Evlilik yıldönümü/Sorunlar/Bıkkınlık

Konu sahibi sizin sorunlarinizi tee eşinizin kardeşiyle ortaklık yaptığı zamandan beri biliyorum .

Dünya gerçekten naif insanlar için bir cehennem. Burda bile derdinizin maddiyat olmadığını bir hediye dusunulmesini istediginizi , maddi durumunuzdan bahsederken çalışıyorum ama işte ev hanımları alınmasın onların haketmedigini kastetmiyorum vs vs bir ton kendinizi açıklamasınız.
Sizi yıpratan bunlar işte .

Hayatı , insanları her şeyi bu kadar ciddiye almayın. Kimse kimseyi zerrece umursamıyor bu dünyada . Eşiniz o kadar alışmış ki sevgisizlige böyle büyümüş hep kardeşi tercih edilmiş o adam size sevgi vermeyi bilmiyor . Belki sizden nefret bile ediyor o ailenin onu sevmediğini gösterdiniz kardeşine para vermişti ailesi biraz onu adam yerine koyuyordu şimdi haksızlığa baş kaldirdj kendisi istemefi siz yaptırdınız azıcık yaranarak aldığı sevgiden mahrum kalıyor sizin onu sevmeniz ondan ilgi beklemenizi bundan umursamıyor belki.

Çözüm çop gibi davranın o adama. Paranız varmış durumunuz da var çocuğunuzu alın yiyin , için , gezin . Gencecik yaşınızda yazık değil mi size ? Çocuğunuz neden bunlara maruz kalsın ? Bir daha bu zamanlar gelecek mi bu kadar genç görünecek misiniz ? Gidin kendinize pahalı bir parfüm alın bir guzellik merkezine gidin sacinizfan tirnaginiza bakım yaptırın artık ne sizi mutlu ederse. Hassaslığı bırakın
 
Eger yapabilirseniz, ben olsam gormezden gelirim.
kendime odaklanir, mutlu hissettiren seyleri yaparim.
Bu donemde tamamen kendinize dönün, kendinizde değiştirmek istediginiz şeyler icin calismalara baslayin.
Kilo mu vermek istiyorsunuz, ne bileyim almak mi istiyorsunuz, bedeninize odaklanin, kitap okuyun, dil ogrenmek de guzel olurdu, spora baslayin mesela, haftasonlari da alin cocugunuzu da gidin kahvenizi icin.
Sizin, onunla olan problemlerinizi artik takmadiginizi, kafanizda bitirdiginizi düşünmesini saglayin.
Sizden beklemedigi şeyleri yapip, bekledigi seyleri yapmayarak sasirtin.

Bunları yapmaya başladım zaten yapıyorum da bir çocuğunu. Ama bunlar uzun vadede sonuç verecek şeyler. Ben şu an o kadar sinirliyim ki. Şimdi bir şey yapmak istiyorum. Dünden beri tek kelime etmeyip, gidip uyuması beni deli ediyor çünkü.
 
Evet tam olarak bu.

Şimdi ben ne yapmalıyım nasıl davranmalıyım peki?

Boşanma hemen bugün olacak bir şey değil çünkü. Ben şimdi bir şey yapmak istiyorum. İşten geldi uyudu mesela. Benim içim içimi yiyor.

Biraz geldi içerde oturdu. Belki yine her zamanki gibi konuşacağım falan sandı. Çünkü böyle anlardan sonra ben illaki bir konuşma yapıyordum. Ben konuşmadım. Sonra gitti yattı.
Defolsun gitsin şu adamı ve duygularını düşünmeyin sürekli aklınız fikrinizi enerjinizi yormayın kendinizi mutlu etmeye odaklanın .emin olun peşinizden o zaman koşacak bu adamın anladığı dil bu böyle yetişmiş görülmediği sevilmedigi değer görmediği ortamda anca rahat eder
 
Konu sahibi sizin sorunlarinizi tee eşinizin kardeşiyle ortaklık yaptığı zamandan beri biliyorum .

Dünya gerçekten naif insanlar için bir cehennem. Burda bile derdinizin maddiyat olmadığını bir hediye dusunulmesini istediginizi , maddi durumunuzdan bahsederken çalışıyorum ama işte ev hanımları alınmasın onların haketmedigini kastetmiyorum vs vs bir ton kendinizi açıklamasınız.
Sizi yıpratan bunlar işte .

Hayatı , insanları her şeyi bu kadar ciddiye almayın. Kimse kimseyi zerrece umursamıyor bu dünyada . Eşiniz o kadar alışmış ki sevgisizlige böyle büyümüş hep kardeşi tercih edilmiş o adam size sevgi vermeyi bilmiyor . Belki sizden nefret bile ediyor o ailenin onu sevmediğini gösterdiniz kardeşine para vermişti ailesi biraz onu adam yerine koyuyordu şimdi haksızlığa baş kaldirdj kendisi istemefi siz yaptırdınız azıcık yaranarak aldığı sevgiden mahrum kalıyor sizin onu sevmeniz ondan ilgi beklemenizi bundan umursamıyor belki.

Çözüm çop gibi davranın o adama. Paranız varmış durumunuz da var çocuğunuzu alın yiyin , için , gezin . Gencecik yaşınızda yazık değil mi size ? Çocuğunuz neden bunlara maruz kalsın ? Bir daha bu zamanlar gelecek mi bu kadar genç görünecek misiniz ? Gidin kendinize pahalı bir parfüm alın bir guzellik merkezine gidin sacinizfan tirnaginiza bakım yaptırın artık ne sizi mutlu ederse. Hassaslığı bırakın

Belki de haklısınız. Benden nefret bile ediyor olabilir. Kendisi de söylüyor, onlarla öyle yaşamaya alışmıştım bana normal geliyordu diyor. Peki benim suçum ne? Bunlara onun yüzünden maruz kaldım ama tek bir pişmanlığı yok gibi görünüyor. Ya da pişmanlığı varsa bile görünürde en ufak bir çabası yok düzeltmek için
 
Belki de haklısınız. Benden nefret bile ediyor olabilir. Kendisi de söylüyor, onlarla öyle yaşamaya alışmıştım bana normal geliyordu diyor. Peki benim suçum ne? Bunlara onun yüzünden maruz kaldım ama tek bir pişmanlığı yok gibi görünüyor. Ya da pişmanlığı varsa bile görünürde en ufak bir çabası yok düzeltmek için
Yukarıda Khomyuk Khomyuk bir yorum yapmış ve bana haklı yanları da var gibi geldi bu krizler sık sık oluyorsa gerçekten karşıdakini de çok yipratmis olabilir . Çocuğunuz açısından bakınca o yüzden de sinirlenmiş olabilir bu başka bir tarafı olayın . Siz kendinizi toparlamaya bakın sürekli o ne düşünüyor ne hissediyor diye değil
 
Bunları yapmaya başladım zaten yapıyorum da bir çocuğunu. Ama bunlar uzun vadede sonuç verecek şeyler. Ben şu an o kadar sinirliyim ki. Şimdi bir şey yapmak istiyorum. Dünden beri tek kelime etmeyip, gidip uyuması beni deli ediyor çünkü.
bastiracaksin, baska yolu yok.
Karsinda su an icin laftan, sözden anlayacak biri yok gibi görünüyor.
Onun bir seyleri anlamasi imkansiz bu noktada, ne yaparsan yap.
Allah korusun, simdi ölsen yine tık demez ona.
 
yine ben ve yine bitmek bilmeyen dertlerim… uzun bir iç dökme olacak yine. Konudan konuya atlayacağım biraz.

Geçtiğimiz haftalarda hem babam hem de kp hastaneye yatırıldı. Birbirinden alakasız hastalıklar ama tesadüfen aynı döneme denk geldi. Çok şükür ikisi de sağlığına kavuştu ve taburcu edildiler. Evlilik yıldönümümüz de hastane sürecine denk geldi. Eşim o hafta gece çalışıyordu, geceden mesaj atmıştı kutlamak için. Hediye alamadığını ama telafi edeceğini falan da yazmış. Ben bunu sürpriz yapacağı için önden öyle yazıyor diye düşündüm. Çünkü ilk defa hediye alacak paramız vardı.

