hayat biz planlar yaparken başımıza gelenlermiş...

Ya ben seni öperim. Psikoloğunun uyarısını unutma. Mutlu olduğunda aç dememiş ki aksine umudunu ve mutluluğunu yitirdiğin zaman da açık tut demiş. Sen perdeleri kavramış çekmeye hazırlanıyorsun. Hele dur. Benim 30 yaşındaki erkek kardeşim yürüme engelli. Doğuştan. Senin yıllardır fütursuzca hesaplamadan yaptığın şey onun cennet ümidi. Ne gençlik aşkı, ne çocukluk şımarıklığı, ne koşarken düştüğü için yaralanan dizi. hiçbiri yok. Bir seferinde şikayet edersem gözleri görmeyenlere karşı mahcup hissederim gözlerim görüyor, elleri de tutmayanlara ayıp ederim ellerim tutuyor gibi birşey söylemişti. Kendine gelene kadar engelini sorun etmedi ama artık sorun olmaya başladığı yaşlarda hep beraber hele bir dur dedik ya, ölmedik ya buluruz bir yolunu . Tamam yürüyemiyorsa duyuyor, görüyor, anlıyor. Ve diğer uzuvlarına yatırım yapmaya başladık. O da Öyle.
Hele bir dur kardeşim. Önce beslenmeni değiştir, radikal bir şekilde değiştir. Gözünden başka birşey kaybetme diye. Sonra en az üç doktora daha görün. Sonra iyi şeyler düşünüp umut ederek ameliyatına gir. Sonrasını sonra düşünürüz. Dayım 18 inde ölmüş. Trafik kazası. Anneannem ne olursa olsun der ki, ölmedin ya, olsun. Hiçbirşeye kızmaz, yeter ki ölme. Sen de. Ölmedin ya, nefes almak çaba harcamak için vaktin var demek :KK200:
Ne güzel anlatmıssınız 💐💕
 
biraz iç dökeceğim, desteğinize, güzel sözlerinize,dualarınıza ihtiyacım var... hiç tanımadığım sizlere sığınıyorum şu an teselli umuduyla...sanırım biraz uzun olacak

1999'da henüz 6 yaşlarımdayken tip 1 diyabet (şeker hastalığı) tanısı kondu bana. zorlu bir süreç başladı. ailem üstüme titredikçe ve ben büyümeye başladıkça sağlığıma pek dikkat etmedim. boğazıma, keyfime hep düşkündüm. emanet şu canı hor kullandım. çok yordum vücudumu. gelgelelim zamanında yediğim hurmalar işte şimdi tırmalıyor :)

sol gözümdeki ufak kılcal kanamalar için 6 ay öncesinde lazer yapmıştı doktorum. ancak son 1 aydır buğulu bir görüntü, ışık çakmaları, gece araç kullanamıyorum vs.bi haller... bugün gidebildim ancak.
ve doktorun kapısında beklerken kimle karşılaştım biliyor musunuz? tam 10 sene önce babamı kaybetmiş, aynı senede üniversite sınavına hazırlanan, içine kapanık bir ergen iken hayatıma dokunan psikoloğumla.... o da muayene sırasındaydı ve başka biriyle sohbet ediyordu. çok mutlu oldum onu görünce, kendimi tanıtsam beni tanır mıydı? çok zor bir bölümü bitirdim mseleğimde başarılıyım, onun yanısıra halen resim çiziyorum detaylara hala bayılıyorum, sevdiğim bir adamla evlendim herşey yolunda herşey çok güzel başardım doktor bey diyecektim. kendisi bana hep "ışığı hep açık tut" derdi. bunun benim için anlamı öyle büyüktü ki, evde kimse olmasa bile ışığı açık tut. mecazi bir sözdü elbette, ancak içimde neler olursa olsun ne fırtınalar koparsa kopsun her zaman umut olduğunu, ışık olduğunu, terkedilmiş, kimsesiz, soğuk bir ev olmadığımı hatırlatırdı bana. doktoruma işte böyle "başardım" diyecektim, bunları kuruyordum kafamda, ve o da tam kapı girişinde oturuyordu, bi kaç kez göz göze geldik tanıdı mı bilmem ama ben içimde ona anlatacaklarımın heyecanını yaşıyor ve yalan da yok biraz gurur duyuyordum kendimle. bunu ancak psikolojik olarak zor zamanlar geçirip de o günler sona erdiğinde şöyle iç huzurla geriye dönüp bakabilen insanlar anlar, çok narin bir bitkiyi hayatta tutmak gibi.. eninden sonunda çiçek açmasını sağlayabilmişsiniz sanki. zor şeyler yaşamış, atlatmıştım, anlamlı şeyler deneyimlemiştim, kendimi geliştiriyordum, çiçek açıyordum ben de sonunda...

