Hayatımı bir düzene sokmak üzerine...(Resimli)

Turist değil de yerli gezdirmek isterseniz katılmak isterim bir gün
elmadilimi , İstanbul'da mi yasiyorsunuz? Eğer öyleyse bir gün çıkmayı çok isterim. Hatta bisiklet kullaniyorsaniz sizin için bir tane kiralayip eski İstanbul turu yapabiliriz havalar epey isininca

blogunuz var mı , güncenizi takip etmek isterim , diliniz çok akıcı ve ilgi çekici lütfen daha sık yazın
Merhaba ekim87 , cook eskiden, blogspot popülerken benim de bir bloğum vardı, ama şimdilerde sadece KK üyeliğim var

@Futile aslında 3 kere yurt dışına çıkmışsınız. Demek ki epey deneyimlisiniz siz de. Bence yalnız seyehate çıkarsanız da altından kalkabilirsiniz.Tek ihtiyacınız olan şey bir adım atmak.
Mesela ennn ekonomigi İstanbul halkali'dan trenle 10 Euro'ya Romanya'ya gidebilirsiniz. 6 kişilik pulmanlar. İsteseniz de istemeseniz de pulmandakilerle iletişim kuracaksınız, güzel bir başlangıç olabilir. Hem Romanya ley kullanıyor,yani euro değil. Üstelik şatoları bol, cok güzel bir yer. CouchSurfing'den üyelik açarsanız kendinize gezdirerek birini de bulursunuz : )
Hiç olmayacak şeyler değil, bence yapabilirsiniz.
You can do it

Di mi ama philly : ) tek gereken minnacık bir adım atmak,sonrası zaten çorap söküğü...
Yapılacaklar listesi için topik açmak benim için güzel oldu, çünkü cidden Cook uzun zamandır salladigim planlarım vardı, topik açınca hem onları yazılı bir şekilde gördüm,zihnimde netlik kazandı bazı şeyler. Hem de insana bır sorumluluk biniyor 'yapmaliyim' diye. O yüzden ben sana da bir topik açmayı öneririm. Hem ben de ziyaret ederim arada, komşu oluruz

Profilinizi şöyle bir karıştırdım da sanırım siz eski Pin Up Girl'siniz
Hiç şaşırmadım yazdığınız yoruma çünkü bu benim mune onayıyla açtığım ikinci üyeliğim. İlk üyeliğimde -ozellikle geçmiş zamanlarda neredeyse her yorumunuzu beğenirdim : ) hatta geyik bölümünde bazı topikler oluyor 'kendinize en benzettiginiz uye' falan diye. Oraya tam olarak şöyle bir yorum yazmışım (aramaya inanmak)
Ben bi de pin-up-girl e benzetiyorum kendimi,ne yazsa "acaba ben mi yazdım" diye düşünüyorum :)) çok seviyorum fikirlerini de kendini ifade ediş tarzını da.
O yüzden böyle bir yorum almak beni gerçekten sevindirdi, hislerimiz karşılıklıymiş demek ki
Yaaa çok guzel
Bilet aldınız mı bilmiyorum ama bir sürü otobüs firması var Yunanistan'a giden. Üstelik 60 TL falan,İstanbul'dan.
Ben de otobüsle gitmiştim,sinir kapısında beklemeyi saymazsak 7 saatte gidebiliyorsunuz. Yani neredeyse hiç masraf yapmadan gece binip sabah selanik'te olabilirsiniz
Bence harika bir seçim Yunanistan!
 
elmadilimi , İstanbul'da mi yasiyorsunuz? Eğer öyleyse bir gün çıkmayı çok isterim. Hatta bisiklet kullaniyorsaniz sizin için bir tane kiralayip eski İstanbul turu yapabiliriz havalar epey isininca

Evet istanbuldayım. Geçen hafta balat sahilinden geçerken bu konu aklıma geldi. Tekrar yazayım dedim ama konuyu bulamadım bi türlü...

Bisiklet malesef kullanamıyorum. Ama yürümeyi severim.

Bu arada vefada bir gazozcu buldum. Hurma kafeden önce oraya götüreceğim eşimi. Havalar daha da ısınınca Çengelköy-Kanlıca tarafına gideriz diye düşündük.
 
