Bazen sebepsiz ağlamalarım oluyor. Sonra niye ağladım ki ben şimdi diye düşünürken gülmeye başlıyorum. Ağlamak derken, ayda yılda bir belki ağlar, ağlamanın bile planını yaparım ben. Uygun zamana denk gelmeli.Öyle klip tadında değil yahu. Korkma duş altında omzumdan akan sularla birlikte böğürerek ağlamadım hiç. Yahut yıldızları izlerken cam kenarında birkaç damla düşmedi kirlenmiş pijamamın üstüne. Deniz kenarındaki bankın üzerinde te uzaklara bakıp bir mendil uzatan olur umuduyla ağlamadım ben. Yersiz oldu hep ağlamalarım. Durduk yere, olmadık bir zamanda. Kitabın ayracı kolumun uzanamadığı bir yere düşünce mesela. Yatağı çekip onu oradan çıkarmaya çalışırken... Ne vardı ki ağlayacak. Daha çok kitap ayracı satın almalıyım. Hep bu yüzden...
Nasılsın? Uzun zaman oldu görüşmeyeli. Burnunun kılları hala örülecek uzunlukta mı? Göbeğin nasıl? O senden bağımsız artık biliyorsun. Eyalet oldu vücudunda. Böbreklerin isyan çıkarıp devrim yapabilirler ki haklılar. Dalağın darbe girişiminde bulunabilir. Göbeğini durdurmalısın. Hakimiyet şüphesiz ki göbeğin hakkı değildir sadece.
Annen nasıl? Hala günde iki paket sigara içiyor mu? İlk kez telefonda sesini duymuştum da, "afedersiniz beyefendi yanlış aradım" deyip kapatırken "ben beyefendi değilim!" diye kızmıştı. Kendimi tanıtmadım sonra tabi. Söyle ona 3 paket içsin her gün. Sesinin kenan ışık tokluğuna erişebilmesi için bunu yapması gerek. 2 paketle ancak ergenliği geride bırakmak üzere olan bir delikanlı tonuna kavuşabilmiş. Biraz daha içmesi gerek...
Ben iyiyim yahu. Doğrusu, iyiliğimi sorgulamıyorum epeydir. İyiyim diyorum sadece. Bir de kitabın ayracı yatağın altına kaçtı. Hiç zamanı değildi halbuki. Haklısın, bunda ağlayacak ne var ki?
Nasılsın? Evet, ben hala insanları sevmiyorum. İnsanlar da beni sevmiyor sanırım. Garip ki artık umurumda değil. Belki de hiç umurumda olmadı bilemedim şimdi. Kitabın ayracını kaçtığı yerden almalıyım. Ağlamıyorum, hiiiç arşa değmesin kaba etin.