derken göz doktoru çağırdı, filmlerimi inceledi, muayene etti. geçin oturun dedi, söyleyeceklerim biraz ağır şeyler. malesef iyi konuşmayacağım. ama size açık olmalıyım henüz çok gençsiniz. sizin yaşınızda biri için daha hızlı ve tehlikeli ilerleyen bir hastalık bu. ... anlattı anlattı... işin özü 1 ay içerisinde ciddi ve çok riskli bir ameliyatla ancak sol gözümü kurtarabilirmişiz. en iyi ihtimalle bile ameliyat sonrası sol gözümle ancak zeytinyağı dolu bir kavanozun içinden bakıyor gibi olacakmışım. o kadar bulanık. sonrasında katarakt da gelişecekmiş onun için 2.bir ameliyat gerekecekmiş, gözümün içine bir silikon konulacakmış, çalışamayabilirmişim... ve bunları tüm kalbimle biliyorum ki beni üzmek için değil gerçekler bunlar olduğu için söyledi... çıktım odadan.. muayene odasının kapısı açıktı ve bekleme odasındaki herkes de doktorun söylediklerini duymuştu. insanların gözündeki acımayı hissettim. halbuki az önce ne kadar gururluydum, kaçmak istedim. halbuki belki 10 dakika önce sabırsızlıkla psikoloğumun başka biriyle sohbetinin bitmesini bekliyordum, anlatacaklarımı kuruyordum kafamda.
kapıda psikoloğum oturuyordu. o da duymuştu. resmen bir şimşek çaktı, içimden bir ses yaa işte böyle dedi. sen planlar yap gururlan, büyüklen... işte böyle, bu kadar, busun, bir fani gelip geçici rüzgarsın. hadi şimdi anlat, hadi şimdi başardım de, hiçbir şey senin değil unutma, başardım sandıkların, acıların, sahip olduğunu düşündüğün herşey... çıktım hastaneden oturdum biraz ağladım. eşimin yanına gittim. lime lime olsan da benimsini yanındayım dedi. dedim ki değilim :) ne kadar yaşadığımız önemli değil, sen çok güzel şeyler gördün çok güzel şeyler çizdin, çok anlam buldun baktıklarında, bir ömür yaşayıp da görmek ne demek tam olarak anlamayan insanlar var dedi.

kızlar içim çok buruk, karmakarışığım. sitemim yok, ancak kendime kızabilirim belki. ben ama görmeye hayran biriyim. düz duvardan bile anlamlar çıkaran, o anlamda kaybolan, şükreden, mutlu olan, ağlayan, zırlayan biri...çizdiğim resimler o kadar detaylıdır ki elimde değil, övünmek için de demiyorum. bir çiçeği koklarken dibine girerim, polenlerini göreyim yapraklarına bakayım, yemek yerken bile incelerim yediğim şeyi. sanki görünce daha güzel olur tattığım, kokladığım şey.. bununla mı sınanıyorum? herhangi bir duyuya bu kadar düşkün olmamak mı gerek? sevdiğim adamı tam göremeyecek miyim artık, canım annemi, bir bebeğim olursa onu... ışığımı hep açık tutabilecek miyim? başta beni teselli edin dedim ama o bile şimdi çok acıklı geldi :) gerek var mı bilmiyorum, sadece içimi dökmek istedim. hepiniz iyi ki varsınız...
Çok çok geçmiş olsun...🙏
 
