“Bir süredir içimde kalan bir konuyu paylaşmak istiyorum.
Bu bir sitem ya da suçlama değil; sınırlar, görgü ve saygı üzerine bir farkındalık paylaşımı.”
Yakın zamanda, davet etmediğim halde ani bir kararla evime gelen bir grup misafirim oldu. Hazırlıksız yakalanmama rağmen elimden geldiğince ev sahipliği yapmaya çalıştım. Hazır ikramlar kullandım; çünkü bazen hayat planladığımız gibi gitmez ve misafirlikte önemli olanın niyet ve saygı olduğuna inanırım.
Ancak misafirlerden birinin mutfağımda dolaşıp “poğaça” araması, sonrasında başka bir ortamda “o poğaçayı ben yapmıştım” şeklinde bir anlatımda bulunması beni düşündürdü. Çünkü ortada ne benim yaptığımı iddia ettiğim bir şey vardı ne de böyle bir yarış. Buna rağmen, ev sahibini eksik ya da yetersiz göstermeye yönelik bu yaklaşımın, iyi niyetle açıklanamayacagını farkettim.
Bununla da sınırlı kalmadı. Aynı çevreden başka bir kişinin evime misafir olarak gelip, ikramlar konusunda yönlendirmelerde bulunması, hatta eşyalarım üzerinden “istersen takas edebiliriz” gibi tekliflerde bulunması beni gerçekten şaşırttı. Çünkü misafirlik; yönlendirmek, talepte bulunmak ya da ev sahibinin özel alanına dahil olmak değildir.
Bu yaşadıklarım bana şunu yeniden hatırlattı:
Misafirlik, gösteriş ya da üstünlük kurma alanı değil; karşılıklı saygı alanıdır.
Hazır ikram sunmak ayıp değildir.
Ev sahibinin tercihleri sorgulanmaz.
Kimse, başka birinin evinde söz sahibi olmaya çalışmamalıdır.
Bazen insanlar “iyi niyet” kılıfı altında sınır ihlali yapabiliyor. Bunu fark etmek de, buna dur demek de insanın kendine saygısıyla ilgili. Bu paylaşımı, benzer durumlar yaşayanların yalnız olmadığını hissetmesi ve belki hepimizin küçük ama önemli bir farkındalık kazanması için yazıyorum.