyabilirsiniz.

    Çörek Otu Diyeti Listesi

    Mucizevi çörek Otu Yağının Zayıflamada kullanımı

    Kahvaltı ve yemeklerden yarım saat önce, yani günde 3 kez ortalama 200 adet çörek otu tohumunu çiğneyerek yutmak zayıflatmaktadır.

    1- Kahvaltı ve yemeklerden yarım saat evvela 0,7 gr. (yaklaşık 200 adet tohum) yeni öğütülmüş ya da çiğnenerek 1 bardak su ile birlikte yutulacak.

    2-Kahvaltı ve yemeklerden yarım saat evvela 5 damla çörekotu yağı 1 bardak su ile yutulacak.

    çörek otunun zayıflatma etkisini şu şekilde gösterdiği düşünülmektedir.

    1- iştahı kapatarak, daha fazla yemek yemeyi önleyerek.
    2- Karaciğeri temizleyerek sindirimi hızlandırarak.
    3- Lubricant (yağlayıcı) özelliğiyle bağırsakları kaygan hale getirerek, yani müshil etkisi göstererek, besinlerin daha hızlı geçmesini sağlayarak.

    çörek otu diyeti
    çörek otu diyeti

    çörek otu gündelik kullanım miktarı

    2-5 yaş arası 5 gr
    5-12 yaş arası on gr
    12 yaşından büyük olanlarda 15 gr dır.

    Çörek otunun gündelik kullanım miktarı 2 veya 3 e bölünerek aç karnına yenmelidir. Bu öğünler sabah öğle arası, ikindi vakti ve yatmadan öncelikle olabilir.

    Çörek otunun faydalı olabilmesi için tam sindirilmesi gerekir. Kişide hazımsızlık sorunları varsa giderilmelidir.

    Çörek otu öğütülmeden yenirse sindirilemez, öğütülerek yenmesi gerekir. Öğütülmüş çörekotu bekletilmemelidir, yağı kolaylıkla acır ( Oksidasyon) ve zararlı duruma gelir. Çörek otunun öğütülmesinde elektrikli kahve değirmeni kullanılabilir, aletin zorlanmaması için uzun süre öğütme yapılmamalıdır.

    Çörek otu hafif acımsı ve baharlı lezzette bulunduğu için insanların damak tadına göre yeme şeklinin geliştirilmesi gerekmektedir.

    Çörek otunun bileşiminde bulunan proteinlerin sindiriminin kolay olması için aç karnına mide asidiyle direk münasebet etmesi istendiğinden süt yada yoğurtla yenmesi önerilmemektedir.

    Çörek otu çiğneyerek yenirse öteki faydalarına ilave şekilde ağız içi ve dişeti bakımı da oluşturulmuş olur. Bu yeme halinde dut kurusu ya da kuru siyah üzüm beraber yenerek tat düzenlemesi yapılabilir.

