Blog

  • Tüp bebek tedavisinde doğal döllenme

    Tüp bebek tedavisinde doğal döllenme

    İngiltere’de bir klinik tüp bebek tedavisinde müşterilerine embriyonun laboratuvar ortamında değil, rahimde döllenmesini sağlayan yeni bir yöntem sunuyor.

    Southampton’daki klinik, AneVivo cihazını kullanan ilk klinik oldu.

    Bu cihaz, rahime yerleştirilmeden önce yumurta ve spermle doldurulan küçük bir kapsülden oluşuyor.

    Doktorlar döllenmenin dışarıda değil de rahimde gerçekleşmesinin hamileliği daha sağlıklı hale getireceğini umuyorlar.

    Kliniğin başhekimi Profesör Nick Macklon, BBC’ye “amaç, embriyonun vücudun içinde geçireceği zamanı en üst düzeyine çıkarmak” dedi.

    Profesör Macklon’a göre, bu da insan gelişiminin ilk aşamasında embriyonun dış etkilere maruz kalma süresini sınırlıyor.

    Yaklaşık 250 kadın üzerinde yapılan uluslararası denemelerde bu yöntemle hamile kalma oranının geleneksel tüp bebek tedavisi IVF ile aynı düzeylerde olduğu görüldü.

    Daha önce yapılan bazı araştırmalarda, embriyonun laboratuar kabında döllenmesinin genetik hastalıklar ile diğer bazı hastalıkların oluşma riskini arttırdığı yolunda sonuçlar alınmıştı.

    Yeni yöntemin bu açıdan yararı olup olmayacağı henüz belli değil.

    AneVivo yöntemi İngiltere’de Ulusal Sağlık Hizmetleri kapsamında değil ve bir seferine 700 sterlin (yaklaşık 3 bin TL) ücret ödeniyor.

  • Kış makyajı 2016 far modası

    Kış makyajı 2016 far modası

    Kış makyajı 2016 far modası… Soğuk kış günlerinde makyaj konusunda daha iddialı seçimler yaptığımız kesin. Özellikle bu havalarda göz makyajı daha çok önem kazanıyor. İşte etkileyici bir göz makyajı için edinmeniz gereken 10 far:

    Kış makyajı 2016 far modası

    1. Eye Polish in Myth
    2. Chanel Les 4 Ombres Multi-Effect Quadra Eyeshadow
    3. Incredible Wear Gel Liner
    4. Pro Longwear Paint Pot in Let’s Skate
    5. Color Chameleon Eyeshadow Pencil in Dark Pearl
    6. Duo Eyeshadow in All About Eve
    7. Eye Shadow in Blue Wonder
    8. Moondust Eyeshadow in Cosmic
    9. Shimmer Eyeshadow Ashes to Ashes
    10. L’Oreal Paris Infallible Eyeshadow in Glistening Garnet
  • Tülin Şahin’den güzellik sırları

    Tülin Şahin’den güzellik sırları

    Tülin Şahin’den güzellik sırları Top model olarak ülkemizi dünyada temsil eden, 15 yıldır modellik yapan, yıllardır gece gündüz demeden defileden defileye, çekimlerden çekime koşturan Tülin Şahin, bu yoğun temposuna rağmen daima güzel görünmeyi başarıyor.
    Tülin Şahin’in güzellikle ilgili ‘Sırlar’, ‘Kral, Prens ve Fakir’, ‘Siz Hala Diyet mi Yapıyorsunuz?’, ‘Top Model Nasıl Olunur?’, ‘Her Daim Fit’ isimli beş kitabı var. Güzellikten ondan daha iyi kim anlayabilir? Deneyimli modelin güzellik tüyolarını uygulayarak bir model gibi hissetmeye ne dersiniz?

    ÜZÜM MUCİZESİ

    Üzüm, içerdiği antioksidan ve nem açısından çok özel bir meyve. Hem yiyerek hem de cildimize sürerek vücudumuzu bu nimetten mahrum bırakmamalıyız. Tülin Şahin’in güzellik sırlarından biri de üzüm suyu.
    Sıcak bir banyonun ardından buzdolabında soğuttuğunuz çekirdeksiz kırmızı veya yeşil üzümü ortadan ikiye kesin. Düz tarafını cildinizde gezdirin. Kan dolaşımını hızlandırmak için yüzünüze masaj yaparak uygulayabilirsiniz. Üstüne üzümden yarım salkım koparıp blender’dan geçirin ve masajdan sonra afiyetle için. Böylece vücudunuza hem içten hem de dıştan antioksidan ve nem kazandırmış olursunuz.
    ÇOK ETKİLİ CİLT KÜRÜ
    Cildinizi hızlıca toparlamak ve güzel görünmek istiyorsanız şeker, tuz, Türk kahvesi ve zeytinyağından oluşan bir karışım yapıp cildinize uygulayabilirsiniz. Türk kahvesi çekirdekleri incecik olduğu için cildi çizmeden canlandırır. Zeytinyağı nemlendirir, tuz siyah noktaları etkisiz hale getirir, toz şekerin parlaklığı ise cildinize geçer. Sadece yüzünüze değil, vücudunuza da uygulayabilirsiniz. Manikür ve pedikür için vaktiniz yoksa, hızlıca sonuç almak için tırnaklarınıza da maske yapabilirsinizGÜZELLİK TAVSİYELERİ
    • Dolgun dudaklara sahip olmak için dudaklarınıza kese yapabilirsiniz. Tabii nazikçe…
    • Duşa girmeden dudaklarınıza krem sürün ve bir çocuk diş fırçasıyla yumuşakça fırçalayın. Ya da bir parça buzu dudaklarınızın üzerinde gezdirin ve üzerine dudak dolgunlaştırıcı bir krem sürün.
    • Cildimize yaptığımız gibi saç diplerine de pekala peeling yapabiliriz. Saçlarımıza sürdüğümüz şekillendiriciler saç derimizi örterek saç köklerini kapatır. O nedenle vücudunuza ya da yüzünüze kullandığınız peeling ürününü saç diplerinize de sürebilirsiniz. Böylece saç dipleriniz hava alır ve saçlarınız daha rahat uzar.
    • Hindistan cevizi suyu güzellik iksiridir. Saçlara, vücuda ve cilde sayısız faydası var.
    • Işıl ışıl bir cilde sahip olmak istiyorsanız duştan önce kılları sert yapılı bir fırçayla tüm vücudunuzu fırçalayın. Aynı işlemi yüze özel fırçalarla da uygulayabilirsiniz.
    •    Vücudunuzu fırçalarken ellerinizi ve ayaklarınızı da unutmayın. Yatmadan önce el ve ayaklarınızı da fırçalayarak üzerine yoğun nemlendiricili kremler sürerseniz, sabaha pamuk eller ve ayaklara kavuşursunuz.

