• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Aylar sonra kutlanan BENİM doğum günüm yüzünden azar işittim

idontknoww

Yeni Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ağustos 2025
Mesajlar
13
Emoji Skoru
3
Puanlar
1
Yaş
26
Merhaba, gerçekten objektif bir yoruma ihtiyacım var çünkü artık kendi kendime düşünmekten çıkamadım.
Biz 5 kişilik bir arkadaş grubuyuz (isimleri değiştiriyorum): ben, Elif, Melis, Zeynep ve Duru.
Yılın başında Duru’nun doğum günü vardı. O dönem benim çok ağır bir sürecim vardı, hem dayımı hem de kedimi kaybetmiştim. Bu yüzden kutlamaya katılamadım ama buna rağmen doğduğu gün ona hediyesini bizzat götürdüm. Çok yakın değildik ama yine de özenip uzun zamandır istediği bir şeyi almıştım.
Sonrasında Melis’in doğum günü oldu. Onun için gerçekten çok uğraştık. Hediyeyi ben buldum, Swarovski’den pahalı bir bileklik aldık çünkü bileğine uyan bir şey bulamadığı için hep üzülüyordu. Doğum gününü 10 gün sonra kutladık ama bir günümüzü tamamen ona ayırdık. (Bana daha sonrasında unuttunuz diye size çok darılmıştım demişti hatta ailesine bile anlatmış)Pasta, kafe, gezi… Hepsi vardı. Bu arada hepimiz YKS öğrencisiyiz, yani gerçekten zamanımız çok kısıtlı olmasına rağmen sabahtan evine pasta mum hediyeyle gidip akşama kadar o ne isterse onu yaptık.
Ardından Elif’in doğum günü geldi. O benim en yakın arkadaşımdı. Onun için de her şeyi ben organize ettim. Pastanın ne olacağına kadar ben karar verdim, hediyeyi ben seçtim, Pandora’dan aldık. Yani yine ciddi bir emek vardı.
Sonra Zeynep’in doğum günü unutuluyordu. Ben fark edip gruba yazdım ve benim hatırlatmamla kutlandı.
Yani bu grupta genel olarak organize eden, düşünen, hatırlatan ve işi sonuca bağlayan kişi bendim.

Gelelim benim doğum günüme.
Benim doğum günüm 9 Şubat’tı. Annem şehir dışındaydı. Kızları eve davet ettim, her şeyi ben karşılayacaktım. Sadece gelmelerini istedim.
Ama:
● biri “bu hafta başka doğum gününe çıktım, bir daha çıkamam” dedi
● biri “ders çalışacağım” dedi
● biri de gelmek istemedi
Oysa çözüm vardı:
● isteyen bizde kalabilirdi
● istemeyen bırakılabilirdi
● yarım saat bile gelinebilirdi
● hatta biri tek başına bile gelebilirdi
Ama hiçbiri olmadı. İptal oldu.
Ben de “MSÜ’den sonra kutlarız” diye düşündüm. Ama aradan haftalar geçti, aylar geçti… hiçbir şey olmadı. Şu an Nisan’a geldik, hâlâ hiçbir şey yok.
Bu arada ben hepsinin doğum gününü 00:00’da kutladım. Bana sadece biri tam saatinde yazdı.
Daha da kırıcı olan şu:
Benim doğum günümden kısa süre sonra Melis, çok da yakın olmadığı birinin doğum günü için okulu bile kırıp koskoca bir gününü ayırdı devamsızlığı sıkıntıda olmasına rağmen. Ama bana yarım saat ayıramadı.
Bir de geçen yıl Elif’le birlikte başka arkadaşlara çok pahalı hediyeler almıştık. Karşılığında doğru düzgün bir şey bile görmemiştik. Elif o zaman buna çok sinir oluyordu. Ama aynı şeyi şimdi bana yaptı.

Bir gün annemin doğum gününü kutlarken fark ettim:
Benim doğum günümün üzerinden aylar geçmiş… ve bu konu hiç açılmamış bile.
Bu beni gerçekten kırdı.

Bunu konuşmak istedim aşağıya yazdığım mesajı da bırakabilirim çok ince samimi yazdım. 
Ama konuşunca savunmaya geçildi.
Bana uzun uzun mesajlar attılar, ekran görüntüleri gönderdiler.
“Ben de yazdım”, “ben de çaba gösterdim”, “tek ben sorumlu değilim” gibi şeyler söylediler. Gün ayarlayamamışlar ama hepsinin harıl harıl ders çalışmadığını ve başkalarıyla gözümün önünde buluşup gezdiklerini gördüm yani bahanede ibaretti benim içi ayrıca mesajlarda atıştıklarını gördüm.
Ama bu mesajlar beni rahatlatmak yerine daha çok üzdü.
Çünkü ben açıklama ya da savunma istemiyordum.
Sadece “anlıyorum seni” denmesi bile yeterdi.