    Çörek Otunun Faydaları

    • Bilimsel olarak yapılan son araştırmaya göre zayıflatma özelliği bulunmaktadır.
    • A, B, ve C vitaminlerinin yanı sıra kalsiyum, potasyum, magnezyum ve çinko ve bu gibi değerli bileşenleri içerir.
    • Yaraları iyileştirici özelliği bulunmaktadır.
    • Baş ağrısına iyi gelerek ağrıyı dindirir.
    • Bağırsak kurtlarını düşürücü tesir yapar. Bağırsak parazitlerini geçirir.
    • Sindirim sistemini rahatlatır. Gaz giderici  özelliği bulunmaktadır
    • Kabızlığı gidermeye yardım eder.
    • Dizanteriye karşı |yarar sağlar.
    • Hemoroid yani basur için de iyileştirici özelliği bulunmaktadır.
    • Burun tıkanıklığını giderir.
    • Astım ve alerjik reaksiyonları olan kişilere de yarar sağlar.
    • Bronşit ve öksürüğe iyi gelir. Özellikle kış hastalıkları olan nezle, grip için etkilidir.
    • Ateş düşürmeye yardım eder.
    • Amfizem problemine karşı kullanılabilir.
    • Kan basıncını ve yüksek tansiyon yani hipertansiyonu düşürür.
    • Kolesterolü düşürücü etkisi de bulunmaktadır. Kolesterolü dengeler.
    • vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara karşı direnç sağlar.
    • Diş ağrılarını geçirmeye yardım eder.
    • Gebelikten sonra emzirme döneminin kalitesini arttırır, Doğum yağmış annelerde süt artışı sağlar.
    • Eklem ağrıları, artrit ve romatizmaya iyi gelir.
    • Uykusuzluk çekiyorsanız şifayı çörek otu yağında bulabilirsiniz.
    • Adale,kas ağrıları için bir çay bardağı çörek otu yağı ile masaj yapabilirsiniz.
    • Mide bulantısı ve mide ağrıları için yarım tatlı kaşığı taze zencefil suyu ile yarım tatlı kaşığı çörek otu yağını karıştırıp günde iki kez içebilirsiniz.
    • Kalbi korur.
    • Kansere karşı koruma sağlar.
    • Sinüzite iyi gelir.
    • Saçların yapısını korur ve saçların , sağlıklı  uzamasına yardım eder.
    • Saç dökülmesini önler, saçların erken beyazlamasını engeller.
    • Sinir, stres depresyon ve gerginlikten uzaklaştırır.
    • Diyabet diğer adıyla şeker rahatsızlığı için de faydalıdır.
    • Kan damarı duvarlarının esnekliğini arttırmaya destekçi olur.
    • Kronik yorgunluğa karşı iyi gelir.
    • Safra kesesi taş oluşumu ve böbrek taş oluşumuna karşı etkilidir.
    • Dolaşım sistemine yarar sağlar.
    • Cinsel gücü arttırıcı etkisi bulunmaktadır.
  • Orgazm faydaları

    Orgazm faydaları

    Orgazm faydaları Kadın orgazmı cinsel sağlık konusunda en çok tartışılan ve en karmaşık konulardan biridir. Seksin sağlığa faydaları ile birlikte orgazmın da ayrıca birçok faydaları var. İngiliz Daily Star Gazetesi’nin haberine göre orgazmın kadın sağlığına 9 yararı:

    Orgazm faydaları

    1) Düzenli yapılan seks bağışıklık sistemini güçlendirir. Soğuk algınlığını gidermeye yardımcı olur.
    2) Orgazm kan akışını düzenler.
    3) Her ne kadar günlük olarak egzersiz yapmanın yerini hiç birşey tutmasada, orgazm kardiyo egzersizi ile eşdeğerdir.
    4) Orgazm ile stres iki kat daha fazla atılabilir.
    5) Seks cildin daha canlı ve sağlıklı olmasını sağlar.
    6) Meme kanseri riskinin azalmasına yardımcı olur.
    7) Daha fazla seks daha fazla uyku demektir. Orgazm uykusuzluğu gidermeye yardımcıdır.
    8) Daha uzun bir yaşamın sırrı orgazmdır
    9) Orgazm daha iyi yaşlanmaya yardımcıdır.

    Yoğun bir orgazm yaşadıktan sonra, yaşadığınız bu orgazmı kendinize sürekli hatırlatmaya çalışın. İyi bir cinsel deneyim sonrası partnerinize sizi ne kadar iyi hissettirdiğini hatırlatın. En güzel cinsel deneyimleri birlikte anmak, sizi neyin birbirinize çektiğini size tekrar hatırlatır ve bunu yeniden yapmak istersiniz.

