Çekişmeli mi çekişmemeli mi?

forevermorrenk

Mustafa Kemal Atatürk
Anneler Kulübü
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
31 Ağustos 2018
6.565
15.590
Sakın davandan vazgeçme, gerekirse 5 yıl sürsün ama sürsün.
Evlenirken ne hayallerle evleniyor insanlar ama hayat bazılarına böyle şeyler yaşatıyor sen buna takılma.
Daha yaşın çok genç.
Bu gider yerine öyle biri gelir ki ben aşkı hiç yaşamamışım dersin.

Yolun bahtın açık olsun. :KK200:
 

Bebeğimin doğacağı muhtemel tarih : 09-04-2022

Hamileliğimin 22. haftası içindeyim.
Bebeğimi kucağıma almama 129 gün kaldı.

Önümüzdeki günlerde lanugo (geçici tüyler) bebeğinizi kaplamaya devam edecek. Ayaklarınızda ve bacaklarınızda oluşan kramplar ve ayak bileklerinizde ve bacaklarınızda şişmeler dikkate değer derecede devam ediyor. Uzun süre ayakta durmak, yorgunluk ve diyetinizde bulunana çok fazla miktarda fosfor veya az miktarda kalsiyum bu kramp sorununun nedenlerinden olabilir. Artık bebeğiniz düzenli olarak uyuyor ve uyanıyor.

Bebeğimin yaklaşık ağırlığı : 470 gr. - Yaklaşık boyu : 26.7 cm. (Baştan Topuğa)

Hamilelik Günlüğünü İmza alanına eklemek için tıklayın



Thrive60

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
20 Kasım 2017
1.908
5.679
36
Davayı sakın geri çekmeyin, affetmiş sayılırsınız haklarınız gider.

En temizi ortada buluşabilirseniz anlaşmalı yapın, o protokolü imzalayınca mahkemeye verirsiniz.
Ortada çocuk yok ve paylaşılacak para çok yüksek değil.
 

inekobasi

Guru
Kayıtlı Üye
3 Nisan 2011
1.392
3.235
Bu erkekler niye böyle her haltı yerler sonra da onun yüzünden bunun yüzünden yaptım diye suçu başkasına atarlar. Görümcemin kocası da kendi annesini suçluyor karısını aldattığı için sizin yüzünden boşanıyorum diyor. Bu adamdan bi cacık olmaz yolunuzdan dönmeyin
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 88 gün geçti.

zeynones2

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
30 Ağustos 2016
8.216
12.350
Yarısına kadar okudum.
Davadan vazgeç kısmına kadar. Sakın vazgeçmeyin. Aynı gerekçelerle tekrar dava açamaz ve para tahsil edemezsiniz. Mevzusu tamamen o. Çünkü en baştan beri oğlu da anası da para muhabbetinde mahirler. Sizi seven isteyen evliliğini kurtarmak isteyen adam terapi teklifini en başından yapardı davaya bir kaç hafta kala değil.
 

H3RA_

Guru
Pro Üye
Kayıtlı Üye
19 Mart 2019
6.311
27.969
25 yaşında atanmış, evini almış öğretmen bir kadın mı varoşmuş?
Bu zamanda bu kadar eski kafaya sahip olan kendisi ve annesi asıl varoş.

Yaşadığınız şeyler eşinizin ve annesinin ne kadar adaletsiz, merhametsiz insanlar olduğunu gösteriyor.
Şu saatten sonra kişilikleri değişir mi sizce?
İlk zamanlarda verdiği sözleri tutmamış, evlenince tamamen farklı davranmış.
Buda sözüne güvenilmez, gerektiğinde yalana sığınan biri olduğunu gösteriyor.
Şu anda verdiği sözleri de buna göre değerlendirirseniz acaba da kalmazsınız.
Her evlillik güzel başlar, evlilik sonrası yaşananları önceden yaşayıp kaç kişi evlenir ki.
O yüzden güzel olan hatıralara çok takılmayın, sonrasında ne yaşattığı, hissettirdiği önemli olan.

Yaşınız çok genç, hali hazırda yeni bir ilişki/evlilik planınız yok.
Bırakın sürsün dava.
Ha tabi ki bu süreçte yıpranacaksınız orası ayrı.
Cevap dilekçelerinde olmadık iftiralara uğrayacaksınız belkide.
Bunlar canınızı sıkacak hazırlıklı olun diye yazıyorum.
Altınlarınız olmasa anlaşmalı bitirin kafanız rahat etsin derdim.
Kafa rahatlığı gelecek paradan daha kıymetli çünkü.
 


Aylakkadin

Başlangıç 81 güncel 60.00 hedef 55.0
Kayıtlı Üye
31 Mayıs 2019
4.310
9.493
Merhaba arkadaşlar bir kaç gündür boşanmayla ilgili olan sanırım tüm başlıkları okumuşumdur. Bugün artık gün içinde saçma sapan bir şeyden hüngür hüngür ağlayınca iyi olmadığımı anladım ve yabancı birileriyle konuşmak istediğime karar verdim. Eminim okurken bazılarınız bana kızacak, bazılarınız "salak bu kadın ne üzülüyor hala acaba" falan diyecek. Biraz uzunca bir yazı olabilir bunu da ekleyelim.

