Rahmetli babacığımı gördüm. Yanı başımızda son nefesini verdi zaten... Elini de öptüm, yanaklarını da. Melek oldu, gitti... Bebek gibiydi, babam gibiydi, yalnızca nefes almıyordu... Bilmiyorum, belki de ahiret inancına, ölümden sonrasına, daha mutlu, hastalık olmayan, üzüntü olmayan bir yerde tekrar buluşacağımıza, onu sımsıkı kucaklayıp tekrar tekrar öpebileceğime inanmanın verdiği bir teslimiyettendir.
Hayatın anlamsızlığı hissi demişsiniz, ben hayatın değil ama dert edindiğimiz sıkıntıların boşluğunun daha derinden farkına vardım. Hastalık sürecinde de bunu hissediyordum ama etrafımdaki insanların hareketleri bunun boşluğunu iyice çarptı yüzüme. Hissizleşme de denebilir ama bence bu da bir tür farkındalık.