• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Aylar sonra kutlanan BENİM doğum günüm yüzünden azar işittim

Demek ki yeterince istememişler. Yapmak isteyen yapardı, gerisi bahane.
Size gerçekten değer veren, zaman ayıran insanlara kafa yorun.
Hediye konusunda bu kadar fazla beklentiye girecekseniz bence bir dahaki sefere pahalı hediyeler almayın.
Bir sahaki sefere kutlayacağımı düşünmüyorum doğum günlerini.
Madem verdiğindeğeri alamıyorsun, niye hala ilişkiye devam ediyorsun? Güya pastayı hediyeyi kabul etmemişsin ama konuşmaya devam ediyorsun. Sen konuştukça onlar " amaann bu zaten ne yapsak burda" diye düşünebilirler. 2 ay sonra doğum günü mü kutlanır?? Bence vicdan rahatlatmaya çalışmışlar. Çok samimi bi arkadaşlık göremiyorum. Veriş - alış dengesi yok ortada. Verdiğin değer sana karşı yoksa sil geç hepsini.
Ayrıca yaşlarınız çok küçük niye bu kadar pahalı hediyeler alıyorsunuz? Sanki yarıştırıyormuş gibi
Hediyeyi iki üç kişi birleşerek aldık yani tek tek alırken de yaklaşık aynı fiyata gelecekti ama hediye bulma kısımlarıyla hep ben ilgilendim sanırım bu kısmı yanlış aktarmışım ama evet yine de pahalı bir hediye ancak başkalarının doğum günlerinde gözüöün önünde bu tarz hediyeler alınınca değer diye düşündüm.
 
Ah ah tam liseli sorusu.

Kendini ifade ediş tarzını ben de beğendim.

Yalnız bu tür bir şey ben de lise 2 de yaşadım zengin bir arkadaşa hediye aldık herkes para verecekti. Kimse vermedi sonra on kişinin katılacağı hediyeye üç kişi para ödedik. Ben memur çocuğuyum bir de sonradan satış koyanlar zengin bebesiydi her neyse. Benim doğum günleri yaza gelir kutlanmazdı, başkalarınınki bayram havasında. Öyle mi kardeşim, bir daha da kimse için ne öyle büyük hediye aldım ne de organizasyonda bulundum. Beni sevmiyorlardı demek ki sevmek zorunda da değillerdi. Ama bari aynı oranda bir şeyler yapsalardı derdim çok kırılmıştım

Neyse ki lise bunun için var. Yani böyle böyle hayatı deneyimliyorsun. Bir daha da liseli halinizle swarowskiler pandoralae guess bileklikler almazsınız kimseye.

Yks zamanınmış bir de o müthiş . küs hepsiye derslerine odaklan
Teşekkür ederim🫶🏻🩷
 
Merhaba, gerçekten objektif bir yoruma ihtiyacım var çünkü artık kendi kendime düşünmekten çıkamadım.
Biz 5 kişilik bir arkadaş grubuyuz (isimleri değiştiriyorum): ben, Elif, Melis, Zeynep ve Duru.
Yılın başında Duru’nun doğum günü vardı. O dönem benim çok ağır bir sürecim vardı, hem dayımı hem de kedimi kaybetmiştim. Bu yüzden kutlamaya katılamadım ama buna rağmen doğduğu gün ona hediyesini bizzat götürdüm. Çok yakın değildik ama yine de özenip uzun zamandır istediği bir şeyi almıştım.
Sonrasında Melis’in doğum günü oldu. Onun için gerçekten çok uğraştık. Hediyeyi ben buldum, Swarovski’den pahalı bir bileklik aldık çünkü bileğine uyan bir şey bulamadığı için hep üzülüyordu. Doğum gününü 10 gün sonra kutladık ama bir günümüzü tamamen ona ayırdık. (Bana daha sonrasında unuttunuz diye size çok darılmıştım demişti hatta ailesine bile anlatmış)Pasta, kafe, gezi… Hepsi vardı. Bu arada hepimiz YKS öğrencisiyiz, yani gerçekten zamanımız çok kısıtlı olmasına rağmen sabahtan evine pasta mum hediyeyle gidip akşama kadar o ne isterse onu yaptık.
Ardından Elif’in doğum günü geldi. O benim en yakın arkadaşımdı. Onun için de her şeyi ben organize ettim. Pastanın ne olacağına kadar ben karar verdim, hediyeyi ben seçtim, Pandora’dan aldık. Yani yine ciddi bir emek vardı.
Sonra Zeynep’in doğum günü unutuluyordu. Ben fark edip gruba yazdım ve benim hatırlatmamla kutlandı.
Yani bu grupta genel olarak organize eden, düşünen, hatırlatan ve işi sonuca bağlayan kişi bendim.

Gelelim benim doğum günüme.
Benim doğum günüm 9 Şubat’tı. Annem şehir dışındaydı. Kızları eve davet ettim, her şeyi ben karşılayacaktım. Sadece gelmelerini istedim.
Ama:
● biri “bu hafta başka doğum gününe çıktım, bir daha çıkamam” dedi
● biri “ders çalışacağım” dedi
● biri de gelmek istemedi
Oysa çözüm vardı:
● isteyen bizde kalabilirdi
● istemeyen bırakılabilirdi
● yarım saat bile gelinebilirdi
● hatta biri tek başına bile gelebilirdi
Ama hiçbiri olmadı. İptal oldu.
Ben de “MSÜ’den sonra kutlarız” diye düşündüm. Ama aradan haftalar geçti, aylar geçti… hiçbir şey olmadı. Şu an Nisan’a geldik, hâlâ hiçbir şey yok.
Bu arada ben hepsinin doğum gününü 00:00’da kutladım. Bana sadece biri tam saatinde yazdı.
Daha da kırıcı olan şu:
Benim doğum günümden kısa süre sonra Melis, çok da yakın olmadığı birinin doğum günü için okulu bile kırıp koskoca bir gününü ayırdı devamsızlığı sıkıntıda olmasına rağmen. Ama bana yarım saat ayıramadı.
Bir de geçen yıl Elif’le birlikte başka arkadaşlara çok pahalı hediyeler almıştık. Karşılığında doğru düzgün bir şey bile görmemiştik. Elif o zaman buna çok sinir oluyordu. Ama aynı şeyi şimdi bana yaptı.

Bir gün annemin doğum gününü kutlarken fark ettim:
Benim doğum günümün üzerinden aylar geçmiş… ve bu konu hiç açılmamış bile.
Bu beni gerçekten kırdı.

Bunu konuşmak istedim aşağıya yazdığım mesajı da bırakabilirim çok ince samimi yazdım. 
Ama konuşunca savunmaya geçildi.
Bana uzun uzun mesajlar attılar, ekran görüntüleri gönderdiler.
“Ben de yazdım”, “ben de çaba gösterdim”, “tek ben sorumlu değilim” gibi şeyler söylediler. Gün ayarlayamamışlar ama hepsinin harıl harıl ders çalışmadığını ve başkalarıyla gözümün önünde buluşup gezdiklerini gördüm yani bahanede ibaretti benim içi ayrıca mesajlarda atıştıklarını gördüm.
Ama bu mesajlar beni rahatlatmak yerine daha çok üzdü.
Çünkü ben açıklama ya da savunma istemiyordum.
Sadece “anlıyorum seni” denmesi bile yeterdi.

