500 km uzağa evlendim.
Düğün için geldiğimde aynı sokakta olmamıza ve dört katlı evde tek başına olmasına rağmen beni ve annemi evinde ağırlamadı.
Düğün boyunca konuşmadı. Benle aynı kuaföre gelmedi.
Düğünden sonra gördüğünde yolunu değiştirdi.
Karnım burnumda hamileydim görünce beni yolunu değiştiriyordu.
Ben hamileyken eşim ani işitme kaybı yaşadı eşim ölecek sandı eşime gelerek sen ölürsen mallar karına kalmasın diyerek eşimin aklına girmeye çalıştı.
Doğurdum çocuğumu sürekli elimden almaya çalıştı.
Bakıcıya iftira attı.
Bana iftira attı. Sürekli eşimle benim aramı açmaya çalıştı.
En son ben onu dövmüşüm eşim ve kayınpederimin yanında komşulara bunu anlatıyordu. Hatta boşanma davasında beni tanık olarak yazmışlar orada da duruşma esnasında onu dövdüğümü söyledi. Ben avukatım bu arada ve her gün beraber olduğum hakimin, katibin, mübaşirin önünde beni rezil etti.
Elbette öyle bir olay hiç yaşanmadı. Kendi iftiralarından biri. Ama yaptığı her pislik kendine döndü çok beddua ettim kendi yuvası dağıldı kırk yıl sonra, sağlığından oldu. Şimdi tek başına yaşıyor. Uzaktan bakıyor bana oğluna ve torununa.
Ben onun pis kalbiyle Allah’a havale ettim. Eşime de kp ile boşandığı için annene bakmak sana düşer dedim. Eşime annesine maddi destekte bulunması için baskıda bulundum barıştırdım onları ramazan ayında. Ama yine ben aralarını bozuyormuşum en son öyle dedi. En son kavgamızda yüzüne haddini bildirdim ben artık o 20 yaşındaki salak değilim dedim. Kaldıramadı benim cevaplarımı. Küstük yine. Ama torununu görebilir yani. Dolduramadığı müddetçe. Buna engel olamam.
Ne mesela banada belki örnek olur