    TOP MODEL MAKYAJI
    Makyaja başlarken yüzünüzdeki renk eşitsizliklerini giderecek bir baz kullanın. Kapatıcıyı sadece gerekli gördüğünüz yerlere sürün ve sabitlemek için üzerinde toz pudra gezdirin. Hafif bazlı bir fondöten ya da renkli nemlendiriciler kullanabilirsiniz. Üzerine transparan bir pudrayla fondöten ve kapatıcıyı sabitleyin. Burnunuz genişse burun kenarlarını fırça yardımıyla boyayabilirsiniz. Maskara, olmazsa olmaz! Maskara, makyaj yapmasanız da yüzünüze anında canlılık getirir. Önce kirpiklerinizi kıvırın, ardından birkaç kat maskara uygulayın.
    Gelelim allığa… Allık sürerken siz de modeller gibi aynanın karşısına geçerek gülümseyin ve tam elmacık kemiklerinizin üstüne sürün. Çıkık elmacık kemikleri istiyorsanız, yanaklarınızı içinize çekerek boşlukları ten renginizden yarım ton koyu bir allıkla renklendirin.    Ardından dudaklarınızı da bir kalemle çizerek dudak fırçasıyla ruj sürün. Makyajınızı tamamladıktan sonra bir kaş fırçası ile kaşlarınızı tarayın ve boşlukları bir kalemle hafifçe doldurun.

    BAŞTAN AŞAĞI VÜCUT BAKIMI
    Her şeyden önce güzel, bakımlı ve sıkı bir vücut için daima spor yapmalısınız. Ardından diğer bakım işlemlerine geçebilirsiniz. Banyo yaptıktan sonra bile teninizin yumuşacık olmasını istiyorsanız, içinde yoğun nem bulunduran duş jellerinden sürün. Banyo yaptığınız suya aromaterapi yağlarından birkaç damla damlatın. Cildinizi sıkılaştırmak içinse duştan çıkmak üzereyken soğuk suyu açın. Kan dolaşımınızı hızlandırır ve kalori yaktırır.
    • Özellikle dirsek ve ayak altındaki sertleşen derileri yumuşatmak için her iki günde bir kese yapabilirsiniz. İpeksi ve ölü derilerden arınmış bir cilde sahip olmanın keyfine varın.
    • Her duştan sonra vücudunuzu nemlendirmeyi ihmal etmeyin. Vücudunuzu nemlendirirken ayaklarınızın altını da kremleyin. Kremi masaj yaparak uygularsanız zamanla daha şekilli bir vücuda sahip olabilirsiniz. Cilde ışıltı verenlerini tercih ederseniz omuzlarınız, kollarınız ve bacaklarınıza sürerek daha canlı bir görünüm yakalayabilirsiniz.
    • Göğüslerinizin bakımı için duştan sonra soğuk su tutmak, yüzme gibi bir sporu tercih etmek diri kalmalarına yardımcı olur. Ayrıca kullandığınız sutyenin vücut tipinize uygun olmasına, uyku saatleri hariç her zaman kullanmaya dikkat edin.
    • İhmal edilen bölgelerden biri de boynumuz. Yüzümüze, vücudumuza bakım yaparız da boyun bölgemize uygulamak aklımıza gelmez. Ne tuhaf ki, yaşlılık izleri ilk önce boyunda başlar. Bu yüzden gerek makyajınızı temizlerken, gerek nemlendiricinizi sürerken çenenizi ve boynunuzu atlamayın.Buhar banyosu
    Buhar banyosu yaptığınız bir gün saçınıza saç bakım maskesi uygulayın. Buhar, saç derisindeki gözenekleri açarak saç maskesinin derinlemesine etki etmesine yardımcı olur. Böylece yumuşacık saçlara kavuşabilirsiniz. Buhar banyosu yüzünüzdeki gözenekleri de açacağından yüzünüze peeling işlemi uygulayabilirsiniz. Ardından yüzünüzü yıkayıp bir yüz maskesi sürün. Maskeyi duruladıktan sonra cildinize buz sürerek masaj yapın. Cildiniz dipdiri ve canlı bir hal alacak.