Biz evlendiğimiz günden beri hep borç ödedik. Çok sıkıntılar yaşadık. Hiç rahat bir nefes alamadık. Bebeğim çok küçükken işe dönmek zorunda kaldım, eşim işten atıldı, kredi borçları vs derken çok yıprandık. Sonra eşim yeniden çok iyi bir işe başladı. Ortak bir işi vardı oradan ayrılıp paramızı aldık, borçlarımızı ödedik. ilk defa bu evlilik yıldönümümüzde maddi sıkıntımız yoktu. Eşim istese minik bir şey yapabilirdi. Babasına kafası takıldığı için olduğunu varsayalım ama internetten bir şey sipariş edecek olsa son güne bırakmamış olacaktı ve babası hastaneye yatmadan önce çoktan almış olacaktı. Hadi unuttu bir şey almadı diyelim, bu durumda da o gün gidip bir buket çiçek alabilirdi. Aslında unutması da mümkün değil çünkü ben ona hediye aldım ve ihtiyacı olan bir şeydi o yüzden birkaç gün önce bekletmeden vermiştim.

Adamın babası hastaymış derdin bu mu diye düşünebilirsiniz ama babasının ciddi bir durumu yoktu. Önlem amaçlı birkaç gün yatırılıp çıkacağını biliyorduk. Eşimin kafasının takılacağı bir durum yoktu. Yıldönümümüzde hastaneye gidiyorduk mesela. O gün gitti babasını gördü gayet iyi her şey yolunda. Bunların hepsini geçelim ertesi gün babası taburcu oldu. Yine yapabilirdi.

Ben buna çok büyük anlam yüklemişim demek ki. Normalde öyle özel günlere çok anlam yükleyen, hediyeler bekleyen biri hiç değilim. Benim için sadece doğum günlerimiz ve yıldönümümüz önemlidir. Ki o günlerde de zaten hiçbir zaman paramız olmadı. Yine de o güne özel bir yemek yaptım ya da ne bileyim eşime küçük de olsa bir şey aldım hep. Ama o hep “borçlarımız bitince telafi edicem” diyordu. Yahu minicik bir şey aslında borçlar varken de olabilirdi ama anlamaya çalışıyordum. Bu defa parası varken böyle olunca çok üzüldüm.

Üzerine başka başka şeyler düşündüm tabi ki. Mesela şunu düşündüm. Flört ve nişanlılık dahil eşimin bana hiç hediye almamış olması. Ben hep çalışan biriydim. Bir ihtiyacım da yoktu ama hediye her zaman da ihtiyaç değildir zaten. Ki ben eşime hep hediyeler alan biriyim. En başından beri her doğumgününde hediye almışımdır mesela.

Çalıştığım için evlendikten sonra da hiç eşimden bir şey istemek aklıma gelmiyordu o da hiç almadı. Borçlar yüzünden diyeceğim çünkü eşim bana hep bunu empoze etti. Sürekli borçlar bitince diyip durdu. Çocuğum oldu ama ben yine küçücükken bırakıp işe dönmek zorunda kaldım. Taşın altına elimizi beraber soktuk neticede o borç öderken ben evde oturmadım. Ama dönüp bakıyorum da hiç değerim bilinmedi sanki. Mesela çevremde çalışmayan birkaç yakınım var. Gelirlerleri bizden az olan da var çok olan da var. Aynı olan da var. Ama bakıyorum ne güzel her istedikleri alınıyor, her yere gidiyorlar, tatillerini yapıyorlar. Kendime bakıyorum o kadar çalış didin ama yeri gelince bir gönül almayı bile eşin çok görsün. Asla başkasında olanı kıskanmak değil bu. Yani demek ki sadece erkek çalışınca da kadının ihtiyaçları tedarik edilebiliyor.

Mesela son günlerde eve birkaç şey almak istedim. Eşim hemen karşı çıktı. Şimdi değil biraz kafamı dinlemek istiyorum bilmem ne. Oysaki ben ödeyeceğim ondan para istemiyorum. Ama borçlar yeni bitti şimdi değil daha sonra diyip durdu. Ya insanlara bakıyorum çalışmadıkları halde her şey ayaklarına geliyor ben çalışıp didiniyorum ve kaç senedir gerçekten zor zamanlar yaşamışız. Şu an alacak durumumuz var. Bekliyorum ki eşim desin bu kız da çok yıprandı bunu haketti. Alayım mutlu olsun. Şunu düşünmek bu kadar zor olmasa gerek. Israrla biraz kafamı dinleyeceğim bir süre bir şey ödemek istemiyorum diyor. Yahu alacağım şey üç kuruşluk bir şey. İllaki kendi istediği zamanı bekliyor benim mutlu olmam ya da üzülmem umrunda bile değil.

Bu arada alacak olsam yine alırım mesele o değil. Eşimin tavrı. Ya da benim her şeye bozulup ağlayasım var bilemiyorum.

Bu arada asla ev hanımlarına yönelik bir sözüm yok. Bunu oraya bağlamayalım. Ne demek istediğimi anlatabilmişimdir umarım.

Şimdi bir hediyeyi buraya nasıl bağladın diye düşünebilirsiniz ama değil. Ben zaten uzun zamandır düşünüyordum bunu. Değerimin bilinmediğini. Sanki eşim her şeyi yapması gerektiği için yapıyormuş gibi hissediyorum. Bazı şeyleri beni mutlu etmek için değil de gereklilik olarak gördüğü için yapıyor gibi gelmeye başladı. Beni mutlu etmek gibi bir görevi de yok zaten. Ama karşılıklı olarak birbirimizin mutluluğuyla mutlu oluruz ya hani. Eşimde bu yok.

Bu hediye mevzusunu hiç açmayacaktım ama dayanamadım dün açtım. “Hata yaptım, aslında bir şey yapabilirdim ama yapmadım telafi edicem” diyor hala. Meselenin hediye olmadığını maddiyatla ilgisinin olmadığını da bir türlü anlatamadım. En başından beri paramız yokken de bir şeyler yapabilirdin ama madem parasızlığı bahane ediyordun şimdi paran vardı diyorum. Hastaneye gitmiş olmamızı bahane ediyor. Bakın babasının hastalığını değil, hastaneye gitmiş olmamızı. Çünkü babası gayet iyiydi. Baban iyiydi diyorum evet haklısın hata ettim diyor yine. Aslında sonu gelmeyen boş bir tartışmaydı. Sonra sinir oldum konuyu kapattım ama kırgındım. Bu meseleyi de mesajla tartıştık zaten evde değildi. Sonra eve gelince bir şey bekledim. Ne biliyim ya hassas bir dönemdeyim herhalde gelir bi gönlümü alır dedim yok.