Ne güzel bir yazı diliniz var, sayfalarca yazsanız sıkılmadan okurdum 🌿
Çok geçmiş olsun, hiç ümidinizi kaybetmeyin. Mutlaka alanında uzman başka doktorlara şans verin.
Bol bol dua edin, Allah şifa versin inşallah 🙏
 
Ameliyat olursanız veya başka bir hekim fikri alırsanız burda da paylaşır mısınız ?
 
Çok geçmiş olsun canım peki sağ gözün durumu nasıl bu şekerden dolayı mı peki görme bozukluğu ne diyeceğimi şaşırdım bende şeker hastasıyım her şekilde risk altındayız herşeyin bi çaresi vardır bence üzülme belki iyi gelir başka bir doktora gözük farklı bir görüş belki değiştirebilir olayları
çok sağolun çok şükür neyse ki sağ gözüm iyi durumda, evet çok sinsi bi hastalık şimdiki aklım daha genç zamanlarımda olsaydı keşke
 
Çok geçmiş olsun, yaratan Rabbim bundan sonrasınıda planlamıştır sizin için imtihan dünyası, insanız herşey bizim için, ben umuyorum ki siz bununda üstesinden gelebilirsiniz her zorlukla beraber, bir kolaylık vardır allah yardımcınız olsun inşallah, siz ümidinizi kesmeyin yeter ki başka doktora da görünün birde ondan bilgi alın 🌸
çok haklısınız teşekkür ederim, Rabbim şüphesiz kulu için en iyisini ister, belki bunda da bir hayır vardır :KK200:
 
Detaylara hakim değilim ama tanıdığım biri aynı sebepten tedavi görüyor. Belki sizin için de geçerli olabilecek bir tedavidir. Gittiğiniz ilk doktora ameliyat olmayın bence.
evet ben de birkaç farklı doktordan görüş almak niyetindeyim. tanıdığınız o kişiyle görüşme imkanınız var mı peki? illa benim için aramayın ama rast gelirseniz aklınızda olur da sorabilirseniz çok mutlu olurum
 
Çok uzuldum. Benim yakinim da cocukugundan beri şeker hastasi ve o da yemesine icmesine çok düşkündü. Hatta pasta, tatlilari yatagin altina gizler gizlice yermiş. Ailesi çok emek verdi, çoook uğraştı. Sonra kendisi dikkat etmeye başladi. Yeme içme, keyif icin değmezdi.
Size dua edecegim.
Allah razı olsun çok teşekkür ederim. öyle bir hastalık ki gençken dikkat etmeyince bişey olmaz sanıyorsun ama biraz yaş ilerledi mi sorunlar çıkmaya başlıyor vücut kendini onaramıyor bir noktada
 
yazdıklarınızın her kelimesini hissederek okudum..benim de gözümde bikaç rahatsızlık var..aynı
korkuyu ben de yaşadım.hala yaşıyorum..son bikaç sene içinde de o kadar ders niteliğinde olay yaşadım ki hayatın anlamını sorguladım uzun süre....neticede geldiğim nokta şu hayat herkesi bi noktada sınar..ve size düşen de bu durumu kabullenmek..ya kabullenip bu şekilde yaşamayı öğreniceksiniz ya da hiç bişeyi değiştirmediğini gördüğünüz hatta bulunduğunuz durumu kötüleştirecek bi depresyona giriceksiniz..bu noktada bence yapmanız gereken en mantıklı şey hemen o doktora güvenmeyip alanında uzman bikaç tane daha doktor bulup onlara da danışmak....sonrasında da elinizden ne geliosa ameliyat tedavi her ne ise artık onu yapıp tevekkül etmek..
Dilerim Allah size de şifa versin en kısa zamanda... görmek öyle bir mevzu aslında öyle bir nimetmiş ki, ama insanız işte... elimizden alınıverecek diye ödümüz kopuyor. çok teşekkür ederim cevabınız için be sanırım yine elimden geldiğince ışığımı açık tutacağım, kendimden vazgeçemem ya elbette bir yol açılacak ben inanıyorum :)
 