Olaylar bununla da bitmedi.
Konuşmalardan sonra biri daha sert, biri daha yumuşak cevap verdi.
Ertesi gün kütüphanede karşılaştık, ben hiçbir şey olmamış gibi davrandım.
Sonra hafta sonu (yani doğum günümden 2 ay sonra) bana “sürpriz” yapmak için kapıma gelmişler. Ama ben üst katta olduğum için kapıyı duymadım. Annemde genelde alt katta dizi izler veya uyur. Sadece bir kez aramışlar, onu da açmadım çünkü o an ders çalışıyordum ve yine konunun açılmasını istemedim.
Sonra okulda beni çağırıp hediyeyi vermeye çalıştılar. Ama tavırları gerçekten çok garipti. Sanki “iki laf edip hediyeyi verelim, konu kapansın” gibi.
Ben de açıkça söyledim:
“Ben hediyeyi bunun için istemedim. Bu tavırla verilecekse almak istemiyorum.”
Gerçekten istemedim ve almadım.
Ama orada en çok dikkatimi çeken şey şu oldu:
Beni dinlemediler. Sürekli kendilerini anlattılar.
Ben konuşurken kesildim, geçiştirildim.
Sonra tekrar vermeye çalıştılar, yine kabul etmedim.
Bu sefer bir ağladı beni dinlemeyip sürekli kendisi konuştu.
Ama ben şunu düşündüm:
Üzülmesi gereken kişi benken, neden onlar ağlıyor? Ayrıca sanki çok büyük marifetmiş gibi evime kadar gelip pasta hediye aldılar diye anlatıp durdular. Sanki aynı şeyi ben onlar için yapmamışım da onlar ekstraya kaçmış gibi başıma kaktılar. Kurduları cümlelerden biri de eğer kutlasalardı ne olursa olsun ben ne dersem diyim alttan alacaklarmış sanki gururlarını bir kenara bırakmış ve çok fedakarlık göstermişler gibi.

Daha sonra oturup konuşmak istedik.
Ama hâlâ bana “kapıyı bilerek açmadın” gibi şeyler söylendi.
Ben de “ben bunu kendimi yıpratarak ispatlamak zorunda değilim” dedim.
Gerçekten o noktada yoruldum. Sonuç hala inanmıyorlar. Umrumda da değil. Bana karşı tek savunmaları kutlayacaktık sen demeseydin de. Ancak ben iki ay sonra kutlanan doğum gününü ne yapayım?

Şu an geldiğim noktada hissettiğim şey şu:
Ben bu arkadaşlıkta:
● sürekli veren
● organize eden
● düşünen
● emek harcayan
taraftım.
Ama karşılığında:
● ertelenen
● unutulan
● sonra da savunmayla karşılaşan
taraf oldum.
Ve en çok canımı acıtan şey şu:
Benim hissettiğim şeyi anlamak yerine, kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaları.

Şu an hâlâ içime oturan şey şu:
Ben öğrenciyim, 17-18 yaşındayım. Buna rağmen gidip en pahalı hediyeleri alıyorum, en çok düşünen ben oluyorum. Hediyeyi de kabul etmedim pastayı da. Ama içime oturdu cidden.
Aynı özen bana gösterilmiyor.
Ve bu gerçekten canımı acıtıyor.
Şimdi bir şey olmamış gibi normal davranıyoruz yani daha çok Elifle. Melis hala bana soğuk anlamadığım bir şekilde yine de konuşuyoruz. Ama benim her konuşmada sinirlerim daha çok geriliyor. Hak etmediğimi yaşadığımı düşünüyorum.

Sizce ben mi abartıyorum, yoksa burada gerçekten bir değer / öncelik problemi mi var?



Not: bu kadar pahalı hediye almamızın sebebi aslında bölüşerek almış olmamız iki üç arkadaş birleşerek aldık tek tek saçma şeyler almaktansa birleşip kalıcı bişey alalım diye düşündük. İkinci sebebi de başka arkadaşlarına da böyle hediyeler alan insanlar yani ilk kez bizim grubumuzda alınan pahalı hediyeler değil. Diğer arkadaşlarına aldıklarına şahit oldum. Bir de hala konuşmama kızanlar olmuş haklısınız kesinlikle ama bu mesajları onlara yazarken bile çok utandım sıkıldım. Biraz empati yapsanız anlarsınız onur kırıcı bir şey düşünülmediğinin farkında olduğunu söylemek. Bu yüzden biten bir arkadaşlık sebebi yüzünden kendimi daha da değersiz hissetmekten korktum açıkcası.

Ayrıca hediyeyi almadığım için de pişmanım ne diyeceğimi de bilmiyorum ama boş yere verilen paralarıma üzülüyorum öğrenciyim sonuç olarak durumumuz ne kadar iyi olsada kendimi enayi gibi hissediyorum.
Hediyeyi almalı mıyım alırsam nasıl alırım bilemiyorum.
 
