Merhabalar,
Ben bu forumda eski bir üyeyim tanınmamak için yetkililerin bilgisi dahilinde 2. üyelik açıp içimde ne var ne yok anlatmak istiyorum. Yoksa aklıma mukayyet olmakta zorlanıyorum. Kaçıp gitme, kaybolma düşünceleri ele geçiriyor beynimi. Eşimle uzun bir flört dönemi sonunda evlendik ve 10 yıldır evliyiz, bir çocuğumuz var.
İnanın toparlamakta zorlanıyorum kalbim, beynim çok karışık. 10 yıldır bir kaosun içindeyim maddi manevi her gün bitecek diye bekledim durdum baktım ki 10 sene geçmiş hala aynı yerdeyiz. İş hayatım hep çok yoğun oldu, ev hayatım aynı şekilde. Eşim gece çalışıp gündüz evde olmasına rağmen asla evde hiç bir şey yapmaz. Evi düzende tutabilmek demek benim için her akşam gece yarılarından sonra yatmayı göze almak demek. Bir şeyi asla kendiliğinden yapmaz, yapsa bile düzene koyamaz. Bu niye böyle dersem mesela bahaneler ileri sürer ve ben konuyu kapatmazsam benim açığımı bulmaya çalışarak sonu hakaret içeren tartışmalara dönüşür.
En basiti tırnağını keser makası mutfak masasına bırakır. Markete gider şampuanlar tezgah üstündedir. Yemek yapmaya üşenmez, karnını doyurur ama bulaşıklar günlerce lavabo da bekler. Düzen diye bir şey yok hayatımda, öyle üzülüyorum ki şu geçen 10 yılıma, adam asla rahatsız olmuyor. 3 tane bulaşıktan ne olacak yaparız mantığında. Yere düşen kırlent onu rahatsız etmez mesela, atlayıp geçer üzerinden, çocuğun sabah kıyafetini bulamaz aramaya yeltenmez başka giydirir ben her yerden parça parça kıyafet toplarım.
Hep çok yoğun bir hayatımız oldu. Çocuğa eşim bakıyor 1,5 yaşından beri ama adı bakmak işte. Çocuğumun da hayatında hiç düzen olamadı bu yüzden, örneğin hava sıcak yıka çocuğu derim tamam der 2 gün geçer. Defalarca günlerce süren temizlik yaptım evde, en son geçen yıl kendi başıma badana yapmaya kalktım 3 ayımı verdim eve, işten gelip sabahlara kadar temizlik yaptım bir daha bu evin böyle olmasına izin vermeyeceğim dedim ama olmadı. Hafta sonunu evde geçirmem gerek dedim plan yapmadım düzeni elden bırakmayacağım diye. Ama olmuyor işte. Mecburi şeyler oluyor, hastalık oluyor.
Diğer soruna gelirsek ; Maddiyat! Asla toparlanamıyoruz ne yaparsak yapalım. Eşimin şans oyunları, kumar gibi alışkanlıkları yok. Banka hesaplarını didik didik ettim giren çıkan belli ama hep borç. Baştan bizi bu kadar batıran Pandemi döneminde diş problemlerimin ortaya çıkması oldu. Eksiye girdik o dönem, ama çalışıp tüm paramı borca verdiğim halde o borç hiç bitmiyor ne yapıyoruz deyince de ; ben tek mi yapıyorum neden soruyorsun, şaşırıyorsun yiyoruz içiyoruz diyor. Bir ara yaşamanın bile bize haram olduğunu düşündüm yani o derece gelmeye başladı hayat.
Çalışıp kısıtlı yaşamaktan çok bunalmıştım dedim ki, artık maaşımın hepsini vermeyeceğim destek olacağım sadece diye, bozuldu tartıştık. Defalarca bana ''ben sana güvendim, beni yarı yolda bıraktın'' demiştir. Hala aklıma gelince hayret ediyorum bir erkek nasıl bu kadar rahat bunu söyleyebilir? O gün dedim benim sana güvenmem gerekmez miydi diye? Sen bana güveniyorsun ama ben sana hiç güvenemedim.
Ben hep doyumsuzdum ben hep sorunluydum, işte mobbing yaşarım anlatırım kesin sen bir şey yapmışsındır diye cevap alırdım. O beni anlamadıkça ben daha çok anlatırdım anlaşılma ihtiyacı duyduğumdan. İşe gidip gelirken çok yorulurdum çok yoruluyorum dediğimde, bir sürü kadın var çalışan derdi ben gene kendimi suçlardım. Geçen yıl bipolar bozukluğu teşhisi aldım, ailemde yok bu arada tetikleyiciler var dedi doktorum, ağır depresyonlarım var günlerce yatırıyor her şey daha da b*k sarıyor.
