Aşağıdaki videoyu izleyerek sitemizi ana ekranınıza web uygulaması olarak nasıl kuracağınızı öğrenebilirsiniz.
Not: Bu özellik bazı tarayıcılarda mevcut olmayabilir.
3 yıldır doğum günü evlilik yıldönümü kutlamamak parasızlık değil bence.İnsan isterse bir küçük kekle çay içerken bile kutlar.Alsam da mutlu olmayacaksın demesi de tamamen suçu sana atma cümlesi.Yani ben çaba göstermiyorum ama sebebi sensin demek bu.Maddi konularda da çok dengesizlik var.Merhabalar. Öncelikle okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazı biraz uzun olacak ama hıçkıra hıçkıra ağlayarak yazıyorum. Birilerinden akıl almazsam akıl sağlığımı kaybedeceğim. Sorun bende mi, eşimde mi bilmiyorum. Eşim beni öyle çok manipüle ediyor ki artık kendimi hastalıklı, memnuniyetsiz ve hiçbir şeyden mutlu olmayan biri gibi hissediyorum.
Kısaca özetlemeye çalışayım. Beş yıldır evliyiz, dokuz yıldır da birlikteyiz. Evliliğimizin başında kendi işimizi kurduk, pandemi dönemine denk geldik. Çok borca girdik, çok sıkıntılar çektik. Üç yıl boyunca bu borçları kapatmaya çalıştık. Eşimi çok severek evlendim. Ailesini de çok severim, her konuda destek olmuşlardır. Benim ailem de aynı şekilde.
Ancak son üç yıldır, borçlarımız bitmiş olmasına rağmen, eşimle birbirimizden neredeyse nefret eder hale geldik. Son iki yılda bir de oğlumuz oldu; şu an 19 aylık. O kadar çok kavga ediyoruz ki, çocuğumuzun varlığının keyfini bile çıkaramadık.
Kavgalarımızın en büyük sebebi ilgisizlik. Eşim kendi işini yaptığı için çok yoğun çalışıyordu ama kazancı da çok düşüktü. Üstelik son derece düşüncesiz biri haline geldi. Eskiden böyle değildi. Bir kere bile “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormaz. Üç yıldır ne doğum günümü kutlar ne de evlilik yıldönümümüzü. Eskiden “param yok” derdi, ben de “hediye istemiyorum, bari kutla” derdim. Şimdi ise “Sana hediye alsam da mutlu olmayacaksın, o yüzden almıyorum” diyor.
Haftanın beş günü alkol alıyor. Eve gelirken ben ne istersem alır ama istemezsem kendiliğinden “Şunu da aldım” demez. Ev faturalarını ben ödüyorum. Çocuğun tüm kıyafet ve ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Kendisi ayda bir paket bez alır, bir de bazen meyve getirir. İkimiz de çalışıyoruz; çocuğumuza benim annem bakıyor ve annem benden bile iyi bakıyor. Her gün oğluma et, balık yediriyor; babam köyden özel olarak horoz kestiriyor. Ben işe başlayalı dört ay oldu, bu süreçte ne anneme maddi bir destek olduk ne de “al, bunu çocuğumuz için kullan” diye bir paket bez verdik. Zaten eşim annemden bir şey istemez. Ben elimden geleni yapıyorum ama eşimin de yapmasını istiyorum. O ise elini hiçbir zaman taşın altına koymuyor.
Dört ay önce kurumsal bir şirkette işe başladım. Evimiz aileme uzaktı. Babam, emekli ikramiyesiyle bana bir ev aldı. Özellikle kendilerine yakın bir yerden aldı ki çocuğu getirip götürmek zor olmasın. Ev babamın üzerine; ne kira istedi ne de taşınma sürecinde bizden bir lira aldı. Nakliyeden boyaya, beş aylık aidattan temizliğe kadar her şeyi babam ödedi. Biz sadece eşyalarımızı alıp geldik. Bu süreçte eşim babama bir kez bile teşekkür etmedi. Bir kere arayıp “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” demedi.
Daha da kötüsü, ona danışmadan karar verdiğimizi söyleyerek beni cezalandırdı. Taşınma sürecinde bana bir bardak su bile vermedi. Akşam yedi gibi eve geliyor, saat onda çocuğu uyutuyordu. Ben ise sabah üçe kadar evi toparlıyor, kolileri tek başıma hazırlıyordum. Aylarca vajinal enfeksiyon çektim. Gitmediğim doktor kalmadı, tüm testlerim temiz çıktı. Emzirdiğim için güçlü ilaçlar kullanamıyordum. En son doktor, emzirmeyi bırakıp iğne tedavisine gelmemi söyledi. O süreçte verilen ilaç 600 TL civarındaydı ve sigortamız yoktu. Eşimin çalıştığı yere gidip para istedim; ayakta duracak halim yoktu. Bana “Bir hafta sonra alırım” dedi. Akşam eve alkollü geldi ve bir daha o ilacı sormadı bile.
Geçen ay maaşımdan neredeyse hiç para kalmadı. Kilo aldığım için ceketlerim olmuyor, yenisini almam gerekiyordu. Şaka yollu “İndirim varken alsana, sabahları üşüyorum” dedim. “Maaşın yatınca alırsın” dedi ama almadı. AVM’ye ceket bakmaya gittim. Hava yağmurluydu, arabamız eskiydi. “Gelir misin, şemsiyem yok” dedim. “Bu araba bu yağmurda oraya gelmez” dedi. Aynı mesafedeki anne-babasının yanına ise arabayla gitti. Ben sırılsıklam otobüse bindim.