Biz eşimle 6 aylık kadar sevgiliyken nişanlandık ve 8 ay da nişanlı kalıp evlendik. Evleneli tam tamına 2 yıl olmuştu ki ben çekişmeli olarak boşanma davası açtım. evden de ayrıldım şimdi yalnız yaşıyorum aynı şehirde. Gelelim bu işin süreç kısmına..
Eşimle sevgiliyken bana karşı çok ilgili ve düşünceliydi. Beni pamuklara sardı beni çok özel hissettirdi. Annemle ablamla iyi anlaştı bir sorun yoktu. ya da ben görmek istemedim. Ara ara gereksiz öfkelendiği zamanları hatırlıyorum ama hep düğün stresine falan diye yormuştum. bir de bekarken annesiyle yaşıyordu, annesi onu çok bunaltıyordu ona yoruyordum. Evlenince aynı evin içinde oluruz sorunlarımızı çözeriz diye düşündüm. Evlenmeden önce eşime hayatımla ilgili her şeyi anlattım. bana göre yapılması gereken şey buydu. beni ve ailemi iyi tanımalıydı. bu bahsettiklerim de aman aman şeyler değil, annemle babamın yıllar önce ayrılmış olması. kötü bir evlilik yaşayan annemin psikolojik bir rahatsızlığı olduğu. babamla pek anlaşamamam vs gibi şeylerdi. annemin kendini kötü hissettiği, hastalığının nüksettiği zamanlarda onunla ilgilenmem gerektiği, memleketten bir ev aldığım ve o evde annemle birlikte yaşadığım ve evin kredisinin devam ettiği vb gibi konulardan bahsediyorum. eşim bunların hiç birini sorun etmedi. "ben de annemle yaşıyorum, ben de anneme bakmak destek olmak zorundayım zaten, çok benzer durumların içindeyiz falan dedi o zaman." evlenince eşimin memleketinde yaşayacaktık. annesinin evi bize 10 dk lık yürüme mesafesindeydi. benim annem ise bize 100 km uzaklıkta bir yerde oturuyordu yani istediğim zaman gidip gelebilirdim. buraya kadar her şey güzel görünüyor.
ta ki.. evliliğimizin henüz 1.ayına kadar. ikimizin annesi de bizle yaşamaya alışkındı ve ikisi de yalnızlığa alışmakta zorluk çekiyordu. ama kv yeni evli! olmamıza rağmen haftanın 2 gecesi bizde kalıyordu (neymiş yalnızlığa alışana kadarmış) ama ben 1 saatlik mesafedeki annemi ziyarete bile gönderilmiyordum. ya da annemin bize gelmesi istenmiyordu. annem biraz rahatsızlandı. eşim annemle ilgilenmeme izin vermedi. tek istediğim gidip annemle 1-2 gece ilgilenmek ilaçlarını zamanında vermekti. eşim bana engel oldu. neymiş kardeşlerim ilgilensinmiş biz yeni evliymişiz. kardeşlerimin biri 750 km mesafede ve 6 aylık bebek sahibiydı. diğeri ise 1100 km mesafedeydi aile babasıydı ve henüz 1 ay önce düğünümüze gelebilmek için patronu ile papaz olmuştu. kaldı ki gelmelerini gerektirecek bir durum da yoktu. ben ilk hatayı o gün eşimi dinleyerek yaptım ama eve döndüm. annem kötüleşti. 2-3 gün sonra eşim bu kez yer ayarladı annemi hastaneye yatırmak zorunda kaldık ve annem 20 gün hastanede yattı. (ben ilgilenmiş olsaydım ağırlaşmadan atlatacaktık) 20 gün boyunca her gün eşim benimle annemi ziyarete geldi, ihtiyaçlarını karşıladı. hastanede yer bulmada yardımcı oldu. ama olayın başında işin buraya gelmesine eşim sebep olduğu için ben affedemedim, bu iyilikleri de gözüme batı. bu ilk olaydı. daha sonra annemi evde istememeye devam etti. (annemin oturduğu evin kredisi devam ettiği için annemden kira almam gerektiğini düşünüyordu, evlenirken her şeyi kendimiz yaptık bu yüzden ilk yıl aylık yüklü bir ödememiz vardı bu ödeme eşimi çok strese sokuyordu, birlikte ödüyor olsak da evlenmeden önce başlayan kredim çok gözüne battı. bu da aylık 800 tl gibi bir rakam çok değil. o rakamı anneme gönderiyorum gibi düşündü. aslında evin kredisini veriyordum çünkü bana aitti. kardeşlerim de annemin faturalarını karşılıyordu) ayda 1 gün gelsin kalsın, ben de dr kontrolüne götüreyim dedikçe evde kavga çıktı. kv bizde kalmaya devam ediyordu 2 gece! haliyle kavgalar senin annem benim annem derken büyüdü. ikimiz de inatçı ve baskın karakteriz. kavgalar çok büyüdü. eşim benim ona cevap vermemi kaldıramadıkça hakaret etmeye başladı. geçmişte yaşanan aile olaylarını yüzüme vurdu beni yaraladı. zaten senin annen şöyle, baban şöyle, siz rezil bir ailesiniz. sen benden önce varoştun. geldiğin yer belli şimdi yaşadığın hayat belli tarzında laflar. aslında hiç alakası yok. bi kere ben ve ailem gayet normaliz, sadece parçalanmış bir aileydik. parçalanan ailelerde yaşanan sorunlar bizde de yaşanmıştı. bu konuda bana destek olması ve bana kendisi bir aile olması gerekirken tam tersini yaptı ve beni hep ezmeye çalıştı. varoşluk? asla. eşimle tanışmadan 4 yıl önce atanmış, tanıştığımızda düzenli maaşı olan bir öğretmendim. elim yüzüm de gayet düzgündür. giyinmesini oturmasını kalkmasını bilirim. beni zaten kendi beğendi başta. beni tanıdığında asla böyle bir düşüncesi yoktu, aksini söylerdi. ki zaten kendime ait evde oturuyordum henüz 25 yaşımda. nasıl varoş olabilirim ?
annemi neden kabul etmediğini sorduğumda korktuğunu söyledi. psikolojik rahatsızlığı old için. aslında sadece uyumayıp evde geziyor, kimseye bir zararı yok. ne dedimse anlatamadım. o zaman senin annen de gelmesin durum eşit olsun dedim. olmaz dedi. çünkü onun annesine ait bir evde oturuyorduk. oturduğumuz ev annesine ait olduğu için benim annemden üstün görüyordu kendi annesini. böyle böyle yüzlerce kez tartıştık. her seferinde aileme, bana, kişiliğime hakaretler etti. bana çok ağır laflar kullandı. bir keresinde boğazımı sıktı ve polise şikayet ettim. bir daha asla yanaşmadı. öfkesini kontrol edemiyordu. ve bunun farkında değildi. bence yaptığını hatırlamıyordu bile. ayrıntı anlattım buraya kadar ama devamını ayrıntı anlatmayacağım. bir kaç kaldıramadığım sözünü yazacağım sadece.
"onun evinde para vermeden kira vermeden oturuyormuşum"
"bana 50bin tl verecekmiş çocuk doğurmam için. sonra çocuğu ona verip hayatlarından çıkacakmışım, anası bakarmış"
"zengin kadın bulup evlenecekmiş"
bir de eşimi polise şikayet ettiğimi duyunca kv telefon açıp "evimden çık seni istemiyorum" diye beni evinden kovdu. eşim annesine hiç bir gerçek tepkide bulunmadı. evden çıkalım dedim yalvardım çıkmadı. (şimdi o evi bile hatırlayınca kusasım geliyor inanın öyle bir etki yaratmış üzerimde. yuvam olamadı hiç. evimm deyip bağrıma basamadım. evlilik süresi içinde kv bana söylediği onlarca saygısızca lafın hiç birine eşim yanımda tepki vermedi, beni korumadı. ben yokken annesiyle konuşuyormuş güya. (mesela, "oğlum ikinci düğününü güzel yaparsın" "oğlum senin neyini beğendi de aldı bilmiyorum" "ben ona çalışmayan kız al demiştim, çalışmasaydın ona böyle cevap veremezdin" "kızım sen kadınsın susmasını bil." "erkek o konuşur" ve yazmaya gerek olmayan klasik gıcık kv davranışları vardı yemeklerine burun kıvırma, laf arasında beni iğneleme vs vs vs)

