Anne olmak fedakarlık gerektirir hatta bazen hiç olmayı da gerektirir.

Idrakyollariiltihabi Idrakyollariiltihabi
konunu sadece okuyorum. yazılacak pek çok şeyi yazdılar. yazmak istediklerimin bir kısmını derin sularda derin sularda yazabileceğimde çok daha güzel ifade etti.
çok zor bir insan ama çok fedakar bir annesin.

öte yandan kendine bu kadar yüklenmenin alemi yok.
elindekiler bunlar, akıllı kadınsın, çocuğun ve kendin için en verimli nasılsa o şekilde kullan.

şiddet degil konusunda sana çok katılmıyorum. gayet şiddet.
isterse sana daha çok zarar verirdi düşüncesini sende oluşturması bile şiddet bana sorarsan.
evet, çok hanım evladı yetişmiş biriyim.
ve korkağım.

ama yerinde olsam çıkış yolum o evin çalışanı olduğumu düşünmek falan olurdu sanırım.
bunun karşılığında maddi çıkarların var.
ve şartlar uygun olduğunda işini değiştirebileceksin. ötesini görmüyorum.
belki vardır bilmiyorum.
burada pek çok kişi olduğunu düşünüyor.
ve sen ne kadar kızgın olursan ol olduğunu umut ediyorsun gibi geliyor.

bir yanım sen işe başlayıp çocuk biraz toparladığında daha iyi olursunuz diye düşünüyordu içten içe.
ama o zamana kadar geri dönüşü olmayan bir hata yapmamalıydınız.

ki sanırım aranızda geçen itiş kakışı görmezden gelsen bile, sırrının ifşa edilmesi tehdidini hoş görmeyeceksin gibi.

nasıl mutlu olacaksan öyle olsun 🙏🏻
 
Evet ben de sizi hiç tanımıyorum.
Bununla birlikte çocuğa,öğrenciye şiddet konularında ne kadar duyarlı ve bilinçli olduğunuzu görünce doğal olarak bir sempati geliştirdim size karşı.
O konularda birbirimizi destekleyen yorumlar yaptık.

Başka bir konuda ilk yorumlarda bir meslektaşımla zıt düştük,
karşılıklı birbirimizi alıntılayıp tartıştık.
Sonuçta uzlaştık ve sonrasında bir sempati geliştirdik birbirimize.

Bir konuda fikrime karşı çıkan bir üye,
cevap olarak,af buyrun, 'Oha!' diye başladı yorumuna.
Nickini not ettim zihnimin bir tarafına.
Kendisiyle muhatap olmuyorum.
Çünkü benim tarzım ve üslubum böyle bir cevabı haketmiyor ayrıca benim bildiğim bu kelime hayvanları durdurmak için kullanılır.
Eleştiriye ve itiraza,itirazım yok ama üslup ve tavır çok önemli benim içim.

Kısacası bizi,tavrımızı,yorumlarımızı çok farklı etkenler etkiliyor.
Birilerine sempati duyulmasını anlıyorum ve seviniyorum onun adına.. Benim demek istediğim o zaman hakimler sevdiklerine hiç ceza kesmesin.. Hiç yargılamasınlar.. Sevilenlere yasalar işlemiyor mu diyorum.. Hadi konu sahibi seviliyor da kocası da mı seviliyor da uyguladığı şiddet olarak görülmüyor.. Bi insan sevilse de sevilmesede.. Yiğidi öldür hakkını yeme diye bir durum var.. Yani sevmediğin biri de olsa doğru yaptığında takdir edilmeli.. Sevilen De eleştirilebilinmelidir.. Aynı olaya farklı yorumlar yapılınca haliyle şaşırıyor insan..
 
Idrakyollariiltihabi Idrakyollariiltihabi
konunu sadece okuyorum. yazılacak pek çok şeyi yazdılar. yazmak istediklerimin bir kısmını derin sularda derin sularda yazabileceğimde çok daha güzel ifade etti.
çok zor bir insan ama çok fedakar bir annesin.

öte yandan kendine bu kadar yüklenmenin alemi yok.
elindekiler bunlar, akıllı kadınsın, çocuğun ve kendin için en verimli nasılsa o şekilde kullan.

şiddet degil konusunda sana çok katılmıyorum. gayet şiddet.
isterse sana daha çok zarar verirdi düşüncesini sende oluşturması bile şiddet bana sorarsan.
evet, çok hanım evladı yetişmiş biriyim.
ve korkağım.

ama yerinde olsam çıkış yolum o evin çalışanı olduğumu düşünmek falan olurdu sanırım.
bunun karşılığında maddi çıkarların var.
ve şartlar uygun olduğunda işini değiştirebileceksin. ötesini görmüyorum.
belki vardır bilmiyorum.
burada pek çok kişi olduğunu düşünüyor.
ve sen ne kadar kızgın olursan ol olduğunu umut ediyorsun gibi geliyor.

bir yanım sen işe başlayıp çocuk biraz toparladığında daha iyi olursunuz diye düşünüyordu içten içe.
ama o zamana kadar geri dönüşü olmayan bir hata yapmamalıydınız.

ki sanırım aranızda geçen itiş kakışı görmezden gelsen bile, sırrının ifşa edilmesi tehdidini hoş görmeyeceksin gibi.

nasıl mutlu olacaksan öyle olsun 🙏🏻

Yok ben kesinlikle bu yaşananlar şiddet değil demiyorum. Tabi ki şiddet ki söyledim de birçok kez bunu. Sadece "erkek gücü" diye özellikle belirten arkadaşımıza bunu söyledim. İstese daha fazlasını yapardı diye.

