Kader Motifi ve Babanıza Benzer/Zıt İnsanlara Meyletmemiz Hakkında

Siz de devamlı babanıza benzer/zıt insanlara meyleder misiniz?

  • Vallahi ben de öyle

  • Yoo hiç alakası yok


Oylama sonuçları oy kullanıldıktan sonra görülebilir.

Auri

Popüler Üye
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
18 Nisan 2015
2.247
6.069
Bu "kader motifi" olayı kesinliği olan bir şey değil bana göre. Gülseren Hanım da elbette değerli bir bilim insanı fakat belki de yeterince mesleki tatmin sebebiyle ya da yaşı sebebiyle bir yerlerde kendisini geliştirmeyi bırakmış, çağa ayak uyduramamış izlenimi veriyor bana. Okuduğum kitaplarından ve izlediğim konuşmalarından bunu çıkartıyorum. Kader motifi dediği şey de aslında seneler önce Freud tarafından üstünde çokça çalışılmış bir şey. Kendisinin keşfi olduğu da biraz kitapları, kliniği ve dizileri gibi şişirme.

Ay ben bu kadına o kadar sinir oluyorum ki beyaza beyaz dese siyah olduğunu kanıtlamaya kendimi adayabilirim. Babasından dayak yemiş, şimdi de eşinden dayak yiyen kadına "ee sen peki niye dayak yiyorsun" tarzı cümleler kuruyor. Ona göre bu kader motifi, bu kadınlar kendilerini suçlu gördüğü için cezalandırılmaktan keyif alıyor ya da bildiği yol bu, alışkın olduğu hayat bu. Zorlandığında bildiği yola başvuruyor vs. İyi de asla şiddete başvurmayacak adamların o kadın sırf geçmişinde dayak yediği için, sırf adamı buna teşvik ettiği için canavara dönüştüğüne beni hiçbir güç inandıramaz. Kimse kusura bakmasın içinde şiddet olmayan insan "ay kadın teşvik etti beni" diye kimseye el falan kaldırmaz.

Kendimi düşünüyorum, hiç babam gibi erkekler olmadı hayatımda çok şükür. Bugüne kadar ne bir erkekten şiddet gördüm, ne bağımlılık sahibi biri girdi hayatıma. Çevreme bakıyorum, babalarının belirgin özelliklerini taşıyan adamlarla beraber olan kadın arkadaşım yok. Belli başlı şeyler Türk erkeğinde standart olabiliyor, ona denk gelince de kader motifi dememek gerekiyor bana kalırsa. Freud'un düşüncelerine itiraz eden çok bilim insanı var zaten, ben de bazılarını çok abartılı buluyorum. Gülseren hanım da zaten cinsiyetçi birisi, o yüzden onun görüşleri de meh yani, istediğini söyleyebilir, ben bu görüşe kesinlikle katılmıyorum.

Bu arada yazı çok uzundu, özür diliyorum hepsini okumadan yanıt yazdığım için.
 

kkarems

Buzz ışık yılı misali,sonsuzluk ve ötesine 🌠
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
13 Mart 2015
1.181
865
Ailem birbirlerine çok siddet uygulayan insanlard,sürekli tartışma kavga aldi verdi terkedis sonra yalvar yakar barisma ile 30 seneleri geçti. Ben rol model olarak ikisininde aldım gençlik yıllarimda. İlişki dediğin birbirine vurmalı bagirmali çağırmali ayrılmalı barışmali olmalıydı...
Evlendiğimde de bagirmanin sevginin evliliğin temeli olduğunu düşündüm lakin eşim o kadar sessiz sakin bana davrandı ki birseyler dank etti.. aslında ben bunca sene annemi babamı hic bitmeyen o karaktersiz davranışlarını kendime ogutlemisim ama eşim çok farklı ılımlı olumlu sabırlı...
Ve bana da telkinler verdi,sadece ilk evlendigimiz sene büyük bir kavga ettik ki büyük dedigim benim isyanım sadece başka da çok şükür,hep başkaları yüzünden sadece tartisirdik o kadar su an da da hic birsey yok.
Iste ben kaderimi eşimle evlenme kararı aldığım da kirdigimi düşünüyorum çok şükür.
En önemlisi de aileme benzememesi benim ve çocuklarımın hayatı için en olumlu şeylerden biri 😊
 

LeydiStark

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
3 Ağustos 2014
307
324
Şu zamana kadar aşık olduğum veya hoşlandığım insanları gözden geçirince babama hep zıt tipler olduğunu farkettim. Aslında bilinçli bi seçim benimkisi. Babam çok agresif, sinirli, bencil ve daha bunun gibi olumsuz özelliklere sahip birisi. Konuşurken bağırır, azarlar, hakaret eder ve eleştiri asla kaldırmaz kabul etmez. Bende küçüklükten beri bunlardan muzdarip olduğum için hep babamın tam zıttı sessiz, sakin, efendi, ağırbaşlı, saygılı, kibar vb tiplere yöneldim. Hep öyle insanlar bana çekici geldi. Baskın karakterli, sinirli kıskanç vb tiplerden hep uzak durdum. Genelde de ya babası gibi tiplere yönelir insan onu düzeltebilecegini düşünür ve babasıyla olan sorunlarını o insan aracılığıyla düzeltip ondan alamadığı sevgiyi karşısındakinden alacağını düşünerek. Ya da babasının tam zıttını ister benim gibi çünkü çok çekmiştir ağzı yanmıştır aman aman diyodur :)
 

Vera00

Üye
Kayıtlı Üye
15 Kasım 2020
118
128
28
Ben babamın babalığını çok beğenirim ama eş olarak anneme karşı iyi bir eş değil :) O yüzden babama benzemeyen birini istemiştim :KK70: ama bazı yönlerden benziyor yapacak bir şey yok :KK70:
 

sanslikedi

Yeni Üye
Kayıtlı Üye
3 Şubat 2021
57
9
26
Merhaba KK
Dün , bir arkadaşımla uzun uzun konustuk. Konu kızın kendini bildi bileli, belki 12-13 yıldır tüm ilişkilerinde aynı şeyi yaşamasıyla ilgiliydi. İstisnası bile yok, tüm ilişkilerinde önce erkek bu kızın peşinden koşuyor, evlilik vaatleri veriyor (arkadaşım biraz ev kızı modundadir) , kız ikna olup sevmeye baslayinca erkek soğuk duruyor, ilgisizlik kavgaları çıkıyor, hayatındaki istisnasız tüm erkeklerin bir gözü dışarıda, afresif, bu yüzden kavgalar ediyorlar. Ve işin sonunda istisnasiz her sevgilisi 'erkekler evlilikten korkarlar' gibi cümleler duyuyor. Ve yine istisnasız her ilişkisinde kız terkediliyor. Terkedile terkedile terkedilme manyağı olmuş😅 İlişki kötü bile gitse, asla kendisi ayrılamiyor...
Bu kız benim çocukluktan arkadaşım, yani cidden her ilişkisine hakimim ve bu tarzdan başka bir insanla merhabalasmiyor bile. Bu tarzdan başka bir insan da bu kıza yazmıyor. Tip bu yani, değişmez.
Ben de ona kader motifinden bahsettim, kadının babası neyse (iyi ya da kötü) onun enerjisine sahip erkeklere meyletmesi, hoşnut olmasa bile o tarz erkeklerin/ya da tam zıttı ona daha tanıdık ve güvenilir gelmesi üzerine. Sonra birkaç video izledik, benzer şeyleri söyleyen...
Gerçekten de bu kızın babası 'var ile yok arası' babalardan. Arasıra aniden parlayıp evde otoriteyi böyle sağlasa da öyle vurması, kırması,hakareti vs yok, işten gelip yemek yiyip kahveye gider. Haftasonu erken uyanıp evden çıkar, akşam eve gec gelir... Ben uzaktan izleyen biri olarak açıkçası babası ve kızın sevgilileri arasında çok bağlantı kuruyorum . Bence bu kız hep kendisine ilgi göstermeyecek, kıza(evine) değil de dış dünyaya daha çok bağlı ekreklere meylediyor. Ve öyle erkekler bu kızın pesinde dolaşıyor
Sonunda da hep mutsuz oluyor...

Aynı şekilde KK'da da sık sık okuyorum, evde şiddete aşina olan ve çocukken 'erkek rol model' olarak gördüğü babasından bunu görüp normalleştiren kızlar , evlilik seçiminde babaları gibi agresif, babaları gibi kıskanç insanlari eş diye seçiyorlar, onları daha korunaklı buluyorlar, daha zıt karakterli, daha sakin mizaçlı erkeklerle olan ilişkilerini sabote ediyorlar...
Konunun özü bu arkadaşlar, aşağıda yazdıklarım kendi kader motifimle ilgili kısa tutamadigim bir muhabbet. Vakti olmayanların buraya kadar olan kismi okuması da yeterli :))
sizin de buna benzer hikayeleriniz var mi?
Varsa nasıl aştiniz?
Kader motofiyle ilgili Okuduğunuz,izlediğiniz ya da kendi terapistinizden işittiğiniz bir şeyler var mı?
Paylaşırsanız sevinirim...