şimdi bu yazı hiiiiiiiç sandığınız gibi bitmeyecek, aslında yazarken bile üzülüyorum. kırılıyorum. davayı açalı neredeyse 3 ay olacak. çekişmeli açtım. eşim beni sevdiğini, ayrılmak istemediğini söyledi, terapiste gidelim düzelecek. hatalarımı farkettim. iletişim sorunumuz var vs dedi. 2 hafta sonra ilk duruşma var. bu arada dava açarken whatsapp görüşmeleri, ses kayıtları, ona yolladığım paralar (maaşımı harcayamadım, hep ona yolladım destek olmak için. evim faturalarını benim ödediğime dair faturalar vs vs var) yani eş kişisi biraz para kaybedecek gibi duruyor. belki de para kaybetmemek için barışmak istiyor gibi yapıyordur. bunca hakareti eden, benim hiç bir aile ferdimi kabul etmeyen, hepsinin arkasından söven, beni bile bile yaralarımdan vuran adam beni seviyor olamaz. beni sevdiğine inanmıyorum. zaten çok rahat yalan söyleyen de birisi. (evlendikten sonra kimse gelemedi bu arada evime. istemedi beyefendi. pandemi de vardı tabi. ama kimseyle iletişimi yok görüşmez. herkesle arazı bozuk. ) (beni soyutlamaya çalıştı ailemden, evlendik artık sen bu ailenin ferdisin unut onları gibi saçmalıyordu. annem geldiğinde odadayken 1-2 kez evden kovmuşluğu var. hatta bi seferinde yılbaşıydı ve sokağa çıkma yasağı vardı. yılbaşında annen de gelsin diye kendi çağırdı sonra 1 ocak sabahı nereye götürürsen götür, istersen sokağa çıktın diye ceza ye umrumda değil diye kovdu ben de annemi aldım çıktım) allahım anlattıkça ne çok olay geliyor aklıma. hepsi 2 yıl içinde oldu.
bunların dışında hiç ailevi şeyleri saymazsak aşırı iyi anlaşan, birlikte çok eğlenen, iki iyi arkadaş olan bir çifttik. sosyal ortamda da el üstünde tutuyor bir yandan, çok kıymetliyim gibi bir hava yaratıyor. dışarda prenses evde köleyim sanki. bi yere mi gideceğim hemen her işimi halleder, ayağıma araç bulur gönderir, okula gelir alır, beni hep iyi anlatır vs. o yüzden onun çevresinden kimse tahmin bile edemez bu halde olduğumuzu. ama ilk aydan başlayan bu tartışmalar, inatlaşma ile büyüyen kavgalar, kaybedilen saygı derken bu noktaya geldik. tabi bunu söylemeye gerek olmadan tonla şey anlatmam gerekti. adam resmen sonradan narsist olduğunu gösterdi. elde edene kadar tepede tuttu beni sonra her fırsatta yerin dibine gömdü.
son bir kaç gündür ara ara ağlama atakları geçiriyorum. hiç iyi değilim. (psikoloğa gidiyorum bu arada dava açtığımdan beri) neden üzülüyorum bu kadar? sürekli sorguluyorum, neden böyle yaptı ? diye. kafayı yiyeceğim. mükemmel giden bir ilişki göz göre göre nasıl cehenneme döner. nasıl bu kadar nokta atış damarıma basmış olabilir, neden basmış olabilir? bir insan sevdiğine bunu nasıl yapar? keşke diyorum bir sabah uyansam ve boşanmış olsak. ama bu çekişme süreci çok çok zor. dayanması çok güç. uzadıkça kafamda çok fazla gel gitli düşünce oluyor. ya da sürekli geçmişi hatırlayıp sinirden kuduruyorum. sonra sorunuz zamanlar aklıma geliyor ağlıyorum. sanki iki farklı adamla evliydim gibi. biri çok çok iyi biri de çok çok kötü.
dönüp şu yazdıklarımı bile okuyunca yapılması gereken tek şey apaçık belli. kaç kurtar kendini. peki öyleyse neden bu kadar üzülüyorum ? neden bazen aklıma güzel anılar geliyor? güzel olanlar kötülerin belki yüzde 5idir.

bu süre içinde eşim diyorki, ben sana fiziksel bir şey yapmadığım için sana zarar verdiğimi düşünemedim. bu yüzden hiç dilimi tutmadım. sözlerle kırılacağını gerçekten zarar göreceğini düşünemedim. tek tek anlattım ona her şeyi her kırıldığım yeri. şimdiye kadar farketmediğini çünkü beni kaybetmediğini söylüyor. ben evden gidince o haftalarca yalnız kalınca her günümüzü tek tek düşünmüş hatırlamış. ne oldu, kim ne dedi diye. her hatamın farkına vardım. senin ne kadar hassas olduğunu yeni gördüm. her şeyi düzelteceğim diyor. bana bir şans daha ver ve gör ne kadar değişeceğim diyor. annesiyle de görüşmeyecekmiş (sanki benim ne işime yarayacaksa, ben ona böyle bir şey hiç demedim) önemli olan söz değil davranış diye düşünmüş bla bla ( annemi evden kovmak sanki sadece sözle olan bir şey miydi?) o da psikoloğa gidiyormuş. değişecekmiş miş miş miş...
İnsan ailesinden vurulmaz. Eşiniz en zayıf karninizdan vurmuş sizi.
Hepsini okumadm ama kendiniz çalışan kazanan insansınız. Ailenize değer veriyorsunuz belli. İnşallah daha iyisi ile olursunuz. Çünkü hak ediyorsunuz.
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 733 gün geçti.



Vücut Kitle İndeksim (VKI) tavsiye edilen VKI değer aralığının üstünde.
Boyuma göre tavsiye edilen VKI aralığında olmam için ağırlığımın 43 Kg. ile 58 Kg. arasında olması gerekir.
Boyum : 152 cm. Başlangıç Kilom :81 Kg. Şimdiki Kilom :60.0 Kg.

selamtatlim

Guru
Kayıtlı Üye
11 Temmuz 2011
134
100
Gelen tüm mesajları okudum, destekleriniz çok için teşekkür ederim. Buraya yazdığımdan beri çok daha berrak zihnim. Allah en hayırlı şekilde kurtulmayı nasip etsin. Kafa karışıklığı yaşatmasın bana inşallah. Psikoloğum demişti zaten bazı günler çok iyi bazı günler çok kötü olacaksın , önemli olan bunun farkında olup sakince geçmesini beklemen diye. Öyle oldu gerçekten, üzüldüm ağladım yaşadım bir kaç gün ve şu an iyiyim. Bu iyilik hali inşallah uzun sürer 🥰
 

twinky

Aktif Üye
Anneler Kulübü
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
8 Ekim 2021
821
1.620
Merhaba arkadaşlar bir kaç gündür boşanmayla ilgili olan sanırım tüm başlıkları okumuşumdur. Bugün artık gün içinde saçma sapan bir şeyden hüngür hüngür ağlayınca iyi olmadığımı anladım ve yabancı birileriyle konuşmak istediğime karar verdim. Eminim okurken bazılarınız bana kızacak, bazılarınız "salak bu kadın ne üzülüyor hala acaba" falan diyecek. Biraz uzunca bir yazı olabilir bunu da ekleyelim.

