Evliliğimdeki sorunlar çözülmez hale geldi. Ne yapmalıyım?

Neresi anlaşılmıyor?
neresi anlasiliyor? insanlar sayfalarca sormus, cozmwye calismis yine de gelen kuru fasulyeden, yufkadan oteye gecilememis.
iletisim kurup sorununuzu aktaramiyorsunuz. burada size pek cok insanin bunu yazmasinin nedeni bu. onlarca cumle yazmissiniz ama hic bir yere baglayamamissiniz. sirf laf kalabaligi. sonucsuz. bu demek oluyor ki sosyal hayatinizda da boylesiniz. karsinizdaki ile saglikli iletisim kurup konuyu, meraminizi aktaramiyorsunuz.

kayinpederin konusmamasinin, kayinvalidenin kendini degil baskalarini anlatmasinin, gorumcenin herseye gulmesinin altinda daha buyuk korkulariniz mi var? kendilerini saklanmasi gereken yonleri oldugu icin mi anlatmadiklarini dusunuyorsunuz?

bu kayinpederin sucunu israrla yazmamis olmaniz da sizde bir yara bence. kayınpeder neden iceride yattiysa o suc nedeniyle yatan bir suru insan vardir. siz neden bu kadar ozellestirdiniz, sirlastirdiniz bu mevzuyu?
 
Hayırlısı olsun dedi evet sonradan fark ettim eksik harf kullanmışım ama düzeltemedim. Evet çok beklentiye girmemeyi çok önce öğrendim. Zaten durum şu ki marttan beri aslında biz düzelmiştik çünkü pandemi oldu ve herkes evinde kaldı. Ancak onlar yaz ortasında gelince problemlerimiz yeniden su yüzüne çıktı şimdi artık evin içinde umutsuz ve mutsuz iki insan olduk. Çünkü o kadar iyiyken 2-3 saatlik bir gelişin bizim haftalarca tartışmamıza sebep olmasını kaldıramıyoruz. Çünkü iyiyken insan daha hoşgörülü oluyor ama gerginlik olunca mesela eşimin başından beri yapmasını beklediğim onun yapacağı bazı işler birikti ve ben de bunları ona sayıyorum. Yapmamış olması beni incitiyor. Beklenilen saatte gelmeyiş vs konusunda artık dediğiniz gibi ve benzer bazı tavrı göstereceğim ancak şu an dediğim gibi aylardır bu durum yok.
Esiniz bunun farkinda mi.. onlarin bir ziyaretiyle tadinizin nasil kactiginin?
 
Kv bana 800 km öteden süzme yoğurt gönderiyor yumurta gönderiyor. Kargo bir tanesini kırsa, perişan ederim onları 😂 öyle kıymetliler ki , bir de her hafta konserve yoğurt erzak gelecek ooo göbek atarım 😂 turşu yapamıyor musunuz kız siz ana- kız derim göreyim sizi derim. Sonraki hafta arkadaşın kv si mantı yapıyormuş sen yapamıyor musun derim 😂 böyle böyle yolumu bulurum tüm sene 😬
kız üfürük hükümet gibi kadınsın yeminle, düştüğü yerden toprakla kalkan cinsten...öldüm gülmekten, seni alanın ömrü uzamıştır he
 
Adam ile aileyi ayıran o sır her ne ise , adamın evlenmesi ile silinmiş gibi oldu. Aile olmaya çalışıyorlar tekrar, gelin bir katalizör, tabii bunu gelinin istemeyeceğini hesaba katmıyorlar. Sırlarına rağmen biri onları kabul etti, aralarına girdi, artık onlardan biri... Bizim insanımızda ikram en büyük saygı, sevgi belirtisidir.
yuh....ericson un elinden su mu içtin? freud un kesesinden enfiye mı çektin? bu nasıl analizdir, micro sosyolojiden girmiş psikanalizden cıkmışsın....harcanıyorsun buralarda üfürükten prenses
 
zm
Bu arada ortadaki sır konusunda yaptığınız yorumun birçoğunu ben 3 yıldır daha ayrıntılı ve birçok varsayımıyla birlikte düşündüm tabi ki... Cinayet, taciz, hırsızlık vs. Eşim suçun ne olduğunu söylüyor. Ama yapılış şeklini söylemiyor. Kendinin de bilmediğini söylüyor. Tabi ki babam cezaevindeydi, eve ben baktım deyip kestirip atmadı. Tüm yaşadıklarını ayrıntılarıyla anlattı. BU YÜZDEN AKŞAMLARI DİNLEDİM YANİ! PSİKOLOG YA DA PEDAGOG OLDUĞUM İÇİN DEĞİL. Suçun ne olduğu benim yaşadığım sıkıntıların çözümü olmayacak. O yüzden suçu size söylemedim. Baba bir suç işlemiş. Aile mağdur. Bu kadar insafsız olmaya gerek yok bence. Tabi ki benim de kabul edemeyeceğim suçlar var. Cezasını hukuken çekmiş olsa da kabul edemeyeceğim... Ama nihayetinde babanın işlediği suçlardan evlatları sorumlu mudur? Daha 18'ini doldurmamış bir insan eğitimini yarıda bırakıp yeni geldiği bir şehirde anne ve küçük kardeşine bakmaya çalışıyor.
Şimdi de diyeceksiniz ki o zaman suçu neden yazdın vs... Kayınpeder densizlikleriyle artık saygıyı ya da hoşgörüyü hak etmiyor. Tanışma sırasında ona soru sorulmadığı edepsizce davranıyor. Yani bazen düşünmesi gerekmez mi zor günler geçirdik, ama evladımız bir yuva kurdu. Biz de mutlu olup onlarla güzel günler geçirelim, daha bir çocuğumuz da var vs... Ama o nezaketi boşa çıkarıp riyakarlık yapıyor.
kusura bakmayın da ben sizin ailenizde de kusur buldum, belli ki naif hatta empat yapıda bir insansınız, böyle bir adamla ve aileyle sorgusuz sualsiz birlesmenize nasıl izin verirler? nasıl sizi uyarmazlar? suç sahibini bağlar evet ama o suçun niteliği aile yapısıyla ilgili pek çok done verir.En azından bir GBT baktırsaydı babanız filan bence herşey çok farklı olurdu... siz yaşını bile bilmediğiniz biriyle evlilik kararı almışsınız, önümüzdeki yıllarda o erzak meselesini unutturacak devasa meseleler çıkacak gibi önünüze , tek derdiniz erzak olsa keşke...
 