Çocuğum asla uyumayan bir çocuk. Geceleri 20 kez uyanır. Bazen üç saatlik uykuyla güne başlarım. Bunca zaman eşimin gece kalktığı toplam üç kez ya vardır ya yoktur. Bir kere altını değiştirmedi, bir kere “Yemeğini ben yedireyim” demedi. İşi erken biterse gelir, iki saat çocukla oynar, sonra gider.
Borçlu olduğumuz dönemde tekstil işini eve taşımıştı. Ev küçücükken, ben hamileyken evin içinde baskı yapıyordu; her yer toz ve tüy oluyordu. O işe gittikten sonra hamile halimle evi dip köşe temizlerdim. Bir kez düşük yaptım; ikinci haftamda hala kanamam varken atölyeye gidip ona yardım ettim. Yemek yemeyi sevmezdi; her sabah ona özel yüksek kalorili içecekler hazırlardım. Şimdi yemek yapmıyorum; kendisi ne isterse yapıyor ama bunu bile bana hesap sorar gibi söylüyor.
Diş tedavisi için onu ben ikna ettim. Son taksiti ödeyemedik, incecik kolyemi sattım. Bunca şeyi yaparken ben de zaman zaman sinirle laf soktum, inkar etmiyorum. Ama onun için bu kadar fedakarlık yaptıysam, arada söylenmeye de hakkım yok mu? Şimdi gözünde dırdırcı, memnuniyetsiz, mutsuz bir kadınım.
Uykusuzluktan tükenmiş durumdayım. Gecenin bir yarısı çocuğa bağırdığım oldu. Eşim gelip bana “Bunları biri görse çocuğu senden alırlar” diyor. “İşe girdin, kendini bir şey sandın” diyor. “Her gün işe makyaj yapacağına bana yapsaydın” diyor. Ben de “Hizmetçilik yapmaktan aynaya bakacak vaktim mi oldu?” diyorum.
İşe girdiğimden beri gözüm açıldı. Diğer kadınların gördüğü değeri, yaşadığı hayatı görünce “Ben kendimi harcamışım” diyorum. Ama sonra borç zamanlarını hatırlıyorum. Hacizler ailemin kulağına gitmesin diye eşek gibi çalıştı. Önce benim borçlarımı ödedi. Eskiden beni severdi, hediyeler alırdı. Çok gezmesek bile en azından gönlümüz hoştu.
Bazen diyorum ki: Acaba ben mi bu adamı bu hale getirdim? Bir yerde yanlış mı yaptım? Şu an ikimiz de mutsuzuz, her gün kavga ediyoruz. Çocuğumuz kavgalarımızı görünce dikkat çekmek için tehlikeli davranışlar yapıyor. Ama ben de tükendim. Evdeki varlığıyla yokluğu arasında benim için fark kalmadı. Yediği yemeğin tabağını bile kaldırmıyor. Her sabah içtiği şişeleri ben topluyorum. Ne maddi ne manevi bana artık hiçbir şey vermiyor.
Ama bir şey beni hala tutuyor. O eve geldiğinde oğlumun “baba” diye kahkahalarla onu karşılaması, onun mutluluğu, her gün boşanmayı ertelememe sebep oluyor. Bir de sürekli aklımla oynuyor. Beni insanlara olmadığım biri gibi anlattığımı söylüyor. “Psikoloğa git, hala lohusa depresyonundasın” diyor. Ama çevremdeki herkes “Nasıl dayanıyorsun, neyi bekliyorsun?” diyor.
Bana akıl verin. Nefes alamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Boşanma sürecine nereden başlayacağımı, sonrasında hayatın nasıl olacağını bilmiyorum.
Açıkçası okurken sanki boşanma dava dilekçesi okumuş gibi hissettim ne aşklar ile başlayan ilişkiler bu hale geliyor işte Allah içinizi ferah tutsun aileniz arkanızda zaten size destek olur bence sevilmediginiz yerde çok da durmak için çaba sarf etmeye gerek yokMerhabalar. Öncelikle okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazı biraz uzun olacak ama hıçkıra hıçkıra ağlayarak yazıyorum. Birilerinden akıl almazsam akıl sağlığımı kaybedeceğim. Sorun bende mi, eşimde mi bilmiyorum. Eşim beni öyle çok manipüle ediyor ki artık kendimi hastalıklı, memnuniyetsiz ve hiçbir şeyden mutlu olmayan biri gibi hissediyorum.
Kısaca özetlemeye çalışayım. Beş yıldır evliyiz, dokuz yıldır da birlikteyiz. Evliliğimizin başında kendi işimizi kurduk, pandemi dönemine denk geldik. Çok borca girdik, çok sıkıntılar çektik. Üç yıl boyunca bu borçları kapatmaya çalıştık. Eşimi çok severek evlendim. Ailesini de çok severim, her konuda destek olmuşlardır. Benim ailem de aynı şekilde.
Ancak son üç yıldır, borçlarımız bitmiş olmasına rağmen, eşimle birbirimizden neredeyse nefret eder hale geldik. Son iki yılda bir de oğlumuz oldu; şu an 19 aylık. O kadar çok kavga ediyoruz ki, çocuğumuzun varlığının keyfini bile çıkaramadık.
Kavgalarımızın en büyük sebebi ilgisizlik. Eşim kendi işini yaptığı için çok yoğun çalışıyordu ama kazancı da çok düşüktü. Üstelik son derece düşüncesiz biri haline geldi. Eskiden böyle değildi. Bir kere bile “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormaz. Üç yıldır ne doğum günümü kutlar ne de evlilik yıldönümümüzü. Eskiden “param yok” derdi, ben de “hediye istemiyorum, bari kutla” derdim. Şimdi ise “Sana hediye alsam da mutlu olmayacaksın, o yüzden almıyorum” diyor.