Biz eşimle 6 aylık kadar sevgiliyken nişanlandık ve 8 ay da nişanlı kalıp evlendik. Evleneli tam tamına 2 yıl olmuştu ki ben çekişmeli olarak boşanma davası açtım. evden de ayrıldım şimdi yalnız yaşıyorum aynı şehirde. Gelelim bu işin süreç kısmına..
Eşimle sevgiliyken bana karşı çok ilgili ve düşünceliydi. Beni pamuklara sardı beni çok özel hissettirdi. Annemle ablamla iyi anlaştı bir sorun yoktu. ya da ben görmek istemedim. Ara ara gereksiz öfkelendiği zamanları hatırlıyorum ama hep düğün stresine falan diye yormuştum. bir de bekarken annesiyle yaşıyordu, annesi onu çok bunaltıyordu ona yoruyordum. Evlenince aynı evin içinde oluruz sorunlarımızı çözeriz diye düşündüm. Evlenmeden önce eşime hayatımla ilgili her şeyi anlattım. bana göre yapılması gereken şey buydu. beni ve ailemi iyi tanımalıydı. bu bahsettiklerim de aman aman şeyler değil, annemle babamın yıllar önce ayrılmış olması. kötü bir evlilik yaşayan annemin psikolojik bir rahatsızlığı olduğu. babamla pek anlaşamamam vs gibi şeylerdi. annemin kendini kötü hissettiği, hastalığının nüksettiği zamanlarda onunla ilgilenmem gerektiği, memleketten bir ev aldığım ve o evde annemle birlikte yaşadığım ve evin kredisinin devam ettiği vb gibi konulardan bahsediyorum. eşim bunların hiç birini sorun etmedi. "ben de annemle yaşıyorum, ben de anneme bakmak destek olmak zorundayım zaten, çok benzer durumların içindeyiz falan dedi o zaman." evlenince eşimin memleketinde yaşayacaktık. annesinin evi bize 10 dk lık yürüme mesafesindeydi. benim annem ise bize 100 km uzaklıkta bir yerde oturuyordu yani istediğim zaman gidip gelebilirdim. buraya kadar her şey güzel görünüyor.
ta ki.. evliliğimizin henüz 1.ayına kadar. ikimizin annesi de bizle yaşamaya alışkındı ve ikisi de yalnızlığa alışmakta zorluk çekiyordu. ama kv yeni evli! olmamıza rağmen haftanın 2 gecesi bizde kalıyordu (neymiş yalnızlığa alışana kadarmış) ama ben 1 saatlik mesafedeki annemi ziyarete bile gönderilmiyordum. ya da annemin bize gelmesi istenmiyordu. annem biraz rahatsızlandı. eşim annemle ilgilenmeme izin vermedi. tek istediğim gidip annemle 1-2 gece ilgilenmek ilaçlarını zamanında vermekti. eşim bana engel oldu. neymiş kardeşlerim ilgilensinmiş biz yeni evliymişiz. kardeşlerimin biri 750 km mesafede ve 6 aylık bebek sahibiydı. diğeri ise 1100 km mesafedeydi aile babasıydı ve henüz 1 ay önce düğünümüze gelebilmek için patronu ile papaz olmuştu. kaldı ki gelmelerini gerektirecek bir durum da yoktu. ben ilk hatayı o gün eşimi dinleyerek yaptım ama eve döndüm. annem kötüleşti. 2-3 gün sonra eşim bu kez yer ayarladı annemi hastaneye yatırmak zorunda kaldık ve annem 20 gün hastanede yattı. (ben ilgilenmiş olsaydım ağırlaşmadan atlatacaktık) 20 gün boyunca her gün eşim benimle annemi ziyarete geldi, ihtiyaçlarını karşıladı. hastanede yer bulmada yardımcı oldu. ama olayın başında işin buraya gelmesine eşim sebep olduğu için ben affedemedim, bu iyilikleri de gözüme batı. bu ilk olaydı. daha sonra annemi evde istememeye devam etti. (annemin oturduğu evin kredisi devam ettiği için annemden kira almam gerektiğini düşünüyordu, evlenirken her şeyi kendimiz yaptık bu yüzden ilk yıl aylık yüklü bir ödememiz vardı bu ödeme eşimi çok strese sokuyordu, birlikte ödüyor olsak da evlenmeden önce başlayan kredim çok gözüne battı. bu da aylık 800 tl gibi bir rakam çok değil. o rakamı anneme gönderiyorum gibi düşündü. aslında evin kredisini veriyordum çünkü bana aitti. kardeşlerim de annemin faturalarını karşılıyordu) ayda 1 gün gelsin kalsın, ben de dr kontrolüne götüreyim dedikçe evde kavga çıktı. kv bizde kalmaya devam ediyordu 2 gece! haliyle kavgalar senin annem benim annem derken büyüdü. ikimiz de inatçı ve baskın karakteriz. kavgalar çok büyüdü. eşim benim ona cevap vermemi kaldıramadıkça hakaret etmeye başladı. geçmişte yaşanan aile olaylarını yüzüme vurdu beni yaraladı. zaten senin annen şöyle, baban şöyle, siz rezil bir ailesiniz. sen benden önce varoştun. geldiğin yer belli şimdi yaşadığın hayat belli tarzında laflar. aslında hiç alakası yok. bi kere ben ve ailem gayet normaliz, sadece parçalanmış bir aileydik. parçalanan ailelerde yaşanan sorunlar bizde de yaşanmıştı. bu konuda bana destek olması ve bana kendisi bir aile olması gerekirken tam tersini yaptı ve beni hep ezmeye çalıştı. varoşluk? asla. eşimle tanışmadan 4 yıl önce atanmış, tanıştığımızda düzenli maaşı olan bir öğretmendim. elim yüzüm de gayet düzgündür. giyinmesini oturmasını kalkmasını bilirim. beni zaten kendi beğendi başta. beni tanıdığında asla böyle bir düşüncesi yoktu, aksini söylerdi. ki zaten kendime ait evde oturuyordum henüz 25 yaşımda. nasıl varoş olabilirim ?
annemi neden kabul etmediğini sorduğumda korktuğunu söyledi. psikolojik rahatsızlığı old için. aslında sadece uyumayıp evde geziyor, kimseye bir zararı yok. ne dedimse anlatamadım. o zaman senin annen de gelmesin durum eşit olsun dedim. olmaz dedi. çünkü onun annesine ait bir evde oturuyorduk. oturduğumuz ev annesine ait olduğu için benim annemden üstün görüyordu kendi annesini. böyle böyle yüzlerce kez tartıştık. her seferinde aileme, bana, kişiliğime hakaretler etti. bana çok ağır laflar kullandı. bir keresinde boğazımı sıktı ve polise şikayet ettim. bir daha asla yanaşmadı. öfkesini kontrol edemiyordu. ve bunun farkında değildi. bence yaptığını hatırlamıyordu bile. ayrıntı anlattım buraya kadar ama devamını ayrıntı anlatmayacağım. bir kaç kaldıramadığım sözünü yazacağım sadece.
"onun evinde para vermeden kira vermeden oturuyormuşum"
"bana 50bin tl verecekmiş çocuk doğurmam için. sonra çocuğu ona verip hayatlarından çıkacakmışım, anası bakarmış"
"zengin kadın bulup evlenecekmiş"
bir de eşimi polise şikayet ettiğimi duyunca kv telefon açıp "evimden çık seni istemiyorum" diye beni evinden kovdu. eşim annesine hiç bir gerçek tepkide bulunmadı. evden çıkalım dedim yalvardım çıkmadı. (şimdi o evi bile hatırlayınca kusasım geliyor inanın öyle bir etki yaratmış üzerimde. yuvam olamadı hiç. evimm deyip bağrıma basamadım. evlilik süresi içinde kv bana söylediği onlarca saygısızca lafın hiç birine eşim yanımda tepki vermedi, beni korumadı. ben yokken annesiyle konuşuyormuş güya. (mesela, "oğlum ikinci düğününü güzel yaparsın" "oğlum senin neyini beğendi de aldı bilmiyorum" "ben ona çalışmayan kız al demiştim, çalışmasaydın ona böyle cevap veremezdin" "kızım sen kadınsın susmasını bil." "erkek o konuşur" ve yazmaya gerek olmayan klasik gıcık kv davranışları vardı yemeklerine burun kıvırma, laf arasında beni iğneleme vs vs vs)

