Annemin Uzun Süren Misafirliği ve İçsel Sorgulamalarım

Black Wine

Noone's gonna take my soul away... -Portakal
Kayıtlı Üye
24 Mayıs 2019
2.451
7.633
158
29
Merhaba hanımlar,
Tavsiye ile çözlebilecek bir konu mu bilmiyorum ama, en azından uzun bir iç dökme olsun diye derdimi sizlerle paylaşmak istedim. Konuyu annemin Misafirliği üzerinden açtım fakat konuya biraz da annemle ilgili sorgulamalarimi katacağım. O yüzden konu gerçekten çok uzun. Bir de ufak bir ricam var, çok hassas bir ruh halindeyim o sebeple lütfen yorumlarınızı bunu göz önünde bulundurarak yaparsanız çok mutlu olurum. Şimdiden teşekkürler.

Belki bazılarınısın bildiği gibi annem ve babam ayrı, ikisi de başkalarıyla evliler. Üniversiteye başladığımdan beri mesafe olarak ikisine de hep uzak olmak durumunda kaldım, hep farklı şehirlerdeydik ve bunun da getirdiği alışkanlıkla aileme karşı hep sert sınırlarım oldu. Babamla aram zaten çocukluğumdan beri kötüydü, son 3-4 senedir de hiç görüşmüyorum.

Yaklaşık bir sene önce evlendim, bundan hemen önce de annem ve eşine gelip bizimle aynı şehirde yaşamalarını teklif ettim çünkü o şehirde onları bağlayan hiçbisey yoktu, e yaşları da ilerliyor gözümün önünde olsunlar istedim. Annemin eşini de sever, baba gibi görürdüm açıkçası bana çok kez babalık yapmıştır. İşte onların taşınmasından sonra, sanırım mesafeden dolayı yıllar içinde görmediğim herşey su yüzüne çıktı ve ben anneme bilenmeye başladım.

Örneğin ne kadar laftan anlamaz ve sorumsuz olduğunu, anlasa da işine gelmeyen konularda asla geri adım atmamasini, yalancı ve manipülatif oluşunu ,bazı konularda sıkı sıkıya tutunduğu cehaletini farkettim. Örneğin, şuanda kirada oturuyorlar ve annemin emekliligine kısa bir süre var. Bu surede çalışabilir, emeklisini alır, kenara para atar, geleceğini biraz olsun güvenceye alir. Hepten kocasına muhtaç olmaz yani. Ama bu konuyu anneme ne zaman açsam saçma sapan şekilde savusturmaya çalışıyor, ben bakiyorum iş diyor ama yalan, ben ona ilanlar atıyorum he yok daha bakamadım vs diye oyaliyor. Anne diyorum, çalışmak istemiyorsan istemiyorum de, bahane uydurup durma açık açık söyle. Yok, onu da asla kabul etmiyor, hayir istiyorum ben bakıyorum iş diye yalan soyluyor. Bekliyor ki emeklilik yasası çıksın, onun emekli olabileceği gün sayısına düşsün. O yaşa cikacak mi o bile belli değil. Ya da ortaya saçma sapan, salliyorum "ekmek yemek kanser yapıyormuş" diye birşey atiyor. Anne öyle bişey yok, onun doğrusu şu falan diye açıklayacak oluyorum, "yok yok uzmanlar söyledi, ben duydum çevremden kaç kişi öyle olmuş" falan diyor. Ama kurduğu cümlelerin yalan olduğu o kadar belli ki, sırf haklı çıkabilmek için kendini bi duruma düşürmesine acırsınız. Ya birgün kayinvalidemle durup dururken siyasi konulardan kavga etti, birlikte yasadigimiz, doğru olduğunu kendim gördüğüm yasadigim şeyleri inkar ederek hem de. Anne hayır, öyle olmadı ya ben de ordaydim diyorum, oldu oldu sen bilmiyorsun diyor. Ben huzursuzluk cikarmayayim, sonra kızımın canı sıkılmasın diye düşünmeden öyle hararetle yalanlar söyleye soyleye kavga etti ki, bi süre sonra ortamdaki herkes "delidir ne yapsa yeridir" der gibi bi tavra burunduler ve yemin ederim ben utandim. Oysa benim senelerce tutunduğum, o ne derse doğru kabul ettiğim kişi annemdi. Şimdi bütün bu huylarını butun çıplaklığıyla görmek beni annemden soğutuyor, kabullenemiyorum. Hani bu iş mevzusunda kadın rahatsızdır calisamiyodur falan diyeceksiniz, ama farkediyorum ki bu durum yıllardan beri böyle. Mesela annem babamla evliyken babaannemin dilinde tüy bitmişti beraber çalışın, bi eviniz malınız olsun diye. Ama annem sürekli beni bahane ederdi. Cenelerini kapatmak için girer bikac ay çalışır, sonra çocuğum durmuyo diye (dururdum) işten cikar ya da iş yerinde kavga çıkarırdı kovulurdu. Boşandıktan sonra evlenmek için görüştüğü bikac kisi oldu, ben daha 13-14 yaşlarındayken anneme hep, anne sakın evlendikten sonra işi bırakma, kenarda bi guvencen olsun adama muhtac olma diye konuşurdum annemle ama annem yine saçma sapan gecistirmelik cevaplar verirdi.