  • Burçlara Göre 2016 Tatil Rehberi

    Burçlara Göre 2016 Tatil Rehberi

    Burçlara Göre 2016 Tatil Rehberi Vietnam’dan İspanya’ya, Küba’dan Japonya’ya, 2016 senesinde tüm burçların seyahat etmesi gereken yerleri seçtik. Sizinki hangisi, merak ediyor musunuz? O zaman hiç vakit kaybetmeden hemen başlayalım! 2016’da burcunuza göre gitmeniz gereken 12 tatil destinasyonu

    Gökyüzünü taradık, yıldızları inceledik ve bu sene seyahat dünyasında olacakları sizin için keşfettik. 2016 senesi dolu dolu geçecek, özellikle de gezip görme konusunda. Yepyeni keşifler yapmak, pırıl pırıl anılar edinmek için Burçlara Göre 2016 Tatil Rehberi…

    Burçlara Göre 2016 Tatil Rehberi
    Burçlara Göre 2016 Tatil Rehberi

    Burçlara Göre 2016 Tatil Rehberi

    KOÇ – İbiza, İspanya
    Gururlu, cömert ve yaratıcı Koç burcu dostlarımıza müjde! Yıldızlar 2016’daki unutulmaz seyahatinizin çok yakınlarda, İbiza’da olduğunu söylüyor. Hangi yaşta olursanız olun (ki önemli olan ruh yaşınız!), İbiza’da dolu dolu bir tatil yaşamak için herşey mevcut. Bembeyaz evleri ve turkuaz suları ile Isla Blanca, sabahın ilk ışıklarından itibaren sürprizlerle dolu. Ki sabah ve öğlen saatleri, şehri ve adanın tüm güzelliklerini keşfetmek için ideal bir zaman. E akşam oldu mu da zaten İbiza’da eğlence garanti. İnat ediyoruz, bu sene Koç burcuysanız yolunuzu İbiza’ya çevirin!

    BOĞA – Bakü, Azerbaycan
    Boğa burcu demek, cesur ve yüksek enerjili olmak demek. Her an yeni bir maceraya, deneyime hazır olmak demek. Boğa burcuysanız eğer, 2016’da macerayı çok yakınlarda, komşu başkent Bakü’de bulacaksınız. Bu da demek oluyor ki, enerjinizi uzun yola harcamak yerine, seyahate ve keşfe saklayabilecksiniz. Kafkaslar’ın incisi Bakü, yeniyle eskinin harmanlandığı, her köşesinde yeni bir sürpriz bulabileceğiniz büyüleyici bir yer. Hazar Denizi kıyılarındaki Bakü’nün tarihi merkezi olan ve UNESCO Dünya Mirasları arasında bulunan İçeri Şehir, Şirvanşahlar Sarayı ve Kız Kalesi gibi eserleriyle sizi mest edecek. Gündüzü gezerek geçirdikten sonra, akşama Azerbaycan Devlet Filarmonisi’nde harika bir konser izleyebilirsiniz. Müziğin, balenin, operanın şehrin dokusunda ne kadar önemli bir yeri olduğuna inanamayacaksınız!

    İKİZLER – Taşkent, Özbekistan
    İkizler burcu meraklı olur. Hayatta tek bir an sıkıcı olmasın ister. Bu yüzden de alıştığı şeylerden uzaklaşıp, sürekli yeni şeyler denemek ister. O yüzden İkizler gezginlerinin bu seneki rotası, Orta Asya’nın gülü, Özbekistan’ın başkenti Taşkent. Tarihi Türk yapıları ve yaşam tarzıyla beraber, yüzyıllar boyunca bölgeden gelip geçen Arap, Çin ve Rus kültürlerinden izler taşıyan Taşkent’in hikayesini derinlemesine keşfetmek için, müzelerine uğramanız gerekiyor. Tabi zamanınız varsa ve Türk tarihine daha da yakından tanıklık etmek istiyorsanız, efsaneler şehri Semerkant’a yolunuzu çevirmeniz gerekiyor!

    YENGEÇ – New York, Amerika Birleşik Devletleri
    Zarif ama sağlam, hassas ama güçlü Yengeç burcu, seyahat etmek için kendi gibi karaktere sahip yerleri hak ediyor. Eğer Yengeç burcuysanız, 2016 senesi sizi kesinlikle hayal kırıklığına uğratmayacak. Neden mi? Çünkü bu sene maceranız, sizi herkesin hayallerini süsleyen New York’a götürecek! Empire State Building, Central Park, oradan da Modern Sanat Müzesi, sonra da Times Square… derken, geze geze zamanın nasıl geçtiğini anlamaycaksınız! Ve inanın, dünyanın kalbinin attığı bu şehirden ayrılmak istemeyeceksiniz. Hele ki sonbaharda New York’taysanız, şehrin kırmızı ve turuncu tonları sizi şehre daha daha da bir aşık edecek.

    ASLAN – Havana, Küba
    Yaratıcılık, güç, hararetli bir ruh. Ve tabi doğuştan lider olmak. Bunlar Aslan burcunun özellikleri. 2016 senesinde keşif ve seyahat konusunda farkını ortaya koymak isteyen Aslan burçları, Küba’nın kıpır kıpır başkenti Havana’ya gitmek isteyecek. Turizm olarak yükselişe geçen bu renkli ülke, rom ve purolardan çok daha fazlasını sunuyor. Günümüze kadar korunmş antik gelenekleri, el değmemiş nefes kesici manzaraları ile burası, gerçek gezginlerin gözdesi. İnstagram’a koyduğunuz fotoğraflara herkes hayran kalacak!

    BAŞAK – Lima, Peru
    Anlayışlı, keskin zekalı ve derinlemesine düşünmeyi seven Başak burcu, hep ilham verecek şeylerin arayışında. 2016 senesindeki hedefiniz Peru’nun başkenti Lima, bu konuda sizi fazlasıyla doyuracak! Doğanın tarih ile bütünleştiği bu eşsiz şehrin mimarisi ve manzaraları o kadar güzel ki, adeta bir ressamın elinden çıkmış gibi duruyor. Hemen sırt çantanızı kapın, yola düşün. Bu sene, sizin seneniz!

