• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Büyüdükçe hayatımın kontrolünü kaybediyor gibiyim...

İmkanı olmayanın çalışmaktan başka şansı yokki. 10 bin 10 bindir. Kimisi için büyük para kimisi için olsa da olur olmasa da olur parası. Maaş almanın yanı sıra sigorta ödeniyor, iyi kötü tecrübe kazanılıp, bakın şu kadar süre çalıştım deniliyor. Çoğu insanın başka alternatifi yok bu kötü şartlarda çalışmak dışında.
Evet ama 7/24 çalışmanın karşılığı 10 bin olmamalı, kaldı ki konu sahibi zaten çok az kazanmıyor, asıl sorunu tüm parasını ailesine vermesi.

Şu zamanda 1 gün için ev temizlemeye birini çağırsak kim bilir kaç bin tl ister?
 
e iyi ya bari
hani boşanmış olsalar anneniz iyice yalnız filan olsa öyle de değil başka kardeş de var. kritik bir durum yok.

ben olsam özelde bu kadar çalışmaktansa elimden gelen her şekilde atanmaya çalışırım şırnak da olsa atanır giderim
70-75 bin alırsınız devlette en kötü, ev de tutarsınız baştan çevreniz de olur.

o evde kalarak sınır çizemeyeceksiniz bence.
Kardeşi özel üniversitede okuyordu hatırladığım kadarıyla . Yıllardır bitmek bilmeyen de borçları var. Babanın malı mülkü var ama konu sahibine yüklenmişler hep. Hayatını çaldırıyor yıl yıl, haberi yok.
 
Evet ama 7/24 çalışmanın karşılığı 10 bin olmamalı, kaldı ki konu sahibi zaten çok az kazanmıyor, asıl sorunu tüm parasını ailesine vermesi.

Şu zamanda 1 gün için ev temizlemeye birini çağırsak kim bilir kaç bin tl ister?

40 bin alıyorum yazdı, yaklaşık 7 yıllık tecrübesi olsa, 5+ yıllık öğretmenin maaşının 40 bin olması çok az, asgari ücret 28 bin lirayken. Ama bu ücrete evli çocuklu yaşı 40+insanlar bile muhtaç çalışıyorlar, çalışmaları gerekiyor. Ekonomi çok kötü. Özel okullarda, dershaneler vs bir maaş düzenlemesi yok.

Ailesiyle yaşayıp, kiradalarsa, ailesinin ihtiyaçları varsa mecburen ailesine destek olması çok normal geldi bana. Bu bir türkiye gerçeği artık, evlatlar aile büyüklerine destek çıkıyorlar. Büyükşehirde kiralar çok yüksek, anca geçinirler 3 maaşla.

Ailesine para vermese ne olacak, ayrı eve mi çıkacak 40 bin ile? Anadolu'nun küçük memur ilçesinde ortalama evin kirası 15-20 bin, bunun aidat, faturası, mutfak masrafı olsa yine bu kıza 10 bin kalır veya kalmaz.

Atanmaya kalksa nereye atanacak ags ile 14 ay eğitim veriliyor istanbul-ankara illerinde, nerede nasıl kalacak 14 ay, nasıl geçinecek. Eskidendi sınava girsin atansın.

Tek yapabileceği şey mevcut şartlarını iyileştirmek.
 
Geçenlerde liseden beri çalışan bir arkadaşımla sohbet ederken şöyle dedi "evet eve çok destek oldum yeri geldi koca evi benim maaşım çekip çevirdi. Ama hiçbir zaman anne babama al bu da para demedim. Fatura mı ödenecek ödedim, bir şey mi alınacak aldım." Kendi paranızı kendiniz yönetin. Belki o zaman bazı şeyler değişir.
Vermeyin paranızı. Nedrn mecbursunuz anlamadım
 
Geçenlerde liseden beri çalışan bir arkadaşımla sohbet ederken şöyle dedi "evet eve çok destek oldum yeri geldi koca evi benim maaşım çekip çevirdi. Ama hiçbir zaman anne babama al bu da para demedim. Fatura mı ödenecek ödedim, bir şey mi alınacak aldım." Kendi paranızı kendiniz yönetin. Belki o zaman bazı şeyler değişir.
Vermeyin paranızı. Nedrn mecbursunuz anlamadım
Oydar oku bak . Eski konulara bakmak bazen gerekiyor
 

Eklentiler

  • IMG_3307.webp
    IMG_3307.webp
    59,4 KB · Görüntüleme: 64
Aklıma takılan konu da bazı konularda çok fikri vs yok bir erkek olarak kesin bilir o diyebileceğim şeylerde bazen şoka uğratabiliyor beni.
Baska sorunlariniz yoksa bu konuda adama haksizlik etmeyin.
Sirf erkek diye her "erkeksi" konudan anlamak, bilmek zorunda degil. Bilmediğini soylemesi, bilmedigi halde atip tutmasindan cok daha iyi.

