Kategori: Sağlık

  • Soğanın Faydaları Nelerdir?

    Soğanın Faydaları Nelerdir?

    Kadınlar kulübü editörleri olarak araştırdık, soğanın faydaları nelerdir, makalemizi siz sağlığına önem veren kişiler için hazırladık.
    İster çiğ yenilsin, isterse pişmiş soğan hem yemeğin lezzetini artırır, hem de sağlık açısından oldukça faydalıdır.
    Doğrayın, rendeleyin, dilimleyin, istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.
    Her halükarda olağanüstü lezzetli sonuçlar elde edeceksiniz.
    Kokusundan dolayı pekte tercih edilir bir gıda olmayan soğanın sağlığa her geçen gün yeni bir faydası keşfediliyor.
    Soğan, Vitamin A, B, C ayrıca folik asit için zengin bir kaynaktır.
    Mineral tarafından ise, kalsiyum, fosfor, magnezyum, kükürt, krom ve demir içerir.

    Kardiyovasküler
    Soğan, kan için mükemmel bir pıhtılaştırma önleyicidir.
    Damar sertliğini önler, kalp hastalıklarından bizi korur.
    Soğan homosistein düzeylerini düşürmede yardımcı olur ve böylece, kardiyak problemlerin erken gelişimini engeller.

    Antienflamatuvar: Soğan içinde mevcut olan anti-enflamatuar maddeler ile artrit ve gut koşullarının kontrol edilmesine yardımcı olur.

    Antiseptik: Soğan antiseptik özellikleri ile E. coli ve salmonella gibi enfeksiyonlar için oldukça yararlıdır. ,
    Sistit gibi idrar yolu enfeksiyonu vakalarında da oldukça etkilidir.

    Anti-alerji:Bir antihistamin olan Kersetin soğanların içinde mevcuttur, astım gibi alerji durumlarındandan kurtulmakta yardımcı olur.
    Diğer antihistaminler ile karşılaştırıldığında, Kersetin maddesi çok daha kolay emilir ve dolaşımda tutulur.

    Diyabet: soğanda bulunan krom diyabetlilerde insülin seviyelerini aşağı çeker ve glukoz toleransını artırmaya yardımcı olur.

    Osteoporoz: soğan suyu osteoporoz için yararlı mı? Kesinlikle! Iyi bir kalsiyum kaynağı olan soğan kemik sağlığının korunması ve osteoporozun önlenmesinde oldukça yararlıdır. Araştırmalar da soğanın, kemik kaybını önlemede yardımcı olan bir bileşik içerdiğini göstermiştir.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

  • Öğle Uykusunun Faydaları

    Öğle Uykusunun Faydaları

    Kadınlar kulübü editörleri olarak araştırdık öğle uykusunun faydaları yazımızı sizler için hazırladık.
    Winston Churchill, Napoleon Bonaparte, John F Kennedy, Albert Einstein hayatta başarılı olmuş bu kişilerin ortak noktaları nedir biliyor musunuz,hepsi kaylulenin yararlarının farkına varmış ve yaşamının bir parçası haline getirmiş kişilerdir. Siesta için ideal saat dilimi öğle 1’le 3 arasıdır.
    Öğlen uykusu için yatak döşek yatmanıza gerek yok, öğlen saatlerinde işyerinde başınızı masaya 5 dakika bırakıp, gözlerinizi dinlendirmeniz, veya biraz kestirmeniz de işinizi görecektir.

    Öğlen Uykusunun Faydaları

    Öğrenme ve Hafızayı Geliştirir
    Uyuduğumuzda beyin kendini şarj etmiş olur ve bilgi, öğrenim açısından bedeni hazırlar.
    Ezber yapma zamanınızı öğlen saatlerinize ayarlamanızı ve ardındandan uyumanızı tavsiye ederiz,
    bu saatlerde edinilen bilgiler hafızaya daha iyi yerleşip daha kalıcı oluyorlar.
    Çok değil, yalnızca 10 dakika uyku yeterli.

    Öğle Uykusu Sizi Dinç Tutar
    Bütün av hayvanları avlarını yakalayabilmek için hedefe odaklanmaları ve uyanık dikkatli olmaları gerekir.
    Araştırmalar bu hayvanların öğle uykusuna yattıklarını gösteriyorlar.
    Peki, hayvanların öğle uykusuna yatmalarının bunda etkisi var mı? bu soruya kesinlikle evet cevabını verebiliriz.
    Nasa pilotlarınca yapılan deneyler öğle uykusunun bireyi dinlendirdiğini, daha zinde ve dinç yaptığını gösteriyor.

    İyi Bir Uyku İçin Öneriler yazımız için tıklayınız 

    Üretkenliği Artırır
    Yorgun bir zihinde düşünce akışı durur.
    Düşüncelerin berraklaşabilmesi için temiz bir zihin gerekir.
    Bunun içinde öğlen uykusu şarttır.
    Hiç şüphesiz kaylule yapan bilim adamlarından biri de Albert Einstein’dır.