Son düzenleme:
Bu kişilerle arkadaşlığını kes. Hepsini toplasan bir arkadaş etmezler. Bu yaşta da ayrıca pahalı bileklik vs almak doğru değil.
Başkalarının dogumgununde de bu kadar önem vermeyin. Bence hayatta herşey karşılıklı. Bu sadece maddi değil. Ben birine kibar davraniyorsma o da bana kibar davranacak. Davranmıyor mu görüşmem olur biter. Hayatınızdan boylelerini cikarinki yeni güzel insanlara yer açılsın. Kresteki kızım bile diyor, bir arkadasi ona karşı kötü ise başka arkadaş ediniyor. Ya da kreşe gelmedi arkadaşı diyelim yeni arkadaş tanıma fırsatı bu diyor. Hayatin merkezine kendinizi koyun. Bu arada kendinizi çok güzel ifade etmişsiniz sonuna kadar haklısınız. Şuan tek yapmanız gereken bu saçma insanlar ile gorusmemek olmalı.
 
Hayatın kuralı gibi bir şey, çok veren çok uğraşan özen gösteren kişi maalesef yok sayılıp ihmal edilir.. Diyelim ki gerçekten fırsat olmadı (ki mümkün değil), kendilerini savunmak yerine sizi anlamayı deneyebilirlerdi.. Yaşınıza göre kendinizi çok güzel ifade edebiliyorsunuz, tavrınızda haklısınız, verdiğiniz değeri görmediğiniz insanlarla aranıza mesafe koyun..
 
Zaten yarın bir gün üniversiteye gideceksin. Bu insanlarla da yollarınız ayrılacak. En iyisi o zamana kadar bunları düşünme kendini de üzme bazı insanlar böyleler işte. Bu kızlardan sana arkadaş olmaz. Ayrıca yaşınıza göre aldığınız hediyeler cidden fazla olmuş böyle şeylere gerek yok. Kendini üzme sınavına odaklan ve o insanları gereğinden fazla önemseme.
 
Madem verdiğindeğeri alamıyorsun, niye hala ilişkiye devam ediyorsun? Güya pastayı hediyeyi kabul etmemişsin ama konuşmaya devam ediyorsun. Sen konuştukça onlar " amaann bu zaten ne yapsak burda" diye düşünebilirler. 2 ay sonra doğum günü mü kutlanır?? Bence vicdan rahatlatmaya çalışmışlar. Çok samimi bi arkadaşlık göremiyorum. Veriş - alış dengesi yok ortada. Verdiğin değer sana karşı yoksa sil geç hepsini.
Ayrıca yaşlarınız çok küçük niye bu kadar pahalı hediyeler alıyorsunuz? Sanki yarıştırıyormuş gibi
 
Öncelikle seni tebrik ederim, kendini çok güzel ifade etmişsin ve bence çok doğru şekilde de kırgınlığını içinde tutmayıp söylemişsin.
Senin yerinde olsam tamamen ilişkimi keserdim. Ben bu kadar düşünüp onlar için çaba harcıyorsam onlardan da düşülmeyi beklerim. Ki sen kendin davet etmişsin, kendi doğum gününü bile sen organize etmişsin. Hediye alıp gelmek bu kadar zor olmamalı. Bahanelerini kendilerine saklasınlar. 1 saat bile ayıracak zamanları yokmuymuş? Çok ayıp yaptıkları. Umarım bundan sonra karşına senin gibi ince düşünen, arkadaşlığa değer veren kişiler çıkar🙏🏻
 
Anladığım kadarıyla bu sene lise son sınıfsınız zaten üniversite kazandığınız da hepinizin yolları bir şekilde ayrılacak. Okulların kapanmasına 3 ay gibi bir süre kaldı sınava hazırlanmalıyım diyerek biraz mesafe koyabilirsiniz şu anda tamamen iletişim kesmeye gerek yok zaten sınav stresiniz var yeni dertler edinmeyin.
Konunuza gelirsek kısmen haklısın haksız olduğun konu arkadaşlık ilişkisinde alma- verme dengesini bozmuşsun. İnsanlara gereğinden fazla değer verme yoksa üzülen sen olursun
 
Üniversiteye başlayacaksın artık hiç birisi hayatında kalmayacak. Kimse içinde böyle büyük organizasyonlar yapma daha 18 yaşında ne Pandorası ne Swaroskisi. Sen bildiğin klasik herkesin doğum gününü törenlerle kutlayan organize eden sıra kendine gelinince unutulan kız olmuşsun. Bu arada çok yetenekli bir kızsın öyle herkesin doğum gününü hatırlamalar 00.00’da kutlamalar disiplinlisin, akıllısın ve girişkensin bu yeteneğin hayatında sana artı olarak karşına çıkacak ama yeteneklerini sevgini, emeğini haketmeyecek insanlar için harcama.
 
