öylesine sevmiştim

Umudum

geçmize mazi :(
Kayıtlı Üye
1 Temmuz 2008
3.622
12
358
ÖYLESİNE SEVMİŞTİM

Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim onlar da gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı her şeye inat
Kapat gözlerini sevdiğim anlar da gitsin

Yıldızları da alsana yanına
Sevdiğimiz şarkıları da
Pencereme konan yusufcukları da

Bana karanlığı bırak
Beni bırak beni böyle bırak
Böyle ansızın, böyle yakışıksız
Böyle anlamsız, böyle dağınık

Öyle kapıda susuşun
Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun
Koy beni sensizliğe
Ve otursun içime kül gibi kor yangınım

Şimdi gidiyorsun git
Hadi git
Hepsi hepsi bir sevda benimkisi al da git
Hadi kanatma
Hadi yıkma
Hadi dokunma
Zaten ben seni öylesine sevmiştim

Şimdi gidiyorsun git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim, onlar da gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı her şeye inat
Kapat gözlerini sevdiğim anlarda gitsin

Şimdi gidiyorsun git
Hadi git
Hepsi hepsi bir sevda benimkisi al da git
Hadi kanatma
Hadi yıkma
Hadi dokunma
Zaten ben seni öylesine sevmiştim

 
AŞK
Aşk,
Kâbe’nin siyah örtüsüne yüz sürenin gözünden dökülen
Aşk,
Mecnun Leyla’ya “sen de kimsin” dediğinde maralların gırtlağına tıkanan
Aşk,
Hesap gününde anaya yavrusunu unutturan neyse
Herkesi ve her şeyi öyle unutturan
Aşk,
Yangın yeri
Aşk,
Talan
Aşk,
Dağları yürüten
Bir gece ayı sol, güneşi sağ eline verseler de vazgeçilmez olan

Aşk,
Damda deve aratan
Balıklara iğnesini getirten
Ebu Bekir adında birini yoldaş eden
Aşk,
Fatıma’nın paklığı
Zeyneb’in cesareti
Vahşi’nin keşkesi
Aşk,
Meryem

Tahta atların üzerinde anakaralar aşıran
Kâğıt gemilerle okyanusları bitiren
Oyuncak kılıçlarla haramileri düşüren

Aşk, İkindi
Aşk, Şimdi
Aşk, Bekleyen
Aşk, Hatice

Kimsenin kimseye hayrı olmadığı yerde
Yine de ilk akla gelen
Sonsuz karanlıkların ortasında
Vurgun yemiş bir çığlıkla çerağlar yakan

Aşk,
Koşmak
Aşk,
Safa ile Merve arasında olmak
Aşk,
En çok ağlamayı kendine yakıştırmak
Aşk, Ummak
Koşmak, koşmak, koşmak
Aşk,
Hacer

Bir aba
Bir hırka
Bir nefeste kırkbin kere adını söyletebilen
Aşk,
Mevlana

Bütün evliyaların gizlediği
Bütün abdalların izlediği
Bütün dervişlerin içlerinden geldiği gibi
Aşk,
En çok İsa’ya yakışan
Sabırsa Eyyub’a yazılan
Merhametse son Nebi’ye inen
Aşk,
Denizler tutuşturulduğunda
Dağlar yürütüldüğünde
Yıldızlar semadan bir bir döküldüğünde
Herkesin her şeyi
Her şeyin herkesi unuttuğu günde
Aşk,
Unutmamak

Aşk,
Eczası olmayan vurgun
Aşk,
Onun gidişinin ertesinde dudakların kuruması
Kayıp giden yıldızların şarkısını söyleyebilenlerin
Kıskanç kervanların zümrüt yüklerine
Dönüp bir kez olsun bakmayanların yeteneği

Aşk,
Gözükaralık
Aşk,
Yalnızlık
Aşk,
Öksüz şehirlerin kapısında
Bağdatta, Gazzede, Kandeharda, İstanbulda
Isırdıkca kanayan dudaklardan dökülen sözlerle
Havanın nasıl, saatin kaç olduğunu sormak
Aşk,
Hiç kimsenin hiç kimseyi bu kadar sevmemesi
Yağmurun incire, zeytinin bala söylediği
Anla işte
Aşk,
Onbir yaşındaki Muhammed’in annesi

Aşk,
Eylem
Dünyanın en güzel başkaldırması
En güzeliyle hem de dünyanın
Bir hırkadan, yazılmış en güzel şiiri bulup çıkarmak
Aşk,
Hiç kimsenin hiç kimseyi bu kadar güzel beklememesi
 