    Stresi Giderir
    Stres, modern zamanların en büyük sağlık sorunlarından biridir.
    Öğlen uykusunun sağlık açısından yararları beyni, kasları vücudu rahatlatıp, gevşetir.
    Bu durum kişiyi rahatlatır, stresten kurtarır.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

     

    Öğle Uykusunun Faydaları
    Öğle Uykusunun Faydaları
  • Vampir botoksu

    Vampir botoksu

    Vücudun kendi kendini yenileyemediği bir yapı olan eklemlerde bulunan kıkırdak dokusu hasar gördüğünde, medikal tedaviden yanıt alamayan, cerrahi tedavi için ise uygun bulunmayan hastalar kendi kanları ile iyileşiyor.

    Eklem hasarı ve eklem kireçlenmesi; diz, kalça, ayak bileği eklemlerinde kırık oluşanlarda, kıkırdak hasarı olanlarda, genetik aktarımı olanlarda, çok ayakta kalanlarda, ağır iş yapanlarda, bir sebeple eklemdeki kıkırdağa ağır yük binenlerde ve son yıllarda artan oranlarda bilinçsiz spor yapanlarda görülüyor. Tıpkı beyin hücreleri gibi, öldüğünde yerine vücut tarafından yenisi yapılamayan kıkırdak dokusu suni olarak üretildiğinde ise hiçbir zaman orijinali gibi fonksiyon gösteremiyor. Medipol Üniversitesi Hastanesi’nden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Bülbül’e bu değerli dokuyu koruma yollarını, hastalık belirtilerini ve tedavi seçeneklerini sorduk.

    Kıkırdak, kemiklerin üzerinde, eklemlerdeki iki kemiğin birbirine sürtünmesini engelleyen, üzerinde hiçbir pürüz olmayan bir zemin ve bu zemindeki milimetrik çatlaklar dahi problem yaratabiliyor. Eklem hasarları ve kireçlenmesi en sık dizde görülüyor ve bunun en belirgin bulguları merdiven inip çıkarken, çömelirken, yürürken, yokuş inerken, otomobil kullanırken hissedilen ağrılar oluyor. En son safhada, ileri yaşlarda ise hareket güçlüğü başlıyor. Gençlerde hareket kısıtlılığı ise ağrıya bağlı olarak değil, menisküs yırtıklarında ve yırtığın kilitlenme yapması halinde görülüyor.

    İhmal hastalığı ilerletiyor

    Dizdeki bu ağrılar günün her saati çekilmediği için çoğu kişi tarafından ihmal ediliyor ve tablo ilerlediğinde kireçlenmeye dönüşüyor. Doç. Dr. Bülbül, ülkemizde 40’lı yaşlarda görülen eklem hasarlarının ABD ve Avrupa’da 60’lı yaşlarda ortaya çıktığını, bunun da sağlık bilinci ile bağlantılı olduğunu belirterek, “Ağrı bir alarm olarak değerlendirilip uzmana başvurulduğunda eklemler korunmuş oluyor” diyor.

    Dikkate alınmayan eklem ağrısı ilerlediğinde hareket kısıtlılığına doğru gidiyor, kıkırdaktaki zedelenmeyi tamir etmek için vücut bu bölgeye sıvı salgıladığı için ödem oluşuyor ve bu da eklem zarını şişiriyor. Koruma amaçlı “airbag” tarzı bu oluşum hareketi kısıtladığı için günlük yaşamı etkiliyor, işgücü kaybına neden oluyor.

    Eklem hasarlarında ilk belirti merdiven ve yokuş inerken hissedilen ağrı oluyor ve bu şikayet ile gelen hastaya önce bir muayene yapılıyor. MR ve röntgen ile dizin yapısal bozukluklarının ve eklem deformitesinin olup olmadığı inceleniyor. Birinci ve ikinci derece lezyonlarda konservatif tedavi denilen medikal tedavi ve fizik tedavi veriliyor. Üçüncü ve dördüncü derecede ise cerrahi tedavi gündeme geliyor. Doç. Dr. Murat Bülbül, cerrahi tedavinin detaylarını şöyle anlatıyor: “Artroskopik yani kapalı yöntemle lezyonun büyüklüğüne göre kıkırdak temizleniyor ya da törpüleniyor ancak kıkırdak hiçbir zaman eski haline gelmiyor. Bu şekilde temizleme yapılamayan olgularda kıkırdak nakilleri yapılıyor. Yani dizin bir başka bölümünden kıkırdak ya da kemik blokları mozaikplasti denilen yöntemle naklediliyor ya da kişinin kendi kıkırdağı laboratuvar ortamında çoğaltılıp blok halinde buraya naklediliyor. Ayrıca sentetik kıkırdaklar da nakledilebiliyor. Tüm bu tedaviler dünyanın her yerinde en fazla yüzde 60 başarı ile sonuçlanıyor. Kök hücre çalışmalarının ilerlemesi ile bu tedavilerde büyük ilerlemeler olmasını bekliyoruz.”