Olaylar bununla da bitmedi.
Konuşmalardan sonra biri daha sert, biri daha yumuşak cevap verdi.
Ertesi gün kütüphanede karşılaştık, ben hiçbir şey olmamış gibi davrandım.
Sonra hafta sonu (yani doğum günümden 2 ay sonra) bana “sürpriz” yapmak için kapıma gelmişler. Ama ben üst katta olduğum için kapıyı duymadım. Annemde genelde alt katta dizi izler veya uyur. Sadece bir kez aramışlar, onu da açmadım çünkü o an ders çalışıyordum ve yine konunun açılmasını istemedim.
Sonra okulda beni çağırıp hediyeyi vermeye çalıştılar. Ama tavırları gerçekten çok garipti. Sanki “iki laf edip hediyeyi verelim, konu kapansın” gibi.
Ben de açıkça söyledim:
“Ben hediyeyi bunun için istemedim. Bu tavırla verilecekse almak istemiyorum.”
Gerçekten istemedim ve almadım.
Ama orada en çok dikkatimi çeken şey şu oldu:
Beni dinlemediler. Sürekli kendilerini anlattılar.
Ben konuşurken kesildim, geçiştirildim.
Sonra tekrar vermeye çalıştılar, yine kabul etmedim.
Bu sefer bir ağladı beni dinlemeyip sürekli kendisi konuştu.
Ama ben şunu düşündüm:
Üzülmesi gereken kişi benken, neden onlar ağlıyor? Ayrıca sanki çok büyük marifetmiş gibi evime kadar gelip pasta hediye aldılar diye anlatıp durdular. Sanki aynı şeyi ben onlar için yapmamışım da onlar ekstraya kaçmış gibi başıma kaktılar. Kurduları cümlelerden biri de eğer kutlasalardı ne olursa olsun ben ne dersem diyim alttan alacaklarmış sanki gururlarını bir kenara bırakmış ve çok fedakarlık göstermişler gibi.

Daha sonra oturup konuşmak istedik.
Ama hâlâ bana “kapıyı bilerek açmadın” gibi şeyler söylendi.
Ben de “ben bunu kendimi yıpratarak ispatlamak zorunda değilim” dedim.
Gerçekten o noktada yoruldum. Sonuç hala inanmıyorlar. Umrumda da değil. Bana karşı tek savunmaları kutlayacaktık sen demeseydin de. Ancak ben iki ay sonra kutlanan doğum gününü ne yapayım?

Şu an geldiğim noktada hissettiğim şey şu:
Ben bu arkadaşlıkta:
● sürekli veren
● organize eden
● düşünen
● emek harcayan
taraftım.
Ama karşılığında:
● ertelenen
● unutulan
● sonra da savunmayla karşılaşan
taraf oldum.
Ve en çok canımı acıtan şey şu:
Benim hissettiğim şeyi anlamak yerine, kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaları.

Şu an hâlâ içime oturan şey şu:
Ben öğrenciyim, 17-18 yaşındayım. Buna rağmen gidip en pahalı hediyeleri alıyorum, en çok düşünen ben oluyorum. Hediyeyi de kabul etmedim pastayı da. Ama içime oturdu cidden.
Aynı özen bana gösterilmiyor.
Ve bu gerçekten canımı acıtıyor.
Şimdi bir şey olmamış gibi normal davranıyoruz yani daha çok Elifle. Melis hala bana soğuk anlamadığım bir şekilde yine de konuşuyoruz. Ama benim her konuşmada sinirlerim daha çok geriliyor. Hak etmediğimi yaşadığımı düşünüyorum.

Sizce ben mi abartıyorum, yoksa burada gerçekten bir değer / öncelik problemi mi var?

Ben tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim arkadaşlık ilişkileri bu kadar emek, zaman, para ve fikir harcamaya değmez. Senin bu kadar kafa yorduğun, derin duygular yaşadığın, karşılık beklediğin şeylerin bazen gerçekten de insanlarda bir karşılığı olmaz. Kimseye zorla bir şey yaptıramazsın. Doğum günü konusunda da bunu yaşamışsın. Zorla güzellik olmamış. Ama en sonunda pasta ve hediyeyi almaman abartı olmuş. Zaten iletişimine eskisi gibi devam ediyorsun. Bu kadar kırılgan olmaya gerek yoktu diye düşünüyorum.

Gelelim pahalı hediye ve doğum günü organizasyonu konusuna. Bundan sonra bu kızlar için bir daha böyle abartılı şeyler yapacağını düşünmüyorum. Ama seni şiddetle uyarıyorum üniye gidince de asla bunları yapma. Sınıfı organize edeyim, mekan tutayım, swarovskiden şu bileziği beğenmişti onu alayım, en sevdiği tiyatroya bilet alayım, bilmem kimin konserine götüreyim, sevgilisini arayayım da kapıya gelsin güller döksün falan filan ünide bu işler büyüyor. İmkanların olsa da yapma. Asla karşılık bulamazsın. Boşuna beklentiye girme. Gerçekten değer verdiğin, iyi günde kötü günde yanında olan insanların doğum gününü kutla. Karşılığını beklemeyeceğin bir değerde hediye al. Gerisini unut. Kaldı ki o insanlar bile gün gelecek işten güçten hayat telaşından senin doğum gününü unutacaklar. Bu da hayatın gerçeği.
 
Merhaba, gerçekten objektif bir yoruma ihtiyacım var çünkü artık kendi kendime düşünmekten çıkamadım.
Biz 5 kişilik bir arkadaş grubuyuz (isimleri değiştiriyorum): ben, Elif, Melis, Zeynep ve Duru.
Yılın başında Duru’nun doğum günü vardı. O dönem benim çok ağır bir sürecim vardı, hem dayımı hem de kedimi kaybetmiştim. Bu yüzden kutlamaya katılamadım ama buna rağmen doğduğu gün ona hediyesini bizzat götürdüm. Çok yakın değildik ama yine de özenip uzun zamandır istediği bir şeyi almıştım.
Sonrasında Melis’in doğum günü oldu. Onun için gerçekten çok uğraştık. Hediyeyi ben buldum, Swarovski’den pahalı bir bileklik aldık çünkü bileğine uyan bir şey bulamadığı için hep üzülüyordu. Doğum gününü 10 gün sonra kutladık ama bir günümüzü tamamen ona ayırdık. (Bana daha sonrasında unuttunuz diye size çok darılmıştım demişti hatta ailesine bile anlatmış)Pasta, kafe, gezi… Hepsi vardı. Bu arada hepimiz YKS öğrencisiyiz, yani gerçekten zamanımız çok kısıtlı olmasına rağmen sabahtan evine pasta mum hediyeyle gidip akşama kadar o ne isterse onu yaptık.
Ardından Elif’in doğum günü geldi. O benim en yakın arkadaşımdı. Onun için de her şeyi ben organize ettim. Pastanın ne olacağına kadar ben karar verdim, hediyeyi ben seçtim, Pandora’dan aldık. Yani yine ciddi bir emek vardı.
Sonra Zeynep’in doğum günü unutuluyordu. Ben fark edip gruba yazdım ve benim hatırlatmamla kutlandı.
Yani bu grupta genel olarak organize eden, düşünen, hatırlatan ve işi sonuca bağlayan kişi bendim.