Belki de daha fazlasını yapmama sebebi benden korkmasıdır mesela. Çünkü benim ayarım yok şiddet karşısında. Canına kastedebilirdim, gözüm dönebilirdi. Kendini kontrol edemezdim ve çok daha vahim sonuçlar olabilirdi. Zira güç savaşında yenilmeyi ya da ezilmeyi hazmedemiyorum.

Evet şiddetten daha çok o yaptığını hazmedemedim. WhatsApptan engelledim kendisini. İletişim kurmaya çalışıyordu çünkü. Bir saat önce mesaj atmış. "haklı olduğun çok konu var ama" ile başlayan. Konuşmasına müsaade etmedim. Telafi edebileceğin bir şey yapmadın, lütfen iletişim kurma benimle. Çocukla ilgili konuşalım sadece dedim sustu.

Hani bu seferki öyle bir öfke ya da kızgınlık hali değil. Çok ağır geldi yaptığı şey. Hem ona yakıştıramadım hem de kendime "demek ki ayrılık korkusu ile her türlü pisliği yapabilecek bir adammış ve ben bunu bilmeden bu adamı sevmişim" diye kendime kızdım. Çok karışık kafam ve açıkcası şu an bir karar almak bile gelmiyor içimden.

O da bunun farkında ki, arayıp mesaj atmaya çalışıyor. Evet ben bu evde yaşayarak, onun bazı işlerini hallediyorum. Ev temiz, yemek var, çamaşır ütü yapılıyor. Konforlu ve temiz bir evde yaşıyor dolayısıyla ben de bunun maddi karşılığını alıyorum. Bu, bu kadar. Gelecekte ne olur bilinmez. Belki ben ölürüm, belki o ölür. Yıllar sonrasının hesabını yapamam şimdiden. Bu evde yaşayacak ve gelecekteki belirsizlik yüzünden önce kendimi iyileştirip sonra geleceğe yatırım yapacağım. Şu an için tek amacım bu.

Şu halimle de düşman bile muhatap olsun istemem. Eşimin en büyük cezası da bu olsa gerek. Ne öfkeliyim, ne herhangi bir hissim var. Tamamen nötr haldeyim ki ben bu hale geldiysem, kolay kolay normale dönmem. Büyük konuşmayayım tabi. Mesela şu an düşündüğüm şey geçen hafta bir mağazada gördüğüm avize. Evet avize. Normalde olsa evliliğimle ilgili binlerce plan ve ihtimali düşünüyor olurdum. Avize güzeldi ama.
 
Evet ben de sizi hiç tanımıyorum.
Bununla birlikte çocuğa,öğrenciye şiddet konularında ne kadar duyarlı ve bilinçli olduğunuzu görünce doğal olarak bir sempati geliştirdim size karşı.
O konularda birbirimizi destekleyen yorumlar yaptık.

Başka bir konuda ilk yorumlarda bir meslektaşımla zıt düştük,
karşılıklı birbirimizi alıntılayıp tartıştık.
Sonuçta uzlaştık ve sonrasında bir sempati geliştirdik birbirimize.

Bir konuda fikrime karşı çıkan bir üye,
cevap olarak,af buyrun, 'Oha!' diye başladı yorumuna.
Nickini not ettim zihnimin bir tarafına.
Kendisiyle muhatap olmuyorum.
Çünkü benim tarzım ve üslubum böyle bir cevabı haketmiyor ayrıca benim bildiğim bu kelime hayvanları durdurmak için kullanılır.
Eleştiriye ve itiraza,itirazım yok ama üslup ve tavır çok önemli benim içim.

Kısacası bizi,tavrımızı,yorumlarımızı çok farklı etkenler etkiliyor.

herkesin başka bir güzelliği oluyor.
sizi biraz daha abla/öğretmen/mentor olarak görüyorum. yazdıklarınızı dikkatli okuyorum neler çıkarabilirim diye. :) örnek aldığım da oluyor.

idrak daha sınıf arkadaşım gibi mesela. biraz yaş, biraz evlatların zamanlaması, aynı noktalarda gezip farklı hayatlar yaşıyoruz ama anlayabiliyorum. keyif alıyorum.

bir başkası iş arkadaşım, bir başkası annelik arkadaşım gibi hissediyorum zaman zaman.

ve bu hissiyat birbirinin gözlerinin içine bakmamış insanlardan geliyorsa demekki epey yoğun :) güzel bir şey bunu yakalamak.
 
Bende cocuklarim icin dayandim ama degmezmisler malesef ondokuz sene oldu löslich ondokuz bnm esim saygisiz biri özel gün bilmez önemsemez seni alistimmi hayir ama kabulenmek zorunda kaldim cocuklarim kücükken tek hayalim annelerini önemsemeleri deger vermeldet Bn elimden geleni fazlasiyla yptim Baba sadece isten eve evden ise her seyle Bn ilgilendim kagit küren cocuklarin hastaligi okul toplantisi problemleri eee degdimi hayir elime ne gecti koca bir hicccc ve karsimda esime asla benzemiyecek dedigim evlatlarim babalarin kopyalari bilseydim evlenmezdim bilseydim Bu adama iki cocuk yapmazdim evlatlarim deyip deyip ömrümü yedim sonuc sifirrrr fedakar olma arkadasim ilk önce yasa yasa kimse icin fedakar olma sonu bnm gibi olma
 
Birilerine sempati duyulmasını anlıyorum ve seviniyorum onun adına.. Benim demek istediğim o zaman hakimler sevdiklerine hiç ceza kesmesin.. Hiç yargılamasınlar.. Sevilenlere yasalar işlemiyor mu diyorum.. Hadi konu sahibi seviliyor da kocası da mı seviliyor da uyguladığı şiddet olarak görülmüyor.. Bi insan sevilse de sevilmesede.. Yiğidi öldür hakkını yeme diye bir durum var.. Yani sevmediğin biri de olsa doğru yaptığında takdir edilmeli.. Sevilen De eleştirilebilinmelidir.. Aynı olaya farklı yorumlar yapılınca haliyle şaşırıyor insan..
Kuzum ne burası mahkeme,ne de biz hakimiz.
Elimizde ne dava dosyası var,ne de deliller.
Konu sahibinin anlattıklarını kendi aklımızla değerlendirip,kendi bakış açımızla yorumluyoruz.
Kendini daha iyi ifade eden 1-0,
eleştiriye açık olan 2-0,
kendini eleştirebilen 3-0 öne geçiyor.