Bugün dayanamadım ve dedim ki senin hiçbir şeyle ilgili pişmanlık yaşadığını düşünmüyorum. Sadece bazı şeyleri sözden kurtulmak için “mış gibi” yapıyorsun dedim. Bu sadece son konuyla ilgili değil aramızdaki tüm problemlerle ilgili genel bir tesbit. Akşama işe gideceğim şimdi mi bunu söylemek aklına geldi dedi. Ve benim tüm sinirim bozuldu çıktım odadan başka odaya geçtim. O kadar ağlamak geldi ki içimden. Zaten son günlerde aşırı doluyum biri nasılsın dese ağlayacağım o yüzden kimseyle de görüşmüyorum. Daha önceki konularımı bilenler vardır destek almaya da başladım. Ama kendime engel olamadım inanılmaz bi ağlama krizi. İçim içime sığmıyor kendime engel olamıyorum ellerim dizlerim falan titriyor. Bir ara yere yığıldım sanırım o ara oğlum görmüş korkmuş ağlamaya başlamış. Eşim de geldi hemen beni kaldırdı ve kendime geleyim diye tokat attı. O anları biliyorum. O kadar sert vurdu ki sanki tüm hıncını alır gibiydi. Nefret eder gibi davrandı. Kendimde değilim diye bunları farketmedim sanıyor oysaki farkediyordum ama tepki veremiyordum. Bu nedir bilmiyorum sinir krizi mi ağlama krizi mi artık her neyse son zamanlarda çok fazla olmaya başlamıştı ama oğlumun beni öyle görmesine çok üzüldüm. Eşim ona annenin eli acımış ondan ağlamış dedi üst kata anneme bıraktı geldi. Beni elimi yüzümü yıkamaya götürüyor ama o kadar sevgisiz ki. Sanki sürüklüyor gibi. İte kaka yüzümü yıkadı falan. Ben o kadar kötüyüm ki gerçekten dizlerim tutmuyordu bi yerlere tutunmasam düşeceğim havada uçuyor gibiydim. Bir taraftan midem bulanıyor, yere basıyorum ama sanki boşluğa basıyor gibiyim. O da banyoda duvara vurdu birkaç kez. Çok gerildi her an bana vuracak sandım ama duvara vurarak kendini sakinleştirdi herhalde. Vurma sesi duydum sadece kendisini görmedim. Daha önce hiç şiddet vs olmadı olamaz da zaten bana elini kaldırsa asıl ben onu döverim ama sanki bu akşam beni yerden yere vurmak istiyor gibiydi öyle hissettim. Zar zor tutunarak yatağıma geçip yattım sakinleşmeye çalıştım kendi kendime. Su isteyecek halim bile yoktu dilim dönmüyordu zaten.

Bir süre sonra işe gitme vakti yaklaşınca gidip annemlerden oğlumu aldı. Ben de daha iyiydim. Oğlumu yanıma aldım beraber yatarken uyudu bebeğim. Eşim de hazırlanıp işe gitti. Bu saat oldu daha nasıl oldun diye sormadı. Umrunda bile olmadı yani.

Bu arada hediye almadığı için sinir krizi geçirdiğimi falan düşünmeyin çünkü maalesef buradan bu anlamı çıkaracak arkadaşlar var biliyorum. Asla konu hediye değil. Çok mutsuzum, sevildiğimi hissetmiyorum. Değer görmediğimi düşünüyorum. Daha yaşadığım bir sürü sorun var. Hepsi bir araya gelince böyle zaman zaman ağlama krizlerim olmaya başladı. İnanın kontrol edemiyorum her yerim titriyor kulaklarım uğulduyor. Çevremdeki her şeyin de farkında oluyorum duyuyorum ama tepki veremiyorum.

Neyse tüm bunlardan sonra bir de şöyle bir şey oldu. Biz ne zaman eşimle tartışsak küssek mutlaka birileri bizi bir yere davet ediyor. İğrenç bir durum gerçekten. Eşimin kuzeni il dışında görev yapıyor. Kısa süreliğine ailesinin yanına geldi. Bizi yarın kuzen gitmeden çaya davet ettiler. Ama eşime asla bunu haber vermek istemiyorum. Aslında gitmek de istemiyorum. Gidip her şey normalmiş gibi davranmak istemiyorum. Ama pazartesi kuzeni tekrar il dışına gidecek, uzunca bir süre dönmeyecek. Yeni ev alıp buraya yerleştiler ve bizi evlerine davet ediyorlar. Gitmesek de ne bileyim. Hep böyle anlara denk geliyor.

Öncelikli sorum şu. Eşime nasıl davranayım? Ne söyleyeyim? Ben asla bir şeyleri akışına bırakan, bekleyip zamanı gelince taşı gediğine koyabilen, intikam alabilen bir insan değilim. Hep anlık tepkiler veriyorum parlayıp geçiyor. Sanırım bundan kaybediyorum. Eşim de bunu bildiği için ağlar ağlar geçer diyor herhalde. Ama bugün beni böyle bırakıp gittikten sonra hiç arayıp sormaması işin tuzu biberi oldu. Kırgınlıklarım giderek arttı ve artık bir şey yapmak istiyorum. Beklemeden hemen şimdi uzuuuun bi mesaj yazardım önceden olsa. Ama sanırım ciddiye almıyor beni. Yine de çok beklemeden anlık ne yapabilirim. Çok ağır bir söz ne bileyim iyi bir ders niteliğinde bir şey lazım. Lütfen buraya kadar okuyan olduysa bana yardımcı olun çünkü gerçekten çok sinirliyim ve bir şey yapmazsam uyuyamayacağım.

İkincisi şu daveti ne yapacağım? Eşime sadece mesajı iletsem? Hiç iletişim kurmak da istemiyorum. Kıza da eşimin gececi olduğunu, sabah iş çıkışı arabayı servise götüreceğini söyledim. Duruma göre haberleşiriz dedim.

Ben şimdi ne yapayım?
Yazdıklarınızın hepsi bende de var. Ay bi de tam küseceğim biri gelir biri çağırır arada kaynat gider. Ben de bu sabah dedim ki 7 Yıldır beraberiz her yıldönümümüzde sana kızarım neden 1 hafta önceden şık bir şey hazırlamıyorsun diye, o kadar oldu mu dedi xD sonra herhalde aşık olsaydın yapardın dedim , ne alakası var bu işler çok zor of dedi, ama mesela tabiki aşığım falan da demedi yani :KK70:
 
Uzun uzun mesaj yazip anlatmayin hatta hic birsey anlatmayin.Size deger vermiyorsa siz de deger vermeyin. Evlilik yildonumunu Hatirlamazsa hatirlamasin,siz de hatirlamayin siz de ona hediye almayin.Hediyeleri kendinize alin.Kendi zevkinize paranizi harcayin.Onun icin kendinizi hasta etmeye deger mi?Onem vermiyor ,deger vermiyor.Siz de ayni sekilde davranacaksiniz.Once kendi sagliginiz.
 
Uzun uzun mesaj yazip anlatmayin hatta hic birsey anlatmayin.Size deger vermiyorsa siz de deger vermeyin. Evlilik yildonumunu Hatirlamazsa hatirlamasin,siz de hatirlamayin siz de ona hediye almayin.Hediyeleri kendinize alin.Kendi zevkinize paranizi harcayin.Onun icin kendinizi hasta etmeye deger mi?Onem vermiyor ,deger vermiyor.Siz de ayni sekilde davranacaksiniz.Once kendi sagliginiz.

öyle yapacağım artık. Laftan anlamıyor çünkü. Ne yaşadıysam onun yüzünden. Ailesiyle olan problemim bile eşimin pasifliği, iletişimsizliği yüzünden. Bıktım artık.
 
Güncelleme: bizi çaya davet eden kişiye eşimin gece çalışıp sabah iş çıkışı da arabayı servise götüreceğini söylemiştim. Geç olmazsa haberleşiriz demiştim. bana atılan mesajı eşime iletip gitmeyeceğimi belirtmiştim. İstersen kendin git, gitmezsen de kuzenine haber ver demiştim. Haber vermemiş. Ben de haber verdiğin düşünerek kimseye bir şey demedim. Kuzeninin eşi biraz önce bana mesaj attı gidip gitmeyeceğimizi soruyor. Çünkü haber vermemiş. Neden haber vermedin diyorum bugün olduğunu bilmiyordum diyor. E sorsaydın o zaman hangi gün diye. Delirmeyeyim de ne yapayım. İletişim problemi yüzünden sürekli insanlarla beni muhatap ediyor ya bıktım artık. Ben kendi akrabalarımla bile bu kadar iletişim halinde değilim. Kız da mesaj atmış diyor ki kayınvalidenler de bizde gelecek misiniz sizde? Ben de dedim ki eşim geç geldi ve gece çalıştığı için gelince direkt yattı. Bir şey söylemeyince ben de size haber verdi sandım çünkü bana haber vereceğini söylemişti dedim. Eşim uyuyor ben de annemlerle dışarı çıktım dedim yalan da değil öyle yaptım. Ama karşı taraf bozuldu haklı olarak sadece selam söyle yazmış.
yine ben ve yine bitmek bilmeyen dertlerim… uzun bir iç dökme olacak yine. Konudan konuya atlayacağım biraz.