  • Ayrılık çanlarını gösteren işaretler

    Ayrılık çanlarını gösteren işaretler

    Ayrılık çanlarını gösteren işaretler Her ilişkide inişli çıkışlı dönemler olabilir. Önemli olan, yaşanan sorunlarda geri dönüşü olmayan sözler ve hareketlerle, belki de incir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerden bir birlikteliğin bitmesine yol açmamak…

    Çiftler terapiye başvurduğunda en sık duyulan cümleler “Eşimle eskisi kadar çok vakit geçirmiyoruz”, “Birlikte hiçbir şey paylaşmıyoruz”, “Aynı evde iki yabancı olduk”, “Cinsel hayatımız çok kötü”, “Sanki beni hiç duymuyor, ne söylesem ona ulaşamıyor gibi hissediyorum”, “Tek ortak noktamız çocuklar oldu. Baş başa hiçbir şey yapmıyoruz”, “Çok fazla tartışıyoruz ve hiçbir şekilde uzlaşamıyoruz” “Eşim çok değişti, artık benimle hiç ilgilenmiyor” oluyor. Ancak ne olursa olsun bunların hiçbiri tek başına ilişkinin bittiğini ya da biteceğini göstermek için yeterli olmuyor. Bu olumsuzlukların bazıları ilişki üzerinde yıkıcı etkiye sahip olabilse de, bazıları sanıldığı kadar olumsuz etki etmiyor. Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Psikolog, Çift ve Aile Terapisti İnci Canoğulları, bu tür konularda önemli çalışmaları bulunan John Gottman’ın ilişki laboratuvarında yaptığı araştırmalar sonucu, tartışan bir çifti 10 dakika gözlemleyerek boşanıp boşanmayacaklarını tahmin edebileceğini söylüyor. Hem de yüzde 91 doğru oranda! Peki bu mümkün mü? Dr. Gottman bir ilişkinin bitip bitmediğini anlamak için nelere bakıyor? Uzm. Psk. Canoğulları, Gottman’ın “Mahşerin Dört Atlısı” olarak isimlendirdiği, ilişkilere en fazla zarar veren yanlışları Formsanté okurları için anlattı.

    Ayrılık çanlarını gösteren işaretler
    Ayrılık çanlarını gösteren işaretler

    Ayrılık çanlarını gösteren işaretler

    Suçlama
    “Sen her zaman…” ya da “Sen hiçbir zaman…” diye başlayan cümleler şikayet değil, suçlama içeriyor. Şikayet ve suçlama arasındaki fark büyük önem taşıyor. Bu nedenle tartışmalarda ikisini ayırmak gerekiyor. Şikayet şu şekilde olabilir: “Akşamları eve geldiğimizde benimle konuşmaman beni çok üzüyor.”

    Bu cümle karşımızdaki kişi ile ilgili herhangi bir suçlama içermiyor. Ancak suçlama içeren cümleler, problemi konuşmak için sert bir başlangıç oluyor. Negatif duygular uyandırarak karşımızdaki kişinin öfkelenmesine yol açıyor. Suçlama doğal olarak savunmayı doğuruyor. Partnerinizi suçlamaya başladığınızda ise o da kendini savunmaya başlıyor.

    Savunma

    Herhangi bir saldırıya maruz kaldığında kişi kendini savunmaya başlıyor. Bunu da yaptığı hatayı kabul etmeyerek, aksine karşısındaki kişinin, bu hatayı yapmasına engel olmadığı için onu suçlayarak yapıyor. Bu durum, karşı tarafın da kendini savunmasına yol açıyor. Yaşananların sorunun çözümlenmesine hiçbir şekilde katkısı olmadığı gibi, içinde bulunulan durumu daha da kötüleştiriyor.