    “Eklem sağlığınızı korumak için koşmak yerine tempolu yürümeyi tercih edin.”

    Tedavi nasıl yapılıyor?

    Hastanın kendi kanı kullanıldığı için “Vampir Botoksu” denilen yöntemde PRP tekniğinin kullanıldığını belirten Doç. Dr. Bülbül, “Bir tüp kan alınarak belli bir devir sayısında santrifüj ile döndürülüyor ve bir çökelti oluşuyor. Çökeltinin bir tabakası, kanın pıhtılaşmasını sağlayan trombositlerden oluşuyor. Bunlar ayrıştırılarak, normal sayısı 250-400 bin arasında olan trombositler kimyasal aktivatörlerle 15 katına kadar çıkartılıyor. Bu trombositler sıkıntı olan eklem bölgesine enjeksiyon ile uygulanıyor. Hastanın durumuna ve alınan cevaba göre beş defaya kadar tekrarlanabiliyor. Kıkırdakta zedelenmiş olan zemine oturan bu yapı, vücuttaki tüm kök hücreleri bu bölgeyi tamir etmeye davet ediyor ve vücut bunun için çalışmaya başlıyor” diyor. Bu tedavi, kıkırdaktaki hasarlanması cerrahi tedavi gerektirmeyen ancak medikal ve fizik tedavinin de yeterli olmadığı ara bölgede kalmış hastalar için bir seçenek oluyor. Tedavi sonuçları yüzde 60-70 oranında başarı ile sonuçlanıyor. Doç. Dr. Bülbül, PRP’nin yeni formlarının geliştiğini ve ilerleyen yıllarda eklemlerde çok daha başarılı sonuçlar alınabileceğini söylüyor.

    EKLEMLERİNİZİ NASIL KORURSUNUZ?

    – Düzenli spor yapın.

    – Spor öncesi mutlaka germe egzersizi yapın çünkü sağlık için spor salonuna gitmeye başlayan birçok insan kısa sürede ortopedi ve travmatoloji uzmanlarına başvuruyor. Germe egzersizi, ısınma ve soğuma hareketleri yapılmayınca hiçbir egzersizin faydası olmuyor.

    – Koşmak yerine tempolu yürümeyi tercih edin.

    – Ağrı hissettiğinizde vücudunuzun sesine mutlaka kulak verin.

    – Eklemlere aşırı yük binmesine neden olan fazla kilolarınızdan kurtulun.

  • Selfie dolgusu nasıl uygulanıyor?

    Selfie dolgusu nasıl uygulanıyor?

    Yeni adıyla özçekim yani selfie, son dönemlerin en hızlı yükselen ve popülerleşen trendi haline geldi. Yakın bir açıdan çekilen bu pozlarda güzel çıkmayı kim istemez ki… Estetikte yeni bir uygulama olan Selfie Dolgusu da bu trende estetik çözümler sunuyor.

    Cep telefonuyla kendi fotoğrafını çekme akımı, “selfie pozları” gün geçtikçe daha popüler oluyor. Selfie’ler sosyal medyaya düştükçe özellikle kadınlar “Nasıl daha iyi görüntü verebilirim?” diye düşünmeye başladı. Sonuçta fotojenik olma her zaman doğuştan gelen bir özellik değil. Pek çok kişi sosyal medyada paylaştığı fotoğrafları güzel çıksın diye ameliyatsız yapılabilecek işlemler arayışında. Dermatolog Doç. Dr. Alev Eken, bu arayışta olanlara teknolojiye ayak uydurup Selfie Dolgusu ile cevap verdiklerini anlatıyor: “Kadınlar, cerrahi olmadan genç ve güzel görünmek istiyor. Teknolojinin gelişmesiyle görüntülü aramalar ortaya çıktı. Eskiden insanlar evlerinde istedikleri kıyafetle istedikleriyle konuşuyorlardı çünkü karşıdaki insan onları görmüyordu. Ancak görüntülü aramalar sebebiyle insanlar her zaman güzel, dinamik ve şık görünmeye, profil resminin güncel ve kendini temsil eder şekilde olmasına önem veriyor. Daha fotojenik bir görünüme kavuşmayı sağlayan bu yeni dolgu uygulaması, daha güzel bir ‘selfie’ye olanak tanıyor.”