Geçtiğimiz haftalarda hem babam hem de kp hastaneye yatırıldı. Birbirinden alakasız hastalıklar ama tesadüfen aynı döneme denk geldi. Çok şükür ikisi de sağlığına kavuştu ve taburcu edildiler. Evlilik yıldönümümüz de hastane sürecine denk geldi. Eşim o hafta gece çalışıyordu, geceden mesaj atmıştı kutlamak için. Hediye alamadığını ama telafi edeceğini falan da yazmış. Ben bunu sürpriz yapacağı için önden öyle yazıyor diye düşündüm. Çünkü ilk defa hediye alacak paramız vardı.

Biz evlendiğimiz günden beri hep borç ödedik. Çok sıkıntılar yaşadık. Hiç rahat bir nefes alamadık. Bebeğim çok küçükken işe dönmek zorunda kaldım, eşim işten atıldı, kredi borçları vs derken çok yıprandık. Sonra eşim yeniden çok iyi bir işe başladı. Ortak bir işi vardı oradan ayrılıp paramızı aldık, borçlarımızı ödedik. ilk defa bu evlilik yıldönümümüzde maddi sıkıntımız yoktu. Eşim istese minik bir şey yapabilirdi. Babasına kafası takıldığı için olduğunu varsayalım ama internetten bir şey sipariş edecek olsa son güne bırakmamış olacaktı ve babası hastaneye yatmadan önce çoktan almış olacaktı. Hadi unuttu bir şey almadı diyelim, bu durumda da o gün gidip bir buket çiçek alabilirdi. Aslında unutması da mümkün değil çünkü ben ona hediye aldım ve ihtiyacı olan bir şeydi o yüzden birkaç gün önce bekletmeden vermiştim.

Adamın babası hastaymış derdin bu mu diye düşünebilirsiniz ama babasının ciddi bir durumu yoktu. Önlem amaçlı birkaç gün yatırılıp çıkacağını biliyorduk. Eşimin kafasının takılacağı bir durum yoktu. Yıldönümümüzde hastaneye gidiyorduk mesela. O gün gitti babasını gördü gayet iyi her şey yolunda. Bunların hepsini geçelim ertesi gün babası taburcu oldu. Yine yapabilirdi.

Ben buna çok büyük anlam yüklemişim demek ki. Normalde öyle özel günlere çok anlam yükleyen, hediyeler bekleyen biri hiç değilim. Benim için sadece doğum günlerimiz ve yıldönümümüz önemlidir. Ki o günlerde de zaten hiçbir zaman paramız olmadı. Yine de o güne özel bir yemek yaptım ya da ne bileyim eşime küçük de olsa bir şey aldım hep. Ama o hep “borçlarımız bitince telafi edicem” diyordu. Yahu minicik bir şey aslında borçlar varken de olabilirdi ama anlamaya çalışıyordum. Bu defa parası varken böyle olunca çok üzüldüm.

Üzerine başka başka şeyler düşündüm tabi ki. Mesela şunu düşündüm. Flört ve nişanlılık dahil eşimin bana hiç hediye almamış olması. Ben hep çalışan biriydim. Bir ihtiyacım da yoktu ama hediye her zaman da ihtiyaç değildir zaten. Ki ben eşime hep hediyeler alan biriyim. En başından beri her doğumgününde hediye almışımdır mesela.

Çalıştığım için evlendikten sonra da hiç eşimden bir şey istemek aklıma gelmiyordu o da hiç almadı. Borçlar yüzünden diyeceğim çünkü eşim bana hep bunu empoze etti. Sürekli borçlar bitince diyip durdu. Çocuğum oldu ama ben yine küçücükken bırakıp işe dönmek zorunda kaldım. Taşın altına elimizi beraber soktuk neticede o borç öderken ben evde oturmadım. Ama dönüp bakıyorum da hiç değerim bilinmedi sanki. Mesela çevremde çalışmayan birkaç yakınım var. Gelirlerleri bizden az olan da var çok olan da var. Aynı olan da var. Ama bakıyorum ne güzel her istedikleri alınıyor, her yere gidiyorlar, tatillerini yapıyorlar. Kendime bakıyorum o kadar çalış didin ama yeri gelince bir gönül almayı bile eşin çok görsün. Asla başkasında olanı kıskanmak değil bu. Yani demek ki sadece erkek çalışınca da kadının ihtiyaçları tedarik edilebiliyor.

Mesela son günlerde eve birkaç şey almak istedim. Eşim hemen karşı çıktı. Şimdi değil biraz kafamı dinlemek istiyorum bilmem ne. Oysaki ben ödeyeceğim ondan para istemiyorum. Ama borçlar yeni bitti şimdi değil daha sonra diyip durdu. Ya insanlara bakıyorum çalışmadıkları halde her şey ayaklarına geliyor ben çalışıp didiniyorum ve kaç senedir gerçekten zor zamanlar yaşamışız. Şu an alacak durumumuz var. Bekliyorum ki eşim desin bu kız da çok yıprandı bunu haketti. Alayım mutlu olsun. Şunu düşünmek bu kadar zor olmasa gerek. Israrla biraz kafamı dinleyeceğim bir süre bir şey ödemek istemiyorum diyor. Yahu alacağım şey üç kuruşluk bir şey. İllaki kendi istediği zamanı bekliyor benim mutlu olmam ya da üzülmem umrunda bile değil.

Bu arada alacak olsam yine alırım mesele o değil. Eşimin tavrı. Ya da benim her şeye bozulup ağlayasım var bilemiyorum.

Bu arada asla ev hanımlarına yönelik bir sözüm yok. Bunu oraya bağlamayalım. Ne demek istediğimi anlatabilmişimdir umarım.

Şimdi bir hediyeyi buraya nasıl bağladın diye düşünebilirsiniz ama değil. Ben zaten uzun zamandır düşünüyordum bunu. Değerimin bilinmediğini. Sanki eşim her şeyi yapması gerektiği için yapıyormuş gibi hissediyorum. Bazı şeyleri beni mutlu etmek için değil de gereklilik olarak gördüğü için yapıyor gibi gelmeye başladı. Beni mutlu etmek gibi bir görevi de yok zaten. Ama karşılıklı olarak birbirimizin mutluluğuyla mutlu oluruz ya hani. Eşimde bu yok.

Bu hediye mevzusunu hiç açmayacaktım ama dayanamadım dün açtım. “Hata yaptım, aslında bir şey yapabilirdim ama yapmadım telafi edicem” diyor hala. Meselenin hediye olmadığını maddiyatla ilgisinin olmadığını da bir türlü anlatamadım. En başından beri paramız yokken de bir şeyler yapabilirdin ama madem parasızlığı bahane ediyordun şimdi paran vardı diyorum. Hastaneye gitmiş olmamızı bahane ediyor. Bakın babasının hastalığını değil, hastaneye gitmiş olmamızı. Çünkü babası gayet iyiydi. Baban iyiydi diyorum evet haklısın hata ettim diyor yine. Aslında sonu gelmeyen boş bir tartışmaydı. Sonra sinir oldum konuyu kapattım ama kırgındım. Bu meseleyi de mesajla tartıştık zaten evde değildi. Sonra eve gelince bir şey bekledim. Ne biliyim ya hassas bir dönemdeyim herhalde gelir bi gönlümü alır dedim yok.

