Anlamlandırmak bazen ne kadar zor. Anlamlandırınca geçecek zannetmek de öyle.
30,5 yaşımda geç kalmışlığın paniğini yaşamak da. İşte bazen her şey üst üste öyle zor geliyor ki. Mutlulukla yürüyüşlere çıktığım, spora gittiğim, paten kaydığım, arkadaşlarımla yiyip içip çok sevdiğim, çok sevildiğim cıvıl cıvıl günler milattan öncede kalmış gibi. Halbuki şuanki ben, benin tamamı değil ki. Benin bir kısmı, nispeten karanlık, umutsuz kısmı, kendi şefkatime en çok ihtiyaç duyduğum kısmı.
Geçecek, her şey gibi bu günler de geçecek. Ablam iyileşecek, bebeği bile olacak, harika bir yeğenim olacak bir gün, ben bu ayrılık sonrası dönemi atlatacağım aşacağım bu mutsuzluğu. Geçici bu, ben mutsuz bir insan değilim, sadece zor günler geçiriyorum.
Geçtiğinde tekrar gelip okuyacağım burayı. Çok sevileceğim, çok seveceğim, sağlık sorunları bitecek, hatta belki bir gün benim de bir bebeğim olacak. 9 ayımı çalan o adam sanki benden bunu da çalmış gibi hissetmem iyi değil, ama o da geçecek. Geç değil, geç kalmış değilim..