Nasil ki her kadin, bir kadin olarak kesin bilir denilen şeylerle alakasiz olabilirse erkek diye her seyle ilgilenmesi gerekmiyor.

Arabadan anlamıyor demissiniz, olabilir. Mekanik şeyler ilgisini cekmiyordur, ogrenmesi gerekmemistir. Ben de kadin olarak makyajdan anlamam mesela😅
 
Baska sorunlariniz yoksa bu konuda adama haksizlik etmeyin.
Sirf erkek diye her "erkeksi" konudan anlamak, bilmek zorunda degil. Bilmediğini soylemesi, bilmedigi halde atip tutmasindan cok daha iyi.

Nasil ki her kadin, bir kadin olarak kesin bilir denilen şeylerle alakasiz olabilirse erkek diye her seyle ilgilenmesi gerekmiyor.

Arabadan anlamıyor demissiniz, olabilir. Mekanik şeyler ilgisini cekmiyordur, ogrenmesi gerekmemistir. Ben de kadin olarak makyajdan anlamam mesela😅
Dost acı söyler misali , annesinin babasının kendisine yıktığı borçlardanda mı büyük sorun, arabadan anlamaması sevgilinin? Bunca zamandır aynı tür konular açıyor . Hala nasıl bir cinnet geçirmedi ona şaşıyorum hep.
 
Dost acı söyler misali , annesinin babasının kendisine yıktığı borçlardanda mı büyük sorun, arabadan anlamaması sevgilinin? Bunca zamandır aynı tür konular açıyor . Hala nasıl bir cinnet geçirmedi ona şaşıyorum hep.
Onceki konularını veya iliskisini bilmiyorum ama bir erkek arabadan, tamirattan, ne bileyim bilgisayardan, elektrik elektronikten anlamayabilir yani. Nasil ki her kadin yemek yapmayi, makyaji, modayi bilmiyorsa.
 
Dost acı söyler misali , annesinin babasının kendisine yıktığı borçlardanda mı büyük sorun, arabadan anlamaması sevgilinin? Bunca zamandır aynı tür konular açıyor . Hala nasıl bir cinnet geçirmedi ona şaşıyorum hep.
Cinnet geçirmedi, çünkü öyle yetişmemiş. Bu yüzden ayrı eve çıkacak veya bir şeylere itiraz edecek cesareti yok.
 
sınırlarınızı çizmeyi yavaş yavaş öğreniyorsunuz bence çünkü çok sevdiğiniz eski erkek arkadaşınızla bu sınırlara saygı duymadığı için ayrılmayı başarmışsınız. bu çok kıymetli bir atılım, öncelikle bunu görün. ailenize bu seti çekmenizin daha zor olması, zaman alması da oldukça normal. insan kendi kafasının içinde kurduğu dengesiz duvarları yıkmakta zorlanan bir varlık. zaten terapi alıyormuşsunuz, bu bir iyileşme süreci hemen olup bitmesinin imkanı yok ama bundan beş on yıl sonra daha büyük meyvelerini göreceksinizdir eminim.

psikoloğunuzla konuşuyor musunuz bu konuda bilmiyorum ama travma döngüsü içinde olabilirsiniz. mesela net anlaşılması için örnek vereyim şiddet eğilimleri olan babalara sahip kadınlar fark etmeden babalarının bu özelliklerine sahip erkekleri çekirdek özelliklerinden dışardan mülayim gözükse bile içgüdüsel olarak seçip evlenebiliyorlar. Şema kimyası deniyor buna. yani diğer deyişle ailenizde gördüğünüz kıymetsizlik şeması sizin bilinçaltında belli kültürel kodlar oluşturuyor ve siz de farkında olmadan kendini gizlese de mikro davranışlarıyla size tanıdık gelen değersizlik şemasını "ev/yuva" hissiyle bağdaştırıyorsunuz ve ailenizden gelen şemayı eş arkadaş vb seçimlerinizde kullanıyorsunuz. teşhis olarak söylemiyorum kesinlikle, tam olarak nasıl işlediğini anlatabilmek adına siz şeklinde hitap ederek anlattım.

yani partner seçimlerinizin üzerine bu yönüyle düşünüp kendi kendinize sorular sorabilirsiniz bunun böyle olup olmadığını anlamak adına. eski sevgiliniz kendi ailesine karşı sizi korumamış, şimdi ki sevgiliniz zaten koruyucu görünmüyor. bir düşünebilirsiniz naçizane tavsiyem.
 
