seni seviyorum " diyebilmek için ilk önce " ben " demeyi bilmek gerekir.
romantik ask o insanin en büyük ödülüdür. romantik aski tam manasiyla yasamaya muktedir olabilecek tek insan bütün ihtirasi isi olan adamdir. çünkü ask bir erkegin veya kadinin karakterinde sahip oldugu en köklü degerlerden dolayi kendisine karsi duydugu sayginin bir ifadesidir.
insan bu degerleri paylastigi kisiye asik olur. eger insanin açikca tanimlanmis degerleri ve ahlaki bir karakteri yoksa baskasini da takdir edemez. bu açidan, pinar'dan okuyucular tarafindan sürekli atifta bulunulan bir alinti yapmak istiyorum:" 'seni seviyorum' diyebilmek için ilk önce 'ben' demeyi bilmek gerekir"
kisinin kendi mutlulugu en yüksek amaçdir ve fedakarlik gayri ahlakidir.bu ilke baska herhangi bir konuda oldugundan fazla askta geçerlidir. eger asiksaniz, bu asik oldugunuz kisinin siz ve hayatiniz açisindan büyük kisisel ve bencil bir öneme sahip oldugu anlamina gelir. eger kisiliginiz yoksa, birine asik olmaniz o kisiyle beraber olmaktan ve onun varligindan hiç bir kisisel keyif ve mutluluk almadiginiz, olsa olsa onun size olan ihtiyacina aciyarak kendinizi onun isteklerine feda ettiginiz anlamina gelebilir. hiç kimsenin böyle bir durumdan dolayi gurununun oksanmayacagini veya böyle bir anlayisi kabul etmeyecegini belirtmeme gerek yok.
ask kendini bir baskasi için feda etmek anlamina gelmez. ask kendi ihtiyaç ve degerlerinizin en kapsamli sekilde disa vurulmasidir.
asik oldugunuz insana kendi mutlulugunuz için ihtiyaç duyarsiniz ve bu ona bahsedebileceginiz en büyük iltifat ve onurdur.
seks:akli olmayan bir vucudu feth etmek degildir!
seks çok ciddi bir iliski sonucu ortaya çikmalidir. çünkü seks:
insanin kendine olan saygisinin ve kendine biçtigi degerin ifadesidir.
seçici ve ayrimci olan bir seks hayatinin düskünlük olmadigini söyleyebilirim. düskünlük hafif ve üstünkörü ele alinan bir eylemi niteler. ben seksin insan hayatinin en önemli unsurlarindan biri oldugunu ve hiç bir zaman hafif ve üstünkörü bir tavirla ele alinmamasi gerektigini savunuyorum. cinsel iliski insanoglunun sahip oldugu en yüksek degerlere dayanarak yapildigi zaman uygundur. seks karsi tarafin sahip oldugu degerlere verilen bir karsiliktan baska bir sey olmamalidir. bu yüzden önüne gelenle girilen iliskileri ahlaksiz olarak nitelendiriyorum. seksin kendisi kötü oldugu için degil, tersine seks çok iyi ve önemli oldugu için.
seks çok ciddi bir iliski sonucu ortaya çikmalidir. bu iliskinin bir evlilige dönüsüp dönüsemeyecegi duruma ve konu olan iki insanin hayatlarinin seyrine baglidir. evliligi, iki taraf da hayatlarinin sonuna kadar beraber olmayi isteyebilecekleri insani bulduklari zaman -ki hiç kimse bundan otomatik olarak emin olamaz- çok önemli bir kurum olarak kabul ediyorum. taraflar nihai tercihlerine ulastiklarindan emin olurlarsa evlilik elbette arzu edilen bir durumdur. fakat bu, tarif edilen mutlak kesinlikten daha azi üzerine kurulan herhangi bir iliskinin uygunsuz oldugu anlamina gelmemelidir.
