• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Birilerinden akıl almazsam akıl sağlığımı kaybedeceğim; Eşimin yaptıkları!

Merhabalar. Öncelikle okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazı biraz uzun olacak ama hıçkıra hıçkıra ağlayarak yazıyorum. Birilerinden akıl almazsam akıl sağlığımı kaybedeceğim. Sorun bende mi, eşimde mi bilmiyorum. Eşim beni öyle çok manipüle ediyor ki artık kendimi hastalıklı, memnuniyetsiz ve hiçbir şeyden mutlu olmayan biri gibi hissediyorum.

Kısaca özetlemeye çalışayım. Beş yıldır evliyiz, dokuz yıldır da birlikteyiz. Evliliğimizin başında kendi işimizi kurduk, pandemi dönemine denk geldik. Çok borca girdik, çok sıkıntılar çektik. Üç yıl boyunca bu borçları kapatmaya çalıştık. Eşimi çok severek evlendim. Ailesini de çok severim, her konuda destek olmuşlardır. Benim ailem de aynı şekilde.

Ancak son üç yıldır, borçlarımız bitmiş olmasına rağmen, eşimle birbirimizden neredeyse nefret eder hale geldik. Son iki yılda bir de oğlumuz oldu; şu an 19 aylık. O kadar çok kavga ediyoruz ki, çocuğumuzun varlığının keyfini bile çıkaramadık.

Kavgalarımızın en büyük sebebi ilgisizlik. Eşim kendi işini yaptığı için çok yoğun çalışıyordu ama kazancı da çok düşüktü. Üstelik son derece düşüncesiz biri haline geldi. Eskiden böyle değildi. Bir kere bile “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormaz. Üç yıldır ne doğum günümü kutlar ne de evlilik yıldönümümüzü. Eskiden “param yok” derdi, ben de “hediye istemiyorum, bari kutla” derdim. Şimdi ise “Sana hediye alsam da mutlu olmayacaksın, o yüzden almıyorum” diyor.

Haftanın beş günü alkol alıyor. Eve gelirken ben ne istersem alır ama istemezsem kendiliğinden “Şunu da aldım” demez. Ev faturalarını ben ödüyorum. Çocuğun tüm kıyafet ve ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Kendisi ayda bir paket bez alır, bir de bazen meyve getirir. İkimiz de çalışıyoruz; çocuğumuza benim annem bakıyor ve annem benden bile iyi bakıyor. Her gün oğluma et, balık yediriyor; babam köyden özel olarak horoz kestiriyor. Ben işe başlayalı dört ay oldu, bu süreçte ne anneme maddi bir destek olduk ne de “al, bunu çocuğumuz için kullan” diye bir paket bez verdik. Zaten eşim annemden bir şey istemez. Ben elimden geleni yapıyorum ama eşimin de yapmasını istiyorum. O ise elini hiçbir zaman taşın altına koymuyor.

Dört ay önce kurumsal bir şirkette işe başladım. Evimiz aileme uzaktı. Babam, emekli ikramiyesiyle bana bir ev aldı. Özellikle kendilerine yakın bir yerden aldı ki çocuğu getirip götürmek zor olmasın. Ev babamın üzerine; ne kira istedi ne de taşınma sürecinde bizden bir lira aldı. Nakliyeden boyaya, beş aylık aidattan temizliğe kadar her şeyi babam ödedi. Biz sadece eşyalarımızı alıp geldik. Bu süreçte eşim babama bir kez bile teşekkür etmedi. Bir kere arayıp “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” demedi.

Daha da kötüsü, ona danışmadan karar verdiğimizi söyleyerek beni cezalandırdı. Taşınma sürecinde bana bir bardak su bile vermedi. Akşam yedi gibi eve geliyor, saat onda çocuğu uyutuyordu. Ben ise sabah üçe kadar evi toparlıyor, kolileri tek başıma hazırlıyordum. Aylarca vajinal enfeksiyon çektim. Gitmediğim doktor kalmadı, tüm testlerim temiz çıktı. Emzirdiğim için güçlü ilaçlar kullanamıyordum. En son doktor, emzirmeyi bırakıp iğne tedavisine gelmemi söyledi. O süreçte verilen ilaç 600 TL civarındaydı ve sigortamız yoktu. Eşimin çalıştığı yere gidip para istedim; ayakta duracak halim yoktu. Bana “Bir hafta sonra alırım” dedi. Akşam eve alkollü geldi ve bir daha o ilacı sormadı bile.

Geçen ay maaşımdan neredeyse hiç para kalmadı. Kilo aldığım için ceketlerim olmuyor, yenisini almam gerekiyordu. Şaka yollu “İndirim varken alsana, sabahları üşüyorum” dedim. “Maaşın yatınca alırsın” dedi ama almadı. AVM’ye ceket bakmaya gittim. Hava yağmurluydu, arabamız eskiydi. “Gelir misin, şemsiyem yok” dedim. “Bu araba bu yağmurda oraya gelmez” dedi. Aynı mesafedeki anne-babasının yanına ise arabayla gitti. Ben sırılsıklam otobüse bindim.

Çocuğum asla uyumayan bir çocuk. Geceleri 20 kez uyanır. Bazen üç saatlik uykuyla güne başlarım. Bunca zaman eşimin gece kalktığı toplam üç kez ya vardır ya yoktur. Bir kere altını değiştirmedi, bir kere “Yemeğini ben yedireyim” demedi. İşi erken biterse gelir, iki saat çocukla oynar, sonra gider.

Borçlu olduğumuz dönemde tekstil işini eve taşımıştı. Ev küçücükken, ben hamileyken evin içinde baskı yapıyordu; her yer toz ve tüy oluyordu. O işe gittikten sonra hamile halimle evi dip köşe temizlerdim. Bir kez düşük yaptım; ikinci haftamda hala kanamam varken atölyeye gidip ona yardım ettim. Yemek yemeyi sevmezdi; her sabah ona özel yüksek kalorili içecekler hazırlardım. Şimdi yemek yapmıyorum; kendisi ne isterse yapıyor ama bunu bile bana hesap sorar gibi söylüyor.

Diş tedavisi için onu ben ikna ettim. Son taksiti ödeyemedik, incecik kolyemi sattım. Bunca şeyi yaparken ben de zaman zaman sinirle laf soktum, inkar etmiyorum. Ama onun için bu kadar fedakarlık yaptıysam, arada söylenmeye de hakkım yok mu? Şimdi gözünde dırdırcı, memnuniyetsiz, mutsuz bir kadınım.

Uykusuzluktan tükenmiş durumdayım. Gecenin bir yarısı çocuğa bağırdığım oldu. Eşim gelip bana “Bunları biri görse çocuğu senden alırlar” diyor. “İşe girdin, kendini bir şey sandın” diyor. “Her gün işe makyaj yapacağına bana yapsaydın” diyor. Ben de “Hizmetçilik yapmaktan aynaya bakacak vaktim mi oldu?” diyorum.

İşe girdiğimden beri gözüm açıldı. Diğer kadınların gördüğü değeri, yaşadığı hayatı görünce “Ben kendimi harcamışım” diyorum. Ama sonra borç zamanlarını hatırlıyorum. Hacizler ailemin kulağına gitmesin diye eşek gibi çalıştı. Önce benim borçlarımı ödedi. Eskiden beni severdi, hediyeler alırdı. Çok gezmesek bile en azından gönlümüz hoştu.

Bazen diyorum ki: Acaba ben mi bu adamı bu hale getirdim? Bir yerde yanlış mı yaptım? Şu an ikimiz de mutsuzuz, her gün kavga ediyoruz. Çocuğumuz kavgalarımızı görünce dikkat çekmek için tehlikeli davranışlar yapıyor. Ama ben de tükendim. Evdeki varlığıyla yokluğu arasında benim için fark kalmadı. Yediği yemeğin tabağını bile kaldırmıyor. Her sabah içtiği şişeleri ben topluyorum. Ne maddi ne manevi bana artık hiçbir şey vermiyor.

Ama bir şey beni hala tutuyor. O eve geldiğinde oğlumun “baba” diye kahkahalarla onu karşılaması, onun mutluluğu, her gün boşanmayı ertelememe sebep oluyor. Bir de sürekli aklımla oynuyor. Beni insanlara olmadığım biri gibi anlattığımı söylüyor. “Psikoloğa git, hala lohusa depresyonundasın” diyor. Ama çevremdeki herkes “Nasıl dayanıyorsun, neyi bekliyorsun?” diyor.

Bana akıl verin. Nefes alamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Boşanma sürecine nereden başlayacağımı, sonrasında hayatın nasıl olacağını bilmiyorum.
Çocuğunuz babalık bile yapmayan adam eve geldiğinde baba diyor diye gençliğiniiz çürütmeyin , o çocuğa da yazık etmeyin ileride sevgiyi aşkı böyle sanacak. Çocuğunuz kavgalara şahit olduğu için tehlikeli seyler yaptığını söylediniz bence ivedi olarak önce bu durumu düzeltin sonra da kendi ekonomik özgürlüğü elinde olan ve ailesi her zaman arkasında olan güçlü bir kadın olarak arkanıza bakmadan yolunuza devam edin. Siz de çocuğunuz da aileniz de böyle bi terbiyesizliği haketmiyor/ bir ömür ağlayacağınıza 1-2 sene ağlarsınız ama sonra iyi ki dersiniz
 
Eşinize tahammül etmek zorunda değilsiniz kaldiki maddi yönden eviniz var maaşınız var ve size destek olan aileniz var. Böyle erkekler değişmez en doğrusu çocuğunuz için bosanmaniz. Evet zor bir süreç olacak ama kurtulunca Dünya varmış diyeceksiniz .
 