Ben seni çok iyi anladım gerçekten özellikle verilenler konusunda.Senin paranla alıp tüketmeyeceğin şeyleri veriyorlar belli ki.Kuru yufka mesela yazmışlar buzluğa koyarsın diye 60 taneyi hangi buzluk alır?Dondurucu mu alsın bunun için hem yemek zorunda mısın ne alaka?Ben ne kuru yufka ne böreklik yufka sevmem mesela biz su böreğini biliriz onu yaparız yaparsak hazır değil yani el açması olur.Konserve olayınıda sevmem tadı bana ekşi gelir bu sebeple dondururum fasulye, bamya, bezelye, menemenlik vs.Benim bir konum vardı burada topa tutuldum eşimin annesi bir paket kıyma vermişti nankör oldum muhtaç değilim diye.Koyun kıyması verdi bile bile sevmediğimi bildiği halde.Yada evinde birşey yemiyorum diye bunun lafını kendisi yaptı mecburmuşum sanırım ona göre.Hep ısrar ederdi sevmediğim şeyleri yemem konusunda dört senelik evliyim öğrenemedi ki herşeyi sevmeyen biride değilim hem gerçekten çoğu şeyi kötü yapar yada denk geliyor sevmediğim şeyler.Saygı çok önemli birşey her konuda aşamada olmuyorsa olmuyor o yoğurtlar vs. çok yapmacık annecik duruyor.Bence sınırınızı siz koyun eşinizin birşey yapacağı yok sevmiyorum tüketmek istemiyorum deyin gitsin.
 
katılıyorum , konu sahibi kendi kök ailesinden gelen kurtarıcı - kurban şemalarıyla yönelmiş bu adama, çok da tatlı iyiniyetli , eşinin içini dökerse rahatlayacağıni düzeleceğini onu kurtarabileceğini filan düşünüyor ama bilmiyor ki adamın içi boş, bomboş...korkarım onu kurtarmaya çalışırken kurbana dönüşecek ve adamakıllı bir terapi almazsa çocuklarini da eğitimli bir kurban olarak yetiştirerek ömrünü bu aileyle heba edecek
 
Ben hiç bir şey ile eğlenmiyorum. Komşu yaralama, hakaret vb suçlar için kimseyi dışlamaz. Hadi dışladı diyelim çoktan unutulurdu basit bişey olsa. Ağır bir suç olmalı ortada , kısa süreli yattığı da yalan belki ve belki suçun içeriğini de size yalan söyledi. Neticede aile ile konuşmamışsınız bu konuyu. Sırrı bu kadar önemli noktaya getirip şimdi de ya çok önemli bişey değil aslında noktasına getirdiniz. Yaş mevzusu yalandı şimdi doğruyu söylememiş sadece dediniz. O zaman tek sorun kurufasülye zaten gaz yapar. Neyse ki kadın probiyotik kısmını da es geçmiyor.
Anneannemde köyde yaşıyor, gasp seebebiyle dışlanıp köyden taşınmak zorunda kalan vardı. İnsanlar konusuyordu hep cünkü adam iceriden cıktıktan sonra. Bazı yerlerde özellikle köy gibi yerlerde insan dıslamak icim büyük seylere ihtiyac duyulmuyor ki ...
 
15 sayfa yorum yapılmış ama

ben senın psikolojini çok sağlıklı bulmadım ,

konusunu çözmediğim kitap gibi okudum konuyu , kahvaltı ,erzak, kuru fasulye, kahvaltı, kışlık konserve , kahvaltı , sır
konu böyle devam etti ,

hem sırlar akşam oturmasında konuşulacak konumu allah aşkına evlendik halaa konuşulmadı demişsin ,
 
Yazılan her şeyi okudum, düşündüğüm bazı şeyler yazılmış, biraz tekrar olacak ama ben de düşüncelerimi yazmak istedim belki farklı bir bakis acısı olur.

Belli bir eğitim seviyesiniz ve kariyeriniz var; esinizinde iyi bir eğitimi var, eşiniz tırnaklarıyla cabalayarak gelmiş, hem iyi bir okul hemde okurken calismis; yani sorumluluk sahibi, tabiri caizse tuttuğunu koparan yapıda. Ama aklıma takılan 12 sene sonuna evlenmeniz, sorumlulugunu bilen ve sizi seven insan 12 yıl beklemiş. Bu beklemenin nedeni; kayinpederin suç konusu, eşin ve eşin ailesi üzerine 'travma' olarak kalmış, bu yüzden evlilik ertelenmiş. Sorumluluklarını bilen insanın, ev işlerinde hiç sorumluluk almayıp tüm işleri size bırakması çok sinirlendiriyor.

Konu sahibini kimi yönlerden kendime benzettim. Kişisel alan konu sahibi için çok önemli ve -bende de oyle- belli saygı kuralları var. Toplumun normal karşıladığı kimi şeyler, saygi sınırlarımızın dışında. Erzak konusunda, çoğu uyelerin düşündüğü şeyle benim düşündüğüm şey farklı oldu. Önemli olan erzagin dağıtılması değil bence, kayinailenin erzak bahanesiyle iç işlere karışması ya da erzakla eşin okulu birakip aileye yardım ettiği zamanlardaki karşılığı. Konu sahibi kayinvalidenin muhabbet konularının; klasik, çocuklarının küçüklük konuları olmadığını söylemişti ve eklemişti; eş ve gorumcenin çocuklarından bahsederlerse sohbet bir şekilde 'hapishane ve kayinpederin sucuna' bağlanacak. Erzak konusunda son olarak aklıma şu geliyor; hani film,dizi veya kitaplarda olur ya çok büyük acı,kayıp, felaket vb durumunda yaşayan kişi kendini apayrı bir olaya verir. Atıyorum, titizlik hastası gibi davranir, evde tozun t'si olmaz, tencerelerce yemek yapar falan. Kayinailenin de unutma yolu bu erzak işi.

Konu sahibiyle kendimi bagdastirmistim; yara bandı, merhem olmaya çalışmak, düşeni yerden kaldırmak için düşünden daha aşağı seviyeye almak kötü şeyler gibi gelmiyor gözümüze. Düzenle ayağa kalkmak içinde elinden gelen her şeyi ama her şeyi yapıyor.