İnsan olduğumuz için,yorum yaparken işin
içine duygularımız da giriyor.
Ayrıca epey eleştiri de aldı İdrak.
Bence siz bazı üyelere çok kızıp,
kırılmışsınız kendi konunuzda.
İçinizden atamadığınız için bu kırgınlığı,
tepkiniz de azalmıyor.
 
Yok ben kesinlikle bu yaşananlar şiddet değil demiyorum. Tabi ki şiddet ki söyledim de birçok kez bunu. Sadece "erkek gücü" diye özellikle belirten arkadaşımıza bunu söyledim. İstese daha fazlasını yapardı diye.

Belki de daha fazlasını yapmama sebebi benden korkmasıdır mesela. Çünkü benim ayarım yok şiddet karşısında. Canına kastedebilirdim, gözüm dönebilirdi. Kendini kontrol edemezdim ve çok daha vahim sonuçlar olabilirdi. Zira güç savaşında yenilmeyi ya da ezilmeyi hazmedemiyorum.

Evet şiddetten daha çok o yaptığını hazmedemedim. WhatsApptan engelledim kendisini. İletişim kurmaya çalışıyordu çünkü. Bir saat önce mesaj atmış. "haklı olduğun çok konu var ama" ile başlayan. Konuşmasına müsaade etmedim. Telafi edebileceğin bir şey yapmadın, lütfen iletişim kurma benimle. Çocukla ilgili konuşalım sadece dedim sustu.

Hani bu seferki öyle bir öfke ya da kızgınlık hali değil. Çok ağır geldi yaptığı şey. Hem ona yakıştıramadım hem de kendime "demek ki ayrılık korkusu ile her türlü pisliği yapabilecek bir adammış ve ben bunu bilmeden bu adamı sevmişim" diye kendime kızdım. Çok karışık kafam ve açıkcası şu an bir karar almak bile gelmiyor içimden.

O da bunun farkında ki, arayıp mesaj atmaya çalışıyor. Evet ben bu evde yaşayarak, onun bazı işlerini hallediyorum. Ev temiz, yemek var, çamaşır ütü yapılıyor. Konforlu ve temiz bir evde yaşıyor dolayısıyla ben de bunun maddi karşılığını alıyorum. Bu, bu kadar. Gelecekte ne olur bilinmez. Belki ben ölürüm, belki o ölür. Yıllar sonrasının hesabını yapamam şimdiden. Bu evde yaşayacak ve gelecekteki belirsizlik yüzünden önce kendimi iyileştirip sonra geleceğe yatırım yapacağım. Şu an için tek amacım bu.

Şu halimle de düşman bile muhatap olsun istemem. Eşimin en büyük cezası da bu olsa gerek. Ne öfkeliyim, ne herhangi bir hissim var. Tamamen nötr haldeyim ki ben bu hale geldiysem, kolay kolay normale dönmem. Büyük konuşmayayım tabi. Mesela şu an düşündüğüm şey geçen hafta bir mağazada gördüğüm avize. Evet avize. Normalde olsa evliliğimle ilgili binlerce plan ve ihtimali düşünüyor olurdum. Avize güzeldi ama.

zamanla netleşirsin.
bir yere yetişmiyorsun, acelen yok.
karar almak zorunda da değilsin.
yavaş ve sakin ilerle biraz, elbet yol ayrımları gelecek, karşına iyi-kötü bir şey çıkacak.

bence bu nötr hali yakalamak eşin için felaket olsa da, sana iyi gelecek.
hasta oldum beni anlamadı,
sorumsuz davrandı,
çocuk konusunda benim kadar hassas davranmıyor gibi kızgınlıklarından seni arındıracak.
negatif hislerin azaldıkça da sen daha rahatlayacaksın.

biri yazmış, bulamam şimdi ama katılıyorum.
bir şey üretmen gerekiyor.
ister sosyal medyada hesap aç,
ister eline kağıt kalem al yaz uçak yap.
ama fiile dök.
yazmak olmak zorunda degil.
işinle alakalı okumalar notlar da olur.
kendini biraz çocuğa adama ve ev sorumluluları/yönetimi girdabından çıkar.
bir şey yapmaya mecalin yoksa gerekirse görev bilinci ile yap.
aklına bir şey gelirse, birlikte okuyalım dersen, yazdıklarını yırtıp çöplerini göstermek istersen, yada başka şekilde ihtiyacın varsa, ben varım🤚🏻
 
İdrak her konunun sonu aynı kapıya çıkıyor farkında mısın? :)

Başkası açsaydı şu konuları can çekişen üye, ellerinde can veriyor olurdu.
Boşanlar havada uçuşurdu. Sana karşı ne kadar da minnoşlar diye :)

Ben de farketmiş esprisini yapmıştım hatta hatırlarsan.
Benzer bir evlilikte senden farklı olarak çocuğum yok, cinsel çekim hiç bitmedi, maddi gücüm var
bana boşan diyenler senin evliliğini kurtarılabilir buluyor.
Demek ki neymiş çocuk gerçekten evliliği kurtarırmış diye :)

Eşine namussuz diyen bir üyeye öyle demesek deyişin sempatik bulunmuş mesela.
Bunu objektiflik olarak yorumlamaları güzel.
Ben eksileriyle gömerken, artılarının da farkında olduğumu söylediğim için kocanı savunuyorsun diye kızıyorlardı oysa.

