Saatler önce okudum....
Sonra kaçtım hemen. Geri dönmemin zorunlu olduğunu ve yazmamı engelleyemeyeceğimi bildiğim halde kaçtım..Kendi içimde daha fazla debelenmemek içinde geldim bir kez daha okudum ve yazıyorum işte, içimdekileri anlatmam mümkün değil ben kalem ustası değilim ama konuda geçen varlıkları düşündüğümde tüm tüylerim ürperiyor, üşüyorum, sebepsiz yere göz yaşı döküyorum ya ben de sevgimi böyle tarif edebiliyorum işte...
Bulut prensimi hep gururla izledim, özenerek iç geçirdim çoğu kez, sonra yıllardır yapamadığım bir olayı gerçekleştirdim onun sayesinde, son noktayı koyamadığım bir kararın kurdelesini kestim.. Kızımı aldım, hayatıma soktum, yıllardır aklımdan atamadığım vicdan azabımı bir nebze olsun susturdum ya da derinlere hapsettim...Benim meleğimde 14 yaşındaydı.. Artık babamın yadigarı için her an her şeyi bekliyorduk, bazen anıları canlandırırken gülümseriz, ufak kızıma anlattım kaç kez... Sen bebektin çok bunaltırdın o da sana kızardı korkutmak isterdi ama zavallının dişleri bile kalmamıştı yaşlılıktan dedim kaç kez gülümseyerek... Hatta bir keresinde bir yaşında iken onu ısırdığını bile söyledim hatırlamadı tabiki bebekti nasıl hatırlasın ama nasıl yaptım diye şaşırırdı köpek ısırır benim bildiğim ama biz de tersi olmuştu işte oynarlarken bebeğimiz eğilip köpeğimizi ısırmıştı.. Dedim ya hep gülümsetti bizi Maskara kızım...Ta ki, yaşlılıktan hastalandığı güne kadar hep gülümsetti, rahmetli annem köpeklerin içeride olmasına kızardı ben de gizlice alırdım ama annemi gördüğü zaman ayağına bir şey batmış gibi numara yapmaya başlar sekerek uzaklaşır bahçedeki çardakta yerini alırdı.... Babamın cenazesi olduğu gün ailemizde kim varsa bittik o da dahil... Gelen akrabaların telaşlanmasına yol açacak kadar sesli ağlıyordu bahçede ki yerine çekilmiş gözlerinden yaşları akıta akıta ağlıyordu.. Ama ben ona bakamadım bile, aklıma gelip teselli edemedim... Şimdi olsa.... Keşke.....
Tabutun yola kadar inişini aynı göz yaşı ile izledi, herkes onun varlığını unutmuşken o babasına son görevini yapıp yola kadar geçirdi... Sonraları hep küskün durdu, babama çok kızardı zaten onu bırakıp her gidişinde küserdi geri dönüşünde bir hafta barışmazlardı..Ama bu ayrılık geri dönüşsüzdü.... Miras bana emanetti, yanımdan ayırmadım son gününe kadar tüm sevgimi verdim ona... Bebeğimin elinden ortak dondurma yemesine bile izin verdim o da çocuğumdu ne olacak ki...
O gün... O gün sinirlimiydim ki? Beynimi ne kadar zorlarsam zorlayayım o günü hatırlayamıyorum, sadece işim vardı, hatırlayabildiğim bu kadar, dışarı çıkmasını istedim çıktı.... En son çıkışı olduğunu bilemezdim ki...O nu bulduğumda aradan çok az zaman geçmişti, sadece sessiz duran bedeni vardı.. Yanımda olmak istemiş son anında bana sığınmıştı ama ben onu yollamıştım hatırlayamadığım gereksiz bir işten dolayı yollamıştım... Kızım, Maskara'm benim vicdan azabım.....
Bu gün çok ağladım, ağlamak fayda getirmiyor ki... Bir varlığın daha bir farkına varabilmek için bir vicdan azabı gerekebiliyor bazen...Şimdi benimle olan kızım.... Her akşam o uyurken ellerimin içine alıyorum o sarkık dudaklarını, o mahmur gözlerini öpüyorum binlerce dua ederek.. İyiki bizimlesin kızım, iyiki bu kararı verebildim, iyiki seni aileme soktum.... Akılları bazen bizden öte olabilen bu varlıklarla yaşama şansını veren allahım sana binlerce şükür onlar iyiki bizimle.... Bulut'uma Püsküütüme binlerce teşekkür.... Kızımı bana verdikleri için, kızımı aileme sokma kararımı tetikledikleri için...a.s.
Evden her çıkışımda telaşını önceden görüyorum, o da ipini almaya çalışıyor ya işte o an kopuyorum... Tek istediği bizimle biraz daha fazla vakit geçirebilmek, geri dönüşümüzü beklemesini düşünmek bile bana acı veriyor... Allahım sağlıklı günler sunsun hepimizin güzel bebeğine, uzun ömürler versin inşallah amin...