Meal Günlüğüm

Hz. Musa’ya verilen ayetler, yani deliller, belgeler, mucizeler İsrâ 17:101’de ifade edilen “dokuz beyan/dokuz mucize” olarak anlaşılabilir. Bu doğrultuda söz konusu ayetler yani deliller “tufan”, “‘asâ”, “yed-i beydâ’”, “denizin yarılması”, “kendisinden on iki pınar fışkıran kaya”, “çekirge sürüsü ve kımıl (yaban sineği)”, “kurbağa istilası”, “suyun kana dönüşmesi” ve “dağın onların üzerine kaldırılması” olabilir.
 
Şüphesiz ki sen onları insanların (dünya) hayatına en düşkünü olarak bulursun; hatta şirk koşanlardan bile. Her biri bin sene yaşatılmak ister. Oysa (o kadar) yaşatılması (kimseyi) azaptan asla uzaklaştırmaz. Allah yapmakta olduklarını görendir.
BAKARA,96
 
Son düzenleme:
Namazı kılın, zekâtı verin! Kendiniz için (önceden) ne tür bir iyilik sunarsanız, Allah katında onu bulacaksınız. Şüphesiz ki Allah yapmakta olduklarınızı görendir.
BAKARA,110
 
Son düzenleme:
(O), göklerin ve yerin yoktan yaratıcısıdır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “Ol!” der; o da hemen olmaya başlar.
BAKARA,117
 
Hani İbrahim ve İsmail, o Ev’in (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor (ve şöyle dua ediyorlardı:) “Rabbimiz! Bunu bizden kabul et! Şüphesiz ki yalnızca sen duyansın; bilensin.
BAKARA,127
 
Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenler(den) kıl; neslimizden de boyun eğen bir ümmet (kıl)! Bize ibadet usullerimizi göster; tevbemizi kabul et! Şüphesiz ki yalnızca sen tevbeleri çok kabul edensin; çok merhametlisin.
BAKARA,128
 
Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin ayetlerini kendilerine tilavet edecek (okuyup aktaracak), onlara Kitap ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) öğretecek, onları arındıracak bir elçi gönder! Şüphesiz ki yalnızca sen güçlü olansın; doğru hüküm verensin.”
BAKARA,129
 
Hani Rabbi ona “Teslim ol!” demişti; o da “Âlemlerin Rabbine teslim oldum.” cevabını vermişti.
BAKARA,131
 
Siz beni (ibadetle) hatırlayın ki ben de sizi (bağışlama ile) anayım. Benim için şükredin; bana nankörlük etmeyin!
BAKARA,152
 
Şüphesiz ki sizi biraz korku ve açlık; (ayrıca) mallardan, canlardan ve ürünlerden azaltma (fakirlik) ile imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!
BAKARA,155
 
Onlar (sabredenler), kendilerine bir musibet geldiği zaman “Biz Allah’a aidiz ve biz elbette yalnızca O’na döneceğiz” derler.
BAKARA,156
 
(Kötülere) uyanlar şöyle demiş (olacaklar)dır: “Keşke bir kez daha (dünyaya dönmemiz) mümkün olsaydı da şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık!” Böylece Allah pişmanlık duydukları işleri kendilerine gösterecektir. Onlar asla ateşten çıkamazlar.
BAKARA,167
 
(Gerçek) iyilik, yüzlerinizi doğu ve(ya) batı tarafına çevirmeniz değildir. Gerçek iyilik, kişinin Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere inanmasıdır. (Allah’ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (yardım) isteyenlere ve kölelere sevdiği maldan harcamasıdır. (Ayrıca) namazı kılması, zekâtı vermesidir. (Bunlar) antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirenlerdir. (Dahası), sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabredenlerdir. Doğru olanlar işte bunlardır! Muttakîler (duyarlı olanlar) da işte bunlardır!
BAKARA,177
 
Kullarım sana benden sorduğunda (onlara de ki): “Ben (kendilerine) çok yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edenin çağrısına cevap veririm. (Kullarım) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulabilsinler!”
BAKARA,186
 
Onlardan bir kısmı da “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver; ahirette de iyilik ver!*Bizi cehennem azabından koru!” diye dua eder.
BAKARA,201
 
Sana nereye (kime) infak edeceklerini soruyorlar. De ki: “infak edeceğiniz her bir şey, ana baba, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolcular için olmalıdır. Her ne iyilik yaparsanız şüphesiz ki Allah onu bilendir.”
BAKARA,215
 
Kim Allah’a güzel bir borç* verirse, (Allah) da ona (bunun) pek çok katını verir. Allah dar olarak da verir; bol olarak da verir. Yalnızca O’na döndürüleceksiniz.
BAKARA,245
 
Calut ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında,* (Talut’un askerleri) “Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır! Ayaklarımızı sabit tut! Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” demişlerdi (şeklinde dua etmişlerdi).
BAKARA,250
 
h (ki) O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, hayatı elinde tutandır. Kendisini ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerdekilerin hepsi yalnızca O’na aittir. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir ki! Onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir.* (Bildirmeyi) dilediklerinin dışında (kimse) O’nun bilgisinden hiçbir şeyi kuşatamaz. O’nun egemenliği* gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O yücedir, büyüktür.*
BAKARA,255
 
“Mallarını Allah yolunda infak edenler” ifadesi infakın anlamlı olabilmesinin Allah yolunda yapılması şartına bağlı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, başka niyetlerle ve başka yerlere yapılan dağıtıma infak denmeyeceği anlaşılmaktadır. Bakara 2:254 ve 267’den de açıkça anlaşılacağı üzere, infak imanla alakalı bir kavramdır. İmanı olan herkesin infak edebileceği bir şeylerinin bulunduğunu söylemek durumundayız. Zira infak ekonomik yardımlaşmayla sınırlı değil, aksine bunu da içine alacak şekilde her alanla ilgili bir yönü bulunan bir mana genişliğine ve içeriğine sahiptir. İnfak parayla yapılabileceği gibi, ihtiyaç duyulan eşya gibi mali yardımla da yapılabilir. Hatta muhtaç durumda bulunanların hizmetini görmek anlamında örneğin yaşlı ve muhtaç birisinin alışverişini yapmak veya evini temizlemek gibi bedenle de yapılabilir. Bu ayette aynı zamanda Allah yolunda infak edenlere verilecek ödülün kat kat olacağı müjdelenmektedir.
 
X