Gelelim benim doğum günüme.
Benim doğum günüm 9 Şubat’tı. Annem şehir dışındaydı. Kızları eve davet ettim, her şeyi ben karşılayacaktım. Sadece gelmelerini istedim.
Ama:
● biri “bu hafta başka doğum gününe çıktım, bir daha çıkamam” dedi
● biri “ders çalışacağım” dedi
● biri de gelmek istemedi
Oysa çözüm vardı:
● isteyen bizde kalabilirdi
● istemeyen bırakılabilirdi
● yarım saat bile gelinebilirdi
● hatta biri tek başına bile gelebilirdi
Ama hiçbiri olmadı. İptal oldu.
Ben de “MSÜ’den sonra kutlarız” diye düşündüm. Ama aradan haftalar geçti, aylar geçti… hiçbir şey olmadı. Şu an Nisan’a geldik, hâlâ hiçbir şey yok.
Bu arada ben hepsinin doğum gününü 00:00’da kutladım. Bana sadece biri tam saatinde yazdı.
Daha da kırıcı olan şu:
Benim doğum günümden kısa süre sonra Melis, çok da yakın olmadığı birinin doğum günü için okulu bile kırıp koskoca bir gününü ayırdı devamsızlığı sıkıntıda olmasına rağmen. Ama bana yarım saat ayıramadı.
Bir de geçen yıl Elif’le birlikte başka arkadaşlara çok pahalı hediyeler almıştık. Karşılığında doğru düzgün bir şey bile görmemiştik. Elif o zaman buna çok sinir oluyordu. Ama aynı şeyi şimdi bana yaptı.

Bir gün annemin doğum gününü kutlarken fark ettim:
Benim doğum günümün üzerinden aylar geçmiş… ve bu konu hiç açılmamış bile.
Bu beni gerçekten kırdı.

Bunu konuşmak istedim aşağıya yazdığım mesajı da bırakabilirim çok ince samimi yazdım. 
Ama konuşunca savunmaya geçildi.
Bana uzun uzun mesajlar attılar, ekran görüntüleri gönderdiler.
“Ben de yazdım”, “ben de çaba gösterdim”, “tek ben sorumlu değilim” gibi şeyler söylediler. Gün ayarlayamamışlar ama hepsinin harıl harıl ders çalışmadığını ve başkalarıyla gözümün önünde buluşup gezdiklerini gördüm yani bahanede ibaretti benim içi ayrıca mesajlarda atıştıklarını gördüm.
Ama bu mesajlar beni rahatlatmak yerine daha çok üzdü.
Çünkü ben açıklama ya da savunma istemiyordum.
Sadece “anlıyorum seni” denmesi bile yeterdi.

Olaylar bununla da bitmedi.
Konuşmalardan sonra biri daha sert, biri daha yumuşak cevap verdi.
Ertesi gün kütüphanede karşılaştık, ben hiçbir şey olmamış gibi davrandım.
Sonra hafta sonu (yani doğum günümden 2 ay sonra) bana “sürpriz” yapmak için kapıma gelmişler. Ama ben üst katta olduğum için kapıyı duymadım. Annemde genelde alt katta dizi izler veya uyur. Sadece bir kez aramışlar, onu da açmadım çünkü o an ders çalışıyordum ve yine konunun açılmasını istemedim.
Sonra okulda beni çağırıp hediyeyi vermeye çalıştılar. Ama tavırları gerçekten çok garipti. Sanki “iki laf edip hediyeyi verelim, konu kapansın” gibi.
Ben de açıkça söyledim:
“Ben hediyeyi bunun için istemedim. Bu tavırla verilecekse almak istemiyorum.”
Gerçekten istemedim ve almadım.
Ama orada en çok dikkatimi çeken şey şu oldu:
Beni dinlemediler. Sürekli kendilerini anlattılar.
Ben konuşurken kesildim, geçiştirildim.
Sonra tekrar vermeye çalıştılar, yine kabul etmedim.
Bu sefer bir ağladı beni dinlemeyip sürekli kendisi konuştu.
Ama ben şunu düşündüm:
Üzülmesi gereken kişi benken, neden onlar ağlıyor? Ayrıca sanki çok büyük marifetmiş gibi evime kadar gelip pasta hediye aldılar diye anlatıp durdular. Sanki aynı şeyi ben onlar için yapmamışım da onlar ekstraya kaçmış gibi başıma kaktılar. Kurduları cümlelerden biri de eğer kutlasalardı ne olursa olsun ben ne dersem diyim alttan alacaklarmış sanki gururlarını bir kenara bırakmış ve çok fedakarlık göstermişler gibi.

Daha sonra oturup konuşmak istedik.
Ama hâlâ bana “kapıyı bilerek açmadın” gibi şeyler söylendi.
Ben de “ben bunu kendimi yıpratarak ispatlamak zorunda değilim” dedim.
Gerçekten o noktada yoruldum. Sonuç hala inanmıyorlar. Umrumda da değil. Bana karşı tek savunmaları kutlayacaktık sen demeseydin de. Ancak ben iki ay sonra kutlanan doğum gününü ne yapayım?

Şu an geldiğim noktada hissettiğim şey şu:
Ben bu arkadaşlıkta:
● sürekli veren
● organize eden
● düşünen
● emek harcayan
taraftım.
Ama karşılığında:
● ertelenen
● unutulan
● sonra da savunmayla karşılaşan
taraf oldum.
Ve en çok canımı acıtan şey şu:
Benim hissettiğim şeyi anlamak yerine, kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaları.

Şu an hâlâ içime oturan şey şu:
Ben öğrenciyim, 17-18 yaşındayım. Buna rağmen gidip en pahalı hediyeleri alıyorum, en çok düşünen ben oluyorum. Hediyeyi de kabul etmedim pastayı da. Ama içime oturdu cidden.
Aynı özen bana gösterilmiyor.
Ve bu gerçekten canımı acıtıyor.
Şimdi bir şey olmamış gibi normal davranıyoruz yani daha çok Elifle. Melis hala bana soğuk anlamadığım bir şekilde yine de konuşuyoruz. Ama benim her konuşmada sinirlerim daha çok geriliyor. Hak etmediğimi yaşadığımı düşünüyorum.

Sizce ben mi abartıyorum, yoksa burada gerçekten bir değer / öncelik problemi mi var?



Not: bu kadar pahalı hediye almamızın sebebi aslında bölüşerek almış olmamız iki üç arkadaş birleşerek aldık tek tek saçma şeyler almaktansa birleşip kalıcı bişey alalım diye düşündük. İkinci sebebi de başka arkadaşlarına da böyle hediyeler alan insanlar yani ilk kez bizim grubumuzda alınan pahalı hediyeler değil. Diğer arkadaşlarına aldıklarına şahit oldum. Bir de hala konuşmama kızanlar olmuş haklısınız kesinlikle ama bu mesajları onlara yazarken bile çok utandım sıkıldım. Biraz empati yapsanız anlarsınız onur kırıcı bir şey düşünülmediğinin farkında olduğunu söylemek. Bu yüzden biten bir arkadaşlık sebebi yüzünden kendimi daha da değersiz hissetmekten korktum açıkcası.