Kardeşi özel üniversitede okuyordu hatırladığım kadarıyla . Yıllardır bitmek bilmeyen de borçları var. Babanın malı mülkü var ama konu sahibine yüklenmişler hep. Hayatını çaldırıyor yıl yıl, haberi yok.

Dost acı söyler misali , annesinin babasının kendisine yıktığı borçlardanda mı büyük sorun, arabadan anlamaması sevgilinin? Bunca zamandır aynı tür konular açıyor . Hala nasıl bir cinnet geçirmedi ona şaşıyorum hep.

Cinnet geçirmedi, çünkü öyle yetişmemiş. Bu yüzden ayrı eve çıkacak veya bir şeylere itiraz edecek cesareti yok.

Evet başımızda bir borç belası var ve konularımda şeffaf yoruma açık isteyen okuyabilir, tonlarca kez bu borcun sebebini mesajlarımda açıkladım. Şu an bu durumdayız ve maalesef anneme hem borç hem ev giderlerinde yardım etmek zorundayım. Hata annemin bana erkenden bunu söylememesi, benim de sınır çizemememden kaynaklı problemler ağı. Belki de geçmeyen öfkemin sebebi budur.

Cinnet geçiresim geliyor ama yapamıyorum, geçirsem ne yapacağım? Herkes değişecek mi? Yooo... Yıllarca ne kavga ne tartışma yaşandı, sonuç kimse değişmedi geriye kalan kalp kırıklıkları oldu. Evlenmeyi bazen kaçış olarak gördüğüm çok zaman oldu çünkü aileme ebeveynlik yapmaktan çok yoruldum ama biliyorum ki evlensem ve mutsuz olsam ailem ne denli arkamda duracak? O yüzden önceki ilişkimde cesaret edemedim hiçbir şeye, maddi manevi ezilecektim çünkü ve kimse elimden tutmayacaktı. Ben de olmasın dedim. Şimdi sadece köpek gibi çalışıp eve geldiğim bir hayatım var.
 
sınırlarınızı çizmeyi yavaş yavaş öğreniyorsunuz bence çünkü çok sevdiğiniz eski erkek arkadaşınızla bu sınırlara saygı duymadığı için ayrılmayı başarmışsınız. bu çok kıymetli bir atılım, öncelikle bunu görün. ailenize bu seti çekmenizin daha zor olması, zaman alması da oldukça normal. insan kendi kafasının içinde kurduğu dengesiz duvarları yıkmakta zorlanan bir varlık. zaten terapi alıyormuşsunuz, bu bir iyileşme süreci hemen olup bitmesinin imkanı yok ama bundan beş on yıl sonra daha büyük meyvelerini göreceksinizdir eminim.

psikoloğunuzla konuşuyor musunuz bu konuda bilmiyorum ama travma döngüsü içinde olabilirsiniz. mesela net anlaşılması için örnek vereyim şiddet eğilimleri olan babalara sahip kadınlar fark etmeden babalarının bu özelliklerine sahip erkekleri çekirdek özelliklerinden dışardan mülayim gözükse bile içgüdüsel olarak seçip evlenebiliyorlar. Şema kimyası deniyor buna. yani diğer deyişle ailenizde gördüğünüz kıymetsizlik şeması sizin bilinçaltında belli kültürel kodlar oluşturuyor ve siz de farkında olmadan kendini gizlese de mikro davranışlarıyla size tanıdık gelen değersizlik şemasını "ev/yuva" hissiyle bağdaştırıyorsunuz ve ailenizden gelen şemayı eş arkadaş vb seçimlerinizde kullanıyorsunuz. teşhis olarak söylemiyorum kesinlikle, tam olarak nasıl işlediğini anlatabilmek adına siz şeklinde hitap ederek anlattım.

yani partner seçimlerinizin üzerine bu yönüyle düşünüp kendi kendinize sorular sorabilirsiniz bunun böyle olup olmadığını anlamak adına. eski sevgiliniz kendi ailesine karşı sizi korumamış, şimdi ki sevgiliniz zaten koruyucu görünmüyor. bir düşünebilirsiniz naçizane tavsiyem.

