Olmuyor...

Canım… çok yorulmuşsun. Yazının her yerinden bu yorgunluk akıyor. İnsan bazen ölmek istemez aslında, sadece böyle yaşamaktan yorulur. Seninki de biraz öyle geliyor bana… nefes alamıyormuşsun gibi, nereye dönsen duvar varmış gibi.


“Hiçbir şey istemiyorum” demişsin ya… bu cümle çok ağır. Çünkü insan bir noktada yemek yemeyi, duş almayı, güzel olmayı bile istemiyorsa mesele üşengeçlik değil artık. Ruhun taşıyamadığı bir yük var demektir.
Aile evinde sıkışıp kalmak, çalışıp didinip aynı yerde saymak, çabaladıkça batıyormuş gibi hissetmek… bunlar insanın içini söndürür. Sonra insan kendine kızmaya başlar: “Niye yapamıyorum?” diye. Ama bazen sorun sen değilsin, taşıdığın hayat çok ağırdır.
Şunu bilmeni isterim: Şu an senden mükemmel olman beklenmiyor. Kalkıp hayatını düzeltmen, motive olman, spor yapman, hedef koyman gerekmiyor. Şu an senden beklenen tek şey bugünü geçirmen. Sadece bugün.
Duş alamıyorsan alma. Yemek yapamıyorsan basit bir şey ye. Ortalığı toplayamıyorsan kalsın. Şu an hayatta kalmak yeterince büyük iş.
Ve bir şey daha… bunu yazmış olman, içinde hâlâ küçücük de olsa yaşamak isteyen bir taraf olduğunu gösteriyor. Tamamen vazgeçen insan konuşmaz. Sen ses vermişsin. Bu önemli
Ama dürüst olayım, “yok olmak istiyorum” tarafın güçlüyse bunu yalnız taşıma. Birine söyle. Bana söyle, bir arkadaşına söyle, doktora söyle. Sessiz kalınca büyüyor bu şey.
 

İlk olarak 2002 yılında Belçika ve Hollanda'da uygulanmaya başlamış. Ardından Lüksemburg ve İspanya devreye sokmuş. Portekiz'de de yürürlükte görünüyor ama pratikte bu yıl içinde uygulanmaya başlayacak. Ancak bu kadar ülke uygulayabiliyor. Ardı ardına insanların ortadan yok edildiği ya da bir anda kadınların pencereden düşüverdiği bir ülkeyi düşününce ne demek istediğinizi öyle iyi anlıyoruz ki...
 
Hayatım boyunca 4 kez depresyon tanısı aldım bunlardan ikiside majör depresyondu. Yaşadığınız sadece depresyon. Depresyonun tanımı zaten gündelik işleri bile yapacak hali bulamama istememe, yataktan bile çıkamama , bazense yaşamak istememek. Bilmediğiniz ve doktora da gitmediğiniz için kendi aklınızla hareket etmişsiniz yaşamak istemiyorum demişsiniz. Hayatta hepimiz zor şeyler yaşarız zor süreçlerden geçeriz, kimisinin hayatı bize göre kolay kimisininki zordur, ama herkesin yaşadığı hayat en çok kendine zordur. Önemli olan ne olursa olsun hayatın yaşamaya değer olduğunu bilmek. Belki kaybedeceğiniz bir şey olmadığından bu kadar salmış olabilirsiniz ama hayat sizin yaşadığınızdan ibaret değil. Bir gün aile evinden de çıkacaksınız, kariyerde yapacaksınız, yuva da kuracaksınız, hatta anne de olacaksınız. Sadece şuan zamanı değil demekki. Önce depresyonunuza ve ruh sağlığınıza odaklanmalısınız yoksa zaten hiçbirini yapamazsınız. Şuan Yapamadığınız şeyler için kendinizi suçlu hissetmenize de gerek yok depresyon zaten yapamama hali. Sadece zamana ihtiyacınız olduğunu bilmelisiniz. Mutlaka terapi alın ayrıca yalnız kalmamaya çalışın. Bir şey yapmak istemiyorsanız yapmayın şuan için böyle olduğunu ama bu sürecinde geçeceğinin bilincinde olun. Herkesin depresyondan çıkma süreci farklı ben ilaç kullandım 2 3 gün hem yan etki gösterdi hem işe yaramadığını düşünüp bıraktım, psikoloğa gittim konuşmak iyi geldi ama depresyondan yine çıkamadım ta ki daha kötü ve şok edici bir olay yaşayana kadar. Sizde zamanla deneyimleyip depresyondan kurtulduğunuzda böyle olması gerekiyormuş demekki diyeceksiniz.

Ayrıca ötenazi sadece çözümü olmayan hastalıklarda acısız ölüm için tercih edilir. Aklınızdan bu tarz fikirler geçtiği içinde çok daha fazla destek almalısınız. Bir an önce bir psikologla görüşün gerek görürse psikiyatriye de yönlendirme yapar zaten. Unutmayın insanız ve hiçbirimiz çelikten yapılmadık, her an her durumda güçlü duramayız bir şeyleri düşe kalka öğreniyoruz. Umarım en kısa zamanda atlatırsınız
 
Bir an önce bir psikologla görüşün gerek görürse psikiyatriye de yönlendirme yapar zaten.