Aslında mesele iş güç değil, annem hiçbir zaman yedek planı olan bir kadın değil mesele bu. Olabileceklere karşı asla önlem almayan, başına geldigindeyse ağlayıp sızlayan mağdur edebiyatı yapan bir kadın.

Neyse, son olaya geçiyorum. Annemin kayınvalide ve kayınpederinin rahatsızlanması üzerine, annemin eşi memlekete gitmek durumunda kaldı. O gidince de eşim anneme benden habersiz, gelip bizde kalabileceğini söylemiş. Ben böyle bir teklifi asla yapmazdım çünkü annemin huyunu biliyorum. Nitekim tahmin ettiğim gibi de oldu, annem teklifi yineletmedi ve gelip iki hafta bizde kaldı. Eşim çok anlayışlı ve merhametli bir insandır, annemin ev icindeki davranışlarından rahatsız oluyor ama bundan zaten benim de daraldigimi farkettiği ve teklifi de o yapmış olduğu için birşey söylemiyor. Rahatsızlığını tanımlamak için kullandığı bir cümle var ki, durum bundan daha iyi ozetlenemezdi: "Anne bize geldiğinde sanki biz evimizde misafir gibi oluyoruz". Gerçekten de öyle. Ben burda misafirim, bu çocuklar yeni evli falan gibi ince düşünceleri hiç yok. Misafir olduğu için ben de sert konuşmak istemiyorum, kızdığım şeyleri şakayla karışık söylüyorum ama işi arsizliğa vuruyor. Üstüne kayınvalidesi de vefat etti, kayınbabası ise hastanede. Eşinin ne zaman döneceği belli değil. Anneme git demesek, eşi iki ay memlekette kalsa iki ay bizde kalacak gibi. Araya bayram giriyor, biz şehir dışına cikicaz der onu da evine gondeririz derken, ufak bir kaza geçirdi ve ayağı alçıya alındı, şuan mecburen bizde. Eşim sağolsun bi yerden bi yere indirirken sırtında taşıyor annemi hiç gocunmadan. Annemin eşi ise, karısı kaza geçirdiği ve memlekette babasina bakabilecek başka kardeşleri de olmasına rağmen dönmüyor buraya. Üstelik babasının ölümcül bir durumu falan yok, toparlansin diye bekliyorlar sadece.

