Blog

  • Yeşil lazanya tarifi…

    Yeşil lazanya tarifi…

    Yeşil lazanya nasıl yapılır? Yeşil lazanya malzemeleri nelerdir? Yeşil lazanya tarifi…

    Malzemeleri:
    8-10 adet Hazır Lazanya
    200 gr Tulum Peyniri
    ½ Çay bardağı süt
    1 adet orta boy Soğan
    ½ bağ Pazı
    2 dal Pırasa
    2 adet kabak
    ½ bağ dereotu
    ½ bağ maydanoz
    ½ bağ nane
    2000 gr rendelenmiş kaşar peyniri
    4 yemek kaşığı Zeytinyağı
    Tuz
    Karabiber

    Yapılışı :
    Soğan ve sarımsakları yemeklik doğrayın.Pazı yapraklarını ve pırasaları kabaca doğrayın.Kabakları rendeleyin.
    Maydanoz, nane ve dereotunu kıyın.Bir tavayı ateşe alın ve 4 yemek kaşığı zeytinyağı ekleyin.Soğanı ekleyerek, biraz yumuşatın.Ardından sırasıyla pırasa, kabak, pazı yapraklarını ekleyin pişirmeye devam edin.Sebzeler yumuşayınca tulum peyniri ve sütü ekleyin.Peynir eriyip malzemelere karıştığı zaman maydanoz, nane ve dereotunu ekleyin karıştırın ve kenara alın.Bir tencerede su kaynatın. Lazanyaları kaynayan suda ıslatın.Bir fırın kabının en altını kaplayacak şekilde bir sıra lazanya yaprağı dizin.Üzerine hazırladığınız sebzeli karışımdan biraz dökün ve yayın.
    Bu sefer de lazanya yapraklarını tam tersi yönünde dizin, sebzeli karışım ekleyin.Bu şekilde 4-5 kat oluncaya kadar devam edin.Tün harcınız bittiğinde ve katları tamamladığınızda üzerini rendelenmiş kaşar peyniri ile kaplayın. Önceden ısıtılmış 180 C fırında 20-25 dk üzeri kızarıncaya kadar pişirin.

    Ardanın Mutfağı

  • Deri Çantanın Bakımı Nasıl Olmalı?

    Deri Çantanın Bakımı Nasıl Olmalı?

    Deri doğal bir madde olduğu için kullanırken,temizlerken ve saklarken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır.

    Deri çantanın bakımına çok özen göstermeniz gereklidir. Aksi halde çantanızda kuruma ve çatlamalar meydana gelebilir.

    Deri çanta nemli ve sabunlu bez ile dairesel hareketlerle silinmeli ki leke kalmasın. Kırışıklık ve katlanmaların önlenmesi için çantanızı kullanmadığınız zamanlarda içine kağıt, sünger ve bez gibi maddeler koymalısınız. Bu sayede çantanızın formunu koruyabilirsiniz.

    Deri bir çantanın daha uzun ömürlü, canlı ve parlak olması için bakımlarında özel üretim yağlar kullanmalısınız.

    Çantanızı kalorifer üzerinde kurutmaya çalışmayın

    Deri çantalarınız yağmur ya da kar yağışından dolayı ıslandıysa doğru bir yöntemle kurutulduğu takdirde bir zarar görmeyecektir. Islanan deri çantanızı asla kalorifer üzerinde, kurutma makinesiyle ya da benzeri ısı kaynaklarıyla kurutmaya çalışmayın. Kurutmak için en iyi yöntem kuru bir bez ile silip güneşte kendiliğinden kurumasını sağlamaktır.

    Broş ve iğneli aksesuarlar kullanmayın

    Deri çantalarda dekoratif amaçlı kullanılan broş ve iğneli aksesuarlar ne kadar hoş görünse de çantanızın derisine zarar verebileceği ihtimaline karşı kullanılmaması önerilir. Çantanızın derisi bu tür malzemelerden ya da tığ, şiş gibi delici malzemelerden zarar gördüyse kendiniz onarmaya çalışmadan bir tamirciye götürmelisiniz.