Haftanın beş günü alkol alıyor. Eve gelirken ben ne istersem alır ama istemezsem kendiliğinden “Şunu da aldım” demez. Ev faturalarını ben ödüyorum. Çocuğun tüm kıyafet ve ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Kendisi ayda bir paket bez alır, bir de bazen meyve getirir. İkimiz de çalışıyoruz; çocuğumuza benim annem bakıyor ve annem benden bile iyi bakıyor. Her gün oğluma et, balık yediriyor; babam köyden özel olarak horoz kestiriyor. Ben işe başlayalı dört ay oldu, bu süreçte ne anneme maddi bir destek olduk ne de “al, bunu çocuğumuz için kullan” diye bir paket bez verdik. Zaten eşim annemden bir şey istemez. Ben elimden geleni yapıyorum ama eşimin de yapmasını istiyorum. O ise elini hiçbir zaman taşın altına koymuyor.
Dört ay önce kurumsal bir şirkette işe başladım. Evimiz aileme uzaktı. Babam, emekli ikramiyesiyle bana bir ev aldı. Özellikle kendilerine yakın bir yerden aldı ki çocuğu getirip götürmek zor olmasın. Ev babamın üzerine; ne kira istedi ne de taşınma sürecinde bizden bir lira aldı. Nakliyeden boyaya, beş aylık aidattan temizliğe kadar her şeyi babam ödedi. Biz sadece eşyalarımızı alıp geldik. Bu süreçte eşim babama bir kez bile teşekkür etmedi. Bir kere arayıp “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” demedi.
Daha da kötüsü, ona danışmadan karar verdiğimizi söyleyerek beni cezalandırdı. Taşınma sürecinde bana bir bardak su bile vermedi. Akşam yedi gibi eve geliyor, saat onda çocuğu uyutuyordu. Ben ise sabah üçe kadar evi toparlıyor, kolileri tek başıma hazırlıyordum. Aylarca vajinal enfeksiyon çektim. Gitmediğim doktor kalmadı, tüm testlerim temiz çıktı. Emzirdiğim için güçlü ilaçlar kullanamıyordum. En son doktor, emzirmeyi bırakıp iğne tedavisine gelmemi söyledi. O süreçte verilen ilaç 600 TL civarındaydı ve sigortamız yoktu. Eşimin çalıştığı yere gidip para istedim; ayakta duracak halim yoktu. Bana “Bir hafta sonra alırım” dedi. Akşam eve alkollü geldi ve bir daha o ilacı sormadı bile.
Geçen ay maaşımdan neredeyse hiç para kalmadı. Kilo aldığım için ceketlerim olmuyor, yenisini almam gerekiyordu. Şaka yollu “İndirim varken alsana, sabahları üşüyorum” dedim. “Maaşın yatınca alırsın” dedi ama almadı. AVM’ye ceket bakmaya gittim. Hava yağmurluydu, arabamız eskiydi. “Gelir misin, şemsiyem yok” dedim. “Bu araba bu yağmurda oraya gelmez” dedi. Aynı mesafedeki anne-babasının yanına ise arabayla gitti. Ben sırılsıklam otobüse bindim.
Çocuğum asla uyumayan bir çocuk. Geceleri 20 kez uyanır. Bazen üç saatlik uykuyla güne başlarım. Bunca zaman eşimin gece kalktığı toplam üç kez ya vardır ya yoktur. Bir kere altını değiştirmedi, bir kere “Yemeğini ben yedireyim” demedi. İşi erken biterse gelir, iki saat çocukla oynar, sonra gider.
Borçlu olduğumuz dönemde tekstil işini eve taşımıştı. Ev küçücükken, ben hamileyken evin içinde baskı yapıyordu; her yer toz ve tüy oluyordu. O işe gittikten sonra hamile halimle evi dip köşe temizlerdim. Bir kez düşük yaptım; ikinci haftamda hala kanamam varken atölyeye gidip ona yardım ettim. Yemek yemeyi sevmezdi; her sabah ona özel yüksek kalorili içecekler hazırlardım. Şimdi yemek yapmıyorum; kendisi ne isterse yapıyor ama bunu bile bana hesap sorar gibi söylüyor.
Diş tedavisi için onu ben ikna ettim. Son taksiti ödeyemedik, incecik kolyemi sattım. Bunca şeyi yaparken ben de zaman zaman sinirle laf soktum, inkar etmiyorum. Ama onun için bu kadar fedakarlık yaptıysam, arada söylenmeye de hakkım yok mu? Şimdi gözünde dırdırcı, memnuniyetsiz, mutsuz bir kadınım.
Uykusuzluktan tükenmiş durumdayım. Gecenin bir yarısı çocuğa bağırdığım oldu. Eşim gelip bana “Bunları biri görse çocuğu senden alırlar” diyor. “İşe girdin, kendini bir şey sandın” diyor. “Her gün işe makyaj yapacağına bana yapsaydın” diyor. Ben de “Hizmetçilik yapmaktan aynaya bakacak vaktim mi oldu?” diyorum.
İşe girdiğimden beri gözüm açıldı. Diğer kadınların gördüğü değeri, yaşadığı hayatı görünce “Ben kendimi harcamışım” diyorum. Ama sonra borç zamanlarını hatırlıyorum. Hacizler ailemin kulağına gitmesin diye eşek gibi çalıştı. Önce benim borçlarımı ödedi. Eskiden beni severdi, hediyeler alırdı. Çok gezmesek bile en azından gönlümüz hoştu.