    TERAZİ – Kyoto, Japonya
    Mükemmellikten asla ödün vermeyen, uyumun ve inceliğin temsilcisi Terazi burcu için, bu seneki Skyscanner seyahat falınızda büyülü Kyoto şehri var. Gerçek ile efsanenin birbirine karıştığı, Japon İmparatorluğu’nun kalbinin attığı “bin tapınaklı şehir” Kyoto, bin yıllık zengin bir tarihe sahip. Japon kültürünü ve sanatını tatmak için Kabuki tiyatrosunu izleyin, gizemli tapınakları ve görkemli müzeleri gezin. Sonrasında ruhunuzu tazelemek için cennet gibi geleneksel Japon bahçelerine girin. Dinginlik, bilgelik, huzur ve eğlenceyi bulacağınız bir tatile hazır mısınız?

    AKREP – Mexico City, Meksika
    Azimli, alımlı, otoriter ve kıvrak zekalı Akrep burçları, herşeyi son detayına kadar planlamayı severler – konu seyahat olunca bile! 2016 senesi onlar için Mexico City ile ilginç bir fırsat sunuyor. Bu modern şehir öyle çılgın, öyle büyük ki, tek yönlü bilet almayı bile düşünebilirsiniz! Mexico City’de gözünüze ilk çarpan şey, şehrin devasa meydanı Plaza de la Constitución olacak. Biraz sükunet arıyorsanız, Bosque de Chapultepec’e doğru yol alabilirsiniz. Burada yeşil bir alanın yanı sıra, harika bir şehir manzarası ve güzel bi kale bulacaksınız! Şimdiden iyi yolculuklar, değerli Akrep burçları!

    YAY – Abu Dabi, Birleşik Arap Emirlikleri
    Yay burcundan olanlar, macera düşkünlüğünün yanı sıra, yüksek enerjiye ve sadık, ilkeli bir duruşa da sahipler. Yılın harika geçmesi için olmazsa olmazlarından biri ise harika bir seyahat. Yay burcu için oklar bu sene Abu Dabi’yi gösteriyor. Göz alabildiğince uzanan gökdelenler, cam cepheli binalar ve yeryüzüne tepeden bakan restoranlarla tatil keyfini zirvede yaşayabilir, Şeyh Zayid Camii’nin bembeyaz kubbelerinin altında ve Al Ain’in yeşilliklerinde huzur bulabilirsiniz.

    OĞLAK – Viyana, Avusturya
    Çalışkanlığıyla ünlü Oğlak burcu, boş durmayı sevmez. Bu sabırlı ve sorumluluk sahibi seyahatseverler, kendilerine ödül olarak 2016’da Avusturya’nın her karışı başka güzel asil başkenti Viyana’yı seçmeli. Şık müzeleriyle, sanat dolu mimarisiyle, çeşmeleri ve meydanlarıyla, şirin sokaklarıyla, Klimt’in eserleriyle, UNESCO mirası tarihi bölgesi, ve tabi ki de Sacher Torte’nin zengin çikolata tadı ile, bu şehirde boş tek bir anınız olmayacağına eminiz!

    KOVA – Hanoi, Vietnam
    Kova burcu olmak demek, zoru başarmayı sevmek demek. O yüzden yıldızlar 2016 senesinde onlara sıkı bir macera için Vietnam’ın Hanoi şehrini gösteriyor. Kova burcunun yaratıcı ve fedakar ruhuna bire bir uyan bu renkli şehirde, tarihin, doğanın, politikanın ve kültürün harmanlandığı bir keşif yapın. Sonra Hanoi’daki huzurlu ve güzel manzaralara bakarak derin düşüncelere dalın!

    BALIK – Bangkok, Tayland
    Şair ruhlu, doğayla uyumu seven Balık burçları için 2016 senesinde hedef, Tayland’ın rengarenk başkenti Bangkok. Bu büyülü şehir her gün size yeni bir yüzünü gösterecek, her köşesinde sizi yeni bir güzellikle soluksuz bırakacak. Tüm hislerinize bayram ettirecek marketleriyle, rüya gibi plajlarıyla ve egzotik yeşilliğiyle Bangkok, sizi kendine aşık ettirecek!

  • Sinüzit beyin zarı iltihabı

    Sinüzit beyin zarı iltihabı

    Tedavi edilmeyen Sinüzit beyin zarı iltihabı bile yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Ediz Yorgancılar, baş ağrısı ile kendini gösteren rahatızlığın nedenlerini ve tedavi yöntemlerini anlattı.

    Sinüzit, sinüs boşluklarının havalanmasını sağlayan kanalların tıkanması ve bazı mikropların sinüs boşluğuna yerleşmesi ile ortaya çıkan bir hastalık. Genellikle baş ağrısı ile özdeşleştirilir. Ancak sinüzit tedavi edilmezse baş ağrısı haricinde çok ciddi başka problemlere de sebebiyet verebiliyor. Doç. Dr. Ediz Yorgancılar, sinüzitin nedenlerini, tedavisini ve risklerini anlatıyor;

    Sinüzit beyin zarı iltihabı

    Sinüzitin nedenleri

    Sinüzit oluşumunu pek çok neden tetikler. Alerji, sigara kullanımı, vücut direncinin düşmesi, geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları, hava kirliliği, diş tedavileri sırasında oluşan enfeksiyonlar, burun kemik eğrilikleri ve burun içinin anatomik yapısının bozuklukları, çocuklarda aşırı büyümüş geniz eti gibi nedenler sinüzit oluşumuna zemin hazırlayabilir.

    Sinüzit beyin zarı iltihabı
    Sinüzit beyin zarı iltihabı

    İlk belirti baş ağrısı olabilir

    Sinüzit belirtileri, hastalığın akut veya kronik olma özelliğine göre farklılık gösterir. Akut sinüzitte yüz bölgesinde ağrı ve dolgunluk hissi, burun tıkanıklığı, koku almada bozukluk, geniz ve burun akıntısı, ateş, öksürük, halsizlik görülebilir. Hasta ciddi bir baş ağrısı sorunu yaşayabilir. Kronikleşmiş olan yani uzun süreli sinüzitte ise ağrı ön planda değildir. Ateş ve halsizlik gibi belirtiler genellikle görülmez.

