Daha güzel anlatılamazdı suan kı durumumMutlu olmak için sebep ararsın bulamazsın , sağlığına , aldığın nefese şükredersin ; yada herşeyin vardır, şükredecek onca neden ama hiçtir gözündeHayat işte ....
madem öyle farkına var bütün bunların , sımsıkı sarıl hayatına,iyilik yap , gez dolaş, öyle çok isterdim ki mesela şimdi kısa tatil :)Daha güzel anlatılamazdı suan kı durumum
Takip ediyorum o hesabı onlar fiziksel olarak kanser tedavisi görüyorlar bende ruh kanseri tedavisi görüyorum ikisi de çok zorOnkoloji koridorlarında bi dolaşın bence iyi gelir. Başkasının durumuna bakip eldekine mutlu olmak dogru değil elbette ama oyle hastalar var ki o sıkıntılara ragmen mutlu olmaya çalışıyorlar. Bu durumda bizim ufak seylere takılmamamız onlara hakaret.
İnstada neslicantay diye güzeller güzeli bi kız var onun hesabiyla baslayabilirsiniz.
Oyyy oyyy oyy nasil guzel doktunuz satirlara bu guzellikleri:)her birini okurken yasadim ve inanin bitirdigimde gozyaslarim akti..ve oylesine mutlu oldumki yasadigim icin deriiinnn bir nefes aldimm ve hamd olsun yarabbim sonsuz sukurler olsun dedimNe güzeldir;
Dört gözle beklediğiniz bir haberin gelmesi,
Sabaha dek uyutmayan diş ağrısının dinmesi..
Yıllar sonra bir gün bir yerde, çocukluğunuzda annenizin sizin için yaptığı kurabiyelere rastlamak...
Yağmurdan sonra, açan güneş...
Buz gibi sokaktan sıcacık eve girmek...
Yorgunluktan bitmişken yatağa uzanmak...
Tutuğunuz takımın ezeli rakibini yenmesi...
Kızgın kumlarda uzun uzun yattıktan sonra bedeni denizin serinliğine bırakmak...
Sabahları kızarmış ekmek kokusuyla uyanmak...
Bir doktor muayenehanesinin kapısından, şüpheleri dağıtmış olarak sevinçle çıkmak...
Yaz sıcağında, bir öğle uykusunun mahmurluğunu, buz gibi bir dilim karpuzla atmak...
Bir bahçenin önünden geçerken duyduğunuz hanımeli kokusu...
Sabah uyanıp o gün tatil olduğunu hatırlamak...
"Artık bitti" derken sizi arayıvermesi...
Yaşlı ana babanızın, hala çaldığınız kapının arkasında ya da hattın öbür ucunda olması...
Fırından yeni çıkmış ekmeğin köşesi...
Bir köşede birbirine sarılmış uyuyan kedi yavruları...
Evinizden, pişmekte olan etli biber dolması kokusunun yayılması...
Soğuktan titrerken elinize tutuşturulan bir bardak çay...
Meteliksiz bir gününüzde, çoktandır giymediğiniz ceketinizin cebinden para çıkması...
Onunla ilk kez yalnız kalmak...
Uzun, sıcak bir yürüyüşten sonra karşınıza çıkan bir çınar altı.
Sabahtan beri ayağınızı vuran ayakkabıları çıkardığınız an...
Sudan bir sebeple küstüğünüz arkadaşınızla barışmanız...
Yıkanmış, ütülenmiş, mis gibi kokan yatak takımlarını koynunda uyumak...
Bir sandalın kenarına oturarak bacakları denize sallandırmak...
En sevdiğiniz yemeğin ilk lokmasını ağzınıza aldığınız an...
En önemlisi,
nefes almak,
konuşmak,
duymak,
yürümek,
görmek,
anlamak...
"Ne güzeldir"...
ve ne güzeldir; arkadaşlarınızdan, sevdiklerinizden alacağınız sıcacık bir merhaba...
"Bu güzellikler eksilmesin hayatımızdan"
Kesinlikle özellikle benim gibi depresyon hastalarını daha kötü etkiliyor bu tarz söylemler suan bile öyle benden daha kötüleri var ama ben öyle diye mutlu olamıyorum ki ben de istemem mi iyilesmeyi yaşamdan zevk alabilmeyi ama elimde değil iştePsikolojik rahatsızlıklar da en az kolun kırılması, başın ağrıması kadar gerçektir ve tedaviye ihityaç duyarlar.
Onun için de tıpta psikiyatri diye bir dal vardır.
Yani onlar da rahatsızlıktır.
Psikiyatrik rahatsızlığı olan birine hayatın kıymetini bil senden kötü durumda olanlar var dmek inanın çok anlamsız.Çünkü o zaten bunun farkında ama elinde değil.
Sadece bunu söylemek istedim.
Hepsi çok güzel bunların ama en kötüsü işte bunların hiç birinden zevk alamamakNe güzeldir;
Dört gözle beklediğiniz bir haberin gelmesi,
Sabaha dek uyutmayan diş ağrısının dinmesi..
Yıllar sonra bir gün bir yerde, çocukluğunuzda annenizin sizin için yaptığı kurabiyelere rastlamak...
Yağmurdan sonra, açan güneş...
Buz gibi sokaktan sıcacık eve girmek...
Yorgunluktan bitmişken yatağa uzanmak...
Tutuğunuz takımın ezeli rakibini yenmesi...
Kızgın kumlarda uzun uzun yattıktan sonra bedeni denizin serinliğine bırakmak...
Sabahları kızarmış ekmek kokusuyla uyanmak...
Bir doktor muayenehanesinin kapısından, şüpheleri dağıtmış olarak sevinçle çıkmak...
Yaz sıcağında, bir öğle uykusunun mahmurluğunu, buz gibi bir dilim karpuzla atmak...
Bir bahçenin önünden geçerken duyduğunuz hanımeli kokusu...
Sabah uyanıp o gün tatil olduğunu hatırlamak...
"Artık bitti" derken sizi arayıvermesi...
Yaşlı ana babanızın, hala çaldığınız kapının arkasında ya da hattın öbür ucunda olması...
Fırından yeni çıkmış ekmeğin köşesi...
Bir köşede birbirine sarılmış uyuyan kedi yavruları...
Evinizden, pişmekte olan etli biber dolması kokusunun yayılması...
Soğuktan titrerken elinize tutuşturulan bir bardak çay...
Meteliksiz bir gününüzde, çoktandır giymediğiniz ceketinizin cebinden para çıkması...
Onunla ilk kez yalnız kalmak...
Uzun, sıcak bir yürüyüşten sonra karşınıza çıkan bir çınar altı.
Sabahtan beri ayağınızı vuran ayakkabıları çıkardığınız an...
Sudan bir sebeple küstüğünüz arkadaşınızla barışmanız...
Yıkanmış, ütülenmiş, mis gibi kokan yatak takımlarını koynunda uyumak...
Bir sandalın kenarına oturarak bacakları denize sallandırmak...
En sevdiğiniz yemeğin ilk lokmasını ağzınıza aldığınız an...
En önemlisi,
nefes almak,
konuşmak,
duymak,
yürümek,
görmek,
anlamak...
"Ne güzeldir"...
ve ne güzeldir; arkadaşlarınızdan, sevdiklerinizden alacağınız sıcacık bir merhaba...
"Bu güzellikler eksilmesin hayatımızdan"
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?