Ayrıca hediyeyi almadığım için de pişmanım ne diyeceğimi de bilmiyorum ama boş yere verilen paralarıma üzülüyorum öğrenciyim sonuç olarak durumumuz ne kadar iyi olsada kendimi enayi gibi hissediyorum.
Bir yere kadar okudum ve aynısını hemen hemen ben de yaşadım. İliskini kes. Gerekirse gerekceni söyle kimse senden kıymetli değil. Herkesin her şeyinde başı sen cekmissin yapmışsın.siktiret senin özel gününe önem vermeyen sana da saygı duymaz. Ne arkadaşların olacak. Gençsin kimler kimler gelecek geçecek hayatından.
İyi ki de doğmuşsun 🙏🩷
 
Bir yere kadar okudum ve aynısını hemen hemen ben de yaşadım. İliskini kes. Gerekirse gerekceni söyle kimse senden kıymetli değil. Herkesin her şeyinde başı sen cekmissin yapmışsın.siktiret senin özel gününe önem vermeyen sana da saygı duymaz. Ne arkadaşların olacak. Gençsin kimler kimler gelecek geçecek hayatından.
İyi ki de doğmuşsun 🙏🩷
Çok teşekkür edeirm🥹🩷🫶🏻
 
Doğum günleri meselesi yüzünden ne tantanalar kopmuş. İyi yönden bakarsak gerçek arkadaşlarınız olmadığını anlamış oldunuz. Zaten gerçek anlamda arkadaşlık artık zor bulunan bir şey. Sınavına odaklan gerisini boşver.
 
Canım benim bende tüm.organizasyonlari yapar herkesi kutlardim şimdi kutlayan olursa ya da bana verilen değer kadarini yapıyorum fazlasına hiç gerek yok .hem keşke demeseydim de iki ay sonra kutladiklari dogum gününü 10 ay daha bekler diğeri ile birleştirirlerdi☺️ tatlı canını uzdugune değmez herkes ederi kadar
 
Merhaba, gerçekten objektif bir yoruma ihtiyacım var çünkü artık kendi kendime düşünmekten çıkamadım.
Biz 5 kişilik bir arkadaş grubuyuz (isimleri değiştiriyorum): ben, Elif, Melis, Zeynep ve Duru.
Yılın başında Duru’nun doğum günü vardı. O dönem benim çok ağır bir sürecim vardı, hem dayımı hem de kedimi kaybetmiştim. Bu yüzden kutlamaya katılamadım ama buna rağmen doğduğu gün ona hediyesini bizzat götürdüm. Çok yakın değildik ama yine de özenip uzun zamandır istediği bir şeyi almıştım.
Sonrasında Melis’in doğum günü oldu. Onun için gerçekten çok uğraştık. Hediyeyi ben buldum, Swarovski’den pahalı bir bileklik aldık çünkü bileğine uyan bir şey bulamadığı için hep üzülüyordu. Doğum gününü 10 gün sonra kutladık ama bir günümüzü tamamen ona ayırdık. (Bana daha sonrasında unuttunuz diye size çok darılmıştım demişti hatta ailesine bile anlatmış)Pasta, kafe, gezi… Hepsi vardı. Bu arada hepimiz YKS öğrencisiyiz, yani gerçekten zamanımız çok kısıtlı olmasına rağmen sabahtan evine pasta mum hediyeyle gidip akşama kadar o ne isterse onu yaptık.
Ardından Elif’in doğum günü geldi. O benim en yakın arkadaşımdı. Onun için de her şeyi ben organize ettim. Pastanın ne olacağına kadar ben karar verdim, hediyeyi ben seçtim, Pandora’dan aldık. Yani yine ciddi bir emek vardı.
Sonra Zeynep’in doğum günü unutuluyordu. Ben fark edip gruba yazdım ve benim hatırlatmamla kutlandı.
Yani bu grupta genel olarak organize eden, düşünen, hatırlatan ve işi sonuca bağlayan kişi bendim.

Gelelim benim doğum günüme.
Benim doğum günüm 9 Şubat’tı. Annem şehir dışındaydı. Kızları eve davet ettim, her şeyi ben karşılayacaktım. Sadece gelmelerini istedim.
Ama:
● biri “bu hafta başka doğum gününe çıktım, bir daha çıkamam” dedi
● biri “ders çalışacağım” dedi
● biri de gelmek istemedi
Oysa çözüm vardı:
● isteyen bizde kalabilirdi
● istemeyen bırakılabilirdi
● yarım saat bile gelinebilirdi
● hatta biri tek başına bile gelebilirdi
Ama hiçbiri olmadı. İptal oldu.
Ben de “MSÜ’den sonra kutlarız” diye düşündüm. Ama aradan haftalar geçti, aylar geçti… hiçbir şey olmadı. Şu an Nisan’a geldik, hâlâ hiçbir şey yok.
Bu arada ben hepsinin doğum gününü 00:00’da kutladım. Bana sadece biri tam saatinde yazdı.
Daha da kırıcı olan şu:
Benim doğum günümden kısa süre sonra Melis, çok da yakın olmadığı birinin doğum günü için okulu bile kırıp koskoca bir gününü ayırdı devamsızlığı sıkıntıda olmasına rağmen. Ama bana yarım saat ayıramadı.
Bir de geçen yıl Elif’le birlikte başka arkadaşlara çok pahalı hediyeler almıştık. Karşılığında doğru düzgün bir şey bile görmemiştik. Elif o zaman buna çok sinir oluyordu. Ama aynı şeyi şimdi bana yaptı.

Bir gün annemin doğum gününü kutlarken fark ettim:
Benim doğum günümün üzerinden aylar geçmiş… ve bu konu hiç açılmamış bile.
Bu beni gerçekten kırdı.

Bunu konuşmak istedim aşağıya yazdığım mesajı da bırakabilirim çok ince samimi yazdım. 
Ama konuşunca savunmaya geçildi.
Bana uzun uzun mesajlar attılar, ekran görüntüleri gönderdiler.
“Ben de yazdım”, “ben de çaba gösterdim”, “tek ben sorumlu değilim” gibi şeyler söylediler. Gün ayarlayamamışlar ama hepsinin harıl harıl ders çalışmadığını ve başkalarıyla gözümün önünde buluşup gezdiklerini gördüm yani bahanede ibaretti benim içi ayrıca mesajlarda atıştıklarını gördüm.
Ama bu mesajlar beni rahatlatmak yerine daha çok üzdü.
Çünkü ben açıklama ya da savunma istemiyordum.
Sadece “anlıyorum seni” denmesi bile yeterdi.

