Yapma arkadaşım yahu , oturup başbakanla eylemciler hakkında dertleştim mi dedim ben ?
İlgili makamlara bir kaç mail yazdım .
Bunlardan sadece birinden cevap aldım , o da kim bilir kimden .
Bir vatandaş olarak yaşananlardan rahatsızlığımı dile getirdim .
Öyle kıskanılacak bir cevap da almadım merak etme , okunduğunu ve iletileceğini belirten klişe cevaplardan.
Bunu yazmamın sebebinin anlaşılmış olması gerekirdi aslında.
Bana sorunda neden hep eylemcilerden bir şey bekler gibi yazmışsın dedin ?
Bende hayır , diğer tarafın muhatabı burada değil , ona da yazdım dedim .
Mevzu maile aldığım cevap değil zaten , başbakana taleplerimi neden bu başlığa yazdığımla ilgili soruna cevap .
Çok anlaşılır değil mi?
Ama şimdi tekrar 2 ağaca dönersek , kendimi alacakaranlık kuşağında sanacağım .
devrim diye diye daha çok yanacak demekki...yazık...çok yazık...
Bunun cevabını verdim canım az önce ,isim vermek çok başka tartışmalar neden olur ....[/QUO
niye belkide kafasında sabit isim olanlara fikir verirsin.....en azından tahmin etmemize yardımcı ol...Atatürk ün kurduğu ama Atatürk bile suan yaşasaydı asla tutmazdı diyebileceğim şuanki liderinden dolayı liderli bir partiden bahsetmiyorsundur sanırım
Kesinlikle değil , herhangi bir parti yandaşı olmadığımı daha önce söyledim zaten ama chp li olmadığım da yazdıklarımdan çok net anlaşılır değil mi?
Yine de isim vermeyi doğru bulmuyorum tabii ki , konumuz Gezi parkı ama vereceğim isim ve yaptıkları üzerinden bir tartışma ortamı olur ,olmasın....
tatlım neden sinirleniyosun böyle dedim diye yapılan çirkinlikleri tasvip ettiğimi mi anladın,hala gezi diye protestolar var maksat gezi ise eylem yapanlar kazandı, gezi eskisinden daha güzel ama inatla ısrarla niye devam ediyo sence bu iş uzamadı mı?nereye kadar.
Bu bir hesap sormadır hanımefendi. Canlar yandı deniyor da sizin yapamadıklarınız yüzünden yanan canlar patlıcan mıydı anlamında.
Bizim en önemli kaybımız millet olarak "Empati" yapamıyoruz malesef.. Kesinlikle hiçbir partinin yandaşı yada yoldaşı değilim. Öncelikle bunu belirtmek isterim..
Ben hakkımı meydanlarda aramayı 28 şubat döneminde Ailemde başörtülü hiç kimse bulunmamasına rağman başörtü mağdurlarıyla birlikte öğrendim.. o zamanlar annem "biz başörtüsü kullanmıyoruz ama kullanana saygı duymak zorundayız.. Bu haklar ve özgürlükler birgün bizlerede lazım olabilir" diyerek benide götürmüştü yanında ve sadece 12 yaşındaydım..
Ben geçtiğimiz 20 gün boyunca gezi parkındaydım.. Polisin orantısız şiddetini kendi gözlerimle gördüm.. ve malesef tek şiddet polisin uyguladığı orantısız şiddet değildi.. En büyük şiddet haklı olduğunuz bir konuda başkalarına laf anlatmaya çalışmak öncelikle bunu bilin istedim..
Ve en acısıda kamu mallarına zarar verildi bunun hesabını vereceksiniz.. Tabikide polis saldıracak gibi bana göre son derece saçma bahanelerin arkasına sığınan insanlar.. Şimdi sorarım size giden canların kör olan gözlerin hesabını kim nasıl vericek??