şimdi bu yazı hiiiiiiiç sandığınız gibi bitmeyecek, aslında yazarken bile üzülüyorum. kırılıyorum. davayı açalı neredeyse 3 ay olacak. çekişmeli açtım. eşim beni sevdiğini, ayrılmak istemediğini söyledi, terapiste gidelim düzelecek. hatalarımı farkettim. iletişim sorunumuz var vs dedi. 2 hafta sonra ilk duruşma var. bu arada dava açarken whatsapp görüşmeleri, ses kayıtları, ona yolladığım paralar (maaşımı harcayamadım, hep ona yolladım destek olmak için. evim faturalarını benim ödediğime dair faturalar vs vs var) yani eş kişisi biraz para kaybedecek gibi duruyor. belki de para kaybetmemek için barışmak istiyor gibi yapıyordur. bunca hakareti eden, benim hiç bir aile ferdimi kabul etmeyen, hepsinin arkasından söven, beni bile bile yaralarımdan vuran adam beni seviyor olamaz. beni sevdiğine inanmıyorum. zaten çok rahat yalan söyleyen de birisi. (evlendikten sonra kimse gelemedi bu arada evime. istemedi beyefendi. pandemi de vardı tabi. ama kimseyle iletişimi yok görüşmez. herkesle arazı bozuk. ) (beni soyutlamaya çalıştı ailemden, evlendik artık sen bu ailenin ferdisin unut onları gibi saçmalıyordu. annem geldiğinde odadayken 1-2 kez evden kovmuşluğu var. hatta bi seferinde yılbaşıydı ve sokağa çıkma yasağı vardı. yılbaşında annen de gelsin diye kendi çağırdı sonra 1 ocak sabahı nereye götürürsen götür, istersen sokağa çıktın diye ceza ye umrumda değil diye kovdu ben de annemi aldım çıktım) allahım anlattıkça ne çok olay geliyor aklıma. hepsi 2 yıl içinde oldu.
bunların dışında hiç ailevi şeyleri saymazsak aşırı iyi anlaşan, birlikte çok eğlenen, iki iyi arkadaş olan bir çifttik. sosyal ortamda da el üstünde tutuyor bir yandan, çok kıymetliyim gibi bir hava yaratıyor. dışarda prenses evde köleyim sanki. bi yere mi gideceğim hemen her işimi halleder, ayağıma araç bulur gönderir, okula gelir alır, beni hep iyi anlatır vs. o yüzden onun çevresinden kimse tahmin bile edemez bu halde olduğumuzu. ama ilk aydan başlayan bu tartışmalar, inatlaşma ile büyüyen kavgalar, kaybedilen saygı derken bu noktaya geldik. tabi bunu söylemeye gerek olmadan tonla şey anlatmam gerekti. adam resmen sonradan narsist olduğunu gösterdi. elde edene kadar tepede tuttu beni sonra her fırsatta yerin dibine gömdü.
son bir kaç gündür ara ara ağlama atakları geçiriyorum. hiç iyi değilim. (psikoloğa gidiyorum bu arada dava açtığımdan beri) neden üzülüyorum bu kadar? sürekli sorguluyorum, neden böyle yaptı ? diye. kafayı yiyeceğim. mükemmel giden bir ilişki göz göre göre nasıl cehenneme döner. nasıl bu kadar nokta atış damarıma basmış olabilir, neden basmış olabilir? bir insan sevdiğine bunu nasıl yapar? keşke diyorum bir sabah uyansam ve boşanmış olsak. ama bu çekişme süreci çok çok zor. dayanması çok güç. uzadıkça kafamda çok fazla gel gitli düşünce oluyor. ya da sürekli geçmişi hatırlayıp sinirden kuduruyorum. sonra sorunuz zamanlar aklıma geliyor ağlıyorum. sanki iki farklı adamla evliydim gibi. biri çok çok iyi biri de çok çok kötü.
dönüp şu yazdıklarımı bile okuyunca yapılması gereken tek şey apaçık belli. kaç kurtar kendini. peki öyleyse neden bu kadar üzülüyorum ? neden bazen aklıma güzel anılar geliyor? güzel olanlar kötülerin belki yüzde 5idir.

bu süre içinde eşim diyorki, ben sana fiziksel bir şey yapmadığım için sana zarar verdiğimi düşünemedim. bu yüzden hiç dilimi tutmadım. sözlerle kırılacağını gerçekten zarar göreceğini düşünemedim. tek tek anlattım ona her şeyi her kırıldığım yeri. şimdiye kadar farketmediğini çünkü beni kaybetmediğini söylüyor. ben evden gidince o haftalarca yalnız kalınca her günümüzü tek tek düşünmüş hatırlamış. ne oldu, kim ne dedi diye. her hatamın farkına vardım. senin ne kadar hassas olduğunu yeni gördüm. her şeyi düzelteceğim diyor. bana bir şans daha ver ve gör ne kadar değişeceğim diyor. annesiyle de görüşmeyecekmiş (sanki benim ne işime yarayacaksa, ben ona böyle bir şey hiç demedim) önemli olan söz değil davranış diye düşünmüş bla bla ( annemi evden kovmak sanki sadece sözle olan bir şey miydi?) o da psikoloğa gidiyormuş. değişecekmiş miş miş miş...
Aç çekişmeli gittiği yere kadar. Donuna kadar al sonra gitsin zengin kadını bulsun bakalım
 

Bebeğimin doğacağı muhtemel tarih : 14-03-2022

Hamileliğimin 26. haftası içindeyim.
Bebeğimi kucağıma almama 103 gün kaldı.