Ben de seker hastasiyim son 4-5 aydir baktigim alanda isik cakmasi degil de, hani elektronik aletlerin ekraninda ölü piksel olur ya onun gibi parlak bir nokta saniyelik olarak gorunup kayboluyor. Doktora gitsem iyi olacak sanirim

Lutfen tek doktor ile kalmayin. Ikinci, hatta gerekirse 3. Gorusu bile alin. Allah sifa versin insallah..
mutlaka gidin, bişey çıkacağından değil ama tedbir amaçlı en azından bişey yoksa da içiniz rahatlar. geç kalınca malesef çözüm yolları da çok azalıyor...

teşekkür ederim güzel dilekleriniz için
 
Ya ben seni öperim. Psikoloğunun uyarısını unutma. Mutlu olduğunda aç dememiş ki aksine umudunu ve mutluluğunu yitirdiğin zaman da açık tut demiş. Sen perdeleri kavramış çekmeye hazırlanıyorsun. Hele dur. Benim 30 yaşındaki erkek kardeşim yürüme engelli. Doğuştan. Senin yıllardır fütursuzca hesaplamadan yaptığın şey onun cennet ümidi. Ne gençlik aşkı, ne çocukluk şımarıklığı, ne koşarken düştüğü için yaralanan dizi. hiçbiri yok. Bir seferinde şikayet edersem gözleri görmeyenlere karşı mahcup hissederim gözlerim görüyor, elleri de tutmayanlara ayıp ederim ellerim tutuyor gibi birşey söylemişti. Kendine gelene kadar engelini sorun etmedi ama artık sorun olmaya başladığı yaşlarda hep beraber hele bir dur dedik ya, ölmedik ya buluruz bir yolunu . Tamam yürüyemiyorsa duyuyor, görüyor, anlıyor. Ve diğer uzuvlarına yatırım yapmaya başladık. O da Öyle.
Hele bir dur kardeşim. Önce beslenmeni değiştir, radikal bir şekilde değiştir. Gözünden başka birşey kaybetme diye. Sonra en az üç doktora daha görün. Sonra iyi şeyler düşünüp umut ederek ameliyatına gir. Sonrasını sonra düşünürüz. Dayım 18 inde ölmüş. Trafik kazası. Anneannem ne olursa olsun der ki, ölmedin ya, olsun. Hiçbirşeye kızmaz, yeter ki ölme. Sen de. Ölmedin ya, nefes almak çaba harcamak için vaktin var demek :KK200:

off gözüm bi doldu bi doldu, akmadı da ama kaldı orda :) hani olur ya nazlı nazlı bi duygusallaşırsın, öyle oldum. size, kardeşinize sımsıkı sarılmak istedim. o kadar hissettim ki desteğinizi. ne güzel kalplisiniz, ne kadar içtensiniz... ve ne kadar doğru. ölmedik yaa :) daha alacak kaç nefesimiz var bilmiyoruz, bilemeyiz de ama ölmedik elbet bir yolu bulunur... çok çok teşekkür ederim size, sımsıkı sarılıyorum :KK200:
 