Olaylar bununla da bitmedi.
Konuşmalardan sonra biri daha sert, biri daha yumuşak cevap verdi.
Ertesi gün kütüphanede karşılaştık, ben hiçbir şey olmamış gibi davrandım.
Sonra hafta sonu (yani doğum günümden 2 ay sonra) bana “sürpriz” yapmak için kapıma gelmişler. Ama ben üst katta olduğum için kapıyı duymadım. Annemde genelde alt katta dizi izler veya uyur. Sadece bir kez aramışlar, onu da açmadım çünkü o an ders çalışıyordum ve yine konunun açılmasını istemedim.
Sonra okulda beni çağırıp hediyeyi vermeye çalıştılar. Ama tavırları gerçekten çok garipti. Sanki “iki laf edip hediyeyi verelim, konu kapansın” gibi.
Ben de açıkça söyledim:
“Ben hediyeyi bunun için istemedim. Bu tavırla verilecekse almak istemiyorum.”
Gerçekten istemedim ve almadım.
Ama orada en çok dikkatimi çeken şey şu oldu:
Beni dinlemediler. Sürekli kendilerini anlattılar.
Ben konuşurken kesildim, geçiştirildim.
Sonra tekrar vermeye çalıştılar, yine kabul etmedim.
Bu sefer bir ağladı beni dinlemeyip sürekli kendisi konuştu.
Ama ben şunu düşündüm:
Üzülmesi gereken kişi benken, neden onlar ağlıyor? Ayrıca sanki çok büyük marifetmiş gibi evime kadar gelip pasta hediye aldılar diye anlatıp durdular. Sanki aynı şeyi ben onlar için yapmamışım da onlar ekstraya kaçmış gibi başıma kaktılar. Kurduları cümlelerden biri de eğer kutlasalardı ne olursa olsun ben ne dersem diyim alttan alacaklarmış sanki gururlarını bir kenara bırakmış ve çok fedakarlık göstermişler gibi.

Daha sonra oturup konuşmak istedik.
Ama hâlâ bana “kapıyı bilerek açmadın” gibi şeyler söylendi.
Ben de “ben bunu kendimi yıpratarak ispatlamak zorunda değilim” dedim.
Gerçekten o noktada yoruldum. Sonuç hala inanmıyorlar. Umrumda da değil. Bana karşı tek savunmaları kutlayacaktık sen demeseydin de. Ancak ben iki ay sonra kutlanan doğum gününü ne yapayım?

Şu an geldiğim noktada hissettiğim şey şu:
Ben bu arkadaşlıkta:
● sürekli veren
● organize eden
● düşünen
● emek harcayan
taraftım.
Ama karşılığında:
● ertelenen
● unutulan
● sonra da savunmayla karşılaşan
taraf oldum.
Ve en çok canımı acıtan şey şu:
Benim hissettiğim şeyi anlamak yerine, kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaları.

Şu an hâlâ içime oturan şey şu:
Ben öğrenciyim, 17-18 yaşındayım. Buna rağmen gidip en pahalı hediyeleri alıyorum, en çok düşünen ben oluyorum. Hediyeyi de kabul etmedim pastayı da. Ama içime oturdu cidden.
Aynı özen bana gösterilmiyor.
Ve bu gerçekten canımı acıtıyor.
Şimdi bir şey olmamış gibi normal davranıyoruz yani daha çok Elifle. Melis hala bana soğuk anlamadığım bir şekilde yine de konuşuyoruz. Ama benim her konuşmada sinirlerim daha çok geriliyor. Hak etmediğimi yaşadığımı düşünüyorum.

Sizce ben mi abartıyorum, yoksa burada gerçekten bir değer / öncelik problemi mi var?



Not: bu kadar pahalı hediye almamızın sebebi aslında bölüşerek almış olmamız iki üç arkadaş birleşerek aldık tek tek saçma şeyler almaktansa birleşip kalıcı bişey alalım diye düşündük. İkinci sebebi de başka arkadaşlarına da böyle hediyeler alan insanlar yani ilk kez bizim grubumuzda alınan pahalı hediyeler değil. Diğer arkadaşlarına aldıklarına şahit oldum. Bir de hala konuşmama kızanlar olmuş haklısınız kesinlikle ama bu mesajları onlara yazarken bile çok utandım sıkıldım. Biraz empati yapsanız anlarsınız onur kırıcı bir şey düşünülmediğinin farkında olduğunu söylemek. Bu yüzden biten bir arkadaşlık sebebi yüzünden kendimi daha da değersiz hissetmekten korktum açıkcası.

Ayrıca hediyeyi almadığım için de pişmanım ne diyeceğimi de bilmiyorum ama boş yere verilen paralarıma üzülüyorum öğrenciyim sonuç olarak durumumuz ne kadar iyi olsada kendimi enayi gibi hissediyorum.
Arkadaşlığa çok büyük anlam vermemeyi,bunun arkadaşlık olmadığını,bir sonraki yol ayrımına kadar zoraki idare edilen bir ilişkiniz olduğunu anlamanız gerekiyor.Herşeyi düşünüp organize etmek iyidir ama bunun karşılığını her zaman alamayacağınızı idrak edin.Bu hayatta bu çabayı,özveriyi kendinize,düştüğünüzde elinizden tutanlara,eğitiminize,geleceğinize gösterin.Bu yaşadıklarınızı tecrübe heybenize koyun gereken dersi alıp yolunuza devam edin.....
 
Yillarca bunlari organize eden bendim ve bende ayni sekilde ozenilmesini isterdim ama olmadi. Bu bana bir kisiye deger verirken 10 dan degil 1 den baslayarak artmasina izin vermemi ogretti.

Sende onlarinkini artik siradan insanlarmis gibi bir mesajla kutlar gecersin. Muhtemelen sen olmasan baskalarininda dogum gunu kutlanmzdi o grupta . Elif e ozellikle sorabilirsin, bie aciklamasi var mi diye veyahut next dogum gunune kadar kendince sure ver, telafi etmezse demekki dusundugun kadar yakin degilmissiniz..

Universite de sakin boyle seylerin altina girme. Bir mesajla kutla veya max baskasinin organize ettigi partiye katil.
 
Teşekkür ederim. Aslında böyle kutlamalar yapmamın sebeplerinden biri de diğer insanların doğum günlerini aynı bu seviyelerde kutladıklarını bilmemden de kaynaklı. Yani önemsedikleri ve benim önemsediğim bir şeyin karşılığını alırım sanmıştım. Bu arada hediyeleri iki üç kişi paylaşıp aldık tek tek değersiz hediyeler almaktansa bir tane güzel bişey almayı uygun gördük.
Çok mantıklı tek tek değersiz hediyeler almaktansa ama seninkinin kutlanmaması sana daha da büyük saygısızlık olarak dönüyor çıtanız yüksek çünkü aslında çok güzel bir şey yaptığınız insanoğlu nankör
 
Çok üzgünüm ama sana karşı biraz gruplaşmışlar. Ama sana tavsiyem şimdilik hiç umursama. Çünkü sen onların ortak meselesi olursan onlar daha da karşında güçlenecek. Çünkü insanların ortak bir meselesi varsa birbirleriyle daha çok bağ kuruyorlar. Sen ayrı ayrı hepsine iyi davran. Merak etme çok yakında aralarında anlaşamayıp sana geri dönecekler :)

Yani ben senin yaşına geri dönsem artık böyle yapardım. Büyüyünce öğrendim ki sen kendi hayatını güzelleştirirsen, gerisi kendiliğinden çözülüyor. <3

En iyisi sınavına odaklanman
 
Aklı başında ve kendini iyi ifade eden bir kızsın. O yüzden burada verilen tavsiyeleri özümseyip uygulayacağını düşünüyorum. KİMSEYE KENDİNDEN EKSTRA ÖDÜN VERECEK ŞEKİLDE DEĞER VERME. Bak yks yılındasın, otur derslerini çalış en güzel üniversiteleri bölümleri kazan. Kendine emek et kendine değer ver emin ol sonucunu en güzel şekilde o zaman alacaksın. Kimseye böyle özen gösterip bir şeyler organize ettiğine değmez, sonunda arkadaşlıklar biter geriye kariyerin ve özsaygın kalır.
 