Dediklerinizde çok haklısınız, önceki ilişkimdeki adam cimriliği ve hayata bakış açısı konusunda neredeyse aynı babamdı. Annemin hayatını yaşamaktam kaçtım, korktum. Şu an hayatımdaki kişi manevi anlamda çok iyi, hayata bakış açımız yaşam tarzımız denk ama sanki daha pasif...
 
İyi akşamlar,

Ne ailemle ne arkadaşlarımla paylaşabildiğim, içimde tuttukça da büyüyen ve kalp çarpıntısına sebep olan bazı sıkıntılarım var. Sanki büyüdükçe hayatımın kontrolünü kaybediyor gibiyim. Yaş 30 oldu, özel sektörde öğretmenlik yapıyor, maaşımın bir kısmını aileme veriyor ve geri kalanı ile ihtiyaçlarımı karşılamaya çalışıyorum. Bazen de karşılayamıyorum.

Keşke hayatta "Önce ben" diyebilen biri olsaydım. Kendime yatırım yapmaya, hayat standartlarımı yükseltmeye çok uğraştım ama hayal ettiğim seviyeye gelemiyorum. Düzenli terapi alıyorum, sınırlar üzerinde uzun zamandır çalışma yapıyoruz ama asla sınırlarımı koruyamıyorum. Özellikle anneme... Sınırlarımı çizmeye çalışıyorum, sınırımı aştığını fark edince öfke nöbetleri geçiriyorum, kavga ediyoruz, derdimi ona anlatmaya çalışıyorum, anlamıyor, o anlamadıkça ben tatmin olmuyorum ve geriye kalp kırıklıkları kalıyor. Ertesi gün neden öfkemi dizginleyemedim, onu üzdüm diye üzülüyorum fakat ben ağlarken o yanıma bile gelmiyor.

Bazen panik atak geçiriyormuş gibi kalp çarpıntısı, terleme, titreme, göğüste ağrı hissediyorum. (Herhangi bir tanım yok, belki de panik atak vardır) Hemen açık alana çıkıp nefes alıyorum, sigara içiyorum ya da ağlıyorum. Yine de içimdeki öfkeyi dindiremiyor.

Belki konularımı bilen vardır, 4 yıllık erkek arkadaşımla evlilik üzerine çok konuştuk, çözüm bulamadık ve ben severek terk ettim; en büyük etken karşı tarafın aile apartmanında yaşamak istemesiydi, herhangi bir çözüm yolu üretmedi (farklı mahallede kiraya çıkarız vb gibi), ikincisi ise maaşımın tamamını ona vermemi, ihtiyacım kadarını kendisine sorarak alacağımı, hayatın müşterek olduğunu söyledi, ben ödemeleri bölüşelim ama maaşımı veremem dediğimde de geri adım atmadı. Ayrılığın üstünden neredeyse 10 ay geçti, onu çok çok özlüyorum... En zor zamanlarımda hep o yanımdaydı, başım sıkıştığında onu arardım, yanımda olurdu, çok sık buluşurduk, eğlenirdik. Bir şeye ihtiyacım olsun sonsuz güvenle ona emanet eder, arkama bakmazdım. Ayrılığımızın 4. ayında başka biri ile nişanlanacağını duydum. Canım acıdı ama ona umarım mutlu olur diye hep dua ediyorum...

Ben de yoluma baktım, hayatımı düzene sokmak için uğraşıyorum. Birikim yapmaya, spora, terapilere zaman ayırmaya çalışıyorum. Hayatımda biri var, benimle evlenmek istiyor, önce arkadaşımdı (neredeyse 10 yıllık) sonradan birbirimizden hoşlandık, ailesi, yaşam tarzı, hayata bakış açılarımız çok denk ama sanki arkamda değil gibi hissediyorum. Örneğin arabamla alakalı bir sorunum olduğunda, ona danışıyorum ama asla anlamıyor, çevremdeki bazı erkek arkadaşlarımdan yardım istiyorum, onlara muhtacım ya resmen y.vşakça muamelelerini gözardı etmek zorunda kalıyorum.