Merhabalar. Öncelikle okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazı biraz uzun olacak ama hıçkıra hıçkıra ağlayarak yazıyorum. Birilerinden akıl almazsam akıl sağlığımı kaybedeceğim. Sorun bende mi, eşimde mi bilmiyorum. Eşim beni öyle çok manipüle ediyor ki artık kendimi hastalıklı, memnuniyetsiz ve hiçbir şeyden mutlu olmayan biri gibi hissediyorum.

Kısaca özetlemeye çalışayım. Beş yıldır evliyiz, dokuz yıldır da birlikteyiz. Evliliğimizin başında kendi işimizi kurduk, pandemi dönemine denk geldik. Çok borca girdik, çok sıkıntılar çektik. Üç yıl boyunca bu borçları kapatmaya çalıştık. Eşimi çok severek evlendim. Ailesini de çok severim, her konuda destek olmuşlardır. Benim ailem de aynı şekilde.

Ancak son üç yıldır, borçlarımız bitmiş olmasına rağmen, eşimle birbirimizden neredeyse nefret eder hale geldik. Son iki yılda bir de oğlumuz oldu; şu an 19 aylık. O kadar çok kavga ediyoruz ki, çocuğumuzun varlığının keyfini bile çıkaramadık.

Kavgalarımızın en büyük sebebi ilgisizlik. Eşim kendi işini yaptığı için çok yoğun çalışıyordu ama kazancı da çok düşüktü. Üstelik son derece düşüncesiz biri haline geldi. Eskiden böyle değildi. Bir kere bile “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormaz. Üç yıldır ne doğum günümü kutlar ne de evlilik yıldönümümüzü. Eskiden “param yok” derdi, ben de “hediye istemiyorum, bari kutla” derdim. Şimdi ise “Sana hediye alsam da mutlu olmayacaksın, o yüzden almıyorum” diyor.

Haftanın beş günü alkol alıyor. Eve gelirken ben ne istersem alır ama istemezsem kendiliğinden “Şunu da aldım” demez. Ev faturalarını ben ödüyorum. Çocuğun tüm kıyafet ve ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Kendisi ayda bir paket bez alır, bir de bazen meyve getirir. İkimiz de çalışıyoruz; çocuğumuza benim annem bakıyor ve annem benden bile iyi bakıyor. Her gün oğluma et, balık yediriyor; babam köyden özel olarak horoz kestiriyor. Ben işe başlayalı dört ay oldu, bu süreçte ne anneme maddi bir destek olduk ne de “al, bunu çocuğumuz için kullan” diye bir paket bez verdik. Zaten eşim annemden bir şey istemez. Ben elimden geleni yapıyorum ama eşimin de yapmasını istiyorum. O ise elini hiçbir zaman taşın altına koymuyor.

Dört ay önce kurumsal bir şirkette işe başladım. Evimiz aileme uzaktı. Babam, emekli ikramiyesiyle bana bir ev aldı. Özellikle kendilerine yakın bir yerden aldı ki çocuğu getirip götürmek zor olmasın. Ev babamın üzerine; ne kira istedi ne de taşınma sürecinde bizden bir lira aldı. Nakliyeden boyaya, beş aylık aidattan temizliğe kadar her şeyi babam ödedi. Biz sadece eşyalarımızı alıp geldik. Bu süreçte eşim babama bir kez bile teşekkür etmedi. Bir kere arayıp “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” demedi.

Daha da kötüsü, ona danışmadan karar verdiğimizi söyleyerek beni cezalandırdı. Taşınma sürecinde bana bir bardak su bile vermedi. Akşam yedi gibi eve geliyor, saat onda çocuğu uyutuyordu. Ben ise sabah üçe kadar evi toparlıyor, kolileri tek başıma hazırlıyordum. Aylarca vajinal enfeksiyon çektim. Gitmediğim doktor kalmadı, tüm testlerim temiz çıktı. Emzirdiğim için güçlü ilaçlar kullanamıyordum. En son doktor, emzirmeyi bırakıp iğne tedavisine gelmemi söyledi. O süreçte verilen ilaç 600 TL civarındaydı ve sigortamız yoktu. Eşimin çalıştığı yere gidip para istedim; ayakta duracak halim yoktu. Bana “Bir hafta sonra alırım” dedi. Akşam eve alkollü geldi ve bir daha o ilacı sormadı bile.

Geçen ay maaşımdan neredeyse hiç para kalmadı. Kilo aldığım için ceketlerim olmuyor, yenisini almam gerekiyordu. Şaka yollu “İndirim varken alsana, sabahları üşüyorum” dedim. “Maaşın yatınca alırsın” dedi ama almadı. AVM’ye ceket bakmaya gittim. Hava yağmurluydu, arabamız eskiydi. “Gelir misin, şemsiyem yok” dedim. “Bu araba bu yağmurda oraya gelmez” dedi. Aynı mesafedeki anne-babasının yanına ise arabayla gitti. Ben sırılsıklam otobüse bindim.

Çocuğum asla uyumayan bir çocuk. Geceleri 20 kez uyanır. Bazen üç saatlik uykuyla güne başlarım. Bunca zaman eşimin gece kalktığı toplam üç kez ya vardır ya yoktur. Bir kere altını değiştirmedi, bir kere “Yemeğini ben yedireyim” demedi. İşi erken biterse gelir, iki saat çocukla oynar, sonra gider.

Borçlu olduğumuz dönemde tekstil işini eve taşımıştı. Ev küçücükken, ben hamileyken evin içinde baskı yapıyordu; her yer toz ve tüy oluyordu. O işe gittikten sonra hamile halimle evi dip köşe temizlerdim. Bir kez düşük yaptım; ikinci haftamda hala kanamam varken atölyeye gidip ona yardım ettim. Yemek yemeyi sevmezdi; her sabah ona özel yüksek kalorili içecekler hazırlardım. Şimdi yemek yapmıyorum; kendisi ne isterse yapıyor ama bunu bile bana hesap sorar gibi söylüyor.

Diş tedavisi için onu ben ikna ettim. Son taksiti ödeyemedik, incecik kolyemi sattım. Bunca şeyi yaparken ben de zaman zaman sinirle laf soktum, inkar etmiyorum. Ama onun için bu kadar fedakarlık yaptıysam, arada söylenmeye de hakkım yok mu? Şimdi gözünde dırdırcı, memnuniyetsiz, mutsuz bir kadınım.

Uykusuzluktan tükenmiş durumdayım. Gecenin bir yarısı çocuğa bağırdığım oldu. Eşim gelip bana “Bunları biri görse çocuğu senden alırlar” diyor. “İşe girdin, kendini bir şey sandın” diyor. “Her gün işe makyaj yapacağına bana yapsaydın” diyor. Ben de “Hizmetçilik yapmaktan aynaya bakacak vaktim mi oldu?” diyorum.

İşe girdiğimden beri gözüm açıldı. Diğer kadınların gördüğü değeri, yaşadığı hayatı görünce “Ben kendimi harcamışım” diyorum. Ama sonra borç zamanlarını hatırlıyorum. Hacizler ailemin kulağına gitmesin diye eşek gibi çalıştı. Önce benim borçlarımı ödedi. Eskiden beni severdi, hediyeler alırdı. Çok gezmesek bile en azından gönlümüz hoştu.

Bazen diyorum ki: Acaba ben mi bu adamı bu hale getirdim? Bir yerde yanlış mı yaptım? Şu an ikimiz de mutsuzuz, her gün kavga ediyoruz. Çocuğumuz kavgalarımızı görünce dikkat çekmek için tehlikeli davranışlar yapıyor. Ama ben de tükendim. Evdeki varlığıyla yokluğu arasında benim için fark kalmadı. Yediği yemeğin tabağını bile kaldırmıyor. Her sabah içtiği şişeleri ben topluyorum. Ne maddi ne manevi bana artık hiçbir şey vermiyor.

Ama bir şey beni hala tutuyor. O eve geldiğinde oğlumun “baba” diye kahkahalarla onu karşılaması, onun mutluluğu, her gün boşanmayı ertelememe sebep oluyor. Bir de sürekli aklımla oynuyor. Beni insanlara olmadığım biri gibi anlattığımı söylüyor. “Psikoloğa git, hala lohusa depresyonundasın” diyor. Ama çevremdeki herkes “Nasıl dayanıyorsun, neyi bekliyorsun?” diyor.

Bana akıl verin. Nefes alamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Boşanma sürecine nereden başlayacağımı, sonrasında hayatın nasıl olacağını bilmiyorum.
Yazdıklarının hepsini okudum ve çok üzüldüm bir kadın olarak. Bu mübarek günde Rabbim kalbinize ferahlık versin. Zaten hep gerçek hastaların hasta ettikleri gidiyor doktora. Bence sırf çocuğunuz babası eve gelince baba diyip gülüyor diye bu işkenceyi kendinizede çocuğunuzada çektirmeyin. Sonuçta o bir çocuk dövseniz bile 5 dakika sonra unutup size sarılacak yaşta. Şuan değil ama büyüdüğünde travma olarak kalacak ve belkide Allah korusun sorunlu bir ebeveyn olacak eşiniz gibi. Sorunlu kişiler doktora gittiğinde neden direk çocukluğuna indirdiklerini düşünürseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Zaten çocuğunuza anneniz babanız bakıyormuş maddi ve manevi her şekilde arkanızda böyle bir aileniz varken mutlu olmayı bırakıp neden mutsuz olmayı seçiyorsunuz. Siz çok değerlisiniz ve değerinizi bilecek kişilerin yanında olmanız lazım.
 