    Her baş ağrısı sinüzit kaynaklı değildir

    Baş ağrısı sorunu ile karşı karşıya olan hastalar, bunun genellikle sinüzit kaynaklı olduğunu düşünür ve bu da sorunun asıl nedeninin belirlenmesine engel olabilir. Oysa baş ağrılarının çok az bir kısmına sinüzit neden olur. Sinüzitten kaynaklanan ağrılar özellikle yüz bölgesinde görülen ve akut sinüzit belirtileri olan hasta gruplarında ortaya çıkar.

    Migren ve sinüzit belirtileri karıştırılabilir mi?

    Sinüzit ve migren birbirinden tamamen farklı iki hastalıktır. Migren, şiddetli ataklar halinde gelen; stres, yorgunluk, açlık gibi faktörler ile tetiklenebilen bir hastalıktır. Bazı migren hastaları, ağrılarının başlayacağını önceden tahmin edebilir. Sinüzit ağrısı ise migreni tetikleyen etkenlerle ortaya çıkmaz ve migrendeki gibi şiddetli değildir. Ancak her iki hastalığın aynı anda görülebileceği unutulmamalıdır.

    Sinüzit tedavisi

    Sinüzit, toplumda yaygın olan kanı ile basit ve masum bir hastalık değildir. Tedavi edilmediği takdirde beyin zarında ya da beyin içinde iltihaplara, görme kayıplarına, kalıcı doku bozukluklarına, boğaz veya akciğer enfeksiyonlarına neden olabilir. Sinüzit tanısı konulduğu andan itibaren tedavisi, hastadaki tüm belirti ve etkileri ortadan kalkacak şekilde tamamlanarak yapılmalıdır. Sinüzit tedavisi hastalığın ciddiyetine, neden olan bakterilerin türüne, akut ve kronik olmasına göre değişir. Bakterilerin neden olduğu sinüzit, 2-3 hafta süren antibiyotik uygulamaları, burun açıcı spreyler ve antiinflamatuarlar ile tedavi edilebilir. Burun içini düzenli olarak özel sularla yıkamak hastayı rahatlatabilir. Hasta KBB uzmanın takibinde olmalı ve ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda ameliyat seçeneği için değerlendirilmelidir.

    Sinüzit İçin Doğal Tedavi Yöntemleri için Tıklayınız!

    Kapalı cerrahiler hastaya konfor sağlıyor

    Sinüzit cerrahisi günümüzde artık endoskopik girişimsel ameliyatlar ile yapılır. Gelişen yeni yöntemler ve teknolojik olanaklar sayesinde işlemler, burun içinden özel aletler ile girilerek ve hiç kesi yapılmadan gerçekleştirilir. Hasta işlemden kısa bir süre sonra taburcu olarak normal yaşamına dönebilir, psikolojik durumu da olumsuz etkilenmez.

  • Şok diyet şoka girmeyin!

    Şok diyet şoka girmeyin!

    Şok diyet sağlıklı mı? Kilo vereyim derken sağlığınızdan olma riskiniz ne?… Şok diyet ile kilo verirken sağlığınızdan olmayın!

    Akşam’da yer alan habere göre yakın zamanda bir davet ya da organizasyona katılacaksınız. Ya da alışverişe çıktınız ve çok beğendiğiniz bir kıyafetin içine girebilmek için en az bir beden küçülmeniz lazım. Fazla kilolarınızdan bir an önce kurtulmak istiyorsunuz. Çok kısa zamanda kilo verebilmeniz için mucize bir diyete ihtiyacınız var. Şok diyet çok yakındaki organizasyona hazır olmak ya da çok beğendiğiniz o elbisenin içine girmek mümkün. Yazılı, görsel ve sosyal medyada ya da arkadaş sohbetlerinde sözü sıkça geçen bu şok diyetlere ulaşmak çok kolay. Belki kısa zamanda kilo vermenizi de sağlayabilir. Peki, ama bu şok diyetler sağlıklı mı? Kilo vereyim derken sağlığınızdan olma riskiniz ne?

    KİLO VERMENİZİ ENGELLLER

    Üç-beş gün ya da bir haftada kilo verdirdiğini iddia eden bütün şok diyetler; hem sizi aç bırakır hem de sağlıklı bir şekilde kilo vermenizi engeller. Ayrıca kendinizi yorgun, bitkin ve halsiz hissedersiniz. Bunlarla birlikte baş ağrıları da gözlenebilir.  Şok diyet kalori içeriği çok düşük, besin öğeleri bakımından yetersiz ve besin örüntüsü dengesiz diyetlerdir. Yetersiz ve dengesiz beslenmeniz özellikle içinde bulunduğumuz kış aylarında hastalıklara yakalanma riskinizi de artırır.

    Şok diyet şoka girmeyin!
    Şok diyet şoka girmeyin!

    METABOLİZMA YAVAŞLIYOR

    Şok diyet uygulayıp tartıya çıktığınızda kendinizi zayıflamış görebilirsiniz ancak vücudunuzda erozyon oluşmuş, yağla birlikte vitamin mineral, su ve kas kaybetmiş oluruz. Bu durum metabolizmamızda iz bırakır.  Metabolizmamızın yavaşlamasında hatırı sayılır etkisi olur. Kas dokusundaki azalmayla birlikte vücudunuzdaki kas oranı ve yağ oranı dengeleri değişir ve metabolizmamız yavaşlamış olur.  Metabolizmamız yavaşladığında kilo almanız çok daha kolay, kilo vermemiz de bir o kadar zor olur.  Yo-yo etkisi dediğimiz bir zayıflatıp bir kilo alınan döngüye gireriz. Ve bir süre sonra artık kilo veremez hale geliriz. Farkına varmadan kilo alımı engellenemez hale gelir.

