Erdoğan: 'Bu Bir Veda Değil, Fatiha’dır'

weiss

Hayr-ül a-bı dıde
Pro Üye
7 Mart 2012
3.390
427
Yahu sunu soracagim:)))

MAdem adam belediye baskanliginda bu kadar yolsuzluk yapmis, adami hapse atmak icin bir siiiri bahane edeceklerine bu yolsuzluklar icin hapse atsalarmis:)))

1993 ten basbakan olana kadar 10 sene gecmis neden bu yolsuzluklarin hesabini sormamislar ki:))))))

Yani diledigin kadar att kuslar belki yer hesabi olmus..

Mantik olayini unutuvermisler:)))
 

Chelzy

İkiz oğlan anası
Pro Üye
20 Ocak 2008
13.976
28.484
Bu ülkede karıştığı onca kepazeliğe rağmen cem uzan doğru düzgün hapse girememiş bb'mı girsin :) Her suçlunun cezasını çektiğini düşünecek kadar adalet olgusu gelişmiş bir ülke değil henüz ülkemiz.Hem dokunulmazım dokunulmazsın dokunulmaz.
 

selinax

want what you have
Kayıtlı Üye
5 Haziran 2010
2.457
909
olsa olsa ofsayttan gol olur bence :KK9::KK9::KK9:

12 senedir topu auta atıyorlar..ülkeyi yönetiyorlar, bundan sonra değiştireceklerini söylüyorlarsa demekki bunca zaman değiştirememişler hala... Yazık neden acaba :KK1: Türkiye iki türlü değişir 1-rejim giderse 2-ülke bölünürse. Acaba hangisine gol atıldı göremedik daha.
 

weiss

Hayr-ül a-bı dıde
Pro Üye
7 Mart 2012
3.390
427
Bak ne diyorum:)

Hani okudugu bir siiri bahane edip hapse attilarya..
Öylesi bir sacmaliga imza atacaklarina, bu dedikleriniz icin atsalardi hapse eger gercekse bunlar..

Buna cevap verin..

Madem yolsuzluk yapti belediye baskaniyken, neden hapse atmak icin okudugu bir siiri bahane etttiler.
Bunlar icin etselerdi...
 

N o r w e g i a n

Popüler Üye
Pro Üye
5 Ocak 2014
10.297
8.384
12 senedir topu auta atıyorlar..ülkeyi yönetiyorlar, bundan sonra değiştireceklerini söylüyorlarsa demekki bunca zaman değiştirememişler hala... Yazık neden acaba :KK1: Türkiye iki türlü değişir 1-rejim giderse 2-ülke bölünürse. Acaba hangisine gol atıldı göremedik daha.

bu söze ancak alkışşşşşşş denir :KK1::KK1::KK1:
 

weiss

Hayr-ül a-bı dıde
Pro Üye
7 Mart 2012
3.390
427
Yok canim 12 senedir istisnasiz 90 da cakiyorlar:))

Bak Etyen Mahcupyan bugün 12 senedir yenilenlerin ic dünyasini anlatmis:))

" Yenilginin hazmedilmesi, hele kazanmaya çok yatırım yapmış ve bundan emin olmuşsanız, hiç kolay olmayabiliyor. Kazanma dışında bir alternatif düşünememe hali, kişinin kendisini aldatmaya müsait bir psikoloji geliştirmesine yol açıyor. Dolayısıyla yenilgi anı gelip çattığında bir tür ruhsal çöküntü yaşanıyor. Ama bunun maliyetini sırtlamanın yükü o denli ağır olabiliyor ki, sorumluluğu üzerinizden atmak istiyorsunuz. Böylece epeyce hüzünlü bir durum çıkıyor ortaya… Yenilgiyi açıklamak için gerçek dışı, ancak kendinizi aldatabilecek olan bir gerekçe arıyorsunuz. Oysa zaten bu noktaya da aynı nedenle gelmiştiniz!"
 
Son düzenleme:

DivaSatanica

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
12 Aralık 2011
1.458
288
36
12 senedir topu auta atıyorlar..ülkeyi yönetiyorlar, bundan sonra değiştireceklerini söylüyorlarsa demekki bunca zaman değiştirememişler hala... Yazık neden acaba :KK1: Türkiye iki türlü değişir 1-rejim giderse 2-ülke bölünürse. Acaba hangisine gol atıldı göremedik daha.