UYARI : Buradan sonrası sokağa çıkma yasağında olduğumuz bu cumartesi günü, yapacak daha iyi bir şeyi olmayıp uzun yazı okumaktan rahatsız olmayanlar içindir;


Benim konum da yine aynı ...
Aslında çok şanslıyım, çünkü dünya iyisi bir babam var. Otuz yaşındayım, bunca sene gördüğüm; evdeki birini incitecek kelime kullanmaktan imtina eder, kalp kırmaktan kaçınır, evini sever, ev ahalisiyle sohbet eder, yemek yapar, çamaşır asar, alışveriş yapar, bizi sevdiğini dile getirmekten kacinmaz, balkonda tüm sandalyeler doluysa kucağına falan oturtur. Böyle minnoş bir baba. Ama evdeki tümm sorumluluk anneme aittir. Her iki tarafın akrabalarıyla ilgili tüm iletisimi annem yürütür (bayramda seyranda babamın kardeşlerini bile annem arar, sonra 'x de seni istiyor' der,babama verir. İki cümle konuşurlar). Babamın Miras davasıyla annem ilgilenir, babamın yeğeninin düğününe, akrabasının cenazesine şehir dışına annem çıkar, çocukların tüm sorumluluğu annemdedir,babam asla 'hayir' demez, 'annenize sorun' der. Şu mu alınacak, makina mı bozuldu, çocuklar hangi dersaneye gidecek... Her türlü ev yükü annemin omzundadir, babam sadece onun kararlarına saygı duyup destek olur. Ama yüz yılda bir kere 'hadi bu haftasonu da pikniğe gidelim' bile demez. Biz gidelim dersek plan yapıp ona saatini söylersek gelir...
İşte , benim de istisnasız bulduğum her tip böyle...
Yani bu benzerliği ben de son yıllarda üstüne düşünce farkettim..
Bunca yıldir hayatıma giren erkekler hep çok minnoş insanlar olmuştur (ilişki içindeyken bu saydıklarım. Terkedilince cirkinlesip minnosluk çizgisinden cikanlar da var).
Hepsi hoşsohbet insanlardir. Hiç sevdigini gizleyen -sever ama belli etmez- tarzı biri hayatıma girmemiştir. Ya da kıskanç , şunu neden ekledin,bunu niye giydin diyen (en son bir çürük yumurta çıktı gerçi, kıskanç bir iliskim oldu ama iki aylık bir şeydi).
Hayatıma aldığım (öylesine takilmalik insanlar bile) inanilmazzz sakin insanlardır. Kavga edilecekse ben tek basima ederim.
(Şu yaptıklarımi kesinlikle savunmuyorum,hatta böyle biri olmamak için öfke yönetimi için yoga-nefes eğitimi almıştım. Şimdi de terapistimle bu konuya egiliyoruz) ayrılık anında ben sinirlenip telefonlarıni kirmişsam, kızdığım bir an yanağını cırmalamışsam, itip kakmişsam, evinin camını kirmişsam, yağmurlu bir ormanda gecenin bir yarısı eşyalarını dışarıya atıp çadırdan kovmuşsam, evindeki tüm kagitlari sobaya atmıssam bile karşımdaki insanın tepkisi sakince kalıp benim enerjimi atıp sakinlesmemi beklemek olur. Bu bir, iki, üç falan degil, gerçekten çok kere yaşanan bir durumdu ve karşındaki insanlarin hepsinin tepkisi sakince beni beklemek olmuştu.
Benim sesim çok çirkindir , gerçekten çok ince ve tiz. Ama sevgililerim bana şarkı söyletip durur, aynı sekilde telefonum hayatıma giren insanların bana şarkı söyledikleri ses kayıtlarıyla doludur , sevgililerim saçlarımı boyarlar, benim sacimi yapmak için YouTube'dan saç örme videoları izlerler, yokuş falan çıkacakken 'bin istersen sirtima' cumlesini kaç kişiden duydum,Allah bilir...
Bunlar bana minnoş gelen, benim meylettigim şeyler (evet bazilari cringe, tabii ki farkındayım)
Ama şöyle de bir şey var, bugüne kadar asssslaaaaaaa ama asssslaaaaaa duymadım ki şöyle bir cümle ; "suprizz, bize bilet aldım"
O biletin yapılacağı etkinliği mutlaka ben bulmuş,hakkında yorumları ben okumuş, kendi kartımla ben almış, adresini ben ogrenmisimdir .
Hadi konseri geç, 'bu pazar kemerburgaz ormanına gidelim' bile demezler. Çok çok 'mangal yaksak mi?' derler (mangal da benim bu arada) , ben hava durumuna bakarım, toplu taşımayla gidecek yer ararım, telefon açıp mangalın yasak olup olmadığını sorarım, yol güzergahını belirlerim, çantama mangallik malzemeleri,tabağı çanağı örtüyü atarım, o da ne yiyeceğimizi bana sorar!
Bunu ilkten sona, tüm ilişkilerinizde yaşadığınızı düşünsenize😱😱
Geçen aylarda bir ex bana mesaj atmış 'hayati guzel yaşamayı öğrettin, güzel mekanlar öğrettin. Senin beni götürdüğün her yere ben hala arada gidiyorum' diye .
Okuyunca sevinmedim,sinirlendim. Çünkü kimse beni güzel mekanlara götürmüyor, kimse yüzünden yeni yerler görmüyorum. Çocugun da dediği gibi her yeri ben keşfedip ben buluyorum, ben öneriyorum, ben güzel tekliflerle geliyorum...
Bir süre sonra bıkıyorum tabii ki, çünkü ben bir adım atmazsam hiç bir şey yapılmıyor.
Etrafıma , milletin ilişkisine bakıyorum, hiç de benim gibi değil. Genelde sevgilileri yapıyor planları, ya da şuraya gidelim mi diye soruyor falan çocuklar. İnanın ki ben bu cümleyi ömrümde duymadım bir sevgilimden 😅😅
Üniversitede çok ciddi, az kaldı evleneceğim (ki şükür evlenmedigim) bir sevgilim vardı,babamla falan tanişmıştı,devamlı beni evlilik fikriyle manipüle ederdi. Uzak bir şehre atanmıştı. Benim elimde takvim '29 Ekim saliya denk geliyor, o zaman cumadan bilet al gel,ötesi izin al,sali dön' falan, plan yapardım, ben ucuz bilet bulurdum, alırdı. Şuraya buraya gidelim derdim, giderdik. İkimizde de internet varken tüm biletleri hep ben araştırirdim.
Sonra ondan ayrıldım, arap bir erkekle sevgili oldum. Çocuk elaleme parayla turist rehberliği yapardı, bilmediği yer yoktu. Ama söz konusu ben olunca 'ben İstanbul'u bilmiyroum ki Habibi,sen bul' derdi. Kendi doğumgünümde bile benim bulduğum yere gittik. Onu geç, bir kere benle Antalya'ya gittiğini sanıyordu, uygun saatte bilet bulamadığım için başka yere bilet almıştım, söylemeyi unutmuşum,gidince anladi. Umrunda bile olmadı. Ha antalyaaaa ha Malatya... Adamın umru değil ki... Biletler benden, gideceğimiz yere ulaşım benden, o mevsimde minibüs yok diye araba bulamazsak strese girmesi benden, kalacak yer bulma benden, yeme içme ayarlama benden,tüm para hesabı kitabı benden... Bütün stres , bütün plan hep benim üzerimde.
Ne zaman 'nereye gitsek?' desem, duyduğum tek cevap 'sen nereye istersen habibi'
Ya, Allah hakkı için , bir gün de sen bul bir yer...
En sonunda ayrıldım,sonra
eşi dostu, arkadaş çevresi kalabalık adam buldum. Adam benle tanıştığı gibi herkesle arasına mesafe koyup ev kuşu oldu. Anca ben çektim,oraya buraya geldi. 'hangi filmi izleyelim?' sorusuna bile 'farketmez,sen ne istersin?' cevabı aldım. Beni bilmedigim bir yere bile götürmedi, tüm sinemaalra,tiyatrolara biletleri ben aldım. Onunla da bir senelik bir ilişkimiz oldu, bir kere bile 'bugun planlar benden' cümlesini duymadım. Benim plan yapmayip ondan beklediğim her gün ya eve gidip yemek yapıp tavla oynadık, ya da o bir şeyler hazirlayip benim ilçeme geldi, benim daha önce ona gösterdiğim yeşillik alanda piknik yaptık..
Sonuç olaak ondan da ayrıldım...
Sonra ABD'li bir adamla tanistim. Adam dünyadaki neredeyse tüm kitalara ayak basmış, tek başına, küçücük sırt çantasıyla diyar diyar gezmiş.
Ama böyle bir adam bile söz konusu ben olduğumda 'hic farketmez,sen ne istersen' e bağladı. Hadi o Türkiye'deyken ben biliyorum, ben gezdirdim, ona da kabul. Ama onun daha önce de gezdiği bir başka ülkede bile tüm planları bana yaptırdı. Haritada ben buldum,ben işaretledim,ben gezdim. Dondurma yiyelim mi dedim,dondurma yedik, şurada oturalım mi dedim,orada oturduk. İnsanmazsiniz onun bilmem nereden bilmemnereye biletini bile ben aldım. Ve bu adam dünyayı kendi başına gezen bir özgür ruh. O bile benim yanimdayken herşeyi benden bekleyen bir insana dönüştü.
Sonra bambaşka bir ırktan bir adama aşık oldum. Adam geçtiğimiz sene, kendi ülkesinden başka bir kitada- Asya'da 5 ay bir başına yaşayıp birkaç aylığına yanıma geldi. Dünyanın her yerinde kendisi başının çaresine bakabilecek- zamanında bakmış bir insan. Ama benim yanimdayken evini bana tutturttu, aylarca ona kiralık ev bulacam diye iş cikisi gezip durdum , tüm menülerini bana çevirtirdi, normalde gittiği ülkelerde translateden rahatlıkla çevirip Google'dan bakabilirken benim ulkemdeyken hep bana mesaj atardi 'bu ne? İçinde ne var? Hamsiyle istavritin farkı ne? Kebapla köfte arasındaki fark ne? Nereden peynir alabilirim, oraya nasıl gidebilirim? Beğendiğim kıyafetin bedeni kalmamış/kodunu çektim, sen telefon açar mısın diğer şubelere ,orada var mi....
Beraber olduğumuz her an tüm angaryalara ben koştum (sonra donunce ayrıldım)... en son bu arkadaş geçenlerde bir supriz yapıp yanıma geldi. Hem çok özlediğimi farkettim hem de aynı şeylere hız kesmeden devam etti, kaldığı günler boyunca her şeyi bana sorup, benden yardım isteyip durdu.
Eki Görüntüle 2777617
Hatta dayanamayip şöyle bir mesaj attım / kendimi turist uygulaması gibi hissediyorum diye .
Ona yazınca daha bir tanıdık geldi his.
Gerçekten de hayatıma aldığım insanlar bir uygulama, application gibi kullanıyor beni. Tüm angaryalari, tüm planlari hep benim üzerimden yapıyorlar.
Bu saydıklarım sadece ciddi ciddi ilişki yaşadığım insanlar ,ama flortlerim, tatil aşklarım, başladığı ay biten ilişkilerim, öylesine takildigim insanlar falan da tam olarak bu stereotipe sahipler.
hepsi asla sesini yükseltmeyen, saygisizlik yapmayan, kıskançlık yapmayan,kırmaktan üzmekten çekinen, bana saygı duyan, yokuşlarda 'gel seni tasiyayim' diyen, sevgisini dile getirmekten çekinmeyen , öpmeyi koklamaya seven insanlar.
Ama hepsi de 'ben bilmem, sen karar ver' diyen insanlar...
Uzun olduğu için özür dilerim ama yengenc konusu nasıl kısa olabilir???
Sizin de böyle kader Motifi örnekleriniz var mı?
Ben bu döngüyü nasıl kirabilirim??
terapiye de gidiyorum aslında, ama benim terapistim öyle kader motifi falan diyen bir insan değil, hatta bence inanmiyor buna:)
Yaşım bu sene otuz olacak, ve hep aynı insanlarla tanışmaktan sıkıldım. İnanın hepsiyle tanışmam bambaşka şekillerde , hepsinin görünüşü bambaşka, hepsi bambaşka ulkeden-ya da bizim ülkenin bambaşka yörelerinden. Hepsinin aile yapısı birbirinden farklı...ama iş benimle sevgili olmaya gelince hepsi birbirinin laciverti.
Neden boyle oluyor???
Bu döngüyü nasıl bozabilirim????
Her yeni başlayan iliskimde bu gerçeği farkedip 'yine mı başlıyoruz 🤦🤦🤦' demekten çok sıkıldım.
Umarım çok taşlanmadan, güzel yorumlar gelir
En Büyük KK En Büyük KK
babam kirici, elestirel ve geleneksel biri. Kimde babami gorduysem hemen ayrildim. ve su an babamin zitti bir kisiyle cok mutluyum, dogru olabilir. Ama ben bunu bilincli olarak yaptim🤔
 