Bugün dayanamadım ve dedim ki senin hiçbir şeyle ilgili pişmanlık yaşadığını düşünmüyorum. Sadece bazı şeyleri sözden kurtulmak için “mış gibi” yapıyorsun dedim. Bu sadece son konuyla ilgili değil aramızdaki tüm problemlerle ilgili genel bir tesbit. Akşama işe gideceğim şimdi mi bunu söylemek aklına geldi dedi. Ve benim tüm sinirim bozuldu çıktım odadan başka odaya geçtim. O kadar ağlamak geldi ki içimden. Zaten son günlerde aşırı doluyum biri nasılsın dese ağlayacağım o yüzden kimseyle de görüşmüyorum. Daha önceki konularımı bilenler vardır destek almaya da başladım. Ama kendime engel olamadım inanılmaz bi ağlama krizi. İçim içime sığmıyor kendime engel olamıyorum ellerim dizlerim falan titriyor. Bir ara yere yığıldım sanırım o ara oğlum görmüş korkmuş ağlamaya başlamış. Eşim de geldi hemen beni kaldırdı ve kendime geleyim diye tokat attı. O anları biliyorum. O kadar sert vurdu ki sanki tüm hıncını alır gibiydi. Nefret eder gibi davrandı. Kendimde değilim diye bunları farketmedim sanıyor oysaki farkediyordum ama tepki veremiyordum. Bu nedir bilmiyorum sinir krizi mi ağlama krizi mi artık her neyse son zamanlarda çok fazla olmaya başlamıştı ama oğlumun beni öyle görmesine çok üzüldüm. Eşim ona annenin eli acımış ondan ağlamış dedi üst kata anneme bıraktı geldi. Beni elimi yüzümü yıkamaya götürüyor ama o kadar sevgisiz ki. Sanki sürüklüyor gibi. İte kaka yüzümü yıkadı falan. Ben o kadar kötüyüm ki gerçekten dizlerim tutmuyordu bi yerlere tutunmasam düşeceğim havada uçuyor gibiydim. Bir taraftan midem bulanıyor, yere basıyorum ama sanki boşluğa basıyor gibiyim. O da banyoda duvara vurdu birkaç kez. Çok gerildi her an bana vuracak sandım ama duvara vurarak kendini sakinleştirdi herhalde. Vurma sesi duydum sadece kendisini görmedim. Daha önce hiç şiddet vs olmadı olamaz da zaten bana elini kaldırsa asıl ben onu döverim ama sanki bu akşam beni yerden yere vurmak istiyor gibiydi öyle hissettim. Zar zor tutunarak yatağıma geçip yattım sakinleşmeye çalıştım kendi kendime. Su isteyecek halim bile yoktu dilim dönmüyordu zaten.

Bir süre sonra işe gitme vakti yaklaşınca gidip annemlerden oğlumu aldı. Ben de daha iyiydim. Oğlumu yanıma aldım beraber yatarken uyudu bebeğim. Eşim de hazırlanıp işe gitti. Bu saat oldu daha nasıl oldun diye sormadı. Umrunda bile olmadı yani.

Bu arada hediye almadığı için sinir krizi geçirdiğimi falan düşünmeyin çünkü maalesef buradan bu anlamı çıkaracak arkadaşlar var biliyorum. Asla konu hediye değil. Çok mutsuzum, sevildiğimi hissetmiyorum. Değer görmediğimi düşünüyorum. Daha yaşadığım bir sürü sorun var. Hepsi bir araya gelince böyle zaman zaman ağlama krizlerim olmaya başladı. İnanın kontrol edemiyorum her yerim titriyor kulaklarım uğulduyor. Çevremdeki her şeyin de farkında oluyorum duyuyorum ama tepki veremiyorum.

Neyse tüm bunlardan sonra bir de şöyle bir şey oldu. Biz ne zaman eşimle tartışsak küssek mutlaka birileri bizi bir yere davet ediyor. İğrenç bir durum gerçekten. Eşimin kuzeni il dışında görev yapıyor. Kısa süreliğine ailesinin yanına geldi. Bizi yarın kuzen gitmeden çaya davet ettiler. Ama eşime asla bunu haber vermek istemiyorum. Aslında gitmek de istemiyorum. Gidip her şey normalmiş gibi davranmak istemiyorum. Ama pazartesi kuzeni tekrar il dışına gidecek, uzunca bir süre dönmeyecek. Yeni ev alıp buraya yerleştiler ve bizi evlerine davet ediyorlar. Gitmesek de ne bileyim. Hep böyle anlara denk geliyor.

Öncelikli sorum şu. Eşime nasıl davranayım? Ne söyleyeyim? Ben asla bir şeyleri akışına bırakan, bekleyip zamanı gelince taşı gediğine koyabilen, intikam alabilen bir insan değilim. Hep anlık tepkiler veriyorum parlayıp geçiyor. Sanırım bundan kaybediyorum. Eşim de bunu bildiği için ağlar ağlar geçer diyor herhalde. Ama bugün beni böyle bırakıp gittikten sonra hiç arayıp sormaması işin tuzu biberi oldu. Kırgınlıklarım giderek arttı ve artık bir şey yapmak istiyorum. Beklemeden hemen şimdi uzuuuun bi mesaj yazardım önceden olsa. Ama sanırım ciddiye almıyor beni. Yine de çok beklemeden anlık ne yapabilirim. Çok ağır bir söz ne bileyim iyi bir ders niteliğinde bir şey lazım. Lütfen buraya kadar okuyan olduysa bana yardımcı olun çünkü gerçekten çok sinirliyim ve bir şey yapmazsam uyuyamayacağım.

İkincisi şu daveti ne yapacağım? Eşime sadece mesajı iletsem? Hiç iletişim kurmak da istemiyorum. Kıza da eşimin gececi olduğunu, sabah iş çıkışı arabayı servise götüreceğini söyledim. Duruma göre haberleşiriz dedim.

Ben şimdi ne yapayım?
Ben cok üzüldüm adınıza oysaki cok iyi, naif birine benziyorsunuz. Uzüntünüz, hayal kırıklığınız bize bile gecti. Oysaki adam iki sarılsa biticek ama bunu bile çok görüyorlar. Ben sizi cok iyi anladim. Ama susup geri cekilmelisiniz bence. Siz sevdiginiz icin cabaliyorsunuz,cozmek istiyorsunuz ama inanin ne yazarsaniz yazin anlamak istemeyen anlamiyor. Lutfen dikkat edin kendinize çok degerlisiniz. Bu arada ben olsam davete gitmez ve bir sure kendimi gerj cekerdim konusmazdim,islerini yapmazzdim yani
 
Ben cok üzüldüm adınıza oysaki cok iyi, naif birine benziyorsunuz. Uzüntünüz, hayal kırıklığınız bize bile gecti. Oysaki adam iki sarılsa biticek ama bunu bile çok görüyorlar. Ben sizi cok iyi anladim. Ama susup geri cekilmelisiniz bence. Siz sevdiginiz icin cabaliyorsunuz,cozmek istiyorsunuz ama inanin ne yazarsaniz yazin anlamak istemeyen anlamiyor. Lutfen dikkat edin kendinize çok degerlisiniz. Bu arada ben olsam davete gitmez ve bir sure kendimi gerj cekerdim konusmazdim,islerini yapmazzdim yani

Davete gitmedim. Eşime davet mesajını iletmiştim. İstersen gidebilirsin, gitmezsen de haber verirsin demiştim. İnsanlara haber bile vermemiş. Akşam olunca davet eden kişi bana yazdı tekrar. Sinir krizi geçiriyorum artık en ufak şeye tahammülüm kalmadı. Çok basit bir şey ama bu bile tetikliyor resmen insanı. Bu kadar umursamazlık da ne bileyim.
 
Davete gitmedim. Eşime davet mesajını iletmiştim. İstersen gidebilirsin, gitmezsen de haber verirsin demiştim. İnsanlara haber bile vermemiş. Akşam olunca davet eden kişi bana yazdı tekrar. Sinir krizi geçiriyorum artık en ufak şeye tahammülüm kalmadı. Çok basit bir şey ama bu bile tetikliyor resmen insanı. Bu kadar umursamazlık da ne bileyim.
Sizi anliyorum ama takmamaya calisin olan size oluyor. Insallah hakkettiginizi yaşarsıniz❤️
 
Daha önceki yorumumda eşiniz umarsız biri demiştim.
Akrabasına gelemeyeceğinizi haber vermeyerek bunu doğrulamış oldu.
Umarsız ve kayıtsız bir erkekle, fazla hassas ve her detayı düşünen kadının evliliği çok zor yürür.
Ben odağınızı kendinize yöneltmeniz gerektiğini düşünüyorum.
Biraz çekin kendinizi.
Tartışmaya, kendinizi anlatmaya uğraşmayın kocanıza.
Çocuğunuzla çıkın gezin, ailenizle ve arkadaşlarınızla buluşun.
Kocanız merak etsin noluyor bizim hanıma? Diye.
 