  • İyi bir diyet nasıl olmalı?

    İyi bir diyet nasıl olmalı?

    Diyelim ki kilo probleminiz var. Çözmeye de kararlısınız.

    Hatta çok beklemeden bugün hemen başlamak istiyorsunuz. Aman acele etmeyin. Önce şu sorulara en doğru yanıtları arayın: Bu işi nasıl başaracaksınız? Süreç nasıl başlayacak, nasıl işleyecek? Diyet bitince ne olacak? Verilen kilolar yeniden geri mi gelecek?
    Şunu hemen belirteyim ki diyet yapmak fevkalade zor bir iştir. Her şeyden önce ortalıkta bu kadar yiyecek içecek varken, televizyon reklâmlarının neredeyse yarısı yiyecek içeceklere ayrılmışken, stres, gerginlik, depresyon, endişe, hiddet, öfke gibi yeme davranışlarınızı kontrolsüz hale getiren ruhsal sorunlar bu kadar yaygınken diyet yapmayı düşünmek de, başlamak da, sürdürmek de doktorunuz ve diyetisyeninizin size verdiği önerileri yaşam tarzınız hale getirmek, yani içselleştirmek de kolay değildir. Hepsi de çok ciddi bir ön hazırlık, sıkı bir konsantrasyon, güçlü bir sosyal destek, motivasyon gerektiriyor.

    SABOTAJCILARA DİKKAT!
    Her şeyden önce yemeyi ruh halinizden uzak tutmak, davranışlarınız ve duygularınızın yeme içme isteğiniz üzerindeki etkilerini baskılamak son derece zor bir iştir. Evde eşiniz, çocuklarınız, işyerinde iş arkadaşlarınız, komşu gezmelerinde mahalle dostlarınız, sosyal toplantılarda sevdikleriniz, akrabalarınız, isteyerek ya da istemeyerek önünüze pek çok sabotajlar koyacaklar, hatta kendileri diyet sabotajcıları haline gelecektir.
    Sokağa çıktığınızda gördüğünüz outdoor reklâm tabelaları, okuduğunuz gazete ve dergilerdeki damak çatlatan lezzetler tavsiye eden tarifler, televizyonda izlediğiniz salamlı, sucuklu, pastırmalı, pizzalı, makarnalı ve tabiî ki her çeşit tatlılı reklamlarından çok değil iki üç gün sonra aklınızı karıştırmaya, içinizi gıdıklamaya başlayacağından emin olabilirsiniz.
    Bunların hepsi doğru ama emin olunuz ki tamamı üstesinden gelinebilecek sorunlar. Benim tavsiyem özellikle yeme içme kararlarınızla ruh haliniz arasındaki ilişkiye çok önem verin. Bu ilişkiyi minimumda tutmak için akılcı stratejiler geliştirin.

    HER KİLO HİKAYESİNİN BİR NEDENİ VARDIR
    Önemli bir nokta da şu: Kilo almanızın nedeni bedensel bir hastalık ya da metabolik bir bozukluksa, bir hormonal dengesizlik, biyolojik aksamaysa siz ne yaparsanız yapın verdiğiniz kilolar temelde yatan sorunu halletmediğiniz için çok değil, birkaç ay içinde fazlasıyla geri dönecektir. Bunu şu şekilde de anlatabilirim: Diyelim ki başınız ağrıyor. Baş ağrınızın sebebi de “kronik sinüzit”. Kronik sinüzite bağlı baş ağrısını tabiî ki bir ağrı kesiciyle geçici olarak hafifletebilirsiniz ama eğer ağrının arka plandaki nedeni; kronik sinüziti tedavi etmeyi unutursanız yuttuğunuz ağrı kesici hapın etkisi geçer geçmez başınız yeniden ağrıyacak, hatta sinüzit kronikleşeceği için daha sonraki günlerde baş ağrılarınız daha şiddetli olacak ve daha sık tekrarlayacaktır.
    Tıpkı bu örnekte olduğu gibi insülin direncinin, polikistik over hastalığının, böbreküstü bezlerinin aşırı çalışması ya da tiroid tembelliğine bağlı bir kilo sorununun geçici bir diyet programıyla ortadan kaldırmaya çalışmak da kronik sinüzite bağlı baş ağrısını ağrı kesiciyle tedavi etmeye benzeyecek, yani diyetin etkisi sadece uygulandığı süreyle sınırlı kalacaktır.
    İşte bu nedenle bedensel bir sorununuz olup olmadığını anlamadan, ruhsal bir probleminizin varlığını araştırmadan hiçbir diyet programına başlamayı asla düşünmeyin. Özellikle iki-üç kiloluk bir fazlalıktan daha fazlasından kurtulmayı hedeflediğiniz durumlarda bu hataya sakın düşmeyin.