Çokkk teşekkür ederim yorumunuz için.Annem de diyordu ne gerek var maceraya.Arkdslarim da bende çok seviyoruz gezmeyi.Otobus fikri çok iyiymiş.Ucakla gitmekten daha eglenceli kesinlikle :).Daha almadik bilet.Nisan sonu gibi dusunuyoruz gitmeyi.Cok teşekkür ederim.Fikriniz super.Bunu arkadaşlarımla paylaşıcam.Tekrar teşekkür ederim.
 
Yaa benim işler nasıl karışmış...
En son ikinci listeyi yapmışım bir gazla, nasıl bir liste yaptıysam arkadas, hiç mi bir maddesine uymamisim :)
Bakalım neler demişiz...
Girdim mi?
Vallahi şöyle oldu :))
Ben bu listeyi Mart'ta yaptım ya, tam dada günlerde ,mart bitmeden dönemsel işler bulan bir arkadaş arayıp iki ay sürecek çok büyük bir organizasyon işi oldugunu,sadece guvenecekleri kişileri aldığını falan söyledi. Ben de dedim ki 'çiçegim ben artık güzel bir iş arıyorum,şöyle uzuuun süren,hani SSKsi,izin tarihleri olan,güvenip kredi çekebileceğim' bu sebeple reddettim. Sonra beni tekrar arayıp ısrar etti, bu işin bizim bazen iş çıkışı birşeyler içtiğimiz bir abinin yeni kurduğu şirketin işi oldugunu,onun beni ısrarla çağırdığını ve 'o abi seni çok seviyor,yeni şirket de kurdu. Gözüne girersen devam da edersin' gibi laflar söyledi. Zaten çocuğun işi insanları ikna etmek, ben de ikna oldum..
Derken o da ne? Bizim organizasyon aşırı muhafazakar bir grubun organizasyonuymus:) o iş çıkışı birşeyler içtiğimiz kafa dengi abimiz de içkiye tövbe etmiş, muhafazakar kesimin işlerini alan bir şirket kurmuş ve asık suratli, insanlari tersleyen biri olmuş. O eski abiden eser yok şimdi:))
Herneyse çok güzel bir iş dönemi geçirdim,kocaman bir alanın tek sorumlusuydum ve hiç aksilik olmadan geçti gitti. Üstelik insanlarla iciceydim ve bunu severim, gerektiği zaman 12ye,gerektiği zaman 3e kadar işte durdum, tüm problemleri tatlı tatlı konuşarak çözdüm. Hatta istediği olmadığı için mutsuz olan bir alan sahibi benim esas patrona 'şu kızın güleryüzü olmasa ben yapacağımı bilirim ama' falan dedi :) herkes beni o kadar sevdi ki, ürünlerinden hediyeler verip durdular . Rüşvetçi zabıtaya döndüm :)) gerçekten çok güzel bir iş dönemi geçirdim ama o abiden iş gelirse de kabul etmeme kararı aldım.
Çünkü uzun süre çalışacak iş değil...misal 3 pazar ustuste ise gitmiştik, gece 3te ise gidiyorsun,sabah 9da organizasyonun başında oluyorsun. Telefonlar susmuyor... Hadi onu geçtim, organizasyon haftası elbet yoğun geçer. Ama normal zamanlarda da çıkış 18.30sa benim elbette biriyle planım vardır. Tam çıkacağım, dik dik bakıyorlar, bütün gün boş boş oturduğumuz gün tam çıkarken rapor yaz falan diyorlar... Yani bir gün 18.30da çıkamadım.
Ben yine 7yi geçmişken çıkıyorum , onlar her gece 10da 11de ofisteler...
Ben şeye yoruyorum. Evliliğinde mutsuz insanlar. Çıkışta yapacak bir planları yok..evde gidip küçük çocuklarının kavgasını ayıracağına mis gibi ofiste oturuyorlar. Yoksa yani insanın böyle bir düzende memnun olması imkansız.
Ama ben onlar gibi değilim ki, benim her iş çıkışı birilerine sözüm olur, kendimle bir planım olur, bir yere biletim olur.. bu biraz sinir bozucuydu.
Bir de orada bir esas patron vardı, demin bahsettiğim. Organizasyon sahibi gibi bir adam.
O kadaaar harika bir patrondu ki. Ego asla yok, gelen part time elemana bile güler yüzünü esirgemez, her daim neşeli,herkese ismiyle hitap eder. Hatta bir keresinde bir toplantı yapmistik. Buyuk patron,Bu benim tövbekar abi, birkaç kodaman,bir de gariban ben :) abi benden kahvesini karıştırmak için çubuk istedi. Ki bundan gocunmadim çünkü hem kurtlar sofrasında kuzu/enn kidemsiz elemanim, hem yaşım küçük, hem de aramızda hatır gönül olan bir abi yani,ne bozulacagim. Tam ayağa kalkacaktim büyük patron rahatsız bir tavırla 'sen dur matruşkaciğim! Zahmet etme, ben veririm' dedi, kalktı kendi verdi. Yani o ortamda beni ezdirmedi :) daha doğrusu hiçbir ortamda... Öyle çok sevdim ki onu, bana ilham verdi, ileride bir patron-mudur olursam otoriteye değil onun gibi guleryüzle yaptırayım tüm işimi diye düşündüm...
Herneyse bu büyük patronla aramız coook coook iyiydi. Hatta (hiç profesyonel değil ama böyle böyle öğreneceğim işte) gecelerce eve gitmeden ofiste yata yata, artık sakalları uzamış,gözleri çökmüş haldeyken evden onun için enerji kazansın diye meyve sıkardim bazen...
Herneyse, bu büyük patron beni işleri problemsiz yürüttüğüm için bin defa tebrik etti, başka insanların yanında beni övdü, geçmiş iş deneyimlerimi sordu, uluslararası oldukları için 'bizle calissana dünyayı gezersin' falan dedi...
İş bittikten sonra bana bir mesaj gönderdi. Ben de Allah biliyor ya, iş teklifinde bulunacak sandım.
Ama ben öyle sanmisken bana onun gibi harika bir insana yakışmayacak laubalilikte cümleler kurdu!
Senin gülüşünü özledim falan Ben mesajı okumayinca da arayıp yanlış anlamami falan söyledi, cevir kazı yanmasın modunda cümleler kurdu...
babam yaşında evli barkli adam. Ben ne harika patron derken ne çıktı...
O işten ümidimi de öyle kestim..
Herneyse Haziran'da bu iş komple bitti. Temmuz için de kendi mesleğimle ilgili, gecmis yıllarda da çalıştığım bir yerden teklif geldi. Başka bir şehirden iş. Çok keyifli ve kendi mesleğimi yapmanın mutluluğunu duyduğum,yine insanlarla haşir neşir olacak bir işti. Ama tabii ki dönemsel ..
O da bitti. Sonra uzun bir tatil yaptım derken ben gene işsizim uzun lafin kisasi
Hahaha ne kadar da havalı havalı yazmışım,kol mu calissam karın mi diye.
Peki Ne çalıştım?
Vallahi yaydim totoyu yattım. Tek sporum sık sık bisiklete binmekti, o kadar.
Günde iki litre demişim. Marttan beri toplam iki litre su içtiğime bile emin değilim maalesef...
Yüzme kursuna gitmedim.