    SINIRSIZ PROTEİNE DİKKAT

    Sınırsız protein alımı temelinde uygulanan, hızlı kilo verdirdiğini vadeden şok diyetler de metabolizmamıza yine birçok zararı olan diyetlerdir. Hayvansal kaynaklı proteinlerle birlikte vücuda fazla miktarda da doymuş yağ alınır. Bu da kalp ve damar sağlığı için tehdit oluşturur. Fazla miktarda protein alınması da karaciğer ve böbreklerin yükünü artırır, sağlığını bozar.

    MUCİZEVİ DİYET YOK

    Kilo vermek için mucize bir yöntem yoktur. Birkaç kilo vermek uğruna sağlığınızdan olmayın. Her zaman bahsettiğimiz gibi diyet kişiye özgü olmalıdır. Eğer zayıflamak istiyorsanız sağlıklı ve yeterli besin içeren diyet tarzını hayatınıza yerleştirin. Bununla birlikte fiziksel aktivitenizi arttırın, daha çok hareket edin. Beslenme konusunda bir uzmandan yardım almanız, beslenme ve sağlığınızı güçlendirir. Haftalık diyetisyen kontrolünde, ruhunuza, bedeninize, hayatınıza en uygun beslenme şeklini diyetisyeninizle birlikte oluşturun. Unutmayın fazla kilolu olmak ilk önce sağlık sorunudur.

    Estetik boyutu ikinci derecede önemlidir.

  • Tüp Bebek Tedavisi Sürecince Hastanede Yatmak Gerekli Midir?

    Tüp Bebek Tedavisi Sürecince Hastanede Yatmak Gerekli Midir?

    Tüp Bebek Tedavisi Sürecince Hastanede Yatmak Gerekli Midir? Tüp bebek tedavisi günümüz teknolojisine paralel olarak oldukça kısa bir süre içerisinde, tedavinin başarısını destekleyen uygulamaları ile normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftlere hayallerini kurdukları bebeklerine kavuşmasını sağlayan en etkili tedavi yöntemidir. Tedaviye başvuran çiftlerin uygunluğunun saptanması ve çocuk sahibi olamama nedenlerinin araştırılması ile çiftlere uygun çeşitli tedavi imkanları ile başarı oranları her geçen gün arttırılmaktadır. Bu nedenle normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftlerin tüp bebek tedavileri ile sahip oldukları imkanı değerlendirmesi açısından, tüp bebek tedavileri hakkında dolaşan yanlış bilgilere mahal vermemesi ve uzman bir doktora başvurarak doğru bilgilerin edinilmesi önerilmektedir.

    Tüp bebek tedavisi günümüz şartları altında acısız ve hastanede yatma ihtiyacına gerek duyulmadan başarılı bir şekilde uygulanan tedavi aşamalarından oluşmaktadır. Tedavi yumurta gelişimi, yumurta toplama, döllenme ve embriyo transferi aşamaları ile yaklaşık 1 ay gibi kısa bir sürede tamamlanmaktadır. Bu aşamalarda anne adayının hastanede yatmasına gerek yoktur. Fakat yumurta gelişimi için uygulanan bazı prosedürler gereği gün aşırı kan tahlillerinin ve ultrasonografi kontrollerinin yapılması gerekir. Bu işlemlerde de anne adayına herhangi bir rahatsızlık durumu yaratmayan oldukça pratik bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Kısacası çiftlerin günlük olarak hastanede bulunması ile tedavi aşamaları yapılmakta ve işlemlerden sonra çiftler günlük hayatına dönebilmektedir.

    Peki, tüp bebek nedir?

    Tüp bebek, çeşitli nedenlerden dolayı normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftlerin üreme hücrelerinin yani yumurta ve sperm hücrelerinin laboratuvar ortamında bir araya getirilmesi sonucu döllenmeye maruz bırakılması ve elde edilen embriyonun anne adayının rahmine yerleştirilmesi ile gebelik oluşumunu destekleyen yardımcı üreme yöntemidir. Bu işlemde anne adayının kendi yumurta hücreleri ile baba adayından elde edilen sperm hücreleri kullanılmaktadır. Ancak çiftlerin sorunları ve uygulanan teknikler farklılık gösterse de, tedavi aşamaları her merkezde aynı şekilde uygulanmaktadır.

    Gebelik için kaliteli olgun yumurtaları elde etmek için yumurta gelişimini destekleyen çeşitli uyarıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Aynı zamanda baba adayının sperm hücresinin yumurta hücresini dölleyebilecek kabiliyete sahip olması gerekçesi ile çeşitli kimyasal yöntemlerle yıkama işlemine tabi tutulması ve hareketlilik kabiliyetinin artırılması ile gebeliğin elde edilmesi için yumurtayı dölleyebilecek sperm özellikleri desteklenmektedir. Daha sonra mikroenjeksiyon adı verilen teknik ile tek bir olgun yumurta içine tek bir sperm hücresinin enjekte edilerek, döllenmeye maruz bırakılır. Bu yöntem çiftlerin kısırlık nedenleri doğrultusunda başarı şansının arttırılması için tercih edilmektedir. Daha sonra meydana gelen embriyonun gelişim takibinin yapılması ile yeterli olgunluğa erişmesinden sonra, ince bir kateter aracılığı ile oldukça pratik bir şekilde anne adayını rahmine yerleştirilmektedir. Bu aşamadan sonra tüp bebek tedavisinin gebelik için yardımcı desteği sona ermekte doğal bir şekilde gebeliğin oluşması sağlanarak, gebelik süreci takip edilmektedir.

    Tüp Bebek Tedavisi ile ilgili Sorularınız için Tıklayın!

