Evet doğru hatırlıyorsunuz. Bir kızım var.
Onun iyiliği ile yaşıyorum diyebilirim, iyiliği için değil de, o iyi diye teselli buluyorum.
Ama aslında sorunun temeli de o. Dogumsal bir kronik hastalıkla geldi dünyaya. Kronik bir akciğer hastası. Sürekli takip altında.
Bunu lohusayken öğrendik ve çok şiddetli bir lohusa depresyonu geçirdim.
Psikolojik hastalıklar nasıldır biliyor musunuz? Gözünüz dini inanc ya da evlat görmez. Bunları düşünecek bir durumunuz yoktur o esnada. Tek amacınız derhal o durumdan kurtulmaktır.
Majör depresyon mesela insanı stabil tutmaz. Hastanın ya derhal o ruh halinden kurtulması gerekiyor ya da ölmesi gerekiyor. Benim intihar durumum olduğu için hızlıca tedaviye alındım. Tamamen kurtuldum diyemem ama yaşayabiliyorum yani.
Annemin köyde bir arkadaşı varmış. Bundan seneler önce 2.cocugunu doğum yaptıktan sonra lohusa depresyonuna girmiş. Annem lohusa hastaligina yakalandı diyor, burdan depresyon oldugunu anlıyorum.
O zamanin imkanlari ile çok gezmişler doktor doktor gezdirmisler. Ama bir türlü iyilesme saglanamamış. Ankaraya götürmüşler. Ordaki doktor da ic açıcı konuşmamış. Sadece dikkatli olun gözünüzü üstünden ayırmayın intihar girişimi olabilir demis doktor.
Hastalık ilk zamandaki şiddetini kaybetmis ama kadın hiçbir zaman normale dönmemiş iyi olamamış, depresyonu atamamış üstünden.. Kızı 7 yaşlarındayken çatıya çıkıp üstüne benzin döküp kendini yakmış. O aciÿla da catıdan aşağıya atlamiş. Öylece ölmüs. Annem evinin önünden gecerken hala anlatır onu.
Söz konusu Psikolojik bir hastalıksa "o intihar edecek biri değil " ya da "inançlıdır, evladı vardır" gibi hiçbir öngörü doğru değil. Bunların hepsi sağlıklı insanda görünecek şeyler.
Yani evlenseydiniz, iyi bir eşiniz ya da çocuklarınız olsaydı da şimdikinden farklı olmayacaktınız bana inanın.
Allahtan şifa diliyorum size.
Sizi seviyorum