Canım kendim yaa .kurban bayramında st Petersburg falan demisim
Son yazı yazdığımdan beri 8,5 şehir gezdim turistik amacli :) bol bol kamp yaptim tek başıma... Çok güzeldi.
Zaten euro olmuştu 7 TL,nerelere gideyim. Benim ülkem bana yeter.
Irmağının akışına öölürüm Türkiyem
Bu moddayim :))
Ayy ne uzun yazdım. Olsun, kimse okumazsa ben okurum
 





Yazını çok beğendim . Çok içten ve çok tatlı birisiniz.. Hep böyle arkadaşım olsun istedim. Hepsi uzakta biri yanımda o da pek sevmez dışarıyı Squat yapmaya bende başlıyorum en kısa zamanda .. Suyu asla aksatmam tam gaz devam
 
Sonunda çok pozitif ve ilham veren bir konuya rastladım. Keşke konunuzu daha önce görebilseydim belki güneydoğu gezisinde yol arkadaşı olurduk
 

Matruşka senı her gördüğümde ıcım açılıyor :)))
 
Cok teşekkür ederim mesajlara...herkes çok pozitifsin demiş ama bu aralar depresyonun sınırlarında gezinip duruyorum...
-uyarı: bu topiğe yakışmayacak depresiflikte bir yazidir-
Çok uzun zamandir işsizim. Bir zamanlar ara ara çalışıp para kazanmak, sonra fırsat yaratıp gezmek beni çok mutlu ediyordu. Yalan yok.
Ama mezun olalı TAM BEŞ sene oldu!
Ve artık hala tam bir mesleğimin olmaması beni öyle ezen bir şey ki, 'sen nerede çalışıyorsun?' sorusunu duymamak için kimseyle görüşmez,hele akraba yüzü görmez oldum.
Bazen de hayatım,yanlış kararlarim film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor
Ben ki enn igrenc, terkedildikten sonra evimi basmaya kalkan dangalak eski erkek arkadasim için bile : 'en azından kötü nasıl seçilir öğrenmiş oldum' diye pozitif tarafından bakan bir insandim. Onun benim huzurumu kaçırmak için yaptığı şeyleri bile beynimde örtbas ettim. Zorlayinca aklıma geliyor. Genel olarak hatırladığım bir insan değil ama aklıma gelince bana söylediği bir şarkı vardı,onunla geliyor (yine de hakkım helal değil,odunu bol olasica)
Yani yaşadığım en kötü deneyimlere bile (yeni nesil yogacilar nasıl der?) Kucak açan bir insanım..
Ama eskiyi düşünmeden duramıyorum..
1) Mesela ben gönüllü olarak 3 sene öğretmenlik yapmıştım Tegv'de. Çocuk tiyatrosunda oynadım, çocuklarla ilgili başka bir sosyal sorumluluk projesini sıfırdan kurup uygulayan bir ekipteydim.. çocuklarla çalışmayı seviyorum. Ve koca tegv'de en sevilen öğretmenlerden biriydim. Benim çocuklarımın hepsi bana bayılır, resim cizerdi.
Mezuniyetten önce pek çok arkadaşım formasyon almaya başladı.. rehber ogretmen-felsefe grubu öğretmeni olmak için.
Ben hem bunca okudum,tekrar ailem başka şehre masraf yapmasin diye, hem de alakasiz bölüp okuyan insanların para verip birkaç ay ders aldım diye kendini 'ogretmen' sanmasinin 4 sene boyunca gerçekten öğretmenlik okuyan insanlara ve öğrencilere haksızlık olduğunu düşündüğüm için formasyon almadım...
2)Onun yerinde mezun olmadan insan kaynakları yönetimi kursuna katıldım. Kursta herkes meslek olarak o isi yapanlardi. içlerinden dünya güzeli,gencten bir kadın bana yanında ücretsiz staj yapıp yapmayacagimi sordu. Zaten okulun son zamanlarıydi,kabul ettim. 3 ay tam zamanlı staj yaptım.