    Güzelliği detaylar belirliyor

    Fotoğraflarda daha önce fark edilmeyen detaylar selfie modasıyla birlikte dikkatimizi çekmeye başladı. Doç. Dr. Eken, selfie pozlarıyla birlikte ortaya çıkabilen sorunları şu şekilde sıralıyor: Ağız köşeleri kişiyi fazlaca hüzünlü gösterebiliyor, göz altlarında boşluk ve gölgeler dikkat çekebiliyor, yanaklar çökük görünebiliyor, pırlanta yüzük kişinin elinde güzel durmayabiliyor, kişi yüz ovalini ya da gülüşünü beğenmeyebiliyor. İşte fotoğrafınıza baktığınızda bu saydıklarımızdan biri veya fazlası sizi rahatsız ediyorsa selfie dolgusunu düşünebilirsiniz.”

    Diğer bir seçenek de botoks enjeksiyonları olabiliyor. Doç. Dr. Eken, “Yüzdeki ve alındaki kas hareketlerine bağlı mimik çizgileri belirmeye başladığında ne kadar mutlu olursanız olun yüz kalıcı olarak mutsuz bir görünüş alabilir. 30-35 yaşınızdan itibaren, biraz da genetik arşiv kaydınıza bağlı olarak, bu durum kalıcı oluyor. Selfie’niz sizi olduğunuzdan daha yaşlı, mutsuz, yorgun, düşünceli ya da sert bakışlı algılatabilir. Botoks enjeksiyonları bu durumu ortadan kaldırmaya yardımcı oluyor; daha rahat, olumlu, dinlenmiş ve genç görünümlü ‘selfie pozları’ verebilirsiniz” diyor.

    Selfie dolgusunda amaç doğal yüz hatları ve orantıyı korumak, ne kaybedildiyse onu yerine koymak olmalı. Dolgunluk değil, dengeli güzelliğin esas alınması gerekiyor; “selfie”nize bakıldığında, siz söylemedikçe, yüzünüzün neresinde nasıl bir uygulama olduğu anlaşılmamalı.

    Selfie dolgusu nasıl uygulanıyor?

    Yeni nesil, jel kıvamlı, hyalüronik asit dolgu maddeleri yüzün her bölgesine, derinin her tabakasına uygulanabiliyor. Bu dolgu maddeleriyle yüz kontürleri yeniden orantılı olarak şekillendirilebiliyor, hacimlendirilebiliyor ya da rötuşlanabiliyor. Yanaklara, elmacık kemiklerine, göz çevresine (kaz ayakları, gözyaşı kanalı güçlendirilmesi, hacimlendirilmesi, alt göz kapağının yukarıya itilmesi), kaşlara, kaşlar arasındaki çatık (11) çizgilerine, dudaklara (hacimlendirilmesi ve şekillendirilmesi); ağız çevresine (sigara çizgileri, aşağıya dönük ağız köşeleri, gülümseme çizgileri), çene/çene hattına, buruna, dekolte ve eller de dahil pek çok bölgeye uygulanabiliyor. Doç. Dr. Alev Eken, dolgu uygulanan bölgede cildin nem içeriğinin arttığını, esneklik, ışıltı, canlılık ve gergin bir görünüm hedeflendiğini vurguluyor: “Sınavlardaki ‘Fill in the blanks’ bölümleri gibi, boşluklar dolduruluyor ya da yaş aldıkça cildin desteğini kaybettiği bölgeye hacim-destek sağlanması hedefleniyor. Çene kontürü düzeliyor; yüz ovali, yanaklar belirginleşebiliyor; yüz güzellik üçgeniniz eski şekline dönebiliyor. Ellerdeki damarlı yapı görünümü azalmasına yardımcı oluyor. Göz altına ve çevresine uygulanan dolgularla genç bakışlara sahip olunması amaçlanıyor.”

    Doç. Dr. Eken, kötü bir uygulamadan kaçınmak için üç önemli faktöre dikkat etmek gerektiğinin altını çiziyor: “Birincisi, işlemi yapan hekimin deneyimi ve uygulama tekniği. İkincisi, güvenli, uygun miktarda ve doğru ürün seçimi. Sonuncusu ise, hasta faktörü. Hastanın beklentilerini gerçekçi tutması, hekiminin önerilerine kulak vermesi çok önemli.”

    Yüz estetiği için tıklayınız!