Manas destanı oldu, şunu yazıp gidiyorum. konuyu ilk okumaya basladigimda, gri- siyah ve soluk renklerin kullanıldığı, altta hep bir gerilim ve gizemin olduğu dram filmi seyrettigim zaman oluşan hisler oluştu bence. İnşallah en kısa zamanda sorunlar hallolur.
Burada aslında değinilenlere yakın ancak biraz farklı olan bazı konulara da değinmişsiniz. HERKES BU KISMI OKURSA ASLINDA GENEL BİR ŞEYİ DE YAZACAĞIM:
1- Siz kayınvalidenin unutma işi bu erzak aslında demişsiniz, bence de. Takıntı gibi bir şey ve bununla varolmaya çalışıyor. Bir onaylanma bekliyor.
2- Başka bir arkadaş da eşim bize geldiğinde onları yeterince iyi ağırlayamadığına takılıyor konusu ile ilgili o bence fiziki değil ruhsal doyumsuzluğu kastediyor, demişti.

Açıkçası bunun gibi sebeplerle ben aile olarak onların uzman desteği almamış olmalarını büyük eksiklik görüyorum. Ancak hepsine gücüm yetmez. Ben burada kendi düzenimi koruyabilmek için ancak eşimi kurtarabilirsem onu kurtarabilirim belki. Evlenmeden önce eşim başından geçenleri bana anlattığında "Aslında bu olayı bence sadece babam atlattı" dedi. Dedim destek aldı mı? Bir kere gitmiş, sonra gitmemiş, işte bildiğiniz bu toplumdaki psikolağa karşı olan önyargılardan birini bahane olarak getirmiş. Eşimin söylediğinden benim anladığım cezayı çeken nasılsa ben hapis yatıp çıktım deyip yoluna devam ediyor. Ancak dışarıda kalıp toplumsal mücadeleyi veren en büyük yarayı almış ve çözememiş (geri kalan üçünü kastediyorum).
 
15 sayfa yorum yapılmış ama

ben senın psikolojini çok sağlıklı bulmadım ,

konusunu çözmediğim kitap gibi okudum konuyu , kahvaltı ,erzak, kuru fasulye, kahvaltı, kışlık konserve , kahvaltı , sır
konu böyle devam etti ,

hem sırlar akşam oturmasında konuşulacak konumu allah aşkına evlendik halaa konuşulmadı demişsin ,
Nerede konuşulur?
 
Esiniz bunun farkinda mi.. onlarin bir ziyaretiyle tadinizin nasil kactiginin?
Farkında ona göre şöyle, ailem bize birkaç saatliğine geliyor, günlerce tartışması bitmiyor. Ancak şöyle ki ben sonrasında bir tatsızlık olursa birkaç şey belirtiyorum sonra belki tartışma çıkıyor. Ancak sonra eşim o noktaya takılıyor. Her tartışmanın sonu yoruldum artık şu oluyor bu oluyor ailem bize geliyor bizim tartışmamız bitmiyor.
 
ailenin sırrını boşver sen evliliğine bak.
aile erzak getiriyorsa güler yüzle teşekkür et fazlasını konu komşuya dağıt.
eşinin herhangi bi hareketi sözü seni rahatsız ediyorsa sade kısa suçlayıcı cümleler olmadan konuş. bak sade ve kısa cümleler diyorum özellikle...
aile yemeklerine güzelce giyin git yemene içmene bak onların sorunları onları ilgilendirir.sen eşinle kendinle ilgilen. herşeyi kafanda dallandırıp budaklandırıp kendine dert etmekten vazgeç.
 
Ben seni çok iyi anladım gerçekten özellikle verilenler konusunda.Senin paranla alıp tüketmeyeceğin şeyleri veriyorlar belli ki.Kuru yufka mesela yazmışlar buzluğa koyarsın diye 60 taneyi hangi buzluk alır?Dondurucu mu alsın bunun için hem yemek zorunda mısın ne alaka?Ben ne kuru yufka ne böreklik yufka sevmem mesela biz su böreğini biliriz onu yaparız yaparsak hazır değil yani el açması olur.Konserve olayınıda sevmem tadı bana ekşi gelir bu sebeple dondururum fasulye, bamya, bezelye, menemenlik vs.Benim bir konum vardı burada topa tutuldum eşimin annesi bir paket kıyma vermişti nankör oldum muhtaç değilim diye.Koyun kıyması verdi bile bile sevmediğimi bildiği halde.Yada evinde birşey yemiyorum diye bunun lafını kendisi yaptı mecburmuşum sanırım ona göre.Hep ısrar ederdi sevmediğim şeyleri yemem konusunda dört senelik evliyim öğrenemedi ki herşeyi sevmeyen biride değilim hem gerçekten çoğu şeyi kötü yapar yada denk geliyor sevmediğim şeyler.Saygı çok önemli birşey her konuda aşamada olmuyorsa olmuyor o yoğurtlar vs. çok yapmacık annecik duruyor.Bence sınırınızı siz koyun eşinizin birşey yapacağı yok sevmiyorum tüketmek istemiyorum deyin gitsin.
Erzak konusunda beni net anlayan azınlıktan birisiniz. Dolaba koy şuraya buraya deniyor anlatamadım ama buzluğa bile koyulması gereken şeyler getiriyor. Bir gün misafir gelecek buz hazırlamam lazım buz kutusu koyacak yer yok öyle söyleyeyim. Ben de çoğu şeyi yerim yemek ayırmam ama herkesin bir damak zevki vardır.
Bir de şöyle bir durum var: Eşim ilk senemizde laf arasında bu kadar kuru meyveyi kim yiyecek, demiştim. Ve birçok reçel vardı. Eşimi o kış bir oturuşta yarım kilo kuru meyve yerken gördüm. Sonra ben iş okul derken dışarıdaydım. Kış sonu eşimin epey kilo aldı. Ben de o tabağın yarım kilo meyveyi aldığını söyledim. Hiç itiraz etmedi ama ben yemedim onunla ne alakası var da diyemedi. Sonraki zamanlarda bunları yemeyi azalttı.
Biz yufkayı sadece ramazanda, sahurda yeriz. Eve gelenlerden eşimle bazen kahvaltı da ben de yiyordum. Ama bu son gelenleri eşim bana teklif etmiyor, yani sabah ıslıyor, ısıtıyor, tereyağ falan sürüyor vs. kendi yiyor. Bu arada bu yaz ben eşimden daha erken kalktığım için kahvaltımız hep ayrı oldu. Birkaç sabah denk geldik. Bunlardan biri de bayram sabahıydı. Uyuyordu, kahvaltıya bekledim. Uyanınca yine kendisine yufka hazırlamakla uğraştı, diğer rast geldiğimiz sabahlarda da o şekilde.
Kayınvalidem peynir yapıp getirmiş tabi ki yine aşırı miktarda ve dolapta saklanması gerekiyor. Ben yaz günü meyve mi koyayım sebze mi yoksa peynir bidonu mu? Eşim her gün bir kalıp peynir yiyor. Neden? Ben bunlar çok fazla, bozulur, dediğim için.
 