Ben evlendim evleneli düğün videomuzu sadece 1 kez izledim, bir daha asla izleyemedim, oradaki mutlu beni görmek bana dayanılmaz bir ağırlık hissettiriyordu. Hep eşime de dedim ki, bak ben hiç iyi değilim, nereye kadar götürebilirim bilmiyorum, eninde sonunda boşanacağız diye. Velhasıl 1 haftadır çok daha derin düşünüyorum, kendimi çok çaresiz, çok mutsuz hissediyorum. Geçen 10 yılıma üzülüyorum. Bir 10 yıl daha düşüncesi azap gibi geliyor. Eşime bahsettim durumumdan kaldıramıyorum, dayanamıyorum dedim, yaşananları unutamıyorum bir çözüm bulabilir miyiz diye sordum eve gelince konuşalım dedi. Tek cümle etmedik sadece sırnaştı ( her zaman yaptığı gibi) boşanmak istediğimi söyledim, ilk değil bu söylemim daha önceleri de çok söyledim. Acı çekiyorum ya ben, bu şekilde yanında olmamadan mutlu olabiliyor mesela, zaten ne olursa olsun bir kere bile özür dilememiştir. Her şeyin sadece üzeri örtülmüştür.
Geçmişteki kendimi öyle özledim ki, 21 yıl önce yazdığım günlüğümü buldum. Yazmışım, yazmışım hayallerim umutlarım varmış benim meğer, hepsini okumaya dayanamadım kapattım. Ben evlendiğimden beri hep o kızı özlüyorum. Geleceğe dair güzel umutları, hayalleri olan o kızı.
Boşanma düşüncemi, hislerimi kuzenimle paylaştım. Bana demesin mi atak mı geçiriyorsun? Boşanma isteğim delilikmiş gibi cevap verdi. Ben sorumluluk sevmiyormuşum, sorumluluktan kaçıyormuşum. Kardeşim el kadar bebeğiyle (doğuştan rahatsız) boşanmaya kalktı hepimiz destekledik, yer açık hayatımızda, ben söz konusu olunca saçmalıyorsun neden oluyor dedim. Şok oldum gerçekten.
Arkadaşlar hangisini normalleştireyim peki sizce ben, düzensizlik ve pislik içinde yaşamayı mı, eşin anlayışsızlığını, beni hiç düşünmemesini mi, işin hayatımı tümden satın almış kadar yoğun olmasını mı, borçla yaşamaktan zevk almayı mı?
Ben bu forumda eski bir üyeyim tanınmamak için yetkililerin bilgisi dahilinde 2. üyelik açıp içimde ne var ne yok anlatmak istiyorum. Yoksa aklıma mukayyet olmakta zorlanıyorum. Kaçıp gitme, kaybolma düşünceleri ele geçiriyor beynimi. Eşimle uzun bir flört dönemi sonunda evlendik ve 10 yıldır evliyiz, bir çocuğumuz var.
İnanın toparlamakta zorlanıyorum kalbim, beynim çok karışık. 10 yıldır bir kaosun içindeyim maddi manevi her gün bitecek diye bekledim durdum baktım ki 10 sene geçmiş hala aynı yerdeyiz. İş hayatım hep çok yoğun oldu, ev hayatım aynı şekilde. Eşim gece çalışıp gündüz evde olmasına rağmen asla evde hiç bir şey yapmaz. Evi düzende tutabilmek demek benim için her akşam gece yarılarından sonra yatmayı göze almak demek. Bir şeyi asla kendiliğinden yapmaz, yapsa bile düzene koyamaz. Bu niye böyle dersem mesela bahaneler ileri sürer ve ben konuyu kapatmazsam benim açığımı bulmaya çalışarak sonu hakaret içeren tartışmalara dönüşür.
En basiti tırnağını keser makası mutfak masasına bırakır. Markete gider şampuanlar tezgah üstündedir. Yemek yapmaya üşenmez, karnını doyurur ama bulaşıklar günlerce lavabo da bekler. Düzen diye bir şey yok hayatımda, öyle üzülüyorum ki şu geçen 10 yılıma, adam asla rahatsız olmuyor. 3 tane bulaşıktan ne olacak yaparız mantığında. Yere düşen kırlent onu rahatsız etmez mesela, atlayıp geçer üzerinden, çocuğun sabah kıyafetini bulamaz aramaya yeltenmez başka giydirir ben her yerden parça parça kıyafet toplarım.
Hep çok yoğun bir hayatımız oldu. Çocuğa eşim bakıyor 1,5 yaşından beri ama adı bakmak işte. Çocuğumun da hayatında hiç düzen olamadı bu yüzden, örneğin hava sıcak yıka çocuğu derim tamam der 2 gün geçer. Defalarca günlerce süren temizlik yaptım evde, en son geçen yıl kendi başıma badana yapmaya kalktım 3 ayımı verdim eve, işten gelip sabahlara kadar temizlik yaptım bir daha bu evin böyle olmasına izin vermeyeceğim dedim ama olmadı. Hafta sonunu evde geçirmem gerek dedim plan yapmadım düzeni elden bırakmayacağım diye. Ama olmuyor işte. Mecburi şeyler oluyor, hastalık oluyor.