Merak etmee hepsini unutacaksın, adını bile hatirlayamadiklarin olacak, çok takma
 
Merhaba, gerçekten objektif bir yoruma ihtiyacım var çünkü artık kendi kendime düşünmekten çıkamadım.
Biz 5 kişilik bir arkadaş grubuyuz (isimleri değiştiriyorum): ben, Elif, Melis, Zeynep ve Duru.
Yılın başında Duru’nun doğum günü vardı. O dönem benim çok ağır bir sürecim vardı, hem dayımı hem de kedimi kaybetmiştim. Bu yüzden kutlamaya katılamadım ama buna rağmen doğduğu gün ona hediyesini bizzat götürdüm. Çok yakın değildik ama yine de özenip uzun zamandır istediği bir şeyi almıştım.
Sonrasında Melis’in doğum günü oldu. Onun için gerçekten çok uğraştık. Hediyeyi ben buldum, Swarovski’den pahalı bir bileklik aldık çünkü bileğine uyan bir şey bulamadığı için hep üzülüyordu. Doğum gününü 10 gün sonra kutladık ama bir günümüzü tamamen ona ayırdık. (Bana daha sonrasında unuttunuz diye size çok darılmıştım demişti hatta ailesine bile anlatmış)Pasta, kafe, gezi… Hepsi vardı. Bu arada hepimiz YKS öğrencisiyiz, yani gerçekten zamanımız çok kısıtlı olmasına rağmen sabahtan evine pasta mum hediyeyle gidip akşama kadar o ne isterse onu yaptık.
Ardından Elif’in doğum günü geldi. O benim en yakın arkadaşımdı. Onun için de her şeyi ben organize ettim. Pastanın ne olacağına kadar ben karar verdim, hediyeyi ben seçtim, Pandora’dan aldık. Yani yine ciddi bir emek vardı.
Sonra Zeynep’in doğum günü unutuluyordu. Ben fark edip gruba yazdım ve benim hatırlatmamla kutlandı.
Yani bu grupta genel olarak organize eden, düşünen, hatırlatan ve işi sonuca bağlayan kişi bendim.

Gelelim benim doğum günüme.
Benim doğum günüm 9 Şubat’tı. Annem şehir dışındaydı. Kızları eve davet ettim, her şeyi ben karşılayacaktım. Sadece gelmelerini istedim.
Ama:
● biri “bu hafta başka doğum gününe çıktım, bir daha çıkamam” dedi
● biri “ders çalışacağım” dedi
● biri de gelmek istemedi
Oysa çözüm vardı:
● isteyen bizde kalabilirdi
● istemeyen bırakılabilirdi
● yarım saat bile gelinebilirdi
● hatta biri tek başına bile gelebilirdi
Ama hiçbiri olmadı. İptal oldu.
Ben de “MSÜ’den sonra kutlarız” diye düşündüm. Ama aradan haftalar geçti, aylar geçti… hiçbir şey olmadı. Şu an Nisan’a geldik, hâlâ hiçbir şey yok.
Bu arada ben hepsinin doğum gününü 00:00’da kutladım. Bana sadece biri tam saatinde yazdı.
Daha da kırıcı olan şu:
Benim doğum günümden kısa süre sonra Melis, çok da yakın olmadığı birinin doğum günü için okulu bile kırıp koskoca bir gününü ayırdı devamsızlığı sıkıntıda olmasına rağmen. Ama bana yarım saat ayıramadı.
Bir de geçen yıl Elif’le birlikte başka arkadaşlara çok pahalı hediyeler almıştık. Karşılığında doğru düzgün bir şey bile görmemiştik. Elif o zaman buna çok sinir oluyordu. Ama aynı şeyi şimdi bana yaptı.

Bir gün annemin doğum gününü kutlarken fark ettim:
Benim doğum günümün üzerinden aylar geçmiş… ve bu konu hiç açılmamış bile.
Bu beni gerçekten kırdı.

Bunu konuşmak istedim aşağıya yazdığım mesajı da bırakabilirim çok ince samimi yazdım. 
Ama konuşunca savunmaya geçildi.
Bana uzun uzun mesajlar attılar, ekran görüntüleri gönderdiler.
“Ben de yazdım”, “ben de çaba gösterdim”, “tek ben sorumlu değilim” gibi şeyler söylediler. Gün ayarlayamamışlar ama hepsinin harıl harıl ders çalışmadığını ve başkalarıyla gözümün önünde buluşup gezdiklerini gördüm yani bahanede ibaretti benim içi ayrıca mesajlarda atıştıklarını gördüm.
Ama bu mesajlar beni rahatlatmak yerine daha çok üzdü.
Çünkü ben açıklama ya da savunma istemiyordum.
Sadece “anlıyorum seni” denmesi bile yeterdi.