Konuya bakiyorum gidecek yerim yok deseniz, maddi gücüm yok deseniz sizi belki anlayabilirdim.
Eviniz var, işiniz var arkanızda duran bir aileniz var ama sizin boşanmamak icin hic bir sebebiniz yok iken çocugunuzun koşup babasina sarilmasini kendinize bahane etmişsiniz.
Haftada bir almaya gelincede koşarak sarılır çocuğunuz, gelirse tabi.
Çocuk tehlikeli hareketler yapiyor diyorsunuz dikkat dagitmaya calisiyor diyorsunuz yazık değil mi o sabiye?
Şimdi küçük, şimdj gucu prize elini sokmaya yetiyor büyüyünce neler yapacak acaba mutsuzluktan bogulan anne babasinin ilgisini cekmek icin.
 
Çocu
Merhabalar. Öncelikle okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazı biraz uzun olacak ama hıçkıra hıçkıra ağlayarak yazıyorum. Birilerinden akıl almazsam akıl sağlığımı kaybedeceğim. Sorun bende mi, eşimde mi bilmiyorum. Eşim beni öyle çok manipüle ediyor ki artık kendimi hastalıklı, memnuniyetsiz ve hiçbir şeyden mutlu olmayan biri gibi hissediyorum.

Kısaca özetlemeye çalışayım. Beş yıldır evliyiz, dokuz yıldır da birlikteyiz. Evliliğimizin başında kendi işimizi kurduk, pandemi dönemine denk geldik. Çok borca girdik, çok sıkıntılar çektik. Üç yıl boyunca bu borçları kapatmaya çalıştık. Eşimi çok severek evlendim. Ailesini de çok severim, her konuda destek olmuşlardır. Benim ailem de aynı şekilde.

Ancak son üç yıldır, borçlarımız bitmiş olmasına rağmen, eşimle birbirimizden neredeyse nefret eder hale geldik. Son iki yılda bir de oğlumuz oldu; şu an 19 aylık. O kadar çok kavga ediyoruz ki, çocuğumuzun varlığının keyfini bile çıkaramadık.

Kavgalarımızın en büyük sebebi ilgisizlik. Eşim kendi işini yaptığı için çok yoğun çalışıyordu ama kazancı da çok düşüktü. Üstelik son derece düşüncesiz biri haline geldi. Eskiden böyle değildi. Bir kere bile “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormaz. Üç yıldır ne doğum günümü kutlar ne de evlilik yıldönümümüzü. Eskiden “param yok” derdi, ben de “hediye istemiyorum, bari kutla” derdim. Şimdi ise “Sana hediye alsam da mutlu olmayacaksın, o yüzden almıyorum” diyor.

Haftanın beş günü alkol alıyor. Eve gelirken ben ne istersem alır ama istemezsem kendiliğinden “Şunu da aldım” demez. Ev faturalarını ben ödüyorum. Çocuğun tüm kıyafet ve ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Kendisi ayda bir paket bez alır, bir de bazen meyve getirir. İkimiz de çalışıyoruz; çocuğumuza benim annem bakıyor ve annem benden bile iyi bakıyor. Her gün oğluma et, balık yediriyor; babam köyden özel olarak horoz kestiriyor. Ben işe başlayalı dört ay oldu, bu süreçte ne anneme maddi bir destek olduk ne de “al, bunu çocuğumuz için kullan” diye bir paket bez verdik. Zaten eşim annemden bir şey istemez. Ben elimden geleni yapıyorum ama eşimin de yapmasını istiyorum. O ise elini hiçbir zaman taşın altına koymuyor.

Dört ay önce kurumsal bir şirkette işe başladım. Evimiz aileme uzaktı. Babam, emekli ikramiyesiyle bana bir ev aldı. Özellikle kendilerine yakın bir yerden aldı ki çocuğu getirip götürmek zor olmasın. Ev babamın üzerine; ne kira istedi ne de taşınma sürecinde bizden bir lira aldı. Nakliyeden boyaya, beş aylık aidattan temizliğe kadar her şeyi babam ödedi. Biz sadece eşyalarımızı alıp geldik. Bu süreçte eşim babama bir kez bile teşekkür etmedi. Bir kere arayıp “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” demedi.

Daha da kötüsü, ona danışmadan karar verdiğimizi söyleyerek beni cezalandırdı. Taşınma sürecinde bana bir bardak su bile vermedi. Akşam yedi gibi eve geliyor, saat onda çocuğu uyutuyordu. Ben ise sabah üçe kadar evi toparlıyor, kolileri tek başıma hazırlıyordum. Aylarca vajinal enfeksiyon çektim. Gitmediğim doktor kalmadı, tüm testlerim temiz çıktı. Emzirdiğim için güçlü ilaçlar kullanamıyordum. En son doktor, emzirmeyi bırakıp iğne tedavisine gelmemi söyledi. O süreçte verilen ilaç 600 TL civarındaydı ve sigortamız yoktu. Eşimin çalıştığı yere gidip para istedim; ayakta duracak halim yoktu. Bana “Bir hafta sonra alırım” dedi. Akşam eve alkollü geldi ve bir daha o ilacı sormadı bile.

Geçen ay maaşımdan neredeyse hiç para kalmadı. Kilo aldığım için ceketlerim olmuyor, yenisini almam gerekiyordu. Şaka yollu “İndirim varken alsana, sabahları üşüyorum” dedim. “Maaşın yatınca alırsın” dedi ama almadı. AVM’ye ceket bakmaya gittim. Hava yağmurluydu, arabamız eskiydi. “Gelir misin, şemsiyem yok” dedim. “Bu araba bu yağmurda oraya gelmez” dedi. Aynı mesafedeki anne-babasının yanına ise arabayla gitti. Ben sırılsıklam otobüse bindim.

Çocuğum asla uyumayan bir çocuk. Geceleri 20 kez uyanır. Bazen üç saatlik uykuyla güne başlarım. Bunca zaman eşimin gece kalktığı toplam üç kez ya vardır ya yoktur. Bir kere altını değiştirmedi, bir kere “Yemeğini ben yedireyim” demedi. İşi erken biterse gelir, iki saat çocukla oynar, sonra gider.

Borçlu olduğumuz dönemde tekstil işini eve taşımıştı. Ev küçücükken, ben hamileyken evin içinde baskı yapıyordu; her yer toz ve tüy oluyordu. O işe gittikten sonra hamile halimle evi dip köşe temizlerdim. Bir kez düşük yaptım; ikinci haftamda hala kanamam varken atölyeye gidip ona yardım ettim. Yemek yemeyi sevmezdi; her sabah ona özel yüksek kalorili içecekler hazırlardım. Şimdi yemek yapmıyorum; kendisi ne isterse yapıyor ama bunu bile bana hesap sorar gibi söylüyor.

Diş tedavisi için onu ben ikna ettim. Son taksiti ödeyemedik, incecik kolyemi sattım. Bunca şeyi yaparken ben de zaman zaman sinirle laf soktum, inkar etmiyorum. Ama onun için bu kadar fedakarlık yaptıysam, arada söylenmeye de hakkım yok mu? Şimdi gözünde dırdırcı, memnuniyetsiz, mutsuz bir kadınım.

Uykusuzluktan tükenmiş durumdayım. Gecenin bir yarısı çocuğa bağırdığım oldu. Eşim gelip bana “Bunları biri görse çocuğu senden alırlar” diyor. “İşe girdin, kendini bir şey sandın” diyor. “Her gün işe makyaj yapacağına bana yapsaydın” diyor. Ben de “Hizmetçilik yapmaktan aynaya bakacak vaktim mi oldu?” diyorum.

İşe girdiğimden beri gözüm açıldı. Diğer kadınların gördüğü değeri, yaşadığı hayatı görünce “Ben kendimi harcamışım” diyorum. Ama sonra borç zamanlarını hatırlıyorum. Hacizler ailemin kulağına gitmesin diye eşek gibi çalıştı. Önce benim borçlarımı ödedi. Eskiden beni severdi, hediyeler alırdı. Çok gezmesek bile en azından gönlümüz hoştu.

Bazen diyorum ki: Acaba ben mi bu adamı bu hale getirdim? Bir yerde yanlış mı yaptım? Şu an ikimiz de mutsuzuz, her gün kavga ediyoruz. Çocuğumuz kavgalarımızı görünce dikkat çekmek için tehlikeli davranışlar yapıyor. Ama ben de tükendim. Evdeki varlığıyla yokluğu arasında benim için fark kalmadı. Yediği yemeğin tabağını bile kaldırmıyor. Her sabah içtiği şişeleri ben topluyorum. Ne maddi ne manevi bana artık hiçbir şey vermiyor.

Ama bir şey beni hala tutuyor. O eve geldiğinde oğlumun “baba” diye kahkahalarla onu karşılaması, onun mutluluğu, her gün boşanmayı ertelememe sebep oluyor. Bir de sürekli aklımla oynuyor. Beni insanlara olmadığım biri gibi anlattığımı söylüyor. “Psikoloğa git, hala lohusa depresyonundasın” diyor. Ama çevremdeki herkes “Nasıl dayanıyorsun, neyi bekliyorsun?” diyor.