bir iliski veya evlilik karari ile ilgili sorunun sadece konuyla ilgili taraflarin durumlarina ve bilgilerine bagli oldugunu ve kararin onlara birakilmasi gerektigini düsünüyorum. çiftler karsilikli olarak iliskilerini ciddiye aliyorlarsa ve iliskileri ahlaki degerler üzerine kuruluysa her iki durum da ahlakidir..
seks insanin kendine olan saygisinin ve kendine biçtigi degerin ifadesidir. fakat kendini degerli bulmayan bir erkek bu iliskiyi tersine çevirmeye çalisir. kendine olan saygisini cinsel fetihlerinin ona kazandirmasini bekler; ki bu imkansizdir. kendi degerini onu degerli bulan kadinlarin sayisindan anlayamaz. buna ragmen bu umutsuz ugrasida israr eder. öncelikle, insanoglunun güdüleri yoktur.
fiziksel olarak seks sadece bir kapasitedir. fakat insanin bu kapasiteyi nasil kullanacagi ve kimi çekici bulacagi kendi ahlaki deger standartlariyla ilgili bir seydir. tercihlerini kontrol eden, bilinçli veya bilinçsiz olarak sahip oldugu önkabullerine baglidir. bu sekilde kisisel felsefesi cinsel hayatini yönlendirir. kisi belirli bir tip fiziksel mekanizmaya ve ihtiyaçlara sahiptir. fakat bunlari nasil, hangi yoldan tatmin edeceginin bilgisine sahip degildir. mesela insanin yiyecege ihtiyaci vardir. açlik hissi duyar. fakat önce bu hissi açlik olarak tanimlayip sonra yiyecege ihtiyaci oldugunu ve nasil yiyecek elde edebilecegini ögrenene kadar aç kalacaktir. insan dünyaya belirli fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarla gelir. fakat aklini kullanmadan bunlari ne kesfedebilir ne de tatmin edebilir.
insan rasyonel bir varlik olarak kendisi için neyin dogru neyin yanlis oldugunu kesfetmek zorundadir. sözde dürtüleri ona ne yapmasi gerektigini söylemeyecektir.
kendinden tiksinen insan, özsaygisini cinsel serüvenlerden kazanmaya çalisir.
aklin yerine, akil ürünlerini çalip onlari koymak isteyen adamlar...kendinden tiksinen adam da, özsaygisini cinsel serüvenlerden kazanmaya çalisir. buda yapilamaz, çünkü seks bir neden degildir, insanin kendi degerleriyle ilgili kanaatinin bir etkisi ve ifadesidir. aslinda ikisi de ayni konu...
paranin maddesel kaynaklardan geldigini, zihinsel bir kökü ve anlami olmadigini düsünen insanlar...
ayni zamanda ve yine ayni nedenle, seksin de fiziksel bir kapasite oldugunu, zihinle, seçenekle ve deger sistemleriyle ilgili olmadigini düsünürler. bedeninizin bir arzu yarattigina ve seçimi sizin yerinize yaptigina inanirlar. demir cevheri kendiliginden tren rayi haline geliyormus gibi, askin gözü kördür, derler. seks mantiga bagisiktir ve tüm filozoflarla alay eder, derler. oysa aslinda bir erkegin cinsel seçimi, kendi temel inançlarinin sonucu ve toplamidir.
bana bir erkegin neyi çekici buldugunu söyleyin, bende size o adamin tüm hayat felsefesini söyleyeyim. bana onun hangi kadinla yattigini gösterin, size o kisinin kendini nasil degerlendirdigini bir bir sayayim. ona kendi benligini silmenin bir sevap olduguna dair ne saçmaliklar ögretilmis olursa olsun, seks tüm eylemler içinde en derin bencillik içerendir.o eylemi ancak ve yalnizca kendi zevki için yapacaktir. bunu kendini silerek, bir iyilik, bir ilham, bir ihsan olarak yapmayi düsünebiliyor musunuz?
