Boşanma bence çok büyük bir kayıp. İnsan gerçekten de yas sürecine giriyor ve boşanan bi insan asla eskisi gibi olmuyor. Kendisi de çok büyük bi değişim geçiriyor hayatı da hayata bakışı da. Ben yaşamadan önce abartıldığını düşünürdüm ama yaşayınca resmen içimden geçti her bir evre.
Önemli olan şu , tamam acı duyuyorsun, bir sürü bir sürü duygu seni esir alıyor, yok değersizlik, yok sevgisizlik, yok yalnızlık, çaresizlik falan filan, ama ister istemez bi içe dönüş de yaşıyorsun, işte orda çok kemikleşmiş bazı şeyler de kırılıyor. Bi arkadaş şey demiş burda, bu değersizlik duygusu evlenmeden önce de vardır kesin, bu olayla pik yapmıştır gibi bi şey, o kadar haklı ki. Yani zaten kendisine özşefkat göstermeyi beceren, özdeğeri ve özfarkındalığı yüksek bi kadın muhtemelen bu kadar derinden ve ağır bi şekilde yaşamaz bu boşanma sürecini. O zaman demek ki senin kendinde çözmen gereken şeyler var, ve artık sana alarm veriyor benimle ilgilen diye.
Bırak yani, eski eşi de bırak, sülalesini de bırak, tamam zor ama biraz olsun kendinle ilgilen. İçinle ilgilen.
Ne oldu da bunlar yaşandı, neyi göremedin, neden bu kadar dağıldın ? Bunları sorgula. Evliliğinin bitişiyle ilgili sorunu kendinde ara demiyorum asla. Bu herifin seni neden bu kadar etkilediğini sorgula diyorum.
Bu travmatik olay sende devrim yapsın diyorum. Artık hiçbir şey eskisi gibi olamasın diyorum. Yepyeni bir sen çıksın ortaya. Bütün açlıklarını didik sorgula diyorum. Yoksa yas da tut, ağla bağır çağır ama bunların da azala azala bitmesi lazım. Yoksa bunlara tutunur gidersin ve bu çok tehlikeli. Bu sefer bağımlılık yapar acı. Bunlara tutunup da kimlik haline getirme. Tüm kimliğin bu adamın seni terk edişiyle şekillenmesin. En az 27-28 yıldır hayattasın ve bu adam ve bu hikaye sadece küçücük bi bölümünü kapsıyor, böyle düşün. Tüm hikayen bu mutsuz bölümden ibaret olmasın.