    Göz altlarına özel geliştirilen, Işık Dolgusu

    Eschenbach Hastanesi’nde başhekimlik, Marktoberdorf Hastanesi’nde kıdemli plastik cerrahi uzmanlığı, Schwangau Rehabilitasyon Kliniği’nde direktörlük görevlerini sürdüren Dr. Wolfgang Redka-Swoboda, estetikte yeni trendleri anlatmak üzere Türkiye’ye geldi. Dr. Redka-Swoboda’dan dolgu uygulamalarındaki son yenilikleri dinledik:

    “Uluslararası istatistikler, son 10 yılda yapılan yüz germe ameliyatlarının sayısında yüzde 30 düşüş olduğunu gösteriyor. Genelde trend, mümkün olabildiğince cerrahiden kaçınmak. İş ve özel yaşamdaki hareketlilik giderek daha çok bir güzellik yarışına döndü. 10-15 dakika gibi kısa süren uygulama sonrasında kişi hemen işine ve sosyal hayatına geri dönebilir, bu da bu uygulamanın tercih edilmesinin en önemli sebeplerinden biri. Işık dolgusu esas olarak içeriği hyalüronik asit olan cilde ışığı yansıtma kapasitesini geri vermek için üretilmiş mezoterapi ve dolgu tekniklerini birleştiren patentli yepyeni bir konsept. Yüz, boyun, el üzeri ve dekolte bölgesinin gençleştirilmesi, onarımı ve yenilenmesi ile ilgili olarak yardımcı oluyor. Göz altı ışık dolgusu öncelikle göz altı çukurunun güvenli bir şekilde düzeltilmesini sağlıyor. Bu bölge için üretilmiş özel bir dolgu maddesi. Ayrıca içindeki yeniden yapılandırma kompleksi sayesinde göz çevresi derisinin kalitesini yüksek oranda artırıyor. Göz altı ışık dolgusu göz çevresinin gençleştirilmesi, morluk ve halkalanmaların giderilmesi için uygulanıyor.”

  • Unutkanlığa Çözüm

    Unutkanlığa Çözüm

    Unutkanlık çoğumuzun muzdarip olduğu bir durum. Unutkanlığı gideren yiyecekler makalemiz unutkanlığa çözüm olmak için hazırlanmıştır. Hafızayı güçlendiren bitkileri tüketerek güçlü bir belleğe sahip olabilirsiniz.
    Belli besinler hafızanızı kuvvetlendirir, zihin yorgunluğunu giderirler.
    Beynimiz için faydalı olan bu besinler şu şekildedir.

    Unutkanlığa Çözüm

    Unutkanlığı Gideren Yiyecekler
    Unutkanlığı Gideren Yiyecekler

    Ciğer: Beyin ve sinir hücrelerini besler. Bunamaya karşı etkilidir.Unukanlığa çözüm yollarındandır.
    Ceviz: Omega 3 yağ asidinden yüksek miktarda içerir. Kuvvetli bir bellek için günde 3 tane ceviz yiyin.

    Unutkanlığı Gideren Yiyecekler
    Unutkanlığı Gideren Yiyecekler

    Üzüm: Kuru üzüm hafıza için birebirdir. Zihni kuvvetlendirir, unutkanlığı giderir.
    Balık: Omega 3 zenginidir. Alzheimerla savaşır. Haftada 2 kez yenmesi tavsiye olunur.

    unutkanlığa çözüm
    unutkanlığa çözüm

    Ahududu: Zihin yorgunluğu giderir, zihni açar.
    Kereviz: Asabi yorgunluğu giderir, unutkanlığı geçirir.

    unutkanlığa çözüm
    unutkanlığa çözüm

    Bitter Çikolata: Flavon içeriği ile beyindeki kan akışını hızlandırır, beyin hücrelerini yeniler.
    Karanfil Çay: Hafızayı güçlendirir, unutkanlığı giderir.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

  • Tırnak Yememenin Yolları

    Tırnak Yememenin Yolları

    Kadınlar kulübü editörleri olarak araştırdık, tırnak yememenin yolları yazımızı tırnak yeme alışkanlığından muzdarip kişilere deva olmak için hazırladık.
    Tırnak yeme alışkanlığı çocuk, genç, yetişkin yaşta görülebilen çok yaygın bir durumdur.
    Bu alışkanlık genellikle çocuk yaşta başlar ve psikolojik nedenler alışkanlığın başlamasında büyük rol oynar. Çoğu zaman kişi tırnaklarını yediğinin farkında bile olmaz, bilinçsizce aniden yemeğe başlar.
    Üzüntü, stres, yalnızlık duygusu, hayal kırıklığı, mutsuzluk gibi durumlarda kişide tırnak yeme görülür.
    Son derece zararlı olan bu alışkanlık tırnakların içinde üreyen mikrop ve bakterilerin direk mideye inmesine bu da çeşitli sağlık problemlerinin doğmasına neden olur.
    Bağışıklık sistemi zayıflar, beden hastalıklara karşı direncini kaybeder.
    Ayrıca tırnak yenme sonucunda parmak enfeksiyon oluşup yüz ve ağıza da yayılabilir.