Merhaba, gerçekten objektif bir yoruma ihtiyacım var çünkü artık kendi kendime düşünmekten çıkamadım.
Biz 5 kişilik bir arkadaş grubuyuz (isimleri değiştiriyorum): ben, Elif, Melis, Zeynep ve Duru.
Yılın başında Duru’nun doğum günü vardı. O dönem benim çok ağır bir sürecim vardı, hem dayımı hem de kedimi kaybetmiştim. Bu yüzden kutlamaya katılamadım ama buna rağmen doğduğu gün ona hediyesini bizzat götürdüm. Çok yakın değildik ama yine de özenip uzun zamandır istediği bir şeyi almıştım.
Sonrasında Melis’in doğum günü oldu. Onun için gerçekten çok uğraştık. Hediyeyi ben buldum, Swarovski’den pahalı bir bileklik aldık çünkü bileğine uyan bir şey bulamadığı için hep üzülüyordu. Doğum gününü 10 gün sonra kutladık ama bir günümüzü tamamen ona ayırdık. (Bana daha sonrasında unuttunuz diye size çok darılmıştım demişti hatta ailesine bile anlatmış)Pasta, kafe, gezi… Hepsi vardı. Bu arada hepimiz YKS öğrencisiyiz, yani gerçekten zamanımız çok kısıtlı olmasına rağmen sabahtan evine pasta mum hediyeyle gidip akşama kadar o ne isterse onu yaptık.
Ardından Elif’in doğum günü geldi. O benim en yakın arkadaşımdı. Onun için de her şeyi ben organize ettim. Pastanın ne olacağına kadar ben karar verdim, hediyeyi ben seçtim, Pandora’dan aldık. Yani yine ciddi bir emek vardı.
Sonra Zeynep’in doğum günü unutuluyordu. Ben fark edip gruba yazdım ve benim hatırlatmamla kutlandı.
Yani bu grupta genel olarak organize eden, düşünen, hatırlatan ve işi sonuca bağlayan kişi bendim.

Gelelim benim doğum günüme.
Benim doğum günüm 9 Şubat’tı. Annem şehir dışındaydı. Kızları eve davet ettim, her şeyi ben karşılayacaktım. Sadece gelmelerini istedim.
Ama:
● biri “bu hafta başka doğum gününe çıktım, bir daha çıkamam” dedi
● biri “ders çalışacağım” dedi
● biri de gelmek istemedi
Oysa çözüm vardı:
● isteyen bizde kalabilirdi
● istemeyen bırakılabilirdi
● yarım saat bile gelinebilirdi
● hatta biri tek başına bile gelebilirdi
Ama hiçbiri olmadı. İptal oldu.
Ben de “MSÜ’den sonra kutlarız” diye düşündüm. Ama aradan haftalar geçti, aylar geçti… hiçbir şey olmadı. Şu an Nisan’a geldik, hâlâ hiçbir şey yok.
Bu arada ben hepsinin doğum gününü 00:00’da kutladım. Bana sadece biri tam saatinde yazdı.
Daha da kırıcı olan şu:
Benim doğum günümden kısa süre sonra Melis, çok da yakın olmadığı birinin doğum günü için okulu bile kırıp koskoca bir gününü ayırdı devamsızlığı sıkıntıda olmasına rağmen. Ama bana yarım saat ayıramadı.
Bir de geçen yıl Elif’le birlikte başka arkadaşlara çok pahalı hediyeler almıştık. Karşılığında doğru düzgün bir şey bile görmemiştik. Elif o zaman buna çok sinir oluyordu. Ama aynı şeyi şimdi bana yaptı.

Bir gün annemin doğum gününü kutlarken fark ettim:
Benim doğum günümün üzerinden aylar geçmiş… ve bu konu hiç açılmamış bile.
Bu beni gerçekten kırdı.

Bunu konuşmak istedim aşağıya yazdığım mesajı da bırakabilirim çok ince samimi yazdım. 
Ama konuşunca savunmaya geçildi.
Bana uzun uzun mesajlar attılar, ekran görüntüleri gönderdiler.
“Ben de yazdım”, “ben de çaba gösterdim”, “tek ben sorumlu değilim” gibi şeyler söylediler. Gün ayarlayamamışlar ama hepsinin harıl harıl ders çalışmadığını ve başkalarıyla gözümün önünde buluşup gezdiklerini gördüm yani bahanede ibaretti benim içi ayrıca mesajlarda atıştıklarını gördüm.
Ama bu mesajlar beni rahatlatmak yerine daha çok üzdü.
Çünkü ben açıklama ya da savunma istemiyordum.
Sadece “anlıyorum seni” denmesi bile yeterdi.

Olaylar bununla da bitmedi.
Konuşmalardan sonra biri daha sert, biri daha yumuşak cevap verdi.
Ertesi gün kütüphanede karşılaştık, ben hiçbir şey olmamış gibi davrandım.
Sonra hafta sonu (yani doğum günümden 2 ay sonra) bana “sürpriz” yapmak için kapıma gelmişler. Ama ben üst katta olduğum için kapıyı duymadım. Annemde genelde alt katta dizi izler veya uyur. Sadece bir kez aramışlar, onu da açmadım çünkü o an ders çalışıyordum ve yine konunun açılmasını istemedim.
Sonra okulda beni çağırıp hediyeyi vermeye çalıştılar. Ama tavırları gerçekten çok garipti. Sanki “iki laf edip hediyeyi verelim, konu kapansın” gibi.
Ben de açıkça söyledim:
“Ben hediyeyi bunun için istemedim. Bu tavırla verilecekse almak istemiyorum.”
Gerçekten istemedim ve almadım.
Ama orada en çok dikkatimi çeken şey şu oldu:
Beni dinlemediler. Sürekli kendilerini anlattılar.
Ben konuşurken kesildim, geçiştirildim.
Sonra tekrar vermeye çalıştılar, yine kabul etmedim.
Bu sefer bir ağladı beni dinlemeyip sürekli kendisi konuştu.
Ama ben şunu düşündüm:
Üzülmesi gereken kişi benken, neden onlar ağlıyor? Ayrıca sanki çok büyük marifetmiş gibi evime kadar gelip pasta hediye aldılar diye anlatıp durdular. Sanki aynı şeyi ben onlar için yapmamışım da onlar ekstraya kaçmış gibi başıma kaktılar. Kurduları cümlelerden biri de eğer kutlasalardı ne olursa olsun ben ne dersem diyim alttan alacaklarmış sanki gururlarını bir kenara bırakmış ve çok fedakarlık göstermişler gibi.

Daha sonra oturup konuşmak istedik.
Ama hâlâ bana “kapıyı bilerek açmadın” gibi şeyler söylendi.
Ben de “ben bunu kendimi yıpratarak ispatlamak zorunda değilim” dedim.
Gerçekten o noktada yoruldum. Sonuç hala inanmıyorlar. Umrumda da değil. Bana karşı tek savunmaları kutlayacaktık sen demeseydin de. Ancak ben iki ay sonra kutlanan doğum gününü ne yapayım?