    İLAÇLARA DİKKAT!
    Son bir hatırlatma daha: Kilo almanın düşündüğünüzden ve bildiğinizden çok daha farklı nedenleri de olabiliyor. Mesela ilaçlar! Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların pek çoğu, epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçların bazıları, antipsikotik hapların önemli bir kısmı, hipertansiyon tedavisinde kullanılan bazı beta blokerler, alerji tedavisinde kullanılan antihistaminikler, kortizon içeren haplar, iğneler kilo nedeni olabiliyorlar.

    SONUÇ
    Bu yazının özeti şudur: Kilo sorunu bir sağlık sorunudur ve diğer sağlık sorunlarında olduğu gibi çoğu zaman bedensel veya ruhsal problemlerle ilişkilidir. Tabiî ki beslenme hataları, fazlalıkları ve tabiî ki aktivite yanlışları, hareketsiz yaşam tarzları da kilo almanıza yol açabilir ama sorununuz sadece bu basit “çevresel karakterli” etkenlerle ilişkili olamayabileceğini unutmayın.
    Mevcut vücut ağırlığınızın yüzde 5’inden daha fazlasını kaybetmeniz gerekiyorsa özellikle şu bilgiyi bir kenara not edin: Kilo probleminin kalıcı çözümü doktor, diyetisyen, psikolog ve egzersiz uzmanlarının bir araya getirildiği güvenilir organizasyonlarla olur.

    Kaynak : Hürriyet / Kelebek

  • Türkiyenin en ölümcül bulaşıcı hastalığı

    Türkiyenin en ölümcül bulaşıcı hastalığı

    İzmir’de Fenerbahçe Basketbol Takımı’nda kaptanlık da yapan milli basketbolcu Nalan Ramazanoğlu ile Arkas Voleybol Takımı oyuncusu Mustafa Ramazanoğlu’nun 17 aylık kızları Cemre Ramazanoğlu’nun menenjit virüsünden yaşamını yitirmesi, dikkatleri bir kez daha bu rahatsızlığa çevirdi.

    EN ÖNEMLİ TAŞIYICISI HACI ADAYLARI

    Ege Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof Dr. Zafer Kurugöl, “Türkiye’de çocuklarımızı bu kadar etkileyen menenjit virüsünün en önemli taşıyıcısı hacı adayları. Çünkü onlar Afrika kökenli hacılardan aldıkları virüsü Türkiye’ye getiriyorlar. Torunlarını düşünüyorlarsa mutlaka aşı olsunlar” dedi. Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Mehmet Ceyhan ise artık hacılara da bu taşıyıcılığı önlemek için çocuk tipi menenjit aşılarının yapılmasına karar verildiğini söyledi.

    Milli basketbolcu Nalan Ramazanoğlu ile Arkas Voleybol Takımı oyuncusu Mustafa Ramazanoğlu’nun 17 aylık kızları Cemre Ramazanoğlu, menenjit rahatsızlığından dolayı tedavi gördüğü Ege Üniversitesi Hastanesi’nde dün yaşamını yitirdi. Menenjit için aşı olmasına rağmen ikinci doz aşı olmadan virüsü kapan minik Ece’nin ölümüyle birlikte bu hastalık bir kez daha gündeme geldi.