    Tırnak Yememenin Yolları
    Öncellikle kararlı olun, unutmayın her şey sizde ve beyninizde bitiyor, siz istemedikten sonra hiç kimse size yardımcı olamaz.
    Bir psikologla görüşün ve tırnak yemenize neden olan şeyin sebebini öğrenmeye, kökenine inmeye çalışın, ne zaman hangi durumlarda tırnak yediğinizi saptayın ve birlikte
    çözüm yolları bulmaya deneyin.
    Düzenli olarak tırnaklarınızı kesin, kesin ki yiyecek tırnağınız olmasın.
    Tırnaklarınızı bandajlamak, eldiven kullanmakta size alternatif olabilecek yöntemlerdendir.
    Tırnak yemenizi başka alışkanlıklarla değiştirin mesela sakız çiğnemek hem ağzınızı dolu tutar hem de dişlerinizi temizler.
    Tırnak yemeniz stres kaynaklıysa size stres veren faktörlerden, kişilerden uzak durun, spor yapın, stresli ortamlarda bulunmayın.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

     

  • Vajina Kokusu Nasıl Giderilir?

    Vajina Kokusu Nasıl Giderilir?

    Bir çok kadın için vajina kokusu tam bir baş belasıdır. Vajina kokusunu giderme yolları makalemizde vajina kokusu nasıl giderilere bitkisel olarak çözümler sunacağız.
    Genital bölgedeki kokular vajinadan gelen akıntılardan oluşmaktadır ve çok rahatsız edici bir durumdur.Bu akıntılar genç yaşlı her kadında görülebilir, ve nedeni rahmin girişinde meydana gelen enfeksiyonlardır, şayet iltihabik bir durum varsa size önerimiz öncelikle tedavi olmanız ardından vajina kokusundan kurtulmanın doğal yollarına başvurmanızdır.

    Genital Bölge Kokusuna Bitkisel Çözüm

    vajina kokusu nasıl giderilir
    vajina kokusu nasıl giderilir

    Çemen
    Çemen vajina kokusu dahil pek çok rahatsızlığın şifası için mükemmel bir bitkidir.
    Çemen düzenli olarak tüketilmesi durumunda hormonal dengeyi sağlamasının yanı sıra adet döngüsünü teşvik ederek özellikle kadın sağlığı için oldukça yararlıdır.
    Bazı bitki uzmanları çemende bulunan elementlerin, dişilik hormonu olan östrojene çok yakın olduğunu, doğal östorejen kaynağı olduğunu bildiriyorlar.
    Çemen vajina kokusu içinde birebir harika bir çözümdür.

    Çemen Suyu İle Vajinayı Yıkayın
    2-3 tatlı kaşığı çemen
    1 litre su

    Yapılışı
    Çimenleri suya atın ve bu suyu orta ateşte yaklaşık yarım saat kaynatın.
    Soğumaya bırakın.
    Bu suyla günde 3-4 kez vajinayı yıkayın.
    Şayet hamileyseniz, bu uygulamadan uzak durun.

    Vajinal Akıntı Nasıl Geçer? Tıklayınız

    Vajina Kokusuna Doğal Çözüm Yolları Tıklayınız

    vajina kokusu nasıl giderilir
    vajina kokusu nasıl giderilir

    Yoğurt
    Sağlığa çok yararlı bir gıda olmasının yanısıra yoğurt, vajina kokusundan kurtulmak içinde çok etkilidir.
    Yoğurt, yararlı bakteri olan Lactobacillus açısından zengindir bu bakteri midenizi enfeksiyondan korumasının yanısıra vajinadaki mantarı, enfeksiyonu kokuyu azaltır.,
    Günde 3 kase yoğurt yemenizi muhakkak öneririz.Vajina kokusu için yoğurt tarifi
    1/4 bardak yoğurt
    Pamuk
    Pamuğu yoğurda batırın ve nazikçe vajinaya bunu uygulayın.
    Bir süre bırakın orda kalsın.
    Suyla yıkayıp kurulayın.
    Bunu günde 3-4 kez genital bölgeye uygulayın.

    Vajinada Kaşıntı İçin Doğal Tedavi Yolları Tıklayınız

    vajina kokusu giderme
    vajina kokusu giderme

    Karbonat
    Vajinadaki kokunun nedenleri biri de bedenin Ph seviyesinin dengesiz olmasıdır.
    Karbonat Ph düzeyinizi normale döndürür.
    1 bardak suya biraz karbonat ekleyin ve bu sudan her gün için.
    Haricen uygulamak için yarım bardak karbonatı, küvete veya leğene atın bu suda yaklaşık 20 dakika oturun.
    Mantar enfeksiyonundan ve vajina kokusundan kurtulmaya başladığınızı göreceksiniz.