Hükümet krizi yönetemedi.. Bunu kabul etmek neden bu kadar zor?? Başbakanımız malesef bizi bizimle tehdit etti.. kendisine oy vermeyenlere yada bir zamanlar vermiş ama artık fikir değiştirimiş insanlara hakaret etti.. Tüm bunlara sessiz kalmak sizce normal mi?
Medya görevini yapamadı bu bile aslında demokrasiden ne kadar uzaklaştığımızı göstermiyor mu?? sosyla medyada bilgi kirliliği var deniyor.. bunun sebebi kim??
Lütfen birbirimizi "biz-siz" diye ayırmaktan vazgeçelim.. ortada yaşanan bir polis vahşeti var bunu hepinizin gördüğünü çok iyi biliyorum..
Bir için park çimlerde oturup kitap okuyarak eylem yaptığınızı ve polislerin tomayla biber gazıyla size müdehale ettiğini düşünün.. canınızın yandığını düşünün.. sonrasında başbakanın sadece tek güzel cümlesiyle halledebilecekken olayları daha çok kışkırttığını düşünün binlerce insanın yaralandığını, 4 vatandaşımızın öldüğünü 10'dan fazla insanın artık bir gözünün göremeyeceğini düşünün.. sadece düşünün..
Sadece tüm bunlar için bile tepki vermeye değmez mi?? boşverin geride kalan herşeyi mala mülke gelenden bahsetmiyorum.. "CAN'A" gelenden bahsediyorum..
Saygılar..
Evet olabilir , eğer öyle ise çıkartırlar elbette o üniformayı üzerinden . Çıkarmasa da çıkarttılar .
Bak , mesela dün de polisle ilgili bir video paylaşıldı .Dedim ya , olay olay gitmeyi seviyorum diye .
Mesela o görüntülerde de polis eylemcilerle karşılıklı bir güzel küfürleşiyor .Artık kim ilk başlattı kim devamını getirdi bilemem .O gürüntülerde polisin nefreti ile eylemcinin nefreti çarpışırken ''polisin ağzından , ben sizin polisiniz değilim ...... diye başlayan cümleler çıkıyor.
Şimdi bu görüntüyü izlerken , orada, o sokakta değildim yine .Başını sonunu bilemem dediğim nokta sadece küfürler olabilir.
Ama kimliklere laf söylemesi , insanları uyruklarına göre ayırması , gel bunu da tartışalım mesela ? Bu seferde yanyana tartışırız emin ol , farklı bir görüşe karşı.
Ama tüm polis/eylemci olaylarını , görüntülerini aynı kefeye koyarsak , doğru sonuca varamayız .
insanlar artık sadece gezi parkını değil.. özgürlüklerini en önemlisi düşünce özgürlüklerini, hakarete uğramamayı, tecavüze sessiz kalmamayı, kadına şiddete son verilmesi gibi.. (bunlar ilk aklıma gelenler) haklarını arıyor olabilirler mi acaba?? bunun nesin anlamadınız bende onu anlayamadım..
ha sizin can ha bizim can,ikiside bizim değilmi, ikiside "BİZ" değilmi...
Ben de tam olarak bunları söylüyorum ,sanırım bazen agresifleşiyorum...Söylediklerinizin tamamının altına ben de imazmı atmak isterim ; imza : iriss...
Arap Baharı'ndan Gezi Parkı'nı okumak
AK Parti'nin başarılarını gölgelemek ve Sn. Başbakanımızın imajını zedelemeye yönelik başlatılan dezenformasyon çabaları çerçevesinde ifade edilen 'diktatör Erdoğan', 'Türk Baharı' gibi söylemler ancak bir akıl tutulması ile açıklanabilir. Yaşanan olayları Arap Baharı ile kıyaslamak ancak cahillik veya art niyetle ifade dilebilir. Zira Arap Baharının ortaya çıkışına neden olan toplumsal dinamikler ile ülkemizde yaşanan protestoların toplumsal dinamikleri taban tabana zıttır.