Bazen diyorum ki: Acaba ben mi bu adamı bu hale getirdim? Bir yerde yanlış mı yaptım? Şu an ikimiz de mutsuzuz, her gün kavga ediyoruz. Çocuğumuz kavgalarımızı görünce dikkat çekmek için tehlikeli davranışlar yapıyor. Ama ben de tükendim. Evdeki varlığıyla yokluğu arasında benim için fark kalmadı. Yediği yemeğin tabağını bile kaldırmıyor. Her sabah içtiği şişeleri ben topluyorum. Ne maddi ne manevi bana artık hiçbir şey vermiyor.
Ama bir şey beni hala tutuyor. O eve geldiğinde oğlumun “baba” diye kahkahalarla onu karşılaması, onun mutluluğu, her gün boşanmayı ertelememe sebep oluyor. Bir de sürekli aklımla oynuyor. Beni insanlara olmadığım biri gibi anlattığımı söylüyor. “Psikoloğa git, hala lohusa depresyonundasın” diyor. Ama çevremdeki herkes “Nasıl dayanıyorsun, neyi bekliyorsun?” diyor.
Bana akıl verin. Nefes alamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Boşanma sürecine nereden başlayacağımı, sonrasında hayatın nasıl olacağını bilmiyorum.
Bacım yanlış anlama ama sizin evlilik denen bir şey kalmamış neden cekiyorsun bu alkolik adamı çocuğuna yazık sana psikolojik şiddet uygulamış demek ki benim eşim de hediye almaz sevgili günü yıldönümü bilmem ben önceden çok.umursardim şimdi umursamıyorum eline baklava vs takar gelir çünkü pasta falan bunlarla mutlu olmayi öğrendim eşimin ailesine gitmiyorum o da benim kime gitmiyor bizde sorun yaşadık evliliğimizin 6. Yılında şuan böyle sanki iyi olduk bende babamın evinde oturuyorum üstelik babam anam da komşumMerhabalar. Öncelikle okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazı biraz uzun olacak ama hıçkıra hıçkıra ağlayarak yazıyorum. Birilerinden akıl almazsam akıl sağlığımı kaybedeceğim. Sorun bende mi, eşimde mi bilmiyorum. Eşim beni öyle çok manipüle ediyor ki artık kendimi hastalıklı, memnuniyetsiz ve hiçbir şeyden mutlu olmayan biri gibi hissediyorum.
Kısaca özetlemeye çalışayım. Beş yıldır evliyiz, dokuz yıldır da birlikteyiz. Evliliğimizin başında kendi işimizi kurduk, pandemi dönemine denk geldik. Çok borca girdik, çok sıkıntılar çektik. Üç yıl boyunca bu borçları kapatmaya çalıştık. Eşimi çok severek evlendim. Ailesini de çok severim, her konuda destek olmuşlardır. Benim ailem de aynı şekilde.
Ancak son üç yıldır, borçlarımız bitmiş olmasına rağmen, eşimle birbirimizden neredeyse nefret eder hale geldik. Son iki yılda bir de oğlumuz oldu; şu an 19 aylık. O kadar çok kavga ediyoruz ki, çocuğumuzun varlığının keyfini bile çıkaramadık.
Kavgalarımızın en büyük sebebi ilgisizlik. Eşim kendi işini yaptığı için çok yoğun çalışıyordu ama kazancı da çok düşüktü. Üstelik son derece düşüncesiz biri haline geldi. Eskiden böyle değildi. Bir kere bile “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormaz. Üç yıldır ne doğum günümü kutlar ne de evlilik yıldönümümüzü. Eskiden “param yok” derdi, ben de “hediye istemiyorum, bari kutla” derdim. Şimdi ise “Sana hediye alsam da mutlu olmayacaksın, o yüzden almıyorum” diyor.
Haftanın beş günü alkol alıyor. Eve gelirken ben ne istersem alır ama istemezsem kendiliğinden “Şunu da aldım” demez. Ev faturalarını ben ödüyorum. Çocuğun tüm kıyafet ve ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Kendisi ayda bir paket bez alır, bir de bazen meyve getirir. İkimiz de çalışıyoruz; çocuğumuza benim annem bakıyor ve annem benden bile iyi bakıyor. Her gün oğluma et, balık yediriyor; babam köyden özel olarak horoz kestiriyor. Ben işe başlayalı dört ay oldu, bu süreçte ne anneme maddi bir destek olduk ne de “al, bunu çocuğumuz için kullan” diye bir paket bez verdik. Zaten eşim annemden bir şey istemez. Ben elimden geleni yapıyorum ama eşimin de yapmasını istiyorum. O ise elini hiçbir zaman taşın altına koymuyor.
Dört ay önce kurumsal bir şirkette işe başladım. Evimiz aileme uzaktı. Babam, emekli ikramiyesiyle bana bir ev aldı. Özellikle kendilerine yakın bir yerden aldı ki çocuğu getirip götürmek zor olmasın. Ev babamın üzerine; ne kira istedi ne de taşınma sürecinde bizden bir lira aldı. Nakliyeden boyaya, beş aylık aidattan temizliğe kadar her şeyi babam ödedi. Biz sadece eşyalarımızı alıp geldik. Bu süreçte eşim babama bir kez bile teşekkür etmedi. Bir kere arayıp “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” demedi.
Daha da kötüsü, ona danışmadan karar verdiğimizi söyleyerek beni cezalandırdı. Taşınma sürecinde bana bir bardak su bile vermedi. Akşam yedi gibi eve geliyor, saat onda çocuğu uyutuyordu. Ben ise sabah üçe kadar evi toparlıyor, kolileri tek başıma hazırlıyordum. Aylarca vajinal enfeksiyon çektim. Gitmediğim doktor kalmadı, tüm testlerim temiz çıktı. Emzirdiğim için güçlü ilaçlar kullanamıyordum. En son doktor, emzirmeyi bırakıp iğne tedavisine gelmemi söyledi. O süreçte verilen ilaç 600 TL civarındaydı ve sigortamız yoktu. Eşimin çalıştığı yere gidip para istedim; ayakta duracak halim yoktu. Bana “Bir hafta sonra alırım” dedi. Akşam eve alkollü geldi ve bir daha o ilacı sormadı bile.