ailenin sırrını boşver sen evliliğine bak.
aile erzak getiriyorsa güler yüzle teşekkür et fazlasını konu komşuya dağıt.
eşinin herhangi bi hareketi sözü seni rahatsız ediyorsa sade kısa suçlayıcı cümleler olmadan konuş. bak sade ve kısa cümleler diyorum özellikle...
aile yemeklerine güzelce giyin git yemene içmene bak onların sorunları onları ilgilendirir.sen eşinle kendinle ilgilen. herşeyi kafanda dallandırıp budaklandırıp kendine dert etmekten vazgeç.
İlk başta öyle yapıyordum. Ancak "normal" davranmanın bu aileye yaramadığını fark ettim.
 
Merhaba, uzun süredir buraya yazmak istiyordum; ancak içimdeki problemleri daha fazla büyütüp üzülürüm diye yazmıyordum. Ancak artık paylaşmam gerek. Evliliğimin süresi 2 yılı geçti. Onun öncesinde de 12 yıllık sevgililik dönemimiz oldu. Eşimin ailesiyle problemleri vardı; ancak bunlar münakaşa şeklinde değildi. Benim gözlemlediğim daha çok geçmişe dair kırgınlıklardı. Bazen buluştuğumuzda annesiyle konuştuğunu ve onlardan bir şey beklemediğini söylediğini, söylüyordu. Ben de neden öyle diyorsun ki ailen olarak az da olsa katkı sağlamak isterler belki diyordum. İstemiyorum, diyordu hep. Ben de açıkçası çoğunda bu konuları didiklemiyordum. 12 yıl uzun değil mi vs diye sorabilirsiniz. 10 yılı geçtiğinde bir gün artık ayrılmayı düşündüğümü söyledim ama onu sevdiğim için bunun bana zor geldiğini ancak uzun süredir de bu düşünceden kurtulamadığımı... Bir şekilde bunun üzerine günlerce konuştuk. Birbirimizi sevdiğimiz için ayrılamadık. Bir baharda evlenelim, dedi, oturduk hesap kitap yaptık. Kararımızı verdik, ben sadece bu ailelerin tanışması vs için yazı beklemeyi önerdim. Yaz geldi, sonbahar başlangıcı oldu. Ne gelen, ne arayan ne de bir açıklama. Zaten yıllardır sinirimi bozan bu konu (yani ailesinin bir girişimde bulunmayışı) yine yanıbaşımdaydı. Ben ailesi haber versin, diye beklerken sevgilim bana bazı anlatacağı şeyler olduğunu söyledi ve geçmişine dair merkezinde babasının olduğu bazı sırlar açıkladı. Bunun üzerine dedim gelip tanışsınlar yine de aileler, yaşananlarda senin suçun yok. Bu arada niyetimiz aileler tanışacak ve biz sonbaharda evlenecektik. Sonrasında işimize gücümüze bakmak istiyorduk. Bu merasimleri de sevmeyen karakterlerdik. İşi hızlıca çözüp evimize girmek istiyorduk. 1 - 2 gün içinde ailesi geldi. Ama babam anlatıyor, bunlar dinliyor. Babası zaten hiç konuşmuyor. Eşimin gözü babasında sürekli. Herkes bir gergin. Sonrasında günlerce buluştuk. O anlattı, ben dinledim. En sonunda onun yaşını yanlış bildiğimi öğrendim. Anlattıklarında bana yanlış gelen 1 - 2 şey oldu ama her şey ailesiyle ilgiliydi ve onu suçlayamazdım. Zor bir hayat yaşamıştı. Ama yaşını bana söylememiş olması? Yalan söylememişti ama gizlemesi de bir yalan değil mi? Çok çatıştık, sinirlendim, ağladım, o ara hem doktoraya başladım hem de bir işe girdim. O kadar yoğunum ki her gün koşturuyorum. Bir taraftan da odaklanamıyorum. Gündüz iş-okul, akşam onunla oturup saatlerce dinleme seansları. Sonunda dedim tamam evlenelim. Aileme her şeyi anlattım. Dediler eşimle konuşalım mı, ben de o zaten mahvolmuş, daha fazla üzmeye gerek yok dedim. Babam bana sevip sevmediğimi sordu. Sevdiğimi söyleyince tamam, dediler. Önceden eşim bize gelip gidiyordu, tamamen olmasa da biraz tanıyorlardı. Sonra yılın ilk günleri yüzük takıldı. 2 ay içinde de evlendik. Ama ne koşturma! İşten çıkmıştım. Amacımız şu: Evimize gireceğiz, ben okula o işine odaklanacak. İkimiz de olduğumuzdan daha iyi bir yerde olmak, gelişmek istiyoruz. Tabi bu hazırlanma sürecinde de bazı sorunlarımız oldu, ben koşturmacadan durup sorgulayamadım falan filan...