Daha önceki yorumumda eşiniz umarsız biri demiştim.
Akrabasına gelemeyeceğinizi haber vermeyerek bunu doğrulamış oldu.
Umarsız ve kayıtsız bir erkekle, fazla hassas ve her detayı düşünen kadının evliliği çok zor yürür.
Ben odağınızı kendinize yöneltmeniz gerektiğini düşünüyorum.
Biraz çekin kendinizi.
Tartışmaya, kendinizi anlatmaya uğraşmayın kocanıza.
Çocuğunuzla çıkın gezin, ailenizle ve arkadaşlarınızla buluşun.
Kocanız merak etsin noluyor bizim hanıma? Diye.

Kendisine sorarsanız o daveti bugün sanıyormuş. Dün olduğunu anlamamış mesajda. Bana ne zaman olduğunu sorabilirdin dediğimde susuyor.

Ama dünden beri dibimden ayrılmıyor. Gözümün içine bakıyor.

Bugün de bir yakınının düğünü var ve gitmeyeceğim. Ne kalkıp gidebiliyor ne de bana gidelim diyebiliyor. Öyle kıvranıyor.

Evet gerçekten eziyet gibi.
 
Normalde pek senli benli yazmam ama biraz dertleşme gibi olsun istedim.

Neler yaşadık be Gülbeen...diyerek söze başlayayım. Doğumuma bir hafta kala (hayati tehlikem olan bir doğum olacaktı başından belliydi ) kendi doğum günümdü. Eşim iş sebebiyle uzaktaydı ve akşam 10da WhatsApp'tan sticker atarak kutladı, parmaklarını yorup klavyeye basmamış o derece düşün. Tabi bende inanılmaz bir inkar durumu var, adamın ilgisizliğine bahaneler buluyorum aklımca falan ama o çok kötü koydu. Daha aklıma gelmeyen yüzlerce şey var. Özel günler falan hayal tabi.

Her neyse benim aydınlanma dönemi böyle başladı, uzun da sürdü aslında. Ben küçüklükten beri babam beni sevsin diye uğraştım, evlendim eşim beni sevsin diye uğraştım falan böyle bir hayatım oldu. İkisinden de beklediğim dönüşü alamadım elbette. Neyse oradan yıpran, buradan ağla derken ben 30 yaşıma girdim öyle böyle. Bir sabah (burası aşırı saçma gelecek ama) uyandım ve dedim ki "Ulan bunlar kim beni sevmeyecek ? Muhtaç mıyım sanki ?"

A aaa... Ben yıllardır kendim hariç herkesi sevmiş ve kendimi sevdirmek istemişim. Birden 180 derece döndüm. Hatta hatırlıyorum en yakın arkadaşım çok gülmüştü, hayatımda yapmadığım şeyleri yapmak istiyordum sanki dünyayı yeni keşfediyor gibi. Ben yeni deneyimler edinirken eşim hala farkında değil, kafasına göre takılıyor ya da öyle görünüyor. Bir tatil akşamı kızımı uyuttum, aldım arabanın anahtarını, çok yakında oturan bir arkadaşıma gidecegimi söyledim, kızlar gecesi yapacaktık, sabah kahvaltıya yetişirim dedim. Eşim yüzüme bakakaldı çünkü ben normalde çocuk uyuyunca kahve yapar eşimle sohbet etmeye çabalardım. Çabalardım diyorum, çünkü gerçekten tek taraflı bir çabaydı. Çıktım gittim, sabah erkenden kızım uyanmadan geri döndüm ve baktım ki adam benle sohbet etmeye çabalıyor. Tabi ben bu süreçte kendimle ilgilenmeye başladığım için bana bir ışık geldi resmen herkesten iltifat almaya başladım. Eşimle oturuyoruz mesela, o laf açmaya çalışmamı bekliyor eski alışkanlık, ben alıp bir kitap okumaya başlıyorum. Baktım kendisi gelmeye başladı hadi dizi izleyelim diyerek. Böyle böyle birkaç ay geçti. Bu arada bu süreçte ben çok neşeliydim çünkü kendimle mutluydum dolayısıyla ortada trip kavga mesafe hiçbir şey yoktu. Okuluma odaklandım, onur belgeleri aldım falan keyfim yerinde yani.

Şu anki halimiz şöyle, beraber vakit geçirmeye yer arayan bir eşim var. En sevdiğim kahveden koliyle almış, her akşam kahve teklif ediyor. 14 Şubat'ta minimal bir kolye almış çünkü ben öyle severmişim, anneler gününde aylar öncesinden sadece gösterip ne güzelmiş dediğim ayakkabıyı bulup almış, tanışma yıl dönümümüzü bile kutladı ya adam resmen... Sürekli beni en sevdiğim yerlere götürmeye çalışıyor, tatiller planlıyor ve işin garibi uyguluyor. Koltuğun öbür ucunda oturan adam şimdi bana temas etmeden oturmuyor. Ha, bunlar eskiden olsa beni havalara uçuracak şeylerken, şimdi sadece "normal" hissettiriyor çünkü ben eski ben değilim. Bazen hüzünleniyorum eski halimi de seviyordum ama demek ki mental anlamda yeni bir seviyeye ulaşmam gerekiyormuş.

Şu anki öfkeni çok iyi anlıyorum. İnsan delirecek gibi oluyor evet, ne yapsan hırsını alamayacaksın yılların birikmişliği var hediye değil ki mevzu. Ama işte kısa vadede yapacağın hiçbir şey uzun vadede kendine yapacağın yatırım kadar etki etmeyecek. Çok iyi biliyorum, mutfakta elimde kahve ses çıkarmamaya çalışarak ağlardım. Ben tükendikçe sevgisizliğin dozu artıyordu. Kısır döngü gibi ya... Arkadaşlarım bana hep akıl verirdi işte ilgilenme şöyle yap böyle yap. Ben taktik ile ilişki yürümez kafasındaydım, öyle birisi olamıyordum. Denedim sonra, geçici oluyor çünkü ben hala o kendini seven kadın değildim. Yapay çözümler onlar. Şimdi hiçbir taktik yapmıyorum inan bana, sadece artık kendime döndüm. Benim bir kızım var, bu şekilde görsün bilsin ve bunu normalleştirsin o da yaşasın istemedim çünkü benim annem bunları yaşadı ve ben normal sandım. Bir de kendime bakmak istedim, hani hep sevilme çabası gösterip karşılık alamadım ya, esas karşılık kendimdeymiş meğer.

Çok çok uzun yazdım biliyorum, ben hep upuzun yazıyorum zaten huy gibi bir şey. Ama mesajlar kısa artık. Uzun uzun dert anlatmaya gerek yok, anlıyorlar çok üzgünüm ama çok iyi anlıyorlar. Erkekler bir şeyleri bilerek beceremiyor veya anlamıyor gibi davranırlar ki beklentiye girmeyelim. Bunun terimsel bir adı da var fakat aklıma gelmedi şu an. N'olur üzülme o yüzden. Şu anda gidip ona ne yapsan veya ne söylesen hiçbir işe yaramayacak. Denedim her şeyi denedim, biliyorum. Bir de dön kendine bak. Sen kimsin, ne seversin ne sevmezsin, şu ana kadar neler yapmak istedin de erteledin ? Mesela nasıl giyinmek isterdin ? En çok hangi renkleri seversin ? Son zamanlarda hiç farklı tarzda bir müzik dinlemeyi denedin mi ? En sevdiğin anın ne ? En sevmediğin peki ? Bir dön bak kendine. İnsanoğlu derya deniz kendimizde keşfedecek onca şey var. Tüm bunlar olurken ben bir sürü psikoloji kitabı okudum, kişisel gelişim değil dikkat, psikoloji. Onlar beni çok güçlendirdi. Kendini tanıdıkça güçleniyormuş insan. Bir yolculuğa çık, yolun sonu güzel. O yolda adam da sana yetişirse yetişir, yetişemezse onu aradan çıkarman için ihtiyacın olan gücü kendinde bulacaksın zaten. Çok mutlu ol sevgili kız kardeşim, sen bunu hakediyorsun ❤️
 
Normalde pek senli benli yazmam ama biraz dertleşme gibi olsun istedim.