    ÜÇ TİPTEN SADECE BİRİSİNİN AŞISI YOK

    Ege Üniversitesi Hastanesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Kurugöl, Türkiye’de menenjit hastalığına neden olan pinomokok ile Hip tipi virüse karşı aşı olduğunu, ancak meningokok tipi için aşının var olmasına rağmen henüz Sağlık Bakanlığı’nın aşı takvimine alınmadığını dile getirdi. Türkiye’de de salgın olarak zaman zaman görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Kurugöl, “Meningokokun, Türkiye’de iki tipi görülüyor bunlar W135 ve B tipleri. Bunlardan en sık görüleni ise, W135 olanı. Bu tip virüs ülkemize tek geliş kaynağı ise hacı adayları. Hacı adaylarımız hacca ya da umreye gittiklerinde, Afrika ülkelerinden gelen hacı adaylarıyla aynı bölgede bulundukları için bu virüs için taşıyıcı oluyor.

    TORUNLAR İÇİN TEHDİT

    Kendileri korunmak için aşı oluyorlar ama taşıyıcı olmaktan kurtulamıyorlar. Türkiye’ye döndüklerinde ise işte virüsler aileleri ve özellikle de torunları için en büyük tehdit oluyor. Umreye gittiklerinde ise aşı olmuyolar bu da yine menenjitin yayılmasında etkili oluyor. Bu nedenle bu aşıları çocuklarına da yaptırsınlar” dedi.

    EN FAZLA ÖLDÜREN VİRÜS

    Ayrıca, menenjit virüsünün öldürücü etkisi en fazla olan bulaşıcı hastalık olduğunu da söyleyen Prof. Dr. Kurugöl, “Ölüm oranı çok fazla, bu yüzde 10 ile 40 arasında değişiyor. Bu virüsü kapanlar tedavi olsalar bile, etkisini atamıyorlar. Bu kişilerde ileri yaşlarda uzuv kayıplarının yanı sıra, sara, sağırlık, zeka geriliği gibi durumlar da ortaya çıkıyor. Yani bu hastalık en çok ölüme ve sakatllığa neden olan hastalıktır” diye konuştu.

    HACI ADAYLARI ÇOCUK AŞISI OLACAK

    İnfeksiyon ve özellikle de menenjit üzerine Türkiye’de en önemli araştırmaları yapan Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ise Türkiye’deki her menenjit rahatsızlığıyla ilgili kendilerine örnekler geldiğini ve bu örnekler üzerinde 2005 yılından beri laboratuvarlarında araştırma yaptıkları söyledi. Hacı adayları üzerinde de araştırma yaptıklarını dile getiren Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, “Hacılardan giderken örnek aldık, yüzde 13 oranında bakteri saptadık. Dönüşlerinde örnek aldığımızda ise bu oranın yüzde 27’ye çıktığını gözlemledik. Bu kişiler aşı olsalar bile taşıyıcı olmaktan kurtulamıyorlar. Ancak çocuklar için geliştirilen aşılar bu taşıyıcıların önüne geçiyor. Sağlık Bakanlığı da bu aşıyı getirtti. Önümüzdeki dönemden itibaren hacı adaylarına çocuklar için olan aşılardan yapılacak” dedi.

  • Ne zaman diyet, ne zaman detoks?

    Ne zaman diyet, ne zaman detoks?

    Uzmanlar bazen diyetten bazen detokstan yana olurken bizlerin kafası iyice karıştı. Doğru şeyi doğru zamanda uygulamak için ne yapılması gerektiğini sizin için araştırdık ve akıllardaki soruların cevaplarını bizzat bulduk. Diyet ve detoks hakkında merak edilen soruları işin uzmanı Beslenme ve Diyet Uzmanı Canan Aksoy’a sorduk.

    DİYET NEDİR?

    Çeşitli hastalıkların önlenmesi, tedavisi, tanı konulması veya araştırılması için tüketilen besinler ve içeceklerin toplamına diyet deniyor. Bu terimi zayıflama amacıyla hazırlanan besinlerin tüketilmesi durumunda da kullanıyoruz.

    Ne zaman diyet?