Aysin27

Yeni Üye
Kayıtlı Üye
18 Mart 2021
38
18
26
Merhaba KK
Dün , bir arkadaşımla uzun uzun konustuk. Konu kızın kendini bildi bileli, belki 12-13 yıldır tüm ilişkilerinde aynı şeyi yaşamasıyla ilgiliydi. İstisnası bile yok, tüm ilişkilerinde önce erkek bu kızın peşinden koşuyor, evlilik vaatleri veriyor (arkadaşım biraz ev kızı modundadir) , kız ikna olup sevmeye baslayinca erkek soğuk duruyor, ilgisizlik kavgaları çıkıyor, hayatındaki istisnasız tüm erkeklerin bir gözü dışarıda, afresif, bu yüzden kavgalar ediyorlar. Ve işin sonunda istisnasiz her sevgilisi 'erkekler evlilikten korkarlar' gibi cümleler duyuyor. Ve yine istisnasız her ilişkisinde kız terkediliyor. Terkedile terkedile terkedilme manyağı olmuş😅 İlişki kötü bile gitse, asla kendisi ayrılamiyor...
Bu kız benim çocukluktan arkadaşım, yani cidden her ilişkisine hakimim ve bu tarzdan başka bir insanla merhabalasmiyor bile. Bu tarzdan başka bir insan da bu kıza yazmıyor. Tip bu yani, değişmez.
Ben de ona kader motifinden bahsettim, kadının babası neyse (iyi ya da kötü) onun enerjisine sahip erkeklere meyletmesi, hoşnut olmasa bile o tarz erkeklerin/ya da tam zıttı ona daha tanıdık ve güvenilir gelmesi üzerine. Sonra birkaç video izledik, benzer şeyleri söyleyen...
Gerçekten de bu kızın babası 'var ile yok arası' babalardan. Arasıra aniden parlayıp evde otoriteyi böyle sağlasa da öyle vurması, kırması,hakareti vs yok, işten gelip yemek yiyip kahveye gider. Haftasonu erken uyanıp evden çıkar, akşam eve gec gelir... Ben uzaktan izleyen biri olarak açıkçası babası ve kızın sevgilileri arasında çok bağlantı kuruyorum . Bence bu kız hep kendisine ilgi göstermeyecek, kıza(evine) değil de dış dünyaya daha çok bağlı ekreklere meylediyor. Ve öyle erkekler bu kızın pesinde dolaşıyor
Sonunda da hep mutsuz oluyor...

Aynı şekilde KK'da da sık sık okuyorum, evde şiddete aşina olan ve çocukken 'erkek rol model' olarak gördüğü babasından bunu görüp normalleştiren kızlar , evlilik seçiminde babaları gibi agresif, babaları gibi kıskanç insanlari eş diye seçiyorlar, onları daha korunaklı buluyorlar, daha zıt karakterli, daha sakin mizaçlı erkeklerle olan ilişkilerini sabote ediyorlar...
Konunun özü bu arkadaşlar, aşağıda yazdıklarım kendi kader motifimle ilgili kısa tutamadigim bir muhabbet. Vakti olmayanların buraya kadar olan kismi okuması da yeterli :))
sizin de buna benzer hikayeleriniz var mi?
Varsa nasıl aştiniz?
Kader motofiyle ilgili Okuduğunuz,izlediğiniz ya da kendi terapistinizden işittiğiniz bir şeyler var mı?
Paylaşırsanız sevinirim...


UYARI : Buradan sonrası sokağa çıkma yasağında olduğumuz bu cumartesi günü, yapacak daha iyi bir şeyi olmayıp uzun yazı okumaktan rahatsız olmayanlar içindir;