Önümüzdeki iki gün içinde bebeğinizin akciğerlerindeki hava kesecikleri (alveol) gelişmeye başlayacak. Bebeğin nefes alabilmesi genelde 24. haftanın sonunda mümkündür. Çünkü bazı hava keseciklerinin gelişimi, kanla iyi beslenen akciğer dokularının ve bronşların gelişininin sonunda tamamlanır. Buna ek olarak hava keseciklerini ayrıran membran(zar tabakası), oksijen- karbondiyoksit değişimine izin verecek kadar incedir.

Bebeğimin yaklaşık ağırlığı : 820 gr. - Yaklaşık boyu : 35.6 cm. (Baştan Topuğa)

Hamilelik Günlüğünü İmza alanına eklemek için tıklayın

achoi

Aktif Üye
Anneler Kulübü
Kayıtlı Üye
13 Kasım 2018
1.394
1.610
Baştan kabul edip sonra yan dönmüş kendi annesi çok güzel kalsın senin annenin durumunu bildiği halde hayır desin. Kabul etmeyin barışma teklifini düzelebileceğinizi düşünüyor musunuz bence ilk zamanlar yine iyi davranacak sonra özüne geri dönecek.
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 42 gün geçti.

Periannem

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
2 Nisan 2014
423
878
İlk başta boşanıp boşanmamak arasında kararınız kesin olsun. Çekişmeli açıp daha sonra anlaşmalı boşanmaya çevirebilirsiniz çok kolaylıkla. Tazminatlari da çekişmeli de olsa çekişmesiz de olsa alırsınız zaten.
Dava açıp feragat ederseniz işler değişir. Bu feragattan sonra bir daha aynı konulara ve olaylara dayalı daha doğrusu eski konulara dayalı dava açamazsınız ki bu büyük bir risk. Tazminatları getiren hakaretler eski olaylara dayanıyor.
Bence anlaşmalı boşanın, siz de kurtulun. İnanın ben karşı tarafı süründüreyim diye düşünülüyor ama kadınlar için daha zor. Çekişmeli belki 2-3 yıl sürer, siz anlaşırsanız hemen boşanırsınız. Belki karşınıza iyi birileri de çıkar?
 

Ihlamur_sokak

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
16 Ağustos 2017
328
470
34
Her şeyin farkındasın, bunun icin sevindim. Zor bir aile geçmişinize rağmen ailenize sımsıkı bağlanmanıza ayrıca hayran kaldım, olması gereken bence de bu, annemizin kardeslerimizin yanında olmalıyız diye düşünüyorum, aileyi aile yapan da bu. Ama evlendiğiniz kişi sizinle aile olduğunu anlayamamış, hissetmemiş belli ki böyle cirkin, ağır ve vicdansız davranmış. Kendine yansın. Arkana bakmadan kurtar kendini, her şeyin hayırlısı sizinle olsun insallah🙏
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 983 gün geçti.

selamtatlim

Guru
Kayıtlı Üye
11 Temmuz 2011
134
100
İlk başta boşanıp boşanmamak arasında kararınız kesin olsun. Çekişmeli açıp daha sonra anlaşmalı boşanmaya çevirebilirsiniz çok kolaylıkla. Tazminatlari da çekişmeli de olsa çekişmesiz de olsa alırsınız zaten.
Dava açıp feragat ederseniz işler değişir. Bu feragattan sonra bir daha aynı konulara ve olaylara dayalı daha doğrusu eski konulara dayalı dava açamazsınız ki bu büyük bir risk. Tazminatları getiren hakaretler eski olaylara dayanıyor.
Bence anlaşmalı boşanın, siz de kurtulun. İnanın ben karşı tarafı süründüreyim diye düşünülüyor ama kadınlar için daha zor. Çekişmeli belki 2-3 yıl sürer, siz anlaşırsanız hemen boşanırsınız. Belki karşınıza iyi birileri de çıkar?
Elbette ben de anlaşmalı boşanmak isterdim ama olmadı. Eşim benden boşanmak istemiyor. Yıllarca sürse de ayrılmam dedi. Dava dilekçeme cevap olarak "ben karımı seviyorum, boşanmak istemiyorum, hatalarımı farkına vardım değişeceğim, aile terapistine gitmeyi talep ediyorum " yazdı. Hatta "çocuk istiyorum" bile yazmış 🤦 ha bir de pandemide dolayı ben çok bunalmışım, olayları büyütmüşüm, her evde yaşanan şeylermiş bunlar, boşanmayı gerektirecek bir durum yokmuş.
Keşke anlaşsak da şakk! Diye boşansak 😂
 

selamtatlim

Guru
Kayıtlı Üye
11 Temmuz 2011
134
100
Bir şey daha var. Boşandığım zaman yaşadığım şehirden gitmem gerekebilir. Zorunlu hizmet bölgesine, doğuya ya da buralarda çok ücra köylere vs gitmem gerekebilir. Evli olduğum için eşimin yanına gelmiştim eş tayini ile. Burayı çok sevdim gitmek istemiyorum. 😔
 

Mastershef

Zararın bir yerinden dönmüş bir kadın...
Anneler Kulübü
Kayıtlı Üye
15 Nisan 2017
9.470
11.252
Merhaba arkadaşlar bir kaç gündür boşanmayla ilgili olan sanırım tüm başlıkları okumuşumdur. Bugün artık gün içinde saçma sapan bir şeyden hüngür hüngür ağlayınca iyi olmadığımı anladım ve yabancı birileriyle konuşmak istediğime karar verdim. Eminim okurken bazılarınız bana kızacak, bazılarınız "salak bu kadın ne üzülüyor hala acaba" falan diyecek. Biraz uzunca bir yazı olabilir bunu da ekleyelim.