Bana akıl verin. Nefes alamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Boşanma sürecine nereden başlayacağımı, sonrasında hayatın nasıl olacağını bilmiyorum.
Çocuğu bahane etmeyin çocuk kavga içinde büyüyor
 
Merhabalar. Öncelikle okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazı biraz uzun olacak ama hıçkıra hıçkıra ağlayarak yazıyorum. Birilerinden akıl almazsam akıl sağlığımı kaybedeceğim. Sorun bende mi, eşimde mi bilmiyorum. Eşim beni öyle çok manipüle ediyor ki artık kendimi hastalıklı, memnuniyetsiz ve hiçbir şeyden mutlu olmayan biri gibi hissediyorum.

Kısaca özetlemeye çalışayım. Beş yıldır evliyiz, dokuz yıldır da birlikteyiz. Evliliğimizin başında kendi işimizi kurduk, pandemi dönemine denk geldik. Çok borca girdik, çok sıkıntılar çektik. Üç yıl boyunca bu borçları kapatmaya çalıştık. Eşimi çok severek evlendim. Ailesini de çok severim, her konuda destek olmuşlardır. Benim ailem de aynı şekilde.

Ancak son üç yıldır, borçlarımız bitmiş olmasına rağmen, eşimle birbirimizden neredeyse nefret eder hale geldik. Son iki yılda bir de oğlumuz oldu; şu an 19 aylık. O kadar çok kavga ediyoruz ki, çocuğumuzun varlığının keyfini bile çıkaramadık.

Kavgalarımızın en büyük sebebi ilgisizlik. Eşim kendi işini yaptığı için çok yoğun çalışıyordu ama kazancı da çok düşüktü. Üstelik son derece düşüncesiz biri haline geldi. Eskiden böyle değildi. Bir kere bile “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormaz. Üç yıldır ne doğum günümü kutlar ne de evlilik yıldönümümüzü. Eskiden “param yok” derdi, ben de “hediye istemiyorum, bari kutla” derdim. Şimdi ise “Sana hediye alsam da mutlu olmayacaksın, o yüzden almıyorum” diyor.

Haftanın beş günü alkol alıyor. Eve gelirken ben ne istersem alır ama istemezsem kendiliğinden “Şunu da aldım” demez. Ev faturalarını ben ödüyorum. Çocuğun tüm kıyafet ve ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Kendisi ayda bir paket bez alır, bir de bazen meyve getirir. İkimiz de çalışıyoruz; çocuğumuza benim annem bakıyor ve annem benden bile iyi bakıyor. Her gün oğluma et, balık yediriyor; babam köyden özel olarak horoz kestiriyor. Ben işe başlayalı dört ay oldu, bu süreçte ne anneme maddi bir destek olduk ne de “al, bunu çocuğumuz için kullan” diye bir paket bez verdik. Zaten eşim annemden bir şey istemez. Ben elimden geleni yapıyorum ama eşimin de yapmasını istiyorum. O ise elini hiçbir zaman taşın altına koymuyor.

Dört ay önce kurumsal bir şirkette işe başladım. Evimiz aileme uzaktı. Babam, emekli ikramiyesiyle bana bir ev aldı. Özellikle kendilerine yakın bir yerden aldı ki çocuğu getirip götürmek zor olmasın. Ev babamın üzerine; ne kira istedi ne de taşınma sürecinde bizden bir lira aldı. Nakliyeden boyaya, beş aylık aidattan temizliğe kadar her şeyi babam ödedi. Biz sadece eşyalarımızı alıp geldik. Bu süreçte eşim babama bir kez bile teşekkür etmedi. Bir kere arayıp “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” demedi.

Daha da kötüsü, ona danışmadan karar verdiğimizi söyleyerek beni cezalandırdı. Taşınma sürecinde bana bir bardak su bile vermedi. Akşam yedi gibi eve geliyor, saat onda çocuğu uyutuyordu. Ben ise sabah üçe kadar evi toparlıyor, kolileri tek başıma hazırlıyordum. Aylarca vajinal enfeksiyon çektim. Gitmediğim doktor kalmadı, tüm testlerim temiz çıktı. Emzirdiğim için güçlü ilaçlar kullanamıyordum. En son doktor, emzirmeyi bırakıp iğne tedavisine gelmemi söyledi. O süreçte verilen ilaç 600 TL civarındaydı ve sigortamız yoktu. Eşimin çalıştığı yere gidip para istedim; ayakta duracak halim yoktu. Bana “Bir hafta sonra alırım” dedi. Akşam eve alkollü geldi ve bir daha o ilacı sormadı bile.

Geçen ay maaşımdan neredeyse hiç para kalmadı. Kilo aldığım için ceketlerim olmuyor, yenisini almam gerekiyordu. Şaka yollu “İndirim varken alsana, sabahları üşüyorum” dedim. “Maaşın yatınca alırsın” dedi ama almadı. AVM’ye ceket bakmaya gittim. Hava yağmurluydu, arabamız eskiydi. “Gelir misin, şemsiyem yok” dedim. “Bu araba bu yağmurda oraya gelmez” dedi. Aynı mesafedeki anne-babasının yanına ise arabayla gitti. Ben sırılsıklam otobüse bindim.

Çocuğum asla uyumayan bir çocuk. Geceleri 20 kez uyanır. Bazen üç saatlik uykuyla güne başlarım. Bunca zaman eşimin gece kalktığı toplam üç kez ya vardır ya yoktur. Bir kere altını değiştirmedi, bir kere “Yemeğini ben yedireyim” demedi. İşi erken biterse gelir, iki saat çocukla oynar, sonra gider.

Borçlu olduğumuz dönemde tekstil işini eve taşımıştı. Ev küçücükken, ben hamileyken evin içinde baskı yapıyordu; her yer toz ve tüy oluyordu. O işe gittikten sonra hamile halimle evi dip köşe temizlerdim. Bir kez düşük yaptım; ikinci haftamda hala kanamam varken atölyeye gidip ona yardım ettim. Yemek yemeyi sevmezdi; her sabah ona özel yüksek kalorili içecekler hazırlardım. Şimdi yemek yapmıyorum; kendisi ne isterse yapıyor ama bunu bile bana hesap sorar gibi söylüyor.

Diş tedavisi için onu ben ikna ettim. Son taksiti ödeyemedik, incecik kolyemi sattım. Bunca şeyi yaparken ben de zaman zaman sinirle laf soktum, inkar etmiyorum. Ama onun için bu kadar fedakarlık yaptıysam, arada söylenmeye de hakkım yok mu? Şimdi gözünde dırdırcı, memnuniyetsiz, mutsuz bir kadınım.

Uykusuzluktan tükenmiş durumdayım. Gecenin bir yarısı çocuğa bağırdığım oldu. Eşim gelip bana “Bunları biri görse çocuğu senden alırlar” diyor. “İşe girdin, kendini bir şey sandın” diyor. “Her gün işe makyaj yapacağına bana yapsaydın” diyor. Ben de “Hizmetçilik yapmaktan aynaya bakacak vaktim mi oldu?” diyorum.

İşe girdiğimden beri gözüm açıldı. Diğer kadınların gördüğü değeri, yaşadığı hayatı görünce “Ben kendimi harcamışım” diyorum. Ama sonra borç zamanlarını hatırlıyorum. Hacizler ailemin kulağına gitmesin diye eşek gibi çalıştı. Önce benim borçlarımı ödedi. Eskiden beni severdi, hediyeler alırdı. Çok gezmesek bile en azından gönlümüz hoştu.

Bazen diyorum ki: Acaba ben mi bu adamı bu hale getirdim? Bir yerde yanlış mı yaptım? Şu an ikimiz de mutsuzuz, her gün kavga ediyoruz. Çocuğumuz kavgalarımızı görünce dikkat çekmek için tehlikeli davranışlar yapıyor. Ama ben de tükendim. Evdeki varlığıyla yokluğu arasında benim için fark kalmadı. Yediği yemeğin tabağını bile kaldırmıyor. Her sabah içtiği şişeleri ben topluyorum. Ne maddi ne manevi bana artık hiçbir şey vermiyor.

Ama bir şey beni hala tutuyor. O eve geldiğinde oğlumun “baba” diye kahkahalarla onu karşılaması, onun mutluluğu, her gün boşanmayı ertelememe sebep oluyor. Bir de sürekli aklımla oynuyor. Beni insanlara olmadığım biri gibi anlattığımı söylüyor. “Psikoloğa git, hala lohusa depresyonundasın” diyor. Ama çevremdeki herkes “Nasıl dayanıyorsun, neyi bekliyorsun?” diyor.

Bana akıl verin. Nefes alamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Boşanma sürecine nereden başlayacağımı, sonrasında hayatın nasıl olacağını bilmiyorum.
bacim hic kimseye bosan birak haddim degil ama esin zaten hayatinda yok gibi bisey varligiyla yoklugu hic bisey ifade etmiyo ne demek ailem bize ev aldi diye beni cezalandirdi madem oyle kira odesin hem zügürt hem kibar kendi ailesinde bisey gormedigi gibi kendini ezik hissediyo bu arada calismanda ona cok koymus istiyorki sen evde dur gidip gelip basina kaksin sen ne ise yariyorsun ben calisiyorum ben yapiyorum diye seni ezmek hissediyor ben olsam senin yerinde bosardim direk ailemin yanina tasinir babamin bana verdigi evi kiraya verir catir catirda kirasini yer kendim icin biraz yatirim yapardim sonrasindaki hayatin bundan iyi olacagi kesin bacim Allah yardimcin olsun
 
Keşke babanızın aldığı eve kocanızı götürmeseydiniz. Burada size yazılmıştı ama çok lazım gibi haftanın 5 günü içen, size zerre faydası olmayan o ayyaş herefi koca diye yanınızda tutmuşsunuz.
Böyle bir tipin babalığından ne olur ki, çocuğu bahane ediyorsunuz? Baba diye her gün böyle birini göreceğine ne kadar az maruz kalsa o kadar iyidir.
Hayır o kadar utanmazki sizi psikoloğa göndermenin lafını ediyor.
Kovun evden defolup gitsin. Evli kalmak için elle tutulur en ufak bir sebebiniz yok.
Merhabalar. Öncelikle okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazı biraz uzun olacak ama hıçkıra hıçkıra ağlayarak yazıyorum. Birilerinden akıl almazsam akıl sağlığımı kaybedeceğim. Sorun bende mi, eşimde mi bilmiyorum. Eşim beni öyle çok manipüle ediyor ki artık kendimi hastalıklı, memnuniyetsiz ve hiçbir şeyden mutlu olmayan biri gibi hissediyorum.