Velhasıl kelam, zaten anneme karşı yaşadığım hayalkırıklığı ve kocamla baş başa kalamamanin verdiği huzursuzluk varken, üstüne bir de annemin durumunun getirdiği zorunluluk ve eşinin sorumsuzluğu eklendi. Anneme ayrı, eşine ayrı bileniyorum. Bi taraftan annem rahatsız, bakıma muhtaç ama ben onu istemiyorum diye vicdan azabı çekiyorum, duygularımı kırılmasın çünkü bi kırgınlık olsa çekip gidemez diye ona da belli etmemeye çalışıyorum. İnanın davul gibi gerildim, gerildim, gerildim. Ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Kac haftasonu geçti üstüne bayram geldi kocamla baş başa hiçbisey yapamadım. Bu saat oldu sinirden uyuyamadim. Annemin alçısı yarın çıkacak, eğer ayağının üstüne basabiliyorsa, yemeğini ev alışverişini yapıp direkt eve gondertecegim. Olmazsa açık açık konuşacağım çünkü artık boğazıma kadar doldum dayanamıyorum.
 
O zamanlar küçüktüm anlamıyordum ki, annemin bana sunduğu sebepler o zamanki akılla mantıklı geliyordu. Bütün bu mevzuya uyanma durumu annemler taşındıktan sonra oluştu.

Eşim de büyük bir ders aldı bu durumdan. Adam nereden bilsin, kendi annesi kahve içmeye geldiğinde bile rahatsızlık vermesin diye koltuğun ucunda oturan bi kadın, böylesini görmemiş ki. Ben hep ya kötü bi kayınvalidem olursa diye korkardım, kendi annem bana kaynana oldu resmen.
 
Sorun da o işte bir sürü borçları var ve zaman zaman bizden borç istiyorlar. Üstelik bazen aldıkları borcu tekrar tekrar söylememe rağmen odemiyorlar. Sonra ben saçma sapan şeylere alakasız paralar harcadiklarini öğreniyorum.
 
Evet haklısınız, bu durum sizi etkiliyorsa üstelikte keyfi ihtiyaçlar için çok yanlıs..
 
Valla size piskolojik eşinize maddi zarar veriyorlarsa uzak tutun evinizden yoksa sizin yuvanıza zarar
 
konunu okudum, iyi tarafindan bak eşi elbet gelecek. bu hafta degilse bir dahaki hafta, sonraki hafta gelecek yani.
sonrasinda isler yogun dersin, biraz arani sogutursun onlarin evden. bir sekilde daha az beraber olarak normale donersiniz.
malesef tc simulasyonunda annelerin çoğu sorunlu insanlar. manipulatifler
benim annem hayatinin yuzde 92sinde iyi bir anne olmaya cabalamistir. kendince - kendi sevgi dilinde sevgisini gosterir, çocuklarını düşünür vs. ama kalan yuzde 8de duymadığım küfrü kalmamistir. sirf giyindigim kiyafetten bile o... yakistirmasi yapardi defalarca.
ama ne zaman konusu acilsa hep şunu der "neeee!!!! asla!!! ben cocuklarima asla bir kere bile bu lafi söylemedim"
oysa soyledi yani, bir de degil on da degil. ya da bir olay olur, cocukluk travmam oldugu icin cok net. der ki "sacmalama öyle bir sey olmadi" oysa ki oldu yani.
neyse ki ablam var da ariyorum inat edince bir cumle giris yapiyorum o hemen devam edip konu neyse beni doğruluyor.
daha bugun bile bayram ziyaretinde benzer bir sey oldu.
benim bazen kkya da yazdigim bir anim var annemle ilgili. 2019 secimlerde annem ibb belediye baskanina sevindim diye beni vatan haini terörist ilan edip evlatliktan reddetmisti:) tam o donemlerde de erkek arkadasim sehrime tasinmisti. ben de firsattan istifade evi otel gibi kullandim. ac olsam bile mutfakta pisen yemegi yemedim, kendime yumurta kirdim. ne sofraya oturdum ne bir cumle kurdum. en sonunda ozur diledi, ben de kenarda eve cikip depozitoyu - bir yillik kirayi rahatca odeyecek param oldugunu, bu muameleye maruz kalmak istemedigimi, zaten üniversitedeki gibi kendi evimde yasamak arzusu icinde oldugumu, bu evde hakaretin - evlatliktan reddin falan bir kere daha tekrarlanmasi durumunda kosa kosa kendi evimi tutacagimi, bunun da sebebinin annem olacagini söyledim.
o gunden bu gune 6 sene - asla kavga bile etmedik, evde siyaset bile konusmadik. annem de duzeldi yani ben resti cekince.
olayin gercegi bu
bugun insanlara soyle sacma bir sey anlatti.
ben "kendi evime cikacagim, kendi evime cikacagim" diyormuşum. bir gun "ne yaparsan yap cikarsan bir daha bu eve gelme" demis. ben de onun ciddi oldugunu bildigim icin bir daha dememisim