kendini alçaltarak yapilmaz, ancak kendi zevkiyle, arzulandigini ve arzulanmaya layik oldugunu bilerek yapilabilir. ruhu çirilçiplaktir o anda. tipki vücudu gibi. kendi gerçek egosunu, deger standardi olarak kabul etmektedir. ona çekici gelecek kadin, kendi en derin vizyonunu yansitan kadin olacaktir. o kadinin teslim olmasi, ona bir özsaygi duygusu yasatacaktir ya da böyle olduguna inanacaktir.
kendi degerinden emin olan ve bundan gurur duyan adam, bulabildigi en yüksek kadin tipini isteyecektir.
begenecegi kadin güçlü olacak, fethetmesi zor bir kadin olacaktir, çünkü ancak bir roman kahramanini fethettigi zaman bunu bir basari sayabilecektir, beyinsiz bir sürtügü fethetmeyi basari saymayacaktir. onun aradigi, kendi degerini bulmak degil, kendi degerini ifade etmektir. zihnin standartlariyla bedeninin arzulari arasinda hiçbir çeliski yoktur. ama kendi degersizligine inanan adam da en nefret ettigi kadin tipini cazip bulur, çünkü o kadin onun gizli benliginin yansimasidir. kendisinin sahtekar oldugu yolundaki objektif gerçekten o kadin sayesinde kurtulur. kadin ona bir ayligina bir degerlilik hayali kazandirir, o da kendi benligini lanetleyen ahlak sisteminden bir süre kurtulmus olur. çogu erkegin kendi hayatini nasil çirkin biçimde mahvettigine bakin.
manevi felsefemiz dedikleri çeliskiler karmasasina bakin. biri digerini getiriyor.. ask bizim en yüce degerlerimize cevaptir...baska bir sey de olamaz. bir erkek kendi degerlerini ve varolus görüsünü yozlastirirsa, askin zevk degil, kendini reddetme oldugunu savunmaya baslarsa, iyilik ve sevap denilen seyin gurur degil, acima, aci, zaaf ve fedakarlik oldugunu söyler, en soylu sevginin begenmekle degil, sadakayla basladigini, degerlere cevap olarak degil, kusurlara cevap olarak dogdugunu söylerse, kendini ikiye bölmüs sayilir. bedenine söz dinletemez.
seviyorum dedigi kadinin karsisinda iktidarsizliga düser, bulabildigi en bayagi orospuya dogru kayar. bedeni her zaman en derindeki inançlarinin nihai mantigini izleyecektir. kusurlarin sevap olduguna inanirsa, varolusu kötü diye damgalamis sayilir, kendisinin ancak yozlasmisliklardan zevk almaya layik olduguna inanir. sevabi aciyla baglamistir, zevkin ancak günahlarda bulunabilecegini sanir. bu sefer, bedeninizin kötü arzulari oldugunu, zihninin bunlari etkileyemedigini, seksin bir günah oldugunu, gerçek askin katiksiz bir ruhsal duygu oldugunu haykirmaya baslar. ondan sonra da, ask neden bana yalnizca can sikintisi getiriyor, seks de yalnizca utanç getiriyor diye merak eder. para ve seks, ikisinin ayni sey oldugunu anliyorsunuz degil mi?
varolusun kötü, kendinin imkansiz bir evrene kapilmis çaresiz bir yaratik olduguna
inanan bir insanin: tiksindigi sey önce kendisidir.
hayatini, maddeyi zihninin ihtiyacina göre biçimlendirmeye adamis bir adam ise, fiziksel eylemde ifade bulmamis bir fikrin degersiz bir sahtelik oldugunu, platonik askin da aynen öyle oldugunu bilir. bir fikrin güdümünde olmayan fiziksel eylem nasil sersemlerin kendini kandirma biçimiyse, kisinin degerler sisteminden kopuk bir seks de öyledir. ikisi de ayni konu...
askin safligini arzudan koparan insan, asksiz arzunun ahlaksizligina da inebilen insandir. ama çevrenize bakinca, çogu insanlarin ikiye bölünmüs yaratiklar oldugunu, bir o yana, bir bu yana savrulup durdugunu görürsünüz. bir yari, paradan, fabrikalardan, gökdelenlerden, kendi bedeninden nefret eden adamdir.
