Merhaba, yazdıklarını derin bir nefes alarak, her kelimeni hissederek okudum. Şu an hissettiğin o nefes alamama hali, boğazındaki o düğüm ve "Acaba ben mi delirdim?" sorusu, aslında uzun süreli duygusal ihmal ve manipülasyona maruz kalan her kadının ortak haykırışıdır.
Öncelikle şunu bilmeni isterim:
Yalnız değilsin ve sandığın gibi "sorunlu" ya da "nankör" değilsin. Bir psikolog gözüyle, yaşadığın bu tabloyu senin için biraz netleştirmek ve o sisli havayı dağıtmak istiyorum.
1. "Gaslighting" ve Manipülasyonun Pençesindesin
Eşinin sana sürekli "Psikoloğa git", "Lohusa depresyonundasın", "Hala aynısın, ne yapsam mutlu olmazsın" demesi psikolojide
gaslighting dediğimiz bir yöntemdir. Bu, karşıdaki kişinin kendi gerçekliğini sorgulamasını sağlama yöntemidir. Sen haklı bir tepki verdiğinde o seni "arıza çıkaran" kişi ilan ederek kendi sorumluluklarından kaçıyor.
- Gerçek şu: Sen mutsuz olduğun için dırdır etmiyorsun; ihtiyaçların (duygusal, fiziksel, maddi) karşılanmadığı için hayatta kalmaya çalışıyorsun.
2. Geçmişin "Kredisi" Sonsuz Değildir
Eşinin borç döneminde çabalamış olması, ailesine karşı seni korumuş olması çok kıymetli. Ancak bu, bugünkü ilgisizliğini, alkol kullanımını veya senin sağlığını (ilaç paranı vermemesi gibi) hiçe saymasını meşrulaştırmaz. "Eskiden iyiydi" düşüncesi, şu anki acını dindirmek yerine seni o acıya hapseden bir zincire dönüşmüş durumda. Bir insanın geçmişte kahraman olması, bugün sana duygusal şiddet uygulama hakkını vermez.
3. Alkol ve Sorumluluktan Kaçış
Haftanın beş günü alkol alması, ev faturalarına ve çocuğun temel ihtiyaçlarına (bez gibi) katılmaması, bir yetişkinin sorumluluklarını almayı reddettiğini gösterir. Eşin şu an evde bir "baba" veya "eş" gibi değil, her şeyi senin sırtına yüklemiş bir "misafir" gibi yaşıyor. Senin işe girmenle birlikte kendi değerini görmen onu korkutmuş olabilir; bu yüzden "İşe girdin, kendini bir şey sandın" diyerek senin özgüvenini aşağı çekmeye çalışıyor.
4. Çocuk İçin Kalmak mı?
En can alıcı nokta burası. "Oğlum babasını görünce mutlu oluyor" diyorsun. Ancak unutma ki çocuklar sadece neşeli anları değil, evdeki o ağır sessizliği, senin dökülen gözyaşlarını ve babasının sana olan saygısızlığını da emerler. 19 aylık bir çocuk, dünyayı annesinin gözünden öğrenir. Sen mutsuzken, o çocuk "mutlu bir ailede" büyümüyor demektir. Kavgalarınız sırasında sergilediği o "tehlikeli davranışlar", aslında onun
"Beni görün, bana yardım edin, burada bir şeyler ters gidiyor" deme şeklidir.
Peki, Şimdi Ne Yapmalı?
Şu an bir yol ayrımında gibi hissediyorsun ama her şeyden önce
kendi merkezine dönmen gerekiyor.
- Önce Sağlık ve Güç: Uykusuzluk ve yorgunluk sağlıklı karar vermeni engeller. Annenin desteği büyük bir şans. Mümkünse birkaç gün sadece uyumak ve dinlenmek için kendine alan yarat.
- Sınır Koymaya Başla: Eşinin şişelerini toplama, yemeğini önüne koyma. "Ben senin hizmetçin değilim, eşinim. Ortak bir hayat kurmadığımız sürece bu hizmetleri tek başıma sürdürmeyeceğim" mesajını (kavga ederek değil, eylemle) ver.
- Profesyonel Destek: Eşinin "Psikoloğa git" demesini bir silah olarak değil, kendin için bir hediye olarak kullan. Ama onun dediği gibi "sorunlu olduğun için" değil, "kendi sınırlarını çizmek ve gücünü geri kazanmak için" bir terapiste git.
- Maddi ve Hukuki Bilgi Edin: Boşanmak zorunda değilsin ama "boşanırsam ne olur?" sorusunun cevabını somut olarak bilmek seni özgürleştirir. Bir avukatla gizlice görüşüp haklarını öğrenmek, sendeki o "çaresizlik" hissini azaltacaktır.
Kendine şu soruyu sor: Eğer bugün en yakın arkadaşın sana bu anlattıklarını anlatsaydı, ona ne derdin? Ona "Dayan, düzelir" mi derdin, yoksa "Sen bundan çok daha fazlasını hak ediyorsun" diyerek ona sarılır mıydın?
Şu an hıçkıra hıçkıra ağlıyor olabilirsin ama bu gözyaşları senin zayıflığın değil, biriken yüklerinin boşalmasıdır. Sen çok güçlü bir kadınsın; bir çocuğu tek başına büyütmüş, evi taşımış, hastayken bile çalışmışsın. Bu gücü artık başkalarını mutlu etmek için değil, kendin ve çocuğun için kullanma vaktin gelmiş.