Doğruya doğru adam yalancı, üçkağıtçı, güven vermeyen, pis herif olabilir.
Böyle diye namussuz , şerefsiz gibi ağır sıfatları kolaylıkla yapıştırmamak, izin vermemek, yiğidi öldürmek ama hakkını yememek lazım..

Üyesine göre muamele genelde rahatsızlık verici.
Açıkçası hiç bana göre bir davranış da değil.
O sebepten sinir bozucu.
Ama senin durumundaki rahatsız etmiyor beni.
Sanırım bu senin eleştiriler karşısındaki sakinliğinden, kendini bozmayışından kaynaklanıyor.
Ekmeğini yiyorsun, hakkındır da bence ..
 
Birilerine sempati duyulmasını anlıyorum ve seviniyorum onun adına.. Benim demek istediğim o zaman hakimler sevdiklerine hiç ceza kesmesin.. Hiç yargılamasınlar.. Sevilenlere yasalar işlemiyor mu diyorum.. Hadi konu sahibi seviliyor da kocası da mı seviliyor da uyguladığı şiddet olarak görülmüyor.. Bi insan sevilse de sevilmesede.. Yiğidi öldür hakkını yeme diye bir durum var.. Yani sevmediğin biri de olsa doğru yaptığında takdir edilmeli.. Sevilen De eleştirilebilinmelidir.. Aynı olaya farklı yorumlar yapılınca haliyle şaşırıyor insan..
Aslında bu konuda hemen boşanmalısın, nasıl durursun o adamın yanında vs diye yorum yapılmamasının sebebi, en azından kendi adıma, konu sahibine duyduğum sempati değil, aksine onu eşi kadar haksız görmem.
Bi çok konuda boşanmalısın diye yorum yapanlardanım. Ben şiddet şiddettir diye düşünmüyorum. Tabiki şiddet hakedilmez ama karşındaki kişiyi tahrik edip, ona şiddet uygularsan sırf erkek diye öteki yanağını çevirecek değil. Bazı konularda konu sahibinin düştüğü duruma içim eziliyor, çünkü savunmasız, karşısındaki adam psikopat. O durumda düzeltilecek bir şey olmdığı çok aşikar. Adamı ne yapsan düzelmez, yorumlar da boşan oluyor haliyle. Yorum farkı bundan olabilir.
 
Kesinlikle sizin evliliğiniz kurtarılabilinir bi evlilik, yapı o yorumlara sonuna kadar katılmakla beraber isme bakılmazsa keşke yorum yapılırken diye içimden geçirdim.. Evet dediğim gibi ben bu konuyu açsam kocam bana vurdu diye açardım, haliyle topa tutulurdum.. Ki kocam bana vurdu ve boşanıyorum.. Burdakilerin gazına da az gelmedim değil.. İşte beni harcadılar mı diye düşünmüyor değilim..
İkinci üyelik mi bu?
 
Hanımlar,
birkaç yorumu gördüm çok da hakim değilim konuya, yüzeysel bir yorum olabilir benimki ama aynı içerikli açılan konulara farklı yaklaşımlar olması eleştiriliyor anladığım kadarıyla.
Bence en azından bdvde benzer konuları göz önüne aldığımda gördüğüm genel tablo konu sahibesinin yaşadıklarına yaklaşımıyla da alakalı olarak yorumlar değişkenlik gösteriyor, aynı şeyi yaşamış kişilerin biri affederken diğerinin boşanması birini diğerinden daha değersiz yapmaz, yalnız herkesin olayları göğüsleme şekli farklıdır, ekonomik durumu, çocuk, yaşanan birçok şeye rağmen eşle aradaki sevgi bağı herkeste değişkenlik gösteriyor, bir kadın defalarca şiddet görmesine rağmen eşimi hala çok seviyorum şiddet olmasa özünde iyi biri terapi alsa düzelir derken, bir başkası bana tokat attı ben bunu kaldıramam bitti diyebiliyor, eşinin değişeceği umudunda olan birine veya gidecek yerim yok ev arkadaşı olarak da olsa aynı evde yaşamak zorundayım diyen bir kadına gelecek yorum farklı oluyor haliyle, bitti istemiyorum bu adamı diyen birine de direkt boşan denebiliyor, ki biz yorumcularında bakış açılarıyla harmanlanıyor cevaplar, ben bir tokat benim için boşanmaya sebeptir derim, bir başkası planlı bir şiddet yok, ilk defa olmuş, anlık öfkeyle yapılmış bir şey için hemen kestirip atma der, konuyu açanlar buradaki yorumlara değer veriyor, bu çok güzel bir şey ama kendi yaşamlarına entegre edebilecekler mi, ne kadarı onların hayatına uygun, hangi tavsiye onlar için yapılabilirliği yüksek, sakince düşünüp kimsenin dediğine değil mantıklarının ne dediğine bakarak ona göre hareket etmeli.
 