Yolumu kaybettim ya, birşeyler inşaa etmeye çalışırken hiçbir şeyin düzgün gitmemesine, var olanı da elimle yıkmaktan çok yoruldum. Kalbim acıyor.
öncelikle aile apartmanında yaşamak isteyen birinden kurtulduğun için şükret
evlilik 1 seneyi devirince ortada ne aşk kalırdı ne de özel yaşam
severek mi nişanlandı sanıyorsun
hem aile apartmanında yaşayacak hem de maaşını kendisine verecek birini bulmuştur nişanlanmıştır

şimdiki evlenmek isteyen kişi ise daha yeni değil mi
önce eskisinden olan duyguları mı toplasan

maaşını niye ailene veriyorsun?
o senin kazancın ve senin hakkın
bu kendine haksızlık değil mi?
 
Evet başımızda bir borç belası var ve konularımda şeffaf yoruma açık isteyen okuyabilir, tonlarca kez bu borcun sebebini mesajlarımda açıkladım. Şu an bu durumdayız ve maalesef anneme hem borç hem ev giderlerinde yardım etmek zorundayım. Hata annemin bana erkenden bunu söylememesi, benim de sınır çizemememden kaynaklı problemler ağı. Belki de geçmeyen öfkemin sebebi budur.

Cinnet geçiresim geliyor ama yapamıyorum, geçirsem ne yapacağım? Herkes değişecek mi? Yooo... Yıllarca ne kavga ne tartışma yaşandı, sonuç kimse değişmedi geriye kalan kalp kırıklıkları oldu. Evlenmeyi bazen kaçış olarak gördüğüm çok zaman oldu çünkü aileme ebeveynlik yapmaktan çok yoruldum ama biliyorum ki evlensem ve mutsuz olsam ailem ne denli arkamda duracak? O yüzden önceki ilişkimde cesaret edemedim hiçbir şeye, maddi manevi ezilecektim çünkü ve kimse elimden tutmayacaktı. Ben de olmasın dedim. Şimdi sadece köpek gibi çalışıp eve geldiğim bir hayatım var.
Öncelikle eleştiriye açık olduğun için teşekkür ediyorum sana. Bir kaç tane eğitimli iş sahibi kadınların aileleri yüzünden hayatlarının bomboş geçtiğini gördüğümden uyarmak istedim. 40 lı yaşlarında bile bitmedi bu aile yükü . 2 kız kardeştiler mesela . Aileye ev almak , eve tadilat tarla almak vs derken ne birikimleri oldu ne evlenebildiler. Ha evlilik biraz da kısmet işidir ona da inanıyorum ama çaba da önemli . Ailesine çok düşkün insanların kadın olsun erkek olsun , evlilikleri de ya sorunlu ya bitiyor . Gençsiniz yahu. Tam giyinecek , makyaj yapacak , şehir şehir gezecek yaştasınız . Ben annenizin de babanızın da iyi insanlar olduklarına inanmıyorum üzgünüm. Köydeki malını satar borçları kapatırdı iyi baba . Umarım düzelir hayatınızdaki bu saçmalıklar . Gönülden diliyorum bunu bir anne olarak .
 
Dediklerinizde çok haklısınız, önceki ilişkimdeki adam cimriliği ve hayata bakış açısı konusunda neredeyse aynı babamdı. Annemin hayatını yaşamaktam kaçtım, korktum. Şu an hayatımdaki kişi manevi anlamda çok iyi, hayata bakış açımız yaşam tarzımız denk ama sanki daha pasif...
Kadına değer vermeyen, höt zöt, kaba saba, cimri bir adamdansa pasifi tercih ederim ben. Eşim pasif değil ama ağırkanlıdır. Yani bir eşya değişecekse ben çok düşünmeden alırım o günlerce araştırır bana göre oyalanır. Bu mesela bazı insanlara göre pasiflik de olabilir. Ama bakınca benim acelemle alınan yapılan şeylerde hep bir arıza oluyor. Ondan onun araştırmasını hızlandırıyorum ama çok da tepesine binmiyorum artık. Bir düzen kurduk böyle böyle.
Bu nedenle diyorum direkt adamı elemeyin. Denge kurulur zamanla iyi bir insanla
 
Verdiğiniz miktar çok fazla, üçte biri kafi.
 