Benim konum da yine aynı ...
Aslında çok şanslıyım, çünkü dünya iyisi bir babam var. Otuz yaşındayım, bunca sene gördüğüm; evdeki birini incitecek kelime kullanmaktan imtina eder, kalp kırmaktan kaçınır, evini sever, ev ahalisiyle sohbet eder, yemek yapar, çamaşır asar, alışveriş yapar, bizi sevdiğini dile getirmekten kacinmaz, balkonda tüm sandalyeler doluysa kucağına falan oturtur. Böyle minnoş bir baba. Ama evdeki tümm sorumluluk anneme aittir. Her iki tarafın akrabalarıyla ilgili tüm iletisimi annem yürütür (bayramda seyranda babamın kardeşlerini bile annem arar, sonra 'x de seni istiyor' der,babama verir. İki cümle konuşurlar). Babamın Miras davasıyla annem ilgilenir, babamın yeğeninin düğününe, akrabasının cenazesine şehir dışına annem çıkar, çocukların tüm sorumluluğu annemdedir,babam asla 'hayir' demez, 'annenize sorun' der. Şu mu alınacak, makina mı bozuldu, çocuklar hangi dersaneye gidecek... Her türlü ev yükü annemin omzundadir, babam sadece onun kararlarına saygı duyup destek olur. Ama yüz yılda bir kere 'hadi bu haftasonu da pikniğe gidelim' bile demez. Biz gidelim dersek plan yapıp ona saatini söylersek gelir...
İşte , benim de istisnasız bulduğum her tip böyle...
Yani bu benzerliği ben de son yıllarda üstüne düşünce farkettim..
Bunca yıldir hayatıma giren erkekler hep çok minnoş insanlar olmuştur (ilişki içindeyken bu saydıklarım. Terkedilince cirkinlesip minnosluk çizgisinden cikanlar da var).
Hepsi hoşsohbet insanlardir. Hiç sevdigini gizleyen -sever ama belli etmez- tarzı biri hayatıma girmemiştir. Ya da kıskanç , şunu neden ekledin,bunu niye giydin diyen (en son bir çürük yumurta çıktı gerçi, kıskanç bir iliskim oldu ama iki aylık bir şeydi).
Hayatıma aldığım (öylesine takilmalik insanlar bile) inanilmazzz sakin insanlardır. Kavga edilecekse ben tek basima ederim.
(Şu yaptıklarımi kesinlikle savunmuyorum,hatta böyle biri olmamak için öfke yönetimi için yoga-nefes eğitimi almıştım. Şimdi de terapistimle bu konuya egiliyoruz) ayrılık anında ben sinirlenip telefonlarıni kirmişsam, kızdığım bir an yanağını cırmalamışsam, itip kakmişsam, evinin camını kirmişsam, yağmurlu bir ormanda gecenin bir yarısı eşyalarını dışarıya atıp çadırdan kovmuşsam, evindeki tüm kagitlari sobaya atmıssam bile karşımdaki insanın tepkisi sakince kalıp benim enerjimi atıp sakinlesmemi beklemek olur. Bu bir, iki, üç falan degil, gerçekten çok kere yaşanan bir durumdu ve karşındaki insanlarin hepsinin tepkisi sakince beni beklemek olmuştu.
Benim sesim çok çirkindir , gerçekten çok ince ve tiz. Ama sevgililerim bana şarkı söyletip durur, aynı sekilde telefonum hayatıma giren insanların bana şarkı söyledikleri ses kayıtlarıyla doludur , sevgililerim saçlarımı boyarlar, benim sacimi yapmak için YouTube'dan saç örme videoları izlerler, yokuş falan çıkacakken 'bin istersen sirtima' cumlesini kaç kişiden duydum,Allah bilir...
Bunlar bana minnoş gelen, benim meylettigim şeyler (evet bazilari cringe, tabii ki farkındayım)
Ama şöyle de bir şey var, bugüne kadar asssslaaaaaaa ama asssslaaaaaa duymadım ki şöyle bir cümle ; "suprizz, bize bilet aldım"
O biletin yapılacağı etkinliği mutlaka ben bulmuş,hakkında yorumları ben okumuş, kendi kartımla ben almış, adresini ben ogrenmisimdir .
Hadi konseri geç, 'bu pazar kemerburgaz ormanına gidelim' bile demezler. Çok çok 'mangal yaksak mi?' derler (mangal da benim bu arada) , ben hava durumuna bakarım, toplu taşımayla gidecek yer ararım, telefon açıp mangalın yasak olup olmadığını sorarım, yol güzergahını belirlerim, çantama mangallik malzemeleri,tabağı çanağı örtüyü atarım, o da ne yiyeceğimizi bana sorar!
Bunu ilkten sona, tüm ilişkilerinizde yaşadığınızı düşünsenize😱😱
Geçen aylarda bir ex bana mesaj atmış 'hayati guzel yaşamayı öğrettin, güzel mekanlar öğrettin. Senin beni götürdüğün her yere ben hala arada gidiyorum' diye .
Okuyunca sevinmedim,sinirlendim. Çünkü kimse beni güzel mekanlara götürmüyor, kimse yüzünden yeni yerler görmüyorum. Çocugun da dediği gibi her yeri ben keşfedip ben buluyorum, ben öneriyorum, ben güzel tekliflerle geliyorum...
Bir süre sonra bıkıyorum tabii ki, çünkü ben bir adım atmazsam hiç bir şey yapılmıyor.
Etrafıma , milletin ilişkisine bakıyorum, hiç de benim gibi değil. Genelde sevgilileri yapıyor planları, ya da şuraya gidelim mi diye soruyor falan çocuklar. İnanın ki ben bu cümleyi ömrümde duymadım bir sevgilimden 😅😅
Üniversitede çok ciddi, az kaldı evleneceğim (ki şükür evlenmedigim) bir sevgilim vardı,babamla falan tanişmıştı,devamlı beni evlilik fikriyle manipüle ederdi. Uzak bir şehre atanmıştı. Benim elimde takvim '29 Ekim saliya denk geliyor, o zaman cumadan bilet al gel,ötesi izin al,sali dön' falan, plan yapardım, ben ucuz bilet bulurdum, alırdı. Şuraya buraya gidelim derdim, giderdik. İkimizde de internet varken tüm biletleri hep ben araştırirdim.
Sonra ondan ayrıldım, arap bir erkekle sevgili oldum. Çocuk elaleme parayla turist rehberliği yapardı, bilmediği yer yoktu. Ama söz konusu ben olunca 'ben İstanbul'u bilmiyroum ki Habibi,sen bul' derdi. Kendi doğumgünümde bile benim bulduğum yere gittik. Onu geç, bir kere benle Antalya'ya gittiğini sanıyordu, uygun saatte bilet bulamadığım için başka yere bilet almıştım, söylemeyi unutmuşum,gidince anladi. Umrunda bile olmadı. Ha antalyaaaa ha Malatya... Adamın umru değil ki... Biletler benden, gideceğimiz yere ulaşım benden, o mevsimde minibüs yok diye araba bulamazsak strese girmesi benden, kalacak yer bulma benden, yeme içme ayarlama benden,tüm para hesabı kitabı benden... Bütün stres , bütün plan hep benim üzerimde.
Ne zaman 'nereye gitsek?' desem, duyduğum tek cevap 'sen nereye istersen habibi'
Ya, Allah hakkı için , bir gün de sen bul bir yer...
En sonunda ayrıldım,sonra
eşi dostu, arkadaş çevresi kalabalık adam buldum. Adam benle tanıştığı gibi herkesle arasına mesafe koyup ev kuşu oldu. Anca ben çektim,oraya buraya geldi. 'hangi filmi izleyelim?' sorusuna bile 'farketmez,sen ne istersin?' cevabı aldım. Beni bilmedigim bir yere bile götürmedi, tüm sinemaalra,tiyatrolara biletleri ben aldım. Onunla da bir senelik bir ilişkimiz oldu, bir kere bile 'bugun planlar benden' cümlesini duymadım. Benim plan yapmayip ondan beklediğim her gün ya eve gidip yemek yapıp tavla oynadık, ya da o bir şeyler hazirlayip benim ilçeme geldi, benim daha önce ona gösterdiğim yeşillik alanda piknik yaptık..
Sonuç olaak ondan da ayrıldım...
Sonra ABD'li bir adamla tanistim. Adam dünyadaki neredeyse tüm kitalara ayak basmış, tek başına, küçücük sırt çantasıyla diyar diyar gezmiş.
Ama böyle bir adam bile söz konusu ben olduğumda 'hic farketmez,sen ne istersen' e bağladı. Hadi o Türkiye'deyken ben biliyorum, ben gezdirdim, ona da kabul. Ama onun daha önce de gezdiği bir başka ülkede bile tüm planları bana yaptırdı. Haritada ben buldum,ben işaretledim,ben gezdim. Dondurma yiyelim mi dedim,dondurma yedik, şurada oturalım mi dedim,orada oturduk. İnsanmazsiniz onun bilmem nereden bilmemnereye biletini bile ben aldım. Ve bu adam dünyayı kendi başına gezen bir özgür ruh. O bile benim yanimdayken herşeyi benden bekleyen bir insana dönüştü.
Sonra bambaşka bir ırktan bir adama aşık oldum. Adam geçtiğimiz sene, kendi ülkesinden başka bir kitada- Asya'da 5 ay bir başına yaşayıp birkaç aylığına yanıma geldi. Dünyanın her yerinde kendisi başının çaresine bakabilecek- zamanında bakmış bir insan. Ama benim yanimdayken evini bana tutturttu, aylarca ona kiralık ev bulacam diye iş cikisi gezip durdum , tüm menülerini bana çevirtirdi, normalde gittiği ülkelerde translateden rahatlıkla çevirip Google'dan bakabilirken benim ulkemdeyken hep bana mesaj atardi 'bu ne? İçinde ne var? Hamsiyle istavritin farkı ne? Kebapla köfte arasındaki fark ne? Nereden peynir alabilirim, oraya nasıl gidebilirim? Beğendiğim kıyafetin bedeni kalmamış/kodunu çektim, sen telefon açar mısın diğer şubelere ,orada var mi....
Beraber olduğumuz her an tüm angaryalara ben koştum (sonra donunce ayrıldım)... en son bu arkadaş geçenlerde bir supriz yapıp yanıma geldi. Hem çok özlediğimi farkettim hem de aynı şeylere hız kesmeden devam etti, kaldığı günler boyunca her şeyi bana sorup, benden yardım isteyip durdu.
Eki Görüntüle 2777617
Hatta dayanamayip şöyle bir mesaj attım / kendimi turist uygulaması gibi hissediyorum diye .
Ona yazınca daha bir tanıdık geldi his.
Gerçekten de hayatıma aldığım insanlar bir uygulama, application gibi kullanıyor beni. Tüm angaryalari, tüm planlari hep benim üzerimden yapıyorlar.
Bu saydıklarım sadece ciddi ciddi ilişki yaşadığım insanlar ,ama flortlerim, tatil aşklarım, başladığı ay biten ilişkilerim, öylesine takildigim insanlar falan da tam olarak bu stereotipe sahipler.
hepsi asla sesini yükseltmeyen, saygisizlik yapmayan, kıskançlık yapmayan,kırmaktan üzmekten çekinen, bana saygı duyan, yokuşlarda 'gel seni tasiyayim' diyen, sevgisini dile getirmekten çekinmeyen , öpmeyi koklamaya seven insanlar.
Ama hepsi de 'ben bilmem, sen karar ver' diyen insanlar...
Uzun olduğu için özür dilerim ama yengenc konusu nasıl kısa olabilir???
Sizin de böyle kader Motifi örnekleriniz var mı?
Ben bu döngüyü nasıl kirabilirim??
terapiye de gidiyorum aslında, ama benim terapistim öyle kader motifi falan diyen bir insan değil, hatta bence inanmiyor buna:)
Yaşım bu sene otuz olacak, ve hep aynı insanlarla tanışmaktan sıkıldım. İnanın hepsiyle tanışmam bambaşka şekillerde , hepsinin görünüşü bambaşka, hepsi bambaşka ulkeden-ya da bizim ülkenin bambaşka yörelerinden. Hepsinin aile yapısı birbirinden farklı...ama iş benimle sevgili olmaya gelince hepsi birbirinin laciverti.
Neden boyle oluyor???
Bu döngüyü nasıl bozabilirim????
Her yeni başlayan iliskimde bu gerçeği farkedip 'yine mı başlıyoruz 🤦🤦🤦' demekten çok sıkıldım.
Umarım çok taşlanmadan, güzel yorumlar gelir
En Büyük KK En Büyük KK
Terkedile terkedile terkedilme manyağı olmuş😅 arkadaşınız için bu cümleyi kurmanız hiç hoş değil.Sonuna kadar okudum kendinizi övmüşsünüz ama dunyada çıkmadığınız erkek bırakmamışsınız ve okurken sizin bazi psikolojik sorunlarınızın olduğunu düşnüyorum.Sonuna kadar okudum bak sonuna kadar okudum ortasından alıpts bunu demiyorum.Okudum ve boş bir kişiliğe sahip olduğunuzu düşündüm.Benim düşüncem
 

Beyabaann

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
27 Mart 2016
999
1.275
Benim fikrim baba tarafınızdan ziyade büyüme aşamasında gördüğünüz örnek baskın karar alan yönetmeyi seven bir anne profili ve farketmeden çocukluğunun boyunca ornek almışsınız sanirim. Bu sebeple ilişkilerinizde tıpkı anneniz gibi yönetmek ve yönlendirmek istiyorsunuz. Kontrol etme ihtiyacınız fazla sanirim. O nedenle karşınızdaki kisiler farkli karakterlere olsa yeni tanışmanın verdiği evrede size uyum sağlıyorlar sonrada annesi gibi her isini yapan biri olunca buna alınıyorlar. Aslında burda sorun sizin ilişkilerde baskin ve yonetici olma düşünceniz, bundan sikayetcisiniz ama elinizde olmadan sevgililerinize annelik yapıyorsunuz. Tıpkı kendi anneniz gibi. Siz yönetmek üzerine karakteriniz oldugu icin yonetebileceginiz babanız gibi sakin kişileri seçiyorsunuz. Siz onların sevgilisisiniz anneleri degil. İlişkilerinizde soz sahibi olma yönlendirme durtulerinizi torpuleyin
 

Irregularverbs

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
25 Ekim 2018
1.815
3.423
Benim eşimin babam ile benzerligi yok.Esimden önce sevdigim bi kac kisi olmustu ve onlar da kendi şahıslarına münhasır insanlardı.Ben tek tip insan almamisim hayatima ya da sevmemisim diyelim.Sizin bu bahsettiginiz kader motifine ben uyuyorum ve buna inanmiyorum da.Gülseren Budayicioglu sürekli bunu lanse etti dizisinde.Coktan biraktim o diziyi de,konu hep ayni yerlere variyordu ve cok sıkıyordu.
 


