Kategori: Sağlık

  • İyi Bir Uyku İçin Öneriler

    İyi Bir Uyku İçin Öneriler

    Uykusuz gecelerden mi muzdaripsiniz, iyi uyku için öneriler makalemiz size yardımcı olmak için hazırlanmıştır. Rahat uyku için bunları yaparsanız, güzel bir gece geçirmiş olursunuz.
    Süt İçmek
    Geceleri uykuya dalmak için sağlıklı yollarından biri yarım bardak ılık süt içmeniz.
    Ilık süt daha iyi uykuya olanak sağlayan duyularınızı yatıştırır.
    Süt içmek ayrıca kabus görmenizi önleyip, horlamayı azaltır.

    İkindide Uyumayın
    Akşama doğru çoğumuza uyku bastırır, ikindi civarı uyumanız, gece uykunuzu kaçırır, sizi uykusuz bırakır.
    Geceleri sağlıklı uyumak istiyorsanız, bu şekerlemelerden uzak durmalısınız.
    Fakat öğlenleyin bir kaç dakika da olsa siesta yapmanızın hiç bir mahsuru yok.

    Yatma Saati Belirleyin
    Geceleri kolay uykuya dalmanın bir yolu da bir saat belirlemeniz ve o hep saatte yatağa girip uyumanız,
    böylece beyninizin o saate göre programlanmış olacak, kurulu saat gibi o zaman uykunuz gelecek.

    Uykusuzluğa 15 Doğal Çare yazımızı okumak için tıklayınız

    Odanız Rahat Olmalı
    Odanın konumu, sıcaklığı, karanlık veya aydınlık olması gibi faktörler uykuyu etkiler.
    Aydınlık odada uykunuzu güzel alamaz yorgun uyanırsınız.
    Karanlık ve uygun şartlarda bir odada bedenimiz melatonin salgılar, melatonin sağlığımız için çok önemli bir hormondur.

    Masaj
    Elektronik masaj aletiyle veya biri tarafından yapılan her ikisi de olabilir, yatmadan önce masaj yapımı
    rahat bir uyku için çok etkilidir.
    Masaj sayesinde kaslar gevşer ve huzurlu bir uyku çekersiniz.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

  • Cilt Kanserinin Erken Belirtileri

    Cilt Kanserinin Erken Belirtileri

    Cilt kanserinin erken belirtileri vardır, makalemizde geçen bunlardan biri veya birkaçını cildinizde gözlemlediyseniz, derhal cildiyeye başvurun.
    Cildiniz kaşıntı, kurumuş ve çatlamış döküntüler var mı? bunlar kanserin erken belirtileri olabilir.
    Cilt kanseri, dünya çapında hızla artan bir hastalıktır. Cilt renk değişikliği, döküntü, renk değişikliği, enflamasyon ve koyu benler cilt kanserinin size verdiği sinyaller olabilir.
    Cilt kanserinin iki türü vardır; melanom ve melanom dışı deri kanseri.
    Melanom, genellikle güneşe aşırı maruz kalmadan kaynaklanmaktadır.
    Ancak, melanom dışı deri kanseri çok tehlikeli ve tedavisi zordur.
    Hangi kanser türü olursa olsun erken teşhis hayat kurtarır!

    Cilt Kanserinin Belirtileri

    Leke, Benek
    Cildinizde durup dururken dikkat çeken özelliklerde bir leke veya benek çıktıysa, 4 hafta içinde geçmediyse size önerimiz bir cildiye uzmanına görünmeniz.
    Özellikle bu lekede kanama, acı veya yanma varsa hiç vakit kaybetmemelisiniz

    Egzama
    Bazı egzama türleri de cilt kanserinin erken belirtilerindendir.
    Dirsekler, avuç içleri diz gibi yerlerinizde egzama çıktıysa bir doktora görünmenizde fayda var.

    Gül Hastalığı
    Burun, çene, yanaklar, alın ve göz çevresindeki ciltte kızarma ve yanma varsa bu rahatsızlığın adı gül hastalığıdır.
    Bu cilt hastalığı iltihap ve sivilceyle birlikte seyrediyorsa, bu durum cilt kanserinin erken belirtilerinden olabilir.

    Benler
    Benler cilt kanserinin en sık görülen ve erken belirtilerinden biridir.
    Şayet benler, zamanla daha büyük ve daha koyu hale gelirse, o zaman tıbbi yardıma ihtiyacı vardır, doktora görünmek şart oldu anlamına gelir.
    Ayrıca benlerin etrafındaki koyu lekelenmeler, çiller, benekler hiçte hafife alınacak şeyler değildir.

