Bir yengemiz var, çocuktum hep anlatırlardı benden şunu çaldı, onun busunu çaldı diye. Onun hırsızlığı hikayeleri bizim çevrede hiç bitmez hep anlatılır... En çok da halamı soymuş. Halam başka şehirde oturur, her sene bir kere ziyarete gitmiş bir şeyleri çalmış, halamlar arkadan şaşmış kalmış...
Yine çocuktum, yine yengemler halamlara ziyarete gidecekti. Halamlar bu sefer her türlü tedbiri aldı. Para eder ne varsa evde saklandı, pür dikkat herkes bu defa çaldırmamakta kararlı...
Yengemler eve döndü, halamlarda kıyametler kopuyor. TV kumadası çalınmış! Deli oldular kumanda ararken yok yok yok... Kesin o aldı! Bu defa kesin amcama söyleyecekler. Bu güne kadar ne altınlar ne paralar çalınmış, kimse deli amcama karısını şikayet etmeye cesaret edememiş, bu defa kumanda olayını kesin söyleyecekler...
Çocuk aklımla dün gibi hatırlıyorum. Yapmayın etmeyin hala, kumandayı kim neden çalsın diyorum. Allah diyorlar peygamber demiyorlar. Belki onların kumandaya benziyor diye çaldılar diyorlar. Belki sırf zarar vermek için çaldı diyorlar...
Neyse kimse beni dinlemedi, yengem amcama şikayet edildi. Deli amcam iyice delirdi. Kapıya dayandı bağırdı çağırdı, sizin de kumandanızın da... Kabahat hala diye karısını size gönderende deyip esti gürledi...
Birkaç gün daha geçti halamda oturup hala olaya üzülüyoruz. Hala kumandayı yengemin çaldığından eminler. Ben hala yanlış yaptıklarını düşünüyorum. "biricik, öyle diyorsun da hani nerde kumanda o zaman" dedi halam. Kaltım, koltuğun altına baktım, koltuğun ayağının ardında kumandayı buldum... Ortam buzzzz