EMRULLAH İŞLER (PROF. DR.) - AK PARTİ ANKARA MİLLETVEKİLİ | 18 HAZİRAN 2013, 22:26
Gezi Parkı eylemleri çerçevesinde son iki haftadır yapılan protestoları masum birkaç gencin demokratik hak talebi olarak açıklamamız mümkün değildir. Nitekim eylemlerin gelişimi, atılan sloganlar ve süreç içerisinde tespit edilen marjinal gruplar göz önüne alındığında fotoğraf net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Hükümetimizin Hak ve özgürlükleri genişletmek için attığı onlarca adım olmasına rağmen, geçmiş hükümetler dönemindeki ayrıcalıklarını kaybeden bu nedenle durumdan istifade ederek halkı manipule eden bir oligarşik sermayeyle karşı karşıya kaldığımız aşikardır. Tam anlamıyla bu kesimlerin siz nasıl orta sınıfı daha iyi bir noktaya getirirsiniz?' onları nasıl zenginleştirirsiniz? diye iktidardan öç alma mücadelesine girdiklerini görüyoruz.
ARAPLARI YÖNETENLER KİM?
AK Parti'nin başarılarını gölgelemek ve Sn. Başbakanımızın imajını zedelemeye yönelik başlatılan dezenformasyon çabaları çerçevesinde ifade edilen 'diktatör Erdoğan', 'Türk Baharı' gibi söylemler ancak bir akıl tutulması ile açıklanabilir. Yaşanan olayları Arap Baharı ile kıyaslamak ancak cahillik veya art niyetle ifade dilebilir. Zira Arap Baharının ortaya çıkışına neden olan toplumsal dinamikler, ile ülkemizde yaşanan protestoların toplumsal dinamikleri taban tabana zıttır.
Arap Dünyası'nın sınırları her ne kadar I. Dünya savaşı sonrasında çizilmiş ise de, bölgedeki rejimler genel itibarı ile II. Dünya savaşı sonrasında ortaya çıkmıştır. İki savaş arasındaki sömürge dönemini atlatan bölge ülkeleri 70'li yıllara kadar iç müdahalelerle darbelerin gerçekleştiği bir istikrarsızlık süreci yaşamıştır. Askeri darbelerle şekillenen yeni devlet yapıları uyguladıkları baskıcı yöntemlerle 20. Yüzyılda bölgelerinde istikrarın oluşmasını sağlamışlardır. Yeni rejimlerle oluşan yönetim biçimleri, ideolojik farklılık gösterse de uygulamada diktatöryal yönetim ekseninde birleşmişlerdir.
Arap halkları bölgenin genelinde yıllar boyu süren baskılara, zorbalıklara, haksızlıklara, hayal kırıklıklarına, ekonomik, siyasal ve sosyal başarısızlıklara yeter demek için sokaklara dökülmüştür. Ünlü Arap Edebiyatçısı İlyâ Ebu Madi'nin ifadesiyle 'Arap halkları despot rejimlerce her türlü insani haklardan mahrum bırakılmış, açlık ve sefalet içinde yaşamaya zorlanmıştır.' Arap Baharı işte bu tarihsel sürecin bir birikimi olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim, sokağa dökülen halklar demokrasi, özgürlük ve ekonomik iyileşme talebiyle sloganlar atmışlardır.
AK Parti iktidarındaki Türkiye, zor şartlar altında da olsa hızla büyüyen ekonomisi, içeriden ve dışarıdan dayatılan sorunlara rağmen işleyen demokrasisi, yönetimin serbest seçimlerle el değiştirmesi, legal muhalefetin varlığı, ifade ve örgütlenme özgürlüğüyle demokratik bir ülkedir. Ülkemizin sahip olduğu bu özellikler ve son yıllarda her alanda gerçekleştirdiği göz kamaştırıcı başarıları Arap halkları tarafından karşılık bulmuş ve devrim hareketleri için model veya ilham kaynağı olduğu yönünde tartışmaların yaşanmasına neden olmuştur.
