Ablacım diye hitap edicem sanırım benden yaşça büyüksünüz. Ablacım evliliğini okurken ruhum sıkıldı kocanı 4 ayrı yerde boşadım senin yerine. Evliliği boşver senin kocan gibi ev arkadaşı da çekilmez kardeş de. Konu adamın yorucu ev halinden dağınıklığı bile değil bence daha da yorucu karakteri. Hayatını acil kurtar abla boşa bunu hemenHani bir kadın aslında hemen gitmez derler susar, umutla bekler, şans verir aslında çok doğru, umut tükendiği anda her şey bitiyor, şans verme konuşma evreleri çoktan denendi, onaylandı.
Açıkçası boşanma sonrası koca bir tufanda olsa ben şartları oluşturmayı bekleyemeyeceğim sanırım.
ya bebeğim hayat senin, koca senin, evlat senin para senin, ev senin. senin boşanmanın bana bir faydası var mı? yok, sıfır. evli kalmanın bana bir faydası var mı? hayır, sıfır.
soru sordun, olayları okuyup objektif bir gözle sana yardımcı olmak niyetiyle vakit ayırıp cevaplar verildi. herkes sana aşırı hak vermek zorunda mı. verilen cevapları beğenmeyip tartışma çıkarmaya yönelik bir üslupla insanlara bak bak anlamadınız siz diye hat bildirmeye kalkıyorsun. ilginçsin gerçekten.
Evi boyatamayan herife koca demem 1. Evi boyamayan bana boyatan herife it yerine koyup 1 kap su bile vermem 2. Evde dışarda eşşek gibi çalışmam o evliliğe de evlilik demem 3. Seçimlerin o kadar yanlış ki. Hem de senelerce. Kimsede suç yok. Suç sen ve senin gibi tembel çapsız erkeği bi halt sanıp evde besleyenlerde. Evet herkes haklı. 2 kişi çalışıyor biri memur ama ev boyatamıyorlar. Neresi normal?
Eşinizin gündüz evde olduğundan bahsettiniz ama adam gece çalışıyorsa gündüz uyuması gerekmez mi?
Bence, ikinizin de hayatı çok zor. Gece çalışmakta zor, akşam 22'de ancak eve ulaşabilmekte zor. Böyle zor bir hayatta bende tırnak makasını ya da şampuanı koyduğum yeri hiç ama hiç umursamazdım. Hayat zor bir de ben niye takıntı yaparak daha da zorlaştırayım. Çalışma saatleri ağırken insan eve geldiğinde dinlenmek ister. Ev temiz olsa, örneğin bahsettiğiniz çekmecede neden orada olduğu bilinmeyen kablolar, eski eşyalar olmasa ne değişecek? Onları düzenlenlemekle uğraşmak yerine uyurum. Hiç de etkilenmem karmaşadan.
Eşinizde benim gibi düşünüyor olmalı. Kimsenin temizlik ve düzen baskısı karşısında da geri adım atmazdım. Mühim olan rahat, keyifli bir hayat sürmek her şeyi kusursuz yapmak değil. Ev insanın kullandığı bir eşyadır, tapınak değil. Kirlenirse kirlensin. Sizin için var o.
Ama sizin duygularınızı umursamadığı kısımda haksız. Yani temizlik isteğinizi bende umursamazdım ama başka konularda da yalnız hissediyor, anlaşılmadığınızı düşünüyorsanız birlikte çözmeniz gerekirdi.
Evlilikle ilgili sorunlarınizda gayet haklısınız şu an ona yorum yapmayacağım ama başka bir hayat yaşıyor olsaydınız bile 21 sene önceki kadar mutlu, umut dolu olamazdınız maalesef.bu büyük çoğunlukla yaşla alakalı.ben de bu konuda cok zorlanıyorum ama yaşadiklarimiz tek neden değil.Merhabalar,
Ben bu forumda eski bir üyeyim tanınmamak için yetkililerin bilgisi dahilinde 2. üyelik açıp içimde ne var ne yok anlatmak istiyorum. Yoksa aklıma mukayyet olmakta zorlanıyorum. Kaçıp gitme, kaybolma düşünceleri ele geçiriyor beynimi. Eşimle uzun bir flört dönemi sonunda evlendik ve 10 yıldır evliyiz, bir çocuğumuz var.