    Cilt Kanserinin Belirtisi Benler yazımızı okumak için tıklayınız 

    Doğum lekelerindeki Renk Değişimi
    Çoğumuz kalıcı bir doğum lekesine sahibizdir.
    Doğum lekeleri büyümeye ve etrafa yayılmaya başlarsa, bu durum deri kanserinin
    erken işaretlerindendir.
    Şayet doğum lekenizde yanma, kızarma, ve tüm bedene yayılma başladıysa maalesef bu durum hiç açıcı değildir.

    Kütle, Yağ Bezesi
    Cildinizde ağrılı bir ve kızarık bir kütle çıktıysa, 1 ay olduğu halde geçmediyse, derhal
    vakit kaybetmeden cildiye uzmanına başvurun.
    Özellikle içi sıvı dolu kabarcıklar tehlike göstergesidir.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

  • 5. Uluslararası Kadınlar Yelken Haftası

    5. Uluslararası Kadınlar Yelken Haftası

    Women’s Sailing School ( Kadınlar Yelken Okulu ) olarak bu sene 23-30 Ağustos tarihleri arasında düzenleyeceğimiz, ‘’5. Uluslararası Kadınlar Yelken Haftası’na’’ 23 Ağustos akşamı Marmaris Netsel Marina ve Marina Club Restaurant’ın sponsorluğunda açılış kokteyli ile başlıyoruz. Bu seneki YELKEN ​GEZİ rotamızı Hisarönü Körfezi’ne doğru çevirdik. 26 Ağustos’ta Orhaniye Martı Marinada bir günlük özel yelken etkinliğimizle, mücadele keyfini yaşayıp 29 Ağustos tarihinde yine Netsel Marina ve Marina Club Restaurant sponsorluğunda kapanış yemeği ile haftamızı tamamlayacağız.

    Rusya, Belçika, Almanya, Avusturya, Fransa, İngiltere, Hollanda ve Türkiye den olmak üzere 7 tekne ve yaklaşık 50 kadın yelkenci ile gerçekleşecek organizasyonumuzda yelkenlerimizi Sn. Lale Manço Ahıskalı’nın katkılarıyla meme kanseri farkındalığını arttırmak ve bu hastalıkla savaşan kadınlara destek vermek amacıyla, meme kanserinin uluslarararası sembolü olan pembe kurdeleyle açmaya karar verdik.  “Sail Pink” logolu bayraklarımızla hafta boyunca konakladığımız her koyda etkinliklerimiz olacaktır.

    West Marine, Netsel Marina, Martı Marina, Marina Club Restaurant, Columbia ve UK Sail gibi kuruluşların desteği ile gerçekleştirdiğimiz Gezi organizasyonumuzun programı aşağıdaki gibidir.

    23 Ağustos – 19:00-21:00 Açılış Kokteyli Netsel Marina, Marina Club Restaurant

    24 Ağustos – 10:00 Netsel Marina dan Serçe Limanına seyir

    25 Ağustos – Kocabahçe Koyu

    26 Ağustos – Martı Marina özel yelken etkinliği ve ödül töreni

    27 Ağustos – Bozukkale Koyu

    28 Ağustos – Çiftlik Koyu

    29 Ağustos – 20:00- 23:00 Kapanış Yemeği Netsel Marina, Marina Club Restaurant

    Kadınların daha güzel bir dünya için farklılık yaratacağına inanan bizler, deniz ve yelkenle sınırları kaldırıp, sevgi ve dostlukla çoğalacağız. Sesimizi duyurmak için yapacağınız her türlü katkı için şimdiden teşekkür eder, en içten sevgi ve saygılarımızı sunarız.

    Neslihan Karayel

    womensailingschool@gmail.com
    Mobile: +90 532 332 95 18

    _BRK0259

  • Hormon Bozukluğu Belirtileri ve Tedavisi

    Hormon Bozukluğu Belirtileri ve Tedavisi

    Kadınlar kulübü editörleri olarak araştırdık hormon bozukluğu belirtileri ve tedavisi yazımızı bu dertten muzdarip kişilere yol gösterme amaçlı hazırladık.
    Hormonal bozukluk sorunu oldukça yaygın bir şekilde görülür fakat kolaylıkla tedavi edilebilen ve kontrol altına alınabilen bir durumdur.
    Hormonal bozukluklara neden olabilen şeyler ise şunlardır; yetersiz ve dengesiz beslenme, stres, hormonlu gıdalar, hareketsiz yaşam, kimyasallara maruz kalma, sigara alkol gibi kötü alışkanlıklar, çeşitli ilaçlar vb.