Vücut Kitle İndeksim (VKI) tavsiye edilen VKI değer aralığının üstünde.
Boyuma göre tavsiye edilen VKI aralığında olmam için ağırlığımın 54 Kg. ile 73 Kg. arasında olması gerekir.
Boyum : 171 cm. Başlangıç Kilom :84.1 Kg. Şimdiki Kilom :77.0 Kg.

Irregularverbs

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
25 Ekim 2018
1.815
3.423
Cok pardon,kader motifine uymuyorum olucakti 🤗
 


Vücut Kitle İndeksim (VKI) tavsiye edilen VKI değer aralığının üstünde.
Boyuma göre tavsiye edilen VKI aralığında olmam için ağırlığımın 54 Kg. ile 73 Kg. arasında olması gerekir.
Boyum : 171 cm. Başlangıç Kilom :84.1 Kg. Şimdiki Kilom :77.0 Kg.

yepisyeni

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
30 Ağustos 2018
560
1.319
Merhabalar,
Ben konuyu geç farkettim ama kader motifi konusunda Gülseren hanımın bütün videolarını izledim. Sanırım o tanımı türk dilinde kullanan tek kişi de o 😅 en azından benim duyduğum.
Bu konuda serhat yabancı diyor ki: aslında bizim hayatımıza başka insanlar da giriyor ama biz onları fark etmiyoruz bile. O yüzden tek şansımız bu insanlarmış gibi hissediyoruz. Ben de böyle olduğunu düşünüyorum. Başkaları olsa da gözümüz görmüyor.
Benim babam çok agresif bi insan olduğu için eşimin sakinliği beni çok cezbediyor mesela. Ama babamla çok benzer yönleri de var, beni çok korkutan kuru inadı gibi 😅 yani tam olarak babamın aynısı yada tam tersi diyemem. Benim de annemden çok etkilenmisligim olsa da kendime zararı olduğunu hissettiğim yönleri az bir süre önce keşfedebildim ve düzeltmek için çabalıyorum. Bir miktar başarılı olduğumu da görüyorum.
Bu konuda uzmanların yaklaşımı -benim okuduğum kadarıyla- duygu günlüğü tutmak. O gün yaşadıklarımızı ve hissettiklerimizi her gün bir deftere yazıp her akşam o defteri en baştan okumaya başlamak. Tekrar eden davranışları böyle farkedebiliyoruz. (Sanırım siz bu aşamayı geçtiniz) Sonrası farkettiğimiz davranışları düzeltmeye çalışmak. Bu başlarda bilinçli bir çabayla oluyor. Araba kullanmak gibi. Insan tecrübe kazandıkça bu davranışlar oturuyor ve refleks olarak olaylara verdiğimiz tepkiler değişiyor. Bu sürecin kolay olmayacağı ve uzun süreceği belli.
Sizin verdiğiniz örneklere bakarsak belki siz öyle davranmasanız onlar yapacak bu plan program işlerini ama sizden fırsat kalmıyor, bu da partnerlerinizin kolayına geliyor ve ilişki bu rutine oturuyor. Bunu bozacak tek şey sizin kendinizi durdurmanız. Biraz hakim olun kendinize, bu işleri tamamen partnere bırakın. Konfor alanınızdan çıktığınız için başta çok rahatsız eder ama zamanla alışırsınız. Değişmek her zaman çilelidir.
 

Mikropik

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
6 Ekim 2013
2.397
3.609
Denge hayatımızın her anında çok önemli. Severken, merhamet hissederken, sorumluluk alırken. Ne zaman bir taraf bunları fazla yaparsa diğer taraf azaltıyır. O yüzden dengede kalmaya çalışmak şart...

Bana kocam akşama ne yiyeceğiz dediğinde evet ne yiyeceğiz diye cevap veriyorm önce mesela. İkimizin ne yiyeceğine karar vermek ve pişirmek benim görevim ve sorumluluğum değil, beraber karar veririz, beraber veya bazen hangimiz müsait ise o hazırlar. Ama bu hiç tekrarlanmıyor değil, her seferinde ben de ona sormaktan vazgeçmiyorum, dengemiz bozulmuyor böylece😂 (küçük bir örnek 😉)

Herşeyi yapabiliriz bu başka, ama herşeyi tek başımıza yapmaya çalışmamalıyız. İki kişilik işler, iki kişi ile yapılmalı ☺️
 
Son düzenleme:

angrybirdeu

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
1 Eylül 2015
54
27
Merhaba KK
Dün , bir arkadaşımla uzun uzun konustuk. Konu kızın kendini bildi bileli, belki 12-13 yıldır tüm ilişkilerinde aynı şeyi yaşamasıyla ilgiliydi. İstisnası bile yok, tüm ilişkilerinde önce erkek bu kızın peşinden koşuyor, evlilik vaatleri veriyor (arkadaşım biraz ev kızı modundadir) , kız ikna olup sevmeye baslayinca erkek soğuk duruyor, ilgisizlik kavgaları çıkıyor, hayatındaki istisnasız tüm erkeklerin bir gözü dışarıda, afresif, bu yüzden kavgalar ediyorlar. Ve işin sonunda istisnasiz her sevgilisi 'erkekler evlilikten korkarlar' gibi cümleler duyuyor. Ve yine istisnasız her ilişkisinde kız terkediliyor. Terkedile terkedile terkedilme manyağı olmuş😅 İlişki kötü bile gitse, asla kendisi ayrılamiyor...
Bu kız benim çocukluktan arkadaşım, yani cidden her ilişkisine hakimim ve bu tarzdan başka bir insanla merhabalasmiyor bile. Bu tarzdan başka bir insan da bu kıza yazmıyor. Tip bu yani, değişmez.
Ben de ona kader motifinden bahsettim, kadının babası neyse (iyi ya da kötü) onun enerjisine sahip erkeklere meyletmesi, hoşnut olmasa bile o tarz erkeklerin/ya da tam zıttı ona daha tanıdık ve güvenilir gelmesi üzerine. Sonra birkaç video izledik, benzer şeyleri söyleyen...
Gerçekten de bu kızın babası 'var ile yok arası' babalardan. Arasıra aniden parlayıp evde otoriteyi böyle sağlasa da öyle vurması, kırması,hakareti vs yok, işten gelip yemek yiyip kahveye gider. Haftasonu erken uyanıp evden çıkar, akşam eve gec gelir... Ben uzaktan izleyen biri olarak açıkçası babası ve kızın sevgilileri arasında çok bağlantı kuruyorum . Bence bu kız hep kendisine ilgi göstermeyecek, kıza(evine) değil de dış dünyaya daha çok bağlı ekreklere meylediyor. Ve öyle erkekler bu kızın pesinde dolaşıyor
Sonunda da hep mutsuz oluyor...

Aynı şekilde KK'da da sık sık okuyorum, evde şiddete aşina olan ve çocukken 'erkek rol model' olarak gördüğü babasından bunu görüp normalleştiren kızlar , evlilik seçiminde babaları gibi agresif, babaları gibi kıskanç insanlari eş diye seçiyorlar, onları daha korunaklı buluyorlar, daha zıt karakterli, daha sakin mizaçlı erkeklerle olan ilişkilerini sabote ediyorlar...
Konunun özü bu arkadaşlar, aşağıda yazdıklarım kendi kader motifimle ilgili kısa tutamadigim bir muhabbet. Vakti olmayanların buraya kadar olan kismi okuması da yeterli :))
sizin de buna benzer hikayeleriniz var mi?
Varsa nasıl aştiniz?
Kader motofiyle ilgili Okuduğunuz,izlediğiniz ya da kendi terapistinizden işittiğiniz bir şeyler var mı?
Paylaşırsanız sevinirim...