Biz eşimle 6 aylık kadar sevgiliyken nişanlandık ve 8 ay da nişanlı kalıp evlendik. Evleneli tam tamına 2 yıl olmuştu ki ben çekişmeli olarak boşanma davası açtım. evden de ayrıldım şimdi yalnız yaşıyorum aynı şehirde. Gelelim bu işin süreç kısmına..
Eşimle sevgiliyken bana karşı çok ilgili ve düşünceliydi. Beni pamuklara sardı beni çok özel hissettirdi. Annemle ablamla iyi anlaştı bir sorun yoktu. ya da ben görmek istemedim. Ara ara gereksiz öfkelendiği zamanları hatırlıyorum ama hep düğün stresine falan diye yormuştum. bir de bekarken annesiyle yaşıyordu, annesi onu çok bunaltıyordu ona yoruyordum. Evlenince aynı evin içinde oluruz sorunlarımızı çözeriz diye düşündüm. Evlenmeden önce eşime hayatımla ilgili her şeyi anlattım. bana göre yapılması gereken şey buydu. beni ve ailemi iyi tanımalıydı. bu bahsettiklerim de aman aman şeyler değil, annemle babamın yıllar önce ayrılmış olması. kötü bir evlilik yaşayan annemin psikolojik bir rahatsızlığı olduğu. babamla pek anlaşamamam vs gibi şeylerdi. annemin kendini kötü hissettiği, hastalığının nüksettiği zamanlarda onunla ilgilenmem gerektiği, memleketten bir ev aldığım ve o evde annemle birlikte yaşadığım ve evin kredisinin devam ettiği vb gibi konulardan bahsediyorum. eşim bunların hiç birini sorun etmedi. "ben de annemle yaşıyorum, ben de anneme bakmak destek olmak zorundayım zaten, çok benzer durumların içindeyiz falan dedi o zaman." evlenince eşimin memleketinde yaşayacaktık. annesinin evi bize 10 dk lık yürüme mesafesindeydi. benim annem ise bize 100 km uzaklıkta bir yerde oturuyordu yani istediğim zaman gidip gelebilirdim. buraya kadar her şey güzel görünüyor.
ta ki.. evliliğimizin henüz 1.ayına kadar. ikimizin annesi de bizle yaşamaya alışkındı ve ikisi de yalnızlığa alışmakta zorluk çekiyordu. ama kv yeni evli! olmamıza rağmen haftanın 2 gecesi bizde kalıyordu (neymiş yalnızlığa alışana kadarmış) ama ben 1 saatlik mesafedeki annemi ziyarete bile gönderilmiyordum. ya da annemin bize gelmesi istenmiyordu. annem biraz rahatsızlandı. eşim annemle ilgilenmeme izin vermedi. tek istediğim gidip annemle 1-2 gece ilgilenmek ilaçlarını zamanında vermekti. eşim bana engel oldu. neymiş kardeşlerim ilgilensinmiş biz yeni evliymişiz. kardeşlerimin biri 750 km mesafede ve 6 aylık bebek sahibiydı. diğeri ise 1100 km mesafedeydi aile babasıydı ve henüz 1 ay önce düğünümüze gelebilmek için patronu ile papaz olmuştu. kaldı ki gelmelerini gerektirecek bir durum da yoktu. ben ilk hatayı o gün eşimi dinleyerek yaptım ama eve döndüm. annem kötüleşti. 2-3 gün sonra eşim bu kez yer ayarladı annemi hastaneye yatırmak zorunda kaldık ve annem 20 gün hastanede yattı. (ben ilgilenmiş olsaydım ağırlaşmadan atlatacaktık) 20 gün boyunca her gün eşim benimle annemi ziyarete geldi, ihtiyaçlarını karşıladı. hastanede yer bulmada yardımcı oldu. ama olayın başında işin buraya gelmesine eşim sebep olduğu için ben affedemedim, bu iyilikleri de gözüme batı. bu ilk olaydı. daha sonra annemi evde istememeye devam etti. (annemin oturduğu evin kredisi devam ettiği için annemden kira almam gerektiğini düşünüyordu, evlenirken her şeyi kendimiz yaptık bu yüzden ilk yıl aylık yüklü bir ödememiz vardı bu ödeme eşimi çok strese sokuyordu, birlikte ödüyor olsak da evlenmeden önce başlayan kredim çok gözüne battı. bu da aylık 800 tl gibi bir rakam çok değil. o rakamı anneme gönderiyorum gibi düşündü. aslında evin kredisini veriyordum çünkü bana aitti. kardeşlerim de annemin faturalarını karşılıyordu) ayda 1 gün gelsin kalsın, ben de dr kontrolüne götüreyim dedikçe evde kavga çıktı. kv bizde kalmaya devam ediyordu 2 gece! haliyle kavgalar senin annem benim annem derken büyüdü. ikimiz de inatçı ve baskın karakteriz. kavgalar çok büyüdü. eşim benim ona cevap vermemi kaldıramadıkça hakaret etmeye başladı. geçmişte yaşanan aile olaylarını yüzüme vurdu beni yaraladı. zaten senin annen şöyle, baban şöyle, siz rezil bir ailesiniz. sen benden önce varoştun. geldiğin yer belli şimdi yaşadığın hayat belli tarzında laflar. aslında hiç alakası yok. bi kere ben ve ailem gayet normaliz, sadece parçalanmış bir aileydik. parçalanan ailelerde yaşanan sorunlar bizde de yaşanmıştı. bu konuda bana destek olması ve bana kendisi bir aile olması gerekirken tam tersini yaptı ve beni hep ezmeye çalıştı. varoşluk? asla. eşimle tanışmadan 4 yıl önce atanmış, tanıştığımızda düzenli maaşı olan bir öğretmendim. elim yüzüm de gayet düzgündür. giyinmesini oturmasını kalkmasını bilirim. beni zaten kendi beğendi başta. beni tanıdığında asla böyle bir düşüncesi yoktu, aksini söylerdi. ki zaten kendime ait evde oturuyordum henüz 25 yaşımda. nasıl varoş olabilirim ?
annemi neden kabul etmediğini sorduğumda korktuğunu söyledi. psikolojik rahatsızlığı old için. aslında sadece uyumayıp evde geziyor, kimseye bir zararı yok. ne dedimse anlatamadım. o zaman senin annen de gelmesin durum eşit olsun dedim. olmaz dedi. çünkü onun annesine ait bir evde oturuyorduk. oturduğumuz ev annesine ait olduğu için benim annemden üstün görüyordu kendi annesini. böyle böyle yüzlerce kez tartıştık. her seferinde aileme, bana, kişiliğime hakaretler etti. bana çok ağır laflar kullandı. bir keresinde boğazımı sıktı ve polise şikayet ettim. bir daha asla yanaşmadı. öfkesini kontrol edemiyordu. ve bunun farkında değildi. bence yaptığını hatırlamıyordu bile. ayrıntı anlattım buraya kadar ama devamını ayrıntı anlatmayacağım. bir kaç kaldıramadığım sözünü yazacağım sadece.
"onun evinde para vermeden kira vermeden oturuyormuşum"
"bana 50bin tl verecekmiş çocuk doğurmam için. sonra çocuğu ona verip hayatlarından çıkacakmışım, anası bakarmış"
"zengin kadın bulup evlenecekmiş"
bir de eşimi polise şikayet ettiğimi duyunca kv telefon açıp "evimden çık seni istemiyorum" diye beni evinden kovdu. eşim annesine hiç bir gerçek tepkide bulunmadı. evden çıkalım dedim yalvardım çıkmadı. (şimdi o evi bile hatırlayınca kusasım geliyor inanın öyle bir etki yaratmış üzerimde. yuvam olamadı hiç. evimm deyip bağrıma basamadım. evlilik süresi içinde kv bana söylediği onlarca saygısızca lafın hiç birine eşim yanımda tepki vermedi, beni korumadı. ben yokken annesiyle konuşuyormuş güya. (mesela, "oğlum ikinci düğününü güzel yaparsın" "oğlum senin neyini beğendi de aldı bilmiyorum" "ben ona çalışmayan kız al demiştim, çalışmasaydın ona böyle cevap veremezdin" "kızım sen kadınsın susmasını bil." "erkek o konuşur" ve yazmaya gerek olmayan klasik gıcık kv davranışları vardı yemeklerine burun kıvırma, laf arasında beni iğneleme vs vs vs)