Kadına değer vermeyen, höt zöt, kaba saba, cimri bir adamdansa pasifi tercih ederim ben. Eşim pasif değil ama ağırkanlıdır. Yani bir eşya değişecekse ben çok düşünmeden alırım o günlerce araştırır bana göre oyalanır. Bu mesela bazı insanlara göre pasiflik de olabilir. Ama bakınca benim acelemle alınan yapılan şeylerde hep bir arıza oluyor. Ondan onun araştırmasını hızlandırıyorum ama çok da tepesine binmiyorum artık. Bir düzen kurduk böyle böyle.
Bu nedenle diyorum direkt adamı elemeyin. Denge kurulur zamanla iyi bir insanla

Öncelikle çok çok teşekkür ederim fikirlerinizi paylaştığınız için. Ben aslında bu konularda daha çok deneyim sahibi olan üyelerden öneri ve tavsiye bekliyorum. Önceki ilişkimde çok sinirli, asabi biriydim çünkü karşımdaki insan benim ve ailesinin arasında iyi bir köprü görevi göremediği için geleceğe dair çok sıkıntı yaşayacağımı düşündüm. Yaşam standartlarını arttırmak yerine hep aynı konfor alanında yaşayan, maddi konuları ön plana çıkartan ve daha aklıma gelmeyen sayısız üzücü şeyleri yaşamış biriyim. Üstelik kendimi de tam ifade edemediğim için tartışmalar hep havada kaldı, hiç çözüme ulaşmadı. Onu sevmiyorum biliyorum, sadece en zor zamanlarımda yanımdaydı, bunu arıyorum. Başım sıkışsa arardım, gelirdi hallederdi beni rahatlatırdı ama sırf bunlar yüzünden de hayatımı bir bilinmezliğe sürüklemek istemedim... Özellikle aile apartmanı başından beri aklımı bulandıran bir durumdu.

Şimdi hayatımdaki kişi en az 10 yıllık eski arkadaşımdı, çocuktuk birlikte büyüdük desem yeridir, yaşam tarzını, ailesini çok iyi biliyorum, açıkçası çok huzurluyum, o sinirli asabi halim gitti, çünkü anlaşılıyorum ve yaptığımız/sevdiğimiz çoğu şeyimiz ortak. Belki de kıyaslama yaptığım için bir eksiklik varmış gibi hissediyorum. Bana davranışları, konuşma şekli tam hayal ettiğim gibi. Yaşamında bir sürekliliği var, ev, iş ve sporu olmazsa olmazı. Haftasonu buluşmalarda yapılabilecek her türlü aktiviteye açık ve kendi de çok istekli. Bir workshop, bir konser gibi... Önceki erkek arkadaşımla ne yaparsak yapalım asla beğenmezdi.

Böyle düşünceler var işte kafamda, hem realist hem duygusal... Kısaca evlenirken aşk mı daha ön planda olmalı yoksa geleceği de uzun vadede düşünmeli miyiz? Bana ne tavsiye edersiniz?
 
öncelikle aile apartmanında yaşamak isteyen birinden kurtulduğun için şükret
evlilik 1 seneyi devirince ortada ne aşk kalırdı ne de özel yaşam
severek mi nişanlandı sanıyorsun
hem aile apartmanında yaşayacak hem de maaşını kendisine verecek birini bulmuştur nişanlanmıştır

şimdiki evlenmek isteyen kişi ise daha yeni değil mi
önce eskisinden olan duyguları mı toplasan

maaşını niye ailene veriyorsun?
o senin kazancın ve senin hakkın
bu kendine haksızlık değil mi?

:)

Nişanlanacağı kıza aile apartmanını söyleme cesareti bile gösterdiği düşünmüyorum. Kendisine de hep söylüyordum, benden esirgediklerini başkasına yapacaksın ve o zaman bu konuşmalarımızı hatırlayacaksın diye. 4 yıllık ilişki içinde asla 1 kere geri adım atmadı aile apartmanından, kiralık evlere baktık karşılayamam dedi, daha en başından batmıştı bizim iş zaten. Aile apartmanını kabul etseydim başıma ne gelirdi bilmiyorum, zaten kız kardeşiyle hiç anlaşamıyordum o büyük bir problemdi ve her evime gelişinde huzursuzluk yaşanacaktı bu kesin. Annesi evin içini kendi isteğine göre dizayn etti ve ben orada yaşayacaktım, bundan da eminim. "Yeni televizyon almam nasıl olsa annemin aldığı var ya" demişti bir kere yine şoka girmiştim. Beni sevmeyen bir aileye her Allahın günü hizmet etmek istemedim. Hor görülmek, saygısızlık görmek için çabalayıp didinmedim. Kendi tırnaklarımla bir yerlere gelmeye çalıştım hep. Kendime yediremedim ama ne yazık ki bunları düşününce maalesef ilişkimi harap ettim, bitirdim.