UYARI : Buradan sonrası sokağa çıkma yasağında olduğumuz bu cumartesi günü, yapacak daha iyi bir şeyi olmayıp uzun yazı okumaktan rahatsız olmayanlar içindir;


Benim konum da yine aynı ...
Aslında çok şanslıyım, çünkü dünya iyisi bir babam var. Otuz yaşındayım, bunca sene gördüğüm; evdeki birini incitecek kelime kullanmaktan imtina eder, kalp kırmaktan kaçınır, evini sever, ev ahalisiyle sohbet eder, yemek yapar, çamaşır asar, alışveriş yapar, bizi sevdiğini dile getirmekten kacinmaz, balkonda tüm sandalyeler doluysa kucağına falan oturtur. Böyle minnoş bir baba. Ama evdeki tümm sorumluluk anneme aittir. Her iki tarafın akrabalarıyla ilgili tüm iletisimi annem yürütür (bayramda seyranda babamın kardeşlerini bile annem arar, sonra 'x de seni istiyor' der,babama verir. İki cümle konuşurlar). Babamın Miras davasıyla annem ilgilenir, babamın yeğeninin düğününe, akrabasının cenazesine şehir dışına annem çıkar, çocukların tüm sorumluluğu annemdedir,babam asla 'hayir' demez, 'annenize sorun' der. Şu mu alınacak, makina mı bozuldu, çocuklar hangi dersaneye gidecek... Her türlü ev yükü annemin omzundadir, babam sadece onun kararlarına saygı duyup destek olur. Ama yüz yılda bir kere 'hadi bu haftasonu da pikniğe gidelim' bile demez. Biz gidelim dersek plan yapıp ona saatini söylersek gelir...
İşte , benim de istisnasız bulduğum her tip böyle...
Yani bu benzerliği ben de son yıllarda üstüne düşünce farkettim..
Bunca yıldir hayatıma giren erkekler hep çok minnoş insanlar olmuştur (ilişki içindeyken bu saydıklarım. Terkedilince cirkinlesip minnosluk çizgisinden cikanlar da var).
Hepsi hoşsohbet insanlardir. Hiç sevdigini gizleyen -sever ama belli etmez- tarzı biri hayatıma girmemiştir. Ya da kıskanç , şunu neden ekledin,bunu niye giydin diyen (en son bir çürük yumurta çıktı gerçi, kıskanç bir iliskim oldu ama iki aylık bir şeydi).
Hayatıma aldığım (öylesine takilmalik insanlar bile) inanilmazzz sakin insanlardır. Kavga edilecekse ben tek basima ederim.
(Şu yaptıklarımi kesinlikle savunmuyorum,hatta böyle biri olmamak için öfke yönetimi için yoga-nefes eğitimi almıştım. Şimdi de terapistimle bu konuya egiliyoruz) ayrılık anında ben sinirlenip telefonlarıni kirmişsam, kızdığım bir an yanağını cırmalamışsam, itip kakmişsam, evinin camını kirmişsam, yağmurlu bir ormanda gecenin bir yarısı eşyalarını dışarıya atıp çadırdan kovmuşsam, evindeki tüm kagitlari sobaya atmıssam bile karşımdaki insanın tepkisi sakince kalıp benim enerjimi atıp sakinlesmemi beklemek olur. Bu bir, iki, üç falan degil, gerçekten çok kere yaşanan bir durumdu ve karşındaki insanlarin hepsinin tepkisi sakince beni beklemek olmuştu.
Benim sesim çok çirkindir , gerçekten çok ince ve tiz. Ama sevgililerim bana şarkı söyletip durur, aynı sekilde telefonum hayatıma giren insanların bana şarkı söyledikleri ses kayıtlarıyla doludur , sevgililerim saçlarımı boyarlar, benim sacimi yapmak için YouTube'dan saç örme videoları izlerler, yokuş falan çıkacakken 'bin istersen sirtima' cumlesini kaç kişiden duydum,Allah bilir...
Bunlar bana minnoş gelen, benim meylettigim şeyler (evet bazilari cringe, tabii ki farkındayım)
Ama şöyle de bir şey var, bugüne kadar asssslaaaaaaa ama asssslaaaaaa duymadım ki şöyle bir cümle ; "suprizz, bize bilet aldım"
O biletin yapılacağı etkinliği mutlaka ben bulmuş,hakkında yorumları ben okumuş, kendi kartımla ben almış, adresini ben ogrenmisimdir .
Hadi konseri geç, 'bu pazar kemerburgaz ormanına gidelim' bile demezler. Çok çok 'mangal yaksak mi?' derler (mangal da benim bu arada) , ben hava durumuna bakarım, toplu taşımayla gidecek yer ararım, telefon açıp mangalın yasak olup olmadığını sorarım, yol güzergahını belirlerim, çantama mangallik malzemeleri,tabağı çanağı örtüyü atarım, o da ne yiyeceğimizi bana sorar!
Bunu ilkten sona, tüm ilişkilerinizde yaşadığınızı düşünsenize😱😱
Geçen aylarda bir ex bana mesaj atmış 'hayati guzel yaşamayı öğrettin, güzel mekanlar öğrettin. Senin beni götürdüğün her yere ben hala arada gidiyorum' diye .
Okuyunca sevinmedim,sinirlendim. Çünkü kimse beni güzel mekanlara götürmüyor, kimse yüzünden yeni yerler görmüyorum. Çocugun da dediği gibi her yeri ben keşfedip ben buluyorum, ben öneriyorum, ben güzel tekliflerle geliyorum...
Bir süre sonra bıkıyorum tabii ki, çünkü ben bir adım atmazsam hiç bir şey yapılmıyor.
Etrafıma , milletin ilişkisine bakıyorum, hiç de benim gibi değil. Genelde sevgilileri yapıyor planları, ya da şuraya gidelim mi diye soruyor falan çocuklar. İnanın ki ben bu cümleyi ömrümde duymadım bir sevgilimden 😅😅
Üniversitede çok ciddi, az kaldı evleneceğim (ki şükür evlenmedigim) bir sevgilim vardı,babamla falan tanişmıştı,devamlı beni evlilik fikriyle manipüle ederdi. Uzak bir şehre atanmıştı. Benim elimde takvim '29 Ekim saliya denk geliyor, o zaman cumadan bilet al gel,ötesi izin al,sali dön' falan, plan yapardım, ben ucuz bilet bulurdum, alırdı. Şuraya buraya gidelim derdim, giderdik. İkimizde de internet varken tüm biletleri hep ben araştırirdim.
Sonra ondan ayrıldım, arap bir erkekle sevgili oldum. Çocuk elaleme parayla turist rehberliği yapardı, bilmediği yer yoktu. Ama söz konusu ben olunca 'ben İstanbul'u bilmiyroum ki Habibi,sen bul' derdi. Kendi doğumgünümde bile benim bulduğum yere gittik. Onu geç, bir kere benle Antalya'ya gittiğini sanıyordu, uygun saatte bilet bulamadığım için başka yere bilet almıştım, söylemeyi unutmuşum,gidince anladi. Umrunda bile olmadı. Ha antalyaaaa ha Malatya... Adamın umru değil ki... Biletler benden, gideceğimiz yere ulaşım benden, o mevsimde minibüs yok diye araba bulamazsak strese girmesi benden, kalacak yer bulma benden, yeme içme ayarlama benden,tüm para hesabı kitabı benden... Bütün stres , bütün plan hep benim üzerimde.
Ne zaman 'nereye gitsek?' desem, duyduğum tek cevap 'sen nereye istersen habibi'
Ya, Allah hakkı için , bir gün de sen bul bir yer...
En sonunda ayrıldım,sonra
eşi dostu, arkadaş çevresi kalabalık adam buldum. Adam benle tanıştığı gibi herkesle arasına mesafe koyup ev kuşu oldu. Anca ben çektim,oraya buraya geldi. 'hangi filmi izleyelim?' sorusuna bile 'farketmez,sen ne istersin?' cevabı aldım. Beni bilmedigim bir yere bile götürmedi, tüm sinemaalra,tiyatrolara biletleri ben aldım. Onunla da bir senelik bir ilişkimiz oldu, bir kere bile 'bugun planlar benden' cümlesini duymadım. Benim plan yapmayip ondan beklediğim her gün ya eve gidip yemek yapıp tavla oynadık, ya da o bir şeyler hazirlayip benim ilçeme geldi, benim daha önce ona gösterdiğim yeşillik alanda piknik yaptık..
Sonuç olaak ondan da ayrıldım...
Sonra ABD'li bir adamla tanistim. Adam dünyadaki neredeyse tüm kitalara ayak basmış, tek başına, küçücük sırt çantasıyla diyar diyar gezmiş.
Ama böyle bir adam bile söz konusu ben olduğumda 'hic farketmez,sen ne istersen' e bağladı. Hadi o Türkiye'deyken ben biliyorum, ben gezdirdim, ona da kabul. Ama onun daha önce de gezdiği bir başka ülkede bile tüm planları bana yaptırdı. Haritada ben buldum,ben işaretledim,ben gezdim. Dondurma yiyelim mi dedim,dondurma yedik, şurada oturalım mi dedim,orada oturduk. İnsanmazsiniz onun bilmem nereden bilmemnereye biletini bile ben aldım. Ve bu adam dünyayı kendi başına gezen bir özgür ruh. O bile benim yanimdayken herşeyi benden bekleyen bir insana dönüştü.
Sonra bambaşka bir ırktan bir adama aşık oldum. Adam geçtiğimiz sene, kendi ülkesinden başka bir kitada- Asya'da 5 ay bir başına yaşayıp birkaç aylığına yanıma geldi. Dünyanın her yerinde kendisi başının çaresine bakabilecek- zamanında bakmış bir insan. Ama benim yanimdayken evini bana tutturttu, aylarca ona kiralık ev bulacam diye iş cikisi gezip durdum , tüm menülerini bana çevirtirdi, normalde gittiği ülkelerde translateden rahatlıkla çevirip Google'dan bakabilirken benim ulkemdeyken hep bana mesaj atardi 'bu ne? İçinde ne var? Hamsiyle istavritin farkı ne? Kebapla köfte arasındaki fark ne? Nereden peynir alabilirim, oraya nasıl gidebilirim? Beğendiğim kıyafetin bedeni kalmamış/kodunu çektim, sen telefon açar mısın diğer şubelere ,orada var mi....
Beraber olduğumuz her an tüm angaryalara ben koştum (sonra donunce ayrıldım)... en son bu arkadaş geçenlerde bir supriz yapıp yanıma geldi. Hem çok özlediğimi farkettim hem de aynı şeylere hız kesmeden devam etti, kaldığı günler boyunca her şeyi bana sorup, benden yardım isteyip durdu.
Eki Görüntüle 2777617
Hatta dayanamayip şöyle bir mesaj attım / kendimi turist uygulaması gibi hissediyorum diye .
Ona yazınca daha bir tanıdık geldi his.
Gerçekten de hayatıma aldığım insanlar bir uygulama, application gibi kullanıyor beni. Tüm angaryalari, tüm planlari hep benim üzerimden yapıyorlar.
Bu saydıklarım sadece ciddi ciddi ilişki yaşadığım insanlar ,ama flortlerim, tatil aşklarım, başladığı ay biten ilişkilerim, öylesine takildigim insanlar falan da tam olarak bu stereotipe sahipler.
hepsi asla sesini yükseltmeyen, saygisizlik yapmayan, kıskançlık yapmayan,kırmaktan üzmekten çekinen, bana saygı duyan, yokuşlarda 'gel seni tasiyayim' diyen, sevgisini dile getirmekten çekinmeyen , öpmeyi koklamaya seven insanlar.
Ama hepsi de 'ben bilmem, sen karar ver' diyen insanlar...
Uzun olduğu için özür dilerim ama yengenc konusu nasıl kısa olabilir???
Sizin de böyle kader Motifi örnekleriniz var mı?
Ben bu döngüyü nasıl kirabilirim??
terapiye de gidiyorum aslında, ama benim terapistim öyle kader motifi falan diyen bir insan değil, hatta bence inanmiyor buna:)
Yaşım bu sene otuz olacak, ve hep aynı insanlarla tanışmaktan sıkıldım. İnanın hepsiyle tanışmam bambaşka şekillerde , hepsinin görünüşü bambaşka, hepsi bambaşka ulkeden-ya da bizim ülkenin bambaşka yörelerinden. Hepsinin aile yapısı birbirinden farklı...ama iş benimle sevgili olmaya gelince hepsi birbirinin laciverti.
Neden boyle oluyor???
Bu döngüyü nasıl bozabilirim????
Her yeni başlayan iliskimde bu gerçeği farkedip 'yine mı başlıyoruz 🤦🤦🤦' demekten çok sıkıldım.
Umarım çok taşlanmadan, güzel yorumlar gelir
En Büyük KK En Büyük KK