Son düzenleme:
Aynen bahsettiğim bu objektif yorum yapılmıyor.. Bugüne kadar kimse kimseyi tanımıyor öyle yapılıyor sanıyordum.. Yani aynı kişinin aynı konuda y kişisine ve z kişisine gösterdiği yol farklı oluyor.. Biri gaza gelip yuvasını dağıtıyor biri gaza gelip dağıtıyor... Bu üyenin sevildiğini az çok görüyorum.. Kendini çok iyi ifade ediyor, seviliyor ben de seviyorum ama yorumlar adil ve tarafsız olmalı..ben birini seviyorum diye hırsızlığı meşrulaştıramam misal.. Hırsızlık kötüyse kötüdür.. Ayrı bir konu açayım kocam saçımı çekti bu şiddet midir yüzde yüz tabi şiddettir denilecek.. Yani şiddet kötüyse kötüdür, olmuşsa olmuştur..
Yanliz yorum yapilirken uyenin gecmis konulari da biliniyor , mesela bir ornek veriyim burada surekli konu acan bir uye nick degistirip ayni konuyu acmis , pek cok uye o konuya gore yorum yaparken , birisi nickini degistirmis bu su uye deyince yorumlar birden degisiverdi cunku gecmisi var olayin biliyoruz
İlk defa konu acan uyeye yorum sadece o konu uzerinden yapiliyor
Bence sevmek yada sevmemekle alakasi yok yapilan yorumlarin , mazisiyle alakasi var
Ha kimi de baska konuda bilenip alakasiz bir sekilde konu sahibine giydiriyor ki bu apayri bir mevzu
 
Merhaba hanımlar
Konu gerçekten çok ama çok uzun olacak. Uzundu okumadım, destan yazsaydın, okumadım ki gibi akla ziyan yorumlarla kendinizi yormayın. Okumayın. Çünkü uzun.

Okuyabilecek kudrete ve isteğe sahip olanlar için de, gerçekten hiç olmadığım kadar kötüyüm. Bitik vaziyetteyim. Çok kısa zaman önce konu açtım onun da farkındayım. Ancak gerçek manada yalnızım. Konuşabileceğim daha doğrusu yaşadıklarımı anlatabileceğim kimse yok. İki ayrı mevzu var anlatmak istediğim. Esasında yardım ya da öneri de değil beklediğim. Yazmak istiyorum sadece. Hani ağlayarak geçer sandım ama geçmedi. İçim dışıma çıkana kadar ağladım ama geçmiyor. Yazarsam belki hafiflerim.

Dün öğlen vakti eşim demek istemediğim lakin hala eşim olan kişi eve erken geldi. Neyse ki oğlum okuldaydı... Saçma sapan bir sebep yüzünden beş yıllık evliliğimde hiç olmayan şeyler yaşandı. Yaşarken utandım, hatırladıkça utanıyorum, anlatmaya mecalim yok. Lütfen detay sormayın. Asla affedemeyeceğim sözler ve eylemlere maruz kalıp, asla affedilmeyecek karşılıklar verdim. Rezillik, saygısızlık... Ne söyleyeyim ki daha. Aile apartmanındayım ve herkes evime geldi. İlk Kez kendimi bu kadar aşağılanmış, çaresiz ve gurursuz hissettim. Anlatamıyorum bile... Evet biliyorum bu saatten sonra bu evlilikten bir cacık olmaz. Biliyorum saygı bitince hiçbir şey düzelmez. Hepsini biliyorum. En son kayınvalidem elimdeki valizi alıp "bizim hiç mi Hatırımız yok, bizim için kal Allah aşkına" diyordu bembeyaz suratı ile. Hani öyle bir rezillik. Neyse bu konuyu burada kesip neden bu hale gelmiş rezil bir evlilikten, onursuz bir tavır sergileyip gidemediğimi anlatayım.

Ben böyle bir günün ardından hemen ayağa kalkmalıydım çünkü aylardır randevu almak için kovaladığım, neredeyse her gün aradığım, oldukça iyi miktar ödemem gereken psikoloğa nihayet oğlumu götürecektim. Anneyken, kadın olmak unutulur mu? Unutulması gerekiyor işte bazen. İptal edemezdim... Bu lanet evden çekip gidemezdim de.

Oğlumu götürdüm. Uzun süren birebir seansın akabinde benimle görüşme süreci başladı. Aslında kendimi birçok şeye hazırlamıştım ama yine de kalbim kulaklarımda atıyordu dinlerken. Bilinen tanı şüphelerini saydı ve daha önce söylenmemiş bir teşhis daha ekledi listeye. Eksik kalmasındı çünkü. Karşı gelme bozukluğu. Nispeten daha tehlikeli bir durum diğerlerine kıyasla. Hiperaktivite, dürtü kontrol bozukluğu, dşkkat dağınıklığı vs. Kesin mi teşhis tabi ki değil. Bu muhtemel teşhislerin yelpazesinde salınıyormuş oğlum. Her ne olursa olsun benim oğlum o, mühim değil zaten teşhisin adı. Ancak mühim olan şu ki, aralıkları sıklaşacak bireysel terapilerin zorunlu olduğu bir sürece girmemiz gerektiğini söyledi. Bu terapiler için ciddi ödemeler gerekiyor ve ben bunları sakince dinlerken "şu durumda uzun mesaili çalışma hayatına dönmeniz de neredeyse imkansız. Yoğun İlgi ve zaman gerekiyor" cümlesini de duyuyorum. Tamam oldu o zaman. Peki.

Oğluma ara veriyorum ve kendime dönüyorum. Bari burada kendime döneyim. Geçirdiğim zorlu süreçte sakinleşmemi sağlayan ya da benim sığındığım tek şey sigaraydı. Bunu bırakmam gerek. Oğlum için bu zorunlu bir durum. Başka türlü masrafları karşılamamız imkansız. Çalışamam çünkü oğlumun önünde belirsiz bir süreç var. Terapi sıklığı bile belli değil henüz. Kaldı ki anlatmam imkansız yaşanması gerekir, oğlumla düzenli bir şekilde mesaiye gidip gelmem imkansız. İdrak sıkıştı dostlar, tam manasıyla sıkıştı. Ama sigarayı bırakmam lazım ben anneyim. Her durumda her şartta fedakarlık etmeliyim.