Kısaca özetlemeye çalışayım. Beş yıldır evliyiz, dokuz yıldır da birlikteyiz. Evliliğimizin başında kendi işimizi kurduk, pandemi dönemine denk geldik. Çok borca girdik, çok sıkıntılar çektik. Üç yıl boyunca bu borçları kapatmaya çalıştık. Eşimi çok severek evlendim. Ailesini de çok severim, her konuda destek olmuşlardır. Benim ailem de aynı şekilde.

Ancak son üç yıldır, borçlarımız bitmiş olmasına rağmen, eşimle birbirimizden neredeyse nefret eder hale geldik. Son iki yılda bir de oğlumuz oldu; şu an 19 aylık. O kadar çok kavga ediyoruz ki, çocuğumuzun varlığının keyfini bile çıkaramadık.

Kavgalarımızın en büyük sebebi ilgisizlik. Eşim kendi işini yaptığı için çok yoğun çalışıyordu ama kazancı da çok düşüktü. Üstelik son derece düşüncesiz biri haline geldi. Eskiden böyle değildi. Bir kere bile “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormaz. Üç yıldır ne doğum günümü kutlar ne de evlilik yıldönümümüzü. Eskiden “param yok” derdi, ben de “hediye istemiyorum, bari kutla” derdim. Şimdi ise “Sana hediye alsam da mutlu olmayacaksın, o yüzden almıyorum” diyor.

Haftanın beş günü alkol alıyor. Eve gelirken ben ne istersem alır ama istemezsem kendiliğinden “Şunu da aldım” demez. Ev faturalarını ben ödüyorum. Çocuğun tüm kıyafet ve ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Kendisi ayda bir paket bez alır, bir de bazen meyve getirir. İkimiz de çalışıyoruz; çocuğumuza benim annem bakıyor ve annem benden bile iyi bakıyor. Her gün oğluma et, balık yediriyor; babam köyden özel olarak horoz kestiriyor. Ben işe başlayalı dört ay oldu, bu süreçte ne anneme maddi bir destek olduk ne de “al, bunu çocuğumuz için kullan” diye bir paket bez verdik. Zaten eşim annemden bir şey istemez. Ben elimden geleni yapıyorum ama eşimin de yapmasını istiyorum. O ise elini hiçbir zaman taşın altına koymuyor.

Dört ay önce kurumsal bir şirkette işe başladım. Evimiz aileme uzaktı. Babam, emekli ikramiyesiyle bana bir ev aldı. Özellikle kendilerine yakın bir yerden aldı ki çocuğu getirip götürmek zor olmasın. Ev babamın üzerine; ne kira istedi ne de taşınma sürecinde bizden bir lira aldı. Nakliyeden boyaya, beş aylık aidattan temizliğe kadar her şeyi babam ödedi. Biz sadece eşyalarımızı alıp geldik. Bu süreçte eşim babama bir kez bile teşekkür etmedi. Bir kere arayıp “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” demedi.

Daha da kötüsü, ona danışmadan karar verdiğimizi söyleyerek beni cezalandırdı. Taşınma sürecinde bana bir bardak su bile vermedi. Akşam yedi gibi eve geliyor, saat onda çocuğu uyutuyordu. Ben ise sabah üçe kadar evi toparlıyor, kolileri tek başıma hazırlıyordum. Aylarca vajinal enfeksiyon çektim. Gitmediğim doktor kalmadı, tüm testlerim temiz çıktı. Emzirdiğim için güçlü ilaçlar kullanamıyordum. En son doktor, emzirmeyi bırakıp iğne tedavisine gelmemi söyledi. O süreçte verilen ilaç 600 TL civarındaydı ve sigortamız yoktu. Eşimin çalıştığı yere gidip para istedim; ayakta duracak halim yoktu. Bana “Bir hafta sonra alırım” dedi. Akşam eve alkollü geldi ve bir daha o ilacı sormadı bile.

Geçen ay maaşımdan neredeyse hiç para kalmadı. Kilo aldığım için ceketlerim olmuyor, yenisini almam gerekiyordu. Şaka yollu “İndirim varken alsana, sabahları üşüyorum” dedim. “Maaşın yatınca alırsın” dedi ama almadı. AVM’ye ceket bakmaya gittim. Hava yağmurluydu, arabamız eskiydi. “Gelir misin, şemsiyem yok” dedim. “Bu araba bu yağmurda oraya gelmez” dedi. Aynı mesafedeki anne-babasının yanına ise arabayla gitti. Ben sırılsıklam otobüse bindim.

Çocuğum asla uyumayan bir çocuk. Geceleri 20 kez uyanır. Bazen üç saatlik uykuyla güne başlarım. Bunca zaman eşimin gece kalktığı toplam üç kez ya vardır ya yoktur. Bir kere altını değiştirmedi, bir kere “Yemeğini ben yedireyim” demedi. İşi erken biterse gelir, iki saat çocukla oynar, sonra gider.

Borçlu olduğumuz dönemde tekstil işini eve taşımıştı. Ev küçücükken, ben hamileyken evin içinde baskı yapıyordu; her yer toz ve tüy oluyordu. O işe gittikten sonra hamile halimle evi dip köşe temizlerdim. Bir kez düşük yaptım; ikinci haftamda hala kanamam varken atölyeye gidip ona yardım ettim. Yemek yemeyi sevmezdi; her sabah ona özel yüksek kalorili içecekler hazırlardım. Şimdi yemek yapmıyorum; kendisi ne isterse yapıyor ama bunu bile bana hesap sorar gibi söylüyor.

Diş tedavisi için onu ben ikna ettim. Son taksiti ödeyemedik, incecik kolyemi sattım. Bunca şeyi yaparken ben de zaman zaman sinirle laf soktum, inkar etmiyorum. Ama onun için bu kadar fedakarlık yaptıysam, arada söylenmeye de hakkım yok mu? Şimdi gözünde dırdırcı, memnuniyetsiz, mutsuz bir kadınım.

Uykusuzluktan tükenmiş durumdayım. Gecenin bir yarısı çocuğa bağırdığım oldu. Eşim gelip bana “Bunları biri görse çocuğu senden alırlar” diyor. “İşe girdin, kendini bir şey sandın” diyor. “Her gün işe makyaj yapacağına bana yapsaydın” diyor. Ben de “Hizmetçilik yapmaktan aynaya bakacak vaktim mi oldu?” diyorum.

İşe girdiğimden beri gözüm açıldı. Diğer kadınların gördüğü değeri, yaşadığı hayatı görünce “Ben kendimi harcamışım” diyorum. Ama sonra borç zamanlarını hatırlıyorum. Hacizler ailemin kulağına gitmesin diye eşek gibi çalıştı. Önce benim borçlarımı ödedi. Eskiden beni severdi, hediyeler alırdı. Çok gezmesek bile en azından gönlümüz hoştu.

Bazen diyorum ki: Acaba ben mi bu adamı bu hale getirdim? Bir yerde yanlış mı yaptım? Şu an ikimiz de mutsuzuz, her gün kavga ediyoruz. Çocuğumuz kavgalarımızı görünce dikkat çekmek için tehlikeli davranışlar yapıyor. Ama ben de tükendim. Evdeki varlığıyla yokluğu arasında benim için fark kalmadı. Yediği yemeğin tabağını bile kaldırmıyor. Her sabah içtiği şişeleri ben topluyorum. Ne maddi ne manevi bana artık hiçbir şey vermiyor.

Ama bir şey beni hala tutuyor. O eve geldiğinde oğlumun “baba” diye kahkahalarla onu karşılaması, onun mutluluğu, her gün boşanmayı ertelememe sebep oluyor. Bir de sürekli aklımla oynuyor. Beni insanlara olmadığım biri gibi anlattığımı söylüyor. “Psikoloğa git, hala lohusa depresyonundasın” diyor. Ama çevremdeki herkes “Nasıl dayanıyorsun, neyi bekliyorsun?” diyor.

Bana akıl verin. Nefes alamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Boşanma sürecine nereden başlayacağımı, sonrasında hayatın nasıl olacağını bilmiyorum.
bence ipler tam olarak nerede kopmuş onu anlamalısınız o zaman daha çözüm odaklı olunabilir birbirinize karşı baktınız olmuyor en azından bir psikolojik destek alın
 
Merhabalar. Öncelikle okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazı biraz uzun olacak ama hıçkıra hıçkıra ağlayarak yazıyorum. Birilerinden akıl almazsam akıl sağlığımı kaybedeceğim. Sorun bende mi, eşimde mi bilmiyorum. Eşim beni öyle çok manipüle ediyor ki artık kendimi hastalıklı, memnuniyetsiz ve hiçbir şeyden mutlu olmayan biri gibi hissediyorum.