Neler yaşadık be Gülbeen...diyerek söze başlayayım. Doğumuma bir hafta kala (hayati tehlikem olan bir doğum olacaktı başından belliydi ) kendi doğum günümdü. Eşim iş sebebiyle uzaktaydı ve akşam 10da WhatsApp'tan sticker atarak kutladı, parmaklarını yorup klavyeye basmamış o derece düşün. Tabi bende inanılmaz bir inkar durumu var, adamın ilgisizliğine bahaneler buluyorum aklımca falan ama o çok kötü koydu. Daha aklıma gelmeyen yüzlerce şey var. Özel günler falan hayal tabi.

Her neyse benim aydınlanma dönemi böyle başladı, uzun da sürdü aslında. Ben küçüklükten beri babam beni sevsin diye uğraştım, evlendim eşim beni sevsin diye uğraştım falan böyle bir hayatım oldu. İkisinden de beklediğim dönüşü alamadım elbette. Neyse oradan yıpran, buradan ağla derken ben 30 yaşıma girdim öyle böyle. Bir sabah (burası aşırı saçma gelecek ama) uyandım ve dedim ki "Ulan bunlar kim beni sevmeyecek ? Muhtaç mıyım sanki ?"

A aaa... Ben yıllardır kendim hariç herkesi sevmiş ve kendimi sevdirmek istemişim. Birden 180 derece döndüm. Hatta hatırlıyorum en yakın arkadaşım çok gülmüştü, hayatımda yapmadığım şeyleri yapmak istiyordum sanki dünyayı yeni keşfediyor gibi. Ben yeni deneyimler edinirken eşim hala farkında değil, kafasına göre takılıyor ya da öyle görünüyor. Bir tatil akşamı kızımı uyuttum, aldım arabanın anahtarını, çok yakında oturan bir arkadaşıma gidecegimi söyledim, kızlar gecesi yapacaktık, sabah kahvaltıya yetişirim dedim. Eşim yüzüme bakakaldı çünkü ben normalde çocuk uyuyunca kahve yapar eşimle sohbet etmeye çabalardım. Çabalardım diyorum, çünkü gerçekten tek taraflı bir çabaydı. Çıktım gittim, sabah erkenden kızım uyanmadan geri döndüm ve baktım ki adam benle sohbet etmeye çabalıyor. Tabi ben bu süreçte kendimle ilgilenmeye başladığım için bana bir ışık geldi resmen herkesten iltifat almaya başladım. Eşimle oturuyoruz mesela, o laf açmaya çalışmamı bekliyor eski alışkanlık, ben alıp bir kitap okumaya başlıyorum. Baktım kendisi gelmeye başladı hadi dizi izleyelim diyerek. Böyle böyle birkaç ay geçti. Bu arada bu süreçte ben çok neşeliydim çünkü kendimle mutluydum dolayısıyla ortada trip kavga mesafe hiçbir şey yoktu. Okuluma odaklandım, onur belgeleri aldım falan keyfim yerinde yani.

Şu anki halimiz şöyle, beraber vakit geçirmeye yer arayan bir eşim var. En sevdiğim kahveden koliyle almış, her akşam kahve teklif ediyor. 14 Şubat'ta minimal bir kolye almış çünkü ben öyle severmişim, anneler gününde aylar öncesinden sadece gösterip ne güzelmiş dediğim ayakkabıyı bulup almış, tanışma yıl dönümümüzü bile kutladı ya adam resmen... Sürekli beni en sevdiğim yerlere götürmeye çalışıyor, tatiller planlıyor ve işin garibi uyguluyor. Koltuğun öbür ucunda oturan adam şimdi bana temas etmeden oturmuyor. Ha, bunlar eskiden olsa beni havalara uçuracak şeylerken, şimdi sadece "normal" hissettiriyor çünkü ben eski ben değilim. Bazen hüzünleniyorum eski halimi de seviyordum ama demek ki mental anlamda yeni bir seviyeye ulaşmam gerekiyormuş.

Şu anki öfkeni çok iyi anlıyorum. İnsan delirecek gibi oluyor evet, ne yapsan hırsını alamayacaksın yılların birikmişliği var hediye değil ki mevzu. Ama işte kısa vadede yapacağın hiçbir şey uzun vadede kendine yapacağın yatırım kadar etki etmeyecek. Çok iyi biliyorum, mutfakta elimde kahve ses çıkarmamaya çalışarak ağlardım. Ben tükendikçe sevgisizliğin dozu artıyordu. Kısır döngü gibi ya... Arkadaşlarım bana hep akıl verirdi işte ilgilenme şöyle yap böyle yap. Ben taktik ile ilişki yürümez kafasındaydım, öyle birisi olamıyordum. Denedim sonra, geçici oluyor çünkü ben hala o kendini seven kadın değildim. Yapay çözümler onlar. Şimdi hiçbir taktik yapmıyorum inan bana, sadece artık kendime döndüm. Benim bir kızım var, bu şekilde görsün bilsin ve bunu normalleştirsin o da yaşasın istemedim çünkü benim annem bunları yaşadı ve ben normal sandım. Bir de kendime bakmak istedim, hani hep sevilme çabası gösterip karşılık alamadım ya, esas karşılık kendimdeymiş meğer.

Çok çok uzun yazdım biliyorum, ben hep upuzun yazıyorum zaten huy gibi bir şey. Ama mesajlar kısa artık. Uzun uzun dert anlatmaya gerek yok, anlıyorlar çok üzgünüm ama çok iyi anlıyorlar. Erkekler bir şeyleri bilerek beceremiyor veya anlamıyor gibi davranırlar ki beklentiye girmeyelim. Bunun terimsel bir adı da var fakat aklıma gelmedi şu an. N'olur üzülme o yüzden. Şu anda gidip ona ne yapsan veya ne söylesen hiçbir işe yaramayacak. Denedim her şeyi denedim, biliyorum. Bir de dön kendine bak. Sen kimsin, ne seversin ne sevmezsin, şu ana kadar neler yapmak istedin de erteledin ? Mesela nasıl giyinmek isterdin ? En çok hangi renkleri seversin ? Son zamanlarda hiç farklı tarzda bir müzik dinlemeyi denedin mi ? En sevdiğin anın ne ? En sevmediğin peki ? Bir dön bak kendine. İnsanoğlu derya deniz kendimizde keşfedecek onca şey var. Tüm bunlar olurken ben bir sürü psikoloji kitabı okudum, kişisel gelişim değil dikkat, psikoloji. Onlar beni çok güçlendirdi. Kendini tanıdıkça güçleniyormuş insan. Bir yolculuğa çık, yolun sonu güzel. O yolda adam da sana yetişirse yetişir, yetişemezse onu aradan çıkarman için ihtiyacın olan gücü kendinde bulacaksın zaten. Çok mutlu ol sevgili kız kardeşim, sen bunu hakediyorsun ❤️

Yazdıklarını gözlerim dolarak okudum. Desteğin ve içtenliğin için çok teşekkür ederim❤️ iki gündür ben de bunu uygulamaya başladım. Böyle de devam edeceğim 🌸
 
Beklentiler insanı yaraliyor malasef . yaz dönemi olduğu için çoğu kişinin yıldönümü yaklaştı.tipki bizim olduğu gibi.bende birşeyler yaparız ederiz dedim hatta çocuğu bırakırız beraber takiliriz.yok malasef duygusuzun önde gideni bazıları..konuk çok farklı yerlere taşındı.kavgaya dönüştü.yani benimki de ya otekliyor ya sizin ki gibi sonralara sığınıyor ve o gün hiç gelmiyor unutuluyor.esleri bu konuda düşünceli olanlar çok şanslı ben hep düşünceli olmaya çalıştım ama bana zarardan başka bir şey vermedi
 
Normalde pek senli benli yazmam ama biraz dertleşme gibi olsun istedim.