Biz ayrılalı 1 yıl oldu ve 1 yıldır terapi alıyorum, ondan tamamen uzakta olduğum ve hiç iletişim kurmadığım zamanlarda yeniden karşıma çıktı ve beni alt üst etti, yalnız kalmak beni daha çok dibe soktu çünkü içimdekileri de hiç ailemle paylaşamadım. Bu ilişkiye başlamak bana bir nebze iyi geldi, aşık mıyım? Hayır. Seviyor muyum? Makul seviyede. Sanki daha çok huzuru arıyor gibiyim. Yine de şu an hayatımda olan insanı üzmemek için elimden geleni yapıyorum ve ben de geleceğe dair bir şeyler planladığımdan bahsediyorum.

Ayrıca maaş konusunda maalesef haksızlığa uğruyorum bunun cümle alem farkında zaten. Önünü nasıl keseceğim bir fikrim yok. Biraz borçları azaltınca yavaş yavaş parayı kesmeyi düşünüyorum. Böylesi bir fedakarlıktan sonra ben de ilerki düğün vb masraflarımda onlardan çok büyük bir beklenti içinde olduğumu dile getiriyorum.
 
İyi akşamlar,

Ne ailemle ne arkadaşlarımla paylaşabildiğim, içimde tuttukça da büyüyen ve kalp çarpıntısına sebep olan bazı sıkıntılarım var. Sanki büyüdükçe hayatımın kontrolünü kaybediyor gibiyim. Yaş 30 oldu, özel sektörde öğretmenlik yapıyor, maaşımın bir kısmını aileme veriyor ve geri kalanı ile ihtiyaçlarımı karşılamaya çalışıyorum. Bazen de karşılayamıyorum.

Keşke hayatta "Önce ben" diyebilen biri olsaydım. Kendime yatırım yapmaya, hayat standartlarımı yükseltmeye çok uğraştım ama hayal ettiğim seviyeye gelemiyorum. Düzenli terapi alıyorum, sınırlar üzerinde uzun zamandır çalışma yapıyoruz ama asla sınırlarımı koruyamıyorum. Özellikle anneme... Sınırlarımı çizmeye çalışıyorum, sınırımı aştığını fark edince öfke nöbetleri geçiriyorum, kavga ediyoruz, derdimi ona anlatmaya çalışıyorum, anlamıyor, o anlamadıkça ben tatmin olmuyorum ve geriye kalp kırıklıkları kalıyor. Ertesi gün neden öfkemi dizginleyemedim, onu üzdüm diye üzülüyorum fakat ben ağlarken o yanıma bile gelmiyor.

Bazen panik atak geçiriyormuş gibi kalp çarpıntısı, terleme, titreme, göğüste ağrı hissediyorum. (Herhangi bir tanım yok, belki de panik atak vardır) Hemen açık alana çıkıp nefes alıyorum, sigara içiyorum ya da ağlıyorum. Yine de içimdeki öfkeyi dindiremiyor.

Belki konularımı bilen vardır, 4 yıllık erkek arkadaşımla evlilik üzerine çok konuştuk, çözüm bulamadık ve ben severek terk ettim; en büyük etken karşı tarafın aile apartmanında yaşamak istemesiydi, herhangi bir çözüm yolu üretmedi (farklı mahallede kiraya çıkarız vb gibi), ikincisi ise maaşımın tamamını ona vermemi, ihtiyacım kadarını kendisine sorarak alacağımı, hayatın müşterek olduğunu söyledi, ben ödemeleri bölüşelim ama maaşımı veremem dediğimde de geri adım atmadı. Ayrılığın üstünden neredeyse 10 ay geçti, onu çok çok özlüyorum... En zor zamanlarımda hep o yanımdaydı, başım sıkıştığında onu arardım, yanımda olurdu, çok sık buluşurduk, eğlenirdik. Bir şeye ihtiyacım olsun sonsuz güvenle ona emanet eder, arkama bakmazdım. Ayrılığımızın 4. ayında başka biri ile nişanlanacağını duydum. Canım acıdı ama ona umarım mutlu olur diye hep dua ediyorum...

