- Katılım
- 29 Nisan 2026
- Mesajlar
- 2
- Emoji Skoru
- 0
- Puanlar
- 1
- Yaş
- 26
- Konu Sahibi perfectblue
- #1
Merhaba.
Sanırım biraz uzun bir yazı olacak ya da bilmiyorum her neyse.
Bir sorunum var. Daha doğrusu erkek arkadaşımın bir sorunu var.
Yardım, tavsiye alabileceğim birileri lazım. Aklıma burası geldi.
Öncelikle 26 yaşındayım. Erkek arkadaşım da 25. 8 senelik bir ilişkimiz var ama dümdüz ilerleyen normal bir ilişki olmadı hiçbir zaman. Hep ayrılmalı barışmalı tuhaf, toksik bir ilişkiydi. 2 sene hiç konuşmadığımız da oldu. Neyse. Şu an tekrar birlikteyiz. Ama konu bu değil.
Konu erkek arkadaşım ve psikolojik sıkıntısı. Onu kısaca tarif etmem gerekirse içe dönük, derin, sürekli düşünen, takıntılı, kuşkucu, kuruntulu, mükemmeliyetçi, eleştirel, depresif bir kişilik. Genelde odasından hiç çıkmayan ve müzikle ilgilenen biri. Onu tanıdığımdan beri bu şekilde. Psikolojik olarak iyi değil. Çok fazla kaygı, korku yaşıyor. Mesela ölüm kaygısını çok sık yaşıyor. Her an ölecekmiş, kötü bir şey olacakmış gibi hissediyor. Bu yüzden panik ataklar geçiriyor. Uyuyamıyor. Dolayısıyla sürekli alkol alıyor. Evet maalesef alkol bağımlılığı var. Neredeyse her gün içiyor. İçmemesini söylesem de boşa. Ama onun da aslında içmek istemediğini, sadece kafasındaki düşünceleri bastırmak istediğini biliyorum. Elinden bir şey gelmiyor. Zihniyle sürekli bir savaş içinde. Travmaları da var. Aynı zamanda hayatın anlamsızlığından şikayetçi. Her şey boş geliyor. Varoluş sancıları var. Çoğu zaman gerçeklik algısını yitiriyor, depersonalizasyon deniyor buna. Dünya ona gerçek hissettirmiyor. Bir türlü iç huzuru yakalayamıyor. Hep huzursuz ve agresif. Sadece iyi hissetmek istediğini söylüyor ama bunu başaramıyor. Ben de bir noktaya kadar iyi gelebiliyorum ama ben de artık bir şey yapamıyorum.
Çok uzun bir süre tedavi görmeyi reddetti. Çünkü bu durum her ne kadar ona kötü hissettirse de bunun gerçek hissettirdiğini söylüyordu. Ama en sonunda ısrarlarıma dayanamayıp devlet hastanesinde psikiyatriye gitmeye başladı. Yaklaşık 1 buçuk aydır antidepresan kullanıyor. Lustral. Bir tık iyi geldiğini söylüyor ama çok da iyi gelmedi hâlâ aynıyım diyor. Bu durumun asla geçmeyeceğini düşünüyor. "Ben aslında her şeyin farkındayım; mantıklı olanı görebiliyorum ama beynim göremiyor. Beynim benden bağımsız. Ben iyi olmaya çalışırken o bana kötü hissettiriyor" diyor. İlacın tek başına yeterli gelmeyeceğinin farkındayım o yüzden farklı tedavi yöntemleri de denemeye çalışıyoruz. Mesela az önce ona kendi çapımda bilişsel davranışçı terapi uygulamaya çalıştım. Bir işe yaramadığını söyledi. Yani aslında o bir anda olsun bitsin iyileşeyim istiyor. Ama iyileşmenin bir anda olmayacağını, zamana ihtiyacı olduğunu ona hatırlatıyorum. En son görüntülü konuşurken bıktım deyip ağladı ve onu öyle çaresizce izlemek beni yaraladı. Bir kurtarıcı olmadığımın farkındayım ama yine de iyi olması için bir şeyler yapmak istiyorum.
Artık ben de tükenmiş durumdayım. Çünkü en son konuşurken intihar etmek istediğini söyledi.
Bu arada şunu da ekleyeyim. Bu çocuk hiç evden çıkmamış biri değil. Yani askerliğini de yaptı, daha önce farklı işlerde de çalıştı. O zamanlarda da aynı hissettiğini söylüyor. Yani sürekli evde olmasıyla, asosyal olmasıyla alakalı bir durum değil tamamen.