Hala bu evde ve bu evlilikte olduğum için kendimden nefret ediyorum. Ne gurursuzum ne de karaktersiz. Oğlum babasız kalmasın, aman oğlum için sürüyor bu evlilik demiyorum. Mecburum. Tam anlamıyla mecburum. Tedavi süreci masraflı, ailem ne beni anlayacak ne de destek olacak anlayışa sahip değil. Hadi öyleler diyelim, oğluma nasıl davranacaklarını kestirmek hiç zor değil. Oğlumun durumunu anlatmıyorum bile onlara. Sorunlu muamelesi yapmasınlar diye. Hoş zaten evlerinde kalacak yer bile yok. E hadi her şeyi göze aldım ayrı eve çıktım diyelim. Aldığım maaşla hem tedavi, hem ev geçimi, hem manevi sorumluluğu almak imkansız. Aa bak hatırladım şimdi oğlumla çalışmak da mümkün değildi. Hayal dünyasından uyan idrak. O kadar kolay değil...

Ne diyorduk annelik fedakarlık gerektirir. Yahu ben oğlumu yeterince seviyorum, ilgileniyorum, her hücremle kendimi ona adadım. Siz beni sevin ya. Bana şefkat gösterin, benimle ilgilenin, nasılsın deyin. Hala ölmedin değil mi deyin. Dur bir nefes al deyin ne bileyim en olmadı saçımı falan okşayın çok mu zor. Oğlumun seveni var ilgilenen bir annesi var. Onu değil siz beni düşünün. Diyebildim mi? Hayır. Demem mi gerekir ki acaba. İnsan olan, az biraz vicdanı olan düşünemez mi bunu? Bu kadın çaktırmadan ölüyor, öyle çaktırmıyor ki hala ayakta diye düşünmez mi insan?

İdrak bak sigarayı bırak. Kusura bakma ama annesin fedakarlık yapman lazım.
İdrak kusura bakma ama sizin yüzünüzden bu çocuk böyle oldu. Birbirinize İlginiz muhabbetiniz yok. Hem kadın evliliği ayakta tutar.
İdrak anne dediğin kendini yok sayar. Kusura bakma ama bu böyle.
Abartma idrak herkes zorluk çekiyor ne var.
İdrak oğlun nasıl? Bak oğlana iyi bak. İlgilen. İyi bak oğlana mutlaka. Bak tamam mı.

Bakıyorum yahu. Bakıyorum ben oğluma çok iyi bakıyorum. Bana niye kimse bakmıyor? Gıkımı çıkarmıyorum yıllardır şimdi çıkarsam "bencil" olur muyum mesela. Olurum bence. Oğlu bu durumdayken hala kendini düşünüyor derler biliyorum ben. Yuttuğum, anlatamadığım, yok saydığım onca acıya ve kırgınlığa rağmen ben oğluma iyi bakıyorum.

Bir ergenlik hezeyanı daha ekleyip susayım madem. Mümkünse çok yaşamak istemiyorum ama ölmeden önce "hayatımı mahveden aileme, eşime hatta herkese hakkımı helal etmiyorum" deme şansım olsun istiyorum. Hiç olmazsa az biraz vicdan azabı çeksinler istiyorum. Tam da bu yüzden mümkünse aniden ölmeyeyim. Durup konuşmaya vaktim olsun mesela. Uzatmalara kalayım ne bileyim son dakika golünü atıp öyle gideyim istiyorum.

İki patolojik vakanın birleşmesinden bir hayır gelmeyeceği belliymiş zaten. Bu evliliğin bir gün bu hale geleceği belliydi. Çok bile dayandı aslında. Kafam öyle karışık ki, konuya nereden girdim nereden çıktım bilmiyorum. Dua edin bana. En çok buna ihtiyacım var sanırım. Ayakta kalabilmem için dua edin. Vasat anneliğimi iyileştirmem için, sabredebilmem için dua edin. Lütfen.
Bana çok benziyorsunuz. Ben de çalışsam, çocuk okula zaten 2 gün gidiyor, 3 gün gitmiyor. Ben okul hem bakıcı altından kalkılmaz.. çok zor durumdayız. Yardımcımız kim bilmiyorum.
 
Idrakyollariiltihabi Idrakyollariiltihabi yazdıklarını sonuna kadar okudum ve içime taş oturdu, sen iyi bir annesin, bunu defalarca gösterdin, ki zaten bize anneliğini ispat etmek zorunda da değilsin, kimse anneliğini bir başkasına ispat etmek zorunda değil.
Bazen hiç eleştirilmeden, şöyle yap, böyle et demeden yalnızca saçımız okşansın, geçecek densin, gözlerimizden süzülen yaşlar şefkatle silinsin isteriz ya, hani çok güçsüz olduğumuz anda güçlü bir kol bizi göğsüne bastırsın, küçücük bir an bile olsa herşeyi unutalım isteriz, sen öyle bir andasın.

Yaşadıkların için hiçbir şey demeyeceğim, kim haklı kim haksız, ne yapmalısın noktasında bir yorumum yok, kucağında ağlamak istediğin anne mi, sarılıp geçecek diyecek abla mı artık hangisi dersen, o olmak istedim şu an.
 