İnanın toparlamakta zorlanıyorum kalbim, beynim çok karışık. 10 yıldır bir kaosun içindeyim maddi manevi her gün bitecek diye bekledim durdum baktım ki 10 sene geçmiş hala aynı yerdeyiz. İş hayatım hep çok yoğun oldu, ev hayatım aynı şekilde. Eşim gece çalışıp gündüz evde olmasına rağmen asla evde hiç bir şey yapmaz. Evi düzende tutabilmek demek benim için her akşam gece yarılarından sonra yatmayı göze almak demek. Bir şeyi asla kendiliğinden yapmaz, yapsa bile düzene koyamaz. Bu niye böyle dersem mesela bahaneler ileri sürer ve ben konuyu kapatmazsam benim açığımı bulmaya çalışarak sonu hakaret içeren tartışmalara dönüşür.
En basiti tırnağını keser makası mutfak masasına bırakır. Markete gider şampuanlar tezgah üstündedir. Yemek yapmaya üşenmez, karnını doyurur ama bulaşıklar günlerce lavabo da bekler. Düzen diye bir şey yok hayatımda, öyle üzülüyorum ki şu geçen 10 yılıma, adam asla rahatsız olmuyor. 3 tane bulaşıktan ne olacak yaparız mantığında. Yere düşen kırlent onu rahatsız etmez mesela, atlayıp geçer üzerinden, çocuğun sabah kıyafetini bulamaz aramaya yeltenmez başka giydirir ben her yerden parça parça kıyafet toplarım.
Hep çok yoğun bir hayatımız oldu. Çocuğa eşim bakıyor 1,5 yaşından beri ama adı bakmak işte. Çocuğumun da hayatında hiç düzen olamadı bu yüzden, örneğin hava sıcak yıka çocuğu derim tamam der 2 gün geçer. Defalarca günlerce süren temizlik yaptım evde, en son geçen yıl kendi başıma badana yapmaya kalktım 3 ayımı verdim eve, işten gelip sabahlara kadar temizlik yaptım bir daha bu evin böyle olmasına izin vermeyeceğim dedim ama olmadı. Hafta sonunu evde geçirmem gerek dedim plan yapmadım düzeni elden bırakmayacağım diye. Ama olmuyor işte. Mecburi şeyler oluyor, hastalık oluyor.
Diğer soruna gelirsek ; Maddiyat! Asla toparlanamıyoruz ne yaparsak yapalım. Eşimin şans oyunları, kumar gibi alışkanlıkları yok. Banka hesaplarını didik didik ettim giren çıkan belli ama hep borç. Baştan bizi bu kadar batıran Pandemi döneminde diş problemlerimin ortaya çıkması oldu. Eksiye girdik o dönem, ama çalışıp tüm paramı borca verdiğim halde o borç hiç bitmiyor ne yapıyoruz deyince de ; ben tek mi yapıyorum neden soruyorsun, şaşırıyorsun yiyoruz içiyoruz diyor. Bir ara yaşamanın bile bize haram olduğunu düşündüm yani o derece gelmeye başladı hayat.
Çalışıp kısıtlı yaşamaktan çok bunalmıştım dedim ki, artık maaşımın hepsini vermeyeceğim destek olacağım sadece diye, bozuldu tartıştık. Defalarca bana ''ben sana güvendim, beni yarı yolda bıraktın'' demiştir. Hala aklıma gelince hayret ediyorum bir erkek nasıl bu kadar rahat bunu söyleyebilir? O gün dedim benim sana güvenmem gerekmez miydi diye? Sen bana güveniyorsun ama ben sana hiç güvenemedim.
Ben hep doyumsuzdum ben hep sorunluydum, işte mobbing yaşarım anlatırım kesin sen bir şey yapmışsındır diye cevap alırdım. O beni anlamadıkça ben daha çok anlatırdım anlaşılma ihtiyacı duyduğumdan. İşe gidip gelirken çok yorulurdum çok yoruluyorum dediğimde, bir sürü kadın var çalışan derdi ben gene kendimi suçlardım. Geçen yıl bipolar bozukluğu teşhisi aldım, ailemde yok bu arada tetikleyiciler var dedi doktorum, ağır depresyonlarım var günlerce yatırıyor her şey daha da b*k sarıyor.
