Babannemi pek tanımazdım ama annanemi anlatayım. Çok severdim, canımdan çok. Beni büyütttü 4 yaşıma kadar, ona anne derdim bile.
Sonra erkek kardeşim de ben de birilerini sevdik, evlendik. Ailem çok zengindi. Yurt dışlarında yaşardım. Erkek kardeşimin eşi de zengin bir aileden, o yüzden onun sevmeye hakkı vardı. El üstünde tutuldu. ben bizimkilere göre daha fakir biriyle evlendiğim için, ve eskisi gibi zengin bir hayat sürmediğim için benimle görüşmeyi kesti, hep laf soktu. Damadını da her gelen misafirimize yaptığı meşhur mantı sofralarına hiç davet etmedi.
Ta ki eşim iş kurup durumu bayağı düzeltene kadar. Eskiden telefonda 2 dakika konuşmayıp yanındakine verip giderken, telefonda benimle güzel güzel konuşmaya başladı. Damadım gelmeden sofraya oturmuyoruz demeye başladı. Çok seviniyordum yine.
Ta ki :), eşim biz eskiyi unutmadık gibi bir lafı bir sohbet içinde geçirene kadar. Ondan sonra gene eski haline döndü, zirvesini de misafirlerin ortasında bana bağırıp çağırarak yaptı saçma sapan bir sebep için.
Hala kendimce onu aklamaya çalışırım, emeklerini unutmam, hiç saygısızlık yapmam, çok da severim ben onu çocukluğumdaki haliyle bildiğim için, ama artık bir burkulma var içimde onu her düşündüğümde. Maddiyat bu kadar önemli olmamalı birini seviyorsan. Her haliyle seversin, düşse elinden tutarsın. O beni çok sallamaz şimdi. Halbuki 30 yaşına gelmiş kazık kadar insan olsam da, onun yanında kendimi 3 yaşımda hissediyorum hala. 20 yaşında bekarken, okul tatillerinde yanına gelince, beni kucağına alıp severdi. Oturtsa hala daha otururum yani :)
bu da böyle bir hissiyat işte. Çok şey beklememek lazım yaşlılardan. Oldukları gibi kabul etmek lazım.