Geçen ay maaşımdan neredeyse hiç para kalmadı. Kilo aldığım için ceketlerim olmuyor, yenisini almam gerekiyordu. Şaka yollu “İndirim varken alsana, sabahları üşüyorum” dedim. “Maaşın yatınca alırsın” dedi ama almadı. AVM’ye ceket bakmaya gittim. Hava yağmurluydu, arabamız eskiydi. “Gelir misin, şemsiyem yok” dedim. “Bu araba bu yağmurda oraya gelmez” dedi. Aynı mesafedeki anne-babasının yanına ise arabayla gitti. Ben sırılsıklam otobüse bindim.
Çocuğum asla uyumayan bir çocuk. Geceleri 20 kez uyanır. Bazen üç saatlik uykuyla güne başlarım. Bunca zaman eşimin gece kalktığı toplam üç kez ya vardır ya yoktur. Bir kere altını değiştirmedi, bir kere “Yemeğini ben yedireyim” demedi. İşi erken biterse gelir, iki saat çocukla oynar, sonra gider.
Borçlu olduğumuz dönemde tekstil işini eve taşımıştı. Ev küçücükken, ben hamileyken evin içinde baskı yapıyordu; her yer toz ve tüy oluyordu. O işe gittikten sonra hamile halimle evi dip köşe temizlerdim. Bir kez düşük yaptım; ikinci haftamda hala kanamam varken atölyeye gidip ona yardım ettim. Yemek yemeyi sevmezdi; her sabah ona özel yüksek kalorili içecekler hazırlardım. Şimdi yemek yapmıyorum; kendisi ne isterse yapıyor ama bunu bile bana hesap sorar gibi söylüyor.
Diş tedavisi için onu ben ikna ettim. Son taksiti ödeyemedik, incecik kolyemi sattım. Bunca şeyi yaparken ben de zaman zaman sinirle laf soktum, inkar etmiyorum. Ama onun için bu kadar fedakarlık yaptıysam, arada söylenmeye de hakkım yok mu? Şimdi gözünde dırdırcı, memnuniyetsiz, mutsuz bir kadınım.
Uykusuzluktan tükenmiş durumdayım. Gecenin bir yarısı çocuğa bağırdığım oldu. Eşim gelip bana “Bunları biri görse çocuğu senden alırlar” diyor. “İşe girdin, kendini bir şey sandın” diyor. “Her gün işe makyaj yapacağına bana yapsaydın” diyor. Ben de “Hizmetçilik yapmaktan aynaya bakacak vaktim mi oldu?” diyorum.
İşe girdiğimden beri gözüm açıldı. Diğer kadınların gördüğü değeri, yaşadığı hayatı görünce “Ben kendimi harcamışım” diyorum. Ama sonra borç zamanlarını hatırlıyorum. Hacizler ailemin kulağına gitmesin diye eşek gibi çalıştı. Önce benim borçlarımı ödedi. Eskiden beni severdi, hediyeler alırdı. Çok gezmesek bile en azından gönlümüz hoştu.
Bazen diyorum ki: Acaba ben mi bu adamı bu hale getirdim? Bir yerde yanlış mı yaptım? Şu an ikimiz de mutsuzuz, her gün kavga ediyoruz. Çocuğumuz kavgalarımızı görünce dikkat çekmek için tehlikeli davranışlar yapıyor. Ama ben de tükendim. Evdeki varlığıyla yokluğu arasında benim için fark kalmadı. Yediği yemeğin tabağını bile kaldırmıyor. Her sabah içtiği şişeleri ben topluyorum. Ne maddi ne manevi bana artık hiçbir şey vermiyor.
Ama bir şey beni hala tutuyor. O eve geldiğinde oğlumun “baba” diye kahkahalarla onu karşılaması, onun mutluluğu, her gün boşanmayı ertelememe sebep oluyor. Bir de sürekli aklımla oynuyor. Beni insanlara olmadığım biri gibi anlattığımı söylüyor. “Psikoloğa git, hala lohusa depresyonundasın” diyor. Ama çevremdeki herkes “Nasıl dayanıyorsun, neyi bekliyorsun?” diyor.
Bana akıl verin. Nefes alamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Boşanma sürecine nereden başlayacağımı, sonrasında hayatın nasıl olacağını bilmiyorum.
20 yasndaMerhabalar. Öncelikle okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazı biraz uzun olacak ama hıçkıra hıçkıra ağlayarak yazıyorum. Birilerinden akıl almazsam akıl sağlığımı kaybedeceğim. Sorun bende mi, eşimde mi bilmiyorum. Eşim beni öyle çok manipüle ediyor ki artık kendimi hastalıklı, memnuniyetsiz ve hiçbir şeyden mutlu olmayan biri gibi hissediyorum.
Kısaca özetlemeye çalışayım. Beş yıldır evliyiz, dokuz yıldır da birlikteyiz. Evliliğimizin başında kendi işimizi kurduk, pandemi dönemine denk geldik. Çok borca girdik, çok sıkıntılar çektik. Üç yıl boyunca bu borçları kapatmaya çalıştık. Eşimi çok severek evlendim. Ailesini de çok severim, her konuda destek olmuşlardır. Benim ailem de aynı şekilde.
Ancak son üç yıldır, borçlarımız bitmiş olmasına rağmen, eşimle birbirimizden neredeyse nefret eder hale geldik. Son iki yılda bir de oğlumuz oldu; şu an 19 aylık. O kadar çok kavga ediyoruz ki, çocuğumuzun varlığının keyfini bile çıkaramadık.