    Aşağılama – Hor görme

    Bu durum, tartışmalar sırasında karşımızdaki kişiyle dalga geçme, alay etme, küçük düşürme gibi sözler ve bunlara uygun beden hareketlerini içeriyor. Ayrıca gözleri devirme, küçümseyerek bakma gibi bazı mimikler içinde bulunulan durumu daha da kötüleştiriyor. Hal böyle olunca aşağılandığını, küçük düşürüldüğünü düşünen taraf için problemle ilgili konuşmak ve çözüm aramak imkansız hale geliyor. Bu durumda ya ortamı terk ediyor ya da iletişimi kesiyor. Boşanmanın en önemli belirleyicisi de bu oluyor. Mutlu evliliklerde aşağılama ya da hor görmenin neredeyse sıfır olduğu biliniyor.

    İlk yedi yıla dikkat…
    John Gottman ile Robert Levenson tarafından yapılan ve 14 yıl süren araştırmanın sonuçlarına göre evliliklerinin ilk yedi yılında boşanan çiftlerde suçlama, savunma, duvar örme ve aşağılama-hor görmeye daha fazla rastlanıyor. İlerleyen yıllarda ise ayrılan çiftler en çok duygusal olarak bir bağın olmaması, özellikle tartışma sırasında olumlu herhangi bir duygunun gösterilememesi nedeniyle boşanma kararı alıyor.

    Duvar örme
    Bu durumda partnerlerden biri, daha çok da dinleyici olan taraf, iletişimi kesip, çoğunlukla da ortamı terk ediyor. Karşımızdaki kişiyi gerçekten dinlediğimizde bunu beden dilimizle, yüz ifadelerimizle ve verdiğimiz tepkilerle belli ediyoruz. Ancak duvar ören taraf bunlardan hiçbirini yapmıyor. Gottman’a göre erkekler bunu kadınlardan daha fazla yapıyor ve oran yüzde 85’i bulunuyor. Bu yüzden Gottman bunu yapanın bir kadın olması halinde yaşanılan durumun boşanmanın habercisi olabildiğini belirtiyor. Erkek duvar ördüğünde bu durum kadın için çok üzücü oluyor ve konuyu uzatma eğilimini artırıyor. Dolayısıyla erkek bu davranışı konuyu bitirmek için yapsa da sonuçta tam tersine dönüyor.

    Sonradan fark edilmiyor
    Bazı çiftlerde “Mahşerin Dört Atlısı” olarak adlandırılan davranışların hiçbirine rastlanmıyor. Uzman Psikolog Canoğulları, eşlerin bir uzmana başvurduğunda her şeyin yolunda olduğunu belirttiklerini söyleyerek, “Tam da bu sebepten ötürü neden çift terapisine geldiklerini kendileri de tam olarak bilemiyor. Dolayısıyla burada herhangi bir olumsuzluk olmaması, problem yokmuş gibi davranmaya yol açabiliyor. Ancak bir sorun olması için mutlaka olumsuzluk yaşanması gerekmiyor. İlişkide olumlu bir duygunun eksikliği de problem yaratabiliyor. Bu, çiftlerin arasında herhangi bir duygusal bağın olmaması anlamına geliyor. Söz konusu gruba dahil olan çiftler birbiriyle şakalaşmıyor, espri yapmıyor, herhangi bir sevgi ve şefkat göstermiyor, hatta birinin diğerine ilgisi dahi kalmıyor” diyor.

    Depresyona yol açabiliyor..
    Uzman Psikolog Canoğulları, danışanlarından edindiği tecrübelere göre ilişkilerinde mutsuz olan ve sorunlarını konuşamayan çiftlerin çoğunlukla kendilerini kapana kısılmış, boğulacak gibi çaresiz hissettiğini belirterek, “Bazı kişiler bu durumda uzaklaşmayı tercih edebiliyor. Bu durumda duvar örüp, partneriyle iletişimi kestiğinde yaşanılanlar karşı tarafın öfkelenmesine ve en ufak bir şeyde bile öfke patlaması yaşamasına sebep olabiliyor. Alan Teo ve arkadaşları tarafından yaşları 25-75 arasında değişen, yaklaşık beş bin kişiyle yapılan ve 10 yıl boyunca takipleri süren bir araştırmanın sonuçlarına göre; kişinin eşi, ailesi ya da arkadaşları ile olan ilişkisinin kalitesi gelecekte depresyon yaşama ihtimalini belirliyor. Araştırmada, ilişkilerini pozitif ve destekleyici olarak değerlendiren 15 kişiden sadece birinin 10 yıl içinde depresyon yaşadığı; ilişkilerini zayıf ve düşük kaliteli olarak değerlendiren kişilerde ise aynı durumun yedide bir oranında olduğu görüldüğü ortaya konuyor” diyor.