    Hormonlardaki bozukluğun belirtileri;
    düşük cinsel istek, depresyon, vajinal kuruluk,
    zayıf hafıza menopozda görüldüğü gibi sıcak basmaları,
    aşırı kıllanma, düzensiz adet görme, saç dökülmesi, sivilce ve diğer cilt sorunları,
    halsizlik,kilo artışı, aşırı iştah göğüs bölgesinde kıllanma,
    seste kalınlık, incelik, aşırı terleme, sürekli stres hali vb.

    Bu belirtileri gördüğünüzde hormonal rahatsızlığınızın olup olmadığından
    şüphelenin fakat bu semptomlar sizin kesinlikle hormonal bozukluğa sahip olduğunuzu da göstermez.
    Hormonal bozukluğu anlamanın yolu kan testi yaptırmaktır.
    Hormonal takviye ilaçlarıyla, balık, kuruyemiş gibi
    omega3 zengini gıdalarla beslenerek bu sorundan kurtulabilirsiniz.
    Spor da hormonların normal seviyeye gelmesinde etkili bir faktördür.
    Her gün düzenli olarak spor yapmak sizi sağlıklı kılacaktır.

  • Bağırsakları Çalıştıran Yiyecek Ve İçecekler

    Bağırsakları Çalıştıran Yiyecek Ve İçecekler

    Kadınlar kulübü editörleri olarak araştırdık, bağırsakları çalıştıran yiyecek ve içecekler yazımızı bağırsaklarındaki tembellikten şikayetçi olan kişilere deva olmak için hazırladık.
    Bağırsaklardaki tembellik, gaz, şişkinlik, kabızlık gibi sorunlar kişiyi huzursuz ve rahatsız eder.
    Dünyada milyonlarca kişi bu sorundan muzdarip olarak yaşıyor.
    Bağırsakların çalışmamasının en önemli nedenlerinden biri yetersiz sıvı alımı ve lif açısından zayıf beslenmedir.
    Diğer nedenler yaşlanma, sinirsel rahatsızlıklar, hormonal değişiklikler, stres diye sayılabilir. Günlük beslenmemizde meyve, sebze gibi lifli gıdalar tüketerek bağırsak hareketlerimizin düzenli işlemesini sağlayabiliriz

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

    Bağırsakları Çalıştıran Yiyecek Ve İçecekler
    Bağırsakları Çalıştıran Yiyecek Ve İçecekler

    Çay
    Çay içmek bağırsakları çalıştıran, onları rahatlatan içeceklerdendir.
    Her gün yatmadan önce zencefil veya herhangi bir bitki çayı için.
    Bu sizi rahatlattığı gibi kabızlığı da önleyecektir.
    Ancak günde bir kaç bardaktan fazla içmeyin.

    Sıvı Alımını Artırın
    Bağırsak sorununuzu tedavi etmek için, aldığınız sıvı miktarını artırın.
    Yalnızca su değil, içeceğiniz sebze ve meyve suları buna dahildir.
    Günde 2 litre su içmek bağırsaklarınızı rahatlatacak, gaz ve kabızlık sorununuzu hafifletecektir.

    bağırsak tembelliği
    bağırsak tembelliği

    Keten Tohumu
    Keten tohumu sindirime yardımcı olur ve peklik çekmenizi önler.
    1 tatlı kaşığı keten tohumunu ezin ve bunu meyve suyuna, yaptığınız hamur işlerine
    vb istediğiniz yere serpin.
    Günlük diyetinizde keten tohumu olması bağırsaklarınızın düzenli çalışmasına yardımcı olacaktır.

    Bağırsakları Çalıştıran Yiyecek Ve İçecekler
    Bağırsakları Çalıştıran Yiyecek Ve İçecekler

    Limon Ve Bal
    Limonlu su bağırsakların çalışmasında oldukça etkilidir.
    Her sabah mideniz boşken bir bardak suya sıkmış olduğunuz 1 yemek kaşığı limonlu sudan için.
    İçine 1 tatlı kaşığı bal karıştırın.
    Kahvaltıdan yarım saat önce bunu için.