Bana, bize bir tavsiyeniz, gösterebileceğiniz bir çıkar yolunuz var mıdır? Şimdiden teşekkür ederim.
Sanırım biraz uzun bir yazı olacak ya da bilmiyorum her neyse.
Bir sorunum var. Daha doğrusu erkek arkadaşımın bir sorunu var.
Yardım, tavsiye alabileceğim birileri lazım. Aklıma burası geldi.
Öncelikle 26 yaşındayım. Erkek arkadaşım da 25. 8 senelik bir ilişkimiz var ama dümdüz ilerleyen normal bir ilişki olmadı hiçbir zaman. Hep ayrılmalı barışmalı tuhaf, toksik bir ilişkiydi. 2 sene hiç konuşmadığımız da oldu. Neyse. Şu an tekrar birlikteyiz. Ama konu bu değil.
Konu erkek arkadaşım ve psikolojik sıkıntısı. Onu kısaca tarif etmem gerekirse içe dönük, derin, sürekli düşünen, takıntılı, kuşkucu, kuruntulu, mükemmeliyetçi, eleştirel, depresif bir kişilik. Genelde odasından hiç çıkmayan ve müzikle ilgilenen biri. Onu tanıdığımdan beri bu şekilde. Psikolojik olarak iyi değil. Çok fazla kaygı, korku yaşıyor. Mesela ölüm kaygısını çok sık yaşıyor. Her an ölecekmiş, kötü bir şey olacakmış gibi hissediyor. Bu yüzden panik ataklar geçiriyor. Uyuyamıyor. Dolayısıyla sürekli alkol alıyor. Evet maalesef alkol bağımlılığı var. Neredeyse her gün içiyor. İçmemesini söylesem de boşa. Ama onun da aslında içmek istemediğini, sadece kafasındaki düşünceleri bastırmak istediğini biliyorum. Elinden bir şey gelmiyor. Zihniyle sürekli bir savaş içinde. Travmaları da var. Aynı zamanda hayatın anlamsızlığından şikayetçi. Her şey boş geliyor. Varoluş sancıları var. Çoğu zaman gerçeklik algısını yitiriyor, depersonalizasyon deniyor buna. Dünya ona gerçek hissettirmiyor. Bir türlü iç huzuru yakalayamıyor. Hep huzursuz ve agresif. Sadece iyi hissetmek istediğini söylüyor ama bunu başaramıyor. Ben de bir noktaya kadar iyi gelebiliyorum ama ben de artık bir şey yapamıyorum.
Çok uzun bir süre tedavi görmeyi reddetti. Çünkü bu durum her ne kadar ona kötü hissettirse de bunun gerçek hissettirdiğini söylüyordu. Ama en sonunda ısrarlarıma dayanamayıp devlet hastanesinde psikiyatriye gitmeye başladı. Yaklaşık 1 buçuk aydır antidepresan kullanıyor. Lustral. Bir tık iyi geldiğini söylüyor ama çok da iyi gelmedi hâlâ aynıyım diyor. Bu durumun asla geçmeyeceğini düşünüyor. "Ben aslında her şeyin farkındayım; mantıklı olanı görebiliyorum ama beynim göremiyor. Beynim benden bağımsız. Ben iyi olmaya çalışırken o bana kötü hissettiriyor" diyor. İlacın tek başına yeterli gelmeyeceğinin farkındayım o yüzden farklı tedavi yöntemleri de denemeye çalışıyoruz. Mesela az önce ona kendi çapımda bilişsel davranışçı terapi uygulamaya çalıştım. Bir işe yaramadığını söyledi. Yani aslında o bir anda olsun bitsin iyileşeyim istiyor. Ama iyileşmenin bir anda olmayacağını, zamana ihtiyacı olduğunu ona hatırlatıyorum. En son görüntülü konuşurken bıktım deyip ağladı ve onu öyle çaresizce izlemek beni yaraladı. Bir kurtarıcı olmadığımın farkındayım ama yine de iyi olması için bir şeyler yapmak istiyorum.
Artık ben de tükenmiş durumdayım. Çünkü en son konuşurken intihar etmek istediğini söyledi.
Bu arada şunu da ekleyeyim. Bu çocuk hiç evden çıkmamış biri değil. Yani askerliğini de yaptı, daha önce farklı işlerde de çalıştı. O zamanlarda da aynı hissettiğini söylüyor. Yani sürekli evde olmasıyla, asosyal olmasıyla alakalı bir durum değil tamamen.
Bana, bize bir tavsiyeniz, gösterebileceğiniz bir çıkar yolunuz var mıdır? Şimdiden teşekkür ederim.