Şu an geldiğim noktada hissettiğim şey şu:
Ben bu arkadaşlıkta:
● sürekli veren
● organize eden
● düşünen
● emek harcayan
taraftım.
Ama karşılığında:
● ertelenen
● unutulan
● sonra da savunmayla karşılaşan
taraf oldum.
Ve en çok canımı acıtan şey şu:
Benim hissettiğim şeyi anlamak yerine, kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaları.

Şu an hâlâ içime oturan şey şu:
Ben öğrenciyim, 17-18 yaşındayım. Buna rağmen gidip en pahalı hediyeleri alıyorum, en çok düşünen ben oluyorum. Hediyeyi de kabul etmedim pastayı da. Ama içime oturdu cidden.
Aynı özen bana gösterilmiyor.
Ve bu gerçekten canımı acıtıyor.
Şimdi bir şey olmamış gibi normal davranıyoruz yani daha çok Elifle. Melis hala bana soğuk anlamadığım bir şekilde yine de konuşuyoruz. Ama benim her konuşmada sinirlerim daha çok geriliyor. Hak etmediğimi yaşadığımı düşünüyorum.

Sizce ben mi abartıyorum, yoksa burada gerçekten bir değer / öncelik problemi mi var?



Not: bu kadar pahalı hediye almamızın sebebi aslında bölüşerek almış olmamız iki üç arkadaş birleşerek aldık tek tek saçma şeyler almaktansa birleşip kalıcı bişey alalım diye düşündük. İkinci sebebi de başka arkadaşlarına da böyle hediyeler alan insanlar yani ilk kez bizim grubumuzda alınan pahalı hediyeler değil. Diğer arkadaşlarına aldıklarına şahit oldum. Bir de hala konuşmama kızanlar olmuş haklısınız kesinlikle ama bu mesajları onlara yazarken bile çok utandım sıkıldım. Biraz empati yapsanız anlarsınız onur kırıcı bir şey düşünülmediğinin farkında olduğunu söylemek. Bu yüzden biten bir arkadaşlık sebebi yüzünden kendimi daha da değersiz hissetmekten korktum açıkcası.

Ayrıca hediyeyi almadığım için de pişmanım ne diyeceğimi de bilmiyorum ama boş yere verilen paralarıma üzülüyorum öğrenciyim sonuç olarak durumumuz ne kadar iyi olsada kendimi enayi gibi hissediyorum.
Hediyeyi almalı mıyım alırsam nasıl alırım bilemiyorum.
YKS çok uzun ve yıpratıcı bir süreç hepiniz farklı üniversitelere gideceksiniz ve yıllar sonra bunu gülerek hatırlayacaksın veyahut da sinirlenerek uzaklaşmak en iyisi
 
Merhaba, gerçekten objektif bir yoruma ihtiyacım var çünkü artık kendi kendime düşünmekten çıkamadım.
Biz 5 kişilik bir arkadaş grubuyuz (isimleri değiştiriyorum): ben, Elif, Melis, Zeynep ve Duru.
Yılın başında Duru’nun doğum günü vardı. O dönem benim çok ağır bir sürecim vardı, hem dayımı hem de kedimi kaybetmiştim. Bu yüzden kutlamaya katılamadım ama buna rağmen doğduğu gün ona hediyesini bizzat götürdüm. Çok yakın değildik ama yine de özenip uzun zamandır istediği bir şeyi almıştım.
Sonrasında Melis’in doğum günü oldu. Onun için gerçekten çok uğraştık. Hediyeyi ben buldum, Swarovski’den pahalı bir bileklik aldık çünkü bileğine uyan bir şey bulamadığı için hep üzülüyordu. Doğum gününü 10 gün sonra kutladık ama bir günümüzü tamamen ona ayırdık. (Bana daha sonrasında unuttunuz diye size çok darılmıştım demişti hatta ailesine bile anlatmış)Pasta, kafe, gezi… Hepsi vardı. Bu arada hepimiz YKS öğrencisiyiz, yani gerçekten zamanımız çok kısıtlı olmasına rağmen sabahtan evine pasta mum hediyeyle gidip akşama kadar o ne isterse onu yaptık.
Ardından Elif’in doğum günü geldi. O benim en yakın arkadaşımdı. Onun için de her şeyi ben organize ettim. Pastanın ne olacağına kadar ben karar verdim, hediyeyi ben seçtim, Pandora’dan aldık. Yani yine ciddi bir emek vardı.
Sonra Zeynep’in doğum günü unutuluyordu. Ben fark edip gruba yazdım ve benim hatırlatmamla kutlandı.
Yani bu grupta genel olarak organize eden, düşünen, hatırlatan ve işi sonuca bağlayan kişi bendim.

Gelelim benim doğum günüme.
Benim doğum günüm 9 Şubat’tı. Annem şehir dışındaydı. Kızları eve davet ettim, her şeyi ben karşılayacaktım. Sadece gelmelerini istedim.
Ama:
● biri “bu hafta başka doğum gününe çıktım, bir daha çıkamam” dedi
● biri “ders çalışacağım” dedi
● biri de gelmek istemedi
Oysa çözüm vardı:
● isteyen bizde kalabilirdi
● istemeyen bırakılabilirdi
● yarım saat bile gelinebilirdi
● hatta biri tek başına bile gelebilirdi
Ama hiçbiri olmadı. İptal oldu.
Ben de “MSÜ’den sonra kutlarız” diye düşündüm. Ama aradan haftalar geçti, aylar geçti… hiçbir şey olmadı. Şu an Nisan’a geldik, hâlâ hiçbir şey yok.
Bu arada ben hepsinin doğum gününü 00:00’da kutladım. Bana sadece biri tam saatinde yazdı.
Daha da kırıcı olan şu:
Benim doğum günümden kısa süre sonra Melis, çok da yakın olmadığı birinin doğum günü için okulu bile kırıp koskoca bir gününü ayırdı devamsızlığı sıkıntıda olmasına rağmen. Ama bana yarım saat ayıramadı.
Bir de geçen yıl Elif’le birlikte başka arkadaşlara çok pahalı hediyeler almıştık. Karşılığında doğru düzgün bir şey bile görmemiştik. Elif o zaman buna çok sinir oluyordu. Ama aynı şeyi şimdi bana yaptı.

Bir gün annemin doğum gününü kutlarken fark ettim:
Benim doğum günümün üzerinden aylar geçmiş… ve bu konu hiç açılmamış bile.
Bu beni gerçekten kırdı.

Bunu konuşmak istedim aşağıya yazdığım mesajı da bırakabilirim çok ince samimi yazdım. 
Ama konuşunca savunmaya geçildi.
Bana uzun uzun mesajlar attılar, ekran görüntüleri gönderdiler.
“Ben de yazdım”, “ben de çaba gösterdim”, “tek ben sorumlu değilim” gibi şeyler söylediler. Gün ayarlayamamışlar ama hepsinin harıl harıl ders çalışmadığını ve başkalarıyla gözümün önünde buluşup gezdiklerini gördüm yani bahanede ibaretti benim içi ayrıca mesajlarda atıştıklarını gördüm.
Ama bu mesajlar beni rahatlatmak yerine daha çok üzdü.
Çünkü ben açıklama ya da savunma istemiyordum.
Sadece “anlıyorum seni” denmesi bile yeterdi.