Ben de yoluma baktım, hayatımı düzene sokmak için uğraşıyorum. Birikim yapmaya, spora, terapilere zaman ayırmaya çalışıyorum. Hayatımda biri var, benimle evlenmek istiyor, önce arkadaşımdı (neredeyse 10 yıllık) sonradan birbirimizden hoşlandık, ailesi, yaşam tarzı, hayata bakış açılarımız çok denk ama sanki arkamda değil gibi hissediyorum. Örneğin arabamla alakalı bir sorunum olduğunda, ona danışıyorum ama asla anlamıyor, çevremdeki bazı erkek arkadaşlarımdan yardım istiyorum, onlara muhtacım ya resmen y.vşakça muamelelerini gözardı etmek zorunda kalıyorum.

Yolumu kaybettim ya, birşeyler inşaa etmeye çalışırken hiçbir şeyin düzgün gitmemesine, var olanı da elimle yıkmaktan çok yoruldum. Kalbim acıyor.
Gerçekten sizinle gurur duydum. Sevseniz bile hayatınızı işkenceye çevirmelerine izin vermemişsiniz maşallah. Ne demek maaşınız ona vereceksiniz aile apartmanında kalacaksınız. Çok iyi yapmışsınız aklınız hiç kalmasın yüzde yüz doğru yaptığınızı düşünüyorum.

Ailenize niye düzenli para veriyorsunuz?
 
Öncelikle çok çok teşekkür ederim fikirlerinizi paylaştığınız için. Ben aslında bu konularda daha çok deneyim sahibi olan üyelerden öneri ve tavsiye bekliyorum. Önceki ilişkimde çok sinirli, asabi biriydim çünkü karşımdaki insan benim ve ailesinin arasında iyi bir köprü görevi göremediği için geleceğe dair çok sıkıntı yaşayacağımı düşündüm. Yaşam standartlarını arttırmak yerine hep aynı konfor alanında yaşayan, maddi konuları ön plana çıkartan ve daha aklıma gelmeyen sayısız üzücü şeyleri yaşamış biriyim. Üstelik kendimi de tam ifade edemediğim için tartışmalar hep havada kaldı, hiç çözüme ulaşmadı. Onu sevmiyorum biliyorum, sadece en zor zamanlarımda yanımdaydı, bunu arıyorum. Başım sıkışsa arardım, gelirdi hallederdi beni rahatlatırdı ama sırf bunlar yüzünden de hayatımı bir bilinmezliğe sürüklemek istemedim... Özellikle aile apartmanı başından beri aklımı bulandıran bir durumdu.

Şimdi hayatımdaki kişi en az 10 yıllık eski arkadaşımdı, çocuktuk birlikte büyüdük desem yeridir, yaşam tarzını, ailesini çok iyi biliyorum, açıkçası çok huzurluyum, o sinirli asabi halim gitti, çünkü anlaşılıyorum ve yaptığımız/sevdiğimiz çoğu şeyimiz ortak. Belki de kıyaslama yaptığım için bir eksiklik varmış gibi hissediyorum. Bana davranışları, konuşma şekli tam hayal ettiğim gibi. Yaşamında bir sürekliliği var, ev, iş ve sporu olmazsa olmazı. Haftasonu buluşmalarda yapılabilecek her türlü aktiviteye açık ve kendi de çok istekli. Bir workshop, bir konser gibi... Önceki erkek arkadaşımla ne yaparsak yapalım asla beğenmezdi.

Böyle düşünceler var işte kafamda, hem realist hem duygusal... Kısaca evlenirken aşk mı daha ön planda olmalı yoksa geleceği de uzun vadede düşünmeli miyiz? Bana ne tavsiye edersiniz?
Saçma sapan tiplere aşk diye kapılıp gitme tabii ki. Ama sevmediğin biriyle mantık evliliği de zordur mutlaka. Evlilikte her gün görüştüğün insanın bazen bir şeyleri batıyor. Sevmediğin birini tolere edemezsin. Ondan sevmen şart. Ama mantık da şart. Ailelerin uyumu, ortak dünya görüşü gibi paralel bir dünyanız olmalı.
Bahsettiğiniz profil güzel mesela duygunuz da varsa devam edin
 
Back
X