O kadar güzeldi ki, kadından bir sürü şey öğrendim. 300 personelli beş yıldızlı bir oteldi. Çalışanlar yuzum daha yumuşak diye bana söylerdi soyleyeceklerini... Bir süre sonra benim başındaki tatliş kadın fırsattan istifade işleri bana bırakıp yıllık iznine çıktı ve herşey sorunsuz şekilde ilerledi...bu mesleği de çok sevdim.
O ablayla da o kadaaar iyi anlaştık ki. Bir zor anında çocuğunu alıp bana geldi mesela bir gece :)
Stajim biterken bana bir teklifte bulundu, kendisi başka bir firmaya geçmeyi dusunuyormus. Yanımda ise basla yardımcı olarak,ben gidince benim yerime geçersin dedi.
Hem ortamı çok sevmiştim,hem insan kaynaklarını...
Ama hem ailem okuduğum şehirde çalışmama izin vermez diye (toyluk işte) , hem de kadının orada tek sorumlu olmasına rağmen asgari ücret alması nedeniyle kendi kendime dedim ki:
Bizimkilere söylesem asla kabul etmezler. İstanbul büyük şehir. Elbet Bir insan kaynakları işi bulurum,daha iyi paraya
Sonuç olarak bulamadim
Eğer orada devam etseydim belki de bugün meslekteki beşinci yılı dolan,daha güzel yerlerde olan bir iş kadını olabilirdim.
3) döndüm İstanbul'a, internette sosyologluk için kadrolu eleman ilanları gördüm. Bir tanesi de kendi memleketindeydi. Güzel bir memleketim var,yani yaşansa yaşanır bir yer.
Ben de oraya başvurdum,telefon açtılar mülakata çağırdılar. Bizim akrabalar biraz şeydir... Torpili severler. 50 sene önce dedem damadını devlette ise sokmuş, sonra adam çalışti çabaladi müdür oldu etti. Şimdi emekli. Ama hala herkes diyor ki 'allah razı olsun,kayın babası ise soktu onu'
Ben de hem kucuklugumden beri torpilden nefret ettiğim için , hem yüz yıl boyunca kazandığım her başarıdan baska insanlar kendilerine pay bicmesin diye annemi tembihledim: kimseye kulakat için geldigiki söyleme diye. Ama öğrenen öğrenmiş. Beni o akrabam aldı,bilmemne partisinden bilmemkimden REFERANS aldı, bu akrabam gitti bilmemne partisinin bilmemnesinden adıma telefon açmasını istedi. Çok ciddiyim, torpil o kadar gözle görülen birşey ki, hele de küçük şehirlerde! İşe alinmak istediğim yerdeki adam bile böyle sözleşmeli eleman ilanı açtıklarında kimin alınacağının belli olduğunu,ilanın biraz da formalite olduğunu söyledi.
Hem bu torpil muhabbetinden. Hem de alayı torpille ise girmiş (müdür bile bir bakanın kardeşiydi) , belli bir partiye yakın olan ama kul hakkı yemekten gocunmayan insanların iş arkadaşım olmasını istemediğimden o işin de peşine düşmedim,İstanbul'a geri geldim.
4) istanbulda bir turizm acentası ilanı için mülakata çağırdılar. İnsanlara tur satışının yapıldığı bir iş. Yılın belli zamanlarinda oteller tanıtım amaçlı davet gonderiyormus, kendi içinde tatili falan da vardı. Ama hem asgari ücret diye,hem de mesleğimle hiç alakası yok diye hem de cumartesi de çalışılıyor diye ona da olumlu bakmadım. Oysa sonradan dönemsel islerde o firmanın genel müdürlügunde bir çalıştay organizasyonunda çalıştım birkaç ay ve gözlem yapma şansım oldu. Benim departmanimda çok iyi bir maaşa çalışan herkesin yolu tur satıştan hatta çağrı merkezinden geçmiş. Yani güzel kadro olduğunda dışarıdan eleman almayip içerideki elemanları yükselten bir firmaymis. Aslında orada ise başlasam şu an bol bol seyehat ettiğim güzel maaşlı bir isim olabilirdi