Evlendik... İlk gün akşam üzeri kayınvalidem eşimi aradı, eşim açmadı. Sonra dedim neden arıyorlar? (Bu arada o kadar uzun sevgililik olunca bazı şeyler biliyorsunuz... Onların memleketinde hâlâ ilk gece hakkında konuşulduğunu, söylemişti). O da cevap olarak ben evdeki düğün yemeğinden yemedim herhalde ondan getirelim diyecek, dedi. Bana pek inandırıcı gelmedi ama sorgulamadım. Sonra bu aramızda sorun oldu. Üçüncü günümüzde görümcem ve kayınpederim arabayla bize yiyecek ve erzak getirdi. Sadece görümcem eve girdi ve oturmadan gitti. Beşinci gün eşimin ailesiyle kahvaltıya gittik. Bunlarda böyle bir adet varmış ama eşim her türlü gelenek ve göreneği eleştirirdi, bizim bunu yapacağımız söylememişti. Meğer aile büyükleri de düğünden beri bekliyormuş kahvaltı için. Sonra dedi bize kahvaltıya gidelim ertesi gün de size kahvaltı ya da yemek ne istersen gidelim. Ben kabul etmek zorunda kaldım. Çünkü ne arama bitecek ne eve erzak getirme. Onlar da biz de rahatlayalım istedim. Aslında kendi aileme bile gitmekte gözüm yok. Çünkü 2 ay çok yoruldum, çok kilo verdim. En son çocukluğumda gördüğüm kilodaydım. Şöyle uzanıp tavanı izlemek istiyordum sadece. Son bu 5. gün kahvaltıya giderken evde eşimle tartıştık, konu benim babamla ilgili söylediği bir şeydi. Ben de buna taviz vermeyince bozuştuk. Ailesine mutlu gitmedi. Babası sofrada benden bahsederken "uyuz" dedi. Kahvaltı yetmedi tüm gün orda kaldık bir de yemek yedik öyle döndük. Ertesi gün bize kahvaltıya gittik. Öğlen olunca eşim bir arkadaşının bizimle buluşmak istediğini gidip gidemeyeceğimizi sordu ben de gidebiliriz, dedim. 10 gün sonunda falandı herhalde baya mutsuzduk biz. Ben bunları açıkladım. Tüm gün onlarda oturup işte bizde oturmaması falan... Sonra görümcem annesinin yaptığı yemeklerden bize getirmeye başladı. 10. gün, 2. hafta. 3. hafta geldiğinde annesi börek yapmış erken git, kahvaltıya, beraber yaparsınız diyormuş. Neyse görümcem kaçta kalktıklarını bilmiyorum, gidemem demiş. Bu arada eşim evden çalışıyor. Ben de haftanın 3 günü okula gidiyorum. Onun dışında hep evdeyiz. Çünkü o ara işi çok yoğun kafasını kaldırmıyor. Annesi arıyor, kardeşin bir şeyler getirecek, bi yarım gün görümcemi bekliyoruz; ev yakın değil. Mesela yoğurt mayalamış, onu gönderiyor. Biz de evimizde mayalardık. Baktım olmayacak anneme dedim süt alınca bana haber verin (Benim önceki evimle yeni evim yakın). Ben de kendim mayalamaya başladım. Ama kayınvalidem hala yoğurt gönderiyordu. Bu arada bir detay vereyim bazen benim kardeşim de iş çıkışı gelip 1 saat falan oturuyordu. İşini değiştirecekti ve eşimin fikrine de en az benimki kadar güvendiği için fikir danışmaya geliyordu.

Okul tatile girecekti, iş yüküm biraz azalmıştı. İki aileyi de yemeğe çağırdım. Herkes evimize davetli olarak ilk kez gelmiş oldu. Bundan 2- 3 hafta sonra eşim evlendiğimizden beri ilk kez serbest bir gün geçirecekti, ben de evimizdeki eksikleri tamamlamak için onu bekliyordum. Kayınvalidem ve görümcem yine bir şey getireceklermiş, kahve içmeye gelecekler eşim de tamam, demiş. O gece beni uyku tutmadı. Ağlarken eşim uyandı, dedi neyin var. Söyleyince dedi ki arayım sonra gelin deyim. Dedim artık tamam demişsin sadece öğleden sonraya al biz de sabah işimizi halledelim. Ben bu görümcemin bir şeyler getirmesi ve bu kahve içmeye gelme, olayından sıkılmıştım. Çünkü evdeyiz diye tatildeymişiz gibi mi algılıyorlar diye düşünüyordum. Bir de eşya eksiğimiz bitmemişti. Eşim işinin arasında onlarla uğraşıyor ve titiz olduğunu için günlerce araştırıyordu. O ara bize alınan TV, süpürge gibi şeylerden kayınvalide me de alındı. Bu süreçte eşim annesinin eve gelip bizim süpürgeyi denemesini talep etti, ben istemedim. Bu arada 3 ayımız doldu ama bizde aileler dışında sosyalleşme yok. Annesi sürekli bizi yemeğe çağırıyor. Bazılarına gidiyoruz, bazılarını geri çeviriyoruz. Tüm evin işi, pazarı, marketi benim üzerimde. Tek beklediğim elim dolu eve geldiğimde eşimin kapıda hoşgeldin deyip elimden poşetleri alması ama kapının önünden geçerken bakmıyor bile. Akşam yemeğe oturuyoruz. Sessizce yemeğini yiyip tabağını makineye koyup kalkıp gidiyor. Bir güler yüz görmüyorum.

Sonbahar geldiğinde (yazları birkaç ay ailesi köye gidiyor) kasa kasa konserveler ve kuru bakliyatla çıkıp geldiler. Daha önce bakliyatla ilgili konuşulmuş. Ben de biz her birinden 1 bilemediniz 2 kilo yeriz demiştim. Ama hepsinden 4'er 5'er kilo geldi (Eşim sonradan bunun kendi isteği olduğunu söyledi). Geldikleri gün biraz rahatsızdım ama onlar gittikten 2-3 gün sonra hastalandım, ateş vs. Acile gittik. 2 hafta eşimin yardımıyla yürüyordum evin içinde. 2 ay sürdü normal yaşantıma dönmem. Sonra yeniden işe girdim. Evin işi yine bende ama artık söylenmelerim karşısında eşim pazar ve marketi üstlendi. 4 ay kadar çalıştım sonradan analadım gibi eşim o günlerde pek de çalışmıyormuş ama bir gün bile evi süpürmedi. Birlikte yapalım dediğimde de birlikte yapmayı sevmediğini söylüyordu. Şimdilerde bir hafta o bir hafta ben yapıyoruz. Diyor ki ne rahatmış 2 saat sürüyor, üstlendim kurtuldum. Ancak bilmiyor ki ben süpürgeyi yapıyordum ardından yemek vs başka işler de oluyor. Hiç iş olmasa yemek oluyor.

Bu arada eşimin bana anlattığı sırrından ailesi hiç bahsetmedi ve birlikte buluşmalarda da ailesi komşuyu, akrabaları falan anlatıyor, sohbet böyle ilerliyor. Daha sonra kardeşim de evlendi. Kardeşimin düğününe kayınpederimin arabasıyla gidecektik. Ben arabaya bindiğimde göğüs dekoltemden dolayı bana öyle bir laf söyledi ki ben daha önce ne bir akrabam, ne arkadaşım ne de sokakta sözlü tacizde böyle bir laf duymadım. Sonra eşim ne diyorsun dedi babasına, o da hiç oğlum falan diyerek geçiştirdi. Sonradan eşim tam olarak ne söylediğini anlamadığını söylüyor.