    Karbonat ile yapabileceğiniz güzellik kürlerini öğrenmek ister misiniz? yazımızı okumak için tıklayınız

    genital bölge kokusuna bitkisel çözüm
    genital bölge kokusuna bitkisel çözüm

    Çay Ağacı Yağı
    Çay ağacı yağı bilinen doğal antiseptiklerdendir.
    Mikrop ve bakterilerden hızla kurtulmanızı sağlar.
    Ancak doğrudan uygulamak tahriş ve yanmaya neden olabileceğinden
    bir kaç damla organik çay ağacı yağından suya damlatın ve bunu vajinaya uygulayın

    Kadınlarda Vajinal Mantar Tedavisi İçin Tavsiyeler Tıklayınız

    genital bölge kokusuna bitkisel çözüm
    genital bölge kokusuna bitkisel çözüm

    Elma Sirkesi
    Elma sirkesi sağlığa oldukça faydalı bir yiyecek olduğuna dair pek çok çalışma yapılmıştır.
    Araştırmalar elma sirkesinin genital bölgedeki enfeksiyonları tedavi etmede etkili olduğunu da gösteriyor.Bu sirke, tedavi edici niteliği olan anti-fungal ve anti-mikrobiyal özelliklere sahiptir.
    Ayrıca elma sirkesi pH dengesini etkin bir şekilde sağladığından gönül rahatlığı ile vajina bölgenizde kullanabilirsiniz.
    3 bardak elma sirkesi, sıcak su ve bir küvet dolu su.
    Küvetinizi veya bir leğeni sıcak su ile doldurun(kaynak olmayacak), buna 3 bardak elma sirkesini dökün, bu suda 20-30 dakika oturun.
    Bu kokudan çok muzdaripseniz, haftada 4-5 kez bunu uygulayın, değilse haftada birkaç kez yeter.

    Özel Bölge Kokusu Nasıl Giderilir? Tıklayınız

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

  • Eksik Diş Şişmanlatıyor

    Eksik Diş Şişmanlatıyor

    Ağız ve diş sağlığına önem veren ülkelerde diş hekimine 6 ayda bir gitme zorunluluğu varken ülkemizde sürekli ertelenip, son ana kadar beklenmekte!

    Ağzımızda bulunan her bir dişin ayrı görevi olduğunu belirten Hospitadent Yönetim Kurulu Üyesi Dt. Selçuk Özbölük, “Birinin eksikliği sindirim sistemimizde problem yaratıyor. Eksik diş nedeniyle yeterince çiğnenmeyen ve öğütülmeyen besinler, bütün olarak yutulduğunda hazımsızlık, şişkinlik ayrıca gastrit ve ülser gibi mide problemlerine yol açıyor” dedi. Sağlıksız beslenme ve hareketsizliğin doğal sonucu olarak karşımıza çıkan obezitenin, başka bir nedeninin de diş eksikliği olduğunu söyleyen Dt. Selçuk Özbölük, “ Diş eksikliği nedeniyle iyi çiğnenmeden yutulan yiyeceklerin yağ olarak vücutta depolanıyor olması göz ardı edilemez” dedi. Diş eksikliğinden kaynaklanan problemlerin bununla bitmediğini, eksik bir dişin komşu dişleri etkileyip, boşluklara doğru ilerlemesine sebep olacağını ifade eden Dt. Selçuk Özbölük, buna bağlı olarak da kapanış bozuklukları ortaya çıkıyor. Tek taraflı çiğnemeler de ise tüm kuvvetin tek tarafa verilmesi çene eklemi ağrılarına yol açıyor. Sağlıklı bir çiğneme ancak çift taraflı ve dengeli yapıldığı zaman gerçekleşir. Bu nedenle eksik diş nedeniyle tek taraflı çiğneme varsa implant ya da protezlerle mutlaka telafi edilmelidir” diye konuştu. Eksik dişin beden sağlığımız dışında psikolojik olarak da bizi mutsuz ettiğini belirten ve ülkemizdeki 65 yaş üzeri dişsizlik oranının yüzde %67 olduğunu hatırlatan Selçuk Özbölük,“ Yetişkin bireylerin yedide birinde yetersiz ağız sağlığının psikolojik ve sosyal huzura etkisi olduğu, tat almayı, iletişimi, sosyal ilişkileri ve diğer günlük aktiviteleri azalttığı görülmüştür. Araştırmacılar yetişkinlerin diş kayıplarına olan reaksiyonlarını; öz-güven kaybı ve öz-imaj değişimi, yoksunluk, görünüşlerinden hoşnutsuzluk ve kendilerini daha ileri yaşlarda algılama şeklinde sıralamışlardır” dedi.