Çok geçmiş olsun ama size sunu diyebilirim asla tek doktorla kalmayın. Benim Babamın da şekere bağlı iki gözünde kılcal damar kanaması var. Retina bölümüne gidin özellikle oradaki doktorların görüşlerini alın bu işin uzatmanları retina bölümünde.Babamın ameliyat olmadan ayda iki kere oradaki kanamayı, ödemi dağıtmak için iğne vuruluyor. Normal göz doktorları hep ameliyat dedi retina bölümü iğneyle toparladı. Gözü şuan maşallah iyi sadece iğneden sonra hafif agrıları oluyor.
Evet mutalaka başka doktorun da görüşünü alacağım ancak benimki artık malesef kanama olayını geçti. kanama aşamasındayken benim de babanız gibi iğne ve lazer tedavim vardı. ancak malesef şu anki durum ondan daha ileri olduğu için cerrahi bir müdahale gerekecek. yine de elbette daha hafif bir yolu var ise görüş almak lazım. çok teşekkür ederim, Rabbim babanıza da şifa versin inşallah :KK200:
 
Ameliyat olursanız veya başka bir hekim fikri alırsanız burda da paylaşır mısınız ?
elbette... anladığım kadarıyla kendinde ya da yakınında bu tip sorun yaşayan insanlar azınlıkta değilmiş. elbette paylaşırım
 
biraz iç dökeceğim, desteğinize, güzel sözlerinize,dualarınıza ihtiyacım var... hiç tanımadığım sizlere sığınıyorum şu an teselli umuduyla...sanırım biraz uzun olacak

1999'da henüz 6 yaşlarımdayken tip 1 diyabet (şeker hastalığı) tanısı kondu bana. zorlu bir süreç başladı. ailem üstüme titredikçe ve ben büyümeye başladıkça sağlığıma pek dikkat etmedim. boğazıma, keyfime hep düşkündüm. emanet şu canı hor kullandım. çok yordum vücudumu. gelgelelim zamanında yediğim hurmalar işte şimdi tırmalıyor :)

sol gözümdeki ufak kılcal kanamalar için 6 ay öncesinde lazer yapmıştı doktorum. ancak son 1 aydır buğulu bir görüntü, ışık çakmaları, gece araç kullanamıyorum vs.bi haller... bugün gidebildim ancak.
ve doktorun kapısında beklerken kimle karşılaştım biliyor musunuz? tam 10 sene önce babamı kaybetmiş, aynı senede üniversite sınavına hazırlanan, içine kapanık bir ergen iken hayatıma dokunan psikoloğumla.... o da muayene sırasındaydı ve başka biriyle sohbet ediyordu. çok mutlu oldum onu görünce, kendimi tanıtsam beni tanır mıydı? çok zor bir bölümü bitirdim mseleğimde başarılıyım, onun yanısıra halen resim çiziyorum detaylara hala bayılıyorum, sevdiğim bir adamla evlendim herşey yolunda herşey çok güzel başardım doktor bey diyecektim. kendisi bana hep "ışığı hep açık tut" derdi. bunun benim için anlamı öyle büyüktü ki, evde kimse olmasa bile ışığı açık tut. mecazi bir sözdü elbette, ancak içimde neler olursa olsun ne fırtınalar koparsa kopsun her zaman umut olduğunu, ışık olduğunu, terkedilmiş, kimsesiz, soğuk bir ev olmadığımı hatırlatırdı bana. doktoruma işte böyle "başardım" diyecektim, bunları kuruyordum kafamda, ve o da tam kapı girişinde oturuyordu, bi kaç kez göz göze geldik tanıdı mı bilmem ama ben içimde ona anlatacaklarımın heyecanını yaşıyor ve yalan da yok biraz gurur duyuyordum kendimle. bunu ancak psikolojik olarak zor zamanlar geçirip de o günler sona erdiğinde şöyle iç huzurla geriye dönüp bakabilen insanlar anlar, çok narin bir bitkiyi hayatta tutmak gibi.. eninden sonunda çiçek açmasını sağlayabilmişsiniz sanki. zor şeyler yaşamış, atlatmıştım, anlamlı şeyler deneyimlemiştim, kendimi geliştiriyordum, çiçek açıyordum ben de sonunda...