Çok uzattım kusura bakmayın ama eşimin ailesine karşı herhangi bir insana göstereceğim saygıdan fazlası yok. Ve ben zamanla bunu da kaybetmeye başladım. Bu kışlık erzak konusunda fazla getiriyorlar ve ben bozulmasın diye uğraşıp kafa yoruyorum. Bir sonraki seneye kalıyor. Bayat yiyoruz. Ben beslenmeme dikkat eden biriyim. Yaşımızı başımızı almış insanlarız. İşlerimize odaklanıp bir an önce çocuk sahibi olmak istiyorduk ancak şu an her şey geriye gidiyor. Eşimin işi kötü durumda. Ben tezimi yazamıyorum. Kayınvalideme biz bunları yiyemiyoruz, kendinizi bu kadar yormayın diyorum ben yapamayı seviyorum diyor. Çok getiriyorsunuz daha önceki bitmedi diyorum onu çöpe at kızın diyor. Neden atıyım günah değil i hem emeğinize yazık diyorum annene ver kardeşine ver diyor. Her dediğime başka cevap veriyor. Birine bir şeyler getirmenin, erzağın vs.'nin de sınırı olduğunu düşünüyorum. Bu aşırılık ne anlama geliyor bilmiyorum. Eşim de sözde ailesinden bir şey istemediğin sürekli vurguluyordu. Bu arada pandemiden önce annemin önerisiyle psikiyatra gittim. O bana çift terapisi önerdi. Sorun seninle ilgili değil. Senin tek başına çözebileceğin bir şey değil dedi. Sonra pandemi geldi, erteledik. Ama pandemide aramız düzeldi. Neden? Çünkü aileler gelip gitmedi, biz de gelip gitmedi. Bu arada benim ailem ilk sene belki 2 kez geldi. O da çağırınca... Onun dışında nadiren geldiler. Ama eşim hala kendi ailesini düzgün ağırlayamadığından falan yakınıyor. Bu yaz ortasında ailesi geldi (pandemide köydeydiler, yasaklar kalkınca geldiler). Tama boş kavanozları, kasaları verip kurtulacağım derken 2 katı yükle gelmişler. Yaz ortasında kuru fasulye falan getirmişler. Bunlar yine bizim aramızda soruna yol açtı. Artık ikimizin de psikolojisi iyi değil. Bu arada çift terapisi bulma işini eşim üstlenmişti ama şu an tüm gün TV izlemekten başka bir şey yapmıyor. Ben araştırdım. Üniversitelerde yok. Sanırım İzmir'de devletin böyle bir hizmeti yokmuş. Özele de sürekli gitmeye gücümüz yetmez. Ben şu an eşimde başka psikolojik problemler olduğunu düşünüyorum. Bir yandan beni üzdüğü için artık devam etmek istemiyorum ve tezimle ilgilenmek istiyorum. Çünkü hayat hep erteleniyor. Diğer yandan da sevdiğim insanı bu halde bırakamıyorum. Üstüne de düşmek istemiyorum sanki ilgi çekmek için birtakım davranışlar yapıyor gibi geliyor.
Merhaba, uzun süredir buraya yazmak istiyordum; ancak içimdeki problemleri daha fazla büyütüp üzülürüm diye yazmıyordum. Ancak artık paylaşmam gerek. Evliliğimin süresi 2 yılı geçti. Onun öncesinde de 12 yıllık sevgililik dönemimiz oldu. Eşimin ailesiyle problemleri vardı; ancak bunlar münakaşa şeklinde değildi. Benim gözlemlediğim daha çok geçmişe dair kırgınlıklardı. Bazen buluştuğumuzda annesiyle konuştuğunu ve onlardan bir şey beklemediğini söylediğini, söylüyordu. Ben de neden öyle diyorsun ki ailen olarak az da olsa katkı sağlamak isterler belki diyordum. İstemiyorum, diyordu hep. Ben de açıkçası çoğunda bu konuları didiklemiyordum. 12 yıl uzun değil mi vs diye sorabilirsiniz. 10 yılı geçtiğinde bir gün artık ayrılmayı düşündüğümü söyledim ama onu sevdiğim için bunun bana zor geldiğini ancak uzun süredir de bu düşünceden kurtulamadığımı... Bir şekilde bunun üzerine günlerce konuştuk. Birbirimizi sevdiğimiz için ayrılamadık. Bir baharda evlenelim, dedi, oturduk hesap kitap yaptık. Kararımızı verdik, ben sadece bu ailelerin tanışması vs için yazı beklemeyi önerdim. Yaz geldi, sonbahar başlangıcı oldu. Ne gelen, ne arayan ne de bir açıklama. Zaten yıllardır sinirimi bozan bu konu (yani ailesinin bir girişimde bulunmayışı) yine yanıbaşımdaydı. Ben ailesi haber versin, diye beklerken sevgilim bana bazı anlatacağı şeyler olduğunu söyledi ve geçmişine dair merkezinde babasının olduğu bazı sırlar açıkladı. Bunun üzerine dedim gelip tanışsınlar yine de aileler, yaşananlarda senin suçun yok. Bu arada niyetimiz aileler tanışacak ve biz sonbaharda evlenecektik. Sonrasında işimize gücümüze bakmak istiyorduk. Bu merasimleri de sevmeyen karakterlerdik. İşi hızlıca çözüp evimize girmek istiyorduk. 1 - 2 gün içinde ailesi geldi. Ama babam anlatıyor, bunlar dinliyor. Babası zaten hiç konuşmuyor. Eşimin gözü babasında sürekli. Herkes bir gergin. Sonrasında günlerce buluştuk. O anlattı, ben dinledim. En sonunda onun yaşını yanlış bildiğimi öğrendim. Anlattıklarında bana yanlış gelen 1 - 2 şey oldu ama her şey ailesiyle ilgiliydi ve onu suçlayamazdım. Zor bir hayat yaşamıştı. Ama yaşını bana söylememiş olması? Yalan söylememişti ama gizlemesi de bir yalan değil mi? Çok çatıştık, sinirlendim, ağladım, o ara hem doktoraya başladım hem de bir işe girdim. O kadar yoğunum ki her gün koşturuyorum. Bir taraftan da odaklanamıyorum. Gündüz iş-okul, akşam onunla oturup saatlerce dinleme seansları. Sonunda dedim tamam evlenelim. Aileme her şeyi anlattım. Dediler eşimle konuşalım mı, ben de o zaten mahvolmuş, daha fazla üzmeye gerek yok dedim. Babam bana sevip sevmediğimi sordu. Sevdiğimi söyleyince tamam, dediler. Önceden eşim bize gelip gidiyordu, tamamen olmasa da biraz tanıyorlardı. Sonra yılın ilk günleri yüzük takıldı. 2 ay içinde de evlendik. Ama ne koşturma! İşten çıkmıştım. Amacımız şu: Evimize gireceğiz, ben okula o işine odaklanacak. İkimiz de olduğumuzdan daha iyi bir yerde olmak, gelişmek istiyoruz. Tabi bu hazırlanma sürecinde de bazı sorunlarımız oldu, ben koşturmacadan durup sorgulayamadım falan filan...