Olaylar bununla da bitmedi.
Konuşmalardan sonra biri daha sert, biri daha yumuşak cevap verdi.
Ertesi gün kütüphanede karşılaştık, ben hiçbir şey olmamış gibi davrandım.
Sonra hafta sonu (yani doğum günümden 2 ay sonra) bana “sürpriz” yapmak için kapıma gelmişler. Ama ben üst katta olduğum için kapıyı duymadım. Annemde genelde alt katta dizi izler veya uyur. Sadece bir kez aramışlar, onu da açmadım çünkü o an ders çalışıyordum ve yine konunun açılmasını istemedim.
Sonra okulda beni çağırıp hediyeyi vermeye çalıştılar. Ama tavırları gerçekten çok garipti. Sanki “iki laf edip hediyeyi verelim, konu kapansın” gibi.
Ben de açıkça söyledim:
“Ben hediyeyi bunun için istemedim. Bu tavırla verilecekse almak istemiyorum.”
Gerçekten istemedim ve almadım.
Ama orada en çok dikkatimi çeken şey şu oldu:
Beni dinlemediler. Sürekli kendilerini anlattılar.
Ben konuşurken kesildim, geçiştirildim.
Sonra tekrar vermeye çalıştılar, yine kabul etmedim.
Bu sefer bir ağladı beni dinlemeyip sürekli kendisi konuştu.
Ama ben şunu düşündüm:
Üzülmesi gereken kişi benken, neden onlar ağlıyor? Ayrıca sanki çok büyük marifetmiş gibi evime kadar gelip pasta hediye aldılar diye anlatıp durdular. Sanki aynı şeyi ben onlar için yapmamışım da onlar ekstraya kaçmış gibi başıma kaktılar. Kurduları cümlelerden biri de eğer kutlasalardı ne olursa olsun ben ne dersem diyim alttan alacaklarmış sanki gururlarını bir kenara bırakmış ve çok fedakarlık göstermişler gibi.

Daha sonra oturup konuşmak istedik.
Ama hâlâ bana “kapıyı bilerek açmadın” gibi şeyler söylendi.
Ben de “ben bunu kendimi yıpratarak ispatlamak zorunda değilim” dedim.
Gerçekten o noktada yoruldum. Sonuç hala inanmıyorlar. Umrumda da değil. Bana karşı tek savunmaları kutlayacaktık sen demeseydin de. Ancak ben iki ay sonra kutlanan doğum gününü ne yapayım?

Şu an geldiğim noktada hissettiğim şey şu:
Ben bu arkadaşlıkta:
● sürekli veren
● organize eden
● düşünen
● emek harcayan
taraftım.
Ama karşılığında:
● ertelenen
● unutulan
● sonra da savunmayla karşılaşan
taraf oldum.
Ve en çok canımı acıtan şey şu:
Benim hissettiğim şeyi anlamak yerine, kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaları.

Şu an hâlâ içime oturan şey şu:
Ben öğrenciyim, 17-18 yaşındayım. Buna rağmen gidip en pahalı hediyeleri alıyorum, en çok düşünen ben oluyorum. Hediyeyi de kabul etmedim pastayı da. Ama içime oturdu cidden.
Aynı özen bana gösterilmiyor.
Ve bu gerçekten canımı acıtıyor.
Şimdi bir şey olmamış gibi normal davranıyoruz yani daha çok Elifle. Melis hala bana soğuk anlamadığım bir şekilde yine de konuşuyoruz. Ama benim her konuşmada sinirlerim daha çok geriliyor. Hak etmediğimi yaşadığımı düşünüyorum.

Sizce ben mi abartıyorum, yoksa burada gerçekten bir değer / öncelik problemi mi var?
Hıc biri sana dost değil bilesin
 
Merhaba, gerçekten objektif bir yoruma ihtiyacım var çünkü artık kendi kendime düşünmekten çıkamadım.
Biz 5 kişilik bir arkadaş grubuyuz (isimleri değiştiriyorum): ben, Elif, Melis, Zeynep ve Duru.
Yılın başında Duru’nun doğum günü vardı. O dönem benim çok ağır bir sürecim vardı, hem dayımı hem de kedimi kaybetmiştim. Bu yüzden kutlamaya katılamadım ama buna rağmen doğduğu gün ona hediyesini bizzat götürdüm. Çok yakın değildik ama yine de özenip uzun zamandır istediği bir şeyi almıştım.
Sonrasında Melis’in doğum günü oldu. Onun için gerçekten çok uğraştık. Hediyeyi ben buldum, Swarovski’den pahalı bir bileklik aldık çünkü bileğine uyan bir şey bulamadığı için hep üzülüyordu. Doğum gününü 10 gün sonra kutladık ama bir günümüzü tamamen ona ayırdık. (Bana daha sonrasında unuttunuz diye size çok darılmıştım demişti hatta ailesine bile anlatmış)Pasta, kafe, gezi… Hepsi vardı. Bu arada hepimiz YKS öğrencisiyiz, yani gerçekten zamanımız çok kısıtlı olmasına rağmen sabahtan evine pasta mum hediyeyle gidip akşama kadar o ne isterse onu yaptık.
Ardından Elif’in doğum günü geldi. O benim en yakın arkadaşımdı. Onun için de her şeyi ben organize ettim. Pastanın ne olacağına kadar ben karar verdim, hediyeyi ben seçtim, Pandora’dan aldık. Yani yine ciddi bir emek vardı.
Sonra Zeynep’in doğum günü unutuluyordu. Ben fark edip gruba yazdım ve benim hatırlatmamla kutlandı.
Yani bu grupta genel olarak organize eden, düşünen, hatırlatan ve işi sonuca bağlayan kişi bendim.