    Formsanté

  • Tüp bebek tarih mi oluyor?

    Tüp bebek tarih mi oluyor?

    Tüp bebek tarih mi oluyor? İsveçli doktor Pascal Mock’un geliştirdiği yeni yöntem ile tüp bebek yönteminin tarihe karışmasına neden olabileceği belirtildi.
    İsveçli doktor Pascal Mock’un geliştirdiği ve anne rahminde gerçekleştirilen yeni bir suni döllenme yöntemi sayesinde laboratuvar ortamında döllenen “tüp bebeklerin” tarihe karışabileceği açıklandı.

    Yeni yöntem kapsamında AneVivo adı verilen silikon bir kapsülün içine konulan sperm ve yumurta hücreleri döllenmenin gerçekleşmesi için ana rahmine yerleştirildi. Sadece 1 cm uzunluğunda ve 1 mm genişliğinde olan bu silikon tüpün üzerindeki 360 delik sayesinde rahimdeki sıvılarla etkileşim içine girdi.

    ‘DOĞAL BİR DÖLLENME’ HİSSİ
    Doktorlar bu kapsülü sadece 24 saat rahimde tuttuktan sonra dışarı çıkardı ve kapsülün içinde döllenmiş olan embriyolardan en sağlıklılarını seçerek yeniden ana rahmine yerleştirdi. AneVivo ile gerçekleştirilen suni döllenmelerin hem çiftlere “doğal bir döllenme” hissi yaşatarak moral verdiği hem de ana rahminde döllenmiş olan embriyoların daha sağlıklı olmasını sağladığı belirtildi. Yine de bazı uzmanlar bu sistemin geleneksel tüp bebek işleminden daha başarılı sonuçlar verdiğine kanaat getirilebilmesi için bir çok yeni deney yapılması gerektiğini dile getirdi.

  • Yağ yakmanın kolay yolları

    Yağ yakmanın kolay yolları

    Yağ yakmanın kolay yolları metabolizmayı hızlandırır ve yağ yakılmasını daha kolay hale getirir.

    Yağ yakmanın kolay yolları

    1 fincan yeşil çay antioksidan içeriğiyle yağ yakımını hızlandırır.

    Kahvaltı öncesi esneme ve gerinme ile 15 dk hafif egzersiz hem metabolizmanızı hızlandırır hem de yağ yakımını hızlandırır.

    Kırmızı meyvelerin antioksidan içeriği yüksektir yağ yakımına faydalıdırlar.

    Zencefil, acı biber ve köri metabolizmayı hızlandırır. Tarçın, kan şekerini dengeler. Zencefil metabolizmayı hızlandırır, şişkinliği azaltır. Rezene, fazla suyu atar. Kekik, kolesterol düşürücü, yağ yakıcıdır. Biberiye dolaşım sistemini uyarır.