Kısaca özetlemeye çalışayım. Beş yıldır evliyiz, dokuz yıldır da birlikteyiz. Evliliğimizin başında kendi işimizi kurduk, pandemi dönemine denk geldik. Çok borca girdik, çok sıkıntılar çektik. Üç yıl boyunca bu borçları kapatmaya çalıştık. Eşimi çok severek evlendim. Ailesini de çok severim, her konuda destek olmuşlardır. Benim ailem de aynı şekilde.

Ancak son üç yıldır, borçlarımız bitmiş olmasına rağmen, eşimle birbirimizden neredeyse nefret eder hale geldik. Son iki yılda bir de oğlumuz oldu; şu an 19 aylık. O kadar çok kavga ediyoruz ki, çocuğumuzun varlığının keyfini bile çıkaramadık.

Kavgalarımızın en büyük sebebi ilgisizlik. Eşim kendi işini yaptığı için çok yoğun çalışıyordu ama kazancı da çok düşüktü. Üstelik son derece düşüncesiz biri haline geldi. Eskiden böyle değildi. Bir kere bile “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormaz. Üç yıldır ne doğum günümü kutlar ne de evlilik yıldönümümüzü. Eskiden “param yok” derdi, ben de “hediye istemiyorum, bari kutla” derdim. Şimdi ise “Sana hediye alsam da mutlu olmayacaksın, o yüzden almıyorum” diyor.

Haftanın beş günü alkol alıyor. Eve gelirken ben ne istersem alır ama istemezsem kendiliğinden “Şunu da aldım” demez. Ev faturalarını ben ödüyorum. Çocuğun tüm kıyafet ve ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Kendisi ayda bir paket bez alır, bir de bazen meyve getirir. İkimiz de çalışıyoruz; çocuğumuza benim annem bakıyor ve annem benden bile iyi bakıyor. Her gün oğluma et, balık yediriyor; babam köyden özel olarak horoz kestiriyor. Ben işe başlayalı dört ay oldu, bu süreçte ne anneme maddi bir destek olduk ne de “al, bunu çocuğumuz için kullan” diye bir paket bez verdik. Zaten eşim annemden bir şey istemez. Ben elimden geleni yapıyorum ama eşimin de yapmasını istiyorum. O ise elini hiçbir zaman taşın altına koymuyor.

Dört ay önce kurumsal bir şirkette işe başladım. Evimiz aileme uzaktı. Babam, emekli ikramiyesiyle bana bir ev aldı. Özellikle kendilerine yakın bir yerden aldı ki çocuğu getirip götürmek zor olmasın. Ev babamın üzerine; ne kira istedi ne de taşınma sürecinde bizden bir lira aldı. Nakliyeden boyaya, beş aylık aidattan temizliğe kadar her şeyi babam ödedi. Biz sadece eşyalarımızı alıp geldik. Bu süreçte eşim babama bir kez bile teşekkür etmedi. Bir kere arayıp “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” demedi.

Daha da kötüsü, ona danışmadan karar verdiğimizi söyleyerek beni cezalandırdı. Taşınma sürecinde bana bir bardak su bile vermedi. Akşam yedi gibi eve geliyor, saat onda çocuğu uyutuyordu. Ben ise sabah üçe kadar evi toparlıyor, kolileri tek başıma hazırlıyordum. Aylarca vajinal enfeksiyon çektim. Gitmediğim doktor kalmadı, tüm testlerim temiz çıktı. Emzirdiğim için güçlü ilaçlar kullanamıyordum. En son doktor, emzirmeyi bırakıp iğne tedavisine gelmemi söyledi. O süreçte verilen ilaç 600 TL civarındaydı ve sigortamız yoktu. Eşimin çalıştığı yere gidip para istedim; ayakta duracak halim yoktu. Bana “Bir hafta sonra alırım” dedi. Akşam eve alkollü geldi ve bir daha o ilacı sormadı bile.

Geçen ay maaşımdan neredeyse hiç para kalmadı. Kilo aldığım için ceketlerim olmuyor, yenisini almam gerekiyordu. Şaka yollu “İndirim varken alsana, sabahları üşüyorum” dedim. “Maaşın yatınca alırsın” dedi ama almadı. AVM’ye ceket bakmaya gittim. Hava yağmurluydu, arabamız eskiydi. “Gelir misin, şemsiyem yok” dedim. “Bu araba bu yağmurda oraya gelmez” dedi. Aynı mesafedeki anne-babasının yanına ise arabayla gitti. Ben sırılsıklam otobüse bindim.

Çocuğum asla uyumayan bir çocuk. Geceleri 20 kez uyanır. Bazen üç saatlik uykuyla güne başlarım. Bunca zaman eşimin gece kalktığı toplam üç kez ya vardır ya yoktur. Bir kere altını değiştirmedi, bir kere “Yemeğini ben yedireyim” demedi. İşi erken biterse gelir, iki saat çocukla oynar, sonra gider.

Borçlu olduğumuz dönemde tekstil işini eve taşımıştı. Ev küçücükken, ben hamileyken evin içinde baskı yapıyordu; her yer toz ve tüy oluyordu. O işe gittikten sonra hamile halimle evi dip köşe temizlerdim. Bir kez düşük yaptım; ikinci haftamda hala kanamam varken atölyeye gidip ona yardım ettim. Yemek yemeyi sevmezdi; her sabah ona özel yüksek kalorili içecekler hazırlardım. Şimdi yemek yapmıyorum; kendisi ne isterse yapıyor ama bunu bile bana hesap sorar gibi söylüyor.

Diş tedavisi için onu ben ikna ettim. Son taksiti ödeyemedik, incecik kolyemi sattım. Bunca şeyi yaparken ben de zaman zaman sinirle laf soktum, inkar etmiyorum. Ama onun için bu kadar fedakarlık yaptıysam, arada söylenmeye de hakkım yok mu? Şimdi gözünde dırdırcı, memnuniyetsiz, mutsuz bir kadınım.

Uykusuzluktan tükenmiş durumdayım. Gecenin bir yarısı çocuğa bağırdığım oldu. Eşim gelip bana “Bunları biri görse çocuğu senden alırlar” diyor. “İşe girdin, kendini bir şey sandın” diyor. “Her gün işe makyaj yapacağına bana yapsaydın” diyor. Ben de “Hizmetçilik yapmaktan aynaya bakacak vaktim mi oldu?” diyorum.

İşe girdiğimden beri gözüm açıldı. Diğer kadınların gördüğü değeri, yaşadığı hayatı görünce “Ben kendimi harcamışım” diyorum. Ama sonra borç zamanlarını hatırlıyorum. Hacizler ailemin kulağına gitmesin diye eşek gibi çalıştı. Önce benim borçlarımı ödedi. Eskiden beni severdi, hediyeler alırdı. Çok gezmesek bile en azından gönlümüz hoştu.

Bazen diyorum ki: Acaba ben mi bu adamı bu hale getirdim? Bir yerde yanlış mı yaptım? Şu an ikimiz de mutsuzuz, her gün kavga ediyoruz. Çocuğumuz kavgalarımızı görünce dikkat çekmek için tehlikeli davranışlar yapıyor. Ama ben de tükendim. Evdeki varlığıyla yokluğu arasında benim için fark kalmadı. Yediği yemeğin tabağını bile kaldırmıyor. Her sabah içtiği şişeleri ben topluyorum. Ne maddi ne manevi bana artık hiçbir şey vermiyor.

Ama bir şey beni hala tutuyor. O eve geldiğinde oğlumun “baba” diye kahkahalarla onu karşılaması, onun mutluluğu, her gün boşanmayı ertelememe sebep oluyor. Bir de sürekli aklımla oynuyor. Beni insanlara olmadığım biri gibi anlattığımı söylüyor. “Psikoloğa git, hala lohusa depresyonundasın” diyor. Ama çevremdeki herkes “Nasıl dayanıyorsun, neyi bekliyorsun?” diyor.

Bana akıl verin. Nefes alamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Boşanma sürecine nereden başlayacağımı, sonrasında hayatın nasıl olacağını bilmiyorum.
Güzellikle eşinizi de ikna edip çift terapisi alın. Eşiniz eziklik yaşıyor. Hem de süper bir eziklik. Yapmanız gereken en son şey bunu yüzüne vurmak. Zaten herseyin farkında. Aşırı bir gurur yapmış. Kendini dışlanmış gibi hissetmiş. Belki depresyonda. O yüzden alkole sığınmış. Ama inat eder de terapiyi reddederse, boşanmak tek çare tabiki..
Ciddi ciddi Ailesini kaybedeceğini anlarsa, muhakkak birseyler yapmak ister o da kanımca. Kaybetmemek için. Bu arada manen rahatladikca alkolü bırakır. Unutmayın, iğneyi kendinize, çuvaldızı başkasına batırın.
Yanlış anlamayın beni. Yıkmak en kolayıdır. İnşa etmek lazım yeniden diye düşünüyorum.
 
Merhabalar. Öncelikle okuduğunuz için teşekkür ederim. Yazı biraz uzun olacak ama hıçkıra hıçkıra ağlayarak yazıyorum. Birilerinden akıl almazsam akıl sağlığımı kaybedeceğim. Sorun bende mi, eşimde mi bilmiyorum. Eşim beni öyle çok manipüle ediyor ki artık kendimi hastalıklı, memnuniyetsiz ve hiçbir şeyden mutlu olmayan biri gibi hissediyorum.