Idrakyollariiltihabi Idrakyollariiltihabi yazdıklarını sonuna kadar okudum ve içime taş oturdu, sen iyi bir annesin, bunu defalarca gösterdin, ki zaten bize anneliğini ispat etmek zorunda da değilsin, kimse anneliğini bir başkasına ispat etmek zorunda değil.
Bazen hiç eleştirilmeden, şöyle yap, böyle et demeden yalnızca saçımız okşansın, geçecek densin, gözlerimizden süzülen yaşlar şefkatle silinsin isteriz ya, hani çok güçsüz olduğumuz anda güçlü bir kol bizi göğsüne bastırsın, küçücük bir an bile olsa herşeyi unutalım isteriz, sen öyle bir andasın.

Yaşadıkların için hiçbir şey demeyeceğim, kim haklı kim haksız, ne yapmalısın noktasında bir yorumum yok, kucağında ağlamak istediğin anne mi, sarılıp geçecek diyecek abla mı artık hangisi dersen, o olmak istedim şu an.

Evladım ile ilgili kendime verdiğim en büyük sözüm bu. Allah ömür verirse bana, oğlum her ne yaşarsa yaşasın soru sormadan, yargılamadan, akıl vermeye çalışmadan, eleştirmeden, ben sana demiştim demeden, kızmadan sadece sarılacağım. Şayet oğlumun benim yaşıma geldiği zamanlarını görebilirsem, oğlumun "sadece sarılmak istiyorum ama kimse yok" dememesi için gerekirse tüm dünyayı karşıma alacağım.

Yok çünkü. Eleştirmeden ve başıma kakmadan beni dinleyip sarılacak bir Allahın kulu bile yok. Bilmiyorum ben mi yaptım bunu. Ben mi çok güçlü taklidi yaptım, ben mi ittim insanları, ben miydim kötü olan bilmiyorum. Belki de öyledir. Öyle olmasa anlaşılırdı heralde güçsüzlüğüm. Şefkate olan ihtiyacım. Üzüntüm. Anlamıyorlar ama. Ben mi yeterince göstermiyorum ki acaba. Oğlum sarılıyor ama. Hiçbir şey beklemeden, annemmm diyerek sarılıyor ve bu yüzden hala ayaktayım.
 
Evladım ile ilgili kendime verdiğim en büyük sözüm bu. Allah ömür verirse bana, oğlum her ne yaşarsa yaşasın soru sormadan, yargılamadan, akıl vermeye çalışmadan, eleştirmeden, ben sana demiştim demeden, kızmadan sadece sarılacağım. Şayet oğlumun benim yaşıma geldiği zamanlarını görebilirsem, oğlumun "sadece sarılmak istiyorum ama kimse yok" dememesi için gerekirse tüm dünyayı karşıma alacağım.

Yok çünkü. Eleştirmeden ve başıma kakmadan beni dinleyip sarılacak bir Allahın kulu bile yok. Bilmiyorum ben mi yaptım bunu. Ben mi çok güçlü taklidi yaptım, ben mi ittim insanları, ben miydim kötü olan bilmiyorum. Belki de öyledir. Öyle olmasa anlaşılırdı heralde güçsüzlüğüm. Şefkate olan ihtiyacım. Üzüntüm. Anlamıyorlar ama. Ben mi yeterince göstermiyorum ki acaba. Oğlum sarılıyor ama. Hiçbir şey beklemeden, annemmm diyerek sarılıyor ve bu yüzden hala ayaktayım.
Kendini suçlama, bir şey olduğunda direkt kendini sorgulayıp suçlamaktan vazgeçmelisin, kimseyi ittiğin yok, bazen bazı insanlar çok güçlü görünür, hayattaki dik duruşu, kafa tutan yanı, mücadeleci tavrı, iş bilir becerekli halleri, çatır çatır konuşup hakkını alan görüntüleriyle öyle bir tablo çizerler ki o kişinin dışındaki sert kabuğu açıp içindekine bakmak kimsenin aklına gelmez, çoğumuzda var bu belki de, görüntüyle değerlendirip yürektekini es geçiyoruz, oysa güçlülerinde yürekleri acıyor.
 
Konuyu tontrikonun etiketi ile gördüm, gerçekten üzüldüm idrak.
Ama şaşırdım mı, hayır.
Pek çok yön ile benzediğimizi düşündüğümden, yaşadığın durum ilk olduğundan dolayı ağır geliyordur, eminim.
Ama insan her gün elini masaya vurunca, bir süre sonra acı hissi gider ya, bu durum o eli daha güçlü yapar, bir süre sonra alışkanlığa dönüşür ve vurduğunu bile farketmeden hayatın olağan akışına kapılırsın ya; bazı evlilikler tam da böyle.
Seninki ve benimki gibi.
Aylardır yazmadım, konu açtığım günden bir iki haftaya önceye kadar her şey mükemmeldi, ramazanla beraber eskiye döndük.
Tıpkı sizin süt liman hallerinizdeydik ama bu sefer farkettiğim şey, çoğu şeyin kaynağının ben olduğumdu.
Senin evliliğinde de sensin.
İçine ata ata, zor bir çocuğun sorumluluğunu tek başına göğüsleyerek, çok naif olsan daama çelik gibi olduğu ispatlamaya çalışarak ve en önemlisi kendini bu kadar hırpalarken, yardım istemek yerine misal, bir bardak su bile vermeyi akıl edemiyor diye yakınarak geçirmek hatan.
Talepkar olmayışın, dertlerini pandoranın kutusuna saklaman, insanlarla müthiş ilişkiler kurabilsen de aynı yastığa baş koyduğun adama asla duvarlarını yıkmaman vs vs.
Bunlar ikimizin de sorunu ve biz değişmedikçe, inan değişmez.
Ha, eşlerimiz mükemmel ya da tahammül edilesi canlılar değiller ama, bizim gibi zor karaktere en alası gelse de bir süre sonra delirirdi, kabullenmek gerek.
Yok eminim para ile derdi olmayan bir uzman olduğundan. O konuda şüphem yok. Bana kesinlikle çalışma demiyor zaten. Çok fazla zorlanırsınız diyor.