hayatin anlami ve iyi bir insan olmanin geregi olarak, akil almaz konularla ilgili tanimlanmayan duygulari ön plana çikarir. umutsuzca çigliklar atar, çünkü saygi duydugu kadina karsi hiçbir sey hissetmemekte, çirkefler içindeki yosmaya karsi konmaz bir ihtiras duymaktadir. insanlarin idealist dedigi biridir o. öbür yari ise herkesin pratik insan dedigi kisidir.
ilkelerden, soyutluklardan, sanattan, felsefeden, hatta kendi aklindan tiksinen adamdir. maddesel objeler elde etmeyi, kendi varliginin en önemli amaci sayar. bunlarin nedenini ya da kaynagini düsünme geregine gülüp geçer. bunlarin kendisine zevk vermesini bekler. daha çogunu elde ettikçe neden daha az zevk almaya basladigini görünce sasar.
iste vaktini kadinlari kovalamaya harcayan adam, o adamdir. kendine yönelttigi üç kandirmacaya bir bakalim. bir kere, özsaygi ihtiyacini kabullenmez, çünkü ahlaki degerler gibi kavramlari küçümser. ama beri yandan, kendini bir et parçasi saymaktan ötürü, kendine büyük bir tiksintiyle bakmaktadir. seksin kisisel degerlere bir sayginin fiziksel ifadesi oldugunu kabullenmese de, aslinda bilmektedir.
bu nedenle, öyleymis gibi davranarak, sebep sayilmasi gereken seye ulasma çabasina girer. kendine saygiyi, ona teslim olan kadinlardan kazanmaya çalisir, ama seçtigi kadinlarin karakteri de, yargisi da, deger standardi da olmayan kimseler olusunu görmezden gelir. kendine yalnizca fiziksel zevk pesinde oldugunu söyler, oysa bu kadinlardan bir haftada, bazen bir gecede bikar. profesyonel fahiselerden tiksinir, temiz bakireleri bastan çikardigina dair hayaller kurar. bu onun hep aradigi, ama hiç bulamadigi basaridir.
romantik ask o insanin en büyük ödülüdür. romantik aski tam manasiyla yasamaya muktedir olabilecek tek insan bütün ihtirasi isi olan adamdir. çünkü ask bir erkegin veya kadinin karakterinde sahip oldugu en köklü degerlerden dolayi kendisine karsi duydugu sayginin bir ifadesidir.
insan bu degerleri paylastigi kisiye asik olur. eger insanin açikca tanimlanmis degerleri ve ahlaki bir karakteri yoksa baskasini da takdir edemez. bu açidan, pinar'dan okuyucular tarafindan sürekli atifta bulunulan bir alinti yapmak istiyorum:" 'seni seviyorum' diyebilmek için ilk önce 'ben' demeyi bilmek gerekir"
kisinin kendi mutlulugu en yüksek amaçdir ve fedakarlik gayri ahlakidir.bu ilke baska herhangi bir konuda oldugundan fazla askta geçerlidir. eger asiksaniz, bu asik oldugunuz kisinin siz ve hayatiniz açisindan büyük kisisel ve bencil bir öneme sahip oldugu anlamina gelir. eger kisiliginiz yoksa, birine asik olmaniz o kisiyle beraber olmaktan ve onun varligindan hiç bir kisisel keyif ve mutluluk almadiginiz, olsa olsa onun size olan ihtiyacina aciyarak kendinizi onun isteklerine feda ettiginiz anlamina gelebilir. hiç kimsenin böyle bir durumdan dolayi gurununun oksanmayacagini veya böyle bir anlayisi kabul etmeyecegini belirtmeme gerek yok.
ask kendini bir baskasi için feda etmek anlamina gelmez. ask kendi ihtiyaç ve degerlerinizin en kapsamli sekilde disa vurulmasidir.
asik oldugunuz insana kendi mutlulugunuz için ihtiyaç duyarsiniz ve bu ona bahsedebileceginiz en büyük iltifat ve onurdur.