    Limon Suyunun Faydaları yazımızı okumak için tıklayınız 

    Bağırsakları Çalıştıran Yiyecek Ve İçecekler
    Bağırsakları Çalıştıran Yiyecek Ve İçecekler

    Süt
    Süt bilinen doğal müshillerdendir.
    Gece yatmadan önce bir bardak ılık süt içmek iyi bir uyku çekmenizi
    sağlamasının yanında sabah kalktığınızda bağırsak sorunu yaşamamanızı da sağlayacaktır.
    Daha etkili olması için, içine bir tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı atın ve öyle tüketin.

  • Cilt Kanserinin Belirtisi Benler

    Cilt Kanserinin Belirtisi Benler

    Bazı benler cilt kanseri belirtisidir. Kanserli benler diğerlerinden, görünüş ve özellikleri ile farklılık arz eder.
    Bedeninizdeki benleri inceleyip, bu benlerin tehlikeli olup olmadığını kendiniz de müşahede edebilirsiniz.
    Buğday tenlilere nazaran açık tenlilerde daha sık görülen tıp diliyle nevüs olarak bilinen benler cildin doğal oluşumlarındandır.
    Zararsız gözüken bu benler kimi zaman ise cilt kanserinin önemli habercileridir.
    Cilt benlerinin farklı türleri mevcuttur, kanser olup olmadığınızı anlamak için benlerin şekli, biçimi, rengi, oluşma zamanı önemlidir.
    Benler ciltte genelde açık renk leke şeklinde başlar, yaşla birlikte bende değişmeler, renginde koyulaşmalar görülebilir. Bunlar olağan durumlardır.
    Yalnız iki türlü ben ileride karşınıza sorun olarak çıkabilir, bunlar; doğumla görülen benler ve düzensiz şekilde, büyükçe olan benlerdir.
    Displastik nevüs olarak adlandırılan bu benlerin koyu kahverengi merkezleri ile düzensiz renlerde, daha açık ve düzensiz kenarlı görünürler. Sayıları da oldukça fazladır.
    Doğumla görülen benlerin diğer adı Konjenital nevüsdür. Ve bu benlerin cilt kanserine dönüşme ihtimali her zaman vardır.

    Bu ürünler kanser yapıyor! makalemizi okumak için tıklayınız

    Benler genellikle tehlike arzetmezler. Fakat beninizde olağan dışı bir büyüme, cildinizde ben çoğalması, bende yanma, kaşıntı, kanama gibi sıradışı bir durum fark ederseniz, muhakkak gecikmeden en kısa sürede bir cildiye uzmanına görünmelisiniz.

    Beninizin tehlikeli olup olmadığını evde kendiniz de test edebilirsiniz.
    Bunun için benin özelliklerinin belli kriterleri vardır; rengi, çapı, simetrik olup olmadığı vs.
    Beninizde asimetrik görüntüler varsa, renginde koyu siyaha dönüklük gözüküyorsa,
    benin sınır kısımları bulanık ve tırtıklıysa, büyük benleriniz varsa, benlerinizde çoğalma
    şeklinde renginde değişmeler başladıysa, dermatolog tarafından durumun incelenmesi gerekir.

    Benlerin görülme alanları genellikle, eller, yüz, kollar, kulak çevresi ve sırttır.
    Ayna yardımı ile göremediğiniz bölgelerdeki benlerinizi inceleyebilirsiniz.
    Özellikle kadınlarda alt bacak bölgesindeki benlere dikkat etmelidir, çünkü cilt kanseri en bu bölgede kendini belli eder.

    Benlerden ve cilt kanseri türevlerinden korunmak için güneş koruma faktörsüz dışarı çıkmamalı, olağan dışı bir benle karşılaşma durumunda muhakkak dermatoloğa başvurmalıdır.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

     

  • Bu ürünler kanser yapıyor!

    Bu ürünler kanser yapıyor!

    Kanser, Toplum için de günden güne yayılmaya göstermeye devam ediyor. Kullandığımız ürünlerin çoğunun kansere yol açtığını biliyor musunuz?

    Bilim insanları, evlerimizde bulunan ve kanser saçan ürünleri açıkladı… İşte o ürünler;

    Hijyen ve temizlik ürünleri; Kanseri Önleme Koalisyonuna göre;belli markaların talk pudraları ve diş macunlarının kanserojen madde taşıdığı tespit edildi.