Gelelim benim doğum günüme.
Benim doğum günüm 9 Şubat’tı. Annem şehir dışındaydı. Kızları eve davet ettim, her şeyi ben karşılayacaktım. Sadece gelmelerini istedim.
Ama:
● biri “bu hafta başka doğum gününe çıktım, bir daha çıkamam” dedi
● biri “ders çalışacağım” dedi
● biri de gelmek istemedi
Oysa çözüm vardı:
● isteyen bizde kalabilirdi
● istemeyen bırakılabilirdi
● yarım saat bile gelinebilirdi
● hatta biri tek başına bile gelebilirdi
Ama hiçbiri olmadı. İptal oldu.
Ben de “MSÜ’den sonra kutlarız” diye düşündüm. Ama aradan haftalar geçti, aylar geçti… hiçbir şey olmadı. Şu an Nisan’a geldik, hâlâ hiçbir şey yok.
Bu arada ben hepsinin doğum gününü 00:00’da kutladım. Bana sadece biri tam saatinde yazdı.
Daha da kırıcı olan şu:
Benim doğum günümden kısa süre sonra Melis, çok da yakın olmadığı birinin doğum günü için okulu bile kırıp koskoca bir gününü ayırdı devamsızlığı sıkıntıda olmasına rağmen. Ama bana yarım saat ayıramadı.
Bir de geçen yıl Elif’le birlikte başka arkadaşlara çok pahalı hediyeler almıştık. Karşılığında doğru düzgün bir şey bile görmemiştik. Elif o zaman buna çok sinir oluyordu. Ama aynı şeyi şimdi bana yaptı.

Bir gün annemin doğum gününü kutlarken fark ettim:
Benim doğum günümün üzerinden aylar geçmiş… ve bu konu hiç açılmamış bile.
Bu beni gerçekten kırdı.

Bunu konuşmak istedim aşağıya yazdığım mesajı da bırakabilirim çok ince samimi yazdım. 
Ama konuşunca savunmaya geçildi.
Bana uzun uzun mesajlar attılar, ekran görüntüleri gönderdiler.
“Ben de yazdım”, “ben de çaba gösterdim”, “tek ben sorumlu değilim” gibi şeyler söylediler. Gün ayarlayamamışlar ama hepsinin harıl harıl ders çalışmadığını ve başkalarıyla gözümün önünde buluşup gezdiklerini gördüm yani bahanede ibaretti benim içi ayrıca mesajlarda atıştıklarını gördüm.
Ama bu mesajlar beni rahatlatmak yerine daha çok üzdü.
Çünkü ben açıklama ya da savunma istemiyordum.
Sadece “anlıyorum seni” denmesi bile yeterdi.

Olaylar bununla da bitmedi.
Konuşmalardan sonra biri daha sert, biri daha yumuşak cevap verdi.
Ertesi gün kütüphanede karşılaştık, ben hiçbir şey olmamış gibi davrandım.
Sonra hafta sonu (yani doğum günümden 2 ay sonra) bana “sürpriz” yapmak için kapıma gelmişler. Ama ben üst katta olduğum için kapıyı duymadım. Annemde genelde alt katta dizi izler veya uyur. Sadece bir kez aramışlar, onu da açmadım çünkü o an ders çalışıyordum ve yine konunun açılmasını istemedim.
Sonra okulda beni çağırıp hediyeyi vermeye çalıştılar. Ama tavırları gerçekten çok garipti. Sanki “iki laf edip hediyeyi verelim, konu kapansın” gibi.
Ben de açıkça söyledim:
“Ben hediyeyi bunun için istemedim. Bu tavırla verilecekse almak istemiyorum.”
Gerçekten istemedim ve almadım.
Ama orada en çok dikkatimi çeken şey şu oldu:
Beni dinlemediler. Sürekli kendilerini anlattılar.
Ben konuşurken kesildim, geçiştirildim.
Sonra tekrar vermeye çalıştılar, yine kabul etmedim.
Bu sefer bir ağladı beni dinlemeyip sürekli kendisi konuştu.
Ama ben şunu düşündüm:
Üzülmesi gereken kişi benken, neden onlar ağlıyor? Ayrıca sanki çok büyük marifetmiş gibi evime kadar gelip pasta hediye aldılar diye anlatıp durdular. Sanki aynı şeyi ben onlar için yapmamışım da onlar ekstraya kaçmış gibi başıma kaktılar. Kurduları cümlelerden biri de eğer kutlasalardı ne olursa olsun ben ne dersem diyim alttan alacaklarmış sanki gururlarını bir kenara bırakmış ve çok fedakarlık göstermişler gibi.