seks:akli olmayan bir vucudu feth etmek degildir!
seks çok ciddi bir iliski sonucu ortaya çikmalidir. çünkü seks:
insanin kendine olan saygisinin ve kendine biçtigi degerin ifadesidir.
seçici ve ayrimci olan bir seks hayatinin düskünlük olmadigini söyleyebilirim. düskünlük hafif ve üstünkörü ele alinan bir eylemi niteler. ben seksin insan hayatinin en önemli unsurlarindan biri oldugunu ve hiç bir zaman hafif ve üstünkörü bir tavirla ele alinmamasi gerektigini savunuyorum. cinsel iliski insanoglunun sahip oldugu en yüksek degerlere dayanarak yapildigi zaman uygundur. seks karsi tarafin sahip oldugu degerlere verilen bir karsiliktan baska bir sey olmamalidir. bu yüzden önüne gelenle girilen iliskileri ahlaksiz olarak nitelendiriyorum. seksin kendisi kötü oldugu için degil, tersine seks çok iyi ve önemli oldugu için.
seks çok ciddi bir iliski sonucu ortaya çikmalidir. bu iliskinin bir evlilige dönüsüp dönüsemeyecegi duruma ve konu olan iki insanin hayatlarinin seyrine baglidir. evliligi, iki taraf da hayatlarinin sonuna kadar beraber olmayi isteyebilecekleri insani bulduklari zaman -ki hiç kimse bundan otomatik olarak emin olamaz- çok önemli bir kurum olarak kabul ediyorum. taraflar nihai tercihlerine ulastiklarindan emin olurlarsa evlilik elbette arzu edilen bir durumdur. fakat bu, tarif edilen mutlak kesinlikten daha azi üzerine kurulan herhangi bir iliskinin uygunsuz oldugu anlamina gelmemelidir.
bir iliski veya evlilik karari ile ilgili sorunun sadece konuyla ilgili taraflarin durumlarina ve bilgilerine bagli oldugunu ve kararin onlara birakilmasi gerektigini düsünüyorum. çiftler karsilikli olarak iliskilerini ciddiye aliyorlarsa ve iliskileri ahlaki degerler üzerine kuruluysa her iki durum da ahlakidir..
seks insanin kendine olan saygisinin ve kendine biçtigi degerin ifadesidir. fakat kendini degerli bulmayan bir erkek bu iliskiyi tersine çevirmeye çalisir. kendine olan saygisini cinsel fetihlerinin ona kazandirmasini bekler; ki bu imkansizdir. kendi degerini onu degerli bulan kadinlarin sayisindan anlayamaz. buna ragmen bu umutsuz ugrasida israr eder. öncelikle, insanoglunun güdüleri yoktur.
fiziksel olarak seks sadece bir kapasitedir. fakat insanin bu kapasiteyi nasil kullanacagi ve kimi çekici bulacagi kendi ahlaki deger standartlariyla ilgili bir seydir. tercihlerini kontrol eden, bilinçli veya bilinçsiz olarak sahip oldugu önkabullerine baglidir. bu sekilde kisisel felsefesi cinsel hayatini yönlendirir. kisi belirli bir tip fiziksel mekanizmaya ve ihtiyaçlara sahiptir. fakat bunlari nasil, hangi yoldan tatmin edeceginin bilgisine sahip degildir. mesela insanin yiyecege ihtiyaci vardir. açlik hissi duyar. fakat önce bu hissi açlik olarak tanimlayip sonra yiyecege ihtiyaci oldugunu ve nasil yiyecek elde edebilecegini ögrenene kadar aç kalacaktir. insan dünyaya belirli fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarla gelir. fakat aklini kullanmadan bunlari ne kesfedebilir ne de tatmin edebilir.
insan rasyonel bir varlik olarak kendisi için neyin dogru neyin yanlis oldugunu kesfetmek zorundadir. sözde dürtüleri ona ne yapmasi gerektigini söylemeyecektir.
kendinden tiksinen insan, özsaygisini cinsel serüvenlerden kazanmaya çalisir.