    Güzellik ürünlerinden ise; fondoten, şampuan ve saç boyalarında kanserojen madde olduğu tespit edildi. Bu ürünlerin daha fazla lösemi ve mesane kanserine yol açtığı açıklandı.
    Evcil hayvan bakım ürünleri: Kedi ve köpek pire tasmaları insanlar için zararlı kimyasal ve kanserojen madde içerir. Bunun yerine pire ve bit solüsyonlarını evcil hayvanınızın kürküne sıkarak kullanabilirsiniz.
    Antibakteriyal ürünler: Bu ürünler adeta birer tehlikeli kimyasal kokteylidir. Cilt yanmalarına ve akciğer tahrişlerine yol açarlar. Antibakteriyal sabun ve losyonların içinde bir kanserojen olan triklorokarban bulunur.
    Ev izolasyon ürünleri: İzolasyon köpükleri yüksek oranda kimyasal taşırlar. Bu köpüklerle uzun süreli temas kansere yol açabilir. ABD’daki evlerin %90’ında bu maddeler bulunmaktadır. Bu maddelerin en fazla akciğer kanserine yol açtığı söyleniyor.
    Oto kokuları ve oda spreyleri; Araştırmalara göre bu ürünlerde de yüksek oranda kimyasal ve kanserojen madde bulunduğu ortaya çıktı. Yüksek oranda maruz kalındığında organların iflası, bulan, kafa ağrısı ve kusma gibi durumlarla karşılaşabilirsiniz.
    Alkol; Alkol kadınlarda yaklaşık olarak %6, erkeklerde ise %10 oranında kansere yol açar. Göğüs, karaciğer ve kolon kanseri alkolün yol açtığı kanser türlerindendir.
    Solaryum; Dünya Sağlık Örgütü, solaryuma giren 30 yaşından ufak bireyler için ten kanseri riskinin %75 oranında daha çok olduğunu açıkladı.
    Mikrodalgalara maruz kalan kişilerde düşük kan basıncı ve düşük nabız görülür. Ve bir süre sonra sinir sistemindeki kronikleşmiş bozulmalarla yüksek kan basıncı ortaya çıkmaktadır. Bu dönemlerde kişilerde kafa ağrısı, kafa dönmesi, uykusuzluk, huzursuzluk,endişeler, mide ağrıları,göz ağrısı, sinirsel gerilim, konsantrasyon bozukluğu, katarakt, apandisit, kanser, yürek ve damar hastalıkları görülmektedir.
    Kanserin çevresel nedenleri arasında kuşkusuz en mühim olanı sigara içilmesidir.
    Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’de ve bütün dünyada tüketimi hızla artan Fast-food’lar, ‘yetersiz, dengesiz ve sağlıksız’ olarak nitelendirildi. Raporda, dengesiz Fast-food ürünlerinin fazla sık tüketilmesinin sağlığı menfi etkilediği belirtilerek, amade yiyeceklerin ‘kanser’ riskini artırdığı açıklandı.
    Teflon tava; Yapılan bir araştırma sonucu teflon tava yapımında perflorooktanoik asit (PFOA) kullanılmasından kaynaklandığını ifade ederek, laboratuvar deneylerinde, bunun fazla yüksek miktarlarda alınmasının ur meydana getirme riski oluşturduğu görüldü.
    Plastik ürünler: Gelişmiş ülkelerin tümünde plastiğin türünü gösteren uyarılar bulunmasına rağmen, ülkemizde bazı firmalar buna uyarken, bazılarının konuyu görmezden gelmesi dikkat çekiyor.

  • Kanserden korunmak için telefonu ilk çaldığında açmayın…

    Kanserden korunmak için telefonu ilk çaldığında açmayın…

    Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan araştırmada cep telefonu, kablosuz internet, diz üstü bilgisayar ve tablet gibi manyetik etki olan ürünlerin kansere yolaçtığı belirlendi.

    Anne karnındaki bebeğin sıvısından alınan hücre örneklerinde yeni oluşan kromozomlarda hasar tespit eden uzmanlar, özellikle yoğun kullanımdaki cep telefonunun ilk çaldığında açılmaması uyarısında bulundu.

    Gelişen Teknoloji hayatı kolaylaştırsa da, günlük hayatta kullandığımız elektronik cihazlar yaydıkları manyetik dalgalar nedeniyle insan sağlığını olumsuz etkiliyor. Hayatımızın her alanında bulunan bu cihazların insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini bir takım deneylerle inceleyen Çukurova Üniversitesi’nden bilim insanları çarpıcı sonuçlar elde etti. Anne karnındaki bebeğin sıvısından alınan hücre örnekleri üzerinde çalışan uzmanlar, yeni oluşan kromozomlarda hasar tespit etti. Bu olumsuz durum başta kanser olmak üzere birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.
    ÇÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Demirhan deney sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı. Prof. Dr. Demirhan “Manyetik alan, kan kanserine neden oluyor. 10 yıldan fazla cep telefonu kullanmak veya manyetik alana maruz kalmak kanseri tetikliyor, arttırıyor ve uyarıyor” dedi.