Kavgalarımızın en büyük sebebi ilgisizlik. Eşim kendi işini yaptığı için çok yoğun çalışıyordu ama kazancı da çok düşüktü. Üstelik son derece düşüncesiz biri haline geldi. Eskiden böyle değildi. Bir kere bile “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormaz. Üç yıldır ne doğum günümü kutlar ne de evlilik yıldönümümüzü. Eskiden “param yok” derdi, ben de “hediye istemiyorum, bari kutla” derdim. Şimdi ise “Sana hediye alsam da mutlu olmayacaksın, o yüzden almıyorum” diyor.
Haftanın beş günü alkol alıyor. Eve gelirken ben ne istersem alır ama istemezsem kendiliğinden “Şunu da aldım” demez. Ev faturalarını ben ödüyorum. Çocuğun tüm kıyafet ve ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Kendisi ayda bir paket bez alır, bir de bazen meyve getirir. İkimiz de çalışıyoruz; çocuğumuza benim annem bakıyor ve annem benden bile iyi bakıyor. Her gün oğluma et, balık yediriyor; babam köyden özel olarak horoz kestiriyor. Ben işe başlayalı dört ay oldu, bu süreçte ne anneme maddi bir destek olduk ne de “al, bunu çocuğumuz için kullan” diye bir paket bez verdik. Zaten eşim annemden bir şey istemez. Ben elimden geleni yapıyorum ama eşimin de yapmasını istiyorum. O ise elini hiçbir zaman taşın altına koymuyor.
Dört ay önce kurumsal bir şirkette işe başladım. Evimiz aileme uzaktı. Babam, emekli ikramiyesiyle bana bir ev aldı. Özellikle kendilerine yakın bir yerden aldı ki çocuğu getirip götürmek zor olmasın. Ev babamın üzerine; ne kira istedi ne de taşınma sürecinde bizden bir lira aldı. Nakliyeden boyaya, beş aylık aidattan temizliğe kadar her şeyi babam ödedi. Biz sadece eşyalarımızı alıp geldik. Bu süreçte eşim babama bir kez bile teşekkür etmedi. Bir kere arayıp “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” demedi.
Daha da kötüsü, ona danışmadan karar verdiğimizi söyleyerek beni cezalandırdı. Taşınma sürecinde bana bir bardak su bile vermedi. Akşam yedi gibi eve geliyor, saat onda çocuğu uyutuyordu. Ben ise sabah üçe kadar evi toparlıyor, kolileri tek başıma hazırlıyordum. Aylarca vajinal enfeksiyon çektim. Gitmediğim doktor kalmadı, tüm testlerim temiz çıktı. Emzirdiğim için güçlü ilaçlar kullanamıyordum. En son doktor, emzirmeyi bırakıp iğne tedavisine gelmemi söyledi. O süreçte verilen ilaç 600 TL civarındaydı ve sigortamız yoktu. Eşimin çalıştığı yere gidip para istedim; ayakta duracak halim yoktu. Bana “Bir hafta sonra alırım” dedi. Akşam eve alkollü geldi ve bir daha o ilacı sormadı bile.
Geçen ay maaşımdan neredeyse hiç para kalmadı. Kilo aldığım için ceketlerim olmuyor, yenisini almam gerekiyordu. Şaka yollu “İndirim varken alsana, sabahları üşüyorum” dedim. “Maaşın yatınca alırsın” dedi ama almadı. AVM’ye ceket bakmaya gittim. Hava yağmurluydu, arabamız eskiydi. “Gelir misin, şemsiyem yok” dedim. “Bu araba bu yağmurda oraya gelmez” dedi. Aynı mesafedeki anne-babasının yanına ise arabayla gitti. Ben sırılsıklam otobüse bindim.
Çocuğum asla uyumayan bir çocuk. Geceleri 20 kez uyanır. Bazen üç saatlik uykuyla güne başlarım. Bunca zaman eşimin gece kalktığı toplam üç kez ya vardır ya yoktur. Bir kere altını değiştirmedi, bir kere “Yemeğini ben yedireyim” demedi. İşi erken biterse gelir, iki saat çocukla oynar, sonra gider.
Borçlu olduğumuz dönemde tekstil işini eve taşımıştı. Ev küçücükken, ben hamileyken evin içinde baskı yapıyordu; her yer toz ve tüy oluyordu. O işe gittikten sonra hamile halimle evi dip köşe temizlerdim. Bir kez düşük yaptım; ikinci haftamda hala kanamam varken atölyeye gidip ona yardım ettim. Yemek yemeyi sevmezdi; her sabah ona özel yüksek kalorili içecekler hazırlardım. Şimdi yemek yapmıyorum; kendisi ne isterse yapıyor ama bunu bile bana hesap sorar gibi söylüyor.
Diş tedavisi için onu ben ikna ettim. Son taksiti ödeyemedik, incecik kolyemi sattım. Bunca şeyi yaparken ben de zaman zaman sinirle laf soktum, inkar etmiyorum. Ama onun için bu kadar fedakarlık yaptıysam, arada söylenmeye de hakkım yok mu? Şimdi gözünde dırdırcı, memnuniyetsiz, mutsuz bir kadınım.
Uykusuzluktan tükenmiş durumdayım. Gecenin bir yarısı çocuğa bağırdığım oldu. Eşim gelip bana “Bunları biri görse çocuğu senden alırlar” diyor. “İşe girdin, kendini bir şey sandın” diyor. “Her gün işe makyaj yapacağına bana yapsaydın” diyor. Ben de “Hizmetçilik yapmaktan aynaya bakacak vaktim mi oldu?” diyorum.
