Merhaba, gerçekten objektif bir yoruma ihtiyacım var çünkü artık kendi kendime düşünmekten çıkamadım.
Biz 5 kişilik bir arkadaş grubuyuz (isimleri değiştiriyorum): ben, Elif, Melis, Zeynep ve Duru.
Yılın başında Duru’nun doğum günü vardı. O dönem benim çok ağır bir sürecim vardı, hem dayımı hem de kedimi kaybetmiştim. Bu yüzden kutlamaya katılamadım ama buna rağmen doğduğu gün ona hediyesini bizzat götürdüm. Çok yakın değildik ama yine de özenip uzun zamandır istediği bir şeyi almıştım.
Sonrasında Melis’in doğum günü oldu. Onun için gerçekten çok uğraştık. Hediyeyi ben buldum, Swarovski’den pahalı bir bileklik aldık çünkü bileğine uyan bir şey bulamadığı için hep üzülüyordu. Doğum gününü 10 gün sonra kutladık ama bir günümüzü tamamen ona ayırdık. (Bana daha sonrasında unuttunuz diye size çok darılmıştım demişti hatta ailesine bile anlatmış)Pasta, kafe, gezi… Hepsi vardı. Bu arada hepimiz YKS öğrencisiyiz, yani gerçekten zamanımız çok kısıtlı olmasına rağmen sabahtan evine pasta mum hediyeyle gidip akşama kadar o ne isterse onu yaptık.
Ardından Elif’in doğum günü geldi. O benim en yakın arkadaşımdı. Onun için de her şeyi ben organize ettim. Pastanın ne olacağına kadar ben karar verdim, hediyeyi ben seçtim, Pandora’dan aldık. Yani yine ciddi bir emek vardı.
Sonra Zeynep’in doğum günü unutuluyordu. Ben fark edip gruba yazdım ve benim hatırlatmamla kutlandı.
Yani bu grupta genel olarak organize eden, düşünen, hatırlatan ve işi sonuca bağlayan kişi bendim.
⸻
Gelelim benim doğum günüme.
Benim doğum günüm 9 Şubat’tı. Annem şehir dışındaydı. Kızları eve davet ettim, her şeyi ben karşılayacaktım. Sadece gelmelerini istedim.
Ama:
● biri “bu hafta başka doğum gününe çıktım, bir daha çıkamam” dedi
● biri “ders çalışacağım” dedi
● biri de gelmek istemedi
Oysa çözüm vardı:
● isteyen bizde kalabilirdi
● istemeyen bırakılabilirdi
● yarım saat bile gelinebilirdi
● hatta biri tek başına bile gelebilirdi
Ama hiçbiri olmadı. İptal oldu.
Ben de “MSÜ’den sonra kutlarız” diye düşündüm. Ama aradan haftalar geçti, aylar geçti… hiçbir şey olmadı. Şu an Nisan’a geldik, hâlâ hiçbir şey yok.
Bu arada ben hepsinin doğum gününü 00:00’da kutladım. Bana sadece biri tam saatinde yazdı.
Daha da kırıcı olan şu:
Benim doğum günümden kısa süre sonra Melis, çok da yakın olmadığı birinin doğum günü için okulu bile kırıp koskoca bir gününü ayırdı devamsızlığı sıkıntıda olmasına rağmen. Ama bana yarım saat ayıramadı.
Bir de geçen yıl Elif’le birlikte başka arkadaşlara çok pahalı hediyeler almıştık. Karşılığında doğru düzgün bir şey bile görmemiştik. Elif o zaman buna çok sinir oluyordu. Ama aynı şeyi şimdi bana yaptı.
⸻
Bir gün annemin doğum gününü kutlarken fark ettim:
Benim doğum günümün üzerinden aylar geçmiş… ve bu konu hiç açılmamış bile.
Bu beni gerçekten kırdı.
⸻
Bunu konuşmak istedim aşağıya yazdığım mesajı da bırakabilirim çok ince samimi yazdım.
Ama konuşunca savunmaya geçildi.
Bana uzun uzun mesajlar attılar, ekran görüntüleri gönderdiler.
“Ben de yazdım”, “ben de çaba gösterdim”, “tek ben sorumlu değilim” gibi şeyler söylediler. Gün ayarlayamamışlar ama hepsinin harıl harıl ders çalışmadığını ve başkalarıyla gözümün önünde buluşup gezdiklerini gördüm yani bahanede ibaretti benim içi ayrıca mesajlarda atıştıklarını gördüm.
Ama bu mesajlar beni rahatlatmak yerine daha çok üzdü.
Çünkü ben açıklama ya da savunma istemiyordum.
Sadece “anlıyorum seni” denmesi bile yeterdi.
⸻
Olaylar bununla da bitmedi.
Konuşmalardan sonra biri daha sert, biri daha yumuşak cevap verdi.