    Kromozomlarda ortaya çıkan bozulmaların gen yoluyla nesilden nesile de geçebildiğini hatırlatan Demirhan, cep telefonu seçerken soğurma değeri anlamına gelen “sar değerlerine” dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Telefonlarımızı alırken sar değerlerine bakmamız gerekiyor. O telefonun soğurma değeri, yani kaynaktan/uydudan aldığı veya baz istasyonundan çektiği gücün değeridir. O güç çok önemli. Bu güce bakarak telefonlarımızı almamız lazım” diye konuştu.

    Günlük yaşantımızı manyetik alanlar içerisinde geçirdiğimize vurgu yapan Demirhan, deneylerini insan üzerinde manyetik alan vererek yapma olasılıkları olmadığı için anne karnındaki bebeğin etrafındaki sıvı içerisindeki hücreleri kültür ortamında manyetik alana maruz tutarak değerlendirme yaptıklarını açıkladı.

    Demirhan yaptıkları çalışmayı ise şöyle anlattı:
    “Anne karnındaki bebeğin etrafındaki sıvı içerisindeki hücreleri önce normal kültürünü aldık. Daha sonra ise bu hücreleri kültür ortamında 900 megahertzlik ve 1.800 megahertzlik olmak üzere iki grupta çalışmamızı gerçekleştirdik. Her gurubu da kendi içerisinde 3-6 ve 12 saat olmak üzere 3’er gruplara ayırdık. Manyetik alana maruz bıraktığımız kültürleri 12 gün boyunca kontrolünü yaptık. Ve çalışmamızın sonucunda, yeni oluşan kromozomlarda bozulmalar tespit ettik.”
    Manyetik alanların özellikle telefonlarda daha yaygın ve sürekli maruz kalma olasılığımızın yüksek olduğunu belirten Demirhan, ilk aramada telefonda çok yüklü manyetik alan olduğuna dikkati çekerek, telefonun ilk çaldığında açılmaması gerektiğini sözlerine ekledi.

    SAR NEDİR, DEĞERİ KAÇ OLMALIDIR
    Kısaca, ortama yayılan elektromanyetik dalgaların vücutça emilme hızı olarak tanımlanabilecek olan SAR, cep telefonları ile beraber hayatımızın içine girmiş olan bir kavram. Watt/kg olarak hesaplanan bu SAR değeri sınırları ülkemizin de tabi olduğu AB Konseyi tarafından 2 W/kg, ABD tarafından ise 1,6 W/kg olarak belirlenmiştir. Bu limitler yasal olarak belirlenmiş olan limitler olsa da uzmanlar meslekleri gereği elektromanyetik dalgalara maruz kalanlar için 0,4 W/kg, genel halk için ise 0, 08 W/kg üzeri değerleri tehlikeli buluyorlar.

  • Boğaz Ağrısı Tedavisi

    Boğaz Ağrısı Tedavisi

    Kadınlar kulübü editörleri olarak araştırdık boğaz ağrısı tedavisi resimli makalemizi, bu ağrıdan muzdarip kişilere deva olmak için hazırladık.
    Boğaz ağrısına bitkisel ve doğal yollardan çözüm bulabilirsiniz.
    Boğaz ağrısı insanı hayattan bezdiren, yaşam kalitesini düşüren bir sağlık sorunudur.
    Boğazda ağrı ile beraber yanma, kaşıntı, kurulukta görülebilir.
    Bu ağrının en büyük nedenlerinden biri boğaz iltihaplanmasıdır.