Kısaca özetlemeye çalışayım. Beş yıldır evliyiz, dokuz yıldır da birlikteyiz. Evliliğimizin başında kendi işimizi kurduk, pandemi dönemine denk geldik. Çok borca girdik, çok sıkıntılar çektik. Üç yıl boyunca bu borçları kapatmaya çalıştık. Eşimi çok severek evlendim. Ailesini de çok severim, her konuda destek olmuşlardır. Benim ailem de aynı şekilde.

Ancak son üç yıldır, borçlarımız bitmiş olmasına rağmen, eşimle birbirimizden neredeyse nefret eder hale geldik. Son iki yılda bir de oğlumuz oldu; şu an 19 aylık. O kadar çok kavga ediyoruz ki, çocuğumuzun varlığının keyfini bile çıkaramadık.

Kavgalarımızın en büyük sebebi ilgisizlik. Eşim kendi işini yaptığı için çok yoğun çalışıyordu ama kazancı da çok düşüktü. Üstelik son derece düşüncesiz biri haline geldi. Eskiden böyle değildi. Bir kere bile “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormaz. Üç yıldır ne doğum günümü kutlar ne de evlilik yıldönümümüzü. Eskiden “param yok” derdi, ben de “hediye istemiyorum, bari kutla” derdim. Şimdi ise “Sana hediye alsam da mutlu olmayacaksın, o yüzden almıyorum” diyor.

Haftanın beş günü alkol alıyor. Eve gelirken ben ne istersem alır ama istemezsem kendiliğinden “Şunu da aldım” demez. Ev faturalarını ben ödüyorum. Çocuğun tüm kıyafet ve ihtiyaçlarını ben karşılıyorum. Kendisi ayda bir paket bez alır, bir de bazen meyve getirir. İkimiz de çalışıyoruz; çocuğumuza benim annem bakıyor ve annem benden bile iyi bakıyor. Her gün oğluma et, balık yediriyor; babam köyden özel olarak horoz kestiriyor. Ben işe başlayalı dört ay oldu, bu süreçte ne anneme maddi bir destek olduk ne de “al, bunu çocuğumuz için kullan” diye bir paket bez verdik. Zaten eşim annemden bir şey istemez. Ben elimden geleni yapıyorum ama eşimin de yapmasını istiyorum. O ise elini hiçbir zaman taşın altına koymuyor.

Dört ay önce kurumsal bir şirkette işe başladım. Evimiz aileme uzaktı. Babam, emekli ikramiyesiyle bana bir ev aldı. Özellikle kendilerine yakın bir yerden aldı ki çocuğu getirip götürmek zor olmasın. Ev babamın üzerine; ne kira istedi ne de taşınma sürecinde bizden bir lira aldı. Nakliyeden boyaya, beş aylık aidattan temizliğe kadar her şeyi babam ödedi. Biz sadece eşyalarımızı alıp geldik. Bu süreçte eşim babama bir kez bile teşekkür etmedi. Bir kere arayıp “Bir şeye ihtiyacınız var mı?” demedi.

Daha da kötüsü, ona danışmadan karar verdiğimizi söyleyerek beni cezalandırdı. Taşınma sürecinde bana bir bardak su bile vermedi. Akşam yedi gibi eve geliyor, saat onda çocuğu uyutuyordu. Ben ise sabah üçe kadar evi toparlıyor, kolileri tek başıma hazırlıyordum. Aylarca vajinal enfeksiyon çektim. Gitmediğim doktor kalmadı, tüm testlerim temiz çıktı. Emzirdiğim için güçlü ilaçlar kullanamıyordum. En son doktor, emzirmeyi bırakıp iğne tedavisine gelmemi söyledi. O süreçte verilen ilaç 600 TL civarındaydı ve sigortamız yoktu. Eşimin çalıştığı yere gidip para istedim; ayakta duracak halim yoktu. Bana “Bir hafta sonra alırım” dedi. Akşam eve alkollü geldi ve bir daha o ilacı sormadı bile.

Geçen ay maaşımdan neredeyse hiç para kalmadı. Kilo aldığım için ceketlerim olmuyor, yenisini almam gerekiyordu. Şaka yollu “İndirim varken alsana, sabahları üşüyorum” dedim. “Maaşın yatınca alırsın” dedi ama almadı. AVM’ye ceket bakmaya gittim. Hava yağmurluydu, arabamız eskiydi. “Gelir misin, şemsiyem yok” dedim. “Bu araba bu yağmurda oraya gelmez” dedi. Aynı mesafedeki anne-babasının yanına ise arabayla gitti. Ben sırılsıklam otobüse bindim.

Çocuğum asla uyumayan bir çocuk. Geceleri 20 kez uyanır. Bazen üç saatlik uykuyla güne başlarım. Bunca zaman eşimin gece kalktığı toplam üç kez ya vardır ya yoktur. Bir kere altını değiştirmedi, bir kere “Yemeğini ben yedireyim” demedi. İşi erken biterse gelir, iki saat çocukla oynar, sonra gider.

Borçlu olduğumuz dönemde tekstil işini eve taşımıştı. Ev küçücükken, ben hamileyken evin içinde baskı yapıyordu; her yer toz ve tüy oluyordu. O işe gittikten sonra hamile halimle evi dip köşe temizlerdim. Bir kez düşük yaptım; ikinci haftamda hala kanamam varken atölyeye gidip ona yardım ettim. Yemek yemeyi sevmezdi; her sabah ona özel yüksek kalorili içecekler hazırlardım. Şimdi yemek yapmıyorum; kendisi ne isterse yapıyor ama bunu bile bana hesap sorar gibi söylüyor.

Diş tedavisi için onu ben ikna ettim. Son taksiti ödeyemedik, incecik kolyemi sattım. Bunca şeyi yaparken ben de zaman zaman sinirle laf soktum, inkar etmiyorum. Ama onun için bu kadar fedakarlık yaptıysam, arada söylenmeye de hakkım yok mu? Şimdi gözünde dırdırcı, memnuniyetsiz, mutsuz bir kadınım.

Uykusuzluktan tükenmiş durumdayım. Gecenin bir yarısı çocuğa bağırdığım oldu. Eşim gelip bana “Bunları biri görse çocuğu senden alırlar” diyor. “İşe girdin, kendini bir şey sandın” diyor. “Her gün işe makyaj yapacağına bana yapsaydın” diyor. Ben de “Hizmetçilik yapmaktan aynaya bakacak vaktim mi oldu?” diyorum.

İşe girdiğimden beri gözüm açıldı. Diğer kadınların gördüğü değeri, yaşadığı hayatı görünce “Ben kendimi harcamışım” diyorum. Ama sonra borç zamanlarını hatırlıyorum. Hacizler ailemin kulağına gitmesin diye eşek gibi çalıştı. Önce benim borçlarımı ödedi. Eskiden beni severdi, hediyeler alırdı. Çok gezmesek bile en azından gönlümüz hoştu.

Bazen diyorum ki: Acaba ben mi bu adamı bu hale getirdim? Bir yerde yanlış mı yaptım? Şu an ikimiz de mutsuzuz, her gün kavga ediyoruz. Çocuğumuz kavgalarımızı görünce dikkat çekmek için tehlikeli davranışlar yapıyor. Ama ben de tükendim. Evdeki varlığıyla yokluğu arasında benim için fark kalmadı. Yediği yemeğin tabağını bile kaldırmıyor. Her sabah içtiği şişeleri ben topluyorum. Ne maddi ne manevi bana artık hiçbir şey vermiyor.

Ama bir şey beni hala tutuyor. O eve geldiğinde oğlumun “baba” diye kahkahalarla onu karşılaması, onun mutluluğu, her gün boşanmayı ertelememe sebep oluyor. Bir de sürekli aklımla oynuyor. Beni insanlara olmadığım biri gibi anlattığımı söylüyor. “Psikoloğa git, hala lohusa depresyonundasın” diyor. Ama çevremdeki herkes “Nasıl dayanıyorsun, neyi bekliyorsun?” diyor.

Bana akıl verin. Nefes alamıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Boşanma sürecine nereden başlayacağımı, sonrasında hayatın nasıl olacağını bilmiyorum.
Kesinlikle bosanin. Adamın ise yaradigi yok. Rezil herif .paşalar gbi bedava bulduğu evde oturuyor. Böyle bir babaniz var çocuğunuza bakan var artı işiniz var bu asalagi niye besliyorsunuz
 
Noktasına kadar okudum. Derin bir nefes aldim. Su rabbimden dilegim, su evlendiğimiz adamlari bir güzel sarsip, kendine getirmesi.. Yemin ederim cok nadir yani duydugum gördüğüm evlenince değişmeyen erkek cok nadir. Onca iliskinin icinden bir iki tane duzgun olani, değişmeyeni duydum. Herkesin kuyusu kendine derin işte... Çok üzgünüm cok. İnan bende benzer durumdayim. Buraya 10 yil sonra gelip mesaj attim ilk defa. Yani ne diyeceğimi gerçekten bilmiyorum.. İnsanin cani cok yaniyor, o boğulma hissini o kadar iyi biliyorum ki. Bizde şiddet de oldu ne yazik ki. Ben 2 defa avukata görüştüm bosanmak icin 2 tane bebegim olmasina ragmen.. Aileme yazıklar olsun, onlar destek olmadi bana ettikleri laflar cabası.. Evlenene kadar etmedikleri maymunluk yok, bir taraflarını yirtiyorlar. Evlendikten sonra ne oluyor bunlara bilmiyorum. Kendi esime oyle beddua ettim ki, dur bakalim beklemedeyim Allah ne zaman çarpacak bekliyorum.. Rabbim sana da sabir versin, güç kuvvet versin. Lanet olsun bosanabiliyorsan boşan. İnan yaşadıklarını derinden hissedebiliyorum. Cok üzgünüm...
 