    Obezite bir hastalık olmasının yanı sıra pek çok hastalığın (kanser, diyabet, kalp-damar hastalıkları) sebebi arasında yer alıyor. Bu yüzden sağlıklı bir diyet ne zaman yapılmalıdır sorusuna her zaman ve bir ömür boyu diyebiliriz. Sağlıklı ve dengeli bir diyet, obeziteden sizi uzak tutacağı gibi her tür sağlık sorunuyla ilgili olarak da vücudunuzu korumaya yardımcı oluyor. Sağlıklı beslenme bir alışkanlık ve hayat tarzı değişikliği olmalı. Bir dönem değil her zaman yapılmalı.

    Fayda-zarar oranı

    Sağlıklı ve dengeli bir diyet gündelik hayatınızı aksatmaz. Vücudunuzun normal bir şekilde çalışabilmesi için yeterli ve dengeli beslenme şart. Sağlıklı bir beslenme düzeni hastalıkların vücudunuza yerleşmesine de engel oluyor. Bağışıklık sisteminizi güçlü tutuyor. Hayatınıza uyumu kolay olduğu için uygulanabiliyor ve sürdürülebiliyor. Obezite bir ömür boyu mücadele edilmesi gereken bir durum, bu da ancak kalıcı ve dengeli beslenme içeren bir diyetle gerçekleşebiliyor.

    DETOKS NEDİR ?

    Detoks detoksifikasyon kelimesinin kısaltılmasıdır. Detoksifikasyon ise vücuttaki toksik maddelerin karaciğer, akciğer gibi organlar tarafından daha az toksik bir maddeye çevrilerek atılması süreci anlamına geliyor. Bu metabolik bir süreç. Ancak günümüzde detoks diyeti denildiğinde çoğunlukla çok düşük kalorili, çiğnenmeyen besinlerden oluşan, lavman veya bağırsakları boşaltmak için kullanılan birtakım bitki çaylarının kullanıldığı zayıflama diyetleri akla geliyor.

    Ne zaman detoks?

    Vücudunuzun temel detoksifikasyon işlemleri, sağlıklı olduğunuz zaman çalışıyor ve sizi koruyor. Piyasada detoks veya detoks diyeti şeklinde anılan pek çok beslenme şekli bulunuyor. Bu beslenme programlarına bakıldığında 1 gün, 3 gün, 5 gün, 7 gün gibi gün sınırlamaları oluyor, Neden zaman koyulduğunu hiç düşündünüz mü? Çünkü bunların çoğu çok düşük kalorili diyetler, hayatla bağdaşmıyorlar. Bu programla yeterli besin öğesini ve enerjiyi alamadığınız için gündelik hayatınızı yürütemezsiniz. Uzun sürdüğünde ise vücudunuzda bunun yan etkilerini hissedersiniz. Bu yüzden detoks diyetlerinin uzun süreli olmamasına dikkat edilmeli. Detoks diyetleri, enerjisi çok düşük olduğu için, düşük tansiyon, baş dönmesi, yorgunluk hissi ile kendini gösterebiliyor. Detoksu uzman kontrolünde yapmak, gelişi güzel yapmamak gerekiyor.

    Formsanté Dergisi

  • 2014 Deri Halı Modelleri

    2014 Deri Halı Modelleri

    Bir süre önce hayatımıza giren deri halı modelleri yeni evlenecek ve evinin halısını değiştirecek çiftlerin gözdesi olmaya devam ediyor. 2014 yılının halı modasından seçitğimiz en güzel deri halı modellerini sizler için galerimiz de bir araya getirdik…

    2014 Deri Halı Modelleri

    2014 Deri Halı Modelleri
    2014 Deri Halı Modelleri
    2014 Deri Halı Modelleri
    2014 Deri Halı Modelleri
    2014 Deri Halı Modelleri
    2014 Deri Halı Modelleri
    2014 Deri Halı Modelleri
    2014 Deri Halı Modelleri
    2014 Deri Halı Modelleri
    2014 Deri Halı Modelleri

    2014_deri_hali_modelleri (4) 2014_deri_hali_modelleri (7) 2014_deri_hali_modelleri (8) 2014_deri_hali_modelleri (9) 2014_deri_hali_modelleri (10)

  • Bebeğinizin Kordon Kanı Kök Hücrelerini saklatmalısınız

    Bebeğinizin Kordon Kanı Kök Hücrelerini saklatmalısınız

    Bebeğinizin Kordon Kanı Kök Hücrelerini saklatmalısınız, çünkü;

    Kordon kanı Kök hücreleri, Vücuttaki dokularda bulunan farklı hücre tiplerine dönüşebilme özelliğine sahiptir.