DEMOKRATİKLEŞMEYE KARŞILAR
Türkiye'de yaşanan olaylara baktığımızda, başlangıçta üniversite gençlerinden oluşan bir grubun Taksim Gezi Parkı'ndaki bazı ağaçların başka bir yere nakledilmesine karşı çıkmasıyla başlamıştır. Ancak başta ana muhalefet partisi olmak üzere, marjinal grup ve faiz lobisi kendi çıkarları adına adeta ganimet bulmuşçasına durumu sahiplenmişlerdir. Demokratik bir talep hızlı bir şekilde 'karşı şiddet' üreten bir ortama dönüştürülmüştür. Gösterilerde atılan sloganlar etik değerlerin sınırını aşmış, nefret duyguları mümkün olduğunca derinleştirilmiştir. Hal böyle iken Türkiye Cumhuriyeti tarihinde devasa demokratik reformları gerçekleştiren bir hükümetin başbakanına 'diktatör' demek veya protestoları Arap Baharı'yla kıyaslamak cahillik veya art niyetle değil de ne ile açıklanabilir?
MESELE AĞAÇ DEĞİL
Mesele taksim meselesi veya ağaç meselesi değildir. Mesele milletin iktidarına, millet adına yaptıklarından dolayı hesap sorma meselesidir. Mesele bizim payımızı küçültüp milletin payını nasıl büyütürsünüzün hesabını görmedir. Velhasıl mesele bütün bunların öcünü ve rövanşını alma meselesidir. Bunu yapanlar bellidir. Bir ülkede aynı anda rektörler, öğrencilerine sınavlara girmemek sorun değildir telafisini yaparız mesajını veriyorsa, lisedeki çocuklarımız istismar edilip meydanlara gönderiliyorsa, sosyal medya üzerinden birtakım manipülasyonlar ve yalanlarla halk galeyane getiriliyorsa, nihayetinde bu bir ortak davranış haline gelebiliyorsa büyük bir organizeyle karşı karşıya olduğumuz açıktır.
Gezi Parkı protestolarında güvenlik güçlerinin başlangıçta aşırı güç kullandığı bir gerçektir. Ancak bu bahaneyle sokakların bir merkezden terörize edildiği gerçeğini de göz ardı etmememiz gerekmektedir. Olaylar başladıktan sonra hükümet yetkilileri platform temsilcileri, gösterici ve sanatçılarla çeşitli görüşmeler gerçekleştirmiştir. En son Başbakan Erdoğan farklı gruplarla gece yarılarına kadar süren görüşmeler yapmıştır. Dolayısıyla taraflar birbirlerini daha iyi anlama fırsatını yakalamıştır. Dolayısıyla gelinen noktada büyükşehir belediyesinin Taksim için hazırlamış olduğu tarihi binanın yeniden yapılması konusunda mahkeme sürecinin beklenmesi kararlaştırılmıştır. Mahkeme projenin yapımı konusunda olumsuz kanaate varırsa proje iptal edilecek, olumlu karar verirse İstanbul'da ayrıca halk oylaması yapılacaktır.
KİRLİ OYUNLARA DİKKAT
Türkiye son iki haftada yaşadıklarıyla ciddi bir sınavdan geçmiş, dost ve düşmanlarını görme bakımından önemli bir tecrübe yaşamıştır. Bu süreçte hükümetin eleştirilecek tavırları olmuş olabilir. Ancak milletimiz muhalefetin özellikle de ana muhalefet partisinin son derece olumsuz ve tutarsız tavırlarıyla aşırı örgütlerin payandası olan tutumunu not etmiştir. Bu olay nedeniyle Türkiye ve Sayın Başbakanımız üzerinde oynanan oyun bir kez daha bozulmuş ve olayın gerçek yüzünü milletimiz çok net bir şekilde görme imkânını elde etmiştir. Recep Tayyip Erdoğan 11 yıldır hakkında oynanan kirli oyunlardan şimdiye kadar nasıl kurtulmuşsa bugün de bir kez daha bu kirli oyundan güçlenerek çıkmayı başarmıştır. Bu başarıda Sayın Erdoğan'ın karizmatik liderliğinin etkisi olduğu bir gerçektir. Ancak onun samimiyeti ve doğruluğu bugüne kadarki ve bu son olaydaki başarısının en büyük faktörüdür.
