İç sesin sana doğruyu söylüyor ama durumu tam adlandıramadığın için vicdan yapıyorsun. "Acaba paracı gibi mi görünürüm?" korkun, maalesef karşı tarafın en büyük avantajı olmuş.
Bu adam "kadınları iyi tanıyan" biri olduğu için, senin gururlu, kendi hesabını ödeyen, misafirperver ve talepkar olmayan yapını daha ilk aylarda çözmüş.
Seninle ilgili yaklaşımı şu: "Bu kadın zaten her şeyi hallediyor, ben efor sarf etmesem de ilişki yürüyor. Neden yorulayım?"
Senin evinde yediği yemekler, içtiği şaraplar ve gördüğü hizmet, onun için "Bedava Lüks Tatil" modunda. Gelirken "Bir şey lazım mı?" diye sorması nezaket değil, senin "Yok canım ne zahmeti" diyeceğini bildiği için oynadığı güvenli bir oyun.
Geliri 250 bin TL olan birinin 1450 TL'lik hediye alması sorun değil. Sorun şu:
"Bedenini tutturamam" demek; "Seni 7 aydır incelemedim, risk almak istemedim, uğraşmadım" demektir.
Senin hiç takmadığın bir aksesuarı (fular) alması; seni özel bir birey olarak değil, "hediye alınması gereken herhangi bir kadın" olarak gördüğünü, görevi savdığını gösterir. İndirim reyonu da cabası. Bu bir hediye değil, bir "görev savuşturma" eylemi.
Sürekli sözlü olarak "Beni mahcup ediyorsun" deyip eyleme gelince elini cebine atmaması (ya da emek vermemesi) klasik bir taktiktir. Sözle gazını alıyor, eylemle konforuna bakıyor.
Ben bu olayı;"STRATEJİK TEMBELLİK VE 'AZ BAKIM GEREKTİREN İLİŞKİ' KONFORU" olarak okudum. Olayı "para beklentisi" zemininden çıkarıp, "gösterilen özenin karşılıklılığı" zemininde değerlendirirsen, devam edip etmeyeceğine dair en doğru kararı kendin verebilirsin.