inanır mısın sen kendini anlattın ben yakın arkadaşımı okudum sanki 😅 ona söylediğim tek şey var bu tipleri sen kendine çekiyorsun 🙈 biz kızlar gerçeğimizi saklamada başarısızız galiba ah bi gizlesek neler olacak neler. Sadece birşeye sevindim doğru herşeyi sen yapmış bu sıkıcı bir durum ama en azında SEN YAPMIŞSIN. Sevgilerle 🤍
 

MupiNNN

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
7 Aralık 2017
1.006
1.162
39
Merhaba KK
Dün , bir arkadaşımla uzun uzun konustuk. Konu kızın kendini bildi bileli, belki 12-13 yıldır tüm ilişkilerinde aynı şeyi yaşamasıyla ilgiliydi. İstisnası bile yok, tüm ilişkilerinde önce erkek bu kızın peşinden koşuyor, evlilik vaatleri veriyor (arkadaşım biraz ev kızı modundadir) , kız ikna olup sevmeye baslayinca erkek soğuk duruyor, ilgisizlik kavgaları çıkıyor, hayatındaki istisnasız tüm erkeklerin bir gözü dışarıda, afresif, bu yüzden kavgalar ediyorlar. Ve işin sonunda istisnasiz her sevgilisi 'erkekler evlilikten korkarlar' gibi cümleler duyuyor. Ve yine istisnasız her ilişkisinde kız terkediliyor. Terkedile terkedile terkedilme manyağı olmuş😅 İlişki kötü bile gitse, asla kendisi ayrılamiyor...
Bu kız benim çocukluktan arkadaşım, yani cidden her ilişkisine hakimim ve bu tarzdan başka bir insanla merhabalasmiyor bile. Bu tarzdan başka bir insan da bu kıza yazmıyor. Tip bu yani, değişmez.
Ben de ona kader motifinden bahsettim, kadının babası neyse (iyi ya da kötü) onun enerjisine sahip erkeklere meyletmesi, hoşnut olmasa bile o tarz erkeklerin/ya da tam zıttı ona daha tanıdık ve güvenilir gelmesi üzerine. Sonra birkaç video izledik, benzer şeyleri söyleyen...
Gerçekten de bu kızın babası 'var ile yok arası' babalardan. Arasıra aniden parlayıp evde otoriteyi böyle sağlasa da öyle vurması, kırması,hakareti vs yok, işten gelip yemek yiyip kahveye gider. Haftasonu erken uyanıp evden çıkar, akşam eve gec gelir... Ben uzaktan izleyen biri olarak açıkçası babası ve kızın sevgilileri arasında çok bağlantı kuruyorum . Bence bu kız hep kendisine ilgi göstermeyecek, kıza(evine) değil de dış dünyaya daha çok bağlı ekreklere meylediyor. Ve öyle erkekler bu kızın pesinde dolaşıyor
Sonunda da hep mutsuz oluyor...

Aynı şekilde KK'da da sık sık okuyorum, evde şiddete aşina olan ve çocukken 'erkek rol model' olarak gördüğü babasından bunu görüp normalleştiren kızlar , evlilik seçiminde babaları gibi agresif, babaları gibi kıskanç insanlari eş diye seçiyorlar, onları daha korunaklı buluyorlar, daha zıt karakterli, daha sakin mizaçlı erkeklerle olan ilişkilerini sabote ediyorlar...
Konunun özü bu arkadaşlar, aşağıda yazdıklarım kendi kader motifimle ilgili kısa tutamadigim bir muhabbet. Vakti olmayanların buraya kadar olan kismi okuması da yeterli :))
sizin de buna benzer hikayeleriniz var mi?
Varsa nasıl aştiniz?
Kader motofiyle ilgili Okuduğunuz,izlediğiniz ya da kendi terapistinizden işittiğiniz bir şeyler var mı?
Paylaşırsanız sevinirim...


UYARI : Buradan sonrası sokağa çıkma yasağında olduğumuz bu cumartesi günü, yapacak daha iyi bir şeyi olmayıp uzun yazı okumaktan rahatsız olmayanlar içindir;