aklin yerine, akil ürünlerini çalip onlari koymak isteyen adamlar...kendinden tiksinen adam da, özsaygisini cinsel serüvenlerden kazanmaya çalisir. buda yapilamaz, çünkü seks bir neden degildir, insanin kendi degerleriyle ilgili kanaatinin bir etkisi ve ifadesidir. aslinda ikisi de ayni konu...
paranin maddesel kaynaklardan geldigini, zihinsel bir kökü ve anlami olmadigini düsünen insanlar...
ayni zamanda ve yine ayni nedenle, seksin de fiziksel bir kapasite oldugunu, zihinle, seçenekle ve deger sistemleriyle ilgili olmadigini düsünürler. bedeninizin bir arzu yarattigina ve seçimi sizin yerinize yaptigina inanirlar. demir cevheri kendiliginden tren rayi haline geliyormus gibi, askin gözü kördür, derler. seks mantiga bagisiktir ve tüm filozoflarla alay eder, derler. oysa aslinda bir erkegin cinsel seçimi, kendi temel inançlarinin sonucu ve toplamidir.
bana bir erkegin neyi çekici buldugunu söyleyin, bende size o adamin tüm hayat felsefesini söyleyeyim. bana onun hangi kadinla yattigini gösterin, size o kisinin kendini nasil degerlendirdigini bir bir sayayim. ona kendi benligini silmenin bir sevap olduguna dair ne saçmaliklar ögretilmis olursa olsun, seks tüm eylemler içinde en derin bencillik içerendir.o eylemi ancak ve yalnizca kendi zevki için yapacaktir. bunu kendini silerek, bir iyilik, bir ilham, bir ihsan olarak yapmayi düsünebiliyor musunuz?
kendini alçaltarak yapilmaz, ancak kendi zevkiyle, arzulandigini ve arzulanmaya layik oldugunu bilerek yapilabilir. ruhu çirilçiplaktir o anda. tipki vücudu gibi. kendi gerçek egosunu, deger standardi olarak kabul etmektedir. ona çekici gelecek kadin, kendi en derin vizyonunu yansitan kadin olacaktir. o kadinin teslim olmasi, ona bir özsaygi duygusu yasatacaktir ya da böyle olduguna inanacaktir.
kendi degerinden emin olan ve bundan gurur duyan adam, bulabildigi en yüksek kadin tipini isteyecektir.
begenecegi kadin güçlü olacak, fethetmesi zor bir kadin olacaktir, çünkü ancak bir roman kahramanini fethettigi zaman bunu bir basari sayabilecektir, beyinsiz bir sürtügü fethetmeyi basari saymayacaktir. onun aradigi, kendi degerini bulmak degil, kendi degerini ifade etmektir. zihnin standartlariyla bedeninin arzulari arasinda hiçbir çeliski yoktur. ama kendi degersizligine inanan adam da en nefret ettigi kadin tipini cazip bulur, çünkü o kadin onun gizli benliginin yansimasidir. kendisinin sahtekar oldugu yolundaki objektif gerçekten o kadin sayesinde kurtulur. kadin ona bir ayligina bir degerlilik hayali kazandirir, o da kendi benligini lanetleyen ahlak sisteminden bir süre kurtulmus olur. çogu erkegin kendi hayatini nasil çirkin biçimde mahvettigine bakin.
manevi felsefemiz dedikleri çeliskiler karmasasina bakin. biri digerini getiriyor.. ask bizim en yüce degerlerimize cevaptir...baska bir sey de olamaz. bir erkek kendi degerlerini ve varolus görüsünü yozlastirirsa, askin zevk degil, kendini reddetme oldugunu savunmaya baslarsa, iyilik ve sevap denilen seyin gurur degil, acima, aci, zaaf ve fedakarlik oldugunu söyler, en soylu sevginin begenmekle degil, sadakayla basladigini, degerlere cevap olarak degil, kusurlara cevap olarak dogdugunu söylerse, kendini ikiye bölmüs sayilir. bedenine söz dinletemez.