ne???
boyle bir sey nasil olabilir:)
asla olmayan ve benim karakterime asla uymayacak bir seyi kendinden o kadar emin anlatti ki şok oldum.
insanlarin yaninda tartismak istemedim ama ilk musait animda soracagim "bu olay ne zaman oldu" diye.
bambaska bir kafasi var. olaylari sacma sapan yorumluyor.
düğün surecindeyim. o kadar sacma seylere hevesleniyor ki anlatamam
mesela gecenlerde bir kinaya gittik, erkek tarafiydik. kiza kina yakildiktan sonra damat elinde davulla salona geldi - arkada da mahalleden 30 tane erkek. hepsi bir agizdan sarki falan söylüyor. cocuk mahalle cocugu, arkadaslariyla dostluguna biz de sahidiz beraber buyuduler falan. tum arkadaslari da ebesinin nikahinda dememis gelmis, sirf cocugu sevdiginden. kendilerince eglenceli bir an oldu.
annem buna heveslenmis. ama benim getirdigim damadin bir tane bile arkadasi yok çünkü ulke degistirdi. ben evlenesiye de kimseyi bulamaz. zaten kadınlarla calisiyor, merhabalastigi erkek olduguna bile supheliyim.
neyse sevgili annem diyor ki genç ayarlayacakmis oralardan onlarla beraber benim sevgilim davullarla gelecekmis
dünyada en nefret ettigim sey "miş gibi" yapmaktir. bizi hic tanımayan, benle bile en ufak munasebeti olmamis erkeklerin ne isi var benim davetimde davul calip eglensinler?
ne sacma bir sey
insan nasil buna heveslenir de insanlara rica etmeyi düşünür, hic anlayamiyorum.
bu sadece bir seyi. heveslendigi seyler o kadar manasiz ki ben hayir dedikce bana kızıyor.
bir de bu nikah sacmaliklari icin bütçe planlamasi yapmak istedim - hesapsiz kitapsiz girmesin butce olsun ona gore bir seyleri elesin ya da eklesin diye beni cimri ilan etti.
ona göre evlenecek iki insanin ekonomik bir plan yapmasi cimrilik mal gibi evlenelim para konusmadan, herseyi alalım duralim. sonra evlenince para sıkıntısı çekelim ya da altinlarimizi bos beles seyler icin harcayalım, bu mantikli geliyor:))
ben de kendime telkinlerde bulunuyorum sürekli "kadinin gönlünü kirma. zaten yapma ama 'sacmalama ya' deme, insan gibi konuş annenle" diye ama cook zor. bam telime dokunuyor, yine ergen gibi bagrisiyorum:) normalde cook sakin bir insanımdır. asla kimseye bagirmam, hatta nefes terapisi falan aldim cidden yillar oldu sesim yukselmeyeli. ama iste soz konusu annem olunca dayanamiyorum..mesela benden 15 yas küçük bir cocuk benim kırmızı kuşağimi baglayacakmis. gelmis bunu bana anlatiyor. yani beni azicik taniyan kk insanlari bile böyle bir saçmalığı asla yapmayacağımi bilir, bu annem beni hic mi tanımıyor da geliyor benim yanima mujde verir gibi "Ali, ablamin kuşağini ben baglayacagim dedi" diye bana hevesle anlatiyor.
yani ne diyeyim, seni anliyorum :)
işin zor ama iste anneler, yapacak cok da bir sey yok.
çok cok gicik olup duruyoruz iste
 