    Günümüzde kök hücre nakli gerektiren tüm hastalıkların tedavisinde kök hücre kaynağı olarak kordon kanı kullanılabilmektedir.

    Kordon Kanından edilen kök hücreler, ilerideki yaşlarda diğer organlardan elde edilen kök hücrelere göre daha genç, saf ve canlılar.

    Kordon kanı kök hücreleri bebeğin kardeşine %50, anne ve babasına %25 uyumlu.

  • Evin reisi kimdir?

    Evin reisi kimdir?

    Yıllardır “Evin reisi erkektir” deniliyor. Toplum olarak da bunu kabullenmiş sayılırız. Fakat düşünüldüğü zaman bir evin reisinin kadın olduğunu göreceğiz…

    Evi çekip çeviren “Kadın”dır. Ev ekonomisini yöneten, evin koordinasyonunu sağlayan kadın’dır. Kadın aile içindeki sorunlara objektif olarak bakabilen ve doğru kararlar verebilen yapıdadır. Yani evi yöneten “Kadın”dır. Erkek ise daha baskın ve sözü geçen olmasına karşın bazı durumlarda objektif olmadığından ve mantıksal kararlar veremeyeceğinden doğru kararlar veremeyebilir.

    Sonuç olarak evin reisi “Kadın”dır…

  • Kabak meftune tarifi

    Kabak meftune tarifi

    Kabak meftunesi nasıl yapılır? Kabak meftune malzemeleri nelerdir? Kabak meftune tarifi…

    Malzemeler
    1 kg Kış Kabağı (Soyulmuş)
    750 gr Kuzu Kaburga (Kemikli)
    2 yemek kaşığı tereyağı
    2 yemek kaşığı domates salçası
    1 yemek kaşığı biber salçası
    5-6 diş sarımsak
    2 su bardağı et suyu (Kaynar)
    2 avuç tane sumak
    ½ Lt su (oda sıcaklığında)
    Tuz
    Karabiber

    Hazırlanışı;
    Kuzu Kaburgayı 20-30 dk haşlayın.Kabakları soyun ve küp küp doğrayın.Bir tencerede tereyağını eritin.Salçaları ekleyin ve kavurun.Kabakları ekleyin ve kavurmaya devam edin.½ Lt oda sıcaklığında suya 2 avuç tane sumağı ekleyin.(Yarım saatten fazla suda kalmaması tavsiye edilir.)Kabaklar biraz kavrulduktan sonra haşlanmış kaburgaları tencereye alın ve 2 su bardağı et suyunu da tencereye ekleyin.20-25 dk pişirin.Süre bittiğinde sumak suyunu ayrı bir kaba süzün ve süzdüğünüz bu sudan 2 su bardağı tencereye ekleyin 20-25 dk daha pişirin.Tuz karabiber ile lezzetlendirin.Sarımsakları dövün ve ayrı bir kapta sofraya koyun.Yemeği servis tabaklarına aldıktan sonra çiğ sarımsaktan tabakların içerisine karıştırarak servis edin.

    Ardanın mutfağı

  • 11-17 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası

    11-17 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası

    Yapılan bilimsel çalışmalarla ülkemizde tuz tüketiminin Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği değerin yaklaşık üç katı kadar olduğu gösterilmiştir. Sağlıklı yetişkinler için önerilen ortalama günlük tuz miktarı yaklaşık 5 gram (yaklaşık 1 çay kaşığı) iken, Türkiye’deki günlük tuz alımı ortalaması kişi başı yaklaşık 18 gramdır. Fazla tuz tüketimi yüksek kan basıncına neden olmaktadır. Yüksek kan basıncı ise ülkemizde ölümlerin ve hastalık yükünün en önemli nedeni olan kalp hastalıklarının önde gelen risk faktörüdür.