Daha sonra oturup konuşmak istedik.
Ama hâlâ bana “kapıyı bilerek açmadın” gibi şeyler söylendi.
Ben de “ben bunu kendimi yıpratarak ispatlamak zorunda değilim” dedim.
Gerçekten o noktada yoruldum. Sonuç hala inanmıyorlar. Umrumda da değil. Bana karşı tek savunmaları kutlayacaktık sen demeseydin de. Ancak ben iki ay sonra kutlanan doğum gününü ne yapayım?

Şu an geldiğim noktada hissettiğim şey şu:
Ben bu arkadaşlıkta:
● sürekli veren
● organize eden
● düşünen
● emek harcayan
taraftım.
Ama karşılığında:
● ertelenen
● unutulan
● sonra da savunmayla karşılaşan
taraf oldum.
Ve en çok canımı acıtan şey şu:
Benim hissettiğim şeyi anlamak yerine, kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaları.

Şu an hâlâ içime oturan şey şu:
Ben öğrenciyim, 17-18 yaşındayım. Buna rağmen gidip en pahalı hediyeleri alıyorum, en çok düşünen ben oluyorum. Hediyeyi de kabul etmedim pastayı da. Ama içime oturdu cidden.
Aynı özen bana gösterilmiyor.
Ve bu gerçekten canımı acıtıyor.
Şimdi bir şey olmamış gibi normal davranıyoruz yani daha çok Elifle. Melis hala bana soğuk anlamadığım bir şekilde yine de konuşuyoruz. Ama benim her konuşmada sinirlerim daha çok geriliyor. Hak etmediğimi yaşadığımı düşünüyorum.

Sizce ben mi abartıyorum, yoksa burada gerçekten bir değer / öncelik problemi mi var?
Onlar sana değer vermiyolar. Hiç birine selam vermem doğum günü de kutlamam. Sana değer vermeyenlerin bi tarafını kaldırma.
 
Niye arkadaşlarına sevgilinmişler gibi davranıp bir sevgilinin yapacağı abartılı kutlamalar ve hediyeler organize ediyorsun ki? Küçücük çocuklarınız birbirinize pahalı hediyeler almamalısınız. Lisedeki çocuk arkadaşına kitap alır, kupa alır hadi olsa olsa iyi bir tişört alır. Fazlası olmaz. Fazlası abartı. Bu kadar abartı da elinde patlar doğal olarak. Haksızsın demiyorum ama haklısın da diyemiyorum. Alt tarafı bir doğum günü kutlamasını büyük büyük olaylara çevirip karşılığını alamayınca üzülmüşsün.
 
Üzüldüm senin adına. Benim için değil 2 ay sonra, ertesi gün kutlasalar bile iş işten geçmiş olurdu. Üniversiteden arkadaş grubumla benzer şeyler yaşadım ben de. Üniversite bittikten sonra farklı şehirlerdeyiz hepimiz. Herkesin doğum gününü ortak grubumuzdan mesajla kutlardık. Herkesinki kutlandı, benimki unutuldu. Herkesin doğum gününe gösterilen özen bana gösterilmeyince kırgınlığımı belirttim. Hepsi bahanelerini sıralayarak -ben söyledikten sonra- “geçmiş doğum günün kutlu olsun” dedi. Geçmiş doğum günü diye bir kavram yoktur. Ya olduğu gün kutlarsın, ya da kutlamazsın. Ben de bir daha hiç birinin doğum gününü kutlamadım. Bayramda seyranda yine yazışıyoruz ama kimsenin doğum gününü kutlamam artık. Hayat bana verilenden daha fazla kimseye değer vereceğim kadar uzun değil. Kimden ne görürsem benden de o kadarını alırlar. Sana da aynısını tavsiye ederim.
 