    Tüp bebek tedavisi 5 aşamadan oluşmaktadır:

    • Çiftler ile ön görüşme, muayene
    • Yumurtaların uyarılması
    • Yumurtaların toplanması
    • Yumurtaların döllenmesi (fertilizasyon)
    • Embriyonun transferi (embriyonun anne adayının rahmine yerleştirilmesi)

    Kaynak: http://jinekoloji.com/tup-bebek-tedavisi-surecince-hastanede-yatmak-gerekli-midir

  • 1952 Modası ndan 14 Fotoğraf

    1952 Modası ndan 14 Fotoğraf

    Sizi Elbiselerinize Desenler Çizmeye İtecek 1952 Modası`ndan 14 Fotoğraf

    1952_modasi (1) 1952_modasi (2) 1952_modasi (3) 1952_modasi (4) 1952_modasi (5) 1952_modasi (6) 1952_modasi (7) 1952_modasi (8) 1952_modasi (9) 1952_modasi (10) 1952_modasi (11) 1952_modasi (12) 1952_modasi (13) 1952_modasi (14)

  • Aşk mı şehvet mi?

    Aşk mı şehvet mi?

    Aşk mı şehvet mi? Sana olan hislerini merak ediyorsan, aşk ile şehvet arasındaki farkları da bilmelisin.

    Aşk mı şehvet mi?

    Çoğu zaman, aşka giden yolun şehvetten geçtiği söylenir. Ancak bu durum her zaman için geçerli değil. Şehvetin bazı zamanlarda tek getirisi harika bir seks ile sınırlı kalabilir.  Seks elbette her romantik ilişkinin vazgeçilmezi; ama iyi seks yapıyor olmak, onun sana aşık olduğunu da göstermeyebilir. Tek başına saf şehvet, iki insan arasındaki fiziksel çekimin bir yansımasıdır. İki “gerçek” insanın birleşmesinin ardından, şehvet uçup gider. Aşk ise hepimizin çok iyi bildiği gibi bundan çok daha ötesidir. Gerçek bir ilişkide, insanların birbirlerine hissettikleri aşk, fiziksel temasın gerçekleşmesinin ardından uçup gitmez. Hatta aşkın temellenebilmesi için günlere, aylara ihtiyaç vardır. Çünkü karşındakini şehvetin sınırlarından koparak tanıyabilmen ve ona aşık olabilmen için daha uzun sürelere ihtiyacın vardır.

    O halde, karşındakinin sana olan hislerinin şehvetten ibaret olup olmadığını, şehvetin de ötesinde aşk olup olmadığını nasıl anlayabilirsin. Bunu daha iyi sezebilmek için aşk ile şehvet arasındaki farkları beraber inceleyelim.

    1- Seks meselesi

    Bir süredir birbirinizi görebilme şansınız olmadı mı? Peki onunla uzun süre sonra buluştuğunda ne yapmayı planladınız? Ortada bir aşk söz konusuysa, uzun süre ayrı kaldıktan sonra yapmayı planlayacağın ilk şey muhtemelen seks olacaktır. Bir de birbirinizle düzenli olarak vakit geçirdiğiniz zamanları ele alalım. Partnerin, ayrı kalmak gibi olağanüstü bir durumun olmadığı zamanlarda da sürekli seks yapmak mı istiyor? O halde, onun hislerinin daha çok şehvetten yana olduğunu söyleyebiliriz. Normal şartlarda, ilişki içerisinde yemek yer, arkadaşlarınla buluşur, güzel bir uyku çeker ve de seks yaparsın. Ama seks, tüm bunların üstüne çıkıyor ve birbirinizi tanımanızı bile engelliyorsa, aşktan söz edilebilmesi biraz zor görünüyor.

    2- Neyi gördüğü önemli

    Eğer aşıksan, aşık olduğun kişinin yüzünü “görebilme” konusunda güçlük yaşarsın. Çünkü onun gözlerinin içine her baktığında, gözlerinden çok daha fazlasını görürsün. Şehvet halinde ise partnerinin ne denli yakışıklı olduğuna saplanır, o eksende dönüp durursun. Aynısı partnerin için de geçerli tabii. Seni herkesin gördüğünden daha farklı boyutlarda görebiliyorsa, fiziksel güzelliğinin ötesine geçip, yüzüne her baktığında sana dair kimsenin aydınlatamadığı dünyalara dalabiliyorsa, sana aşık demektir.

    3- Keşfetme meselesi

    Aşkta, insan karşısındakine dair her şeyi bilmek, öğrenmek ister. Aşk, doymak bilmeksizin sürekli keşfetme halidir. Bir o kadar da keyiflidir. Şehvette ise durum biraz daha sığ diyebiliriz. Eğer sana beslediği duygu şehvet ile sınırlıysa, boş konular üzerine boşa gideceğinden emin olabileceğin sığ kelimeler birbiri ardına dökülüverir. Seni tanımak gibi bir niyeti yoktur; daha çok fiziksel görünümüne odaklanır ve konuşmalar sürekli olarak bu çerçevede şekillenir. Hayatın üzerine, duyguların üzerine, arkadaşlarınla ya da ailenle olan ilişkilerin üzerine ne sıklıkta konuşuyorsunuz? Yoksa konuşmalar bugün ne yediğinin sorgulanması ile sınırlı mı kalıyor? Aradaki farkın ne denli derin olduğunun eminim ki farkındasındır

    4- Sen mi yoksa senin idean mı önemli?