Şimdi bu eklenen yeni teşhisin açılımı şu şekilde. Sabah uyanıyoruz. Kahvaltı yapalım, yapmam. Üstünü değiştirelim, değişmem. Okula gidelim, gitmem okul ağlasın. Yüzünü yıkayalım mı, yıkamam lavabo ağlasın. Gel öpeyim annem, öptürmem anne ağlasın. Vs vs diye uzar liste. Kuru bir inatlaşma durumu değil. Üç yaş sendromu diye geçiştirilecek bir durum da değil. Var olan her duruma her söze karşı çıkıyor. İnatlaşırsam olay büyüyor sinir krizine evriliyor. Sakince çeşitli yöntemlerle ikna etmem gerekiyor ki bu da zaman alıyor. Peki en ufak eylemi bile yapmak bu kadar zaman alırken sabah erken saatte kalkıp işe gitmek sizce mümkün olabilir mi? Ki okula giderken yolda bile kırk tane itiraz duyuyorum. Nasıl vaktinde gideceğim o işe? Psikolog demese bile ben cesaret edemiyorum şu anda.
Bu saydıklarının kat be katını yaşıyorum, üst üste giydiği 2 kirli tshirtle evden çıktığımız oldu.
Giydirirken ayrı, çıkarırken ayrı.
Yat derim kalkıcam diye ağlar, kaldırırım yatıcam diye ağlar.
Bizi geçtim, üst kat komşum için bu durumu çözmem gerek ama ben ne çocuklarıma ne kendime yetemiyorum ki!
Ağlama krizleri 50 dk yı aşıyor, evdeki öküz anca böğürüyor çünkü çocuğum da bize ağlayarak psikolojik şiddet uyguluyor, o ağlama sanki beyne saplanan matkap sesi gibi insana deli gömleği giydirir!!
eş kişisiyle benim birbirimize yaptığımız işkenceler yetmiyor gibi, oğlum hepimize yapıyor.
Ama olaya senin gibi acayip bir durum olarak bakmadım hiçbir zaman, belki de ihmalkarlığımdır 2 küçük afacana yetmeye çalışırken, normal olabileceğine kendimi inandırmamdır.
Peki içimi kemiren "sen bu kadar onursuz ve gurursuz bir kadın misin?" sorusu ne olacak. Nasıl başa çıkacağım ben bununla hiç bilmiyorum.
Alışacaksın idrak.
İlk olarak onursuz ve gurursuz değilsin, hayat insanı en güvendiği ve asla dediği yerden sınıyor daima.
Seni de evladının iyiliği karşılığında, bu karakterinle sınıyor.
Boş atıp dolu tutmaya çalışan olmuştur, konunun tamamını okumadım ama, dost için çiğ tavuk yenirken, evlat için nelere katlanılmaz ki?
Breaking bad dizisindeki bir sahne geliyor aklıma sürekli. Kadın adamın gözünün içine bakıp "ölmeni bekliyorum" demişti. Olağanca sakinliği ile. Çaresizlik bazen kötüleştiriyor insanı. Henüz o kadar kötü olmadım ama o kadının çaresizliğini derinden hissettim.
Sinsi bir gülümseme ile okudum. Ben tam da her kavgamızda bu evredeyim...
Tek bildiğim, hayat olmazı nasıl olduruyorsa, bu içinden çıkılmaz azaplar da yok olup gidecek.
Ha boşanarak, ha düzelerek ya da görmezden gelerek.
Neler yaşadınız bilmiyorum ama birkaç zaman sonra canını yakmayacak, emin ol.
 
keşke nerede yaşadığını bilseydim,komşum olsaydın yada iş arkadaşım.sana uzun uzun vakit ayırırdım,sen bırak artık diyene kadar sarılırdım.gözlerim doldu yazdıklarını okuyunca,sen ne büyük bir kadınsın.kendini suçlama artık ne olur,yaşadıkların senin suçun değil.senin için bişeyler yapabilmeyi çok isterdim
 
İşe gidebilmek gayet mümkün. Ben gidebiliyorum. Çünkü kızımı anlattınız bana. Şu an 9 yaşında aynı anlattığınız gibi bir kızım var. İnatlaşma, bağırma, el yıkatabilmem mümkün değil. Yağlı elleriyle dokunur heryere. Yıka derim kaçar inadına dokunur etrafa. Üstünü giydirmek hala çok zor. Küçükken 2 saat peşinde koştururdum dışarı çıkmaktan vazgeçerdik. Banyo yaptıramıyorum hadi banyoya dememle banyoya girme arası 2 saat. Sinirli, hırçın. Arkadaş edinemez arkadaşlarıyla kavga eder hemen. Asla beraber oyun oynayamayız kazanamazsa çirkeflik yapar oyunu dağıtır. Vs. Vs. Ben ilk defa geçen hafta psikiyatri ye götürdüm. İlaç verdi kullanıp kullanmama konusunda kararsızım hala. Kolay değil çok zor ama yapılabilir. 2 yaşından beri çalışıyorum. Babanın hiç bir yardımı yok bu arada onu da ekleyeyim.
ise gittim ama kizim duzeldi demiyirsunuzki o da bundan korkuyor zaten bir an once okula baslamadan oglunu iyilestirmek istiyor demekki vaktinin cogunu ogluyla gecirmesi gerekiyor doktorun dedigine gore
 
X