5) internette sosyolog diye aratinca çıkan, ogretmen-sosyolog-psikolog arayan, çok adı duyulmuş bir gruba ait olan bir işe başvurdum. Evine de yürüme mesafesi... Mülakatım o kadar güzel geçti ki güldük eglendik, ''hadi koş bütün evrakları tamamla,yarın gel başla" dediler. Maaşı da yolla yemekle birlikte bir bucuk- iki asgari ücrete yakındı. Üstelik bayramlarda tatillerde fazla mesai-sadde haftaici bir gün izin .
İşe basladim ama hiç o kadar yağladiklari,balladiklari gibi bir iş değildi. Oyun ablaligi gibi bir iş. Neyse ki ortamı çok güzeldi ve bir sürü güzel arkadaş edindim. Çocukları da seviyordum ama iş gerçekten benim mesleğimle hiç alakalı değildi. Asla bir pazar bir aktivite yapamaz haldeydim. Tüm organizasyonları kaciriyordum. Sonra yönetim kadrosunda bazı değişiklikler oldu , 'siz mutluysaniz gelenler de mutlu olur bu iş yürür. Bizim önceliğimiz sizin mutluluğunuz' diyen, bizi hep pozitif yönde pohpohlayan şirket politika değiştirdi. Market mantığıyla çalışmaya başladılar. Hatta eski migros yöneticisini falan başa getidiler yönetici diye
Eskiden hep yeni mezun,umutlu gençleri alırlardı .sonra maaş dusurup lise mezunu küçücük cocuklari ise almaya başladılar, o zamanın parasıyla 400 lira yemek paramız vardi,onu kesip yerin 5 kat altinda-otoparka çirkin bir yemekhane yaptılar falan...gerçekten çalışacak bir yer olmaktan çıktı. Bir sene tam zamanli, bir sene de parti time 3 gün çalıştım orada. Ve sonra büyük - harika Avrupa tatilime çıkmak için istifa ettim 2 yıl önce!
O günden beri de issizim..
6) he bir de şunu unuttum. Besiktasta bir yer çağırmıştı beni. Eski işimde tatil zamanındaken. Sigorta satışı yapan bir yer. Mülakatta adam bana 'sen şirinliğinle satış yaparsin' deyip ise almıştı. 'Haftasonu tatil, biz izin gunlerine önem veririz, salı günü olan tatil günlerini Pazartesiyle bağlar onu da tatil yaparız, erken bilet alıp izin tarihinizi söylemeniz yeterli' demişlerdi. Aslında bu tam benim hayalimdeki şey :) üstelik bir bahçesi ve bahcesinde hamile kedileri vardı... Yani olsa güzel olurdu ama ben kimseye asla ısrar edemem. Öyle satış falan da yapamam diye onu da kabul etmedim...
Sonuç olarak bugun bakinca girebilecegim bir sürü kariyerimi açacak şey varken ben hiç bir yere girmemeyi tercih etmişim...
Bu yazıyı biraz da kendimle yüzleşmek için yazıyorum...
Aslında çalışmayı çok seviyorum. Kibir ya da iş begenmezlik de yapacak biri değilim çünkü part-time palyacoluk bile yaptım..
Ailem herkesi kınayan insanlar :)
Bazen diyorum ki belki de onların büyük konuşmaları tıkıyordur önümü.
Çünkü yıllarca univeriste okuyup çalışmayan insanlar için 'bosu boşuna okudu/ madem calismayacakti niye okudu onca okumak isteyen insanın hakkına girdi/ bir senede insan iş bulamaz mi? Limon satar yine para kazanır/ Onun calismaya niyeti yok' diye insanları ezip ezip durdular. Artık kimin ahi tuttuysa ben böyle oldum bence
Oooof günlük of...
 