Diğer soruna gelirsek ; Maddiyat! Asla toparlanamıyoruz ne yaparsak yapalım. Eşimin şans oyunları, kumar gibi alışkanlıkları yok. Banka hesaplarını didik didik ettim giren çıkan belli ama hep borç. Baştan bizi bu kadar batıran Pandemi döneminde diş problemlerimin ortaya çıkması oldu. Eksiye girdik o dönem, ama çalışıp tüm paramı borca verdiğim halde o borç hiç bitmiyor ne yapıyoruz deyince de ; ben tek mi yapıyorum neden soruyorsun, şaşırıyorsun yiyoruz içiyoruz diyor. Bir ara yaşamanın bile bize haram olduğunu düşündüm yani o derece gelmeye başladı hayat.
Çalışıp kısıtlı yaşamaktan çok bunalmıştım dedim ki, artık maaşımın hepsini vermeyeceğim destek olacağım sadece diye, bozuldu tartıştık. Defalarca bana ''ben sana güvendim, beni yarı yolda bıraktın'' demiştir. Hala aklıma gelince hayret ediyorum bir erkek nasıl bu kadar rahat bunu söyleyebilir? O gün dedim benim sana güvenmem gerekmez miydi diye? Sen bana güveniyorsun ama ben sana hiç güvenemedim.
Ben hep doyumsuzdum ben hep sorunluydum, işte mobbing yaşarım anlatırım kesin sen bir şey yapmışsındır diye cevap alırdım. O beni anlamadıkça ben daha çok anlatırdım anlaşılma ihtiyacı duyduğumdan. İşe gidip gelirken çok yorulurdum çok yoruluyorum dediğimde, bir sürü kadın var çalışan derdi ben gene kendimi suçlardım. Geçen yıl bipolar bozukluğu teşhisi aldım, ailemde yok bu arada tetikleyiciler var dedi doktorum, ağır depresyonlarım var günlerce yatırıyor her şey daha da b*k sarıyor.
Ben evlendim evleneli düğün videomuzu sadece 1 kez izledim, bir daha asla izleyemedim, oradaki mutlu beni görmek bana dayanılmaz bir ağırlık hissettiriyordu. Hep eşime de dedim ki, bak ben hiç iyi değilim, nereye kadar götürebilirim bilmiyorum, eninde sonunda boşanacağız diye. Velhasıl 1 haftadır çok daha derin düşünüyorum, kendimi çok çaresiz, çok mutsuz hissediyorum. Geçen 10 yılıma üzülüyorum. Bir 10 yıl daha düşüncesi azap gibi geliyor. Eşime bahsettim durumumdan kaldıramıyorum, dayanamıyorum dedim, yaşananları unutamıyorum bir çözüm bulabilir miyiz diye sordum eve gelince konuşalım dedi. Tek cümle etmedik sadece sırnaştı ( her zaman yaptığı gibi) boşanmak istediğimi söyledim, ilk değil bu söylemim daha önceleri de çok söyledim. Acı çekiyorum ya ben, bu şekilde yanında olmamadan mutlu olabiliyor mesela, zaten ne olursa olsun bir kere bile özür dilememiştir. Her şeyin sadece üzeri örtülmüştür.
Geçmişteki kendimi öyle özledim ki, 21 yıl önce yazdığım günlüğümü buldum. Yazmışım, yazmışım hayallerim umutlarım varmış benim meğer, hepsini okumaya dayanamadım kapattım. Ben evlendiğimden beri hep o kızı özlüyorum. Geleceğe dair güzel umutları, hayalleri olan o kızı.
Boşanma düşüncemi, hislerimi kuzenimle paylaştım. Bana demesin mi atak mı geçiriyorsun? Boşanma isteğim delilikmiş gibi cevap verdi. Ben sorumluluk sevmiyormuşum, sorumluluktan kaçıyormuşum. Kardeşim el kadar bebeğiyle (doğuştan rahatsız) boşanmaya kalktı hepimiz destekledik, yer açık hayatımızda, ben söz konusu olunca saçmalıyorsun neden oluyor dedim. Şok oldum gerçekten.
Arkadaşlar hangisini normalleştireyim peki sizce ben, düzensizlik ve pislik içinde yaşamayı mı, eşin anlayışsızlığını, beni hiç düşünmemesini mi, işin hayatımı tümden satın almış kadar yoğun olmasını mı, borçla yaşamaktan zevk almayı mı?