Hayatta çoğu yetişkinin üzülerek geldiği bir aşama var anne-babası hakkında;

  • onların doğrularının aslında her zaman doğru olmadığı
  • zaman zaman manipülasyon yapmış oldukları gerçeği
  • çocuk eğitiminden çok da anlamadıkları

Bu aşamaya gelmek genelde can acıtıyor ve gözlemlediğim kadarıyla uzun süre anne babasıyla yasayanlar bunu daha erken görüp bir sonraki aşamaya geçiyor;

  • onları değiştiremeyeceğini kabul etmek
  • hım peki deyip bazı konuları geçiştirmek
  • manipülasyonlara karşı güçlü olup kırmadan bertaraf etmek
  • kavga dövüşsüz iliskiye olduğu kadarıyla devam etmek.


Bu aşamaya geçince rahatlayacaksınız ve anneniz değişmese de daha iyi bir ilişkiniz olacak.
 

Chatgpt mi bu?
 
İnsanlar değişmez hele ki belli bir yaştan sonra asla .Eşinde sende yaşayarak bir kez daha gördünüz ki ,annenizle arada ciddi sınırlarınız olmalı.Eskiden varmış zaten ama tekrar oluşturmanızda mümkün.Sizi etkilemeyecek durumda tartışmaktan kaçının çünkü haklı bile olsan baksana sonucu seni etkiliyor.Yok o hasta eder bu etmez vs vs...Olmuş ile ölmüşe çare yok.Olmuşlardan yola çıkarak önlemlerini al.
 
Kız kardeşim olsaydı aa bizim zilli de burdaymış derdim valla o kadar benim annemi anlatıyorsun ki Turkiyede çok yaygın bir tipleme bu sanırım. Tabii bizim daha farklı baska sorunlarımız da vardı ama temelde o kadar benzer şeyleri yazmışsın ki. Bak hatta şöyle bir şey anlatayım, annemle bir kere sakin konuşamadığım zaman artık patlama noktasına gelince eteklerimdeki taşları dökeyim dedim. Sen bana hep böyle seyler söyler gururumu incitirdin, küçükken söyle böyle döver korkuturdun falan diye konuşuyordum. Şimdi benim kafamdaki senaryo şöyle; diyecek ki kızım cahildik biz de öyle gördük, ben iste senin iyiliğin için yaptım falan. Hatta bak şeye bile tamamdım, yaptım oh iyi ettim keşke daha fazla yapsaymışım. Çünkü annem hep haklıdır. Bana ne dedi biliyor musun? Yalan söylüyorsun. Üzülüyorum senin bu haline. Deli çıkardı kadin beni. Isin daha da kötü yanı, benim annem gerçekten çok sağlıksız yaşlandı ve mecburen bağ koparma isini yapamıyorum. Çok fazla ömrü kaldığını sanmıyorum ve vicdanen tamamen kopamıyorum. Tabi ki bi sevgi bağı hiç oluşmadı bende ama hakkını yiyemeyecegim seyler de olduğu için sanirim elim hep üstünde olacak. Çok isterdim daha genç ve sağlıklı olalım, ben bunların hesabını sorayım falan.
 
Kadın senden maddi beklenti içinde değil,eşi de iyi anlaşılan.Siz niye illa çalış diyorsunuz,kadının hayatına bu kadar müdahale ediyorsunuz.

Mesleği olmayan kadının bir yaştan sonra yapacağı işler belli,bulaşık yıkayıp temizlik yapacak.Kolay mı sizce?Ne bileyim ben dayanamam anama,o girse ben çıkarırım işten.Şimdiki nesil cidden bir hoş.