    İlk tanıştığınız günlere dönelim…İşteyken onu hayal ettiğin zamanlara…İkinizin o an yatakta olduğunu düşlediğin ya da dün geceki harika seksi kafanda tekrar canlandırdığın muhakkak olmuştur. Peki bununla yetiniyor muydun? Eğer cevabın hayır ise, ona aşık olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü eğer karşındakine aşıksan, kurduğun hayaller ya da aklında canlanan anılar, güzel zamanlar ile sınırlı kalmaz. Peki ya partnerin? Sence yaptığınız ilk kavgayı düşünmüş müdür? Gittiğiniz ilk tatil ya da ona verdiğin ilk öpücük, gün içerisinde düşüncelerine ne denli sızabilmiştir? Eğer sana dair hatırladıkları hep o “dün geceki” harika seks ile sınırlı kalıyorsa,bu, şehvet demektir ve seni değil, senin ideanı tercih ediyor sonucunu çıkarabiliriz. Ama aşık olmak, iyisiyle kötüsüyle hayatı paylaşmaktır. Eğer düşlerinden uyanıp hala senin yanına kıvrılıp uyuyakalmak istiyorsa, sana aşıktır.

    Kaynak: womenshealth.com.tr

  • Kahvaltı etmeyenler kilo alır mı?

    Kahvaltı etmeyenler kilo alır mı?

    Sağlıklı beslenme açısından kahvaltının önemi her zaman vurgulanır. Özellikle kilonuzu sürekli gözetmeniz gerekiyorsa. Bazı okullarda öğrencilerin güne en iyi şekilde başlaması için kahvaltı servisi yapılır. Fakat Avrupa ve ABD’de, başta genç kızlar olmak üzere, halkın yüzde 10’u ila 30’u kahvaltı etmiyor.

    Kilo vermek amacıyla kahvaltı etmemek bu konudaki bütün tavsiyeleri çiğnemek anlamına gelir. Sabah kahvaltı etmeyince bütün gün aç dolaşıp yüksek kalorili çerezlere yöneleceğiniz, böylece kilo alacağınız varsayılır.

    Başta mantıklı gelen bu teori, kahvaltı etmeyenlerin edenlere oranla daha mı fazla kalori tükettiğine bakılarak kanıtlanabilir ya da göz ardı edilebilir.

    Fakat hangi saatlerde yenen ilk yemeğin kahvaltı sayılacağı ya da ülkeden ülkeye değişen kahvaltı kültürü nedeniyle kıyaslamalı bir ölçüm yapmak da zordur.

    Kalori tüketimi aynı

    Tüketilen kalori miktarını esas alarak kahvaltının kişinin kilosu üzerindeki etkileri incelenebilir. Bu konuda 2004 öncesi yapılan araştırmalara bakıldığında, kahvaltı etmeyenlerin gün içinde daha fazla kalori tüketmediği görülmüştür. Kilo üzerindeki doğrudan etkisini görmek ise daha zor. Bazı araştırmalarda, kahvaltı etmeyen çocukların ortalama vücut kütle indeksinin daha fazla olduğu görülürken, bazılarında herhangi bir fark tespit edilmemiştir. Fakat kahvaltı etmemekle fazla kilo arasında bağlantıya işaret eden veriler daha güçlü görünüyor.

    Peki soruyu tersine çevirsek ne olur? Yedi araştırmada, fazla kilolu çocukların kahvaltı etmemesinin daha muhtemel olduğu görüldü. Fakat burada kahvaltı etmemenin mi yoksa aşırı kilonun mu önce ortaya çıktığını tespit etmek mümkün değildi.

    2003’te yapılan bir araştırmada ise verilerin toplandığı an itibariyle kahvaltı etmeyen çocukların daha kilolu olduğu görülse de üç yıl içinde bu çocukların kilo kaybettiği kaydedilmişti.

    Buradan yola çıkarak genel olarak kahvaltı etmeyen çocukların fazla kilo sahibi olması ihtimalinin daha yüksek olduğu söylenebilir. Fakat buna yol açan etkenin kahvaltı etmemek mi yoksa genel olarak diyetleri mi olduğunu söylemek mümkün değildir. Etken kahvaltı ise buna neyin yol açtığı bilinmiyor, çünkü genel olarak daha fazla kalori tüketmiyorlar.

    Kahvaltı etmeyenler kilo alır mı?
    Kahvaltı etmeyenler kilo alır mı?

    Midenizin sesini dinleyin

    Eğer alınan kalori miktarı değişmiyorsa, yemeklerin saati mi etken? İki büyük yemek yerine üç küçük yemek daha mı iyi? 1992’de obez kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada iki gruba aynı miktarda kalori içeren diyet planı verildi. Birinci grup bu kaloriyi günde üç yemek yiyerek tüketirken, ikinci grup kahvaltıyı atlayıp öğle ve akşam yemeklerinde tüketti.

    Sonuç oldukça ilginçti. Deney öncesindeki yeme alışkanlıklarının tersini yapan gruba konmuş olanlar çok daha fazla kilo kaybetmişti. Yani kahvaltı etmemeye alışkın olanlar bu deneyde kahvaltı eden gruba dahil olmuşsa, ya da kahvaltı edenler deneyde etmeyen grupta yer almışsa daha fazla kilo kaybetmişti.

    Fakat kahvaltının başka faydaları da olduğunu akılda tutmak gerekir. Bazı ülkelerde yapılan araştırmalarda kahvaltı yapan çocukların daha iyi not aldığı görüldü.

    Peki, kilo vermek isteyen biri kahvaltı yapmalı mı yapmamalı mıdır? Kahvaltı yapanların daha dengeli beslendiği görülür genel olarak; ama sadece kilo yanı sizi ilgilendiriyorsa kişisel tercih işidir. Bazıları sabah erken saatte yemek yemeyi düşünemez bile. Bu genel olarak sabah insanı mı yoksa akşam insanı mı olduğunuzla da ilgilidir. Kısacası, bu konuda daha kesin veriler ortaya çıkıncaya kadar, mideniz ne istiyorsa onu yapın, onunla savaşmayın diyebiliriz.