İşe girdiğimden beri gözüm açıldı. Diğer kadınların gördüğü değeri, yaşadığı hayatı görünce “Ben kendimi harcamışım” diyorum. Ama sonra borç zamanlarını hatırlıyorum. Hacizler ailemin kulağına gitmesin diye eşek gibi çalıştı. Önce benim borçlarımı ödedi. Eskiden beni severdi, hediyeler alırdı. Çok gezmesek bile en azından gönlümüz hoştu.
Bazen diyorum ki: Acaba ben mi bu adamı bu hale getirdim? Bir yerde yanlış mı yaptım? Şu an ikimiz de mutsuzuz, her gün kavga ediyoruz. Çocuğumuz kavgalarımızı görünce dikkat çekmek için tehlikeli davranışlar yapıyor. Ama ben de tükendim. Evdeki varlığıyla yokluğu arasında benim için fark kalmadı. Yediği yemeğin tabağını bile kaldırmıyor. Her sabah içtiği şişeleri ben topluyorum. Ne maddi ne manevi bana artık hiçbir şey vermiyor.
Ama bir şey beni hala tutuyor. O eve geldiğinde oğlumun “baba” diye kahkahalarla onu karşılaması, onun mutluluğu, her gün boşanmayı ertelememe sebep oluyor. Bir de sürekli aklımla oynuyor. Beni insanlara olmadığım biri gibi anlattığımı söylüyor. “Psikoloğa git, hala lohusa depresyonundasın” diyor. Ama çevremdeki herkes “Nasıl dayanıyorsun, neyi bekliyorsun?” diyor.
Bana akıl verin. Nefes alamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Boşanma sürecine nereden başlayacağımı, sonrasında hayatın nasıl olacağını bilmiyorum.
Merhaba 20 yasnda anne olmuş ıkı kız çocuğu olan bir anne olarak yazıyorum. 29 yaşında 2 kızımla işim evım param aıle desteğim yokken o herseyın tak dedığı yerde boşadım bıraz zorlandım ama duzenımı kurdum evımıntuttum çocuklarımı okutuyorum işim çok iyi çok huzurluyuz ruhum kalbim çok mutlu , çocuklar huzurlu tartsmasz mutlu bir anne ile daha mutlu sağlıklı özgüvenli büyüyorlar.. Hiç pişman değilim çok güçlüyüm onlardan güçlü olmayı öğretıyorum korkmamayı değerli olduklarını hakszlıga susmamayı ve bır kaç yıldır çok mutlu ve en güzel 30 lu yaşlarımın başındayım:) hıc korkmayın bence. Hiç bırseyım yokken ben bıle sıfırdan başlamaya korkmadıysam sızın evınız aılenz desteklerınız var ha korkmamalısınız.. çocuğunuza dılerse; babalık yapabılır boşanmak onun babasx kalması degıldır.Merhabalar. Öncelikle okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazı biraz uzun olacak ama hıçkıra hıçkıra ağlayarak yazıyorum. Birilerinden akıl almazsam akıl sağlığımı kaybedeceğim. Sorun bende mi, eşimde mi bilmiyorum. Eşim beni öyle çok manipüle ediyor ki artık kendimi hastalıklı, memnuniyetsiz ve hiçbir şeyden mutlu olmayan biri gibi hissediyorum.
Kısaca özetlemeye çalışayım. Beş yıldır evliyiz, dokuz yıldır da birlikteyiz. Evliliğimizin başında kendi işimizi kurduk, pandemi dönemine denk geldik. Çok borca girdik, çok sıkıntılar çektik. Üç yıl boyunca bu borçları kapatmaya çalıştık. Eşimi çok severek evlendim. Ailesini de çok severim, her konuda destek olmuşlardır. Benim ailem de aynı şekilde.
Ancak son üç yıldır, borçlarımız bitmiş olmasına rağmen, eşimle birbirimizden neredeyse nefret eder hale geldik. Son iki yılda bir de oğlumuz oldu; şu an 19 aylık. O kadar çok kavga ediyoruz ki, çocuğumuzun varlığının keyfini bile çıkaramadık.
Kavgalarımızın en büyük sebebi ilgisizlik. Eşim kendi işini yaptığı için çok yoğun çalışıyordu ama kazancı da çok düşüktü. Üstelik son derece düşüncesiz biri haline geldi. Eskiden böyle değildi. Bir kere bile “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormaz. Üç yıldır ne doğum günümü kutlar ne de evlilik yıldönümümüzü. Eskiden “param yok” derdi, ben de “hediye istemiyorum, bari kutla” derdim. Şimdi ise “Sana hediye alsam da mutlu olmayacaksın, o yüzden almıyorum” diyor.
Haftanın beş günü alkol alıyor. Eve gelirken ben ne istersem alır ama istemezsem kendiliğinden “Şunu da aldım” demez. Ev faturalarını ben ödüyorum. Çocuğun tüm kıyafet ve ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Kendisi ayda bir paket bez alır, bir de bazen meyve getirir. İkimiz de çalışıyoruz; çocuğumuza benim annem bakıyor ve annem benden bile iyi bakıyor. Her gün oğluma et, balık yediriyor; babam köyden özel olarak horoz kestiriyor. Ben işe başlayalı dört ay oldu, bu süreçte ne anneme maddi bir destek olduk ne de “al, bunu çocuğumuz için kullan” diye bir paket bez verdik. Zaten eşim annemden bir şey istemez. Ben elimden geleni yapıyorum ama eşimin de yapmasını istiyorum. O ise elini hiçbir zaman taşın altına koymuyor.