Psikologların teşhis koyma yetki ve kabiliyeti yoktur. Depresyon gibi ciddi psikiyatrik sorunlarda lütfen psikiyatriste danışın. Psikiyatrist teşhisinden sonra uygun görürse size psikolog önerebilir.
 
Psikologların teşhis koyma yetki ve kabiliyeti yoktur. Depresyon gibi ciddi psikiyatrik sorunlarda lütfen psikiyatriste danışın. Psikiyatrist teşhisinden sonra uygun görürse size psikolog önerebilir.
Ben psikolog teşhis koyma yetkisine sahip demedim tabii ki de psikiyatrist teşhisi koyar ancak psikiyatrist hikayeyi dinler ve yorum yapmadan sadece ilaç yazar bu yüzden önce psikologla konuşmak iyi gelebilir diye söyledim. Tabi biraz da kişisel farkındalığa göre değişir
 

Teşhis koyma yetki ve yeteneği olmayan birisi size psikiyatrik öneri ile de gelemez. Kahve içerken arkadaşına da psikiyatriste gidip gitmemesi gerektiğini sorsa olur bu hesapta. Bir farkı yok.
 
Teşhis koyma yetki ve yeteneği olmayan birisi size psikiyatrik öneri ile de gelemez. Kahve içerken arkadaşına da psikiyatriste gidip gitmemesi gerektiğini sorsa olur bu hesapta. Bir farkı yok.
Ben kendi hayatımdan örneklendirdim katılmak zorunda değilsiniz benim gittiğim psikologlar psikiyatriye yönlendirdi. Kimi zaman ilk psikoloğa gittim kimi zaman da ilk psikiyatriye gittim. İşin de uzman olan her birey zaten hastayı analiz Edip yönlendirme yapabilir bunun için teşhis koyması gerekmez. ayrıca psikologlar tanı koymasa da klinik değerlendirme ile hastanın depresyon gibi durumunu tespit edebilir.
 
Evet doğru hatırlıyorsunuz. Bir kızım var.

Onun iyiliği ile yaşıyorum diyebilirim, iyiliği için değil de, o iyi diye teselli buluyorum.

Ama aslında sorunun temeli de o. Dogumsal bir kronik hastalıkla geldi dünyaya. Kronik bir akciğer hastası. Sürekli takip altında.
Bunu lohusayken öğrendik ve çok şiddetli bir lohusa depresyonu geçirdim.

Psikolojik hastalıklar nasıldır biliyor musunuz? Gözünüz dini inanc ya da evlat görmez. Bunları düşünecek bir durumunuz yoktur o esnada. Tek amacınız derhal o durumdan kurtulmaktır.

Majör depresyon mesela insanı stabil tutmaz. Hastanın ya derhal o ruh halinden kurtulması gerekiyor ya da ölmesi gerekiyor. Benim intihar durumum olduğu için hızlıca tedaviye alındım. Tamamen kurtuldum diyemem ama yaşayabiliyorum yani.

Annemin köyde bir arkadaşı varmış. Bundan seneler önce 2.cocugunu doğum yaptıktan sonra lohusa depresyonuna girmiş. Annem lohusa hastaligina yakalandı diyor, burdan depresyon oldugunu anlıyorum.

O zamanin imkanlari ile çok gezmişler doktor doktor gezdirmisler. Ama bir türlü iyilesme saglanamamış. Ankaraya götürmüşler. Ordaki doktor da ic açıcı konuşmamış. Sadece dikkatli olun gözünüzü üstünden ayırmayın intihar girişimi olabilir demis doktor.

Hastalık ilk zamandaki şiddetini kaybetmis ama kadın hiçbir zaman normale dönmemiş iyi olamamış, depresyonu atamamış üstünden.. Kızı 7 yaşlarındayken çatıya çıkıp üstüne benzin döküp kendini yakmış. O aciÿla da catıdan aşağıya atlamiş. Öylece ölmüs. Annem evinin önünden gecerken hala anlatır onu.

Söz konusu Psikolojik bir hastalıksa "o intihar edecek biri değil " ya da "inançlıdır, evladı vardır" gibi hiçbir öngörü doğru değil. Bunların hepsi sağlıklı insanda görünecek şeyler.

Yani evlenseydiniz, iyi bir eşiniz ya da çocuklarınız olsaydı da şimdikinden farklı olmayacaktınız bana inanın.

Allahtan şifa diliyorum size.

Sizi seviyorum
 
Depresyondasın canım.Olabilir insan her zaman mutlu olmayabiliyor..Ya da her zaman sağlıklı olunmuyor.Hasta olduğumuz zamanlar da oluyor.Önemli olan bunların süreç olduğunu ve geçici olduğunu farketmek.Sana iyi gelen şeyleri yap ve mutlaka bir uzmanla iletişime geç.Sevdiğin sana huzur veren insanlarla vaktini geçir.
 