Neler yaşadık be Gülbeen...diyerek söze başlayayım. Doğumuma bir hafta kala (hayati tehlikem olan bir doğum olacaktı başından belliydi ) kendi doğum günümdü. Eşim iş sebebiyle uzaktaydı ve akşam 10da WhatsApp'tan sticker atarak kutladı, parmaklarını yorup klavyeye basmamış o derece düşün. Tabi bende inanılmaz bir inkar durumu var, adamın ilgisizliğine bahaneler buluyorum aklımca falan ama o çok kötü koydu. Daha aklıma gelmeyen yüzlerce şey var. Özel günler falan hayal tabi.

Her neyse benim aydınlanma dönemi böyle başladı, uzun da sürdü aslında. Ben küçüklükten beri babam beni sevsin diye uğraştım, evlendim eşim beni sevsin diye uğraştım falan böyle bir hayatım oldu. İkisinden de beklediğim dönüşü alamadım elbette. Neyse oradan yıpran, buradan ağla derken ben 30 yaşıma girdim öyle böyle. Bir sabah (burası aşırı saçma gelecek ama) uyandım ve dedim ki "Ulan bunlar kim beni sevmeyecek ? Muhtaç mıyım sanki ?"

A aaa... Ben yıllardır kendim hariç herkesi sevmiş ve kendimi sevdirmek istemişim. Birden 180 derece döndüm. Hatta hatırlıyorum en yakın arkadaşım çok gülmüştü, hayatımda yapmadığım şeyleri yapmak istiyordum sanki dünyayı yeni keşfediyor gibi. Ben yeni deneyimler edinirken eşim hala farkında değil, kafasına göre takılıyor ya da öyle görünüyor. Bir tatil akşamı kızımı uyuttum, aldım arabanın anahtarını, çok yakında oturan bir arkadaşıma gidecegimi söyledim, kızlar gecesi yapacaktık, sabah kahvaltıya yetişirim dedim. Eşim yüzüme bakakaldı çünkü ben normalde çocuk uyuyunca kahve yapar eşimle sohbet etmeye çabalardım. Çabalardım diyorum, çünkü gerçekten tek taraflı bir çabaydı. Çıktım gittim, sabah erkenden kızım uyanmadan geri döndüm ve baktım ki adam benle sohbet etmeye çabalıyor. Tabi ben bu süreçte kendimle ilgilenmeye başladığım için bana bir ışık geldi resmen herkesten iltifat almaya başladım. Eşimle oturuyoruz mesela, o laf açmaya çalışmamı bekliyor eski alışkanlık, ben alıp bir kitap okumaya başlıyorum. Baktım kendisi gelmeye başladı hadi dizi izleyelim diyerek. Böyle böyle birkaç ay geçti. Bu arada bu süreçte ben çok neşeliydim çünkü kendimle mutluydum dolayısıyla ortada trip kavga mesafe hiçbir şey yoktu. Okuluma odaklandım, onur belgeleri aldım falan keyfim yerinde yani.

Şu anki halimiz şöyle, beraber vakit geçirmeye yer arayan bir eşim var. En sevdiğim kahveden koliyle almış, her akşam kahve teklif ediyor. 14 Şubat'ta minimal bir kolye almış çünkü ben öyle severmişim, anneler gününde aylar öncesinden sadece gösterip ne güzelmiş dediğim ayakkabıyı bulup almış, tanışma yıl dönümümüzü bile kutladı ya adam resmen... Sürekli beni en sevdiğim yerlere götürmeye çalışıyor, tatiller planlıyor ve işin garibi uyguluyor. Koltuğun öbür ucunda oturan adam şimdi bana temas etmeden oturmuyor. Ha, bunlar eskiden olsa beni havalara uçuracak şeylerken, şimdi sadece "normal" hissettiriyor çünkü ben eski ben değilim. Bazen hüzünleniyorum eski halimi de seviyordum ama demek ki mental anlamda yeni bir seviyeye ulaşmam gerekiyormuş.

Şu anki öfkeni çok iyi anlıyorum. İnsan delirecek gibi oluyor evet, ne yapsan hırsını alamayacaksın yılların birikmişliği var hediye değil ki mevzu. Ama işte kısa vadede yapacağın hiçbir şey uzun vadede kendine yapacağın yatırım kadar etki etmeyecek. Çok iyi biliyorum, mutfakta elimde kahve ses çıkarmamaya çalışarak ağlardım. Ben tükendikçe sevgisizliğin dozu artıyordu. Kısır döngü gibi ya... Arkadaşlarım bana hep akıl verirdi işte ilgilenme şöyle yap böyle yap. Ben taktik ile ilişki yürümez kafasındaydım, öyle birisi olamıyordum. Denedim sonra, geçici oluyor çünkü ben hala o kendini seven kadın değildim. Yapay çözümler onlar. Şimdi hiçbir taktik yapmıyorum inan bana, sadece artık kendime döndüm. Benim bir kızım var, bu şekilde görsün bilsin ve bunu normalleştirsin o da yaşasın istemedim çünkü benim annem bunları yaşadı ve ben normal sandım. Bir de kendime bakmak istedim, hani hep sevilme çabası gösterip karşılık alamadım ya, esas karşılık kendimdeymiş meğer.

Çok çok uzun yazdım biliyorum, ben hep upuzun yazıyorum zaten huy gibi bir şey. Ama mesajlar kısa artık. Uzun uzun dert anlatmaya gerek yok, anlıyorlar çok üzgünüm ama çok iyi anlıyorlar. Erkekler bir şeyleri bilerek beceremiyor veya anlamıyor gibi davranırlar ki beklentiye girmeyelim. Bunun terimsel bir adı da var fakat aklıma gelmedi şu an. N'olur üzülme o yüzden. Şu anda gidip ona ne yapsan veya ne söylesen hiçbir işe yaramayacak. Denedim her şeyi denedim, biliyorum. Bir de dön kendine bak. Sen kimsin, ne seversin ne sevmezsin, şu ana kadar neler yapmak istedin de erteledin ? Mesela nasıl giyinmek isterdin ? En çok hangi renkleri seversin ? Son zamanlarda hiç farklı tarzda bir müzik dinlemeyi denedin mi ? En sevdiğin anın ne ? En sevmediğin peki ? Bir dön bak kendine. İnsanoğlu derya deniz kendimizde keşfedecek onca şey var. Tüm bunlar olurken ben bir sürü psikoloji kitabı okudum, kişisel gelişim değil dikkat, psikoloji. Onlar beni çok güçlendirdi. Kendini tanıdıkça güçleniyormuş insan. Bir yolculuğa çık, yolun sonu güzel. O yolda adam da sana yetişirse yetişir, yetişemezse onu aradan çıkarman için ihtiyacın olan gücü kendinde bulacaksın zaten. Çok mutlu ol sevgili kız kardeşim, sen bunu hakediyorsun ❤️
Normalde pek mesaj yazmam ama buna yazmadan geçemeyeceğim. Aynı döngüyü yaşadım. Babam beni sevsin diye mücadele verdim olmadı. Sonra eşimle başladı aynı süreç. Ben çok sevilmek istedim ve bunun için her şeyimi vermeye de hazırdım. Öyle açtım sevgiye yani. Ama eşim tam bir kacingandi. Sanki dönmüş gibiydi bana karşı. Ne yaptıysam çözemedim. Aramızda kavga dövüş saygısızlık seviyesizlik olmaz. Ama benim aradım o yakınlık, o tam vaktinde kalbime dokunulması,
 
X