Rejim gitmez. Ülkenin bölünme ihtimali çok yüksek. Açılım diye diye bal çaldı kürtlerin ağzına. Nereye kadar oyalayabilir ki? Bir noktada taviz vermek zorunda kalacak.
Belki bir ekonomik kriz olur da milletçe kurtuluruz.





iPhone 'den Kadınlar Kulübü aracılığı ile gönderildi
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 2211 gün geçti.

dejavu_one

canım oğlum varlığına şükür..
Kayıtlı Üye
11 Mayıs 2009
27.725
14.811
Yahu sunu soracagim:)))

MAdem adam belediye baskanliginda bu kadar yolsuzluk yapmis, adami hapse atmak icin bir siiiri bahane edeceklerine bu yolsuzluklar icin hapse atsalarmis:)))

1993 ten basbakan olana kadar 10 sene gecmis neden bu yolsuzluklarin hesabini sormamislar ki:))))))

Yani diledigin kadar att kuslar belki yer hesabi olmus..

Mantik olayini unutuvermisler:)))

Simdi mi?
Simdi sira o carpik sistemlerinin kökünü kaziyip birdaha geri getiremeyecekleri bir Türkiye icin son asamaya gelindi.

Yani Erdogan Cumhurbaska ni olacak ve Türkiye artik eski Türkiye olmayacak insallahhhhhh...

Bir mantık olayı siz de var zaten belediye başkanıyken yediği naneler Rahşan affına uğradı, zaman aşımı denildi. Başbakan olduktan sonra 12 sene içerisinde yediklerinden de bahsediyoruz.

Neden o zaman istifa edemedi bunun cevabını verin madem yolsuzluklar yalan yargı önünde aklanacağını da biliyor olması lazım, kendinden de emin olması lazım, şaibelerden şüphelerden arındırması lazım bir Cumhurbaşkanı adayı olarak buyrun istifa ettim dokunulmazlık zırhım yok eğer hakkımda bir şey varsa hadi çıkarın ortaya diye niye meydan okumuyor bir bunu düşünün başka şeyler mangalda kül bırakmamayı iyi biliyor ama. Sadece ölümüne yol açtığı o ailelerin bile dava açma hakkı var siz biliyor musunuz ? dediğiniz gibi pürüpak olsa bunu yapardı kılıfına uydurmaya çalışmazdı.

Ama siz Başbakanın dediğinin dışına zaten çıkmazsınız değil mi pardon unutmuşum o kimi suçlarsa size göre o suçlu o kime masum derse size göre o masum hatta senelerce önce darbeci diye ortalığı inlettiği insanlar o zaman suçluydu şimdi de masumlardı paralel devletin işiydi dedi masum oldular.

Öyle güzel laf çeviriyorsunuz ki bu yüzden bir dediğiniz birini tutmuyor çünkü savunacaksınız diye ne yapacağınızı şaşırdınız zaten tezatlıklarınız da çıktı ortaya ayy beni mi takip ediyorsunuzdan başka bir şey diyemediniz.

Gözümle görmediğime inanmam diyorsunuz başörtülü kadının dövülmesi filan olayında kamera kayıtları silindi dediler Erdoğan'a dediniz tamam işte yine görmemiş oldunuz, Erdoğanda görmemiş nasıl görmediği şey üzerine atıp tuttu o zaman. Öyle ya da böyle gözünüzle görmediniz ve Başbakanın dedikleri iddia olarak kaldı mı kaldı.

Eylemlerde küfrettiler o insanlar camide içkide içmişlerdir görmeme gerek yok diye de saçmaladınız o küfredenler Müslüman mı kim belli değil camidekiler aynı kişiler mi görüntü zaten yok. Ne içki şişesi görüyorsunuz cami de ne de içki içen ama gözümle görmeme gerek yok diyorsunuz işinize gelmeyince.

Berkin Elvan'ın cebinden Molotoflar çıktı sapanlar çıktı dedi başbakan inandınız terörist dediniz onu da gözünüzle görmediniz. Daha neyi savunuyorsunuz. bizde gözüyle görmediği halde görmüş gibi anlatan başbakanın yalan söyleyen kul hakkına giren birini yolsuzluk yapmış olabileceğine de inanıyoruz o zaman oldu mu.

Hiiç lafı eveleyip gevelemeyin Erdoğan'ın yasaların belirttiği şekilde neden Başbakanlıktan istifa edemediğini neden dokunulmazlığından şu anda vaz geçemediğini, partisinden bağımsız olarak neden aday olamadığını neden korktuğunu açıklayın yaa. Şu aşamada benim gözümde Ekmeleddin İhsanoğlu daha dürüsttür çünkü dokunulmazlık zırhı yok ve hakkında şüphe yok şaibe yok çıkıp Başbakan gibi dokunulmazlık kıyafetini giyip de ben temizim demiyor yani bende dokunulmazlık alayım her haltı yapayım temizim diyeyim bir şey yapılamadıktan sonra herkes temizdir. Dokunulmazlığını kaldırsın istifa etsin hakkındaki açılacak davalardan aklansın o zaman bende helal olsun diyeyim haa burada da hakkında kaç dosya var kaçı Rahşan affına uğramış kaçı zaman aşımına uğramış isterseniz onu da çıkarayım koyayım buraya bilmiyorsanız öğrenin bilmemek değil öğrenmemek ayıp zira :KK53:
 

weiss

Hayr-ül a-bı dıde
Pro Üye
7 Mart 2012
3.390
427
Yine ezbere desteksiz atma olmus:)

Erdogan in Istanbul belediye bakani oldugu yillar : 1994-1998 yillari arasi
Erdogan in bir siir bahane adilerek hapse gidisi : 1998 sonu
Rahsan affinin cikarilma tarihi : 2000

Yani neymis, okudugu siiri kiytirik bir bahane yapip hapse atacaklarina, bu iddialar icin hapse atabilirlermis:)) Yani ortada Rahsan mahsan affi yokmus o zaman:)))

Hea bu arada Rahsan affinda kurtulan biri var evet, SSK yi batiran biri:)))))
 

DivaSatanica

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
12 Aralık 2011
1.458
288
36
Bir mantık olayı siz de var zaten belediye başkanıyken yediği naneler Rahşan affına uğradı, zaman aşımı denildi. Başbakan olduktan sonra 12 sene içerisinde yediklerinden de bahsediyoruz.

Neden o zaman istifa edemedi bunun cevabını verin madem yolsuzluklar yalan yargı önünde aklanacağını da biliyor olması lazım, kendinden de emin olması lazım, şaibelerden şüphelerden arındırması lazım bir Cumhurbaşkanı adayı olarak buyrun istifa ettim dokunulmazlık zırhım yok eğer hakkımda bir şey varsa hadi çıkarın ortaya diye niye meydan okumuyor bir bunu düşünün başka şeyler mangalda kül bırakmamayı iyi biliyor ama. Sadece ölümüne yol açtığı o ailelerin bile dava açma hakkı var siz biliyor musunuz ? dediğiniz gibi pürüpak olsa bunu yapardı kılıfına uydurmaya çalışmazdı.

Ama siz Başbakanın dediğinin dışına zaten çıkmazsınız değil mi pardon unutmuşum o kimi suçlarsa size göre o suçlu o kime masum derse size göre o masum hatta senelerce önce darbeci diye ortalığı inlettiği insanlar o zaman suçluydu şimdi de masumlardı paralel devletin işiydi dedi masum oldular.

Öyle güzel laf çeviriyorsunuz ki bu yüzden bir dediğiniz birini tutmuyor çünkü savunacaksınız diye ne yapacağınızı şaşırdınız zaten tezatlıklarınız da çıktı ortaya ayy beni mi takip ediyorsunuzdan başka bir şey diyemediniz.

Gözümle görmediğime inanmam diyorsunuz başörtülü kadının dövülmesi filan olayında kamera kayıtları silindi dediler Erdoğan'a dediniz tamam işte yine görmemiş oldunuz, Erdoğanda görmemiş nasıl görmediği şey üzerine atıp tuttu o zaman. Öyle ya da böyle gözünüzle görmediniz ve Başbakanın dedikleri iddia olarak kaldı mı kaldı.

Eylemlerde küfrettiler o insanlar camide içkide içmişlerdir görmeme gerek yok diye de saçmaladınız o küfredenler Müslüman mı kim belli değil camidekiler aynı kişiler mi görüntü zaten yok. Ne içki şişesi görüyorsunuz cami de ne de içki içen ama gözümle görmeme gerek yok diyorsunuz işinize gelmeyince.

Berkin Elvan'ın cebinden Molotoflar çıktı sapanlar çıktı dedi başbakan inandınız terörist dediniz onu da gözünüzle görmediniz. Daha neyi savunuyorsunuz. bizde gözüyle görmediği halde görmüş gibi anlatan başbakanın yalan söyleyen kul hakkına giren birini yolsuzluk yapmış olabileceğine de inanıyoruz o zaman oldu mu.

Hiiç lafı eveleyip gevelemeyin Erdoğan'ın yasaların belirttiği şekilde neden Başbakanlıktan istifa edemediğini neden dokunulmazlığından şu anda vaz geçemediğini, partisinden bağımsız olarak neden aday olamadığını neden korktuğunu açıklayın yaa. Şu aşamada benim gözümde Ekmeleddin İhsanoğlu daha dürüsttür çünkü dokunulmazlık zırhı yok ve hakkında şüphe yok şaibe yok çıkıp Başbakan gibi dokunulmazlık kıyafetini giyip de ben temizim demiyor yani bende dokunulmazlık alayım her haltı yapayım temizim diyeyim bir şey yapılamadıktan sonra herkes temizdir. Dokunulmazlığını kaldırsın istifa etsin hakkındaki açılacak davalardan aklansın o zaman bende helal olsun diyeyim haa burada da hakkında kaç dosya var kaçı Rahşan affına uğramış kaçı zaman aşımına uğramış isterseniz onu da çıkarayım koyayım buraya bilmiyorsanız öğrenin bilmemek değil öğrenmemek ayıp zira :KK53:



Gönül gözüyle görmüştür belki :)








iPhone 'den Kadınlar Kulübü aracılığı ile gönderildi
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 2211 gün geçti.

dejavu_one

canım oğlum varlığına şükür..
Kayıtlı Üye
11 Mayıs 2009
27.725
14.811
Tayyip Erdoğan'ın Belediye Başkanlığı Döneminde Yaptığı Yolsuzluklar



1. BILBOARD YOLSUZLUĞU...

İstanbul'un ana arterlerinde yer alan, büyük reklam ajanslarının gözdesi reklam panolarının kiralanması sırasında yapılan yolsuzluktur.

Recep Tayyip Erdoğan'ın en büyük taktiği, ihalelerin önce belediye şirketlerine (BİT'lere) verilmesi, oradan da kendi yandaşı kişi ya da firmalara aktarılmasıydı. Bilboard ihalesinde de aynı şeyi yaptı. Ulusal ve uluslararası reklam ajanslarının gözdesi 'bilboard'lar (caddelere konulan büyük reklam panoları) önce belediye şirketi KÜLTÜR AŞ'ye kiralandı. Oradan da Nakşibendi tarikatı mensuplarının yönetimindeki İNTERPAN firmasına yıllık 30 milyar TL gibi komik bir fiyatla devredildi.

Bilboard ihalelerinde yolsuzluk yapıldığı gerekçesiyle temmuz 2002'de İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Burada Recep Tayyip Erdoğan, Ali Müfit Gürtuna ve 25 belediye yöneticisi (bunlardan bir kısmı da AKP miletvekili adayı) yolsuzluk sanığı olarak yargılanıyorlar. Sanıklardan belediyenin zararı 100 milyon doları karşılamaları da isteniyor.

2. AĞAÇ YOLSUZLUĞU

İstanbul'a dikilen ağaçların alımından dikimine kadar yapılan ihalelerdeki yolsuzluklardır.

'İki milyon ağaç' kampanyası Tayyip'in en iddialı projelerinden biriydi. Ama her projesindeki gibi bunda da BİT'ler kullanılarak İstanbul halkı soyulmuştur. Ağaç alım, dikim ve bakım işleri önce belediye şirketi İSTAÇ'a verilmişti. İSTAÇ da bir başka belediye şirketi AĞAÇ AŞ'ye taşeron olarak devretmiş, AĞAÇ AŞ de siyasi yandaşları, kişi ve firmaları taşeron olarak kullanmıştı.

Türkiye'den ucuz fiyatla sağlanması mümkün olan ağaçlar İtalya'dan birkaç misli fiyatla ithal edilmiş, trilyonlarca liralık döviz kaybına yol açılmıştı. Ayrıca İstanbul'un iklim koşullarına uygun olmadığı biline biline binlerce ağaç ithal edilmiş, bu ağaçlar kuruyunca da Tayyip Erdoğan'ın emriyle gece yarıları yerinden söktürülmüştü.

Ağaç işleri ile ilgili yapılan soruşturmalar sonucunda 'görevde yetkisini kötüye kullandığı' tespit edildiyse de Recep Tayyip Erdoğan, beş yıllık zamanaşımı nedeniyle yargılanıp ceza almaktan kurtuldu."

3. PERSONEL TAŞIMA YOLSUZLUĞU

Belediye ve bağlı şirketlerinin personelinin işe gidiş gelişlerini sağlamak için yapılan personel servisi ihalelerindeki yolsuzluktur.

İstanbul Belediyesi ve bağlı kuruluşlarının personelinin taşınma işleri Tayyip'in yakın arkadaşı Albayraklar şirketine verilmişti. Burada da akıl almaz yolsuzluk olayları yaşanmıştı. Danışıklı dövüş şeklinde yapılan bu ihalelere birkaç akraba şirket, bazılarına da sadece Albayraklar davet edilmişti. Sahte araba ruhsatlarının düzenlendiği müfettiş raporları ve savcılık iddianamelerine konu olan bu ihaleler % 2-3 gibi komik tenzilatlarla Albayraklar firmasına verilmişti.

Tayyip Erdoğan bu yolsuzların önemli bölümünden yakasını beş yıllık zamanaşımı nedeniyle kurtardıysa da, 1998'de yapılan iki ihale nedeniyle İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nde "ihaleye fesat karıştırmak"tan yargılanıyor.

Hazır söz ALBAYRAKLAR'dan açılmışken, bu ilişkilere ışık tutmaya yarayacak, Cumhuriyet gazetesinde çıkan iki haberi de yorumsuz olarak sunalım.

ÖZELLEŞTİRMENİN GÖZDESİ ALBAYRAKLAR - I

Ecevit Kılıç - Cumhuriyet - 6.11.2003

Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde aldığı ihalelerle adını duyuran Albayraklar, AKP’nin iktidara gelmesiyle de özelleştirmenin vazgeçilmez şirketi oldu. Sümerbank Ereğli Tekstil, Balıkesir SEKA ve Trabzon Limanı’nı alan Albayraklar Yönetim Kurulu BaşkanıMustafa ALbayrak ve kardeşlerinin de aralarında bulunduğu 11 kişi Büyükşehir Belediyesi’nden alınan ihalelere fesat karıştırmaktan mahkum oldu. Albayraklar’a da 1 yıl süre ile ihaleye girme yasağı getirildi. Ancak bu cezalar ertelendi.

Albayrak kardeşler, Mustafa Albayrak öncülüğünde 1980 yılında işe İstanbul’da minibüsçülük ve otobüsçülük yapmakla başladı. 1994 yılına dek yalnızca otobüsçülükle geçinen Albayraklar’ın işleri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanmasıyla açıldı. İlk önce belediyenin personel taşıma ihalesini alan Albayraklar’a daha sonra belediyenin çöp, inşaat ve metro ihaleleri de verilmeye başladı.

Temiz Şehir Operasyonu

Albayraklar’a verilen bu ihalelerdeki usulsüzlük iddiaları üzerine İçişleri Bakanlığı, mülkiye başmüfettişlerini görevlendirdi. Aylar süren incelemeler sonucu, bu ihalelerde usulsüzlük tespit eden müfettişlerin raporu üzerine İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı soruşturma başlattı. İstanbul DGM, 2001 yılında Organize ve Mali Şube Müdürlüklerine Albayraklar’a yönelik operasyon talimatı verdi. Albayrak şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Albayrak, Tayip Erdoğan’ın danışmanları ve şu anda AKP sıralarında Mecliste olan bazı milletvekilinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 100 kişi gözaltına alındı.

Bu kişilerden Mustafa Albayrak, Alican Balcı ve Nuran Erdoğan 19 Eylül 2001 tarihinde “çete kurmak”, “zimmet” ve “dolandırıcılık” suçlarından tutuklandı. Soruşturma devam ederken DGM Yasası’nda değişiklik yapıldı. Yasa değişikliği ile “çete” davaları DGM kapsamından alınarak ağır ceza mahkemelerine verildi. Albayraklar dosyası da İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Albayraklar soruşturmasını tamamlayan İstanbul Cumhuriyet Savcıları Erolcan Özkan, Rasim Işıkaltın ve Hüseyin Yıldız, Mustafa Albayrak, dönemin İSKİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu ve Erdoğan’ın danışmanı Necmi Kadıoğlu’nun da aralarında bulunduğu 70 sanık hakkında “çete” “zimmet” ve “dolandırıcılık” suçlarından dava açtı.

Sanıkların 3 ile 75 yıl arasında değişen ağır hapis cezalarına çarptırılmasının istendiği iddianamede, Erdoğan’ı “geleceğin başbakanı” yapmak amacıyla çete oluşturulduğu ifade edildi. Organize olarak ihalelere fesat karıştırıldığı ve şartnamelerin Albayraklar’ın menfaatleri doğrultusunda hazırlandığı iddia edilen iddianamede, “Siyasal ve sosyal görüşten kaynaklanan bir amaçla, cürüm işlemek için devasa bir teşekkül oluşturuldu” denildi.

Daha sonra Yargıtay’ın Erdoğan ve Ali Müfit Gürtuna hakkındaki dosyayı yerel mahkemeye göndermesi üzerine belediyenin eski yeni başkanları hakkında da dava açıldı. Bu dava bir süre sonra Albayraklar davası ile birleştirildi.

Dosyanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesinin hemen ardından yapılan ilk duruşmada tutuklu sanıklar tahliye edildi. Gıyabi tutuklu sanıkların ifadeleri alınmaya gerek duyulmadan tutukluluklarının kaldırılması ise dikkat çekici idi.

Bir süre sonra davada sanık olarak yargılanan Erdoğan’ın partisi iktidara geldi. AKP’nin iktidar olmasının hemen ardından yapılan duruşmada mahkeme kara verdi.

Ceza aldılar

Mahkeme heyeti, Mustafa Albayrak, kardeşleri Kazım ve Muzaffer Albayrak ile şirketin ihale bölümünde çalışan Hüseyin Yılmaz, Mehmet Sami Polat, Tamer Öztürk ve Osman Temur’un “ihaleye fesat karıştırmak” suçundan, Belediye’nin İhale Komisyonu’nda yer alan Basri Saygı, Mustafa Döner, Ömer Gaziler ve Beytullah Ateş’in de “görevi ihmal” suçundan 2 ay 27’şer gün hapis cezasına çarptırılmalarını kararlaştırdı. Daha sonra bu cezaları paraya çeviren mahkeme, sanıkların bir daha suç işlemeyeceklerine kanaat getirerek cezalarını erteledi.

Mahkeme Gürtuna’nın da aralarında bulunduğu 54 kişinin ise delil yetersizliğinden beraatına karar verdi. DGM’ce yapılan ve daha sonra yasa değişikliğiyle ağır ceza mahkemelerine gelen davaların hemen hepsi hâlâ sürüyor. Erdoğan ve Gürtuna’nın yargılandığı bu yolsuzluk davası ise jet hızı ile sonuçlandı.

Albayraklar davasında Erdoğan döneminde İstanbul Belediyesi’nde görev yapan ve daha sonra AKP sıralarında Meclis’e giren 6 milletvekilli de yargılanıyordu. Ancak dokunulmazlık kazanan Mustafa Açıkalın, Adem Baştürk, İdris Naim Şahin, Zülfü Demirbağ, Selami Uzun ve Mustafa Ilıcalı’nın dosyaları ayrıldı.

AKP iktidarı da onlara yaradı

3 Kasım seçimleri sonucunda AKP’nin iktidara gelmesiyle Albayraklar’ın yıldızı iyice yükseldi. Erdoğan’ın Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde Albayraklar’ın da adı artık daha büyük ihalelerle anılmaya başlandı.

Albayraklar’a Türkiye’nin en büyük işletmelerinden olan Sümer Holding’e ait Ereğli Tekstil, Balıkesir SEKA ve Trabzon limanı verildi.

SEKA’yı daire fiyatına aldılar

Özelleştirme kapsamına alınan Balıkesir SEKA yalnızca 1.1 milyon dolara Albayraklar’a satıldı. Fabrika ile birlikte ambardaki 4 trilyonluk yedek parça, her biri için ortalama 20 milyar değer biçilen 185 lojman, 2.8 trilyonluk enerji tribünü ve 47 iş makinesi de Albayraklar’a geçti. 1981 yılında 1 milyon 189 milyon dolara inşa edilen fabrikaya SEKA müfettişlerinin biçtikleri fiyat 51 milyon dolar.

Ucuza kapatılan liman

Albayraklar’ın özelleştirmeden aldığı üçüncü tesis ise Trabzon limanı oldu. İşletme hakkının 30 yıllığına özel sektöre devri için yapılan ihaleye 6 şirket katıldı. Elemeli turda 2 şirket elendi ve liman 21.3 milyar dolarla açık arttırmaya açıldı. 30 yıllık işletme hakkı 22 milyon 400 bin dolar Albayraklar’a verildi. Bu kararla 2002 yılında 2 trilyon 850 milyar kâr eden liman yıllık yaklaşık 1.1 trilyon liraya Albayraklar’ın oldu.

Albayraklar AŞ mahkeme kararlarına karşı SEKA’yı iade etmedi. Selüloz İş Sendikası Balıkesir Şube Başkanı İsmail Deniz, yargı karaları uyarınca fabrikanın SEKA’ya verilmesi gerektiğini söyledi.


4. ÇÖP YOLSUZLUĞU

Toplanan çöplerin döküm alanlarına götürülmesi için açılan ihalelerde yapılan yolsuzluktur.

İstanbul'un çöplerinin aktarma merkezlerinden döküm alanlarına götürülmesi işi de yine BİT'ler kullanılarak yandaş firma Albayraklar'a verilmişti. İstanbul Belediyesi bu işi önce belediye şirketi İSTAÇ'a ihale etmiş ve İSTAÇ da Albayraklar ortaklığı iki şirkette vermişti. 1996 çöp taşıma ihalesi Albayraklar'a ait Sistem İnşaat ile Günaydın Kardeşler'e 7 trilyon lira bedelle verilmişti. Aynı iş müfettiş denetimleri sırasında 2002 yılı için ihale edilmiş, Albayraklar'ın teklif vermediği bu ihale 6.67 trilyon TL'ye Ceynak firmasın işi almıştır. İstanbul'un çöp işi tüm enflasyon artışlarına rağmen 6 yıl sonra bile daha ucuz fiyata ihale edilmiştir."

5. AKBİL YOLSUZLUĞU


İstanbul'da ulaşımı kolaylaştırmak için uygulamaya koyulan elektronik entegre bilet sistemindeki yolsuzluktur.

AKBİL sisteminin kurulmasından, uygulamasına kadar her aşamasına yolsuzluk yapılmıştı. Türkiye için bir ilk olan "sanal ortamda hortumlama" da yine Tayyip Erdoğan dönemine rastlamaktadır. Elektronik ortamda verileri değiştirerek veya silerek trilyonlarca lira İstanbullu'nun cebinden hortumlanmıştı. Bir numaralı sanığın Recep Tayyip Erdoğan olduğu AKBİL davası halen Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam etmektedir."

6. İGDAŞ YOLSUZLUĞU

İstanbul'un doğal gaz dağıtım şirketi İGDAŞ'daki şebeke inşaatlarından sayaç okumaya ve reklam işleri ihalelerine kadar yapılan bir dizi yolsuzluktur.

İstanbul'un doğalgaz şebekelerini ve dağıtımını yapan DOĞALGAZ TEKELİ konumundaki belediye şirketi İGDAŞ Tayyip Erdoğan döneminde büyük yolsuzlukların merkezi oldu. Şebeke inşaatları fahiş fiyatlarla yandaş şirketlere verildi. El kitabı basımından hikaye ve boyama kitabı basımına, sayaç okumadan kolonyalı mendil alımına kadar kadar yapılan ihalelerde yolsuzluk yapıldı. Tayyip'in düzenlediği propoganda toplantılarının finansmanı İGDAŞ tarafından karşılandı. Tüm bu yolsuzlukların faturasını İstanbul halkı fahiş doğalgaz faturalarıyla ödedi. Bu konularda açılan dava halen Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor."

7. KİPTAŞ YOLSUZLUĞU

İstanbul'un gecekondu sorununu çözmek üzere Mesken Gecekondu Müdürlüğü fonunda biriken paralar ile tahsis edilen arsaların KİPTAŞ isimli BİT'e verilmesi ve burada keyfi ihale ve uygulamalarla çarçur edilmesidir.

İstanbul'un gecekondu sorununa çözüm getirmek amacıyla kurulan Mesken Gecekondu Müdürlüğü mülkiyetindeki arsalar ile fonlar belediye şirketi KİPTAŞ'ın emrine verildi. Bu şirket de yandaş şirketlere verdiği ihalelerle yapsatçılık yaptı.

Ayrıca bu şirketin kasası, yandaş belediyelere borç para veren banka kasası gibi kullanıldı. İstanbul belediyesi şirketi KİPTAŞ Adapazarı'nda arsalar aldı, bu arsaların bir kısmını oradaki FP'li belediye başkanları ve politikacılara sattı. Sermayesi İstanbul halkına ait olan bu şirket tam bir çiftlik gibi yönetilmekte, gecekondu sorununun çözümü için ayrılan arsalar ve paralar çarçur edilmektedir.

Yaptırdığı sosyal konut niteliğindeki binalar kalitesizlikten oturulamaz durumda olan KİPTAŞ, 200-300 dolara vilLa satan "yap-sat"çı durumuna geldi."

8. İSKİ'DEKİ YOLSUZLUKLAR

İSKİ altyapı inşaatları, araç kiralama, personel taşıma, personel kıyafet temini gibi ihalelerde yapılan yolsuzluklardır.

Recep Tayyip Erdoğan döneminde İSKİ de yolsuzluk ve usulsüzlüklerle yandaş kişi ve kuruluşları zengin etmek amacıyla kullanıldı. 119 ihaleden sadece 5'i gazete ilanıyla duyuruldu. 114 ihale yandaş şirketlerin davet edilmesiyle gizli olarak yapıldı. İstanbul'daki inşaat şirketleri yetmiyormuş gibi Gaziantep ve Kayseri gibi illerden yandaş şirketler ihalelerin yıldızı oldular. Araç kiralamadan personel servisine kadar birçok ihale, davet ve pazarlık gibi yöntemlerle gizli olarak yandaş firmalara verildi.

İSKİ'deki yolsuzluklar nedeniyle, bir yandan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılma devam ederken, bir yandan da İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişleri'nin incelemeleri devam ediyor."

9. METRO YOLSUZLUĞU

İstanbul Metrosu'nun elektro-mekanik ihalesinde yapılan yolsuzluklardır.

İstanbul Metrosu inşaatına Nurettin Sözen döneminde başlanmıştı. Kazı işleri devam ederken Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildi.

Sözen, metronun elektro-mekanik ihalesini de yapmış ancak zarfların açılma işini yeni başkana bırakmıştı. Tayyip zarfları açtı ve fiyatları pahalı buldu, tekrar ihale düzenlendi. İhaleyi Siemens- Simko- Garanti-Koza konsorsiyumu kazandı, ancak Tayyip 7 ay sonra sudan sebeplerle bu ihaleyi de iptal etti. Bu olaya tepki gösteren Almanlar Tayyip Erdoğan'ın bu ihaleyi yakınlarına vermek için iptal ettiğini açık açık söylediler. İhale üçüncü kez yapıldı ve ihale Tayyip'in yakını Albayraklar'ın ortak olduğu konsorsiyuma kaldı.

Tayiip Erdoğan dönemi İstanbul Belediyesi bürokratlarının Metro ihalesindeki yolsuzlar nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaları sürüyor. Tayyip'in de bu olayda "görevde yetkisini kötüye kullandığı" tespit edildiyse de, suç tarihi 23 Nisan 1999'dan önce olduğu için "Rahşan affı" olarak bilinen erteleme yasasından faydalanarak yargıdan yakasını kurtardı."

10. KİRALIK ARAÇ YOLSUZLUĞU

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve BİT'lerde araç kiralama işlerinde yapılan yolsuzluklardır.

Tayyip Erdoğan, binek araçlarını kiralama yöntemiyle temin ederek yeni bir uygulama başlattı. Kiralamaların yandaş şirketlerden yapılabilmesi için her türlü tedbir alındı. Örneğin, İstanbul Belediyesi araba kiralama ilanını Milli Gazete'nin İzmir baskısına verdi, işi eski MSP'li Bakan Hasan Aksay'ın oğlu Mehmet Emin Aksay'ın Ankara firması aldı. Belediye İstanbul'da, ilan İzmir'de, işi alan firma Ankara'da !..

Ayrıca Kiralamalarda fahiş fiyatlar uygulandı. Örneğin sıfır kilometre Renault Spring'în fiyatı 330 milyon TL iken, araba için bir yılık kiralama bedeli olarak peşin para 312 milyon TL kira bedeli ödendi !.. 18 milyon daha ödeseler araba belediyenin olacaktı !..

Tayyip Erdoğan bu konuda da yargıdan yakasını "Rahşan Affı" sayesinde kurtardı."

11. SİNEK İLACI YOLSUZLUĞU...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından karasinek ve sivrisinek ile mücadele için gerekli ilaç alımında yapılan yolsuzluklardır.

Recep Tayyip Erdoğan ve Ali Müfit Gürtuna haklarında İstanbul Belediyesi tarafından kara sinek, açık alan karasinek, sivrisinek ve biyolojik lavrasit ilaçlarının alımında tek ürüne ve tek firmaya yönelik ihale şartnamesi hazırlamak suretiyle ihaleye fesat karıştırıldığı gerekçesiyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı"


12. ÇAMUR BARAJI YOLSUZLUĞU


Haliç'ten çıkarılan çamurun baraj sahasına taşınması sırasında yapılan yolsuzluklardır.

Haliç ıslah çalışmaları sırasında çamur naklşinin yapıldığı boruların döşenmesinde Bayındırlık Bakanlığı fiyatlarının 50 misli fiyat ödenmesi, bu ödemenin yanlışlıkla yapılamayacak kadar büyük olması nedeniyle İstanbul belediyesi ile yüklenici firma gizli pazarlıklar olduğu gerekçesiyle İstanbul Ağır Ceza dava açıldı."
 
Son düzenleme:

yercekimli karanfil

Güzel günler de bizi görecek mi?
Kayıtlı Üye
1 Eylül 2010
11.698
22.421
Masal anlatırsan insanlar cevap vermeye tenezzül etmez sen de aaa bak sustular diye ego tatmini yaparsın.

Erdoğani Allahin gönderdiigi kurtarıcı olarak göstermek de neyin kafasi?Şimdi Erdoğan'a karşı olanlar Allahin planına karşı mı çıkıyor?
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 918 gün geçti.

weiss

Hayr-ül a-bı dıde
Pro Üye
7 Mart 2012
3.390
427
Aaaa gönül gözlü arkadas;

Siz degilmiydiniz diger baslikta " mecbur ülkeyi gelistirecek, mecbur yatirimlar yapacak, insanlarin vergisi ile yapiyor" diyen:))

Sonrada arkadasin sordugu " bundan öncekiler neden yapmiyordu, neden ülke bitmis haldeydi, o zaman verdigimiz vergiler nereye gidiyordu" sorusuna cevap veremeyen:))

Sonrada o sinirle bu basliga gelip " insallah ekonomik bir kriz olurda, kurtuluruz" diyen:))

Evet bazilari ülkenin kriz yasayip batmasina bile razi AKP nin gitmesi icin, Rahmetli Necip Fazil yillar önce bu kisilere dikkat cekmisti:))

Hadi sizi "ekonomik kriz olsun" hayalinizle basbasa birakayim:))
 

weiss

Hayr-ül a-bı dıde
Pro Üye
7 Mart 2012
3.390
427
Benim inancimla ibadet etmek zorunda degil ki insanlar binim düsüncelerimle hareket etsin hanimefendi:)

Yani bizim düsüncemiz bizi baglar, sizin düsüncenizde sizi..

O nedenle " simdi siz böyle görüyorsunuz, biz böyle mi oluyoruz" sorunuz abes olmus.

Tipki birilerinin, delilsiz, ispatsiz hükümeti hirsiz ilan edip, birde hükümeti destekleyenlere " hirsizi destekleyen hirsiz" benzetmesi kadar sacma, kimse kimse ile ayni seye inanmak zorunda degil!