şimdi bu yazı hiiiiiiiç sandığınız gibi bitmeyecek, aslında yazarken bile üzülüyorum. kırılıyorum. davayı açalı neredeyse 3 ay olacak. çekişmeli açtım. eşim beni sevdiğini, ayrılmak istemediğini söyledi, terapiste gidelim düzelecek. hatalarımı farkettim. iletişim sorunumuz var vs dedi. 2 hafta sonra ilk duruşma var. bu arada dava açarken whatsapp görüşmeleri, ses kayıtları, ona yolladığım paralar (maaşımı harcayamadım, hep ona yolladım destek olmak için. evim faturalarını benim ödediğime dair faturalar vs vs var) yani eş kişisi biraz para kaybedecek gibi duruyor. belki de para kaybetmemek için barışmak istiyor gibi yapıyordur. bunca hakareti eden, benim hiç bir aile ferdimi kabul etmeyen, hepsinin arkasından söven, beni bile bile yaralarımdan vuran adam beni seviyor olamaz. beni sevdiğine inanmıyorum. zaten çok rahat yalan söyleyen de birisi. (evlendikten sonra kimse gelemedi bu arada evime. istemedi beyefendi. pandemi de vardı tabi. ama kimseyle iletişimi yok görüşmez. herkesle arazı bozuk. ) (beni soyutlamaya çalıştı ailemden, evlendik artık sen bu ailenin ferdisin unut onları gibi saçmalıyordu. annem geldiğinde odadayken 1-2 kez evden kovmuşluğu var. hatta bi seferinde yılbaşıydı ve sokağa çıkma yasağı vardı. yılbaşında annen de gelsin diye kendi çağırdı sonra 1 ocak sabahı nereye götürürsen götür, istersen sokağa çıktın diye ceza ye umrumda değil diye kovdu ben de annemi aldım çıktım) allahım anlattıkça ne çok olay geliyor aklıma. hepsi 2 yıl içinde oldu.
bunların dışında hiç ailevi şeyleri saymazsak aşırı iyi anlaşan, birlikte çok eğlenen, iki iyi arkadaş olan bir çifttik. sosyal ortamda da el üstünde tutuyor bir yandan, çok kıymetliyim gibi bir hava yaratıyor. dışarda prenses evde köleyim sanki. bi yere mi gideceğim hemen her işimi halleder, ayağıma araç bulur gönderir, okula gelir alır, beni hep iyi anlatır vs. o yüzden onun çevresinden kimse tahmin bile edemez bu halde olduğumuzu. ama ilk aydan başlayan bu tartışmalar, inatlaşma ile büyüyen kavgalar, kaybedilen saygı derken bu noktaya geldik. tabi bunu söylemeye gerek olmadan tonla şey anlatmam gerekti. adam resmen sonradan narsist olduğunu gösterdi. elde edene kadar tepede tuttu beni sonra her fırsatta yerin dibine gömdü.
son bir kaç gündür ara ara ağlama atakları geçiriyorum. hiç iyi değilim. (psikoloğa gidiyorum bu arada dava açtığımdan beri) neden üzülüyorum bu kadar? sürekli sorguluyorum, neden böyle yaptı ? diye. kafayı yiyeceğim. mükemmel giden bir ilişki göz göre göre nasıl cehenneme döner. nasıl bu kadar nokta atış damarıma basmış olabilir, neden basmış olabilir? bir insan sevdiğine bunu nasıl yapar? keşke diyorum bir sabah uyansam ve boşanmış olsak. ama bu çekişme süreci çok çok zor. dayanması çok güç. uzadıkça kafamda çok fazla gel gitli düşünce oluyor. ya da sürekli geçmişi hatırlayıp sinirden kuduruyorum. sonra sorunuz zamanlar aklıma geliyor ağlıyorum. sanki iki farklı adamla evliydim gibi. biri çok çok iyi biri de çok çok kötü.
dönüp şu yazdıklarımı bile okuyunca yapılması gereken tek şey apaçık belli. kaç kurtar kendini. peki öyleyse neden bu kadar üzülüyorum ? neden bazen aklıma güzel anılar geliyor? güzel olanlar kötülerin belki yüzde 5idir.

bu süre içinde eşim diyorki, ben sana fiziksel bir şey yapmadığım için sana zarar verdiğimi düşünemedim. bu yüzden hiç dilimi tutmadım. sözlerle kırılacağını gerçekten zarar göreceğini düşünemedim. tek tek anlattım ona her şeyi her kırıldığım yeri. şimdiye kadar farketmediğini çünkü beni kaybetmediğini söylüyor. ben evden gidince o haftalarca yalnız kalınca her günümüzü tek tek düşünmüş hatırlamış. ne oldu, kim ne dedi diye. her hatamın farkına vardım. senin ne kadar hassas olduğunu yeni gördüm. her şeyi düzelteceğim diyor. bana bir şans daha ver ve gör ne kadar değişeceğim diyor. annesiyle de görüşmeyecekmiş (sanki benim ne işime yarayacaksa, ben ona böyle bir şey hiç demedim) önemli olan söz değil davranış diye düşünmüş bla bla ( annemi evden kovmak sanki sadece sözle olan bir şey miydi?) o da psikoloğa gidiyormuş. değişecekmiş miş miş miş...
Yaşadıklarımız bayağı benziyor.Cekismeli zor bir süreç benim 10 ay oldu başlayalı ikinci duruşma iki ay sonraya ertelendi (davayı açtığım günle aynı ) Dilekçe kısmı iyi sarsıyor..dava açılır açılmaz barisma teklifleri de işin olmazsa olmazı..bizimki eve gelip ağlamıştı güya.Kabul etmeyince öyle bir çirkef oldu ki..Amaç davayı düşürmek ve boşanma gerekçelerini boşa çıkarmak.Erkekler için para a her şey demek bunu öğrendim bu süreçte..Ben de 2 yil aynı evde yaşayıp kovulduğm için çıktım 2 yıl da ayri yaşadım.O süreçte 4-5 kez barıştık ama sadece Zaman kaybı oldu,düzelme olmadı.
Degismiyorlar.Yasiniz küçük,çocuk olmaması bu yaşta avantaj..Çocuk için muhatap olmak da çok zor.Mesela ben de öğretmenim ve oğlumun okul çağı geldiğinde neler olacağını kara kara düşünüyorum şimdiden.Su an iletişim sıfır aramızda.. Dilerim ki oğlanın okul çağı gelmeden nefretim bitsin ki oğlum hatrina iletişim içinde olabilryim.Cocuk için gerekli çünkü..sizin böyle bir sorununuz yok. Ben çok cirkeflikler görmeme rağmen ben bile git gel yaşadım ara ara, oluyor bu normal..siz çocuk olmayınca düşünmeye çok vakit buluyorsunuz, oyalayin kendinizi vaktinizi doldurun.Allah yardımcınız olsun