Ertesi gün kütüphanede karşılaştık, ben hiçbir şey olmamış gibi davrandım.
Sonra hafta sonu (yani doğum günümden 2 ay sonra) bana “sürpriz” yapmak için kapıma gelmişler. Ama ben üst katta olduğum için kapıyı duymadım. Annemde genelde alt katta dizi izler veya uyur. Sadece bir kez aramışlar, onu da açmadım çünkü o an ders çalışıyordum ve yine konunun açılmasını istemedim.
Sonra okulda beni çağırıp hediyeyi vermeye çalıştılar. Ama tavırları gerçekten çok garipti. Sanki “iki laf edip hediyeyi verelim, konu kapansın” gibi.
Ben de açıkça söyledim:
“Ben hediyeyi bunun için istemedim. Bu tavırla verilecekse almak istemiyorum.”
Gerçekten istemedim ve almadım.
Ama orada en çok dikkatimi çeken şey şu oldu:
Beni dinlemediler. Sürekli kendilerini anlattılar.
Ben konuşurken kesildim, geçiştirildim.
Sonra tekrar vermeye çalıştılar, yine kabul etmedim.
Bu sefer bir ağladı beni dinlemeyip sürekli kendisi konuştu.
Ama ben şunu düşündüm:
Üzülmesi gereken kişi benken, neden onlar ağlıyor? Ayrıca sanki çok büyük marifetmiş gibi evime kadar gelip pasta hediye aldılar diye anlatıp durdular. Sanki aynı şeyi ben onlar için yapmamışım da onlar ekstraya kaçmış gibi başıma kaktılar. Kurduları cümlelerden biri de eğer kutlasalardı ne olursa olsun ben ne dersem diyim alttan alacaklarmış sanki gururlarını bir kenara bırakmış ve çok fedakarlık göstermişler gibi.
⸻
Daha sonra oturup konuşmak istedik.
Ama hâlâ bana “kapıyı bilerek açmadın” gibi şeyler söylendi.
Ben de “ben bunu kendimi yıpratarak ispatlamak zorunda değilim” dedim.
Gerçekten o noktada yoruldum. Sonuç hala inanmıyorlar. Umrumda da değil. Bana karşı tek savunmaları kutlayacaktık sen demeseydin de. Ancak ben iki ay sonra kutlanan doğum gününü ne yapayım?
⸻
Şu an geldiğim noktada hissettiğim şey şu:
Ben bu arkadaşlıkta:
● sürekli veren
● organize eden
● düşünen
● emek harcayan
taraftım.
Ama karşılığında:
● ertelenen
● unutulan
● sonra da savunmayla karşılaşan
taraf oldum.
Ve en çok canımı acıtan şey şu:
Benim hissettiğim şeyi anlamak yerine, kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaları.
⸻
Şu an hâlâ içime oturan şey şu:
Ben öğrenciyim, 17-18 yaşındayım. Buna rağmen gidip en pahalı hediyeleri alıyorum, en çok düşünen ben oluyorum. Hediyeyi de kabul etmedim pastayı da. Ama içime oturdu cidden.
Aynı özen bana gösterilmiyor.
Ve bu gerçekten canımı acıtıyor.
Şimdi bir şey olmamış gibi normal davranıyoruz yani daha çok Elifle. Melis hala bana soğuk anlamadığım bir şekilde yine de konuşuyoruz. Ama benim her konuşmada sinirlerim daha çok geriliyor. Hak etmediğimi yaşadığımı düşünüyorum.
⸻
Sizce ben mi abartıyorum, yoksa burada gerçekten bir değer / öncelik problemi mi var?
Not: bu kadar pahalı hediye almamızın sebebi aslında bölüşerek almış olmamız iki üç arkadaş birleşerek aldık tek tek saçma şeyler almaktansa birleşip kalıcı bişey alalım diye düşündük. İkinci sebebi de başka arkadaşlarına da böyle hediyeler alan insanlar yani ilk kez bizim grubumuzda alınan pahalı hediyeler değil. Diğer arkadaşlarına aldıklarına şahit oldum. Bir de hala konuşmama kızanlar olmuş haklısınız kesinlikle ama bu mesajları onlara yazarken bile çok utandım sıkıldım. Biraz empati yapsanız anlarsınız onur kırıcı bir şey düşünülmediğinin farkında olduğunu söylemek. Bu yüzden biten bir arkadaşlık sebebi yüzünden kendimi daha da değersiz hissetmekten korktum açıkcası.
Ayrıca hediyeyi almadığım için de pişmanım ne diyeceğimi de bilmiyorum ama boş yere verilen paralarıma üzülüyorum öğrenciyim sonuç olarak durumumuz ne kadar iyi olsada kendimi enayi gibi hissediyorum.
Hediyeyi almalı mıyım alırsam nasıl alırım bilemiyorum.