Eskiden 50-60 binle istanbul'da hemşirelik okunuyordu demiştiniz. Eskiden hemşireler çok kolay aranıyordu çünkü. O tarihlerde aynı sıralamaya mühendislik bölümü de geliyordur, ama o sıralamadan mühendis olanın niteliği de tartışmaya açık bir konu.
Yani anladigim kadariyla sizin önünuzde iki seçenek vardi:
1)ebelik, hemsirelik gibi memuriyet garantili bir bölüme girmek
2)mühendislik tarzı kulağa daha havalı gelen ama iş garantisi olmayan bir bölüme girmek.
Ailenizin maddi durumu çok iyi olmadığı için ve/veya sizin bir an önce para kazanmanız gerektiği için mantıklı davranmak zorunda kalmışsınız ve birinciyi seçmişsiniz, ama ikinci seçenek de içinizde kalmış. İkinciyi secenlerle kendinizi karsilastirmissiniz. Yani her bölümün belli bir sıralaması olmalı, önüne gelen girmemeli, sizin kendinizi karsilastirdiginiz kişiler yanlış yerde bence, siz doğru yerdesiniz ama siz tam tersini düşünüyorsunuz "onlar doğru yerde, ben yanlış yerdeyim" gibi, o yüzden değişiklik düşünüyorsunuz.
Mecburiyetler sizi mantıklı davranmaya itmiş, böyle devam edin bence. Siz, sizin aldığınız maaşın yarısını alıp hiçbir iş garantisi olmadan çalışan insanların iş yerinde kahve makinesinden kahve içmesine, "ekip arkadaslariyla" mangal partisi yapmasına falan özleniyorsunuz. Cebinize giren para miktari ve is garantisi daha önemli, kahve makinesi falan eksik kalsın.
Kendinizi geliştirmeye önem veren veya bir uğraşı arayan birisiniz anladığım kadarıyla. O yönünüzü de kurslara giderek tatmin edebilirsiniz. Memuriyette dil tazminatı diye bi şey var, her memur yararlanabiliyor mu bilmiyorum, yararlanma hakkınız varsa bir dil kursuna gidebilirsiniz, minimum bir yıl hazırlık gerektirir, sizin için desarj edici bir challenge olur.