Evlendik... İlk gün akşam üzeri kayınvalidem eşimi aradı, eşim açmadı. Sonra dedim neden arıyorlar? (Bu arada o kadar uzun sevgililik olunca bazı şeyler biliyorsunuz... Onların memleketinde hâlâ ilk gece hakkında konuşulduğunu, söylemişti). O da cevap olarak ben evdeki düğün yemeğinden yemedim herhalde ondan getirelim diyecek, dedi. Bana pek inandırıcı gelmedi ama sorgulamadım. Sonra bu aramızda sorun oldu. Üçüncü günümüzde görümcem ve kayınpederim arabayla bize yiyecek ve erzak getirdi. Sadece görümcem eve girdi ve oturmadan gitti. Beşinci gün eşimin ailesiyle kahvaltıya gittik. Bunlarda böyle bir adet varmış ama eşim her türlü gelenek ve göreneği eleştirirdi, bizim bunu yapacağımız söylememişti. Meğer aile büyükleri de düğünden beri bekliyormuş kahvaltı için. Sonra dedi bize kahvaltıya gidelim ertesi gün de size kahvaltı ya da yemek ne istersen gidelim. Ben kabul etmek zorunda kaldım. Çünkü ne arama bitecek ne eve erzak getirme. Onlar da biz de rahatlayalım istedim. Aslında kendi aileme bile gitmekte gözüm yok. Çünkü 2 ay çok yoruldum, çok kilo verdim. En son çocukluğumda gördüğüm kilodaydım. Şöyle uzanıp tavanı izlemek istiyordum sadece. Son bu 5. gün kahvaltıya giderken evde eşimle tartıştık, konu benim babamla ilgili söylediği bir şeydi. Ben de buna taviz vermeyince bozuştuk. Ailesine mutlu gitmedi. Babası sofrada benden bahsederken "uyuz" dedi. Kahvaltı yetmedi tüm gün orda kaldık bir de yemek yedik öyle döndük. Ertesi gün bize kahvaltıya gittik. Öğlen olunca eşim bir arkadaşının bizimle buluşmak istediğini gidip gidemeyeceğimizi sordu ben de gidebiliriz, dedim. 10 gün sonunda falandı herhalde baya mutsuzduk biz. Ben bunları açıkladım. Tüm gün onlarda oturup işte bizde oturmaması falan... Sonra görümcem annesinin yaptığı yemeklerden bize getirmeye başladı. 10. gün, 2. hafta. 3. hafta geldiğinde annesi börek yapmış erken git, kahvaltıya, beraber yaparsınız diyormuş. Neyse görümcem kaçta kalktıklarını bilmiyorum, gidemem demiş. Bu arada eşim evden çalışıyor. Ben de haftanın 3 günü okula gidiyorum. Onun dışında hep evdeyiz. Çünkü o ara işi çok yoğun kafasını kaldırmıyor. Annesi arıyor, kardeşin bir şeyler getirecek, bi yarım gün görümcemi bekliyoruz; ev yakın değil. Mesela yoğurt mayalamış, onu gönderiyor. Biz de evimizde mayalardık. Baktım olmayacak anneme dedim süt alınca bana haber verin (Benim önceki evimle yeni evim yakın). Ben de kendim mayalamaya başladım. Ama kayınvalidem hala yoğurt gönderiyordu. Bu arada bir detay vereyim bazen benim kardeşim de iş çıkışı gelip 1 saat falan oturuyordu. İşini değiştirecekti ve eşimin fikrine de en az benimki kadar güvendiği için fikir danışmaya geliyordu.

Okul tatile girecekti, iş yüküm biraz azalmıştı. İki aileyi de yemeğe çağırdım. Herkes evimize davetli olarak ilk kez gelmiş oldu. Bundan 2- 3 hafta sonra eşim evlendiğimizden beri ilk kez serbest bir gün geçirecekti, ben de evimizdeki eksikleri tamamlamak için onu bekliyordum. Kayınvalidem ve görümcem yine bir şey getireceklermiş, kahve içmeye gelecekler eşim de tamam, demiş. O gece beni uyku tutmadı. Ağlarken eşim uyandı, dedi neyin var. Söyleyince dedi ki arayım sonra gelin deyim. Dedim artık tamam demişsin sadece öğleden sonraya al biz de sabah işimizi halledelim. Ben bu görümcemin bir şeyler getirmesi ve bu kahve içmeye gelme, olayından sıkılmıştım. Çünkü evdeyiz diye tatildeymişiz gibi mi algılıyorlar diye düşünüyordum. Bir de eşya eksiğimiz bitmemişti. Eşim işinin arasında onlarla uğraşıyor ve titiz olduğunu için günlerce araştırıyordu. O ara bize alınan TV, süpürge gibi şeylerden kayınvalide me de alındı. Bu süreçte eşim annesinin eve gelip bizim süpürgeyi denemesini talep etti, ben istemedim. Bu arada 3 ayımız doldu ama bizde aileler dışında sosyalleşme yok. Annesi sürekli bizi yemeğe çağırıyor. Bazılarına gidiyoruz, bazılarını geri çeviriyoruz. Tüm evin işi, pazarı, marketi benim üzerimde. Tek beklediğim elim dolu eve geldiğimde eşimin kapıda hoşgeldin deyip elimden poşetleri alması ama kapının önünden geçerken bakmıyor bile. Akşam yemeğe oturuyoruz. Sessizce yemeğini yiyip tabağını makineye koyup kalkıp gidiyor. Bir güler yüz görmüyorum.