Ben evlendim evleneli düğün videomuzu sadece 1 kez izledim, bir daha asla izleyemedim, oradaki mutlu beni görmek bana dayanılmaz bir ağırlık hissettiriyordu. Hep eşime de dedim ki, bak ben hiç iyi değilim, nereye kadar götürebilirim bilmiyorum, eninde sonunda boşanacağız diye. Velhasıl 1 haftadır çok daha derin düşünüyorum, kendimi çok çaresiz, çok mutsuz hissediyorum. Geçen 10 yılıma üzülüyorum. Bir 10 yıl daha düşüncesi azap gibi geliyor. Eşime bahsettim durumumdan kaldıramıyorum, dayanamıyorum dedim, yaşananları unutamıyorum bir çözüm bulabilir miyiz diye sordum eve gelince konuşalım dedi. Tek cümle etmedik sadece sırnaştı ( her zaman yaptığı gibi) boşanmak istediğimi söyledim, ilk değil bu söylemim daha önceleri de çok söyledim. Acı çekiyorum ya ben, bu şekilde yanında olmamadan mutlu olabiliyor mesela, zaten ne olursa olsun bir kere bile özür dilememiştir. Her şeyin sadece üzeri örtülmüştür.
Geçmişteki kendimi öyle özledim ki, 21 yıl önce yazdığım günlüğümü buldum. Yazmışım, yazmışım hayallerim umutlarım varmış benim meğer, hepsini okumaya dayanamadım kapattım. Ben evlendiğimden beri hep o kızı özlüyorum. Geleceğe dair güzel umutları, hayalleri olan o kızı.
Boşanma düşüncemi, hislerimi kuzenimle paylaştım. Bana demesin mi atak mı geçiriyorsun? Boşanma isteğim delilikmiş gibi cevap verdi. Ben sorumluluk sevmiyormuşum, sorumluluktan kaçıyormuşum. Kardeşim el kadar bebeğiyle (doğuştan rahatsız) boşanmaya kalktı hepimiz destekledik, yer açık hayatımızda, ben söz konusu olunca saçmalıyorsun neden oluyor dedim. Şok oldum gerçekten.
Arkadaşlar hangisini normalleştireyim peki sizce ben, düzensizlik ve pislik içinde yaşamayı mı, eşin anlayışsızlığını, beni hiç düşünmemesini mi, işin hayatımı tümden satın almış kadar yoğun olmasını mı, borçla yaşamaktan zevk almayı mı?
Bipolar olduğuna emin miyiz? Sadece depresyon da olabilir.mani çok daha farklı bir durum.depresyon hastaları da arada daha iyi hissediyorlar.biyolojik bir durum bu.ağladiktan sonra biraz da olsa rahatlamak gibi.Evet, bende anlayamadıkça soruyorum eşime, ama tepki gösteriyor azalmayıp artıyor bir de, sanırım gelir gider dengesini kuramıyor. Kaçıp gitme, izimi kaybettirme noktasındayım zaten. Hastalık konusunda tedavi oluyorum ben tip 2'yim depresyon ağırlıklı depresyon süreleri uzun, mani yaşamıyorum hipomani yaşıyorum o da bir insanın normal formundaki hali gibi, o hal dışında ise hep depresif ve enerjisizim.
işi yorucu değilmiş ki gencecik adam.biz de biliyoruz da aşırı iyi niyetli düşündüğümüzü...Eşinizin gündüz evde olduğundan bahsettiniz ama adam gece çalışıyorsa gündüz uyuması gerekmez mi?
Bipolar olduğuna emin miyiz? Sadece depresyon da olabilir.mani çok daha farklı bir durum.depresyon hastaları da arada daha iyi hissediyorlar.biyolojik bir durum bu.ağladiktan sonra biraz da olsa rahatlamak gibi.
anladim.ilaçlar işe yarıyor mu?Bipoların tipleri varmış Tip 1, 2 ve 3 ben tip 2'yim Mani' ye girmiyorum ben Hipomani yaşıyorum. Aslında çoğu insanın normal hali olabilecek seviyeden 1 tık yukarısı gibi düşünebilirsiniz. Onun dışında depresyon kısmı uzun oluyor.