BİR ADIN KALMALI

Bir adın kalmalı geriye
Kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır
Yalnızlığın peşinde kuvvet
Bir adın kalmalı geriye
Bir de o kahreden gurbet

Sen say ki
Ben hiç ağlamadım
Hiç ateşe tutmadım yüreğimi
Geceleri koynuma almadım ihaneti

Ve say ki
Bütün şiirler gözlerini
Bütün şarkılar saçlarını söylemedi
Sen bu şehrin en güzel yeriydin
Hiç çıkmadı fikrimden
Ve hiç gitmedi
Bir topak kan gibi adın
İçimin nehirlerinden

Kahrolmuş sayfaların arasında adın
Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
Bu sevda biraz nadan
Biraz da hıçkırık tadı
Pencere önü menekşelerinde her akşam
Sen say ki yerin dibine geçti
Geçmeyesi sevdan

Ben seni sevdiğim zaman
Bu şehre yağmurlar yağdı
Ben seni sevdiğim zaman
Ayrılık kurşun kadar ağır
Gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın

Yine de
Bir adın kalmalı geriye
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır
Yalnızlığın peşinde kuvvet
Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye
Bir de o kahreden gurbet
Beni affet
Kaybetmek için erken
Sevmek için çok geç
 
YAĞMUR TANESı

Yağmur tanesi
Simsiyah saçlar
Zifir akşamlar
Bir fotoğrafın yıllar sonra kanamaya başlaması
Eylül akşamlarında gelip gözlerinde duran
Yakalandığında çaresiz kılan
Yola koyulduğunda ayrılığı
Unutulduğunda ağlamayı
Her hatırladığında yıkılmayı sevdiren
Menekşeye konuşmayı öğreten
Şubat ayına terk edilmeyi…

Şimdi herkesi biraz ona benzeten
Şimdi her gördüğünü o zanneden
Hayatın acil servislerinde kanayan
Aranılan kanı bulunamayanların felaketi…

Bekleyen şarkıların öznesi
Mademki gidiyorsunların tatlı telaşında son bir teselli
Pencere camlarının buğusuna çizilen ırmakların
Uzun yağmurların resmi
Dur gitme derken
Nasılsa gidecektiri bilmesi
Her gidişin
Her terk edilişin neden birbirine bu kadar benzediğinin hikayesi…

Sinema afişleri
Baki’nin kahvesi
Üsküdar
Simit çay ve Kızkulesi
Bakınca aynaların kanaması
Dönünce âlemin yok olması

Kanar ya bazen derininde bir yer insanın
Cam kırığıdır batar ya hatıraların
Bir an, bir kıyı, bir deniz sesi
Bir bekleyişin med ceziri…

Yağmur yağar, o mu gelmiş
Kapı çalar, onun mu sesi
Her yemek onun en sevdiği…

Unutması insanın
Yağmur tanesini
Saçların rengini, gözlerin karasını
Baktığı aynaların arkasını
Sarı defter yapraklarını unutması
Yakması şiirleri
Bütün isimleri silmesi
Olmasınları, olmayacakları, olmadıları tek kalemde bitirmesi…

Islak incir tanesi
Zeytinin rengi, ekmeğin buğusu
Şifasız bir ümidin sen mi geldini
Yıldız yıldız
ıstanbul ıstanbul
Akşam akşam
Yavaş yavaş
Şarkı şarkı
Unutması insanın…

Çekip gidişi gibi kapkara büyütmek yokluğunun cehennemini
Bitmemesi, bitirememesi hiçbir şeyi

Masanın üstünde bir resimden denize bakarken
Üstünden bulutlar geçmesi
Sonra kuşlar
Sonra hatıralar
Hatıralar, hatıralar…

Sarı bir yağmurluk
Yağmurun ta kendisi
Yağmur yağarken bir fotoğrafı yakabilme cesareti
Yağmuru insanın
Her günahın son akşamı
Eve dönebilmesi

Karşıda duran
O yüzden kaldırımların en kenarından yürüyen
Ayakkabılarını bağlamayı bilmeyen
Cetvelle düz çizgi çizemeyen
Orası benim yerimdi diyemeyen
Ancak mendiline süt doldurup götürebilenlerin işi

Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne
Bir tanesinin de o olacağını umup
Her yağmurda tepeden tırnağa ıslanmanın hikayesi

Şimdi herkesi biraz ona benzeten
Şimdi her gördüğünü o zanneden
Hayatın acil servislerinde kanayan
Aranılan kanı bulunamayanların felaketi…

 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için onları kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…