Sonbahar geldiğinde (yazları birkaç ay ailesi köye gidiyor) kasa kasa konserveler ve kuru bakliyatla çıkıp geldiler. Daha önce bakliyatla ilgili konuşulmuş. Ben de biz her birinden 1 bilemediniz 2 kilo yeriz demiştim. Ama hepsinden 4'er 5'er kilo geldi (Eşim sonradan bunun kendi isteği olduğunu söyledi). Geldikleri gün biraz rahatsızdım ama onlar gittikten 2-3 gün sonra hastalandım, ateş vs. Acile gittik. 2 hafta eşimin yardımıyla yürüyordum evin içinde. 2 ay sürdü normal yaşantıma dönmem. Sonra yeniden işe girdim. Evin işi yine bende ama artık söylenmelerim karşısında eşim pazar ve marketi üstlendi. 4 ay kadar çalıştım sonradan analadım gibi eşim o günlerde pek de çalışmıyormuş ama bir gün bile evi süpürmedi. Birlikte yapalım dediğimde de birlikte yapmayı sevmediğini söylüyordu. Şimdilerde bir hafta o bir hafta ben yapıyoruz. Diyor ki ne rahatmış 2 saat sürüyor, üstlendim kurtuldum. Ancak bilmiyor ki ben süpürgeyi yapıyordum ardından yemek vs başka işler de oluyor. Hiç iş olmasa yemek oluyor.

Bu arada eşimin bana anlattığı sırrından ailesi hiç bahsetmedi ve birlikte buluşmalarda da ailesi komşuyu, akrabaları falan anlatıyor, sohbet böyle ilerliyor. Daha sonra kardeşim de evlendi. Kardeşimin düğününe kayınpederimin arabasıyla gidecektik. Ben arabaya bindiğimde göğüs dekoltemden dolayı bana öyle bir laf söyledi ki ben daha önce ne bir akrabam, ne arkadaşım ne de sokakta sözlü tacizde böyle bir laf duymadım. Sonra eşim ne diyorsun dedi babasına, o da hiç oğlum falan diyerek geçiştirdi. Sonradan eşim tam olarak ne söylediğini anlamadığını söylüyor.

Çok uzattım kusura bakmayın ama eşimin ailesine karşı herhangi bir insana göstereceğim saygıdan fazlası yok. Ve ben zamanla bunu da kaybetmeye başladım. Bu kışlık erzak konusunda fazla getiriyorlar ve ben bozulmasın diye uğraşıp kafa yoruyorum. Bir sonraki seneye kalıyor. Bayat yiyoruz. Ben beslenmeme dikkat eden biriyim. Yaşımızı başımızı almış insanlarız. İşlerimize odaklanıp bir an önce çocuk sahibi olmak istiyorduk ancak şu an her şey geriye gidiyor. Eşimin işi kötü durumda. Ben tezimi yazamıyorum. Kayınvalideme biz bunları yiyemiyoruz, kendinizi bu kadar yormayın diyorum ben yapamayı seviyorum diyor. Çok getiriyorsunuz daha önceki bitmedi diyorum onu çöpe at kızın diyor. Neden atıyım günah değil i hem emeğinize yazık diyorum annene ver kardeşine ver diyor. Her dediğime başka cevap veriyor. Birine bir şeyler getirmenin, erzağın vs.'nin de sınırı olduğunu düşünüyorum. Bu aşırılık ne anlama geliyor bilmiyorum. Eşim de sözde ailesinden bir şey istemediğin sürekli vurguluyordu. Bu arada pandemiden önce annemin önerisiyle psikiyatra gittim. O bana çift terapisi önerdi. Sorun seninle ilgili değil. Senin tek başına çözebileceğin bir şey değil dedi. Sonra pandemi geldi, erteledik. Ama pandemide aramız düzeldi. Neden? Çünkü aileler gelip gitmedi, biz de gelip gitmedi. Bu arada benim ailem ilk sene belki 2 kez geldi. O da çağırınca... Onun dışında nadiren geldiler. Ama eşim hala kendi ailesini düzgün ağırlayamadığından falan yakınıyor. Bu yaz ortasında ailesi geldi (pandemide köydeydiler, yasaklar kalkınca geldiler). Tama boş kavanozları, kasaları verip kurtulacağım derken 2 katı yükle gelmişler. Yaz ortasında kuru fasulye falan getirmişler. Bunlar yine bizim aramızda soruna yol açtı. Artık ikimizin de psikolojisi iyi değil. Bu arada çift terapisi bulma işini eşim üstlenmişti ama şu an tüm gün TV izlemekten başka bir şey yapmıyor. Ben araştırdım. Üniversitelerde yok. Sanırım İzmir'de devletin böyle bir hizmeti yokmuş. Özele de sürekli gitmeye gücümüz yetmez. Ben şu an eşimde başka psikolojik problemler olduğunu düşünüyorum. Bir yandan beni üzdüğü için artık devam etmek istemiyorum ve tezimle ilgilenmek istiyorum. Çünkü hayat hep erteleniyor. Diğer yandan da sevdiğim insanı bu halde bırakamıyorum. Üstüne de düşmek istemiyorum sanki ilgi çekmek için birtakım davranışlar yapıyor gibi geliyor.
Açıkçası ben anlamak için iki defa filan okudum. Eşinizle aranızda ki problem bence ne ailesi ne erzaklar ne de onun tavrı. Heyecanınız yok anlatmışsınız anlatmışsınız da .sanki bi evlilikten değil de bi karşılıklı iş yürütmeden bi ortaklıktan bahsediyorsunuz. Benim fikrim sizin duygularınız körelmiş. Bakın bende eşimle uzun bi birliktelikten sonra evlendim.ailesi daha dün bize bu kadar çok dediğimiz halde köyden bi araba dolusu erzak göndermişler.. bu aile içgüdüsü gibi bişey paraları fazla gitmesin çocuğum yesin yani bundan daha doğal ne olabilir ki. Ben defalarca bu kadar çok göndermeyin dedim ama yersiniz yersiniz para vermeyin vs.. gibi cevaplar bende saldım. Nişanımı bozdular evlendiğim günün sabahı illa evlerine gittik köye. Ve daha nice sorunlar eşimle tartışıyoruz konuşuyoruz bozuşuyoruz bunlar elbet olacak ama iki içinde yine aynıyız . Bu benim eşimle olan bağ Farklı onun ailesinden kaynaklanan sorunlar Farklı. Siz bence her şeyi ailesi üzerinden eşinize yüklüyorsunuZ. Psikolojisi iyi olmaya bilir sorun yaşamış diyorsunuzailesiyle . bence onunla içini dökeceği bi konuşma yapın eğer uzaklaşıp iki yabancı insana dönüşmek de mümkün daha suçla yakın bi ilişki kurun. Ailesi ile ilgili problemler süzin ilişkinizin ortasında olmamalı
 
X