Merhabalar,
Ben bu forumda eski bir üyeyim tanınmamak için yetkililerin bilgisi dahilinde 2. üyelik açıp içimde ne var ne yok anlatmak istiyorum. Yoksa aklıma mukayyet olmakta zorlanıyorum. Kaçıp gitme, kaybolma düşünceleri ele geçiriyor beynimi. Eşimle uzun bir flört dönemi sonunda evlendik ve 10 yıldır evliyiz, bir çocuğumuz var.
İnanın toparlamakta zorlanıyorum kalbim, beynim çok karışık. 10 yıldır bir kaosun içindeyim maddi manevi her gün bitecek diye bekledim durdum baktım ki 10 sene geçmiş hala aynı yerdeyiz. İş hayatım hep çok yoğun oldu, ev hayatım aynı şekilde. Eşim gece çalışıp gündüz evde olmasına rağmen asla evde hiç bir şey yapmaz. Evi düzende tutabilmek demek benim için her akşam gece yarılarından sonra yatmayı göze almak demek. Bir şeyi asla kendiliğinden yapmaz, yapsa bile düzene koyamaz. Bu niye böyle dersem mesela bahaneler ileri sürer ve ben konuyu kapatmazsam benim açığımı bulmaya çalışarak sonu hakaret içeren tartışmalara dönüşür.
En basiti tırnağını keser makası mutfak masasına bırakır. Markete gider şampuanlar tezgah üstündedir. Yemek yapmaya üşenmez, karnını doyurur ama bulaşıklar günlerce lavabo da bekler. Düzen diye bir şey yok hayatımda, öyle üzülüyorum ki şu geçen 10 yılıma, adam asla rahatsız olmuyor. 3 tane bulaşıktan ne olacak yaparız mantığında. Yere düşen kırlent onu rahatsız etmez mesela, atlayıp geçer üzerinden, çocuğun sabah kıyafetini bulamaz aramaya yeltenmez başka giydirir ben her yerden parça parça kıyafet toplarım.
Hep çok yoğun bir hayatımız oldu. Çocuğa eşim bakıyor 1,5 yaşından beri ama adı bakmak işte. Çocuğumun da hayatında hiç düzen olamadı bu yüzden, örneğin hava sıcak yıka çocuğu derim tamam der 2 gün geçer. Defalarca günlerce süren temizlik yaptım evde, en son geçen yıl kendi başıma badana yapmaya kalktım 3 ayımı verdim eve, işten gelip sabahlara kadar temizlik yaptım bir daha bu evin böyle olmasına izin vermeyeceğim dedim ama olmadı. Hafta sonunu evde geçirmem gerek dedim plan yapmadım düzeni elden bırakmayacağım diye. Ama olmuyor işte. Mecburi şeyler oluyor, hastalık oluyor.
Diğer soruna gelirsek ; Maddiyat! Asla toparlanamıyoruz ne yaparsak yapalım. Eşimin şans oyunları, kumar gibi alışkanlıkları yok. Banka hesaplarını didik didik ettim giren çıkan belli ama hep borç. Baştan bizi bu kadar batıran Pandemi döneminde diş problemlerimin ortaya çıkması oldu. Eksiye girdik o dönem, ama çalışıp tüm paramı borca verdiğim halde o borç hiç bitmiyor ne yapıyoruz deyince de ; ben tek mi yapıyorum neden soruyorsun, şaşırıyorsun yiyoruz içiyoruz diyor. Bir ara yaşamanın bile bize haram olduğunu düşündüm yani o derece gelmeye başladı hayat.
Çalışıp kısıtlı yaşamaktan çok bunalmıştım dedim ki, artık maaşımın hepsini vermeyeceğim destek olacağım sadece diye, bozuldu tartıştık. Defalarca bana ''ben sana güvendim, beni yarı yolda bıraktın'' demiştir. Hala aklıma gelince hayret ediyorum bir erkek nasıl bu kadar rahat bunu söyleyebilir? O gün dedim benim sana güvenmem gerekmez miydi diye? Sen bana güveniyorsun ama ben sana hiç güvenemedim.