Herkese merhaba
Ben geldim :) kısacık bir yazı yazıp çıkacağım hemen....
Bu sefer bırakmamak üzere tekrar squata başladım,hatta sevgili Zarpy de eşlik etti bu sefer, teee bu kadar ilerledik:

Fil benim dünya o :)
Daha önceki mesajlarda yorumlarda sanki biraz squata başlamak niyetinde olan arkadaşlar...
Sevgili;
Biliyonsen Lunapark Kedisi T Tweety C cherrylady26 dengesizim MiruMir Delikelebek22 asena87
@belirsizlikzor
Eğer bize katılmak isterseniiiz kendinize bir işaret seçip (fil-dunya gibi) yaptiginiz squatlari bana atıp listeye dahil olabilirsiniz.
O da şöyle oluyor, bir squat programı indiriyorsunuz, siz saymakla ugrasmiyorsunuz,hareketlerinizi o sayıyor ve sizin adınıza kaydediyor.
Aynı şu şekilde

Yaptıkça bana atarsanız ben sizin için resmimizi güncellerim :)
Hem squat insanı en çabuk şekle sokan sporların başını çekiyor. Yılbaşına fit bir popoyla girmek bence harika olabilir
Hareketler çok basit.
Arkanıza bir sandalye alın ve oturup kalkın...sonra sandalyeyi kaldırıp aynı hareketi tekrar edin. Eğer ertesi gün üst bacağınız ve poponuz ağriyorsa doğru yoldasınız demektir. Amaaaaaa diz kapağınız ağrıyorsa sakin devam etmeyin, hareketi tekrar tekrar izleyip ayna karşısında kendinizi kontrol edin :)
Motivasyona ihtiyacı olanlar bana özelden yazsınlar, yıllar önceki squat deneyimimden kalma içler acısı 'onceki' ve harika 'sonrasi' fotoğrafımı paylaşayim :))
(Maalesef gecen sene bu site ile bir heves başladığım squata devam edemedim. Ama umarım bu seferki daim olur)
 
Beeeennn varmmm :))
 
Herkese merhaba...
Squata başlayıp bana sayısını gönderen sevgili asena87 için kalp emojisini bulduk.
Daim olur da 30 günü tamamlariz insallah
Delikelebek22 'can, sen de basladiysan eger gönder yaptığın squati ekleyelim senin için de...
Ben dün tembellik ettim, o yüzden bugün yaptım yüz squatimi


Ve sevgili Zarpy , hayırlı olsun yeni yerimiz :) 10. Günü yaptıysan bekliyorum onu da senden ^^
 