Çok teşekkür ederim merak eden destek olan herkese
Dışarda bir iş buldum. Bugün ilk günüm
İnşallah iyi gelir.
Sizi seviyorum güzel insanlar
Çok iyi yapmışsın, sevindim. Yine de bir doktordan randevu al bacım iyi gelir mutlaka.
 
Çok teşekkür ederim merak eden destek olan herkese
Dışarda bir iş buldum. Bugün ilk günüm
İnşallah iyi gelir.
Sizi seviyorum güzel insanlar

Çok teşekkür ederim merak eden destek olan herkese
Dışarda bir iş buldum. Bugün ilk günüm
İnşallah iyi gelir.
Sizi seviyorum güzel insanlar
Canımmm çok sevindim.Seviliyorsun
 
Anlaşılmak güzel şey

@lilika iş bulmuşsunuz, hayırlı olsun size iyi geleceğine inanıyorum yaşadığınız psikolojik çöküşün en büyük sebebi sürekli evde olmanız, kocaman kadın olmanıza rağmen ailenizin baskıcı tavrı ve sizin bu baskıyı püskürtememeniz.

Evden çalışmak yerine dışarıda çalışmak zamanla özgüveninize de iyi gelecektir bu da size yeri geldiğinde ailenize hayır deme, ayrı eve çıkma cesareti verecek bence, adım adım ilerleme gösterdikçe psikolojiniz toparlanacaktır
 
Sizin psikolojinizde ölünce düzeleceğine nasıl inanıyorsunuz? Bu bir olasılıksa hayattayken niye düzeleceğine inanmıyorsunuz?
 
Umudun, hayallerin, sevinçlerin olmadan yaşamak çok güç. Burada hic bahsetmedim. Yine de cok bahsetmek istemiyorum ama evlat acısıyla yok olmuş bir insanım. Güzel, keyifli bir hayatı varken acının dibine vurmuş bir insan. Bu yaşamak mı diye sormadığım bir an bile yok hala kendime. Neyi yaşadığımı bile algılamadığım zamanlardan geçiyorum senelerdir. Yıllar geçiyor. Ben hala aynı yerdeyim. Tercih hakkım olsa bir dakika bile yaşamayı seçmem. İlaçlar, doktorlar öylece akıp giden zamanın akışındayım sadece. Bir gün ve bir an önce bitmesini temenni ederek.

Sizin yaşadığınız şey ise bir depresyon. Zor bir süreç Ama Ciddi bir tedavi, sonra da belki bir hayal, hayatınızda yaşayacağınız bir güzellikle degisebilme umudu olan bir süreç. O yüzden kendinize şans verin derim.
 
Sizin psikolojinizde ölünce düzeleceğine nasıl inanıyorsunuz? Bu bir olasılıksa hayattayken niye düzeleceğine inanmıyorsunuz?
Depresyon, anksiyete, okb, bipolar, borderline vs gibi psikolojik rahatsızlıklarda beyin kimyası bozulur, serotonin eksikliği yaşanır. Beyin serotonine ihtiyaç duyar. Depresyonda intihar düşüncesi olur. Kişi kendine bir kaçış,kurtuluş yolu arar. Bunu hepimiz biliyoruz. Aslında insanlar bu ruh halindeyken -çoğu zaman- gerçekten ölmeyi istemez. İstediği şey , bu dünyada yaşadığı acılara ,üzüntüye son vermektir ,birinden destek almak, sesini duyurabilmek " bakın ben kendimi diplerde ve çökmüş hissediyorum, yaşama enerjim yok, geleceğe dair umudum kalmadı, birinin beni anlamasına ihtiyacım var" çağrısıdır. Yine de ne yaşanırsa yaşansın hayat yaşamaya değer. Umarım konu sahibi yaşama enerjisini kazanıp kendini daha iyi hisseder , gerçekleştirmek istediği şeyleri yapar ve daha mutlu, huzurlu hayat yaşar.
 
Sizin psikolojinizde ölünce düzeleceğine nasıl inanıyorsunuz? Bu bir olasılıksa hayattayken niye düzeleceğine inanmıyorsunuz?

Bence ölüm düşüncesinden kasıt beyin bunu ölürsen kurtulursun diye düşünüyor, yaşarken yaşadığı sıkıntıları çözebileceğine yeri geliyor inanamıyor insan, kendisinin bunu gerçekleştirebileceğine dair inancı olmuyor, ee ölüm olursa her şeyden kurtulacakmış gibi düşündürüyor insana.
 
Birilerinin dini açıdan bu konuya yorum getirmesi gerek. Maneviyat zayıflığı , kendini dini öğretilerden uzak tutmak insanın hayattaki amacını zayıflatır. Dinde, başınıza gelen bir musibet, hastalık sizin günahlarınızı siler süpürür. Kaldı ki ötenazi isteyen insanlar bu açıdan olaya bakabilselerdi istemezlerdi zaten.
 
`