Üzüldüm senin adına. Benim için değil 2 ay sonra, ertesi gün kutlasalar bile iş işten geçmiş olurdu. Üniversiteden arkadaş grubumla benzer şeyler yaşadım ben de. Üniversite bittikten sonra farklı şehirlerdeyiz hepimiz. Herkesin doğum gününü ortak grubumuzdan mesajla kutlardık. Herkesinki kutlandı, benimki unutuldu. Herkesin doğum gününe gösterilen özen bana gösterilmeyince kırgınlığımı belirttim. Hepsi bahanelerini sıralayarak -ben söyledikten sonra- “geçmiş doğum günün kutlu olsun” dedi. Geçmiş doğum günü diye bir kavram yoktur. Ya olduğu gün kutlarsın, ya da kutlamazsın. Ben de bir daha hiç birinin doğum gününü kutlamadım. Bayramda seyranda yine yazışıyoruz ama kimsenin doğum gününü kutlamam artık. Hayat bana verilenden daha fazla kimseye değer vereceğim kadar uzun değil. Kimden ne görürsem benden de o kadarını alırlar. Sana da aynısını tavsiye ederim.
Teşekkür ederim yorumunuz için başınıza gelenler için de üzüldüm. Bu durumda insan ne yapacağını şaşırıyor. Ben onca verdiğim emek değer gün ve paraya yanıyorum.
 
Niye arkadaşlarına sevgilinmişler gibi davranıp bir sevgilinin yapacağı abartılı kutlamalar ve hediyeler organize ediyorsun ki? Küçücük çocuklarınız birbirinize pahalı hediyeler almamalısınız. Lisedeki çocuk arkadaşına kitap alır, kupa alır hadi olsa olsa iyi bir tişört alır. Fazlası olmaz. Fazlası abartı. Bu kadar abartı da elinde patlar doğal olarak. Haksızsın demiyorum ama haklısın da diyemiyorum. Alt tarafı bir doğum günü kutlamasını büyük büyük olaylara çevirip karşılığını alamayınca üzülmüşsün.
Aslında verilen değeri normal görüyorum doğum günü genelde süprizli hediyeli pastalı geçer yani ben hep böyle gördüm. Hem arkadaşlarımın diğer arkadaşlarımıza yaptıkları kutlamaları aldıkları hediyeleri biliyorum. Yani fazla veya az değil onların da başkalarına aldıkları hediyelerle karşılaştırınca eşit seviyede.
 
Üniversiteye başlayacaksın artık hiç birisi hayatında kalmayacak. Kimse içinde böyle büyük organizasyonlar yapma daha 18 yaşında ne Pandorası ne Swaroskisi. Sen bildiğin klasik herkesin doğum gününü törenlerle kutlayan organize eden sıra kendine gelinince unutulan kız olmuşsun. Bu arada çok yetenekli bir kızsın öyle herkesin doğum gününü hatırlamalar 00.00’da kutlamalar disiplinlisin, akıllısın ve girişkensin bu yeteneğin hayatında sana artı olarak karşına çıkacak ama yeteneklerini sevgini, emeğini haketmeyecek insanlar için harcama.
Teşekkür ederim. Aslında böyle kutlamalar yapmamın sebeplerinden biri de diğer insanların doğum günlerini aynı bu seviyelerde kutladıklarını bilmemden de kaynaklı. Yani önemsedikleri ve benim önemsediğim bir şeyin karşılığını alırım sanmıştım. Bu arada hediyeleri iki üç kişi paylaşıp aldık tek tek değersiz hediyeler almaktansa bir tane güzel bişey almayı uygun gördük.
 
Öncelikle seni tebrik ederim, kendini çok güzel ifade etmişsin ve bence çok doğru şekilde de kırgınlığını içinde tutmayıp söylemişsin.
Senin yerinde olsam tamamen ilişkimi keserdim. Ben bu kadar düşünüp onlar için çaba harcıyorsam onlardan da düşülmeyi beklerim. Ki sen kendin davet etmişsin, kendi doğum gününü bile sen organize etmişsin. Hediye alıp gelmek bu kadar zor olmamalı. Bahanelerini kendilerine saklasınlar. 1 saat bile ayıracak zamanları yokmuymuş? Çok ayıp yaptıkları. Umarım bundan sonra karşına senin gibi ince düşünen, arkadaşlığa değer veren kişiler çıkar🙏🏻
Çok teşekkür ederim 🫶🏻🩷
 
Ah ah tam liseli sorusu.

Kendini ifade ediş tarzını ben de beğendim.

Yalnız bu tür bir şey ben de lise 2 de yaşadım zengin bir arkadaşa hediye aldık herkes para verecekti. Kimse vermedi sonra on kişinin katılacağı hediyeye üç kişi para ödedik. Ben memur çocuğuyum bir de sonradan satış koyanlar zengin bebesiydi her neyse. Benim doğum günleri yaza gelir kutlanmazdı, başkalarınınki bayram havasında. Öyle mi kardeşim, bir daha da kimse için ne öyle büyük hediye aldım ne de organizasyonda bulundum. Beni sevmiyorlardı demek ki sevmek zorunda da değillerdi. Ama bari aynı oranda bir şeyler yapsalardı derdim çok kırılmıştım

Neyse ki lise bunun için var. Yani böyle böyle hayatı deneyimliyorsun. Bir daha da liseli halinizle swarowskiler pandoralae guess bileklikler almazsınız kimseye.

Yks zamanınmış bir de o müthiş . küs hepsiylederslerine odaklan
 
Back
X