Arap Baharının yaşandığı ülkelerde iş başına gelen yönetimleri başarısız kılmak için son zamanlarda kirli bir oyun oynandığı bilinmektedir. Bu oyunun uzun süreli başarılı kılınması için söz konusu devrimlere ilham kaynağı olan Türkiye tecrübesi başarısız kılınmak istenmektedir. Esasen Türkiye çapında yapılan gösterilerde verilmek istenen örtülü mesaj budur.
1-bugüne kadar size kim gelip tokat attı?
2-doğra sana,bana,ona göre doğru olmaz;tek bir doğru vardır,doğru doğrudur...
3-doğruluktan çıkmak demek,yanlış yollara yanlış amaçlara gitmek demek...
bencede o soruya geçmeyin
henüz şurada iki kelimeyle bile anlatamadınız....
devlet herkesin keyfine göre yönetilmez hanımefendi...
bende ilk başlarda bu RTE ne diyordum ,haber kanalı falan sanmıştım
Tek bir doğru olsaydı ,tektip insan olurdu ...Yanılıyorsunuz , birçok doğru vardır ...Benim doğrularım bana ,sizin doğrularınız size doğrudur... Doğru bir taneyse ,sormama gerek yok o zaman , kesinlikle sizinkidir doğru olan değil mi
Ben siz-biz diye bir şey kullanmış mıyım ifademde?
Ben bile şaştım acaba "sizin can, bizim can" demiş miyim diye tekrar yazdığımı okudum öyle bir şey söylememişim.
Siz bence olayı siz-biz diye anlamaya öyle odaklanmışsınız ki yazmadığım bir şeyle beni itham ediyorsunuz
inanın başbakan o kesilen ağaçları sizden daha çok düşünüyordur
kadına şiddeti hükümet onaylıyo mu?yapılan çalışmalar var ne yapılsa da önüne geçilmiyo ahh ahh eskiden canlı canlı yaşadığım olayı hatırlattın çok irkildim,tecavüze uğrayan hemcinslerimizi hükümet onaylıyo mu?iyi olmuş mu diyo(cezalar çok katı olabilse)insanlar özgürlüklerini ararken temel hak ve özgürlüklerini kullansın yakıp yıkarak değil.
1-bugüne kadar size kim gelip tokat attı?
2-doğra sana,bana,ona göre doğru olmaz;tek bir doğru vardır,doğru doğrudur...
3-doğruluktan çıkmak demek,yanlış yollara yanlış amaçlara gitmek demek...
bencede o soruya geçmeyin
henüz şurada iki kelimeyle bile anlatamadınız....
Tek bir doğru olsaydı ,tektip insan olurdu ...Yanılıyorsunuz , birçok doğru vardır ...Benim doğrularım bana ,sizin doğrularınız size doğrudur... Doğru bir taneyse ,sormama gerek yok o zaman , kesinlikle sizinkidir doğru olan değil mi
tek doğru olduğu kanunlarla sabittir...tabiki Allahın ve dinimizin bize emrettiği doğrular var oda sabittir,oraya girmeyeceğim din tartışması yapmak istemiyorum
hey allahım ya
yazdıklarınıza iyi bakın ,"canlar patlıcanmı" kelimesi direk bir siz,biz ilişkisi çıkıyor,hani eylemler için bir şey yapılmıyor da onun sonucunda ölenler can değilmi patlıcanmı gibi.....
Buna güldüm ama kusura bakmayın
Kesinlikle daha çok düşünüyor ,düşünmüyor konuşuyor ; üç beş çapulcuya sormıycam onları keserken diyor.
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?