Ayağı kırılmış zorunluluktan sizdeki süreç uzamış belli ki.Bir ay da kocanla baş başa kalma ,sonu ölüm mü?
Cidden aşırı bencil bir millet olduk.İnsana evladı ,anası ,babası yük olmuş,bu kulüpten öğrendiğim.
 
Ne kadar zor değil mi ya, sanki iki farklı insanla muhattapmışız gibi yaşıyoruz. Ben de çocukluğumdan beri çağıl çağıl sevgi gördüm annemden, ama bu davranışlarını da görünce şaşkına dönüyorum. Benimki öyle bişey olmadı demiyo da, "evet ben öyle yaptım ama bi sor niye yaptım, baban yüzünden babaannem yüzünden" vs vs :) yorumunuz beni rahatlatan yorumlardan biri oldu, çok teşekkür ederim
 
Ay yorumunuza güldüm valla ben de öyle bağ koparmam çok zor, annem çocuk gibi olduğundan biz resmen beraber büyüdük ve ben annemden çok sevgi gördüm. Allah'tan benimki yalan söylüyosun falan demiyo heralde o patlama noktam olurdu çünkü :) çok teşekkür ederim yorumunuz için
 
Ben bu konuda biraz da eşimin oyununa geldim diyebilirim. Eşim tabi annemin huyunu suyunu bilmediğinden bana hep "kadına öyle davranma, aile arasında bu kadar duvar olmaz" vs diye telkinlerde bulundu ben de biraz gevşedim açıkçası. Yoksa ben de aksi biriyimdir annem benden çekinirdi bile. Şimdi heralde evlilik bu kıza yaradı diye at kosturuyor.
 
Bence annenizin eşine bilenmeyin, hem annesi hem babası hastalanıp hastaneye yatırılmış, anne ölmüş baba hastanede, kaç yaşında olursanız olun anne baba vefatı insanı sarsıyor, biri henüz ölmüşken diğerini hasta yatağında bırakıp dönme fikri vicdanen rahatsız ediyor, illa ölümcül hastalığı olmak zorunda değil, annesinin ölüm acısı tazeyken babası turp gibi de olsa bırakıp gelmeye gönlü elvermez.

Kayınvalidesi vefat eden anneniz niye eşinin yanına gitmedi, kayınvalide kayınpederle veya aileyle sorun mu vardı?
Çünkü bana göre normali, kızının evinde kalmak yerine annesi vefat eden eşin yanında olmaktır.

Annenizi bu saatten sonra değiştiremezsiniz, sizi doğrudan sıkıntıya sokmayacak konularda bırakın canı nasıl istiyorsa öyle yapsın, emekli olası yoksa olmasın, siz de para konusunda asla taviz vermeyin, Allah göstermesin ama ciddi bir hastalık olur o zaman maddi destekte bulunursunuz, hastalık dışında hiçbir sebeple para vermeyin, koca koca insanlar kendi yağlarıyla kavrulmayı bilsinler.

Size gelip dert yanarsa da vaktiyle düşünseydin dersiniz, ki anneniz bile olsa kendisinin düşünüp pozisyon alması gereken şeyleri sizin düşünüp el uzatmanız beklenemez, annem dediğiniz kadın sonuçta 80’inde değil, emeklilik yaşının inmesini bekliyor dediğinize göre 45-55 yaş arası bir kadın, yaşlı kategorisinde değil.

53 yaşında bir kadın, evli kızı olan bir anne olarak yazmam gerekirse, ciddi bir hastalığı, bakıma ihtiyaç bir durumu yoksa 45-55 yaş arası insanlar işlerine gelince kendilerini yaşlı kategorisine sokup evlatlarına baktırtmasınlar bir zahmet.
Yemeye içmeye gezmeye tozmaya gelince keklik gibi sekiyorlar, teyze amca diyenlere yaşlı mıyım ben edepsiz diyorlar ama iş damada geline yüklenmek yaslanmak olunca yaşlıyım
 
Bu kadar şey yaşamışken neden ısrarla aynı şehire getirttiniz ?
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için onları kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…