    Kahvaltı etmediğinizde, vücudunuza açlık çektiğinize dair mesaj gönderilir. Çünkü geceden beri bir şey yemediğiniz için, 10 saatten fazlaca bir süre bir şey yememiş olursunuz. Böylece metabolizmanız, vücudunuzu korumak adına yavaşlar. Besinler, özellikle de karmaşık karbonhidratlar, metabolizmanızı ateşler. Kahvaltıyı yapmayanlar, yapanlara oranla 4 kat daha fazla şişmanlar.

    yağ yakmanın kolay yolları
    yağ yakmanın kolay yolları

    Tamamen yağsız yiyerek yağ yakımı olur diye yanlış bir inanç vardır, yağ seçimini ve pişirme tekniklerini gözden geçirmek gerekir. Vücudumuzun yağları yakabilmesi için yine yağlara ihtiyacı vardır ancak yağların da zararlı ve yararlı olanlarını ayırt etmek gerekir. Doymuş yağlar yerine doymamış yağlar zeytinyağ , çiçek yağı omega3 açısından zengin olarak doğru tercihlerdir.

    Yapılan araştırmalara göre C vitamini yağların yakılmasında faydalıdır. C vitamininden zengin olan birçok meyvede aynı zamanda lif oranı da yüksektir. Lifler de yağların vücuttan atılmasında yardımcıdır.

    Gülümseyin; Mutluluk hormonları tokluk hissi sağlar. Hergün 1 kez fazla gülümsemek size fazladan 10 kalori yaktırır. Kahkaha attığınızda ise karın kaslarınızın çalıştığını hissedersiniz. Zayıflamak için stresi yenin bolca gülümseyin.

    Yavaş yemek yemeyi alışkanlık haline getirin; Beyin tokluk sinyallerini 10 dk içinde alır. Bu yüzden her lokma yemeğin tadını çıkararak çiğneyin. Her lokmadan sonra çatalı/ kaşığı tabağınızın yanına koymak size başta yorucu gelse de tokluk hissi için geçen sürede size oldukça yardımcı bir etkendir. Yemek yerken tv karşısında olmayın.

    Bol su içmenin vücuttaki nemi koruduğu ve kuruluğu önlediği gibi metabolizmayı da düzene soktuğu biliniyor. Çünkü bol su içmek, gereksiz kalori alımı ihtiyacını azalttığından yağların daha çabuk yakılmasına yardım ediyor.

  • Gripli anne emzirme yapabilir mi?

    Gripli anne emzirme yapabilir mi?

    Gripli anne emzirme yapabilir mi? “…Anne sütü bebekleri enfeksiyondan korur. Grip sütten bebeğinize geçmez. Maskenizi takıp bebeğinizi emzirin!..”

    Akşam’da yer alan habere göre kar ve soğukla birlikte grip artık her evde! Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Mahmut Çivilibal anneleri uyardı: “Grip olunca emzirilmez söylentisine inanmayın. Önleminizi alın ve emzirmeye devam edin. Grip, anne sütünden geçişten çok, havadan damlacık yolu ve yakın temasla bulaşır. Emzirmeyi kesen anne, aslında farkında olmadan bebeğini hastalıklara karşı koruyan doğal bir kalkanı yok etmiş oluyor. Oysa grip vakalarının arttığı bu dönemlerde, emziriyor olmak büyük bir şans. Çünkü anne sütü, içeriğindeki bağışıklığı güçlendiren, antiviral ve antibakteriyel maddeler ile bebekleri hastalıklardan koruyor. Anne sütüyle beslenen bebekler, özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarını hafif ve daha az geçirirler” dedi.

    Mutlaka maske takın!

    Doç. Dr. Mahmut Çivilibal grip olan annenin emzirme sırasında alması gereken önlemleri şöyle sıradı:
    – Emziren anne grip veya nezle geçiriyorsa nefesini olabildiğince bebekten uzak tutmalı,
    – Bebeğin yüzüne doğru öksürüp hapşırılmamalı,  yakın temastan kaçınılmalı,
    – Emzirme gibi yakın temas durumlarında mutlaka maske takılmalı ve bu maske en fazla 30 dakika sonra yenisiyle değiştirilmeli.
    – Eller sık sık sabunla yıkanmalı,
    – Bebek ne annesi ne de bir başkası tarafından kesinlikle öpülmeli,
    – Ev sık sık havalandırılmalı.