    Boğaz ağrısı için bitkisel tedavi yöntemleri yazımızı okumak için tıklayınız

    Boğaz ağrısı soğuk algınlığı, alerji, sinüzit, faranjit, boğaz enfeksiyonu, boğaz tahrişi hatta boğaz kanseri gibi ciddi boyutta sorunlardan kaynaklanabilir ve öksürük, yüksek ateşle birlikte seyredebilir.Hastalığa göre uygulanacak tedavi yöntemleri çeşitlilik gösterir.Bakteriyel kökenli olup, ilerlemiş boğaz ağrıları, antibiyotikle tedavi edilebilir. Size bildireceğimiz boğaz ağrısı doğal tedavi yöntemleri ile bu sorununuzdan kurtulabilirsiniz.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

    Boğaz Ağrısı Bitkisel Tedavisi

    Tuzlu su ile gargara:
    1 bardak suya 1 tatlı kaşığı su koyun ve bununla günde dört beş kez bu su ile gargara yapın.
    Bu uygulama sizi epey rahatlatacaktır.
    Tuzlu su boğaz ağrısını geçiren en etkili yollardandır.

    boğaz ağrısı tedavisi
    boğaz ağrısı tedavisi

    Bitkisel Çözümler
    Meyan kökü boğaz ağrısına bitkisel çözümlerdendir.
    Su ile karıştırıp gargara yapın.
    Aynı şekilde biraz bal katılmış, papatya çayı, ekinezya boğaz ağrısını gideren doğal yollardandır.

    boğaz ağrısı tedavisi
    boğaz ağrısı tedavisi

    Sıvı Tüketimi
    Doktor önerisi, hastayken bol sıvı alımı yapmaktır.
    Bol miktarda su içmek boğazın kurumasını önleyip, bakterilerin vücuttan kolay atılımını sağlar.

    boğaz ağrısı doğal çözüm
    boğaz ağrısı doğal çözüm

    Sarımsak
    Sarımsak doğal antiseptik ve antibakteriyeldir.
    Yani bitkisel yoldan mikrop kırıcıdır.
    Boğaz ağrısına son vermek için sarımsak çiğneyin.

    boğaz ağrısı doğal çözüm
    boğaz ağrısı doğal çözüm

    Buhar Makinesi
    Odada buhar makinesi bulundurmak, nemli havayı solumak, havayı nemlendirdiğinden
    boğazınızdaki kurumayı ve tahrişatı da gidericektir. Şayet buhar makineniz yoksa
    kaynattığını suyu kaba koyup odanızda bulundurabilirsiniz.

    Boğazı Sarmak
    Boğazı atkı, tülbent gibi bir şeyle sarmak, boğaz ağrısından kısa sürede kurtulmanıza sebep olacaktır.
    Boğaz kısmını sıcak tutmak mikropları kıracaktır.

    Sıcak sıvılar İçmek
    Çorba, bitki çayları hastalandığınızda ve boğaz ağrısı çektiğinizde imdadınıza yetişecek çözümlerdendir.
    Bu gıdalar boğazı nemli tutarak, boğaz ağrınızı hafifletecektir.

  • Tüp bebek uygulamasında “yaş” başarıyı etkiliyor

    Tüp bebek uygulamasında “yaş” başarıyı etkiliyor

    “35 yaşından küçük kadınlarda tüp bebekte canlı doğum oranı yüzde 35’i bulurken, 40 yaş üzerinde yüzde 5-14 gibi daha düşük oranlardadır. Buna bebek sahibi olamamanın stresini eklersek, tüp bebek uygulamasında yaşın ne kadar önemli olduğu görülmektedir”

    Tüp bebek uygulamasında başarıyı bir çok faktörün etkilediği ancak bunların başında “kadının yaşı” nın geldiği bildirildi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Berker, yaptığı açıklamada, bebek sahibi olamamanın günümüzün önemli bir sağlık sorununu teşkil ettiğini belirterek, aile sağlığının, toplum sağlığını oluşturduğu noktasından hareketle bebek isteyen çiftlere bu mutluluğu yaşatmanın aslında en önemli sağlık hizmetleri arasında yer aldığını söyledi. Bebek sahibi olmak isteyen çiftlere bu konuda en yardımcı yöntemin tüp bebek uygulaması olduğunu vurgulayan, Berker, “doğal yoldan gebelik oranının en fazla yüzde 15-20’yi bulduğunu, tüp bebek başarısı oranlarının da bunun çok üzerinde olduğunu ifade etti. Tüp bebekte uygulanan tedavi yöntemlerinin, gelişen teknoloji vegelişen teknikler sayesinde bebek sahibi olamayan çiftler için umut olarak görüldüğünü anlatan Berker, ” Fakat çiftler bir tüp bebek uygulamasından hemen pozitif bir sonuç beklemektedirler, ki bu doğru bir beklenti değildir. Burada bilinmesi gereken en önemli nokta tüp bebek tedavisinin ’eve bebek götürülünce ’sonuçlandığıdır “ şeklinde konuştu. Tüp bebek tedavisini sadece bir uygulama ile sınırlandırmanın doğru bir yaklaşım olmadığını ifade eden Berker, tüp bebek uygulama sayısı arttıkça başarı oranının da yükseleceğini kaydetti. Tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de evlilik yaşının arttığına dikkati çeken Berker, artık çiftlerin daha geç yaşlarda bebek sahibi olmak durumunda kaldığını söyledi.