Ben kelebek istiyorummm sayin mtruskacimmm ama misafirlerm kalici geldiler vaktm olmadi bu ara baslayinca hemen soyliym olurmuuuu
 
Olur tabii ki^^ zaten öyle çok zaman harcanacak birşey değil. Bir klip bitene kadar 75 squat bitiyor bile Delikelebek22
Ne zaman istersen baslayabilirsin
Bu benim bugünkü 105'im

Bu daaa gurur tablomuz;

asena87 'nin kalbini ekledim
Zarpy yeni gün gönderince senin dunyalari dA ekleyecegim :)
Hadi bakalim, fit kalalım, bol bol 'oncesi' fotosu çekelim
 
Herkese merhaba, benim Zarpy 'nin ve asena87 'nin güzel listesi burada

Yarın hepimizin dinlenme günü... Şimdilik güzel gidiyor squat. Umarım daim olur.
Hep sayı 100ü aşınca savsaklamaya başlıyorum. Umarım bu sefer öyle olmayacak


Onun dışında hayatımı yoluna sokmak için yaptıklarımi sayayim.
Couchsurfing sitesinden bir Rus bebe buldum bir ay kadar burada olacakmış.
Ona yazdım, Perşembe günü bisiklet ile İstanbul turu yapacağız..
Hem depresyonda gibiydim evden çıkmadım haftalardır. iki yeni insan yüzü görürüm, kar kış kıyamet gelmeden bisikletimle son bir tur yaparım dedim.
Hem bol bol İngilizce konuşurum, hem de Rusça pratiği yapmiş olurum.
sohbet edecek kadar ruscam ve bir sürü nakaratini söyleyebildiğim Rusca şarkı var öğrenmeye biraz hevesim vardı ama benim için fazla karışık bir dil. Cinsiyetler padiyejler falan...vazgeçtim. Derdimi anlatacak kadar, kendimi sevdirecek kadar, turistik problemlerimi çözecek kadar bilsem yeter. Bildiğim fiilleri tekrar etmis olurum işte çocukla...
Bu arada benim bisikletim var ama bu arkadaşın yok.
Normalde çok sevdiğim biri olunca bisikletli bir arkadaştan ödünç alıyorum.. (hatta yazmadım. Bu benim Ocak ayında gittiğim ülkede bir Couchsurfing arkadaşım vardı ya hani, kıvırcık adını takmıştım. Hep arardi beni... Geçen aylarda o geldi. Kız arkadaşı İranlı, Türkiye aktarmalı İran'a gidecekti ama besinci gidişi olmasına rağmen (belki de bu yüzden) vize alamadı. O da aktarma ülkesine bari geleyim dedi , bir hafta falan çok güzel zaman geçirdik bisiklet tepesinde...o beni nasıl harika ağırladiysa ben de onu öyle ağırladım. Bir sürü İstanbullu'dan daha çok yer gördü. İşte o geldigi zaman iki bisikletli arkadaşımdan bir tanesini ödünç almıştım... Beni sevdiği için verdi ama yüreği de ağzına geldi. Çünkü bisikletine aşık bir adam. Maaşının 3-4 kati bisikletine veren, azicik problem görsün hemen bakıma sokan birisi :) daha sonra ciktigimiz kalabalık bir turda bir çocuk resmen yalvarmisti 'yarin ki dağ turuna beraber gidelim. Senin diğer bisikleti alayim' diye. Ama bizim çocuk Allem etti kallem etti, beraber sürecek olmalarına rağmen bisikletini vermedi. O zaman anladım ki adam için hakikaten çook kıymetli. Ve bir daha istememeye karar verdim)
Bu uzun ve gereksiz parantezden sonra sadede geleyim :) yeni turist arkadaşımın bisikleti yok ve ilk defa isbike kullanacağım.
İsbike şöyle ki şehrin bir noktasindan bisikleti alıyorsun ve kullanıp istedigin bir başka noktaya bırakıyorsun. İlk yarım saat ücretsiz, sonraki saatler de 2 lira gibi birşey. Üstelik bisikleti eve taşı et vs vs derdin de yok.
''almak istiyorum ama yapabilir miyim" diyen arkadaşlar için, "deniz kenarinda surmeyi ben de isterim ama evim teee şurada burada. Nasıl geleyim oraya bisikletle" diyenler için ideal.
Hele bir kullanalım da,yorumlarımi burada yazarım uzun uzun...
Rotami sayayim, belki birilerine fikir olur. Burası benim İstanbul'daki favori rotam:
1)Karaköy isbike'dan vapurla Üsküdar. 2)Kuzguncukta foto molası
3)Çengelköy çınar altı'nda boğaza nazir börekli çaylı kahvaltı
4)Anadolu hisarına gidiş
5)Boğaz Hattı vapuruyla Emirgan taraflarında bir yer
6) Bebek sahili boyunca gezmece
7)Ortaköyde kumpir
8)Beşiktaş'ta isbike'a bisikleti bırakma ve iki yudum birşey içme
9) dağilip eve dönme