Dört ay önce kurumsal bir şirkette işe başladım. Evimiz aileme uzaktı. Babam, emekli ikramiyesiyle bana bir ev aldı. Özellikle kendilerine yakın bir yerden aldı ki çocuğu getirip götürmek zor olmasın. Ev babamın üzerine; ne kira istedi ne de taşınma sürecinde bizden bir lira aldı. Nakliyeden boyaya, beş aylık aidattan temizliğe kadar her şeyi babam ödedi. Biz sadece eşyalarımızı alıp geldik. Bu süreçte eşim babama bir kez bile teşekkür etmedi. Bir kere arayıp “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” demedi.
Daha da kötüsü, ona danışmadan karar verdiğimizi söyleyerek beni cezalandırdı. Taşınma sürecinde bana bir bardak su bile vermedi. Akşam yedi gibi eve geliyor, saat onda çocuğu uyutuyordu. Ben ise sabah üçe kadar evi toparlıyor, kolileri tek başıma hazırlıyordum. Aylarca vajinal enfeksiyon çektim. Gitmediğim doktor kalmadı, tüm testlerim temiz çıktı. Emzirdiğim için güçlü ilaçlar kullanamıyordum. En son doktor, emzirmeyi bırakıp iğne tedavisine gelmemi söyledi. O süreçte verilen ilaç 600 TL civarındaydı ve sigortamız yoktu. Eşimin çalıştığı yere gidip para istedim; ayakta duracak halim yoktu. Bana “Bir hafta sonra alırım” dedi. Akşam eve alkollü geldi ve bir daha o ilacı sormadı bile.
Geçen ay maaşımdan neredeyse hiç para kalmadı. Kilo aldığım için ceketlerim olmuyor, yenisini almam gerekiyordu. Şaka yollu “İndirim varken alsana, sabahları üşüyorum” dedim. “Maaşın yatınca alırsın” dedi ama almadı. AVM’ye ceket bakmaya gittim. Hava yağmurluydu, arabamız eskiydi. “Gelir misin, şemsiyem yok” dedim. “Bu araba bu yağmurda oraya gelmez” dedi. Aynı mesafedeki anne-babasının yanına ise arabayla gitti. Ben sırılsıklam otobüse bindim.
Çocuğum asla uyumayan bir çocuk. Geceleri 20 kez uyanır. Bazen üç saatlik uykuyla güne başlarım. Bunca zaman eşimin gece kalktığı toplam üç kez ya vardır ya yoktur. Bir kere altını değiştirmedi, bir kere “Yemeğini ben yedireyim” demedi. İşi erken biterse gelir, iki saat çocukla oynar, sonra gider.
Borçlu olduğumuz dönemde tekstil işini eve taşımıştı. Ev küçücükken, ben hamileyken evin içinde baskı yapıyordu; her yer toz ve tüy oluyordu. O işe gittikten sonra hamile halimle evi dip köşe temizlerdim. Bir kez düşük yaptım; ikinci haftamda hala kanamam varken atölyeye gidip ona yardım ettim. Yemek yemeyi sevmezdi; her sabah ona özel yüksek kalorili içecekler hazırlardım. Şimdi yemek yapmıyorum; kendisi ne isterse yapıyor ama bunu bile bana hesap sorar gibi söylüyor.
Diş tedavisi için onu ben ikna ettim. Son taksiti ödeyemedik, incecik kolyemi sattım. Bunca şeyi yaparken ben de zaman zaman sinirle laf soktum, inkar etmiyorum. Ama onun için bu kadar fedakarlık yaptıysam, arada söylenmeye de hakkım yok mu? Şimdi gözünde dırdırcı, memnuniyetsiz, mutsuz bir kadınım.
Uykusuzluktan tükenmiş durumdayım. Gecenin bir yarısı çocuğa bağırdığım oldu. Eşim gelip bana “Bunları biri görse çocuğu senden alırlar” diyor. “İşe girdin, kendini bir şey sandın” diyor. “Her gün işe makyaj yapacağına bana yapsaydın” diyor. Ben de “Hizmetçilik yapmaktan aynaya bakacak vaktim mi oldu?” diyorum.
İşe girdiğimden beri gözüm açıldı. Diğer kadınların gördüğü değeri, yaşadığı hayatı görünce “Ben kendimi harcamışım” diyorum. Ama sonra borç zamanlarını hatırlıyorum. Hacizler ailemin kulağına gitmesin diye eşek gibi çalıştı. Önce benim borçlarımı ödedi. Eskiden beni severdi, hediyeler alırdı. Çok gezmesek bile en azından gönlümüz hoştu.
Bazen diyorum ki: Acaba ben mi bu adamı bu hale getirdim? Bir yerde yanlış mı yaptım? Şu an ikimiz de mutsuzuz, her gün kavga ediyoruz. Çocuğumuz kavgalarımızı görünce dikkat çekmek için tehlikeli davranışlar yapıyor. Ama ben de tükendim. Evdeki varlığıyla yokluğu arasında benim için fark kalmadı. Yediği yemeğin tabağını bile kaldırmıyor. Her sabah içtiği şişeleri ben topluyorum. Ne maddi ne manevi bana artık hiçbir şey vermiyor.
Ama bir şey beni hala tutuyor. O eve geldiğinde oğlumun “baba” diye kahkahalarla onu karşılaması, onun mutluluğu, her gün boşanmayı ertelememe sebep oluyor. Bir de sürekli aklımla oynuyor. Beni insanlara olmadığım biri gibi anlattığımı söylüyor. “Psikoloğa git, hala lohusa depresyonundasın” diyor. Ama çevremdeki herkes “Nasıl dayanıyorsun, neyi bekliyorsun?” diyor.
Bana akıl verin. Nefes alamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Boşanma sürecine nereden başlayacağımı, sonrasında hayatın nasıl olacağını bilmiyorum.