seviyorum dedigi kadinin karsisinda iktidarsizliga düser, bulabildigi en bayagi orospuya dogru kayar. bedeni her zaman en derindeki inançlarinin nihai mantigini izleyecektir. kusurlarin sevap olduguna inanirsa, varolusu kötü diye damgalamis sayilir, kendisinin ancak yozlasmisliklardan zevk almaya layik olduguna inanir. sevabi aciyla baglamistir, zevkin ancak günahlarda bulunabilecegini sanir. bu sefer, bedeninizin kötü arzulari oldugunu, zihninin bunlari etkileyemedigini, seksin bir günah oldugunu, gerçek askin katiksiz bir ruhsal duygu oldugunu haykirmaya baslar. ondan sonra da, ask neden bana yalnizca can sikintisi getiriyor, seks de yalnizca utanç getiriyor diye merak eder. para ve seks, ikisinin ayni sey oldugunu anliyorsunuz degil mi?
varolusun kötü, kendinin imkansiz bir evrene kapilmis çaresiz bir yaratik olduguna
inanan bir insanin: tiksindigi sey önce kendisidir.
hayatini, maddeyi zihninin ihtiyacina göre biçimlendirmeye adamis bir adam ise, fiziksel eylemde ifade bulmamis bir fikrin degersiz bir sahtelik oldugunu, platonik askin da aynen öyle oldugunu bilir. bir fikrin güdümünde olmayan fiziksel eylem nasil sersemlerin kendini kandirma biçimiyse, kisinin degerler sisteminden kopuk bir seks de öyledir. ikisi de ayni konu...
askin safligini arzudan koparan insan, asksiz arzunun ahlaksizligina da inebilen insandir. ama çevrenize bakinca, çogu insanlarin ikiye bölünmüs yaratiklar oldugunu, bir o yana, bir bu yana savrulup durdugunu görürsünüz. bir yari, paradan, fabrikalardan, gökdelenlerden, kendi bedeninden nefret eden adamdir.
hayatin anlami ve iyi bir insan olmanin geregi olarak, akil almaz konularla ilgili tanimlanmayan duygulari ön plana çikarir. umutsuzca çigliklar atar, çünkü saygi duydugu kadina karsi hiçbir sey hissetmemekte, çirkefler içindeki yosmaya karsi konmaz bir ihtiras duymaktadir. insanlarin idealist dedigi biridir o. öbür yari ise herkesin pratik insan dedigi kisidir.
ilkelerden, soyutluklardan, sanattan, felsefeden, hatta kendi aklindan tiksinen adamdir. maddesel objeler elde etmeyi, kendi varliginin en önemli amaci sayar. bunlarin nedenini ya da kaynagini düsünme geregine gülüp geçer. bunlarin kendisine zevk vermesini bekler. daha çogunu elde ettikçe neden daha az zevk almaya basladigini görünce sasar.
iste vaktini kadinlari kovalamaya harcayan adam, o adamdir. kendine yönelttigi üç kandirmacaya bir bakalim. bir kere, özsaygi ihtiyacini kabullenmez, çünkü ahlaki degerler gibi kavramlari küçümser. ama beri yandan, kendini bir et parçasi saymaktan ötürü, kendine büyük bir tiksintiyle bakmaktadir. seksin kisisel degerlere bir sayginin fiziksel ifadesi oldugunu kabullenmese de, aslinda bilmektedir.
bu nedenle, öyleymis gibi davranarak, sebep sayilmasi gereken seye ulasma çabasina girer. kendine saygiyi, ona teslim olan kadinlardan kazanmaya çalisir, ama seçtigi kadinlarin karakteri de, yargisi da, deger standardi da olmayan kimseler olusunu görmezden gelir. kendine yalnizca fiziksel zevk pesinde oldugunu söyler, oysa bu kadinlardan bir haftada, bazen bir gecede bikar. profesyonel fahiselerden tiksinir, temiz bakireleri bastan çikardigina dair hayaller kurar. bu onun hep aradigi, ama hiç bulamadigi basaridir.