    Hiç tuz ilave etmeden besinlerin içindeki tuzlardan dahi bu miktarı karşılamak mümkündür. Aşırı tuz tüketimi değiştirilebilir bir sağlıksız beslenme uygulamasıdır ve birçok kronik hastalığın temelinde yer almaktadır.

    Ayrıca aşırı tuz tüketiminin sadece yüksek kan basıncı nedeni olmakla kalmayarak günümüzde önemli birer sağlık sorunu haline gelen mide kanseri, osteoporoz, böbrek hastalıklarının gelişimiyle de yakından ilişkili olduğu belirlenmiştir.

    Fazla tuz tüketimi, idrarda kalsiyum atılımını da artırarak kemiklerden kalsiyum kaybına neden olur. Kemiklerden kalsiyum kaybının artışı ise kemik erimesini (osteoporoz) ve kemiklerin kırılma riskini artırır.

    • Tuzu gereğinden çok aldığımızda, kandaki tuz miktarı artar ve susarız. Sonuçta su içme gereği duyarız.

    • İçilen su ile birlikte fazla tuz, idrarla, terle dışarı atılır. Ancak böbreklerde, karaciğerde bozukluk olursa, tuz dışarı atılamaz. Kanda miktarı artar ve suyu da çekerek vücudun belirli yerlerinde “ödem” denilen şişkinlikler oluşturur.

    • Aşırı terleyenlerde, ishalde ve günde 4 litreden fazla idrar çıkaranlarda tuz alımı artırılmalıdır.

    Tuzlu tatlara bağımlılık çocukluk çağlarından itibaren yavaş yavaş kazanılır. Bebeklerde ek gıdaya geçiş dönemi olan 6. Aydan itibaren verilen besinlere 1 yaşına kadar kesinlikle tuz ilave edilmemeli, 1 yaş sonrasında ise minimum düzeyde kullanılmalıdır.

    TUZ TÜKETİMİNİ AZALTMANIN YOLLARI

    Tuzu azaltmaya önce masaya tuzluk koymaktan vazgeçerek başlayabilirsiniz. Sofrada tuzluk kullanmamakla tuz alımı % 15 azaltılabilir.

    · Yemeklerin tadına bakmadan tuz kullanma alışkanlığından vazgeçiniz.
    · Tuzu kademeli olarak azaltınız.
    · Baharat ve maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene, fesleğen gibi aroma sağlayıcıları tuz yerine tercih ediniz.
    · Eğer hipertansiyon gibi sağlık probleminiz varsa, mutlaka satın aldığınız hazır ürünlerin etiketlerini okuyunuz. “Tuzsuz” ya da “tuzu azaltılmış” besinleri tercih ediniz.
    · Turşu, ketçap, hardal, zeytin, soya sosu, çeşni, salata sosları vb. yiyeceklerin tuz içeriği yüksektir. Bu besinlerden uzak durunuz ya da çok nadir tüketiniz.
    · Tuz tüketimini azaltmak için işlenmiş gıdalar yerine, daha çok taze gıdalar, özellikle sebze ve meyve tüketiniz.
    · Daha az tuzlu olan ürünleri tercih edin. Mümkünse tuzu yemek tariflerinizden çıkarın.
    · Et, balık, tavuk, kuru baklagiller, süt, yoğurt, yumurta ve pirinç, makarna, yulaf ezmesi gibi daha az sodyum içeren ürünler tercih edebilirsiniz.
    · Maden suları kaynağına göre farklı miktarlarda çözünmüş halde yapısında; sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir ve alüminyum olmak üzere çok sayıda mineral ve doğal gaz içermektedir. Bu nedenle satın aldığınız maden sularının sodyum içeriğini etiketinden kontrol ediniz.

    11-17 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası
    11-17 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası