Sevgili Emelhan,
Tabi ki seve seve paylaşırım ben de, zaten hep diyorum 24 saat beni bıraksalar sadece hayvanlardan konuşabilirim ve asla bıkmam; bıkamam... Kendimi bildim bileli, böyleyim:)
Eğer kararınız kesinse, hangi cinse yönelmeniz gerektiğinin kararını vermelisiniz şimdi. Aslında, bu en önemli noktadır. İdeal bir köpeği yanlış bir ortamda beslemeniz maalesef hem size, hem köpeğe zor olacaktır.
Kırma ya da cins, bana sorarsanız köpeğin karakteri zaten size göre şekilleneceğinden, sadece genetik rahatsızlıklar ve boyut açısından önemlidir bu ayrım. Benim kızım, bir Dobermann ve onlar hakkında hmmm diye başlayan önyargılara öncelikle
şu yazımı okumalarını tavsiye edebilirim, ondan sonra yorumlarını dinlerim.... Daha önce de köpeklerim oldu; fakat ben onun kadar canayakın, zeki ve ailesine bağlı bir köpek tanımamıştım. Tasmasız gezdirebildiğim bir yürüyüş yolumuz var, yanımdan asla ayrılmaz, ben izin vermedikçe insanların yanına gitmez, zaten tanımadığı insanlardan ürküyor ve mesafelidir başta, öyle birini görünce üstüne atlayım, gidip rahatsız edeyim vb. huyları asla yok, 5 aylık olmasına rağmen, otur,kalk, yat, hayır, bekle dans, ye, bırak, pati ver vb. temel komutları belki 5 6 kez tekrarladıktan sonra biz, hemen öğrendi. Bu komutları öğretmemizin tek sebebi de, hem onun, hem kendimizin hayatlarımızı kolaylaştırmak aslında. Asansörün içindeyken diğer insanlara atlamak yerine resmen bir birey gibi oturup kapıya bakması, yemeğini koymaya çalıştığımızda saldırmadan yemek için bizden izin alması, karşıdan karşıya geçmek için beklerken güvenliği için oturması, insanlarla özellikle çekinen insanlarla tanıştırırken sakin bir şekilde karşılarında yatması, vb. o kadar çok örnek verebilirim ki size.. Komik maceralarımıza gelince, en son mesela, bir kirpi saldırısına maruz kaldık maalesef:) Tüm iyi niyetiyle o ıslak ve koca burnunu tanışmak maksadıyla kirpiye dayamasıyla birlikte hoplayarak uzaklaştı oradan, hav dedi neden bunu yaptın der gibi ve aynı yerden 4 kez yürüdük o akşam, o saldırıya uğradığı bölgeden asla geçmedi, dolandı etrafından:) Çok oyuncu, arkadaşlarını çok seviyor, bir sürü köpek dostu var aşağıda, resmen öpüyor onları görünce yüzlerini yalıyor:) Bir tane Bask ımız var, kendisinin özentisi, o da bir Rott ve acayip güzel bir kız maşallah, hem ağır, hem anaç, resmen öğretiyor Rajaya nerede nasıl davranılması gerektiğini... Asansörün içindeyken tam zamanında kapıyı ittirir açmak için, daha önce birkaç kez burnu değince arada durduğunu anladı ve asla tekrarlamadı; beklemeyi öğrendi, tam zamanında inmeyi. Evde, tam bir kucak köpeği, bıraksak hala kucağımıza sığmaya çalışıp, saatlerce öyle oturacak. Tv izleriz birlikte, temizlik yaparken, yemek yaparken ben, bilir beklemesi gerektiğini ve beni izler, dinler:) Konuştuklarımızı belki cümle cümle anlamıyor; ama hiçbir hissimizi ıskalamıyorlar. Üzüldüğümüzü, sinirlendiğimizi, endişelendiğimizi, sevindiğimizi o kadar net yakalıyorlar ki... Onu kızdırmak için saçlarımla kulağını gıdıklıyorum, burnuna üflüyorum, nasıl canı sıkılıyor, sinirleniyor; ama ne olursa olsun, asla canımı yakmaya, bana zarar vermeye çalışmıyor. En fazla ortamı terk ediyor:) Papağanlarımla, kaplumbağalarımla dost olmak istiyor; ama yüz bulamıyor maalesef:) Bir tane taz oyuncağım vardı, bir de ördek, kimse onunla ilgilenmediğinde onların yanına gidip alıyor, onlarla yatıyor, oynuyor:) Bir gün bi baktım ördeğin yüzü sırılsıklam, nasıl yalamış, öpmüş kendince:) Sevgi dolu, nazik ve komik bir bebek özetle...
Herşeyden önemlisi de, ister 5 dakikalık bir yere gidin, döndüğünüzde sizi gördüğüne bu kadar çok sevinen başka bir varlık olmayacak hayatınızda... Bu samimi dostluğu, bu karşılıksız sevgiyi yaşamayanlara anlatmak, ifade etmek belki de anlamsız...
Köpek almak, internet bir ürün sipariş vermek gibi de değil; yani bir anda karşınıza bir bebek çıkıyor, işte bu gözler diyorsunuz, işte bu minik burun:) O yüzden seçiminizde özgürsünüz, ister barınaklardan bir bebeği kurtarın, ister sokaktan alın, ister pet shoptan; sevmeniz, benimsemeniz işte bu demeniz çok önemli... Ama tabi keşke pet shoplar sadece pet ürünleri satsa, canlı hayvanlar üzerinden ticaret zihniyetine son verebilsek... Çünkü ticarette kar edebilmek için sevgi, hoşgörü, merhamet duygularını körelttiklerini düşünüyorum... Bu da çok acı, herkesin yapabileceği bir şey değil...
Köpek seçiminizle ilgili olarak, diğer arkadaşların besledikleri türler çok güzel türlerdir, Pekinezler, maltese terrierler cana yakın, uysal ve evde sorunsuz beslenen türlerdir. Golden lar ise biraz daha fazla emek ve özen gerektirir ve biraz daha zorlar sizi tüy, eve verdikleri zarar bakımından.. Kırma bir tür de olabilir elbette, dediğim gibi yavruyu sevmeniz, benimsemenizdir aslında tek önemli olan. Raja bana Kuşadasından geldi ve onun resmini görür görmez, içim ısındı resmen, çok tanıdık geldi o gözleri...
Size sormak istediğim, şartlarınız nasıldır? Okuyor musunuz, çalışıyor musunuz? Evde ne kadar süre yalnız kalacak? Nazik misiniz, kaba saba mı seversiniz? Ben, hep iri köpekler beslediğim için küçük bir köpeğe nasıl davranacağımı bilemiyorum mesela:) İncitmekten, zarar vermekten korkuyorum. Köpeklerle boğuşmak, koşmak ve km.lerce yürümek bana göredir. Siz, gittiğiniz her yere yanınızda götürebilecek, çıtı pıtı bir dost arayabilirsiniz kendinize bu bakımdan. Bizim kızımızla bu şansımız yok maalesef:) Uzun, saç gibi yumaklaşan tüylerin temizliğiyle mi başa çıkarsınız, yoksa tek tük saplanan küçük tüylerin mi? Bu soruların cevaplarına göre, uygun türü de seçebilirsiniz. Ve sonrasında barınaklardan, yuva arayan minik dostlara seçim yapabileceğiniz çok geniş bir çevrede bebeğinizi arayabilirsiniz:)