Olaylar bununla da bitmedi.
Konuşmalardan sonra biri daha sert, biri daha yumuşak cevap verdi.
Ertesi gün kütüphanede karşılaştık, ben hiçbir şey olmamış gibi davrandım.
Sonra hafta sonu (yani doğum günümden 2 ay sonra) bana “sürpriz” yapmak için kapıma gelmişler. Ama ben üst katta olduğum için kapıyı duymadım. Annemde genelde alt katta dizi izler veya uyur. Sadece bir kez aramışlar, onu da açmadım çünkü o an ders çalışıyordum ve yine konunun açılmasını istemedim.
Sonra okulda beni çağırıp hediyeyi vermeye çalıştılar. Ama tavırları gerçekten çok garipti. Sanki “iki laf edip hediyeyi verelim, konu kapansın” gibi.
Ben de açıkça söyledim:
“Ben hediyeyi bunun için istemedim. Bu tavırla verilecekse almak istemiyorum.”
Gerçekten istemedim ve almadım.
Ama orada en çok dikkatimi çeken şey şu oldu:
Beni dinlemediler. Sürekli kendilerini anlattılar.
Ben konuşurken kesildim, geçiştirildim.
Sonra tekrar vermeye çalıştılar, yine kabul etmedim.
Bu sefer bir ağladı beni dinlemeyip sürekli kendisi konuştu.
Ama ben şunu düşündüm:
Üzülmesi gereken kişi benken, neden onlar ağlıyor? Ayrıca sanki çok büyük marifetmiş gibi evime kadar gelip pasta hediye aldılar diye anlatıp durdular. Sanki aynı şeyi ben onlar için yapmamışım da onlar ekstraya kaçmış gibi başıma kaktılar. Kurduları cümlelerden biri de eğer kutlasalardı ne olursa olsun ben ne dersem diyim alttan alacaklarmış sanki gururlarını bir kenara bırakmış ve çok fedakarlık göstermişler gibi.

Daha sonra oturup konuşmak istedik.
Ama hâlâ bana “kapıyı bilerek açmadın” gibi şeyler söylendi.
Ben de “ben bunu kendimi yıpratarak ispatlamak zorunda değilim” dedim.
Gerçekten o noktada yoruldum. Sonuç hala inanmıyorlar. Umrumda da değil. Bana karşı tek savunmaları kutlayacaktık sen demeseydin de. Ancak ben iki ay sonra kutlanan doğum gününü ne yapayım?

Şu an geldiğim noktada hissettiğim şey şu:
Ben bu arkadaşlıkta:
● sürekli veren
● organize eden
● düşünen
● emek harcayan
taraftım.
Ama karşılığında:
● ertelenen
● unutulan
● sonra da savunmayla karşılaşan
taraf oldum.
Ve en çok canımı acıtan şey şu:
Benim hissettiğim şeyi anlamak yerine, kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaları.

Şu an hâlâ içime oturan şey şu:
Ben öğrenciyim, 17-18 yaşındayım. Buna rağmen gidip en pahalı hediyeleri alıyorum, en çok düşünen ben oluyorum. Hediyeyi de kabul etmedim pastayı da. Ama içime oturdu cidden.
Aynı özen bana gösterilmiyor.
Ve bu gerçekten canımı acıtıyor.
Şimdi bir şey olmamış gibi normal davranıyoruz yani daha çok Elifle. Melis hala bana soğuk anlamadığım bir şekilde yine de konuşuyoruz. Ama benim her konuşmada sinirlerim daha çok geriliyor. Hak etmediğimi yaşadığımı düşünüyorum.

Sizce ben mi abartıyorum, yoksa burada gerçekten bir değer / öncelik problemi mi var?



Not: bu kadar pahalı hediye almamızın sebebi aslında bölüşerek almış olmamız iki üç arkadaş birleşerek aldık tek tek saçma şeyler almaktansa birleşip kalıcı bişey alalım diye düşündük. İkinci sebebi de başka arkadaşlarına da böyle hediyeler alan insanlar yani ilk kez bizim grubumuzda alınan pahalı hediyeler değil. Diğer arkadaşlarına aldıklarına şahit oldum. Bir de hala konuşmama kızanlar olmuş haklısınız kesinlikle ama bu mesajları onlara yazarken bile çok utandım sıkıldım. Biraz empati yapsanız anlarsınız onur kırıcı bir şey düşünülmediğinin farkında olduğunu söylemek. Bu yüzden biten bir arkadaşlık sebebi yüzünden kendimi daha da değersiz hissetmekten korktum açıkcası.

Ayrıca hediyeyi almadığım için de pişmanım ne diyeceğimi de bilmiyorum ama boş yere verilen paralarıma üzülüyorum öğrenciyim sonuç olarak durumumuz ne kadar iyi olsada kendimi enayi gibi hissediyorum.
Hediyeyi almalı mıyım alırsam nasıl alırım bilemiyorum.
Ben olsam arkadaşlığı keserdim. Hiçte ilim olmazdı. Buda sana hayat dersi olsun boşver kimseye sana verilenden fazla değer verme.
 
Niye arkadaşlarına sevgilinmişler gibi davranıp bir sevgilinin yapacağı abartılı kutlamalar ve hediyeler organize ediyorsun ki? Küçücük çocuklarınız birbirinize pahalı hediyeler almamalısınız. Lisedeki çocuk arkadaşına kitap alır, kupa alır hadi olsa olsa iyi bir tişört alır. Fazlası olmaz. Fazlası abartı. Bu kadar abartı da elinde patlar doğal olarak. Haksızsın demiyorum ama haklısın da diyemiyorum. Alt tarafı bir doğum günü kutlamasını büyük büyük olaylara çevirip karşılığını alamayınca üzülmüşsün.
Bu yorumu yazmaya gelmiştim ama gerek kalmadı☺
 
Ben doğum günü mevzularından nefret ediyorum.
Çevremdekileri de uyarmama rağmen her yıl bir ton sürprizler yapıyorlar..
Sürekli onun doğum günüydü, bunun doğum günüydü sonra düşün dur.
Geçe yıl hiçbirini bilerek kutlamadım ki benden uzak dursunlar diye.. doğumuma 1 hafta kala doğum gunumdu. Kocaman parti yaptılar.. öyle böyle değil dansözler, davullar zurnalar. Ee şimdi ben hepsiyle nasıl uğraşayım.

Gram zevk almiyorum ve nefret ediyorum.. 1 ay sonra doğum günüm valla bu seferde kutlarlarsa hepsini vurucam 😄

Niye bunları anlattım biliyor musun? Herkes sizin gibi keyifle yapmıyor olabilir böyle organizasyonları.
Bir süre sonra görev olarak düşünülüp, insan strese giriyor.
Siz çok ince düşünmüşsünüz tek tek uğraşmışsınız ama farkındaysanız hepsi için siz uğraşmışsınız onlar katılmış.
Yani onlar da birbirleri için uğraşmamışlar.. ee böyle olunca sizinkini org. edecek kişi yok o grubun içinde.
 
Haklısın ama bu doğum günleri niye bu kadar abartılır hiç anlamam. Organizasyonlar gösterişler samimiyetsiz yapmacık ortamlar. Kimse için kendini bu kadar yorma alt tarafı doğmuş işte çok mu büyük olay. Alırsın küçük pasta, bütçene göre de bir hediye olur biter gönülleri hoş olur. Neyse güzel ders olmuş sana
 
Back
X