    YAŞLA BİRLİKTE BAŞARI ORANI DÜŞÜYOR
    Tüp bebek uygulamasında başarıyı etkileyen ” infertilite sebebi, yumurtalık kapasitesi, sperm sayısı “ gibi birçok faktör bulunmakla birlikte, en önemli faktörün kadın yaşı olduğunu belirten Berken, ” tedavi uygulanacak kadının yaşı, tüp bebek tedavisinin başarısı için son derece önemlidir “ dedi. Berker, şunları kaydetti: ” 1-2 milyon yumurtalık rezervi ile dünyaya gelen bir kız çocuğunun yumurtalık rezervi adet görmeye başladığı yaşlarda 250-300 bine kadar düşmekte menopoz dönemine kadar hızla azalmaktadır. 37 yaşından sonra ise hem yumurtalık rezervindeki kayıp belirginleşmekte hem de yumurtanın kalitesi düşmektedir. Birkadının hamilelik için en verimli yaşı 25-34 yaş arasıdır. Kadının yaşıilerledikçe hem yumurta kalitesi hem de yumurta sayısı azalmaktadır, bununlaberaber tedavinin başarı oranı ilerleyen yaşa bağlı olarak azalmakta, düşük riskide artmaktadır. 35 yaşından küçük kadınlarda tüp bebekte canlı doğum oranı yüzde35 gibi yüksek bir değer iken, bu 35-37 yaş grubu için yüzde 28, 38-39 yaş grubuiçin yüzde 21, ve 40 yaş üzerinde yüzde yüzde 5-14 gibi daha düşük oranlardadır. Bir de bunlara bebek sahibi olamamanın stresini eklersek kadın yaşının ne kadar önemli olduğu görülmektedir. “ Türkiye’de SGK tarafından karşılanan ve çoğul gebelikleri önlemek amacıyla transfer edilecek embriyo sayısının maksimum 2 ile sınırlandırıldığını hatırlatan Berker, ” Bu yaklaşım çoğul gebeliklerin önüne geçmekte etkilidir ancak tüp bebek başarısını da sınırlamaktadır “ dedi. Tüp bebek uygulamasına hazırlanmanın hem maddi hem manevi olarak çiftlerin üzerinde bir sıkıntı oluşturduğuna işaret eden Berker, Torba Yasa tasarısı ile Türkiye’de SGK tarafından karşılanan deneme sayısının 2’den 3’e çıkarılmasına dönük çalışmaların bebek özlemiyle dolu çiftler için çok güzel bir müjde ve tarif edilemez bir mutluluk olacağını söyledi.

    YAŞ SINIRI 41’E ÇIKARILMALI
    Ayrıca halen 39 yaşla sınırlı olan tüp bebek desteğinin günümüz koşulları dikkate alınarak daha ileri yaşlara çekilmesinin önemine değinen Berker, yaş sınırının geç yaşlarda yapılan evlilikler de dikkate alınarak, 41’eçıkarılması gerektiğini kaydetti. Bebek sahibi olmak isteyen ve tedavi sırasında ümitlenen çiftler içintüp bebek uygulamasının başarısızlıkla sonuçlanmasının üzücü bir durum olduğunu belirten Berker, ” Yalnız başarısızlıklarda ümitsiz olmamak gerekir. İlk uygulamada başarısız olmak diğer denemelerde de böyle olacağı anlamına asla gelmez. Burada önemli olan zamanı iyi kullanmaktır. Morali bozup tüp bebek tedavisini ertelemek gebelik şansını azaltır “ şeklinde konuştu. Tüp bebek tedavisinde kullanılan hormonların vücutta birikmediğini ve hastaya hiçbir risk yaratmadığını da dikkati çeken Berker, bunların vücutta zaten doğal olarak bulunan ve çok kısa bir süre kalan hormonlar olduğunu, bu nedenle hastaların birden fazla tüp bebek tedavisi yaptırmasının hiçbir sağlık sorunu yaratmayacağını bilmesi gerektiğini söyledi. AA