derken göz doktoru çağırdı, filmlerimi inceledi, muayene etti. geçin oturun dedi, söyleyeceklerim biraz ağır şeyler. malesef iyi konuşmayacağım. ama size açık olmalıyım henüz çok gençsiniz. sizin yaşınızda biri için daha hızlı ve tehlikeli ilerleyen bir hastalık bu. ... anlattı anlattı... işin özü 1 ay içerisinde ciddi ve çok riskli bir ameliyatla ancak sol gözümü kurtarabilirmişiz. en iyi ihtimalle bile ameliyat sonrası sol gözümle ancak zeytinyağı dolu bir kavanozun içinden bakıyor gibi olacakmışım. o kadar bulanık. sonrasında katarakt da gelişecekmiş onun için 2.bir ameliyat gerekecekmiş, gözümün içine bir silikon konulacakmış, çalışamayabilirmişim... ve bunları tüm kalbimle biliyorum ki beni üzmek için değil gerçekler bunlar olduğu için söyledi... çıktım odadan.. muayene odasının kapısı açıktı ve bekleme odasındaki herkes de doktorun söylediklerini duymuştu. insanların gözündeki acımayı hissettim. halbuki az önce ne kadar gururluydum, kaçmak istedim. halbuki belki 10 dakika önce sabırsızlıkla psikoloğumun başka biriyle sohbetinin bitmesini bekliyordum, anlatacaklarımı kuruyordum kafamda.
kapıda psikoloğum oturuyordu. o da duymuştu. resmen bir şimşek çaktı, içimden bir ses yaa işte böyle dedi. sen planlar yap gururlan, büyüklen... işte böyle, bu kadar, busun, bir fani gelip geçici rüzgarsın. hadi şimdi anlat, hadi şimdi başardım de, hiçbir şey senin değil unutma, başardım sandıkların, acıların, sahip olduğunu düşündüğün herşey... çıktım hastaneden oturdum biraz ağladım. eşimin yanına gittim. lime lime olsan da benimsini yanındayım dedi. dedim ki değilim :) ne kadar yaşadığımız önemli değil, sen çok güzel şeyler gördün çok güzel şeyler çizdin, çok anlam buldun baktıklarında, bir ömür yaşayıp da görmek ne demek tam olarak anlamayan insanlar var dedi.

kızlar içim çok buruk, karmakarışığım. sitemim yok, ancak kendime kızabilirim belki. ben ama görmeye hayran biriyim. düz duvardan bile anlamlar çıkaran, o anlamda kaybolan, şükreden, mutlu olan, ağlayan, zırlayan biri...çizdiğim resimler o kadar detaylıdır ki elimde değil, övünmek için de demiyorum. bir çiçeği koklarken dibine girerim, polenlerini göreyim yapraklarına bakayım, yemek yerken bile incelerim yediğim şeyi. sanki görünce daha güzel olur tattığım, kokladığım şey.. bununla mı sınanıyorum? herhangi bir duyuya bu kadar düşkün olmamak mı gerek? sevdiğim adamı tam göremeyecek miyim artık, canım annemi, bir bebeğim olursa onu... ışığımı hep açık tutabilecek miyim? başta beni teselli edin dedim ama o bile şimdi çok acıklı geldi :) gerek var mı bilmiyorum, sadece içimi dökmek istedim. hepiniz iyi ki varsınız...
ışığı hep açık tutmaya devam edin. tıp çok ilerledi her geçen gün daha da ilerliyor bir günde derdinizin çaresi olabilir.başka bir hekimden de fikir almak yardımcı olacaktır.
 
Ben sifani bulacagini en hafif sekilde atlacagina inaniyorum kuzum en iyi doktor kimse onu arastir ve git tek doktorla yetinme ve tevekkul et bak gor cözulecek
aminn inşallah dediğiniz gibi olur... tevekkül işte hem öyle zor hem de öyle rahatlatıcı ki..
 
Nedeni diyabet mi
Kötü ihtimaller var tabi ama iyilere de odaklansanız her tıbbi girişimde zaten riskler vardır
Lütfen iyi düşünün
Bir de hastalığınızın asıl adı ne acaba
İyi bakın
 
X