Allah yardımcınız olsun. Ayrılmaktan bahsettiniz mi hiç eşinize
 
kimseye boşan demeyenlerdeniz ama eşiniz artık terkedilmeyi hak etmiş,
fiziki olarak ta manevi olarakta olmayan birini psikolojik bağımlılık dışında yanınızda tutan bir şey yok ..

adam alışmış sürekli sizden ve ailenizden destek almaya , artık buna mecbur olduğunuzu düşünüyor.
annen - baban hiçte mecbur değiller. buna ona göster..
 
sadece sizin taraftan değil eşininzin tarafından bakılınca eşiniz hem eziklik yaşıyor hem de dışlanmış hissediyor cidden. Yeni evliyim ama evliliğe ailelerin karışmaması gerektiğini düşünüyorum çünkü evlenince siz bir aile oluyorsunuz ama maalesef sizde aileler çok karışmış. Çocuğa bakılıyor, ev geçindiriliyor, borç harç yok bu gemi öyle ya da böyle yürüyor o zaman adam der bana ne gerek var. Kim olsa öyle der insanoğlu nankör teşekkür etmez minnet etmez hele ki ataerkil bir toplumdayız eşiniz içinden neler geçiriyordur. Ha bu eşinizi haklı yapıyor mu asla bu tabloda eşiniz haksız elbet. Benim etrafımda da sizin durumunuzuda olan insanlar var sonu hep boşanma ama inşallah boşanınca da dert olmaz size onun psikolojik yıkımı daha fena sonunuz hayr olsun inşallah
 
Bence suç sizde ve ailenizde fazla verip pohpohlamissiniz babaniz size ev almış kira derdi yok tüm faturaları siz oduyosunuz eve çocuğa siz bakiyosunuz ona ne kaldı baştan yumrugunuzu masaya koyacaktiniz adam degilmisin yapacaksın edeceksin demeliydiniz adam alıştı rahata nede olsa babası ailesi var herşeyi ustleniyolar diyodur o da kendi keyfine bakiyo tabi ona bir iş birakmamissiniz maddi ozgurlugunuz var herşeyden önce en büyük servetiniz aileniz yanınızda dört dörtlük bakıyorlar hayatınızda neden bir çöpü barindiriyosunuzki boyle ilgisiz narsist alkolik bir adamdan boşanmayı neden erteliyosunuz. Bebeğim için demişsiniz de bebeğiniz kavga etmediğiniz günleri gördükçe daha mutlu olacağına eminim hakkinizda hayırlısı olsun
 
Bence suç sizde ve ailenizde fazla verip pohpohlamissiniz babaniz size ev almış kira derdi yok tüm faturaları siz oduyosunuz eve çocuğa siz bakiyosunuz ona ne kaldı baştan yumrugunuzu masaya koyacaktiniz adam degilmisin yapacaksın edeceksin demeliydiniz adam alıştı rahata nede olsa babası ailesi var herşeyi ustleniyolar diyodur o da kendi keyfine bakiyo tabi ona bir iş birakmamissiniz maddi ozgurlugunuz var herşeyden önce en büyük servetiniz aileniz yanınızda dört dörtlük bakıyorlar hayatınızda neden bir çöpü barindiriyosunuzki boyle ilgisiz narsist alkolik bir adamdan boşanmayı neden erteliyosunuz. Bebeğim için demişsiniz de bebeğiniz kavga etmediğiniz günleri gördükçe daha mutlu olacağına eminim hakkinizda hayırlısı
 
Bir anne olarak çocuğumun babasız büyümesini bende istemem , ama siz zaten ilgilenmediğini bir kere bile altını değiştirmediğini yemek yedirmediğini babalık yapmadığını yazmışsınız yani varken de yok aslında . Siz babasız kalmasından değil kendiniz kocasız kalmaktan korkuyorsunuz bence faydasız birini başka türlü ne diye çekiyorsunuz.
 
Merhaba, yazdıklarını derin bir nefes alarak, her kelimeni hissederek okudum. Şu an hissettiğin o nefes alamama hali, boğazındaki o düğüm ve "Acaba ben mi delirdim?" sorusu, aslında uzun süreli duygusal ihmal ve manipülasyona maruz kalan her kadının ortak haykırışıdır.

Öncelikle şunu bilmeni isterim: Yalnız değilsin ve sandığın gibi "sorunlu" ya da "nankör" değilsin. Bir psikolog gözüyle, yaşadığın bu tabloyu senin için biraz netleştirmek ve o sisli havayı dağıtmak istiyorum.

1. "Gaslighting" ve Manipülasyonun Pençesindesin​

Eşinin sana sürekli "Psikoloğa git", "Lohusa depresyonundasın", "Hala aynısın, ne yapsam mutlu olmazsın" demesi psikolojide gaslighting dediğimiz bir yöntemdir. Bu, karşıdaki kişinin kendi gerçekliğini sorgulamasını sağlama yöntemidir. Sen haklı bir tepki verdiğinde o seni "arıza çıkaran" kişi ilan ederek kendi sorumluluklarından kaçıyor.

  • Gerçek şu: Sen mutsuz olduğun için dırdır etmiyorsun; ihtiyaçların (duygusal, fiziksel, maddi) karşılanmadığı için hayatta kalmaya çalışıyorsun.

2. Geçmişin "Kredisi" Sonsuz Değildir​

Eşinin borç döneminde çabalamış olması, ailesine karşı seni korumuş olması çok kıymetli. Ancak bu, bugünkü ilgisizliğini, alkol kullanımını veya senin sağlığını (ilaç paranı vermemesi gibi) hiçe saymasını meşrulaştırmaz. "Eskiden iyiydi" düşüncesi, şu anki acını dindirmek yerine seni o acıya hapseden bir zincire dönüşmüş durumda. Bir insanın geçmişte kahraman olması, bugün sana duygusal şiddet uygulama hakkını vermez.

3. Alkol ve Sorumluluktan Kaçış​

Haftanın beş günü alkol alması, ev faturalarına ve çocuğun temel ihtiyaçlarına (bez gibi) katılmaması, bir yetişkinin sorumluluklarını almayı reddettiğini gösterir. Eşin şu an evde bir "baba" veya "eş" gibi değil, her şeyi senin sırtına yüklemiş bir "misafir" gibi yaşıyor. Senin işe girmenle birlikte kendi değerini görmen onu korkutmuş olabilir; bu yüzden "İşe girdin, kendini bir şey sandın" diyerek senin özgüvenini aşağı çekmeye çalışıyor.

4. Çocuk İçin Kalmak mı?​

En can alıcı nokta burası. "Oğlum babasını görünce mutlu oluyor" diyorsun. Ancak unutma ki çocuklar sadece neşeli anları değil, evdeki o ağır sessizliği, senin dökülen gözyaşlarını ve babasının sana olan saygısızlığını da emerler. 19 aylık bir çocuk, dünyayı annesinin gözünden öğrenir. Sen mutsuzken, o çocuk "mutlu bir ailede" büyümüyor demektir. Kavgalarınız sırasında sergilediği o "tehlikeli davranışlar", aslında onun "Beni görün, bana yardım edin, burada bir şeyler ters gidiyor" deme şeklidir.


Peki, Şimdi Ne Yapmalı?​

Şu an bir yol ayrımında gibi hissediyorsun ama her şeyden önce kendi merkezine dönmen gerekiyor.

  • Önce Sağlık ve Güç: Uykusuzluk ve yorgunluk sağlıklı karar vermeni engeller. Annenin desteği büyük bir şans. Mümkünse birkaç gün sadece uyumak ve dinlenmek için kendine alan yarat.
  • Sınır Koymaya Başla: Eşinin şişelerini toplama, yemeğini önüne koyma. "Ben senin hizmetçin değilim, eşinim. Ortak bir hayat kurmadığımız sürece bu hizmetleri tek başıma sürdürmeyeceğim" mesajını (kavga ederek değil, eylemle) ver.
  • Profesyonel Destek: Eşinin "Psikoloğa git" demesini bir silah olarak değil, kendin için bir hediye olarak kullan. Ama onun dediği gibi "sorunlu olduğun için" değil, "kendi sınırlarını çizmek ve gücünü geri kazanmak için" bir terapiste git.
  • Maddi ve Hukuki Bilgi Edin: Boşanmak zorunda değilsin ama "boşanırsam ne olur?" sorusunun cevabını somut olarak bilmek seni özgürleştirir. Bir avukatla gizlice görüşüp haklarını öğrenmek, sendeki o "çaresizlik" hissini azaltacaktır.
Kendine şu soruyu sor: Eğer bugün en yakın arkadaşın sana bu anlattıklarını anlatsaydı, ona ne derdin? Ona "Dayan, düzelir" mi derdin, yoksa "Sen bundan çok daha fazlasını hak ediyorsun" diyerek ona sarılır mıydın?

Şu an hıçkıra hıçkıra ağlıyor olabilirsin ama bu gözyaşları senin zayıflığın değil, biriken yüklerinin boşalmasıdır. Sen çok güçlü bir kadınsın; bir çocuğu tek başına büyütmüş, evi taşımış, hastayken bile çalışmışsın. Bu gücü artık başkalarını mutlu etmek için değil, kendin ve çocuğun için kullanma vaktin gelmiş.
 
Back
X