  • Kadınlarda Kalsiyum Eksikliği

    Kadınlarda Kalsiyum Eksikliği

    Kadınlarda kalsiyum eksikliği osteoporoz yani kemiklerin eriyip, bedenin anatomisinin bozulmasına kadar giden bir süreçtir.
    Kalsiyum vücut için çok gerekli besinlerden biridir! Diğer vitamin ve minerallerde olduğu gibi, kalsiyumun da günlük diyetimizde önemi büyüktür.
    Kalsiyumun yeterli miktarda alımı güçlü kemikler ve dişlerin oluşumu için gereklidir.
    Sadece bu değil elbet, kalsiyumun sağlığımıza faydası saymakla bitmez.
    Kalsiyum kuşkusuz ses sağlığı için de vazgeçilmez besinlerden biridir.
    Ancak, günlük alınması gereken kalsiyum miktarı kadınlar ve erkekler için farklılık gösterir.
    Bazen kadınlar sağlıklarını korumak için ekstra besine gerek duyabilirler.
    Bu besinlerden biri de kalsiyumdur.
    Kadınların sağlıklarını sürdürebilmeleri için yeterli miktarda kalsiyum alıyor olmaları şarttır.
    Özellikle yaşlı kadınlarda kalsiyum eksikliği erkeklere nazaran daha çok görülür, dengeli bir beslenmeyle bu sorun aşılabilir.

    Kadınlarda kalsiyum eksikliğinin belirtileri nelerdir, bununla nasıl mücadele edilir.
    Bu yazımızda bunlara cevap vereceğiz.Kadınlarda kalsiyum eksiliği konusuna geçmeden önce kalsiyumun vücuttaki görevlerine bakalım.
    Kemikler ve dişler için çok mühim bir besin maddesidir.
    Sağlıklı bir kalp için yeterli kalsiyum almak şarttır.
    Kaslarınızın işleyişi bu besine bağlıdır ve kemiklerinizi güçlendirir.

    Kadınlar günlük 1,000 1,200 mg kalsiyuma ihtiyaç duyarlar.
    Bu miktardan aşağı alım, düşük kalsiyum olarak kabul edilir, ve diyetisyene başvurup, belirlenene gıdalarda kalsiyum miktarı artırılmalıdır.
    Kalsiyum eksikliği testi kan koluyla yapılabilir.Kadınlarda kalsiyum eksikliği belirtileri biri uyuşma ve kas spazmlarıdır. Durum tedavi edilmezse sinirlerde daha büyük tahribat meydaha gelir.
    Kalsiyum ihtiyacını süt ürünlerinden ve kalsiyum vitamin haplarından karşılayabilirsiniz.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

     

    Kadınlarda Kalsiyum Eksikliği
    Kadınlarda Kalsiyum Eksikliği

     

  • Potasyum Hakkında Herşey

    Potasyum Hakkında Herşey

    Potasyum hakkında herşey yazımızda potasyum minerali hakkında size bilgiler vereceğiz. İfrat ve tefrit vardır, orta karar doğru olandır, herşeyin fazlası zarar getirir, yüksek potasyumunda
    bir takım zararları vardır.
    Potasyum bedenimiz için çok önemli elektroliklerdendir. Potasyum böbrek fonksiyonlarının düzenli çalışması, kalp, iskelet, düz kasların kasılmasına yardım eden temel bir mineraldir ve vücut hücrelerinin sıvı ve elektrolit dengesini sürdürmekte görevlidir.Sodyum-potasyum dengesi bozulunca sinir ve kas fonksiyonları bundan olumsuz olarak etkilenir.Potasyum hücre içinde, sodyum ise sadece hücre dışında çalışır.
    Fazla olması veya azlığı durumunda, kalpte ritim bozukluğu, yapıp iş ölüme kadar varabilir.
    Kanda fazla potasyum bulunması hiperkalemiaya yol açar.
    Potasyumun miktarı vücut sağlığını çok etkilediğinde bir an önce tedavi olmalıdır.
    Normal potasyum oranı 3,6- 5,2 arası olmalıdır. Bu oranın farklı olmasında çeşitli faktörler rol oynar; yaş ve cinsiyet gibi.
    Potasyum seviyesi 6’yı geçtiğinde acil tıbbi müdale gerekir.

    Her gün almamız gereken potasyum miktarı kişiden kişiye göre değişir.
    Yetişkinler için günlük potasyum ihtiyacı minimum 2000 – 3000 miligramdır.

    Önerilen günlük dozlar.
    • Doğumdan 6 aylığa kadar: 500 mg
    • 7-12 ay arası bebekler: 700 mg
    • 1 yaşında çocuklar: 1000 mg
    • 2-5 yaş çocuklar: 1400 mg
    • 6-9 yaş çocuklar: 1600 mg
    • 10 yaş üzeri çocuk: 2000 mg

    Fazla Potasyum alımı sonucu mide ile ilgili sorunlar, kalp ritminde bozukluk, baş dönmesi, solunum ve sinir sisteminde sorunlar gözükür.
    Potasyum Kaynakları:
    Bu mineral meyvelerde, sebzelerde, süt ve süt ürünlerinde bulunur
    En iyi kaynakları muz, portakal, kantalup kavunu, kuru kayısı, incir, hurma, kuru üzüm, sarımsak,kabak, domates, bütün yeşil yapraklı sebzeler, nane, ayçiçeği çekirdeği, patates ve az yağlı sade yoğurttur.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.