İki yaka arası mekik dokuyacagiz... Bence bir turist için oldukca güzel..
Aslında şöyle birşey var çoğu ülkede. İnsanlar böyle bisiklet turu gibi, şato türü gibi,yürüyüş turu gibi ihtiyaca yonelik turlar oluşturuyor. İnternet aracılığıyla da kendisine katılmak isteyen turistlere rehberlik ediyor.
Benim bu yaptığımin aynısı ama 10-20 € bir ödeme yapıyorlar sana. Oysa ben turist gezdirirken 'yazik gezgine' deyip birşeyler ısmarlama derdine düşüyorum hep :))
Belki boyle turlarla biraz deneyim sahibi olup ve biraz da dilimi geliştirip yaza doğru ben de böyle bir ilan açabilirim. Çalışsam bile haftasonlarimi değerlendirmiş olurum. Aldığım parayı da seyehat kumbarama atarim
Ama şeyi sevmiyorum ya... Burası saat kulesi, tarihi şu hikayesi bu falan diye anlatmam gerekirse...Hem ilgimi çekmiyor böyle hikayeler (gittiğim ülkelerde bile zahmet edip okumam yapının tarihini) hem de eserlerin hikayesini ayrıntılı anlatacak İngilizcem yok maalesef...
İşte bu sefer azicik not çıkarmayı Ve çocuğa eserler hakkında bilgi vere vere gezmeyi düşünüyorum. Belki böylece aynı şeyi anlata anlata iyice aklıma girer ve kendimde o yetkinliği görüp ilan açma cesaretine erişebilirim...

Bu arada milyon kere dil dil dil dil dedim ama dil benim için gerçekten çok önemli. İleride gerçekten istediğim işi yapabilmek için, istediğim gibi dünyayı dolaşabilmek için, gittiğim ülkelerde yüzeysel değil uzuuuun uzun sosyolojik-kültürel sohbetler yapabilmem için... Herşey ama herşey için bana dil lazım...
İki buçuk yıl önceye kadar is was farkını bile bilmezdim,maalesef dünyayı gormeye ve dil öğrenmeye biraz geç başladım. Yine de kendi kendime - konuşa konusa - koklaşa koklaşa - geze toza bugünlere kadar gelebildim. Şimdi de kendimi gelistirebildiğim kadar geliştirmek istiyorum...
Ama hali hazırda işsiz olduğum için kursa gidecek ya da seyehat edecek bir durumum yok. Ben de grupanyadan 100 günlük uykuda bilinçaltı setlerinden aldim aslinda saçma buluyorum ama hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir diye düşünüyorum. Zaten Grupanya indirimiyle yirmi liradan ucuza denk geldi. En kötü kulaklıkla uyurken beynime İngilizce bilgi değil de 'daha çok alışveriş yap' telkinleri yuklerler
Bu arada ne olacak benim işsizliğim be günlük?
Hıdırellezlerde uçak-harita çizmeyi bırakıp iş cantasi-ofis masasi çizseydim belki şu an cebimde param,erken kalkmaya sebep güzel bir işim olurdu :))
 
Istediklerini yapma azmine hayranim.
Cok guzel...
Ben bugun 6.gunumde 75 squati yaptim canim eklersin
 

Herkese merhaba...
Epeydir eklememistim listeyi.
Çünkü bu aralar belim ağrımaya başladı, sanırım ısınmadan yaptığım için oldu. İsinma hareketi olarak sadece 4 dakika YildiZ Tilbe dansi yapiyordum o kadar^^
Ama yeterli gelmiyor demek ki...
Listeye başlarken Zarpy ile beraber gidiyorduk ama şimdi asena87 'yle yaklaştık :)
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için onları kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…