Benim konum da yine aynı ...
Aslında çok şanslıyım, çünkü dünya iyisi bir babam var. Otuz yaşındayım, bunca sene gördüğüm; evdeki birini incitecek kelime kullanmaktan imtina eder, kalp kırmaktan kaçınır, evini sever, ev ahalisiyle sohbet eder, yemek yapar, çamaşır asar, alışveriş yapar, bizi sevdiğini dile getirmekten kacinmaz, balkonda tüm sandalyeler doluysa kucağına falan oturtur. Böyle minnoş bir baba. Ama evdeki tümm sorumluluk anneme aittir. Her iki tarafın akrabalarıyla ilgili tüm iletisimi annem yürütür (bayramda seyranda babamın kardeşlerini bile annem arar, sonra 'x de seni istiyor' der,babama verir. İki cümle konuşurlar). Babamın Miras davasıyla annem ilgilenir, babamın yeğeninin düğününe, akrabasının cenazesine şehir dışına annem çıkar, çocukların tüm sorumluluğu annemdedir,babam asla 'hayir' demez, 'annenize sorun' der. Şu mu alınacak, makina mı bozuldu, çocuklar hangi dersaneye gidecek... Her türlü ev yükü annemin omzundadir, babam sadece onun kararlarına saygı duyup destek olur. Ama yüz yılda bir kere 'hadi bu haftasonu da pikniğe gidelim' bile demez. Biz gidelim dersek plan yapıp ona saatini söylersek gelir...
İşte , benim de istisnasız bulduğum her tip böyle...
Yani bu benzerliği ben de son yıllarda üstüne düşünce farkettim..
Bunca yıldir hayatıma giren erkekler hep çok minnoş insanlar olmuştur (ilişki içindeyken bu saydıklarım. Terkedilince cirkinlesip minnosluk çizgisinden cikanlar da var).
Hepsi hoşsohbet insanlardir. Hiç sevdigini gizleyen -sever ama belli etmez- tarzı biri hayatıma girmemiştir. Ya da kıskanç , şunu neden ekledin,bunu niye giydin diyen (en son bir çürük yumurta çıktı gerçi, kıskanç bir iliskim oldu ama iki aylık bir şeydi).
Hayatıma aldığım (öylesine takilmalik insanlar bile) inanilmazzz sakin insanlardır. Kavga edilecekse ben tek basima ederim.
(Şu yaptıklarımi kesinlikle savunmuyorum,hatta böyle biri olmamak için öfke yönetimi için yoga-nefes eğitimi almıştım. Şimdi de terapistimle bu konuya egiliyoruz) ayrılık anında ben sinirlenip telefonlarıni kirmişsam, kızdığım bir an yanağını cırmalamışsam, itip kakmişsam, evinin camını kirmişsam, yağmurlu bir ormanda gecenin bir yarısı eşyalarını dışarıya atıp çadırdan kovmuşsam, evindeki tüm kagitlari sobaya atmıssam bile karşımdaki insanın tepkisi sakince kalıp benim enerjimi atıp sakinlesmemi beklemek olur. Bu bir, iki, üç falan degil, gerçekten çok kere yaşanan bir durumdu ve karşındaki insanlarin hepsinin tepkisi sakince beni beklemek olmuştu.
Benim sesim çok çirkindir , gerçekten çok ince ve tiz. Ama sevgililerim bana şarkı söyletip durur, aynı sekilde telefonum hayatıma giren insanların bana şarkı söyledikleri ses kayıtlarıyla doludur , sevgililerim saçlarımı boyarlar, benim sacimi yapmak için YouTube'dan saç örme videoları izlerler, yokuş falan çıkacakken 'bin istersen sirtima' cumlesini kaç kişiden duydum,Allah bilir...
Bunlar bana minnoş gelen, benim meylettigim şeyler (evet bazilari cringe, tabii ki farkındayım)
Ama şöyle de bir şey var, bugüne kadar asssslaaaaaaa ama asssslaaaaaa duymadım ki şöyle bir cümle ; "suprizz, bize bilet aldım"
O biletin yapılacağı etkinliği mutlaka ben bulmuş,hakkında yorumları ben okumuş, kendi kartımla ben almış, adresini ben ogrenmisimdir .
Hadi konseri geç, 'bu pazar kemerburgaz ormanına gidelim' bile demezler. Çok çok 'mangal yaksak mi?' derler (mangal da benim bu arada) , ben hava durumuna bakarım, toplu taşımayla gidecek yer ararım, telefon açıp mangalın yasak olup olmadığını sorarım, yol güzergahını belirlerim, çantama mangallik malzemeleri,tabağı çanağı örtüyü atarım, o da ne yiyeceğimizi bana sorar!
Bunu ilkten sona, tüm ilişkilerinizde yaşadığınızı düşünsenize😱😱
Geçen aylarda bir ex bana mesaj atmış 'hayati guzel yaşamayı öğrettin, güzel mekanlar öğrettin. Senin beni götürdüğün her yere ben hala arada gidiyorum' diye .
Okuyunca sevinmedim,sinirlendim. Çünkü kimse beni güzel mekanlara götürmüyor, kimse yüzünden yeni yerler görmüyorum. Çocugun da dediği gibi her yeri ben keşfedip ben buluyorum, ben öneriyorum, ben güzel tekliflerle geliyorum...
Bir süre sonra bıkıyorum tabii ki, çünkü ben bir adım atmazsam hiç bir şey yapılmıyor.
Etrafıma , milletin ilişkisine bakıyorum, hiç de benim gibi değil. Genelde sevgilileri yapıyor planları, ya da şuraya gidelim mi diye soruyor falan çocuklar. İnanın ki ben bu cümleyi ömrümde duymadım bir sevgilimden 😅😅
Üniversitede çok ciddi, az kaldı evleneceğim (ki şükür evlenmedigim) bir sevgilim vardı,babamla falan tanişmıştı,devamlı beni evlilik fikriyle manipüle ederdi. Uzak bir şehre atanmıştı. Benim elimde takvim '29 Ekim saliya denk geliyor, o zaman cumadan bilet al gel,ötesi izin al,sali dön' falan, plan yapardım, ben ucuz bilet bulurdum, alırdı. Şuraya buraya gidelim derdim, giderdik. İkimizde de internet varken tüm biletleri hep ben araştırirdim.
Sonra ondan ayrıldım, arap bir erkekle sevgili oldum. Çocuk elaleme parayla turist rehberliği yapardı, bilmediği yer yoktu. Ama söz konusu ben olunca 'ben İstanbul'u bilmiyroum ki Habibi,sen bul' derdi. Kendi doğumgünümde bile benim bulduğum yere gittik. Onu geç, bir kere benle Antalya'ya gittiğini sanıyordu, uygun saatte bilet bulamadığım için başka yere bilet almıştım, söylemeyi unutmuşum,gidince anladi. Umrunda bile olmadı. Ha antalyaaaa ha Malatya... Adamın umru değil ki... Biletler benden, gideceğimiz yere ulaşım benden, o mevsimde minibüs yok diye araba bulamazsak strese girmesi benden, kalacak yer bulma benden, yeme içme ayarlama benden,tüm para hesabı kitabı benden... Bütün stres , bütün plan hep benim üzerimde.
Ne zaman 'nereye gitsek?' desem, duyduğum tek cevap 'sen nereye istersen habibi'
Ya, Allah hakkı için , bir gün de sen bul bir yer...
En sonunda ayrıldım,sonra
eşi dostu, arkadaş çevresi kalabalık adam buldum. Adam benle tanıştığı gibi herkesle arasına mesafe koyup ev kuşu oldu. Anca ben çektim,oraya buraya geldi. 'hangi filmi izleyelim?' sorusuna bile 'farketmez,sen ne istersin?' cevabı aldım. Beni bilmedigim bir yere bile götürmedi, tüm sinemaalra,tiyatrolara biletleri ben aldım. Onunla da bir senelik bir ilişkimiz oldu, bir kere bile 'bugun planlar benden' cümlesini duymadım. Benim plan yapmayip ondan beklediğim her gün ya eve gidip yemek yapıp tavla oynadık, ya da o bir şeyler hazirlayip benim ilçeme geldi, benim daha önce ona gösterdiğim yeşillik alanda piknik yaptık..
Sonuç olaak ondan da ayrıldım...
Sonra ABD'li bir adamla tanistim. Adam dünyadaki neredeyse tüm kitalara ayak basmış, tek başına, küçücük sırt çantasıyla diyar diyar gezmiş.
Ama böyle bir adam bile söz konusu ben olduğumda 'hic farketmez,sen ne istersen' e bağladı. Hadi o Türkiye'deyken ben biliyorum, ben gezdirdim, ona da kabul. Ama onun daha önce de gezdiği bir başka ülkede bile tüm planları bana yaptırdı. Haritada ben buldum,ben işaretledim,ben gezdim. Dondurma yiyelim mi dedim,dondurma yedik, şurada oturalım mi dedim,orada oturduk. İnsanmazsiniz onun bilmem nereden bilmemnereye biletini bile ben aldım. Ve bu adam dünyayı kendi başına gezen bir özgür ruh. O bile benim yanimdayken herşeyi benden bekleyen bir insana dönüştü.
Sonra bambaşka bir ırktan bir adama aşık oldum. Adam geçtiğimiz sene, kendi ülkesinden başka bir kitada- Asya'da 5 ay bir başına yaşayıp birkaç aylığına yanıma geldi. Dünyanın her yerinde kendisi başının çaresine bakabilecek- zamanında bakmış bir insan. Ama benim yanimdayken evini bana tutturttu, aylarca ona kiralık ev bulacam diye iş cikisi gezip durdum , tüm menülerini bana çevirtirdi, normalde gittiği ülkelerde translateden rahatlıkla çevirip Google'dan bakabilirken benim ulkemdeyken hep bana mesaj atardi 'bu ne? İçinde ne var? Hamsiyle istavritin farkı ne? Kebapla köfte arasındaki fark ne? Nereden peynir alabilirim, oraya nasıl gidebilirim? Beğendiğim kıyafetin bedeni kalmamış/kodunu çektim, sen telefon açar mısın diğer şubelere ,orada var mi....
Beraber olduğumuz her an tüm angaryalara ben koştum (sonra donunce ayrıldım)... en son bu arkadaş geçenlerde bir supriz yapıp yanıma geldi. Hem çok özlediğimi farkettim hem de aynı şeylere hız kesmeden devam etti, kaldığı günler boyunca her şeyi bana sorup, benden yardım isteyip durdu.
Eki Görüntüle 2777617
Hatta dayanamayip şöyle bir mesaj attım / kendimi turist uygulaması gibi hissediyorum diye .
Ona yazınca daha bir tanıdık geldi his.
Gerçekten de hayatıma aldığım insanlar bir uygulama, application gibi kullanıyor beni. Tüm angaryalari, tüm planlari hep benim üzerimden yapıyorlar.
Bu saydıklarım sadece ciddi ciddi ilişki yaşadığım insanlar ,ama flortlerim, tatil aşklarım, başladığı ay biten ilişkilerim, öylesine takildigim insanlar falan da tam olarak bu stereotipe sahipler.
hepsi asla sesini yükseltmeyen, saygisizlik yapmayan, kıskançlık yapmayan,kırmaktan üzmekten çekinen, bana saygı duyan, yokuşlarda 'gel seni tasiyayim' diyen, sevgisini dile getirmekten çekinmeyen , öpmeyi koklamaya seven insanlar.
Ama hepsi de 'ben bilmem, sen karar ver' diyen insanlar...
Uzun olduğu için özür dilerim ama yengenc konusu nasıl kısa olabilir???
Sizin de böyle kader Motifi örnekleriniz var mı?
Ben bu döngüyü nasıl kirabilirim??
terapiye de gidiyorum aslında, ama benim terapistim öyle kader motifi falan diyen bir insan değil, hatta bence inanmiyor buna:)
Yaşım bu sene otuz olacak, ve hep aynı insanlarla tanışmaktan sıkıldım. İnanın hepsiyle tanışmam bambaşka şekillerde , hepsinin görünüşü bambaşka, hepsi bambaşka ulkeden-ya da bizim ülkenin bambaşka yörelerinden. Hepsinin aile yapısı birbirinden farklı...ama iş benimle sevgili olmaya gelince hepsi birbirinin laciverti.
Neden boyle oluyor???
Bu döngüyü nasıl bozabilirim????
Her yeni başlayan iliskimde bu gerçeği farkedip 'yine mı başlıyoruz 🤦🤦🤦' demekten çok sıkıldım.
Umarım çok taşlanmadan, güzel yorumlar gelir
En Büyük KK En Büyük KK
çok uzundu okumadım, kader motifi öğretilmiş ögeleri benimseme gibi algılansa da bence kırılan güzelleşen bir motif,
annem çok sessiz bir kadın ,toplum içinde herkes anneme hayrandır, ama agzı var dili yok dediklerinden bir insan. ben büyüdükçe fark ettim ki ne kadar herşeyi babam yapsa da annem onu kumanda gibi yönetiyormuş. sonra bir fark ettim ki bende ortamda fikrimi söylemeden bile ilk cümlem ile karşımda kine bu fikri kendi fikri gibi aşılıyabiliyorum. bunlar güzel şeyler ama zamanla çok bencil oldugumu (annem gibi), dünyanın benim etrafımda döndügünü sandığımı fark ettim. yaşadıklarınız, farkındalıklarınız motifin kırılmasına neden oluyor. İlk paragrafta kız arkadaşınızın erkek arkadaşıları tarafından terk edilmesi konusuna gelirsem, bir insan kendi hayatını tam olarak kurmadan ,kendini hayatın merkezine koymadan bir ilşkiye başlamamalı. bir ilişki tek tarafın gayreti ve sevgisi üzerine kururursa ne yazık ki kısa zamanda çöker ve o kişi o ilişkinin enkazında kalır. bu nedenle arkadaşınız kendi için yaşamaya başlasın. iyi bir eğitim, iyi bir meslek sahibi olduğu zaman o onu terk edenlerin yüzüne bile bakmaz.
 

Stardust-Boo

Move on honey ;)
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
22 Haziran 2010
805
1.349
Kader motifi nedir ne değildir çok detaylı bilmiyorum ama kaderimiz biraz da bizim elimizde, buna inanıyorum. Yaydığımız enerjiyle alakalı bence biraz bu, hayata bakışımızla da. Ona göre de ilgi çekiyor ve ilgileniyoruz çevremizle.