Ben hep doyumsuzdum ben hep sorunluydum, işte mobbing yaşarım anlatırım kesin sen bir şey yapmışsındır diye cevap alırdım. O beni anlamadıkça ben daha çok anlatırdım anlaşılma ihtiyacı duyduğumdan. İşe gidip gelirken çok yorulurdum çok yoruluyorum dediğimde, bir sürü kadın var çalışan derdi ben gene kendimi suçlardım. Geçen yıl bipolar bozukluğu teşhisi aldım, ailemde yok bu arada tetikleyiciler var dedi doktorum, ağır depresyonlarım var günlerce yatırıyor her şey daha da b*k sarıyor.
Ben evlendim evleneli düğün videomuzu sadece 1 kez izledim, bir daha asla izleyemedim, oradaki mutlu beni görmek bana dayanılmaz bir ağırlık hissettiriyordu. Hep eşime de dedim ki, bak ben hiç iyi değilim, nereye kadar götürebilirim bilmiyorum, eninde sonunda boşanacağız diye. Velhasıl 1 haftadır çok daha derin düşünüyorum, kendimi çok çaresiz, çok mutsuz hissediyorum. Geçen 10 yılıma üzülüyorum. Bir 10 yıl daha düşüncesi azap gibi geliyor. Eşime bahsettim durumumdan kaldıramıyorum, dayanamıyorum dedim, yaşananları unutamıyorum bir çözüm bulabilir miyiz diye sordum eve gelince konuşalım dedi. Tek cümle etmedik sadece sırnaştı ( her zaman yaptığı gibi) boşanmak istediğimi söyledim, ilk değil bu söylemim daha önceleri de çok söyledim. Acı çekiyorum ya ben, bu şekilde yanında olmamadan mutlu olabiliyor mesela, zaten ne olursa olsun bir kere bile özür dilememiştir. Her şeyin sadece üzeri örtülmüştür.
Geçmişteki kendimi öyle özledim ki, 21 yıl önce yazdığım günlüğümü buldum. Yazmışım, yazmışım hayallerim umutlarım varmış benim meğer, hepsini okumaya dayanamadım kapattım. Ben evlendiğimden beri hep o kızı özlüyorum. Geleceğe dair güzel umutları, hayalleri olan o kızı.
Boşanma düşüncemi, hislerimi kuzenimle paylaştım. Bana demesin mi atak mı geçiriyorsun? Boşanma isteğim delilikmiş gibi cevap verdi. Ben sorumluluk sevmiyormuşum, sorumluluktan kaçıyormuşum. Kardeşim el kadar bebeğiyle (doğuştan rahatsız) boşanmaya kalktı hepimiz destekledik, yer açık hayatımızda, ben söz konusu olunca saçmalıyorsun neden oluyor dedim. Şok oldum gerçekten.
Arkadaşlar hangisini normalleştireyim peki sizce ben, düzensizlik ve pislik içinde yaşamayı mı, eşin anlayışsızlığını, beni hiç düşünmemesini mi, işin hayatımı tümden satın almış kadar yoğun olmasını mı, borçla yaşamaktan zevk almayı mı?
Hanımefendi adam çocuğa doğru dürüst bakmıyormuş ki. Mış gibi yapıyormuş. Su içtiği bardağı, tırnaklarını kestiği tırnak makasını bir zahmet yerine koysun. Kadını hizmetçisi gibi görüyor resmen. Arkasından toplayanı var nasılsa. Dağıttıkça dağıtıyor.Adam gece çalışıp, gündüz çocuklarına bakıyormuş nasıl evi toplasın ben anlamadım. Ben de mi var problem :)
Neden haftada bir temizlikci almiyorsunuz zaten borclanip duruyormussunuz en azindan mantikli birsey icin borclanmis olursunuzSiz ne yaşıyorsunuz bilmiyorum ama 10 yaşındaki çocukla, erkek kadın fark etmez insan her şeyi yapabilir. Sürekli sigara içeceğine balkonda sabahtan akşama kadar mesela, şurayı da bir toplayayım diyebilir. Ya da o zaman şöyle yapalım onun yapması gerektiği kadarı bu, e bende gidiyorum mesailerim uzun 1,5 aydır 11-12 de eve geliyorum, benimde zamanım yok öyle düşünürseniz, o işe gidince de ben çocukla ilgileniyorum e madem biz kokuşalım. Yani yapacak bir şey yok.